# Çakıcı'nın İlk Kurşunu - Sabahattin Ali Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Çakıcı'nın İlk Kurşunu kimin eseri? Çakıcı'nın İlk Kurşunu kitabının yazarı kimdir? Çakıcı'nın İlk Kurşunu konusu ve anafikri nedir? Çakıcı'nın İlk Kurşunu kitabı ne anlatıyor? Çakıcı'nın İlk Kurşunu kitabının yazarı Sabahattin Ali kimdir? İşte Çakıcı'nın İlk Kurşunu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cakicinin-ilk-kursunu-sabahattin-ali-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-14T10:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-02-14T10:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/14/sabahattin-ali-kimdir-sabahattin-ali-kitaplari-ve-sozleri-151771.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sabahattin Ali 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789750803507 
 Sayfa Sayısı: 148 

Çakıcı'nın İlk Kurşunu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Ben hayatta herkese karşı lakaydımdır... Bu bende sevmek hissinin mefkudiyetinden değil çok fazla oluşundandır. Ben sevdiklerimi köpek gibi severim yavrum... Zelilane severim."Şiir, hikaye ve romanlarında, tanımlamakta güçlük çektiğimiz kimi duyguları ustalıkla anlatan; insanı, gücü, zayıflığı ve zaaflarıyla bir bütün olarak kavrayıp ödün vermez bir gerçekçilikle yansıtan Sabahattin Ali, "sandığındaki" belgeler arasından derlenen hikaye, şiir ve yazılarıyla ilk kez okur önünde!

Çakıcı'nın İlk Kurşunu Alıntıları - Sözleri
"Kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz, (almak, vermek) bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona ahkâr ( en hakir) mahiyeti veren şeylerdir ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır..."
"Kadın bir erkeğe varmaz,kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz,(almak,vermek) bu tabirler kadını kıymetten düşüren,ona ahkâr mahiyeti veren şeylerdir ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır."
"Fakat dünya insan olmayan insanlarla doludur..."
"Kafalarımızı birleştirelim,bu şekilde kâinatla daha güzel alay edeceğiz."
"Fakat dünya insan olmayan insanlarla doludur."
Fakat dünya insan olmayan insanlarla doludur...
Çünkü dünya… Alay etmekten başka bir şeye yaramaz…
Ben onun uzak bir işaretiyle derhal hayatımı veririm.
Acaba o...
Bana elini verecek mi?
"Hayır."
''Fakat dünya insan olmayan insanlarla doludur.''
Fakat dünya insan olmayan insanlarla doludur...
Ve ben o hale geldim ki, bütün kitaplarımı bu anlaşılmaz ve sihirli kitaptan bir satır okumak için feda edebilirdim..
Bu kız bende hayatımın sonuna kadar bitirmeye imkân olmayan muazzam bir kitap tesiri yaptı. Ve ben o hale geldim ki, bütün kitaplarımı bu anlaşılmaz ve sihirli kitaptan bir satır okumak için feda edebilirdim.

Çakıcı'nın İlk Kurşunu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Ben hayatta herkese karşı lakaydımdır... Bu bende sevmek hissinin mefkudiyetinden değil çok fazla oluşundandır. Ben sevdiklerimi köpek gibi severim yavrum... Zelilâne severim."

Şiir, hikâye ve romanlarında, tanımlamakta güçlük çektiğimiz kimi duyguları ustalıkla anlatan; insanı, gücü, zayıflığı ve zaaflarıyla bir bütün olarak kavrayıp ödün vermez bir gerçekçilikle yansıtan Sabahattin Ali, "sandığındaki" belgeler arasından derlenen hikâye, şiir ve yazılarıyla ilk kez okur önünde! (Arzu) 
“Benimle çok uğraşıyorlar, canıma tak dedi. Artık dayanamayacağım.”

Bu sözler sabahattin Ali’nin ölmeden önce kardeşi Fikret Şenyuva’ya söylediği son sözlerdi.
Ve eklemişti: “Anneme yirmi beş lira gönderdim. Yine göndereceğim. Bir gün gelir de gönderemezsem, beni yok bilin!..”

Ve cesedi öldürüldükten altı ay sonra bir çoban tarafından bulunur, dört ay sonra da gazetelere öldü haberi yazılır. Eşyalarına devlet tarafından haciz konulur, bir polis memuru eşyalarını köylülere satar ve daha nice iğrenç şey... Yıllarca eserlerine yasak konulan, yazıları yüzünden durmadan hapiste yatan Ali şimdi MEB’in 100 Temel Eser listesinde yer alıyor. Garip bir ülkeyiz.

Sabahattin Ali özgürlüğüne kavuşacağını düşündüğü yola çıkarken okumak için yanına aldığı birkaç kitap, birkaç parça kıyafet, umudu, kafasında ise geride bıraktığı can’ı Aliye’si, ruhu Filiz’i ve çantasında tamamlamayı düşündüğü birçok hikayesi vardı.
İşte bu kitabı; yıllar sonra sandığından çıkan notlardan derlenmiş bir kitap. Kızı Filiz Ali yıllar sonra sandıkta kalan belgeleri ve notları 1997’de Nükhet Esen’e götürüyor. Nükhet Esen, Zeynep Uysal, Engin Kılıç, Olcay Akyıldız bu yazıları okuyup düzenliyorlar.

Bu derleme kitapta; ikisi tam, biri bitmemiş, biri uzun olmak üzere dört hikaye, on bir şiir, Kağnı hikayesinin üç perdelik opera formunda yeniden yazımı, ileride yazmayı planladığı hikaye ve romanlarına dair kısa notlar, bazıları 1940'larda gazetelerde yayımlanmış sosyo-politik makaleleri ve çizdiği desenler yer alıyor.
Yazmayı planladığı liste şu şekilde: gonderi/33900716
Tabi bu listenin dışında Kuyucaklı Yusuf’un üçlemesi de bulunuyor.
Sabahattin Ali, ‘Kuyucaklı Yusuf’u üç cilt olarak tasarlamış. Şehrin büyüklerini öldüren Yusuf, ‘Çineli Kübra’ isimli ikinci ciltte eşkıya olacak, üçüncü ciltte ise Yörüklerin arasına katılacaktır. Bu yönüyle ‘Kuyucaklı Yusuf’, ‘İnce Memed’ gibi eşkıya romanlarının öncüsü sayılabilir.

Edebi dili pek iyi olmayan, bölük pörçük, daha üzerinde çalışılması gereken, belki çoğu kullanılmayacak yazılardan oluşan derlenmiş bir kitap. Yani Kafka vakası diyebiliriz. Bunun bilincinde olmadan okuyan kimseler Ali hakkında negatif düşüncelere girebilir. Eğer bu yazıların daha taslak aşamasında olduğu bilinip bu bilinçte okunursa hiçbir sıkıntı teşkil etmez çünkü onun yazdığı her satır bizim için çok kıymetli. Ama Ali bunu ister miydi? Hiç zannetmiyorum. İlk öykü kitabı olan Değirmen’i bile kendi isteğiyle çıkarmasına rağmen eleştiren, Dağlar Ve Rüzgar adlı derleme şiir kitabındaki notlarda, şiirlerini gönderdiği çoğu dostuna şiirleriyle ilgili bol bol eleştiri yazan bir yazar bunların gün yüzünüze çıkmasını istemezdi bence.

“Bir Hakikatin Hikayesi” adlı öyküsü gerçekte başından geçen bir olay olduğu için yayınlanmadığı düşünülüyor.
En uzun olan hikayesi Çakıcı’nın İlk Kurşunu. Bu hikayede Aydın’da yaşayan eşkiya Çakırcalı Mehmet Efe’yi anlatır. Hoş eşkiya demek pek doğru bir tabir olmuyor. Otoriteye karşı savaşmış, halktan yana olan biri Çakırcalı.
Ali bu hikayeyi yayınlar mıydı yayınlarsa cezaevinde ne kadar süre yatardı bu da bilinmez. Çünkü pek çok yerde II. Abdülhamit’i sert bir dille eleştiriyor. Pek çok kişi Yaşar Kemal’in Çakırcalı Efe kitabıyla kıyaslıyor. Bu tamamiyle yanlış bir yaklaşımdır daha taslak olan bir yazı, bir birikim eseriyle kıyaslanmamalıdır bence.

Yine de kitaba umutsuz bir şekilde devam edenleri, kitabın son kısmı fazlasıyla tatmin edecektir.
Gazetelere yazdığı köşe yazıları ya da yaptığı konferanslardaki konuşmaları yer alıyor bu kısımda. Bu konuşmalar ders niteliğinde.

17.01.1932 yılında Konya Halkevi'nde verilen konferanstaki konuşmalarını; “Kadınlar Üzerine Bir Konferans” adıyla yazmış, kız çocuklarının eğitimi, onların nasıl yetiştirilmesi gerektiği, kadın ve erkeğin toplumun her alanında eşit olması gibi konularda çok müthiş noktalara değinmiştir. Şu alıntı yazının sadece kısa bir parçası:
gonderi/33861364

Bu yazıları:
Türkiye Hapishaneleri
Emperyalistin Tarifi
Bu Memleketi Kurtarmak İçin
Milliyetçinin Tarifi
Hürriyet Meselesi
Milliyetçi Gençlik
Asıl Büyük Tehlike Bugünkü Ehliyetsiz İktidarın Devamıdır
Şeklinde devam ediyor. Sırf bu yazılar için bile alınıp okunmalıdır bu kitap.

Yıllar geçmesine rağmen halen ne asıl katilleri bulundu ne de bir mezarı mevcut Sabahattin Ali’nin. Kemikleri inceleme yapılacak bahanesiyle ordan oraya savrulurken ne hikmetse kayboluveriyor.
Sanki kaderini bilip bu dizeleri bırakmış bize:

“Bir gün kadrim bilinirse
İsmim ağza alınırsa
Yerim soran bulunursa
Benim meskenim dağlardır!”

Canına kurban... (Gül) 
Sabahattin Ali: En sevdiğim tarafı Sabahattin Ali'nin el yazılarına, sandığından çıkan resimlerine erişebilmemiz.. Sanırım ilk defa bir kitaptan çok kitabın önsözü etkiledi beni, muazzam şekilde bilgi verilmiş. En hüzünlü tarafı ise yazmayı planladığı roman ve hikayeler ile ilgili notları okumak. Kadınlar Üzerine Bir Konferans ise mutlaka okunmalı kitap/cakicinin-ilk-kursunu--552 (Merve) 

Kitabın Yazarı Sabahattin Ali Kimdir?
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur.

Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır.

Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930).

Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır.

Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır.

16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir.

Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır.

1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945).

"İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır.

Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?"

Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur.

Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır.

Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır.

Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926).

Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930).

Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz".

Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir.

Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir.

1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir.

Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır.

'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir.

Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.

Sabahattin Ali Kitapları - Eserleri
Kuyucaklı Yusuf
Bütün Şiirleri
Çakıcı'nın İlk Kurşunu
Değirmen
Hep Genç Kalacağım
Kağnı - Ses - Esirler

Kamyon
Mahkemelerde
Markopaşa Yazıları ve Ötekiler
Sırça Köşk
Yeni Dünya
İçimizdeki Şeytan
Öyküler Şiirler ve Oyun

Arabalar Beş Kuruşa
Canım Aliye, Ruhum Filiz
Bütün Öyküleri - 2
Bütün Öyküleri 1
Üç Öykü
Bütün Eserleri
Dağlar ve Rüzgar

Değirmen - Dağlar ve Rüzgar
Kuyucaklı Yusuf - İçimizdeki Şeytan - Kürk Mantolu Madonna
Dağlar ve Rüzgar - Kurbağanın Serenadı - Öteki Şiirler
Tüm Eserleri - Öyküler
Kırlangıçlar
Kağnı
Ses

Kağnı - Ses
Kürk Mantolu Madonna
Aldırma Gönül
Esirler
Bütün Öyküleri - 3
Bütün Öyküleri - 4
Bütün Öyküleri - 5

Tüm Eserleri - Oyunlar Şiirler Mektuplar Yazılar Tutanaklar
Köpek
Bir Delikanlının Hikayesi
Bir Cinayet Sebebi
Seçme Şiirler
Gramofon Avrat
Ehliyetsiz İktidar

Leylim Ley
Benim Meskenim Dağlardır
Beyaz Bir Gemi
Şiirler
Mehtaplı Bir Gece
Sabahattin Ali Seti
Kuyucaklı Yusuf

Çocuklar Gibi
Devlerin Ölümü
İki Kadın
Öyküler
Sabahattin Ali Biyografi
Kağnı & Kamyon ve Diğer Öyküler
Sabahattin Ali Şiirleri

Değirmen-Esirler
Tüm Eserleri
Gönül Yayıncılık Sabahattin Ali Seti 12 Kitap
Bir Fotoğraf Camı: Çektiği ve Çekemediği Fotoğraflarıyla Sabahattin Ali
Yeni Dünya ve Ses
Sırça Köşk ve Masallar
Değirmen ve Kağnı

Sabahattin Ali - Bütün Eserleri (Özel Deri Ciltli Kutulu)
Asfalt Yol
Değirmen - Sırça Köşk
Seçme Öyküler 1
Yeni Dünya - Sırça Köşk
Balaca Həsən
Devlerin Ölümü - Bir Aşk Masalı - Koyun Masalı - Sırça Köşk

İstanbul'u Dinliyorum - Leylim Ley (2 Kitap Birden)
Hasan Boğuldu - Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır (2 Kitap Birden)
Gramofon Avrat - Nedime
Seçme Öyküler 2
Dağlar ve Rüzgar-Esirler
Ses & Duvar ve Diğer Öyküler
Seçme Öyküler

Kürk Mantolu Madonna

Sabahattin Ali Alıntıları - Sözleri
⊰ benim aşkım ⊱

“Sensin, kalbim değildir, böyle göğsümde vuran,
Sensin “Ülkü” adıyla beynimde dimdik duran.
Sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran;
Seni çıkarsam, ömrüm başlamadan bitiyor.

Hem bunları ne çıkar anlatsam bir dizeye?
Hisler kambur oluyor dökülünce yazıya.
Kısacası gönlümü verdim Ulu Gazi’ye.
Göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.”

1934 (Şiirler)
Herkes kendi havasında ve menfaat peşinde. (Kağnı)
°Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım. (Bütün Eserleri)
Ben zannediyorum ki, olan şeylerin karşısında şu anda duyduğumuz elem ve ızdırap, bunların niçin böyle olduğunu düşünmekten bizi menedecek kadar kuvvetlidir. (Bütün Öyküleri - 2)
Anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı,
İçinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum. (Leylim Ley)
Ve ozaman kalbimi sen alacaksin ! (Gramofon Avrat)

İçindeki bütün yıkıntılara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. (Kuyucaklı Yusuf)
Çünkü azlıkta kalanlar çok olanlara nedense tepeden bakarlar. (Kırlangıçlar)
“Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim, saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi.” (Çocuklar Gibi)
İki kişi birbirlerini yeni tanıdıkları zaman havadan sudan bahsetmek âdettir. (Kamyon)
Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. (Kürk Mantolu Madonna)
"Rızkını vermediğimiz, veremediğimiz müddetçe ne çocuk, ne nüfus isteyemeyiz. Karnını doyuramadığımız, sıhhatini koruyamadığımız, tahsilini temin edemediğimiz her çocuk, "Bu memlekete yüz milyon lazım!" diyenlerin gözüne, onları gaflet uykularından uyandırmak için sokulmuş birer parmaktır." (Ehliyetsiz İktidar)
"Hiçbir fikre inanmadıkları için fikirlere, insanı insan eden duygulara yabancı oldukları için insanlık sevgisine, herhangi bir şeyi bilip öğrenemeyecek kadar beyinsiz ve tembel oldukları için bilgiye ve kitaba düşman olanlara lânet olsun..." (Ehliyetsiz İktidar)

“Hanım, burası neresi? Mahpus koğuşu, hırsız yatağı. Adamın gözünden sürmeyi çalarlar.” (Ses & Duvar ve Diğer Öyküler)
İçimde, kendime de izah edemediğim karışık ve üzücü birtakım hisler belirmişti.” (Yeni Dünya)
Ve onların arasında nasılsa kalmış olan beyaz bir kasımpatı, buraları örten siyah perdenin üzerinde geçmişi görmek için bırakılmış bir delik gibiydi (Arabalar Beş Kuruşa)
'Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi..' (İçimizdeki Şeytan)
Gökyüzüne baktı, bir bulut aradı ve bekledi… (Kamyon)
Elbette, dünyada her şey parayla olur... (Beyaz Bir Gemi)
Aya hitap eder gibi, şarkısına devam etti:

Ayın şavkı vurur sazım üstüne
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilâl kaşlım, dizim üstüne,
Ay bir yandan, sen bir yandan sar beni. (Kamyon)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cakicinin-ilk-kursunu-sabahattin-ali-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)