# Çapraz İlişkiler - Rasim Özdenören Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Çapraz İlişkiler kimin eseri? Çapraz İlişkiler kitabının yazarı kimdir? Çapraz İlişkiler konusu ve anafikri nedir? Çapraz İlişkiler kitabı ne anlatıyor? Çapraz İlişkiler PDF indirme linki var mı?  Çapraz İlişkiler kitabının yazarı Rasim Özdenören kimdir? İşte Çapraz İlişkiler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/capraz-iliskiler-rasim-ozdenoren-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-08T20:00:25+03:00
- Güncelleme: 2022-05-08T20:00:25+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/08/rasim-ozdenoren-kimdir-rasim-ozdenoren-kitaplari-ve-sozleri-217604.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Rasim Özdenören 
 Yayın Evi: İz Yayıncılık 
 İSBN: 9789753552707 
 Sayfa Sayısı: 232 
--reklam--
Çapraz İlişkiler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap bir araştırmanın, incelemenin sonuçlarını ortaya koyma iddiasını taşımıyor. Buradaki yazılar, dış politika konusunda bazı gözlemlerimizi ve fikirlerimizi yansıtan bir deneme niteliğindedir. Kişisel değerlendirmelerimize göre, dış politika olaylarının temel çizgisini ve yönünü belirtmeye çalıştık. Belirtilen görüşler doğrultusunda dış politika olaylarına bakmayı deneyen okuyucunun, dünyamızda, çevremizde olup bitenler hakkında kendi yorumunu getirebileceğini umuyoruz. Kitap dış politika konusunda bir bakış açısı kazandırabilirse amacını yerine getirmiş sayılmalıdır.
--reklam--
Çapraz İlişkiler Alıntıları - Sözleri
Türkiye'nin izlediği iç ve dış politikanın özü şu iki kelimeyle karakterize edilebilir sanırım; vaziyeti kurtarma.
Dünyada gerçekten bir barış ortamı kurulacak olsa, bu ortam herkesten önce süper silah tüccarlarının çıkarlarını zedeleyeceğinden duruma herkesten önce onlar karşı çıkacaktır.
Siyasetin dışında kalan bir şey var mı? Kalmış mı?
Fas Kralı II. Hasan, Afganistan konusunda sorulan bir soruyu cevaplandırırken "...Prensip olarak Ruslar ile bizim aramızda böylesine nispetsiz bir kuvvetler dengesizliği olmasaydı, Kur'an'ın emirlerine göre bizim Afgan Direniş Kuvvetleri safında çarpışmaya gitmemiz farz olurdu" diyor.

(...) Gerçekte, Kral'ın Afgan mücahitleri safında yer almayı reddetmek için gösterdiği gerekçe, tam da mücahitlerin safına katılmak için ileri sürülmeliydi.
"Seküler zihniyeti" benimsemiş İslâm ülkeleri aslında haçlı zihniyetine karşı açık hâle gelmişlerdir.
Türkiye'nin izlediği iç ve dış politikanın özü şu iki kelimeyle karakterize edilebilir sanırım; vaziyeti kurtarma.
"Haykıra haykıra avlunun bir yanından öte yanına koşar dururlardı.
Vietnam'da barış için, Ürdün'e İsrail hava akınlarını protesto etmek
amacıyla, cinsel özgürlük isteyerek, bayan Golda Meir'in aleyhinde,
Nixon'a karşı, Amilcar Cebral'ın ölümünün öcünün alınması bahanesiyle,
yani her fırsatta gösteriler düzenlerlerdi. Bardaktan boşanırcasına yağan
yağmur altında bildiriler dağıtırlar, buz gibi soğuk kış günlerinde
sokaklarda atom silahlarına karşı posterler satarlar, kar altında dinsel
sloganlar haykırırlar, sonra işi kartopu oynamaya dökerler, birbirlerine
avuç avuç kar fırlatırlar, sonra da koşa koşa sınıfa girer, oyundan yorgun
düşmüş köpek yavruları gibi sıralarına çökerlerdi."
İslam ülkelerinden kimi tekelci Batı kapitalizminin boyunduruğunda yaşıyor, kimi tekelci Doğu sosyalizminin boyunduruğuna girmeye teşne haldedir veya bu boyunduruğa girmiştir.
Halen İslâm âlemi diye anılan ve dünya haritasının çok önemli bir bölümünü teşkil eden yeşil renkte işaret edilmiş ülkelerden acaba kaç tanesi gerçekten İslâm'ın hükümleriyle yönetilmektedir?
Halen küçük ülkeler emperyalistlerden birinin kuyruğuna takılmadan yürüyecek olsa, aç kalacağından endişelenerek emperyalizmin sömürüsüne boyun eğmekten başka çare yok diye düşünüyorlar.
Hangi İslam Alemi?

İslam ülkelerinden kimi tekelci Batı kapitalizminin boyunduruğunda yaşıyor, kimi tekelci Doğu sosyalizminin boyunduruğuna girmeye teşne haldedir veya bu boyunduruğa girmiştir.
Kalkınma :
“Kalkınma denilen olay, Batı'nın, kendi uygarlık dairesinin dışında kalmış olan ülkelere kendi harcama ve tasarruf standartlarını kabul ettirebilmesi için kullandığı bir aletten ibarettir.”
Halen küçük ülkeler emperyalistlerden birinin kuyruğuna takılmadan yürüyecek olsa, aç kalacağından endişelenerek emperyalizmin sömürüsüne boyun eğmekten başka çare yok diye düşünüyorlar.
Arap ülkelerinin petrodolarları Batı bankalarında yatarken, bu ülkelerin Batı'ya karşı kendilerine ait, bağımsız bir politika uygulamaları beklenemez.
Türkiye uzun yıllar Batı Avrupa ülkeleri ve ABD dışında herhangi bir ülkeden malî ve iktisadî yardım almayı reddetmiştir. Bu hadisenin politik sebebi dışında bir de psikolojik sebebi vardır. Batılılaşma süreci içindeki Türkiye, halkın sempatisini Batı ülkelerine yöneltmek istiyordu. Yani Türk halkı, kendisine yardım eden ülkelere karşı geliştireceği sempati ve minnet duygularını, yalnız ve ancak, onların standartlarına göre biçimlendirmesi istenilen günlük hayatında, Batılı insanın yardımseverliğine inanarak bu yolda bir mesafe kat edebilirdi.
--reklam--
Çapraz İlişkiler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
1986 yılında kaleme alınmış genel olarak komünist sscb ile kapitalist/ emperyalist abd'nin Ortadoğu'daki dış politikası, detant döneminin her iki taraf için önemi ve bu dönemde rejimlerde yaşanan zihniyet değişiklikleri, Türkiye'nin dış politikadaki yanlış zihniyet hataları ve batıya yaranma çabası içerisinde olan son 150, yıllık tr siyasalının bu zihniyetten kurtulmadıkça bir şeyleri değiştiremeyeceğinden bahsetme kitap.
Tabii tarih 1986 olunca 6-7 yıl önce yapılmış İran İslam Devrimi üzerinde çokça durmuş yazar. Yalnız üzerinde dururken de en başta safını belli ediyor, ne taasup ne de inkar etmeyip yiğide hakkını veriyor. Ayni zamanda o tarihlerde sscb'nin Afganistan işgaline de değinen yazar genel hatlarıyla bu işgalin sebebinin İran devrimi olduğunu da belirtiyor. Abd'nin başta İran devrimine ses çıkarmamış olmasının asıl sebebinin her küçük ülke gibi onun da rejimi her ne olursa olsun emperyalist abd'ye biat edeceğinden emin olması olduğunu dile getiren yazar, abdnin bölgede yaptığı ve yapacağı birçok faaliyetin işte bu mustekbire boyun eğmeyen rejimin boyun eğmesine yönelik olacağını da vurguluyor.
Kitabın başından sonuna kadar dış politika konusunda özlenen, olması gereken müslümanca tavrı sergileyen yazar aslında İslam dünyasının da dış politadaki birçok hatasını tespit etmiş bulunuyor ki tedavisi de bizlere kalıyor..

Aslında kitabı okuduktan sonra şu cümleyi kurmadan edemedim;
Yedi güzel adamın tüm güzel kitapları bugün Türkiye muhafazakar camiasında büyük bir iştiyakla okunurken, tahlilleri, programları yapılırken; politikada aydın düşünceye bu kadar aç olan bu muhafazakar topluluğa neden bu kitap defaatle okutturulmaz sorguluyorum aslında.

Dediğim gibi kitap harikulade, devasa fikirlere sahip değildir yazarın düşüncelerini zaten paylaşan biri için ama İslam dünyasında açlığını yaşadığımız, yokluğunun bizi türlü dertlere düçar ettiği bu şuurun tabanımızda oturması için muhakkak tavsiye edeceğim bir kitap okumuş bulundum. (Cansel Tan) 
Siyaset severlerin, siyasetle ilgilenen, kişilerin okuması gereken bir kitap bence. Normalde siyaset sevmem ancak kitabı okurken kitap beni sanki siyasete doğru sürükledi. İyi okumalar herkese! (Hシ︎) 
Geçmişten Günümüze Bir Değişme Yok Aslında...: İçindeki yazılar, her ne kadar seksenli yıllarda yazılmış olsa da ve o dönemin siyasi aktörlerini, olaylarını merkeze alıp gelişmeleri ona göre yorumlasa da; eserdeki bütün yazılarda, aynı zamanda günümüzün portresini çiziyor Üstat.
Neden çizmesin ki? Her şey aynı aslında. Şöyle ki; süper devletler arasında cereyan eden olaylar var, bu devletlerin çeşitli nedenlerle kölesi haline gelmiş başka devletler var, yine bu süper devletlere kafa tutan devletler de mevcut ve tüm bunların yanında, az önce zikrettiğimiz menfaatlerine göre birleşip dünyayı sarsan, menfaatlerine göre de üç maymun oynayan süper devletler var.
Fark ettiyseniz, günümüzdeki devletler arası mevcut durumla tıpatıp aynı. Sadece gerekenler zamana göre güncelleniyor. Aktörler değişiyor ama onları oyuna sokan yönetmenler değişmiyor. ve, her zaman da tüm bunlara kafa tutan güzel insanlar, devletler bulunuyor, ne kadar az olsalar da, seslerini duymasak da....
Üstat'ın bu eseri-kendisi de ifade ediyor eserin girişinde- bize gerek dış politikada gerek iç politikada yaşananlara farklı bir perspektiften bakma yeteneğini kazandırmak için yazılmıştır.
İyi okumalar dilerim.
Muhabbetle. (Ebubekir Marabaoğlu) 
--reklam--
Çapraz İlişkiler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Rasim Özdenören - Çapraz İlişkiler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çapraz İlişkiler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Rasim Özdenören Kimdir?
Rasim Özdenören (d. 1940, Maraş), Türk öykü ve deneme yazarı. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı. İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü.Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalıştı. Bir ara araştırma amacıyla ABD'nin çeşitli eyaletlerinde, 1970-1971'de iki yıl kadar kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978'de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü. Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikayeleri ayrıca TV filmi yapılmış, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır.

Rasim Özdenören'in, Türk edebiyatında adını duyurmaya başladığı yıllar, köy romancılığının etkisinin artık azalmaya başladığı, varoluşçu yazarların etkisinin daha fazla hissedildiği yıllardır. O yıllarda roman ve öykü yazarları genel olarak Batı kaynaklı bir anlayışla, sanki dışarıdan bakan bir gözle eserlerini yazmışlardır. Özdenören ise daha çocukluğunda Anadolu'nun birçok ilini gezerek, orada yaşayarak, köyünü, kasabasını, şehrini tanıyarak, kendisine ';ayrıntı avcısı' dedirtecek bir özellik ve güçlü bir tasvir yeteneğiyle, insanın evrensel yanlarını öne çıkararak yazmıştır öykülerini. Yazar, gençliğinin ilk yıllarından itibaren kendine edebiyatı ciddi bir meşale olarak seçen insanlardan oluşan bir arkadaş grubuna dahil olmakla, sonraki yıllarda şekillenecek edebi şahsiyeti için çok önemli bir zemin bulmuştur. Bu arkadaş grubu Özdenören'in anlaşılmasında kilit konumdadır. Çünkü Özdenören'in okumaları, edebi ilgileri büyük oranda bu arkadaş grubunda şekillenmeye başlamış; sonraki yıllarda tanıştığı Sezai Karakoç'un etkisiyle bir bütünlük kazanmıştır. Özdenören'in Amerika'ya gidip orada iki yıla yakın bir süre kalması vesilesiyle çağdaş dünyanın en önemli merkezini tanımasının da eserlerine olumlu yansımaları olmuştur. O, yerli olmak nedir, bu nasıl gerçekleştirilir, sorularının cevabını öyküleriyle vermiş bir yazardır. Hikayelerinin kahramanları, çevremizde rahatlıkla görebileceğimiz, dokunabileceğimiz kişilerdir.

Rasim Özdenören, gerek denemelerinde gerekse öykülerinde, meselenin anlatmak olduğunu ilk öykülerinden başlayarak kavramış bir yazardır. O, İslami kimliğiyle tanınan bir öykücü olmasına rağmen öykülerinde hiçbir zaman, dönemindeki birçok yazarda görüldüğü gibi, inandığı şeyleri okuyucusuna dayatmamış, vermek istediği mesajı öyküyü örselemeden, akışı ve yapıyı bozmadan anlatmayı bilmiştir. Anlatırken de dili ustaca kullanmış, yer yer de adeta şiir yazmıştır.
--reklam--
Rasim Özdenören Kitapları - Eserleri
Gül Yetiştiren Adam
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Müslümanca Yaşamak
Kafa Karıştıran Kelimeler
Çok Sesli Bir Ölüm
Yeniden İnanmak
Kuyu
Ansızın Yola Çıkmak
Çözülme
Aşkın Diyalektiği
Denize Açılan Kapı
Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı
İpin Ucu
Eşikte Duran İnsan
Uyumsuzlar
Ben ve Hayat ve Ölüm
Hastalar ve Işıklar
Acemi Yolcu
Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti
Hışırtı
Toz
Yaşadığımız Günler
Köpekçe Düşünceler
Yüzler
Çarpılmışlar
İmkansız Öyküler
Ruhun Malzemeleri
Düşünsel Duruş
Red Yazıları
Çapraz İlişkiler
Edebiyat ve Hayat
Açık Mektuplar
Kent İlişkileri
İki Dünya
Hadislerin Işığında Hz. Muhammed
Yazı, İmge ve Gerçeklik
Siyasal İstiareler
İmkânsız Öyküler
Elli Yılın Öyküsü
Çözülme
--reklam--
Rasim Özdenören Alıntıları - Sözleri
Çünkü bir sevgi daima, inanılmaz bir durum, ama, daima tahammül edilemez bir şeydir, insanca bir şey.. uzaklıklar, unutmalar.. bunlarla diri kılınabilirdi sevgi.. (Hışırtı)
Kısır niyetler, kısır sonuçlar doğurur.Niyete bir aşkınlık yükleyerek, daha doğrusu aşkın niyetlerle yola çıkarak bereket ülkesine ulaşmak mümkünken, kendi nefsanîliğinin dar sınırları içinde kalmak onu eşya ile kendi nefsi arasındaki çorak bir alanda bırakır. (Yeniden İnanmak)
"Senden uzak kalan tesellisini hasret yaşlarında bulur; düşünelim, ya seni bulan ne olur?" (İmkansız Öyküler)
“Sevginin içinde o alevi söndürecek
Tükenmekte olan fitil gibi bir şey vardır.”
Shakespeare (İmkânsız Öyküler)
"Kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl" (İmkansız Öyküler)
kentin bu derin uğultusu, bu sürgünlük ve krallık bir gün silinip gidecektir. ne tuhaftır ki, ebedîlik iştiyakı da bu sürgün hayatının ve bu fena olma halinin içinden sökün ediyor. (Kent İlişkileri)
Ne zaman elimi ona doğru uzatsam elim boşlukta kalıyor. (Uyumsuzlar)
Hakkın hiçbir zuhuratı yoktur ki, mümin için iman tazelemesine yol açmasın. (Müslümanca Yaşamak)
Ve şimdi, öyle düşünüyorum ki, tecrübe denilen şey, insanın hayatında yer etmiş olan hayal kırıklıklarının toplamıdır. (İpin Ucu)
O sıralarda ben kendim miyim, değil miyim, sorusunu tartışıyordu kafasında. Diyordu ki, ben kendimsem, benim benden ayrılmam, benim benden kaçmam mümkün olmamalı: ama ben kendim değilsem, ben kendimden kaçıp kurtulabilirim. (Elli Yılın Öyküsü)
İnsanın, sevgisi ne türden olursa olsun, onun dışına çıkması diye bir şey söz konusu olmaz ki, onu denesin. Ve zaten böyle bir şey denenebilecek bir şey olsa, o deney o sevginin bitirilmiş olduğu yerde başlar. (Aşkın Diyalektiği)
Hayatı elde tutmak ölümü ele geçirmekle, mümkün oluyor ve ölümün ele geçirilişi, onu ele geçirenin kendi ölümünü sonuçluyor. (Eşikte Duran İnsan)
Durmak her zaman beklemek anlamına gelmez. (Toz)
Onun görmesinden nereye kaçacaksın diye fısıldadı kadın... (Çarpılmışlar)
Günümüzde kendisine Müslümanım diyenlerin çoğu "çağın gözüyle İslam'a bakma" yaklaşımını benimsemiş durumdadır..
Oysa Müslüman, çağın gözüyle İslam'a bakmaz, İslam'ın gözüyle çağa bakar.. (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
Dünya kendi dışında cebinde duran herhangi önemsiz yabancı bir nesne gibiydi. (Çarpılmışlar)
İnsan, yeryüzünü kendisi için kötü bir döşek haline getirmiştir. (Red Yazıları)
Özgürlüğümü yitirdiğim yalan. (Ansızın Yola Çıkmak)
zaman zaman, dön dolaş aynı noktaya gelip takıldığımı, belki daha isabetli bir ifadeyle hiçbir yere kıpırdamamış olduğumu hissediyor; yalnız bunu hissetmekle de kalmıyor, bu hissi de daha önce yaşamış olduğum hissine yakalanıyorum. (Kent İlişkileri)
"İslâm diyalektiğinin dışında kalan birine her çeşit izahın yetersiz ve kısır kalacağı aşikârdır. Böyle bir hükmün sırrını ancak bir mümin kavrayabilir." (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/capraz-iliskiler-rasim-ozdenoren-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)