# Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi - Muhammed Kutub Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi kimin eseri? Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi kitabının yazarı kimdir? Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi konusu ve anafikri nedir? Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi kitabı ne anlatıyor? Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi kitabının yazarı Muhammed Kutub kimdir? İşte Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cagdas-fikir-akimlari-1-demokrasi-muhammed-kutub-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T04:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T04:00:12+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/muhammed-kutub-kimdir-muhammed-kutub-kitaplari-ve-sozleri-150845.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Muhammed Kutub 
 Çevirmen: M. Beşir Eryarsoy 
 Yayın Evi: Ravza Yayınları 
 İSBN: 9789753500246 
 Sayfa Sayısı: 416 

Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yazar, "çağdaş ideolojiler"in nadir ve izafi müsbet taraflarına, objektif anlayış gereği temas etmekle birlikte; asıl ağırlığı, onların gerçek nizama ve insan tabiatına göre taşıdıkları zaaflara, batılılara tahsis etmiştir. Ancak, eserin maksadı, peşin hükümle söz konusu ideolojileri çürüğe çıkartmak değildir. Bu netice; insanın yaratılışından ve vahyin ışığından hareketle yapılan mükemmel ilmi, rasyonel ve objektif incelemelerle, inkar edilemeyecek şekilde ortaya konmaktadır.

Günümüzde demokrasi, kapitalizm ve Marksizm gibi ideolojiler hakkında çeşitli açılardan yapılmış kıymetli tenkitlerin bulunduğu bir gerçektir. Elinizdeki eserin o tür tenkitçi yaklaşımlardan farkı; insan zihninden saf düşünce veya sinsi plan gereği çıkmış herhangi bir kanun ya da formüle "tabu" kıymeti vermemesidir. Sosyal, psikolojik, fiziki ve benzeri olayları inceleyen "çağdaş" mütefekkirlerin, "metafizik" kayıtlardan kopmayı tam ve kusursuz ilmi düşünce için şart görmeleri; daha doğrusu, "işe Allah'ı karıştırmamaları", yaygın bir kabulle pozitivist fazilet telakki edilir. Fakat, bu durumlarda "pozitivist düşünce" mensuplarının yine "tabu"ları vardır. Hatta, tabiatı incelerken işe Allah'ı karıştırmama prensibi, bilfiil tabiatı Allah kabul etmek gibi ilkel bir bağnazlığa dönüşebilmektedir.

Muhammed Kutub, pozitivist tanrı edinmemiş akıllara, bu eseriyle ilmi bir metod da sunmuştur. İnsan hükümlendirmelerinin hiçbirine peşin "tabu" ya da postülat değeri tanımazken; Allah'ın kanunlarından hareket edişin gerçek manada akli, mantıki, ilmi ve insan tabiatına uygun yaklaşıma nasıl imkan sağladığını göstermiştir. Özetle yazar, pek çok Müslüman aydına musallat olan "batılı manada ilmi düşünce" kompleks ve şartlanmasından kolayca uzak durabilmiş; eseriyle bu sıhhat ve izzeti adeta dersleştirmiştir.

Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi Alıntıları - Sözleri
Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, gölge ile hararet bir olmaz. Ölüler ile diriler de bir olmaz. (Fâtır/19-22)
Insan nefsi, fitrattaki bu ahdine sadık kalabildiği gibi, sapa bilir de. Fakat nefis, bu fitri özelliği sebebiyle her zaman bir ilah arayıp durur. O halde insan için ibadet, kaçınılmaz bir şeydir: insan ya Allah'a ya da O'ndan başka bir şeye ibadet eder.
İki insan arasındaki temel fark, birinin ibadet edip diğerinin etmemesinde değil, ibadet ettikleri ilâhtadır: İbadet ettikleri, ibadete layık ve hak sahibi olan Allah mıdır, yoksa bu hususta hiçbir hakları olmayan sahte ilâhlar mıdır?
Yahudiler, (kendileri dışındaki insanlara hükmetmek için) değişmez sabit değerlerin bulunmadığı bir toplum ortaya çıkarmak istediler. Gerçekten de dînsiz, ahlaksız, nikahsız, ailesiz ve geleneksiz bir toplum ortaya çıkardılar.
Gerçek şu ki dîn, yeryüzünü düzene sokmak ve insanların hayatını adalet ölçüleri üzerine kurmak için gelmiştir:
Kilise, dinin Allah ile kul arasındaki bir ilişkiden ibaret olup yerinin sadece kalp olduğu ve yeryüzündeki vakalarla alakası olmadığı yanlışını insanların akıllarına yerleştirdi. Böylece daha sonra gelecek şeytanlar için dinin hayattaki etkilerini toptan kaldırma imkanlarını hazırlamış oldu. Çünkü din pratik hayatta derine kök salmamıştı.
Yahudiler aileyi parçalamak için çalıştılar. Çünkü aile, ahlaki çözülüşü veya bu çözülüşün hızlanmasını engelleyen önemli bağlardan biridir. Dolayısıyla aile diğer Âdemoğulları'nın eşekleştirilmesi ve "Allah'ın seçkin milleti"nin emrine verilmesi işini ağırlaştırıyordu.
...Söz konusu fikri emperyalizm, çoğu zaman galibin mağlupların zihnine bu inançları, düşünce ve ideolojileri yerleştirmek sûretiyle ortaya çıkar. Böylelikle mağlup ettiği kimsenin kendisine tâbi olmasını ve otoritesine karşı çıkmamasını garantilemek ister.
Şimdi gelin gerçek vakıaya bakalım ve işin iç yüzünü görmek amacıyla tam bir tarafsızlıkla soralım: "Liberal Demokrasi'de hayatın akışı kimlerin yararınadır? Bundan en büyük ölçüde yararlanan kimdir?"
Komünizm'in dediği gibi, "biricik yararlanan" demiyoruz.
Hiç şüphe yok ki genelde olayların akışı kapitalistlerin yararınadır.
Kapitalizm'in, halka vermek zorunda kaldığı bütün tavizlere rağmen hâlâ aslan payı onlarındır, halk yığınlarına ise kırıntilar düşmektedir.
Çünkü insanları "rabbler" ve "köleler" olmak üzere iki kisma ayıran, Allah'ın indirdikleriyle hükmetmemektir: Kanun yapan rabbler bir tarafta, bunları uygulayan köleler diğer tarafta Rabblerin karşısında kölelerin gerçek bir hürriyete sahip olabilmeleri söz konusu edilemez.
Kûr’ân-ı Kerîm, kalbin bütün kapılarını çalıp bütün tellerine mızrabını dokundurarak insanın vicdanını harekete geçirir. Ondan sonra ona âkîdeyle ilgili gerçeği ilka eder. Kalp bundan etkilenir ve huzura erdiğini hisseder.
Gerçek hürriyet, kanun yapma hakkının kime ait olduğunun tesbiti ile ilgilidir.
Avrupa'nın ilim alanındaki silkinişinin Müslümanların ilimlerini öğrenmeleri ile başladığı, bilinen bir husustur."bu konuda Müslümanların bütün yaptıkları sadece Avrupa'nın karanlık çağlarında farkına varmadığı Greklerin ilimlerini muhafaza etmekten ibarettir". Diyen mağrur Avrupai büyüklük taslayıcılarına önem vermemek gerekir. Bunlar der ki:"Avrupa uyanırken (sanki kendiliğinden uyanmış da) vakti ile kendisinin olan eski malını almış ve oradan gidip, uygarlığını
 yeniden inşa etmeye başlamış..."
Büyüklük kompleksinden kaynaklanan bu inada kulak asmamak lazımdır. Çünkü gerçek bunun böyle olmadığını ortaya koymaktadır. Bu konuda Roger Bacon'un " ilim öğrenmek isteyen her şeyden önce Arapçayı öğrenmelidir."şeklindeki sözleri delil olarak yeterlidir.
Bu sesler uyanmalarını sağlamak için uyuyanları sarsıyor, onların ruhlarındaki nasırlaşmayı gidermeye çalışıyordu. Duygularında vakanın yol açtığı ağırlığı kaldırmaya ve değişiklik yapma imkanının bulunduğu ümidini vermeye, mevcut durumun ebedilik niteliği taşımadığını anlatmaya, diğer taraftan bunun eleştirilmez bir şey olmadığını açıklamaya başladılar.
Yahudiler ahlakı-ve özellikle de cinsi ahlakı-parçalamaya kalkıştılar, cinsi anarşi ve çözülüşü yaygınlık kazandırarak. Ademoğullarını değirmenlerini çevirecek bineklere dönüştürmek şeklindeki geniş çerçevede planlarını uygulamaya engel olan iffet kalıplarına karşı savaş açtılar. Bu bakımdan filozofları iffet meselesinin geri kalmış zirai toplumdaki erkeğin bencilliğinden dolayı önem kazandığını ileri sürüyor. Çünkü bu toplumda kazanan ve harcama yapan erkek daha sonra bencilliğine hizmet etmesi için gereğinden fazla önem vererek iffet bahsine din ve ahlak kılıfını da giydirdi. Kesin evrimin sonucunda bunun elbetteki gülünç olan önemini yitirdiği açıktır. Artık evrim geçirmiş toplumda onun yerini daha başka bir fazilet almış bulunuyor bu ise kadının "Hürriyet ve bağımsızlığı"dır
Yahudiler،değişmez sabit değerlerin bulunmadığı bir toplum ortaya çıkartmak istediler. Gerçekten de dinsiz,ahlaksız, evliliksiz, ailesiz ve geleneksiz bir toplum ortaya çıkarabilirler.

Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Demokrasi Nedir? Ne Değildir?: Bir İslam mücahidi olan Seyyid Kutub'un kardeşi olan Muhammed Kutub, İslam dinini Modern Çağ da nezih, pak ve duru bir anlatımla eserlerine işlemiştir. 20.YY mütefekkirlerinden biri olan yazarımız, bulunduğu dönemde dünyayı etkisi altına alan fikir akımlarının menfi cihette tesirlerini görmüş ve gerek Müslümanlar adına gerekse de gayr-i Müslimler adına bu çağdaş fikir akımlarının kökenini, sebebini ve neticilerini Demokrasi adlı yapıtında gayet sarih bir anlatımla kaleme almıştır. Kitabı okumaya başladığınız da , kitabın başlığı olan demokrasi bahsine yaklaşık olarak kitabın son 80 sayfasında tam olarak giriş yapmakta bulunuyorsunuz. Son 80 sayfaya gelmeden önce yazarımız, demokrasi kelimesini idrak etmek ve nereden çıkıp nasıl bugünümüze evrildiğini fehmetmek açısından giriş mahiyetinde genişçe bir ders işler. Demokrasi mefhumunun çıkış kaynağını okuyucularının zihinlerine dercettikten sonra, kitabının son kısımlarına doğru İslam ve demokrasi kavramlarını birbirleriyle karşılaştırıp iki kavramın birbirlerinden neden farklı olduğu ve neden aynı olamayacaklar üzerine tespitlerini aktararak okuyucularına verimli bir mülahaza dersi verir. Kıtapta demokrasi sistemini anlatmak için çeşitli yapıtlardan alıntılar yapılması ve bu alıntıların kitabın sistematiğini bozmak bir yana akıcılık katması bakımından da gayet yerinde ve başarılıdır. (Furkan Demir) 

Kitabın Yazarı Muhammed Kutub Kimdir?
Muhammed Kutub 26 nisan 1919 yılında Mısır’ın Asyut şehrinde Muşa ilçesinde  doğdu. Babası Hacı İbrahim Kutub Asyut’a bağlı Kâlia köyünde sayılan birisi idi.  Muhammed Kutub, Şehid Seyyid Kutub’un en küçük kardeşidir. Diğer kardeşleri ise  Nefise, Emine ve Hamide Kutub’tur. 
Muhammed Kutub liseyi bitirdikten sonra, Kâhire üniversitesi, İngiliz filolojisi  bölümünü ve Yüksek öğretmen okulunu 1940 yılında bitirdi. Üniversite yıllarında  bir yandan psikoloji üzerine eğitim gördü ve eğitim ve psikoloji diploması aldı. Öte yandan da İslami araştırma ve incelemelerde bulundu.  
Son yaptığı görev ise Mekke de Ümmü-l Kur’a üniversitesinde İslamiyet mukayeseli  dinler profesörü. Ayrıca Muhammed Kutub akademik çalışma yapan öğrencilerin  araştırmalarını yönetmekle meşgul oldu. 
Muhammed Kutub eserlerinde özellikle “ilim” kılığı adı altında Müslümanlar  arasında yerleştirilmek istenen ateizm ve onun uzantıları durumundaki belli başlı  çağdaş fikir adımlarıyla hesaplaşarak, Müslümanları böyle cahili düşüncelere  karşı uyanık bulunmalarını sağlamaya çalıştı. 
En son M.İslamoğlu’nun yaptığı röportajda dediğine göre:”O kendini Osmanlı olarak  gören biri ”…Bu yüzden İstanbul’u mesken tutmuş, yıllarca her yılın bir kısmını  İstanbul Beylerbeyin de geçirirmiş. İstediği şey ise iki oğlunun da Türkçeyi  vatanından öğrenmeleri ve zaten istediğini de elde etmiş. Muhammed Kutub’un büyük  oğlu Üsame, M.İslamoğlu’na kılavuzluk etmiş ve röportaj sırasında hep Türkçe  konuşmuş. 
 Muhammed Kutub abisinin kendisine tefekkür ve yazarlık konusunda rehberlik  yaptığını söylüyor ve.“Merhum Seyyid sayesinde İslami bir yazar olarak  tanındım.”diyor. 
Muhammed Kutub’un hapsi: 
Üstad Muhammed Kutub ta 7yıla yakın hapiste yattı ve abisinin mücadelesine ortak  oldu. Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnâsır yönetimine karşı verdiği mücadeleden  dolayı 1954 yılında hapse giren Muhammed Kutub 1955 yılında serbest bırakıldı.  Ancak 1965 yılının Ağustos ayında tekrar tutuklandı. 
 Üstad’ın tutuklanmasını Zeynep Gazali şöyle anlatır:” 5 ağustos günü Seyyid  Kutub’un tutuklandığını öğrendim. Muhammed Kutub’ta zaten birkaç gün evvel  tutuklanmıştı.” Zeynep Gazali zindanlardayken ona soruyorlar: Muhammed Kutub’un teşkilatı nedir? Diye. Cevap veriyor :” Daha önce bunun cevabını verdim Muhammed Kutub’un teşkilatı olmadığını, sadece İslam konusunda yazan bir araştırmacı olduğunu söyledim. Bütün işi insanlara doğru yolu göstermektir. Müslümanlara İslam düşüncesini açıklamak ve anlatmaktır. İnsanlar bunu öğrendikten sonra inandıkları ve tercih ettikleri  şekilde davranırlar.” dedim, diyor… 
Ve Muhammed Kutub’un hapsi 1971’e kadar devam etmiş… 
Muhammed Kutub’un hapse atılmasına sebep gösterilen konu ise “Tekâmül mü  Soysuzlaşma mı” ve “20.Asrın cahiliyeti” kitaplarından dolayı, bir grup genç soru  sormaya geliyorlar ve bu toplantıların asıl sebebinin Cemal Abdünnâsır’ı  öldürme planı olduğunu sanıp(!) Muhammed Kutub’u hapse atıyorlar.
 Şehid Seyyid Kutub kardeşi Muhammed ‘in hapse atılmasını şöyle anlatır: 
“29 Temmuz da kardeşim Muhammed tutuklandı. Ben de 2 veya 3 Ağustos ta Kahire’ye  geldim. Muhammed’i arayan polisler 2 gün önce evin her tarafını didik didik  etmişlerdi. Kahire ye gelir gelmez yeğenlerimden Azmi Bekr ve ya Rıfat Bekr’den biri ile  Yüzbaşı Ahmed Rasih’e bir yazı göndererek Muhammed’in durumunu karakoldan sordum. 
Yazıda kanunsuzca tutuklanan ve nerede olduğunu bilmediğimiz Muhammed’in  tutuklanmasını ve hastalığıma karşın evde bana yapılan muameleyi şikâyet ettim.  Çünkü iki gün önce gece yarısı emniyet görevlileri pencereden girerek evimizi 
zorla aramış ve bana insanlık dışı hakaretler yapmıştı… 
Gönderdiğim şikâyet dilekçesinde, Bertrand Russell’in (ünlü İngiliz filozofu)  hükümeti eleştirdiği için tutuklanırken gördüğü muamele ile Muhammed’in  tutuklanması sırasında gördüğü muamele arasında karşılaştırma yaparak dağlar  kadar fark bulunduğunu, oysa Muhammed’inde onun gibi bir düşünür ve yazar  olduğunu belirttim. Hiç olmazsa Muhammed’in nerede tutuklu bulunduğunu öğrenmek  istediğimizi de ekledim. Bu dilekçeden 5 gün sonra 9 Ağustos günü bende  tutuklandım.” 
 Oysa Muhammed Kutub emniyet raporlarında yer aldığı gibi Müslüman Kardeşler  teşkilatına üye değildi. Onun tutuklanmasıyla Müslüman Kardeşlerin başına büyük  tehlikelerin geleceği bir bakıma haber verilmiş oluyordu.  Böylece Muhammed Kutub, hiç mahkeme önüne de çıkarılmadan ömrünün 7 yılını  hapiste türlü işkencelere maruz kalarak geçirmiş oldu.  Daha sonra da Mısır’ı terk edip Suudi Arabistan’a yerleşti. 
Muhammed Kutub, eserlerinde özellikle “ilim” adıyla Müslümanlar arasında  yerleştirilmek istenen ateizm ve onun uzantıları durumundaki belli başlı çağdaş  fikir adımlarıyla hesaplaşarak, Müslümanları böylesi düşüncelere karşı uyanık  bulunmalarını sağlamaya çalıştığı biliniyor.
Muhammed Kutub’un 30 u aşkın eseri var ve çoğu Türkçeye çevrildiği için Türkiye  de tanınan bir İslam Mütefekkiridir…  Hayatını ilim ve irşada adamış bir mütefekkir olarak tarif edilen ve uzunca bir  süredir Medine'de sürgün yaşayan Muhammed Kutub yakın zamanda Mekke'de  kaldırıldığı hastanede 4.nisan.2014 tarihinde cuma sabahı 95 yaşında hayatını  kaybetti. 
Allah (CC) rahmet etsin.
Eserleri
31 arapça kitabın linki
27 arapça kitap linki
*1000 Soruda 4 Raşit Halife / POLEN YAYINLARI
1000 Soruda Peygamberimizin (s.a.v) Hayatı POLEN YAYINLARI 
20. Asrın Cahiliyesi BEKA YAYINLARI 
Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (sav) BEKA YAYINLARI 
Asrımızda İslam Uygulanabilir mi? RAVZA YAYINLARI 
Batıcı Söylemler ve İslam BURUC YAYINLARI 
Benzerini Getiremezler BEKA YAYINLARI 
Biz Müslüman mıyız? AĞAÇ KİTABEVİ YAYINLARI 
Biz Müslüman mıyız? HİLAL YAYINLARI 
Biz Müslümanmıyız ŞURA YAYINEVİ 
Bosna Hersek Katliamı TEVHİD YAYINLARI 
Çağdaş Dünyaya İslami Bakış BEKA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Takım) RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları 1- Demokrasi RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları 2 -Komünizm- RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları 3 -Sekülarizm, Rasyonalizm, Milliyetçilik- RAVZA YAYINLARI 
Çağdaş Fikir Akımları BEKA YAYINLARI 
Çağdaş Konumumuz BEKA YAYINLARI 
Çocuklar İçin Peygamberlerin Hayatı BEKA YAYINLARI 
Düzeltilmesi Gereken Kavramlar RİSALE 
Evrim ve Değişmezlik BEKA YAYINLARI 
Gelenekler Çatışması BEKA YAYINLARI 
Hz. Muhammed'in Hayatı / Gençler İçin İLKE YAYINCILIK 
Hz. Peygamberden Gençlere 50 Nasihat İLKE YAYINCILIK 
İman ve İnkar Aynasında İki Kadın Portresi İLKE YAYINCILIK 
İnsan Psikolojisi Üzerine Etüdler RAVZA YAYINLARI 
İslam Budur BEKA YAYINLARI 
İslam Dünyasında Aydınlanma Sorunu BEKA YAYINLARI 
İslam Etrafındaki Şüpheler HİSAR YAYINLARI 
İslam İnancı RİSALE /Nureddin Yıldız 
İslam Kahramanları Ashab-ı Kiram (5 Kitap Takım) HİSAR YAYINLARI 
İslam Terbiye ve Ahlak Sistemi HİSAR YAYINLARI 
İslama Göre İnsan Psikolojisi ESMA YAYINLARI 
İslamın Etrafındaki Şüpheler TUĞRA NEŞRİYAT 
İslami Açıdan Tarihe Bakışımız RİSALE 
Kadının Özgürlüğü ve Tesettür RAVZA YAYINLARI 
Kadının Özgürlük Savaşı RAVZA YAYINLARI 
Kur'an Araştırmaları Medeni Ayetler Cilt 2 SERİYYE YAYINEVİ 
Kur'an Araştırmaları Mekki Ayetler Cilt 1 SERİYYE YAYINEVİ 
Kur'an Kıssaları BEKA YAYINLARI 
Kur'an'ı Nasıl Okuyalım İŞARET YAYINLARI 
Küreselleşme ve Müslümanlar BEKA YAYINLARI 
La İlahe İllallah BEKA YAYINLARI 
La İlahe İllellah / Akide, Şeriat ve Hayat Yolu RAVZA YAYINLARI 
Lailahe İllallah İHTAR YAYINLARI 
Nasıl Davet Edelim? BEKA YAYINLARI 
Örnek İslam Toplumu RİSALE 
Peygamberden Parıltılar BEKA YAYINLARI 
Peygamberimizin Savaşları HİSAR YAYINLARI 
Peygamberimizin Seriyyeleri HİSAR YAYINLARI 
Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri BEKA YAYINLARI 
Tartışmalar BEKA YAYINLARI 
Tih'den Çıkış BURUC YAYINLARI .

Muhammed Kutub Kitapları - Eserleri
Düzeltilmesi Gereken Kavramlar
Biz Müslüman Mıyız?
Kur'an'ı Nasıl Okuyalım
La İlahe İllallah
İslam İnancı
Hz. Peygamber'den Gençlere 50 Nasihat

20. Asrın Cahiliyesi
Tih'ten Çıkış
İslam'ın Etrafındaki Şüpheler
Nasıl Davet Edelim?
İnsan Psikolojisi Üzerine Etüdler
Kadının Özgürlük Savaşı
İslam Budur

Hanım Sahabiler
Sosyal Bilimlerin İslami Temelleri
İman ve İnkar Aynasında İki Kadın Portresi
Kur'an Kıssaları
Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Bir Arada)
İslam Dünyasında Aydınlanma Sorunu
Örnek İslam Toplumu

Gelenekler Çatışması
Tevhid
Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi
Enfal Suresinden Eğitici Dersler
İki Kadın
Tartışmalar
İslama Göre İnsan Psikolojisi

Çağdaş Fikir Akımları 2 - Komünizm
Peygamberden Parıltılar
Küreselleşme ve Müslümanlar
Çağdaş Fikir Akımları 3 - Sekülarizm, Rasyonalizm, Milliyetçilik
Çağdaş Dünyaya İslami Bakış
Oryantalistler ve İslam
Çağdaş Konumumuz

Kur'an-ı Kerim'den Eğitici Dersler
1000 Soruda 4 Raşit Halife
Taklitlerin Çarpışması
İslami Tarih Yorumu
Gençler İçin Hz. Muhammed’in Hayatı
Benzerini Getiremezler
Asrımızda İslam Uygulanabilir mi?

İslami Eğitim Metodu
Tekamül Mü? Soysuzlaşma Mı? - Cilt 2
Alemlere Rahmet Hz. Muhammed
Evrim ve Değişmezlik
Tekamül mü? Soysuzlaşma mı? - Cilt 1
İslami Açıdan Tarihe Bakışımız
İslami Çalışmada Eğitimin Önemi

İslam ve Materyalizme Göre İnsan
Kavramlar
Kur'an Araştırmaları Medeni Ayetler Cilt 2
Kur'an Araştırmaları Mekki Ayetler Cilt 1
1000 Soruda Peygamberimizin (s.a.v) Hayatı
Batıcı Söylemler ve İslam
İslam'da Eğitim Metodu

Muhammed Kutub Alıntıları - Sözleri
İman temeni ve tahalüllerle (süslemelerle) değil, kalblerde yerleşmesiyle, amelin de onu tasdik etmesiyle vücut bulur. (Biz Müslüman Mıyız?)
İman arzu ile , salih kişi görüntüsü ile olmaz.
Müminin imanı öyle bir hakikattır ki kalbde yer tutar ve ameli de onu doğrular ... ( Enes r.a. ) dan (Biz Müslüman Mıyız?)
"Ya Resulallah, bana islâm'da senden sonra (ya da senden başkasına) sormayacağım bir söz söyle." dedim. Buyurdu ki: "Allah'a iman ettim de ve istikamet üzere ol.
Süfyan b.abdullah es-sakafi
(Müslim'in rivayet) (Düzeltilmesi Gereken Kavramlar)
İmanın gerçek sırrı, Allah’ın dinini yaşamakla ortaya çıkar. (İslam İnancı)
Şüphesiz bu din, bütün yönleri ile hayatın tamamını kapsamak üzere inmiştir. Özel önemi ve hacmi ne olursa olsun hayatın sadece bir yanını işgal etmek için değil (Küreselleşme ve Müslümanlar)
"Kıskançlık, kin doğurur. Kin; başkalarında görülen nimetin varlığını çekememek ve bunun yitirilmesi için elinden geleni yapmaktır. Azim ise, o insanın sahip olduğu nimete gıpta etmek ve var gücüyle, bütün enerjisiyle o nimetin aynısına sahip olmaya, o kişiye benzemeye ve bu konuda onu geçmeye çalışmaktır." (Hz. Peygamber'den Gençlere 50 Nasihat)

...,kendileri Rabbani yoldan koptular ve Avrupa cahiliyesinin ardından koşmaya başladılar. Arkalarından koşmak için izin istiyorlar. (Kadının Özgürlük Savaşı)
Yahudiler ahlakı-ve özellikle de cinsi ahlakı-parçalamaya kalkıştılar, cinsi anarşi ve çözülüşü yaygınlık kazandırarak. Ademoğullarını değirmenlerini çevirecek bineklere dönüştürmek şeklindeki geniş çerçevede planlarını uygulamaya engel olan iffet kalıplarına karşı savaş açtılar. Bu bakımdan filozofları iffet meselesinin geri kalmış zirai toplumdaki erkeğin bencilliğinden dolayı önem kazandığını ileri sürüyor. Çünkü bu toplumda kazanan ve harcama yapan erkek daha sonra bencilliğine hizmet etmesi için gereğinden fazla önem vererek iffet bahsine din ve ahlak kılıfını da giydirdi. Kesin evrimin sonucunda bunun elbetteki gülünç olan önemini yitirdiği açıktır. Artık evrim geçirmiş toplumda onun yerini daha başka bir fazilet almış bulunuyor bu ise kadının "Hürriyet ve bağımsızlığı"dır (Çağdaş Fikir Akımları 1 - Demokrasi)
Kör ile gören, karanlıklar ile ışık ve gölgelikle sıcaklık bir değildir. Yaşayanlarla ölenler de bir olmaz. (Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Bir Arada))
İslâm, kendisine bağlanan herkese açık bir dindir. Kavrama yetenekleri oranınca bu dinin gerçeklerini anlayabilir, bilgide derinleşebilir. Bu din, belli bir sınıfın tekelinde değildir. Yani dinin naslarını kendi tekeline alan, kendisinden başka kimseye bu nasları yorumlama hakkı tanımayan, dilediği zaman kuralları değiştirme yetkisine sahip bir kutsallar sınıfı söz konusu değildir. (Çağdaş Konumumuz)
Hiç bir zaman için normal bir psikolojik yapıya sahip olan insana, nefret duygusu hakim olmaz. Sapık ve hasta psikopotlarin dışında bu nefret duygusu hiç bir zaman için bir kin ve çekememezlik durumuna geçmez. Çünkü insanın varlığını hissettiği sevgi bütün insanların sevgisidir...
Muhammed KUTUB (İslama Göre İnsan Psikolojisi)
İslâm'ın esnek bir din olduğu doğrudur. Uygarlığa açık bir din olduğu da doğrudur. Ama bu, Allah'ın tespit etmiş olduğu sabitler/değişmezlerin sınırları içerisinde söz konusudur. Aynı zamanda fakihler tarafından bilinen ictihadın şartı da haram bir şeyi helâl kılmaması, helâl bir şeyi haram saymaması ve şeriatın maksatları ile çatışmamasıdır. (Oryantalistler ve İslam)
Her bakıp düşünen, kendisini imana götürecek işaretler bulur. (Tevhid)

Siyon Hâkimlerinin Protokolleri adlı kitapta şu ifadeler yer almaktadır: "Her alanda ahlâkın yıkılması için çalışmamız gerekmektedir. Bu, bizim egemenlik kurmamızı kolaylaştıracaktır. Freud bizdendir. O, cinsel ilişkileri aydınlığa kavuşturmaya devam edecektir. Böylelikle gençliğin nazarında kutsal bir şey kalmayacak ve bütün çabaları cinsel güdülerini tatmin etmek olacaktır. İşte o vakit de gençliğin ahlâkı yıkılacaktır." (Evrim ve Değişmezlik)
İster ilim, ister sanat, isterse başka herhangi bir alanda olsun, tabiatın tanrılaştırılması, Avrupa’nın sığınmış olduğu vicdanî birkaçıştır. Avrupa; ruhî, fıkrî, malî, siyasî, ilmî ve hayatın geri kalan diğer bütün alanlarında Kilise tarafından kendisine köleler peydah edilen “rab” veya “rabler”den kaçmak için bunu yapmış; daha sonra da kendisine başka bir ilâh uydurmak zorunda kalınca yaratıcı, yoktan var edici, şekillendirici Allah’ın pek çok sıfatlarını taşıyan, fakat kilisesi olmayan ve birtakım görevler yüklemeyen bir tanrı olarak 'tabiat'ı uydurmuştur. (Çağdaş Fikir Akımları (3 Cilt Bir Arada))
Şu ana kadar etkilerini yaşamakta olduğumuz gerçekten çok büyük hadiseler meydana geldi. Bunların ilki ise Avrupa'nın ön plana çıkması olmuştur. Çünkü Avrupa, İslam'ın geri çekildiği zeminden, maddî ve manevî zeminden öne çıkıp ilerlemiştir.

İslam ümmeti bir karışlık araziden ne kadar geri çekildi ise yahut bir karış kadar değer ve ilkelerden ne kadar geri kaldıysa, orada bu cahilî ümmet öne çıkmış oldu ve onun boşalttığı yeri işgal etti. (Enfal Suresinden Eğitici Dersler)
"İlim öğrenin; çünkü ilmin Allah için öğrenilmesi bir haşyettir, onu öğrenmeye çalışmak bir ibadettir. Müzakere edilmesi tesbihtir, araştırılması cihaddır, bilmeyene öğretilmesi sadakadır. Ehil olan kimselere karşılık beklemeden verilmesi de Allah'a yakınlaştırıcı bir ameldir."
-Âcurrî, Ahlâku'l-Ulemâ,s.24 (Peygamberden Parıltılar)
Ey müslüman kadın!

Kız evlat... Kız kardeş... Anne!

Dedikleri gibi "sen toplumun yarısısın". Fakat şöyle demek daha doğru olacaktır: "Kesinlikle sen toplumun tamamısın." Bu, daha doğru ve daha isabetli bir yaklaşım. Çünkü nesillerden öncelikli ve ilk sorumlu olan kişi sensin. (İki Kadın)
Ümmetin genel bir karakterini ifade eden ve onun birçok halini bozan/ifsad eden korkunç üçlü;

-Hizmetinde düzenden hoşlanmayan düzensizlik,
-Planlamaktan nefret eden gelişigüzellik,
-Çabucak alevlenip çabucak sönen kısa nefeslilik... (İslam Dünyasında Aydınlanma Sorunu)
SORU: İslam devletini kurabilmek için fiilen atılması gereken adımlar nelerdir?

CEVAP: Atılacak adımlar İmam Hasan el-Bennâ'nın açıkladığı şekilde, Müslüman insanı inşa etmek, Müslüman aileyi inşa etmek, Müslüman toplumu inşa etmektir. Bunun neticesinde otomatik olarak İslam devleti de ortaya çıkacaktır. (Enfal Suresinden Eğitici Dersler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cagdas-fikir-akimlari-1-demokrasi-muhammed-kutub-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)