# Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık - Murat Gülsoy Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık kimin eseri? Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık kitabının yazarı kimdir? Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık konusu ve anafikri nedir? Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık kitabı ne anlatıyor? Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık PDF indirme linki var mı?  Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık kitabının yazarı Murat Gülsoy kimdir? İşte Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/buyubozumu-yaratici-yazarlik-murat-gulsoy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-25T16:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-05-25T16:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/25/murat-gulsoy-kimdir-murat-gulsoy-kitaplari-ve-sozleri-230959.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Murat Gülsoy 
 Orijinal Adı: Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750704635 
 Sayfa Sayısı: 240 
--reklam--
Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Murat Gülsoy, Bu Kitabı Çalın adlı yapıtıyla Sait Faik Hikâye Armağanı'na, ilk romanı Bu Filmin Kötü Adamı Benim ile Yunus Nadi Roman Ödülü'ne değer görülmüştü. 

Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık ile yazı serüveninin en başından beri attığı tüm adımlara basarak geri dönüyor, yalnızca kitapları değil, dünyanın kendisini de bir metin olarak okuyan edebiyat geleneğinin izini sürüyor. Vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerinden yola çıkarak, gerçekliği yazı yoluyla yeniden kurmanın araçlarını, yöntemlerini sorguluyor. Gülsoy, "kurmacanın bilinen sırlarıyla ihlâl edilebilir kurallarını" açımlarken, bir büyüyü bozuyor ve okuyanla yazan arasındaki sessiz anlaşmanın kurallarını altüst ediyor. Kısacası, anlatacak bir hikâyesi olanlara, "okunaklı" bir anlatı kurmanın yollarını işaret ediyor. Yolları çatallanan yazı bahçesinde kaybolmasınlar diye...
--reklam--
Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık Alıntıları - Sözleri
Varoluşsal bir meseledir yalnızlık, aşılmaz bir yabancılık halidir.
Söz düşünceyi fetheder fakat egemenliği üstlenen yazıdır.
Okunan kitapların sayısı değil onların okunma yoğunlukları önemlidir.
Düşünce ilhamı öldürür, üslup düşünceyi zincire vurur, yazıysa hesabını üslupla kapatır.
Bence edebiyat estetiğinin amacı da budur: biçimsel arayışların gerçekliğe dair önermelerde bulunması...
Kurtuluş umut etmekten çoktan vazgeçmiştik ama erteleme de elimizden alınınca geriye ne kalıyor?
Karakterler, sözcükten insanlardır.
Yazdığımız kahramanlar kendi hikâyeleri için vardır.
Dünyada olup bitenleri bir neden-sonuç zinciri içinde kavramak, hayatta kalmak için büyük bir üstünlük sağlar.
Okumak, yazmaya başlamanın ilk adımıdır..
Sanatı göz önüne serip sanatçıyı gizlemek sanatın amacıdır.
Oscar Wilde
Her şeyin gerçekleşebileceği bir yerde hiçbir şey ilginç kalmaz.
İnsanı tanıdıkça, onun dünyasına girdikçe hakkında kesin yargılarda bulunmamız güçleşir.
Bir insan tüm insanlığın özetidir.
Hayal gücümüzün tıpkı diğer zihinsel yetilerimiz gibi son derece yaşamsal bir işlevi vardır: sorunlara çözümler üretmek.
--reklam--
Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazmak... Büyübozumu... Gündüz görülen bir düşün kalemden kapıda akması belki de... Kendisinin yazma süresicimde geçtiği süreçleri parça patça o kadar akıcı dille anlatıyor ki en çabuk okuduğum yazarlıkla ilgli kitap oldu. Kendi süreci yanında atolyelerinden tecrübelerini ve yazarlardan anektodlar paylamış. Kitap bitince ikna oldum mu bilemiyorum. Çünkü birine güzel ve doğru bir Türkçe ile yaşadıklarını anlatmayı öğretebilirsiniz ama bir Sait Faik gibi yazmayı, bilemiyorum! Okunması gerekir kimler mi, tabi ki düşü yazı yazmak olanlar önce. Tavsiye edebilirim. (Simurg) 
Murat Gülsoy’ya ait okuduğum ilk kitaptı. Ara ara açıp okunabilecek, bilgi dolu bir eser.
Kurmaca metinin ve yazma hakkında iyi kaynaklık eden bir kitap. Okuduğum bütün satırların altını çizmek istedim, her sayfada bana çok şey kattı. Adeta yazarla öğretici ve sohbet havasında bir dil ile birlikte hikayeler okuduk, bunlar üzerinde konuşup inceledik. Bazı noktalara değinip, farklı alıntılarla belki de aynı duyguları paylaştık kimi zaman. Kitabı bazen okulda spor salonunda, tenefüs aralarında bazen evde kahve içerken, dışarıda çıktığımda çantamda hep benimle birlikte kendimden bir parçam gibiydi. Birlikte gezdiğimiz bir öğretmenim, yazılar metinler ve edebiyat hakkında sürekli konuşabileceğim bir arkadaşımdı. Uzun bir yolculuktu ve bu yolculukta bana çok şey kattı. Gerçekten bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. (Biumut) 
Gülsoy, kitabın bir yerinde "Bazen bir tek kitabı derinlemesine okumak bir kütüphane araştırması kadar ufkunuzu genişletebilir" diyor. Bu kitapta benim deneyimlediğim şey de bu oldu. Okulun kütüphanesinde, özellikle aradığım bir kitap olmadan gezinmek çok sık yaptığım bir şeydir. Bu kitaba da o turlarımın birinde bir rafta rastladım. Kitabın alt başlığı "Kurmacanın Bilinen Sırları ve İhlal Edilebilir Kuralları" olunca "herhalde çok teknik bir kitaptır bu, alıp da okumam" demiştim., sadece girişe ve içindekiler kısmına göz atmak için elime aldım, masaya geçtim. Su içmek için ara verdiğimde bir baktım ki yetmişinci sayfaya gelmişim (ki bu sıralar tek oturuşta bu kadar çok okumak ender yaşadığım bir şey, asla odaklanamıyorum, kaldı ki bu kurgudışı bir kitap). Ama kitap; başta sandığım gibi teknik bilgilerle dolu bir ders kitabından ziyade, deneme türünde bir eser.

Yazar bu kitapta, Yaratıcı Yazarlık atölyelerinde yazar adaylarıyla işlediği başlıklara, özetler halinde değinmiş. Yaratıcı Yazarlık atölyesi deyince benim gibi önyargıları olan, itilen insanlar vardır ve sayıları da çoktur diye tahmin ediyorum. Kitabın girişinde bu konuya da değiniliyor ve bu atölyelerin işlevselliği konusunda yazarın beni ikna ettiğini söyleyebilirim.

 Benim yazma konusunda hiç büyük bir arzum ya da merakım olmadı. Muntazaman günlük tutuyorum ama kurgu türünde bir şey yazmayı asla düşünmedim. Yine de yazarlarla ve yazarlıkla ilgili bu tarz kitaplar okumaktan keyif alıyorum. Büyülenerek okuduğumuz bir kitap olduğunda, yazarının nasıl bu kadar muhteşem bir iş çıkarabildiğini hepimiz merak ediyoruzdur bence. Kitabın birkaç bölümünde Gülsoy; Yusuf Atılgan, Sait Faik Abasıyanık ve Oğuz Atay gibi yazarların eserlerine yaptığı yakın okumalarla benim bu merakımı bir nebze giderdi ama benim için saydığım isimlerin kalemlerinin büyüsü ve gizemi hâlâ baki tabi. Kitapta dikkatimi çeken şeyse, Murat Gülsoy'un kendi yazarlık anlayışına neredeyse hiç değinmemesi oldu. Bunun sebebini de aşağıda yazdığım alıntıda açıklıyor bence ve kitabın okurlarına, atölyelerindeki yazar adaylarına veda ettiği gibi veda ediyor: Sizinle edebiyat arasında şeffaf bir geçiş unsuru olmaya çalıştım her zaman.

"Amacım, başta da belirttiğim gibi kurmaca metinler yaratmak isteyenlerle beraber düşünmekti. Birtakım formüller önermek değildi; ancak başka yazarlar tarafından işaret edilmiş kimi ipuçlarını ve genellemeleri de tartışmaktan geri kalmamaya özen gösterdim. Şimdi bu kitabın okurları, Yaratıcı Yazarlık konusunda yazılmış herhangi bir kitabı ellerine aldıklarında yabancılık çekmeyecek, benim bu kitapta ele aldığım konuların çoğunun belki başka ağırlıklarda ve farklı sıralamalarla yinelendiğini görecekler ancak klişeler ve genellemeler konusunda uyanık olacaklardır. Amacım, bu konuda eleştirel bir sunum yapmaktı." s.243

 *****
Son bi' not: Pandemi döneminde kazandığım en büyük alışkanlık podcast dinlemek oldu. Murat Gülsoy'u da Ayfer Tunç'un konuk olduğu bir podcast programında adının geçmesi vesilesiyle duydum ve kendisiyle hiçbir kitabını okumadan YouTube'daki Diyaloglar serisiyle tanıştım. Bu kitabı okuduktan sonra anladım ki gerçekten edebiyata tutkun ve ne yaptığını bilen çok kıymetli bir yazar. Büyübozumu, aynı Diyaloglar serisindeki samimi ve akıcı bir üslupla, okurla sohbet ediyormuşçasına aktı gitti. Benim en sevdiğim diyaloglar bölümünün linkini buraya bırakıyorum: https://youtu.be/nICjukTBe1o
 Son olarak bu kitabı, edebiyatla alakası olan, okuduğu kitapları alışkın olduğu bakış açısından başka şekillerde de okuyup yorumlamak, "analiz" etmek isteyen herkese öneririm. (bahar) 
--reklam--
Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Murat Gülsoy - Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Murat Gülsoy Kimdir?
1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliğini bitirdikten sonra yüksek lisans çalışmasını aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde tamamladı. İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri üzerine yaptığı deneysel tez çalışmasından sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği Programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde temel bilimsel çalışmalar yaptı. 2000 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta Biyofotonik konusunda dersler vermekte, araştırmalar yapmaktadır. Lazer-doku etkileşimi, lazerle doku kaynağı, cerrahi lazer sistemi tasarımı konularında çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

Arkadaşlarıyla birlikte 1992-2002 yılları arasında çıkardığı Hayalet Gemi dergisi ile edebiyat alanında adını duyurmaya başladı. Bu dergide öykü ve deneme türünde yazılarını yayımlayan Gülsoy ilk kitabını 1999 yılında Can Yayınları'ndan çıkardı. 2001 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı, "Bu Kitabı Çalın" adlı kitabına, 2004 yılı Yunus Nadi Roman Ödülü, "Bu Filmin Kötü Adamı Benim" adlı romanına, 2013 yılı Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü "Baba, Oğul ve Kutsal Roman" adlı romanına verildi. Kitapları çeşitli dillere (İngilizce, Almanca, Çince, Makedonca, Rumence, Bulgarca, Arapça, Arnavutça) çevrilmektedir. Yapıtlarında akıcı bir üslup kullanan yazarın gerçekliğin ve zihinsel deneyimlerin aldatıcılığı, rüyalar, ölüm ve aklın sınırları gibi konuları ele aldığı söylenebilir. Öykü ve romanlarında türler arasında gidip gelmekten çekinmeyen Gülsoy edebiyat üzerine de inceleme ve denemeler yazmaktadır. Borges, Kafka, Orwell, John Fowles, Coetzee, Tanpınar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk sıklıkla andığı yazarlar arasında sayılabilir. Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerini Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı kitabında, Modernizm/Postmodernizm üzerine görüşlerini 602.Gece adlı inceleme kitabında yayımlamıştır.

Açık Radyo'da 1995-2002 yılları arasında Hayalet Gemi, Simgeler Sözlüğü, Ubor Metenga gibi programlarda yer almış olan Gülsoy 2010 yılından bu yana TRTTURK kanalında Açık Şehir programında Sinemada Edebiyat Uyarlamaları hakkında yorumlar yapıyor. Murat Gülsoy aynı zamanda 2004 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor.
--reklam--
Murat Gülsoy Kitapları - Eserleri
Bu Kitabı Çalın
Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık
Ve Ateş Bizi Tüketiyor
Öyle Güzel Bir Yer ki
Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet
Gölgeler ve Hayaller Şehrinde
Baba Oğul ve Kutsal Roman
Nisyan
Bu Filmin Kötü Adamı Benim
Belirsiz Bir Ânın Kıyısında
İstanbul'da Bir Merhamet Haftası
Tanrı Beni Görüyor mu?
Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul
Sevgilinin Geciken Ölümü
Binbir Gece Mektupları
Karanlığın Aynasında
602. Gece
Türkiye Hikayelerini Anlatıyor
Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler
Bu An'ı Daha Önce Yaşamıştım
Sindirella’nın Bilmecesi
Belki de Gerçekten İstiyorsun
Şiir Dünyadan İbaret
--reklam--
Murat Gülsoy Alıntıları - Sözleri
Sıradan insanlar ancak hedeflerden söz edildiğinde rahatlarlar. Oysa çoğu zaman, gerçekte hedefin ne olduğunu asla bilmeden doğup ölürler. (Tanrı Beni Görüyor mu?)
Öyle... Zihin dağılmaya başladı mı toparlaması çok zordur." (Ve Ateş Bizi Tüketiyor)
sanki aklının içindeki bir düş dünyasında yaşıyordu (Tanrı Beni Görüyor mu?)
Okunan kitapların sayısı değil onların okunma yoğunlukları önemlidir. (Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık)
Onun sesini zihninde canlandırmak için çabalıyordu. O yüzden onun cümleleriyle düşünüyordu. (Sevgilinin Geciken Ölümü)
Madem kendisi bir yazar olarak ciddiye alınmıyor, o da gizlice yetiştireceği yazarlarla var olacaktı. Adı kimse tarafından bilinmese de olurdu. Tek istediği geleceğe bir yolla katılmaktı. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
“İnsanlar... Asla yapmam dedikleri ne varsa, inan bana, şartlar müsait olduğunda herkesten önce yapıyorlar. Üstelik bunun en doğru hareket şekli olduğunda ısrar edip seni aptal yerine koyuyorlar. O yüzden en iyisi, kimseden bir şey beklememek. Böylece sukutuhayale de uğramazsın.” (Gölgeler ve Hayaller Şehrinde)
Kalp bir para gibi renklerini kaybediyor, gerçekler aleminden palavralar alemine doğru hızla yuvarlanıyor. (Bu Kitabı Çalın)
Koşuyordum; düşüncelerin, düşlerin, şakaların, oyunların, madrabazlıkların içinden geçiyor, sonra başladığım yere geliyordum nefes nefese. (İstanbul'da Bir Merhamet Haftası)
Modernizm ilerlemeyle barbarlıktan kurtulunacağını vaat ediyordu. Oysa tam tersi olmuştu, barbarlık steril ve organize bir hal almıştı. İşte modernliğin ürünleri olan Nazizm ve dünya savaşları ortadaydı. Insanlar şu sorunun yanıtını bulamıyorlardı: Böylesine gelişkin bir uygarlık, böylesine incelmiş bir kültür nasıl olur da böylesine büyük bir barbarlık üretebilmişti? Üstelik bilimcilerin bu süreçteki rolü hiç de azımsanmayacak kadar önemliydi. Bir çoğu gönüllü olarak bu süreçte rol almış, savaş endüstrisinin kilit noktalarında görev yapmış, insanlar üzerinde yapılan korkunç deneyleri tasarlayıp gerçekleştirmişti. (602. Gece)
"... Ve sonuçta yeni sanat sinemadan yararlanma deneylerini oyuncu ve tiyatro yönetmeni Nikolai Vladimroviç Ekk ile birlikte kurduğu tiyatro Metla'da dener. (Ekk 1931-41 yılları arasında Hayat Yolu, Grunya Kornakova, Bülbül. Sorochinsk Fuarı, Mayıs Gecesi adlı filmler çekecektir.)" (Şiir Dünyadan İbaret)
İki insanın aşkı gibi değildi bizim yakınlaşmamız, acı çeken bir insanın aynada kendini öpmesi gibi yalnızlık doluydu. (Karanlığın Aynasında)
İlahî adaletin tecelli ederek kendisini cezalandırdığını düşünerek kendine dur demişti. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
Orta sınıfın sınırsız sorumsuz mutluluğuna küfretti Önder. Mutluydular. Ahmakçasına. Kendilerinden memnundular. Kafalarında kendilerine ve geleceklerini ilişkin net planlar vardı. Kendilerine, bahçe içindeki evlerine, birbirlerine güveniyorlardı. Yastıklı plastik sandalyelerini yaslanarak başkalarını çekiştiriyorlardı. Her evde bu küçük mahkemelerden binlercesi kuruluyordu akşamları. (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
Biliyor musun, annem gibi konuşuyorsun. O da böyledir. Ne zaman ona göre yanlış bir şey yapsam bu benim düşüncem olamaz. İlle de aklıma biri girmiştir. (Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet)
İnsan her zaman aldatır, her zaman kötüdür. (Öyle Güzel Bir Yer ki)
Toplanmak için dağılmak gerekir. (Türkiye Hikayelerini Anlatıyor)
İnsanlara bakmıştım. Milyonlarca Hayat vardı dışarıda. Uzaktan birbirlerine benziyorlardı ama yeterince dikkat edince her birinin diğerinden farklı olduğu anlaşılıyordu. Her biri ayrı renkte bir kapıydı. Açması zordu belki ama hepsi de açılmayı bekliyorlardı. Benim gibi... (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
Nazım’ı önce tiyatroya, sonra da sinema dünyasına çekecek daveti Muhsin Ertuğrul yapar. Nazım 1924 yılındaki ilk dönüşünde, Süreya Paşa sinemasının müdürlüğünü yapan babası Hikmet Bey’in Osmanlıca-Fransızca Sinema Postası (Le Courrier du Cinéma) dergisine yardım eder. Ancak edebiyat eylemcisi Nazım, Şeyh Said isyanını öne sürerek çıkarılan Takrir-i Sükûn Yasasını ’nın verdiği baskılar sonucu, sadece yedi ay kalabildiği ülkesinden Sovyetler Birliği’ne kaçmak zorunda kalır. Ankara’da İstiklal Mahkemesi’nde açılan davada gıyaben on beş yıl hapse mahkûm olmuştur. (Şiir Dünyadan İbaret)
Gerginliği oluşturan nedenlerin başında da sosyal başarısızlık ve dışlanma korkusu gelir. (Bu Kitabı Çalın)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/buyubozumu-yaratici-yazarlik-murat-gulsoy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)