# Çıkış Yolu 2 - Sezai Karakoç Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Çıkış Yolu 2 kimin eseri? Çıkış Yolu 2 kitabının yazarı kimdir? Çıkış Yolu 2 konusu ve anafikri nedir? Çıkış Yolu 2 kitabı ne anlatıyor? Çıkış Yolu 2 kitabının yazarı Sezai Karakoç kimdir? İşte Çıkış Yolu 2 kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cikis-yolu-2-sezai-karakoc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T00:00:38+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T00:00:38+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/sezai-karakoc-kimdir-sezai-karakoc-kitaplari-ve-sozleri-150751.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sezai Karakoç 
 Yayın Evi: Diriliş Yayınları 
 İSBN: 9789264552678 
 Sayfa Sayısı: 212 

Çıkış Yolu 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap, dört konferanstan oluşmaktadır. 1990`da kurulup 1997`de kapatılan, genel başkanlığını yazarın yaptığı Diriliş Partisi dönemi konuşmalarından olup, ilki Pendik`te 16 Mayıs 1991`de Belediye Kültürevi`nde "Diriliş Çağı" adıyla; ikincisi, Eskişehirde 3 Ekim 1993` de Ticaret Odası Konferans Salonunda "Dünya Görüşümüz Diriliş" adıyla; üçüncüsü Adapazarı` nda 3 Aralık 1993`de Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu`nda "Medeniyetimizin Dirilişi" adıyla; dördüncüsü, Eskişehir`de 5 Haziran 1994`de Ticaret Odası Konferans Salonu`nda "Kaybolan Hakikat" adıyla parti teşkilatlarının düzenlemesiyle verilmiştir. Konuşmalar, çok zaruri ufak düzeltmeler dışında olduğu gibi alınmıştır. Ancak, bugün gerekli görülen ekler, dipnotunda gösterilmiştir.

Çıkış Yolu 2 Alıntıları - Sözleri
Cami aydınlık, kilise karanlıktır. Fizik olarak öyle olduğu gibi, ruhça da öyledir.
Zulmün ömrünü uzatan sebeplerden biri de onun siret-i haktan görünmesidir.
Hakikat, soğukkanlılıkla aranır. Hakikat, sakin bir şekilde aranır.
Bilimde demokrasi yoktur. Matematikte demokrasi olmaz. Bu alanda bir kişi on bin kişiyi yener.
Hakikat, kendi özünde saklanmaya eğilimlidir.
Bir dergi çıkarıyorsunuz, birkaç bin basılıyor ve çok az yere ulaşıyor. Burada kalmamalı. Daima yeni mesafeler aşmalıyız.
Bu dünyada, içinizde hissettiğiniz bir ferahlık, bize gelen güzel bir düşünce, verimli bir ilham, cennetten bir esintidir der Mevlana; aynı şekilde, bir sıkıntı, bir bunalım, ya da bir kötü hal, bu da, cehennemin uzayıp gelişidir.
Ahlak konusunda da biz batıdan çok farklı bir yol izlemişizdir. Bizde tevazu temal taştır. Hâlbuki Avrupalı bunu zillet kabul eder. Biz de onun onur saydığı duyguyu gurur olarak görürüz. Dikkat ederseniz yeni bir adet türedi.

"Biz bundan gurur duyuyoruz" diyorlar. Hâlbuki gurur, en kötü ahlak özelliklerinden kabul edilir bizde. Ahlak-ı zemime denirdi eskiden. Yani "kötülenecek ahlak."

Gurur bir nevi Tanrı ile yarışmaktır. Tanrıdan başkasına büyüklenme yakışmaz.

Ama Batı böyle düşünmez. Roma'nın temeli gururdur.
Bizde birbirini tanımayan kişiler kavga eder. Neden kavga oluyor? Avrupaya böyle durumlarda kavga etmez. Hemen polise ya da mahkemeye müracaat eder.
Çünkü; sürekli varolmak, sürekli bir hayat yaşamak, sadece Allah’a mahsustur.
''Kimse kimseye kul değildir.Onun için,topluluğumuzu sürü kabul etmiyoruz.''
İsrail, sadece İsrail değildir.
İslâm medeniyetini yaşıyoruz şu anda. İslâm medeniyeti ölmüş değil. Bizim inancımız, şu anda da onu yaşadığımızdır. Yalnız, dediğim gibi, en alt seviyede yaşıyoruz. En güçsüz halde, en zayıflatılmış şekliyle, bazen da yozlaştırarak yaşıyoruz. Şimdi, kesin karar verip demeliyiz ki, biz avrupalı değiliz, avrupalı olamayız ve avrupalı olmamalıyız da zaten. Olmamıza gerek yok ki! Bizim medeniyetimiz vardır. Bu medeniyet islâm medeniyetidir. Ve biz, bir milletiz. Bu milletin adı, İslâm Milletidir. Bu millet ve bu medeniyet geçmişte devletlerini kurmuş ve bizi bugüne kadar getirmiştir. Bugün, bir karmaşa dönemini yaşıyoruz. Bir kaos dönemini yaşıyoruz. Bir bunalım dönemini, (bir kriz dönemini) yaşıyoruz. Ama bundan kurtulacağız.
Çünkü, geçmişte de bu krizleri yaşadı toplumumuz. İslâm medeniyeti, geçmişte de, bir çok kriz yaşadı. Bunların hepsini atlattı. Daha güçlü olarak çıktı bunalımdan. Biz inanıyoruz ki, nasıl Grek medeniyetiyle karşılaşan İslâm medeniyeti onu altedip bir Abbasi dönemini açmışsa, nasıl Batıyla, Haçlılarla karşılaşan Selçuklular ve Osmanlılar, daha sonra büyük bir medeniyet doğurmuşlarsa, nasıl bir Fatih dönemi dirilişi olmuşsa, nasıl Hindistan'da hint-islâm medeniyeti dirilişi olmuşsa, yine bu çağda, yani milâdi yirmi birinci yüzyılda da islâmın dirilişi ve islâm medeniyetinin bir parlayışı olacaktır. İşte bizim inancımız budur. Diriliş, bu demektir. Yani diriliş, yerli medeniyetin dirilişi demektir. Bizim dâvamız diriliş dâvası, yerli medeniyetin, yani islâm medeniyetinin, batıdan gelen yabancı ve yalancı medeniyeti yenmesi anlamına gelir. Şu anda, arada görünür görünmez planda bir savaş vardır ve bu savaş hem maddi ve hem de manevi bir savaştır. Bu savaşı kazanacaktır sonunda medeniyetimiz. İşte bize düşen görev, hiç tereddüt etmeden, kendi medeniyet savaşımızda kendi durduğumuz yerde durmamızdır. Yani öncelikle kendimize dönmemiz, sonrada onu korumamızdır. Demek ki diriliş dâvası, bir anlamda da, kendimize dönüş dâvasıdır.

Sezai Karakoç, Çıkış Yolu II
Bir ateşi bir kıvılcımı çevirirseniz bir çember çizer hayatta bir daire gibi görünür ama aslında Bir noktanın bir kıvılcımın bir süreçte belirmesi ve anlamlanmasidir {syf 21}

Ve bugün bütün insanlığın çektiği acıların temelinde Batı'nın hırsı yatmaktadır
İnsanoğlu, gerçekten çok yetenekli bir yaratıktır. Bu yüzden ona "eşref-i mahlukat" deniyor. Tabii hem iyide, hem de kötüde çok yeteneklidir insanoğlu. Kötüde de maalesef yetenekliyiz. O yüzden düştüğü zaman insanoğlu kadar düşen, yükseldiği zaman da onun kadar yükselen başka bir yaratık yoktur.

Çıkış Yolu 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dört ayrı konferanstan müteşekkil diriliş vurgusu teması ağırlıkta olarak; medeniyetimizi, devlet kültürümüzü, hakikat arayışımızı, olaylara bakışımızı, aslımıza ve özümüze dönüşümüzü ince ve nazik çizgilerle anlatan güzel bir kitap… (Yar) 
Sezai Karakoç'un Diriliş Partisi'ni kurarken neden Diriliş ismini kullandığını çokça açıkladığı, Parti'nin temel dinamiklerini vurguladığı bir eser olmuş. Kaybolan hakikatlerin peşinden koşmamızın ve sonunda medeniyetimizin yani İslam Medeniyetinin dirilişini gerçekleştirmemizin hayali kurulmuş bunun için gerekli alt yapı siyasi parti kurulmasında bulunmuştur. Çok haklı, yerinde tespitler vardır. Korkmamıza gerek yoktur. "Arza Müslümanlar varistir" ayetinden hareketle kurtuluşumuz için çalışmak, mutlak gerçeklik olarak görülmüştür. Gelişme yolunda bilim, teknoloji, sanat, sanayi gibi hiçbir alan dışarıda tutulmamış ve bütün olarak İslam Medeniyeti hayali kurulmuştur.
 "Kazananlar ancak inananlardır!" Yeise kapılmadan ama acı gerçekliğin idrakinde olarak, her birey kamuoyu oluşturmak ve dirilişe yön vermek noktasında gereken inisiyatifi almalıdır. Bu sayede özümüze dönüşümüz gerçekleşecek, doğu dünyasının sahip olduğu büyük ilim adamı nimetlerine tekrar ulaşılacaktır biiznillah. (Feliçita) 

Kitabın Yazarı Sezai Karakoç Kimdir?
Rivayetlere göre babası Yasin Efendi'nin Muhammed Sezai adını verdiği, ancak ismi nüfus kayıtlarına yanlışlıkla Ahmet Sezai olarak geçirilen Karakoç, 1933'te Ergani'de dünyaya geldi.

İlkokul ve ortaokulu Diyarbakır ve Maraş'ta parasız yatılı okuduktan sonra, lise öğrenimini Gaziantep'te tamamladı.

Ahmet Sezai Karakoç, liseyi bitirdikten sonra çok istediği felsefe bölümünde okumak üzere İstanbul'a geldi, ancak bu bölüme kayıt yaptırdığı halde, maddi zorluklar nedeniyle girdiği sınavını kazandığı Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne burslu öğrenci olarak yerleşti ve 1955'te Mülkiye'den mezun oldu.
Karakoç, 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu, vatani görevini yedek subay olarak yaptı, 1973'te memurluk görevinden ayrıldı ve ayrıca 1967 yılında ''İslamın Dirilişi'' adlı kitabından dolayı yargılandı.

Sezai Karakoç Kitapları - Eserleri
İslam
Yitik Cennet
Gün Doğmadan
Monna Rosa - Şiirler 1
Samanyolunda Ziyafet
Düşünceler 1 - Kavramlar

Düşünceler 2 - Kurumlar
Diriliş Muştusu
Ruhun Dirilişi
Diriliş Neslinin Amentüsü
Mevlana
Hızırla Kırk Saat - Şiirler III
Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler

Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV
Ayinler / Çeşmeler - Şiirler VI
Leyla ile Mecnun - Şiirler VII
Ateş Dansı - Şiirler VIII
İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü
Edebiyat Yazıları 1
Edebiyat Yazıları 2

Edebiyat Yazıları 3
Çıkış Yolu 1
Çıkış Yolu 2
Çıkış Yolu 3
Zamana Adanmış Sözler
Yunus Emre
Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 1

Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2
Unutuş ve Hatırlayış
Tarihin Yol Ağzında -İki Röportaj
Piyesler 1
Meydan Ortaya Çıktığında - Hikayeler 1
Mehmed Akif
Makamda

Kıyamet Aşısı
İslamın Şiir Anıtlarından
İnsanlığın Dirilişi
Portreler - Hikayeler II
Gündönümü
Dirilişin Çevresinde
Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 1

Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 2
Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3
Armağan
Batı Şiirlerinden
Çağ ve İlham 1
Çağ ve İlham 2
Çağ ve İlham 3

Çağ ve İlham 4
Alınyazısı Saati - Şiirler IX
İslamın Dirilişi
Çağdaş Batı Düşüncesinden
Günlük Yazılar 2 - Sütun
Ölümden Sonra Kalkış
Varolma Savaşı 1

Günlük Yazılar 1 - Farklar
Günlük Yazılar 3 - Sûr
Günlük Yazılar 4 - Gün Saati
Üç Kaside
Körfez
Mağara ve Işık
Sesler

Sezai Karakoç Alıntıları - Sözleri
Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara... (Monna Rosa - Şiirler 1)
"İnsan öldükten sonra nasıl dirilecekse, ölmeden önce de dirilebilir." (Günlük Yazılar 2 - Sütun)
İçimde Nuh'un en yeni tufanı
Dünyaya ayak basıyorum yeniden.. (Körfez)
Bir gün öleceğim düşüncesi ve ondan ötesinin muamması, şuurumu alt üst ediyor, kökünden sarsıyor... (Çağdaş Batı Düşüncesinden)
"Siz bilmezsiniz, size anlatmak da istemem. " (Gün Doğmadan)
Divan Edebiyatını tanımayan, divanları okumamış bulunan kişilerin Osmanlı tarihini de hakkiyle bildikleri söylenemez.. (Edebiyat Yazıları 3)

Özgürlük isteyenler, özgürlüğü yok edecek, bağımsızlık! diye bağıranlar, esaretin en koyusuna gömecek öğreti ve güçlerin fedaisi kılınıp cepheye, ölünceye kadar savaş! cephesine sürülüyorlar. (Çağ ve İlham 3)
Selam, gönlü gamlarla dolu olan sana. Selam, tahammül edilmez çileleri yüklenmiş olana! (Armağan)
Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde
Bir kış güneşliğinde
Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir
Tabiatı aşan bir bildiriştir
Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır
Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır
Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil
Görünüşte öç hakikatte değil
Faninin sonsuzla barışması
Affın mağfiretle yarışması
Yaprağın düşüşü değil bu toprağa (Ölümden Sonra Kalkış)
Namık Kemal’in, bütün batıcılığına ve tanzimatçılığına rağmen, yazılarında kimi kez İslâm birliğinden bahsetmesi ve genellikle İslama karşı saygılı
görünmesi hususu oldu. (Edebiyat Yazıları 3)
Kaç aç varsa hepsi ben
Kaç hasta varsa hepsi ben
Kaç liman önlerinde dönen
İşsiz hamal hepsi ben

Kaç aşktan ters yüz edilmiş
Aşık varsa hepsi ben
Bütün çiçeklerle donanıp
Bütün insanlarla ölen
... (Körfez)
Umutsuzluk geleceği, umursamazlık geçmişi unutturur. (Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3)
Bu dünya, kışların geçmesi gibi geçer. Ve öbür dünya, yazların gelmesi gibi gelir. İnsanlar, sararıp toprağa karışan,çöl otları gibi ölürler... (İslam)

İslam dünyası, medeniyet açısından ölüm sularında yüzüyor… (Düşünceler 1 - Kavramlar)
İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür. (Diriliş Neslinin Amentüsü)
“Derdim vardır inilerim.” (Yunus Emre)
Oku okuyabildiğin kadar ölüm dersinden (Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV)
Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin (Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler)
İdealini yitirmiş ruh,
yetersiz beslenen bir vücut gibi, giderek pörsür, solar ve ölür. (Çağ ve İlham 3)
Ne olup ne bitiyor
Gün nereye gidiyor (Alınyazısı Saati - Şiirler IX)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cikis-yolu-2-sezai-karakoc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)