# Cenk Hikayeleri - Murathan Mungan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Cenk Hikayeleri kimin eseri? Cenk Hikayeleri kitabının yazarı kimdir? Cenk Hikayeleri konusu ve anafikri nedir? Cenk Hikayeleri kitabı ne anlatıyor? Cenk Hikayeleri kitabının yazarı Murathan Mungan kimdir? İşte Cenk Hikayeleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cenk-hikayeleri-murathan-mungan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-09T02:04:46+03:00
- Güncelleme: 2022-02-09T02:04:46+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/09/murathan-mungan-kimdir-murathan-mungan-kitaplari-ve-sozleri-147900.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Murathan Mungan 
 Yayın Evi: Metis Yayınları 
 İSBN: 9789753420525 
 Sayfa Sayısı: 266 

Cenk Hikayeleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Eskiden, çok eskiden, uzun kış gecelerinde, kısık lambaların puslu camlarda titrek ışıltılarla kıpraştığı köy kahvelerine gece masalcıları, dengbejler, aşıklar gelirlermiş... Dışarıda dondurucu bir fırtına ortalığı kasıp kavurur, şiddetli bir tipi dünyanın bütün kış kahvelerini tehdit ederken, onlar, üzerlerindeki karları silkeleyip, kalın abalarını ocağın kenarında kurutup, kendilerine sunulan kahveden ve tütünden kısmetlerini alıp; eskilerde kalmış, geçmiş zamanların güzelleştirdiği masalların yırtık, sökük yerlerini onararak; belleklerine gömülmüş imgeleri bulup çıkararak, üzerlerindeki çöl tozunu silkeleyip, parlatıp, canlı kılarak yeniden anlatırlarmış. Zamanın küllerinin savurduğu insanları, öyküleri, destanları, masalları, kahramanları, sevdaları camları puslu kış kahvelerinde, ölü mangal ateşinin ışıyan gözlerine baka baka yeniden anlatmak, yeniden dinletmek kolay değildir.
Hiçbir yeniden kolay değildir.
(Arka Kapak)

Cenk Hikayeleri Alıntıları - Sözleri
Bir günde birkaç mevsimi birden yaşıyor insan.
Şiddetle öğrenenlerin, şiddetle yaşayanların, şiddetle var olanların sınırı yoktur.
Yalnızken umarsız, kalabalıkken zalim oluyordu insanlar.
İnsanoğlu güçsüzdür, dayanıksızdır, dönektir.
'Bazı sevgiler imkansızlıkları ile vardır ya Şahmaran' dedi camsap
'Kim bilir belki de sevgi imkansız bir şeydir ya camsap' dedi şahmeran
İhaneti bir kez bile tatmış olmak, yüreğin bir yerini onarılmaz kılıyor; derinden, çok derinden kopan bir şey bir daha geri gelmemecesine yitip gidiyor. Sevdiğinin, güvendiğinin, inandığının ihanetine uğramaksa anlatılır, katlanılır, dayanılır, bir acı değil.
Zaten kim bütün hissettiklerinin farkına varabilir?
DELİNİN, DELİLİĞİNİ, DELİRDİĞİNİ ANLAMASININ NE GİBİ BİR ŞEY OLDUĞUNU, NASIL BİR ŞEY OLDUĞUNU ÇOK MERAK EDİYORDU. ANLAMAYI ÇOK MERAK EDİYORDU.
Sevmek kolay değildir…
“...yeniden anlatmak, yeniden dinletmek kolay değildir.
Hiçbir yeniden kolay değildir.
Ama gerçek olan yeniden.”
Oysa bilgi de hava gibi,su gibi,güneş gibi bütün insanlığındır.onu insanlardan esirgemeye kimsenin gücü yetmez.yasaklar gerçeği yok etmez.yalnızca erteler. kaldı ki gerçek kendisine ihanet edenlerin öcünü bir gün mutlaka alır
İnsanı en çok korkutan şeyin güzellik olduğunu , ya öyle ya da böyle kendi yarattığı bir şey olduğunu hiçbir zaman öğrenemedi.
Avucumuzda sandığımız şeylerin nasıl da ellerimizden kayıp gittiğini; tuttuğumuz, yakaladığımız, dokunduğumuz şeyleri ne denli çabuk yitirdiğimizi, yitirebildiğimizi düşünüyordu.
Yorgun yüreğim kaldırmıyor artık, dünyanın acılarını…

Cenk Hikayeleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Uzunca bir cenkten çıkageldim. Kalemin ve şiirselliğin bana susmayı öğretti.
Var olmak ve yokluğa hasret duymak kıskacında yazılmış hikâyelerle gittim geldim..
Ama fark ettim ne kadar gidersen git geldiğin yine gittiğin noktaya bürünecek.
Bir de her şeyi bir yana bırakalım da Abi, senin bu geyiklerle derdin ne? :) (Merve) 
Kitabın arka kapağını kapattı. Düşündü. İçi daralmıştı. İnsan her zaman bir Cenkte miydi? Yaşamla ,ölümle, başkalarıyla, kendisiyle, geçmişiyle, geleceğiyle, töreyle, ait olduklarıyla, ait olduklarına yakınlığıyla, uzaklığıyla, vuslatıyla.. Cenksiz yaşam olur muydu? Cenk dediğin her zaman mücadeleydi. Hayat mücadeleydi. Mücadelesiz hayat olmazdı. Herkesin mücadelesi başkaydı, herkes kendi cenkini en büyüğü sanırdı başkalarınınkini bilmeden. Herkes kendi cenkine ayrı isyan ederdi oysa bilmezlerdi ki hayatın manası bu mücadelededir. Mücadele dışı olanlarda vardı. Kendini bu mücadele dışında tutanlar. Tam teslimiyet halinde olanlar. Mücadeleden yorulanlar. Cenkinin olması mı daha iyiydi yoksa cenksiz olmak hayata karşı bir duruş muydu?

Hikaye nelerden beslenir, nerelerden ilham alır, neleri işler, diye düşündü. Hikaye hayata dair her şeyden beslenir. Edebiyat hayata dair her şeyden beslenir. Sanatta. İnsanları besleyen yine insanın, insanların, farklı coğrafyalarda yaşayanların yada kendi coğrafyasında yaşananların hikayeleridir, yaşadıklarıdır. Her zaman yaşanmışlar da değildir elbet. Bazen mitostur bazen efsanedir bazen mistik hikayelerdir ne olduğunu bilmediğimiz. Edebiyat benimdir, sizindir, çocuklarımızındır, torunlarımızındır. Edebiyat hayattır, insanın ta kendisidir. Geleceğe kalandır geçmişten gelendir.

Mungan kimdi, insana ait duygulara nasıl bu kadar bilebiliyordu, kelimelere nasıl bu kadar hakimdi, diye düşündü. Mungan, nesirciye göre kadim bir hikayeci, şiir düşkünlerine göre duygulara hakim bir şair, tiyatroculara göre bir nirvanaydı. O bir entellektüeldi bir aydındı. Türk toplumunun son zamanlarda yetiştirdiği en büyük aydınlardan.

Bu kadar kadim hikayeyi nereden biliyordu, İran kültürüne nasıl bu kadar hakimdi, töreleri nasıl bu kadar iyi biliyordu, diye düşündü. O bir Mardinliydi. Sema Kaygusuz da bir Dersim’li değil miydi, o da işlememiş miydi kadim hikayeleri, yaşadığı coğrafyanın kültürünü? Demek ki doğu insanı kültürüne daha hakim, onların içine daha bir işliyor, kültürü, töresi. Biz Çanakkaleli, İzmirli olarak daha mı az sahip çıkıyoruz kültürümüze? Ninemin anlattığı hikayeler vardı ama onlar hikaye sayılmaz daha çok masal. Büyüklere saygı, küçüklere davranış, düğünlerdeki alışılmışlar kültür sayılmaz mıydı? Sayılsa da içimize işlememişti. Ucunda ölüm yoktu, hiçbir zaman kültürümüzden korkmadık. Korkmadığımız için töre olmadı. Töre korkulan bir şey miydi? Bize yansıtıldığı kadarıyla öyle, bildiğimiz kadarıyla. Yaşamadığımız için bilemeyiz. Belki de gidip yerinde yaşamalı. Yabancıya ne kadar töre olursa.

Belki de biz her zaman bir geçiş coğrafyasıydık, rahatına düşkün. Ne Pers dik ne Eski Yunan. Biz sadece kendimizi yaşadık. Bugünümüzü. Bilmek ister miydim, törem olsun, kültürüm olsun? Belki ama hiçbir zaman ölüm korkusu, başkalarının elinden öldürülmek korkusu yaşamak istemezdim yada ya öleceksin ya öldüreceksin seçimi.

Herkese keyifli okumalar dilerim. (İbrahim (Sisifos)) 
İnsan bazen sağda solda duyduğu efsanevi öyküleri tekrar tekrar dinlemek istiyor. Yeniden bir şey bulmak için, yada anlatana göre hikayenin değiştiği için.

Murathan Mungan da onlardan biri. Şimdi erkeklerin yüreklerindeki acılarını, dostluklarını, kardeşliklerini birbirlerine aşklarını okuyoruz. Bunu belki eşcinsel olduğu için daha çok öyle olduğunu düşünüyoruz. Kadın olsaydı sanırım kadınların hikayesini okurduk.
Dili o kadar güzel ki. Sözlüklerle anlaşıldığını hissetmek özellikle. Bu kitapta Yılan ile Geyiğin, Kasım ile Nasır'ın kardeşliğini (Geyikler ve Lanetler kitabının hikayesi), İlhan ile Necdetin aşkını yada herhangi birinin hikayesini okuyacaksınız. (Ged) 

Kitabın Yazarı Murathan Mungan Kimdir?
Murathan Mungan, 21 Nisan 1955'te İstanbul'da doğdu.

Çocukluğu ve ilk gençlik yılları, memleketi olan Mardin'de geçti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Aynı bölümde master'ını tamamladı.

Ankara'da Devlet Tiyatroları'nda ve Istanbul'da Şehir Tiyatroları'nda 'Dramaturg' olarak çalıştı. 1987'de günlük gazete olarak yayımlanan Söz gazetesinde,'Kültür-Sanat Sayfası' editörlüğü yaptı.

1988'ten beri serbest yazar olarak çalışmakta ve halen Istanbul'da yaşamaktadır.

1991'de Remzi Kitabevi'ne 'Çilek' amblemli kırk kitaplık özel bir koleksiyon dizisi hazırlayarak bu diziyi yönetti.

Mungan, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler, öyküler, metinler, deneme, eleştiri ve incelemeler yayımlayarak adını duyurdu.

İlk kitabı 1980'de yayımlandı. Aynı zamanda ilk oyunuydu bu:Mahmud ile Yezida.

Şehir Tiyatroları'nda çalışırken, 'Gençlik Günleri' adını verdiği daha sonra her yıl tekrarlanacak olan kapsamlı bir şenliğin yöneticiliğini yaptı; programlar sundu, yönetti.

Murathan Mungan'ın sahnelenen ilk oyunu, Orhan Veli'nin şiirlerinden kurgulayarak oyunlaştırdığı Bir Garip Orhan Veli'dir. İlk kez 1981'de sahnelenen bu oyun, yirmi küsur yıl boyunca sahnelendi ve 1993'te kitap olarak basıldı.

Yazarın Mezopotamya Üçlemesi adını verdiği ve üç oyundan oluşan üçlemesinin ilk oyunu Mahmud ile Yezida yurtiçinde ve yurtdışında birçok topluluk tarafından sahnelendikten sonra, profesyonel olarak ilk kez 1993'te Ankara Devlet Tiyatroları tarafından oynandı. Üçlemenin ikinci halkası olan Taziye ise, ilk olarak 1984'te Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. 1992'de, halkanın üçüncü oyunu olan Geyikler Lanetler' in tamamlanmasıyla birlikte, Metis Yayınları, üçlemeyi oluşturan bu oyunları, üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlamıştır. 1994'te bu üç oyun bir yıl boyunca Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez olmak üzere arka arkaya Antalya Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmiş, gene aynı yıl Istanbul Uluslararası Tiyatro Festivali'nde, üç oyun ardı ardına tam 'on bir saat süren bir gösteri' olarak iki kez tekrarlanmıştır. 1999 yılında Ankara Devlet Tiyatroları yapımı Geyikler Lanetler, aynı yıl Berlin'de, uluslararası bir tiyatro şenliği olan 'Theater der Welt'e çağrılmış ve Schaubühne'de gösterilmiştir. Aynı oyun 2003 yılında Yunanistan'da Selanik Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir.

Geyikler Lanetler oyununa kaynaklık eden yazarın Cenk Hikayelerikitabındaki 'Kasım ile Nasır' adlı öyküsü, 1994'te İtalya'da 'La Mamma Umbria'da sahnelenmiştir. Aynı öykü 2004'te farklı bir yorumla Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından sahnelenmiştir. Gene aynı kitapta yer alan 'Şahmeran'ın Bacakları' adlı uzun hikayesi, çeşitli topluluklar tarafından sahneye uyarlanmıştır.

Yazarın Lal Masallar adlı öykü kitabındaki 'Muradhan ile Selvihan ya da Bir Billur Köşk Masalı' adlı öyküsü, 1987'de, ilkin Fransa'da, Lulu Menase yönetiminde Théater Des Arts de Cergy-Pontoıse'da, ardından Nurhan Karadağ yönetiminde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Sahnesi'nde sahnelenmiştir. Aynı öykü, Amerika'da Penguen Books'un 'Dünya Hikayeleri Antolojisi'ne seçilmiştir. Bosna-Hersek'te yayımlanan Türk öykücülerini içeren bir seçkideyse bu öykünün Boşnakça çevirisi yer almıştır.

Yazarın gene Cenk Hikayeleri kitabında yer alan'Binali ile Temir' adlı bir diğer öyküsü, 1991'de Ankara Deneme Sahnesi tarafından, 1999'da ise Adana Tiyatro Atölyesi tarafından sahnelenmiştir.

2000'de yazarın bir öyküsü daha sahneye aktarılmış, bu kez de Beşinci Sokak Tiyatrosu, 'Dumrul ile Azrail'i, İstanbul Festivali'nden sonra, dünyanın önemli tiyatro festivallerinde, Avusturya, Almanya ve Tunus'un yanı sıra Hollanda'nın çeşitli kentlerinde sahnelemiştir.

2003 yılında Kopenhag'daki 'Bette Nansen Theater'da, yazarın 'Sayfadaki Gibi'adlı kısa oyunu, bazı Doğulu yazarları bir araya getiren ortak bir proje olan 'Bin Bir Gece' içinde yer almış, aynı oyun 2005 yılında İngiltere'de '1001 Nights now' adıyla Nottingham Playhouse'da sahnelemiştir.

Murathan Mungan 1989'da, İngiliz yazar Nell Dunn'ın 'Steamin' adlı oyununu 'Kadınlar Hamamı' sahneye koymuştur.

Mungan'ın döneminde Ankara İl Radyosu'nca seslendirilen iki tane de radyo oyunu vardır: Dört Kişilik Bahçe ve Öümburnu.

Mungan bir tanesi filme alınan üç tane de film senaryosu yazmıştır. 1984'te Atıf Yılmaz tarafından filme alınan Dağınık Yatak'ın yanı sıra Dört Kişilik Bahçe ve Başkasının Hayatı adlı iki senaryosu daha vardır. Bu üç senaryo 1997'de üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlanmıştır.

Gazete ve dergilerde İlk yazıları 1975'de yayımlanan Mungan, yirmi yıllık yazı serüveninin çeşitli ürünlerinden yaptığı bir derlemeyi kırkıncı yaşı nedeniyle Murathan'95 adlı bir kitapta toplamıştır.

Bu kitapla birlikte başlayan özel toplama kitapları, şiirlerinden kendinin yaptığı özel bir seçmeyi içeren numaralanmış tek baskı olarak yayımlanmış Doğduğum Yüzyıla Veda ile sürmüş, bunu,13+1'de şiirlerini, 7 mühür'de kimi öykülerini bir kutu içinde bir araya getirdiği toplamlar ve Türk şiirinde şimdiden bir 'kült kitap' olmuş olan Yaz Geçer'in onuncu yılı nedeniyle yapılan büyük boy özel baskı izlemiştir. Ellinci yaşı için hazırladığı ve yalnızca 2005'te yayımlanıp baskısı bir kez daha tekrarlanmayacak Elli Parça kitabı da bu özel kitaplardandır.

Beş bölümden oluşan ve her bölümü ayrı bir yazar tarafından kaleme alınan bir Bülent Erkmen projesi olarak 2004'te yayımlanan 5 peşe romanında da yer almıştır.

Murathan Mungan, bu arada yabancı yazarların öykülerinden ve yazılarından oluşan çeşitli seçkiler yayımlamayı sürdürmektedir. İlk öykü seçkisi Ressamın Sözleşmesi'ni, daha sonra Çocuklar ve Büyükleri, Yazıhane, Yabancı Hayvanlar, Erkeklerin Hikayeleri ve Kadınlığın 21 Hikayesi adlı öykü ve yazı seçkileri izlemiştir.

Bütünüyle özyaşamöyküsel bir malzemeden yola çıkan ilk anlatı kitabı Paranın Cinleri'ni 1997'de yayımlamıştır.

Şiir ve öykü arası bir dil ve kıvam tutturduğu yazınsal metinlerini bir araya topladığı Metinler Kitabı ise, 1998'de yayımlanmıştır.

Mungan'ın kimi şiirlerinin Kürtçeye çevirisinden yapılan bir toplam Li Rojhilate Dile Min (Kalbimin Doğusunda) adıyla 1996'da yayımlanmıştır.

Mungan, bugüne değin çoğu 'Yeni Türkü' topluluğu tarafından seslendirilmiş olan şarkı sözleri yazmıştır. Yazdığı şarkıların Türkiye'nin önemli şarkıcıları, toplulukları tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşan ve 'tribute' sayılabilecek Söz vermiş şarkılar adlı 'cover' albümü 2004'te yayınlanmıştır.

2006'da bugüne dek yazdığı tüm şarkı sözlerini gene aynı ad altında bir araya getirerek kitaplaştırmıştır.

Yazıları, şiirleri ve kimi kitapları bugüne değin İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İsveççe, Norveççe, Yunanca, Fince, Boşnakça, Bulgarca, Farsça, Kürtçe ve Hollanda diline çevrilerek çeşitli dergi, gazete ve antolojilerde yayımlanmıştır.

Murathan Mungan, 1985'ten bu yana İstanbul'da yaşamaktadır.

İlk kitapları farklı yayınevleri tarafından yayımlandıktan sonra, 1986'da Remzi Kitabevi'ne, 1992'de de Metis Yayınları'na geçmiştir. Halen aynı yayınevindedir.

Murathan Mungan Kitapları - Eserleri
Aşkın Cep Defteri
227 Sayfa
Bazı Yazlar Uzaktan Geçer
Başkasının Hayatı
Yüksek Topuklar
Üç Aynalı Kırk Oda

Paranın Cinleri
Kaf Dağının Önü
Kadından Kentler
Yaz Geçer
Şairin Romanı
Mahmud ile Yezida
Lal Masallar

Kırk Oda
Bir Garip Orhan Veli
Tuğla
Meskalin 60 Draje
Kibrit Çöpleri
Erkekler İçin Divan
Elli Parça

Çador
Eldivenler, Hikâyeler
Mırıldandıklarım
Geyikler Lanetler
Cenk Hikayeleri
Eski 45'likler
189 Sayfa

Mutfak
Doğu Sarayı
Doğduğum Yüzyıla Veda
Yedi Kapılı Kırk Oda
İskambil Destesi
Kullanılmış Biletler
Başkalarının Gecesi

Dağ
Stüdyo Kayıtları
Dağınık Yatak
Dört Kişilik Bahçe
Metal
Oda, Poster ve Şeylerin Kederi
Son İstanbul

Timsah Sokak Şiirleri
Mezopotamya Üçlemesi
Kum Saati
Omayra
Yazıhane
Eteğimdeki Taşlar
Soğuk Büfe

Güne Söylediklerim
Gelecek
Harita Metod Defteri
Metinler Kitabı
Söz Vermiş Şarkılar
Yaz Sinemaları
Balgifa Mar - Yılan Yastığı

Mürekkep Balığı
Solak Defterler
Bir Kutu Daha
Hayat Atölyesi
İkinci Hayvan
Oyunlar, İntiharlar, Şarkılar
Küre

Sahtiyan
Taziye
Kağıt Taş Kumaş
Aşk İçin Ne Yazdıysam
Dokuz Anahtarlı Kırk Oda
Li Rojhilatê Dilê Min - Kalbimin Doğusunda
7 Mühür

Şahmeran'ın Bacakları
Ulak ile Sadrazam
Makas
Kağıttan Kaplanlar Masalı
Aynalı Pastane
Kapan Metin
Dumrul ile Azrail

Osmanlı'ya Dair Hikayat
Murathan'95
Çağ Geçitleri
Hamamname
Aile Albümü
Ressamın Sözleşmesi
Kum Saati

Devam Ağacı
Erkekler Yalnızlıklar

Murathan Mungan Alıntıları - Sözleri
ben çoktan geldim, o varmış mıdır? (Bazı Yazlar Uzaktan Geçer)
İnsan dediğin kainatın her söylediğinin pek azını duyar, birazını sezer, sezdiğininse çoğunu anlamaz. Alıp da o sözü dünyadaki yerine koyamaz. (Hamamname)
ve son bir uyarı sana:
Ait olmadığın her iki dünyadan da
Bir sentez yapmaya kalkma

makas değiştirmez son trenler (Metal)
Kalbi katildir bazılarının
Kimseyi öldürmeseler de... (Solak Defterler)
Güzellik, başlı başına bir faşizmdi;
Dünyanın en adaletsiz dağıtılan şeylerinden biriydi. (Murathan'95)
Durup Baktığında

Azalmış zaman demlenmiş kıymet
Günde kimi gördün, elde neyi sevdin
Ne kaldı sende, neye geçit verdin (Çağ Geçitleri)

"Kentlerde,kasabalarda,her yerde,yazarlar yalnız kişilerdir.Her yerde ve her zaman,öyle olmuşlardır." (Yazıhane)
“Yitirerek kazanırsın. Kazanmanın başka yolu yoktur.” (Makas)
Dünya bir kaybetme yeridir. Her birinin zamanı diğerinin elinde tükenmiştir. (Dokuz Anahtarlı Kırk Oda)
Sanki yaşamım durmuş, ancak anımsadıklarımla yaşamamı sürdürebiliyordum. Parçalanmış bir dünya karşısında yüreğimin duyduğu korkuları hiçbir yere sığdıramıyordum. Hiç kimseye anlatamıyordum. Nesnelerin büyütülmüş dünyasında yaşıyordum. (Kırk Oda)
ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
her zaman yalnızdım, bunu biliyorum (Timsah Sokak Şiirleri)
kimsenin kimsesi yok ki
herkesin elmasında kendi diş izleri... (Oda, Poster ve Şeylerin Kederi)
"İnsan bilmediği şeye el uzatmamalı, el uzatıyorsa bilmeyi göze almalı, bilmeyi göze almak zordur İlyas." (Şahmeran'ın Bacakları)

Konuşamıyordum, hiç kimseyle konuşmamıştım. Hiçbir şeyimi, hiç kimseyle... (Son İstanbul)
yaşarken ve yazarken
yarım kalmış şiirler
yarım kaldılar (Mırıldandıklarım)
"Ben,mimarlığın gündelik hayatın içinde bir güzellik değeri olarak, bizi ağlatacak kadar hayatımıza sızmasını istiyorum. Sonuçta, hepimiz evlerden çocukluğumuzu geri isteriz." (Soğuk Büfe)
"Hafızayı diri tutan adalettir. " (Hayat Atölyesi)
"Gelecek", ümidimiz, sanımız olabilir, ama gerçeğimiz olamaz. (Küre)
her ülkenin anaları vardır. bunlar ki esirgeyendir, koruyandır. dağlardır.
mardin kal'asının alnına düşen leke,
-dağlardan izinsiz, nurdan murakıp-
güneşten hükümsüz dört kanadını salıp dört yöne
ve arsız dönüp duran dev bir çelik aygıt
bakıp utancından ışımayan geceye
kini usul bir mayın gibi bırakıp çekilirse, yanlıştır hüzün. yanlıştır yas. (Balgifa Mar - Yılan Yastığı)
Hayat, bazılarına mutsuz olmakla, duygusuz olmak arasında bir tercih hakkı tanır, daha fazlasını değil. (Yüksek Topuklar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cenk-hikayeleri-murathan-mungan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)