# Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 - Memet Fuat Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 kimin eseri? Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 kitabının yazarı kimdir? Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 konusu ve anafikri nedir? Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 kitabı ne anlatıyor? Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 PDF indirme linki var mı?  Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 kitabının yazarı Memet Fuat kimdir? İşte Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cagdas-turk-siiri-antolojisi-1-memet-fuat-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-22T19:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-08-22T19:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/22/memet-fuat-kimdir-memet-fuat-kitaplari-ve-sozleri-295835.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Memet Fuat 
 Yayın Evi: Adam Yayınları 
 İSBN: 9789754185778 
 Sayfa Sayısı: 510 
--reklam--
Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu antoloji, 1920'lerin ikinci yarısından günümüze kadar uzanan bir zaman dilimini kapsıyor. Seçilen şiirleri baştan sona doğru, yazılış ya da yayın tarihlerine dikkat ederek okuyanlar,çağdaş şiirimizin 1929'da 835 Satır'la başlayışını; 1941'de Garip'le yenilenip büyük bir yaygınlık kazanışını; bu akıma katılmayan toplumsalcı şairlerin serbest nazmı çeşitli yönleriyle sürdürüşlerini; 1950'lerin sonlarına doğru İkinci Yeni akımının parlayışını; bu akım içinde şiire başlayan gençlerin 1970'lerde yeniden toplum sorunlarına yönelen bir şiir öne çıkarışlarını izleyeceklerdir.
--reklam--
Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 Alıntıları - Sözleri
"Nice göğün düşüp öldüğü yerde
Taşın ilkçağıdır yüreğim..."
" Şiir bir incelik işiydi, şiire her düşünce, her duygu, her sözcük giremezdi. "
"Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim."
" Ne hoştur kırlarda yazın uyumak!
Bulutlar ufukta beyaz bir yumak,
Ağaçlar bir derin hulyaya varmış,
Saçında yepyeni teller ağarmış.
Baş yorgun, yaslanır yeşil otlara,
Göz dalgın, uzanır ta bulutlara.
Öğleyin bu uyku bir aralıktır,
Saf hava bir kanat gibi ılıktır.
O zaman gönülde ne varsa diner,
Yüzlere tülümsü bir buğu iner.
Erirken sıcakta yaz kokuları,
Ne hoştur, ne hoştur kır uykuları! "
"Ben gurbette değilim,
Gurbet benim içimde."
"Havaydık, boğuluyorduk..."
"Ben senin necinim, kalbim?"
"Dert çok...
Hemdert yok...
Yüreklerin kulakları sağır.
Hava kurşun gibi ağır! "
"Ben diyorum ki ona
Kül olayım Kerem gibi yana yana
Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak,
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.."
 Nazım Hikmet.
"Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde
Ölümün anlamı değişti birden..."
" Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta... Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafidirdir ki rûha dolmakta
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... "
" Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim. "
" Kavuşmak bir gün toprağa,
Bir bahar cümbüşü olmak,
Dört mevsimde ayrı ayrı
Tabiatın düşü olmak...

Bir buluttan düşen yağmur,
Bir yıldızdan damlayan nur,
Bir yeşil yaprakta huzur,
Bir gonca gülüşü olmak...

Yazın savrulmak harmanda,
Kışın şahlanmak ummanda,
Fecre karşı bir ormanda,
Bir kuşun ötüşü olmak... "
"Ağladığım senin içindir!
Güldüğüm senin için;
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin!"
"Sevmeyen sevenden bahtiyar, anne!"
--reklam--
Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu kitabı ders kitabı olarak birinci sınıfta almıştık, iyi ki de almışız. Öncelikle söylemek isterim ki şiir okuma sevgim de bu kitap sayesinde oluştu.Kitap iki ciltten oluşuyor toplam 1000 sayfa ve içerik olarak çok çok çok güzel. Şairlerin hayatı, şiir anlayışı ve şiirleri içersinde mevcut. Bu kitap sayesinde hiç duymadığım şairlerle tanışma ve onların hayatlarını öğrenme fırsatı buldum. Şiir okumayı seven herkes bu kitabı çok sever diye düşünüyorum, benim gibi şiir okuma alışkanlığı olmayanlar da bunu okuduktan sonra sevebilir. O yüzden kitabı herkese herkese tavsiye ediyoruum. Şu anda ikici cildini okuyorum o da şimdilik çok güzel gidiyor, keyifli okumalar. (Gülbahar) 
Cumhuriyet şiirinin her safhasında yer alan şairleri ve şiirlerini Mehmet Fuat'ın derlemesiyle okumak harika bir deneyimdi. Şiire, şaire ilgi duyan tüm okuyucuların bu kitabı dikkatle okuması ve idrak etmesi gerekir. Burada bulunan şiirler bir şiir değil sadece Türk Edebiyatı şiirinin tarihsel gelişimi ve bir izdüşümüdür. Toplumun, şairlerin, okuyucuların hissiyatından evrilen dizeler Türkiye toplumunun bir portresidir aslında. Bu sebeple bu antoloji tüm edebiyat severlerce edinilip okunmalı. (Caner) 
Şiir sever misiniz? Ben severim. Antolojileri ayrı bir severim. 1920-1970 yılları arası çağdaş Türk şiiri örnekleri ve şairlerinin kısa hayat öykülerinin güzel bir derlemesi olan iki ciltlik bu eser de kitaplığımın kıymetlilerinden. (@kitaplarlakeyif) 
--reklam--
Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Memet Fuat - Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Memet Fuat Kimdir?
Edebiyat eleştirisi yazıları ile tanınan bir edebiyat adamı ve voleybola katkıları ile tanınan bir spor adamıdır. 1960’da De Yayınevi’ni kurdu. Yeni Dergi adlı edebiyat dergisini çıkardı. Altınyurt Voleybol Takımında antrenörlük yaptı ve amatör takımın deplasmanlı lige yükselmesini sağladı. Nazım Hikmet’in hayatı ve eserleri hakkında eserler verdi. Nazım Hikmet'in üvey oğludur.

16 Şubat 1926’da İstanbul’da, dedesi Mehmet Ali Paşa’nın Erenköy’deki köşkünde dünyaya geldi. Babası sanat eleştirmeni Vedat Örfi (Bengü), annesi Piraye Hanım’dır. O doğmadan önce yurtdışına giden babasını ilk kez beş yaşında iken gördü. Annesinin ünlü ozan Nazım Hikmet ile birlikteliği sırasında onlarla birlikte yaşadı. 1932’de anne ve babasının boşanmasının ardından annesi, Nazım Hikmet ile 1935 yılında evlendi. 1938’de üvey babası Nazım’ın tutuklanıp 15 yıl hapis cezasına mahkum edilmesinden sonra yaşamını dedesi Mehmet Ali Paşa’nın köşkünde sürdürdü.

Erenköy 38. İlkokulu'nda, Kadıköy 1. Orta'da, Robert Koleji'nde ve Haydarpaşa Lisesi'nde okudu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne 1946’da kaydoldu.

Nazım Hikmet'in etkisi ile yöneldiği edebiyat alanında Memet Fuat adıyla tanınmaya başladı. 1946’da ilk kitabını Tuna Baltacıoğlu ile birlikte yayımladı. Aşk ve Sümüklüböcek adlı kitabın ilk yarısında Baltacıoğlu’nun, ikinci yarısında Memet Fuat’ın öyküleri yer alıyordu.

1950'de Tuna Baltacıoğlu ve Oktay Verevler ile birlikte Memleketimizde ve Dünyada Kitaplar adlı bir dergi çıkardı. 1951 yılında ikinci kitabı Yaşadığımız yayımlandı. Aynı yıl, üniversiteyi tamamlamasından önce dedesi Mehmet Ali Paşa’yı kaybetti ve aile, maddi sıkıntı içine düştü. Yeditepe Dergisi’nde yayınladığı denemeler ile adını duyurmaya başladı. Üniversiteyi bitirince İstanbul’daki okullarda yardımcı öğretmen olarak çalıştı. Nazım Hikmet ile ilişkisi nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalışmayı sürdüremeyince özel İngilizce dersleri verdi, kitap çevirileri yaptı. John Steinbeck, Erskine Caldwell, Jack London’dan öyküler, Walt Whitman’dan şiirler, Varlık Yayınları’na Edgar Allan Poe’dan, Katherine Mansfield’den öyküler çevirdi.

Gençliğinde yaşadığı akciğer rahatsızlığı sebebiyle askerliğe başladığı yedek subay okulundan çürük raporuyla çıkarıldı. Çocukluğundan beri tanıştığı ve Piraye'nin de akrabası olan İzgen Öksüzcü ile Edebiyat Fakültesi'ndeki arkadaşlıkları evlilikle noktalandı. Bu evlilikten 25 Temmuz 1961'de oğulları Kenan doğdu.

1959'da dergilerde çıkan eleştiri yazıları nedeniyle Ataç Eleştiri Armağanını kazandı. O sırada eniştesi Metin Yasavul ile De Yayınevini kurdu. Yayınevinin ilk kitabı olarak 1960’da Düşünceye Saygı’yı yayımladı ve bu eser, 1961 Türk Dil Kurumu Deneme-Eleştiri Ödülü’nü kazandı. Yayınevi, 1960 - 1980 yılları arasında, 20 yılda birçok kitap yayımladı. Yeni Dergiyi çıkardı.

İstanbul Altunizade mahallesinde Altınyurt Spor Klübü'nde çocuklara futbol öğretti, turnuvalar düzenledi. Daha sonraki yıllarda yardımlaşmaya dayanan bir takım sporu olan voleybolu seçti. Altınyurt Voleybol A Takımını deplasmanlı voleybol ligine taşıdı. Tam 10 yıl amatörlükten hiç ödün vermeden, yeni genç oyuncular yetiştirerek bu ligde kalmayı başardı. 1972 - 1980 yılları arasında genç, ümit, büyükler ve üniversite erkek ulusal takımlarını turnuvalara hazırladı. 1979 - 1982 yılları arasında Anadolu Hisarı Gençlik ve Spor Akademisi'nde voleybol dersleri verdi.

1980 - 1983 yılları arasında Yazko Edebiyat Dergisi’ni yönetti. 1981'de Adam Yayınları'nın yerli yayınlar editörü oldu. Nazım Hikmet’in, Orhan Veli’nin yapıtlarının yeniden basılmasına öncülük etti. 1985’te yayımlanmaya başlayan “Adam Sanat” dergisinin genel yayın yönetmenliği görevini 1999’a kadar sürdürdü. 1992’de "Çağdaşımız Makyavel" adlı kitabıyla Sedat Simavi Ödülü’nü Gülten Akın’la paylaştı.

1990'larda önce 1990 yılında bir ameliyatta kız kardeşi İzgen'i, arkasından da 1995 yılında annesi Piraye'yi yitirdi. 1995'te kendisi solunum yetmezliğinden yoğun bakıma alındı. Yoğun bakım sonrasında öldüğü güne kadar evinde çalışmaya devam etti. Bu sırada yazdığı ve derlediği birçok eseri yayımlandı. 1995’te kendisine Kültür Bakanlığı “Kültür ve Sanat Büyük Ödülü” verildi. 1996’da bunu “Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü Altın Madalyası” izledi. 1997’de “Yaşasın Edebiyat” dergisinin yaptığı soruşturmada “Gölgede Kalan Yıllar” adlı yapıtı “Yılın Kitabı” seçildi. 1999'da ikinci kez girdiği yoğun bakımdan çıkar çıkmaz tutmaya başladığı güncesi, ölümünden sonra “"Ölünceye Kadar"” adıyla iki cilt olarak yayımlandı. 19 Aralık 2002'de akciğer yetmezliğinden yaşamını kaybetti. Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi .
--reklam--
Memet Fuat Kitapları - Eserleri
Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1
Nazım Hikmet
Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 2
Güzelin Yararlısı
Nazım Hikmet: Portreler
Tiyatro Tarihi
Pir Sultan Abdal
Nazım Hikmet Üstüne Yazılar
Karacaoğlan
A'dan Z'ye Nazım Hikmet
Namık Kemal
Adlin - Adam Düzyazı Klasikleri
İkinci Yeni Tartışması
Orhan Veli
Ahmet Haşim
Bir Ayrılışın Öyküsü
Yazarlığın Eteklerinde
Dil Üstüne
İki Yönlü Yozlaşma
Türk Edebiyatı 1967
Sana Deliler Gibi
Türk Yazınından Seçilmiş Eleştiri Yazıları
Yunus Emre
Unutulmuş Yazılar
Yaşlı Bir Şaire Mektuplar
Tevfik Fikret
Türk Edebiyatı 1966
Eleştiri Üstüne
Dadaloğlu
Şinasi
Köroğlu
Yaşadığımız
Aykırılıklar
Gölgede Kalan Yıllar
Din ile Felsefe
Çağdaşımız Makyavel
Düşünceye Saygı
Türk Edebiyatı 1969
Türk Edebiyatı 1968
Türk Edebiyatı 1965
Türk Edebiyatı 1963
Türk Edebiyatı 1964
Özgünlük Avı
Dünya Yazınından Seçilmiş Çeviri Şiirler
Duyumsanmayan Karanlık
Sömürüsüz Bir Dünya
Tribünden Palavra Anılar
Demokrasi Kültürü
Kültür Alışverişi
Eğitim Sorunu
Kitap Eleştirileri
Toplum İle İnsan
Ölünceye Kadar-Günce 2
Ölünceye Kadar-Günce 1
Eleştiri Üstüne
Çoğunluğun Gücü
Türk Edebiyatı 1972
Türk Edebiyatı 1970
Türk Edebiyatı 1971
Unutulmuş Yazılar
Eleştiri Sorumluluğu
Biçemden Biçeme
Çağını Görebilmek
Tartışmalar
İncelemeler /Memet Fuat
--reklam--
Memet Fuat Alıntıları - Sözleri
Santkârın iyisi, eserlerini seyirci ile beraber seyreder. (Güzelin Yararlısı)
Sevdiğini üzmemek için doğruyu gizleme! Çünkü bir vakit gelir ki sevdiğin o gizlediğin haberi öğrenirse korktuğundan fazla üzülür. (Namık Kemal)
Deli eder insanı bu dünya;
Bu gece, bu yıldızlar, bu koku,
Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç (Orhan Veli)
Sanatçıları kişiliklerinden soyutlayarak ele almak, bazı yöntemlercr savunuluyorsa da, aslında çok yanlış bir yaklaşımdır (Nazım Hikmet Üstüne Yazılar)
Âteş gibi bir nehr akıyordu
Ruhumla o ruhun arasından... (Ahmet Haşim)
...Ve işin en aşağılık tarafı şu ki yavrum
galiba yalnızlığa alışıyorum... (Nazım Hikmet: Portreler)
Yanılma özgürlüğümü yitirmek istemem. Sorular sorup yanıtlar aramanın tadı bambaşkadır. Bir yanıt bulabilirsem, bunun doğru yanıt olduğunu da düşünmem. Başka bir söyleyişle, bir yanıt bulmak değil de, bit yanıta yaklaşmaktır yaptığım. (Nazım Hikmet Üstüne Yazılar)
" Tahir olmakta ayıp değil ,
 Zûhre olmak da..
 Hatta sevda yüzünden ölmekte ayıp değil.." (Nazım Hikmet)
bütün hazları tattım, kitapları okudum,
ah, kandırmadı; kaçmak, kurtulmak istiyorum. (Dünya Yazınından Seçilmiş Çeviri Şiirler)
Bir de rakı şişesin de balık olsam. (Orhan Veli)
Yasaklar konur, her türlü yayın, devlet eliyle yapılır, sanatçılar denetlenir, uyumsuzluk gösterenler ülkeden çıkarılır, cezaevlerine atılır, hatta öldürülür. Sonunda başarılı ya da başarısız, ama “iktidar”daki dünya görüşünün parelelinde bir sanat yaratılır.
Demokrasiyle yönetilen ülkelerde ise böyle bir uygulama söz konusu değildir. (İki Yönlü Yozlaşma)
İnsanları konuşturmamak, susturmak, düşündüklerini söyletmemek için bir sürü engel çıkarıyorsunuz...
Sorunların tartışılmasına, doğruların araştırılmasına kesinlikle karşısınız...
Aykırı bir görüş ileri sürenler, bilim insanları bile cezaevlerinde...
Düşünen insanları neden yıldırmak, susturmak istiyorsunuz?
“Voltaire tutuklanamaz!” diye bir söz vardır...
Bir Fransız general, bir devlet adamı söylemiş...
Hem devlet adamı, hem de general...
Düşünün...
Korkmayın canım, bir şey olmaz...
(Cumhuriyet - 1 Şubat 1995) (Sömürüsüz Bir Dünya)
Peyami Safa bu romanını ilk basıldığında Nâzım Hikmet’e adamış,ayrıca “Kara sevdayla” diye imzalayarak vermişti. (A'dan Z'ye Nazım Hikmet)
Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya. Ona sorarsanız : ' Lafı bile edilmez, mikroskobik bir zaman.' Bana sorarsanız : ' On senesi ömrümün."

Nazım Hikmet (Güzelin Yararlısı)
"Dert çok...
Hemdert yok...
Yüreklerin kulakları sağır.
Hava kurşun gibi ağır! " (Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1)
"Onu sevmenin sözcükleri olmamıştır. " (Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 2)
"Bir akarsu geçiyor uykunun yanı başından
Silmiş bellekten ölümlü düşünceleri... " (Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 2)
Türkiye’de okurlar da, tıpkı seçmenler gibi, ne kadar güçlü olduklarını bir türlü anlayamamışlardır.
(Cumhuriyet, 4 Şubat 1995) (Sömürüsüz Bir Dünya)
Bir sanatçı eleştiri gücü ne kadar yüksekse, o kadar iyi sanatçıdır. (Güzelin Yararlısı)
"Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen;
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim." (Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi 1)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cagdas-turk-siiri-antolojisi-1-memet-fuat-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)