# Çilek Mevsimi - Burcu Büyükyıldız Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Çilek Mevsimi kimin eseri? Çilek Mevsimi kitabının yazarı kimdir? Çilek Mevsimi konusu ve anafikri nedir? Çilek Mevsimi kitabı ne anlatıyor? Çilek Mevsimi PDF indirme linki var mı?  Çilek Mevsimi kitabının yazarı Burcu Büyükyıldız kimdir? İşte Çilek Mevsimi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cilek-mevsimi-burcu-buyukyildiz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-20T01:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-08-20T01:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/20/burcu-buyukyildiz-kimdir-burcu-buyukyildiz-kitaplari-ve-sozleri-293961.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Burcu Büyükyıldız 
 Yayın Evi: Ephesus Yayınları 
 İSBN: 9786059232456 
 Sayfa Sayısı: 512 
--reklam--
Çilek Mevsimi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tehlikelerle örülü geçmişini silmeye kararlı bir adam…
Mükemmel hayatı aniden tepetaklak olan genç bir kız…
Ve tutkunun ateşiyle yanan, sürprizlerle dolu bir aşk…
 
Yağız İlhanlı, hayatının kontrolünü elinde tutmayı seven güçlü ve gizemli bir adamdı. Ateş hattından farksız yaşamını ardında bıraktığını düşünse de, yabancı olduğu aşktan alevler bir adım uzağındaydı. Büyüleyici bir güzel tesadüfen hayatına girdiğinde ise, aralarındaki tutkulu çekime direnmek kolay olmamıştı.
Güzelliği, neşesi ve masumiyetiyle etrafındaki her erkeği büyüleyen Mira Aras, mutlu ve kusursuz bir hayat yaşıyordu. Bir bahar günü tanıştığı karizmatik yabancıyla ezberi bozulmuş, pervasızca peşinden gittiği aşk nefes alma sebebi olmuştu.
Kaçınılmaz duygular onları kuşatırken, Yağız aşkı imkânsızlığın içinde bulacaktı. Geçmişin gölgeleri mutlu olmalarına izin vermeyecek, ikisi de hoyrat bir ayrılığa esir olacaklardı.
Karanlığa saklanmış sırlar aydınlandığında, bir daha gitmemek üzere geri dönen Yağız, terk ettiği kızı aynı bulabilecek miydi? Mira, özlem dolu kalbini özgür bırakabilecek, bir kez daha aşka teslim olabilecek miydi?
--reklam--
Çilek Mevsimi Alıntıları - Sözleri
"Hızlı yükselişlerin düşüşü de aynı hızda ve sertlikte olur."
"Geçmiş, fırtına öncesi sessizlik gibidir."
İnsan bazen birine verdiği değeri, onu kaybettiğinde anlardı. O zamana dek inkar edilmiş her şey önemini yitirir, geriye kaybın sızısı ve dile getirilmemiş sözlerin, yaşanamamış saniyelerin pişmanlığı kalırdı.
Aşk, bazen mis kokulu bir mevsimde çıkagelip yerleşme de kalplere; terk edilişler, hayal kırıklıkları ve özlemleri de ardından sürükler; hazan renginde hüzünlere boyardı bir fırtına misali esip dağıttığı hayatları...
Tereddüt, bir uçurumun üzerinde ipte yürümek gibiydi. Ancak Yağız'ın tüm benliği sonsuz bir cesaretle sarılmış, o dipsiz uçuruma düştüğü anda paramparça olacağını önemsememişti.
"Geçmiş, fırtına öncesi sessizlik gibidir,"
Ya sıcacık bir güneşsin, ya da şiddetli bir fırtına. Ya hep, ya hiç...
Oysa hala anlayamadığı bir şey vardı….
"Sen de tıpkı benim gibisin. Senin için hiçbir duygunun sınırı yok. Ya sıcacık bir güneşsin, ya da şiddetli bir fırtına. Ya hep, ya hiç..."
Kalbi ona aitken, nefesi nefesine karışıp teni kokusuna bulanmışken, soluk alabildiği her gün aynı mevsimin kollarındaydı. Kulağına fısıldanan aşk dolu sözler, ateşe veren dokunuşlar ve burnuna dolan çilek kokuları dün gibi aklındayken, sonsuza dek sürecek tek bir mevsimde esir kalmıştı.
--reklam--
Çilek Mevsimi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İlk görüşte aşka inanır mısınız? İnanmıyorsanız bile Mira ve Yağız'ın aşklarını okuyunca inanacaksınız.
Mira Aras ve Yağız İlhanlı... Sevdiğinin başına bir şey gelmesin diye aşkından vazgeçen bir adam ve içinde büyüttüğü aşka ihaneti olmayan bir kadın..

Mira açmış olduğu ufak kafesinde tatlılarının meşhurluğu ile büyümeye başlarken mekanına gelen adamı görmesiyle hayatı boyunca tatmadığı duyguları tadar. Yağız ise gördüğü kadının güzelliği ve doğallığı ile buradan artık kolay kolay vazgeçemeyeceğini anlar. Her ne kadar bu son deselerde ikiside birbirlerinden kopamayacaklarının farkındalardır.

Okurken her sayfasını heyecanla çevirdiğim, acaba ne oldu ne olacak diyerek 500 sayfayı iki günde bitiren ben yine bir kitap karakterine tutuldum. Ah Yağız sen nasıl güzel seven bir insansın, sevdiğin için sevdiğinden vazgeçen kendi hayatını hiçe sayıp tüm zorluğa göğüs gererek ayakta durman gerçekten takdir edip, hayran kalarak okudum.
Ama Mira, senin ayakta duruşun, sevgine kendine saygını her daim koruyuşun hep örnek alacağım seni.. Kendinden çok sevdiğin adama verdiğin değer ve onunda sana aynı değeri vermesi birbiriniz için nasıl da doğru olduğunuzu kanıtladınız bize.

Yazarın kalemini o kadar çok seviyorum ki her kurgusu ve karakteri size bir anlam katıyor. Bu nasıl bir aşktır.. Herkesi kıskandıracak ve kızların Mira'nın, erkeklerin ise Yağız'ın yerinde olmak isteyeceği heyecan dolu aşka hazır olun ve hemen okuyun.. (Sedef Çakmak) 
"Kalbi ona aitken, nefesi nefesine karışıp teni kokusuna bulanmışken, soluk alabildiği her gün aynı mevsimin kollarındaydı. Kulağına fısıldanan aşk dolu sözler, ateşe veren dokunuşlar ve burnuna dolan çilek kokuları dün gibi aklındayken, sonsuza dek sürecek tek bir mevsimde esir kalmıştı."

Çilek Mevsimi benim birkaç sene önce okuduğum ilk Burcu Büyükyıldız kitabıydı. Kalemiyle de o zaman tanışmıştım ve o zamandan bu yana da sıkı takipçisiyim. Ne yazsa okurum dediğim yazarların en başlarında geliyor.
Kitabı ilk okuduğumda sevmiştim şimdi ise daha fazla severek okudum. Yağız, Mira ve Erim’i baya özlemişim.
İlk basımıyla şu anki arasında oldukça fark var. Öncelikle yazarımızın kalemi daha da bir sağlamlaşmış, kendisini nasıl geliştirdiğini fark etmeden geçemiyorsunuz.
Kitapta iki farklı kısım geçiyor. Hem günümüz hem geçmiş. Benim en fazla merakla ve heyecanla okuduğum kısımlar geçmişin anlatıldığı yerler oldu. Mardin’de yaşanılanlar haricinde orayla ilişkisi olan iki kişiyi de ayrı sevdim. Sidar ve Kuzgun… Kuzgun’un kitabını da sabırsızlıkla bekliyorum. Yağız’ın onunla olan geçmişini çok merak ettim.
Burcu abla aşkı çok güzel anlatıyor. Erkeklerin o baştaki uzak durma çabaları sonrasında sevdikleri kadını yaralayışları ama en sonda da kendilerini affettirme süreçleri kalp ben.
Sarp’ın abi hallerini okumak harikaydı. Yağız ile karşı karşıya gelişi Mira’yı her türlü koruyacağını belli edişi yüzümde tebessümler oluşturdu. Ve ebeveynler… Demir ve Burcu. Demir’in o edepsiz halleri hala sürüyor. Şiddetle tavsiye ediyorum efenim mutlaka okuyup siz de çilekleniniz. (Arzu) 
--reklam--
Çilek Mevsimi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Burcu Büyükyıldız - Çilek Mevsimi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çilek Mevsimi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Burcu Büyükyıldız Kimdir?
9 Nisan 1987’de İstanbul’da doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra İnsan Kaynakları kariyerine başlayan genç yazar, 2011 yılında evlendi. Uzun yıllar sırasıyla danışmanlık, teknoloji ve enerji sektörlerinde Yetenek Yönetimi Uzmanı olarak çalıştı. Küçük yaşlardan beri içinde olan okuma ve yazma sevgisi, lise döneminde kurgularını kâğıda dökmeye kadar gitti. Yazdıklarını ilk kez 2012 yılında, kendi adıyla açtığı Facebook sayfasında ve hikâye forumlarında okurlarla buluşturdu. Aşk ve tutkuyu, polisiye ve aksiyon ögeleriyle harmanlayarak on ikiden fazla roman niteliğinde hikâyeye imza attı. Ağustos 2014’te raflarda yerini alan ilk basılı kitabı Çilek Mevsimi okurların büyük beğenisini kazandı. Yazarın bunun dışında Aşk Her Şeyi Affeder mi, Bir Günah Gibi ve Cezayir Menekşesi adlarıyla yayımlanan, bir aile serisine ait üç kitabı daha bulunmaktadır. Şimdilerde yeni kitaplarının hazırlığında olan Büyükyıldız severek yazdığı serisinin ardından bambaşka türlere ait kurgularını da kitaplaştırmayı planlamaktadır.
--reklam--
Burcu Büyükyıldız Kitapları - Eserleri
Çilek Mevsimi
Bir Günah Gibi
Aşk Her Şeyi Affeder mi?
Cezayir Menekşesi
--reklam--
Burcu Büyükyıldız Alıntıları - Sözleri
Kalbi ona aitken, nefesi nefesine karışıp teni kokusuna bulanmışken, soluk alabildiği her gün aynı mevsimin kollarındaydı. Kulağına fısıldanan aşk dolu sözler, ateşe veren dokunuşlar ve burnuna dolan çilek kokuları dün gibi aklındayken, sonsuza dek sürecek tek bir mevsimde esir kalmıştı. (Çilek Mevsimi)
"Çünkü sen benim aldığım nefessin. O yüzden her zaman...Öncelik sensin... Sadece sen!" (Cezayir Menekşesi)
"Aşk...Böyle yakar mı insanı? Her şeyi unutturur mu? Kendini bile..." (Aşk Her Şeyi Affeder mi?)
"İyiyim ben,"dedi artık kalbine sığdıramadığı aşkının sesine taşmasına izin verirken,"sen az önce sarıldın ya bana...Kendi isteğinle bana koştun ya...Ben çok iyiyim güzelim." (Bir Günah Gibi)
“Eğer bulduğum boşluklardan kalbine sızmanın bir yolu varsa, bu uğurda her şeyi göze alabilirim.” (Bir Günah Gibi)
Çünkü ben, seni izlerken aklımı kaybediyorum. Senden başka her şeyin silindiğini hissediyorum. (Aşk Her Şeyi Affeder mi?)
“Kuzey... Ben...”
“Ne oldu?” Elini onun yüzüne götürüp, gözlerinden akan yaşları kuruladı. Fakat her okşayışından sonra yenileri ekleniyor, parmaklarına onun berrak gözyaşları karışıyordu. “Neden ağlıyorsun?”
“Biz... Gerçekten evlenecek miyiz?” diye sordu kendisine engel olamadan. En çılgın hayallerinde, en pervasız düşlerinde bile bu kadarını isteyememişti. Önündeki her yol Kuzey’e çıksa da, bir gün onun karısı olmayı içinden dahi geçirememişti.
“İstemiyor musun?”
Selin ellerini onun erkeksi dudaklarının üzerine kapattı. “Hem de nasıl istiyorum...” diye mırıldandı. “Sadece... Ben... Dileğimin bu denli çabuk gerçekleşeceğini tahmin edememiştim.”
“Dileğin mi?”
“Hı hı... Pastamı üflerken içimden geçirdiğim dileğim...” “Ne dilemiştin?”
Bir hıçkırık daha aralarındaki kısacık mesafede kayboldu.
“Seni...” diye inledi. Ona dokunmayı bir türlü bırakamayarak, ellerini devasa bedeninde dolaştırmaya devam etti. Gözlerinden bu kez mutluluk gözyaşları akıyordu. Küçük damlalar dudaklarına iniyor, Kuzey dudaklarını onunkilere sürttüğü anda yok oluyordu. “Sonsuza kadar sana ait kalmayı diledim.” Yüzü meleksi bir gülüşle aydınlandı. Adamın kocaman elini alıp, kalbinin üzerine bastırdı. “Seni ilk gördüğüm andan beri... Her dileğimde sen vardın, Kuzey,” diye fısıldadığı anda dudakları hoyratça yakalandı.
Kuzey onun sözleri zihninde yankılanırken, dilini ıslak ağzına kaydırdı. Gözlerini kapatmıştı, sanki oraya akın eden ışığı saklıyordu. Elleri, dili, dudakları onu hissetmekle yetinemiyor, boğazının gerilerinden çıkan hırıltılar Selin’in inleyişlerine karışıyordu. Bir şeyler oluyor, tüm bedeninde, ruhunda hissettikleriyle sarsılıyordu. Nasıl bir tutkuydu bu? Nasıl her dokunuş açlığını artırıyor, parmak uçları daha fazlası için sızlıyordu? Kalbinin tam ortasında, küçücük bir ateş parçasının yarattığı yangın vardı. Sanki... Aylar boyunca tutsak ettiği duygular, zincirlerini kırıp özgür kalmışlardı. Alevler yükseliyor, onu içine almaya hazırlanıyordu. Ve Kuzey... Artık direnmeyi bırakmıştı. Düşüyor... Düşüyor... Düşüyordu...
️ (Cezayir Menekşesi)
"Bazen..." diye mırıldandı Selin dudakları hafifçe kıvrılırken. "Bana böyle âşık olduğuna inanamıyorum, biliyor musun? O kadar rüya gibiydi ki bu. Şimdi düşünüyorum da... Sanırım seni elde etmek adına yaptıklarım, kurduğum hayaller... Hiçbirinin arasında senin bana delicesine âşık olman yokmuş. Galiba bunu o denli imkânsız görmüşüm ki, hayal etmeye bile korkmuşum."
Genç adam onun incecik elini alıp kalbinin üzerine bastırdı. "Duyuyor musun?" diye sordu. Göğsündeki savaş çok uzun zamandır sürüyordu. Bazen bu, Kuzey'i yorgun düşürüyor, alışkın olmadığı duygular dengesini bozuyordu. Ama yalnızca Selin'e dokunmak yetiyor, aşk, kıskançlık, tutku, öfke, koruma hissi birbirine karışsa da, hayatında hiçbir şeyin ona bu kadar doğru gelmediğini biliyordu. "Senin için... Sen varsan... Benimsen... Burası yalnızca o zaman atıyor." (Cezayir Menekşesi)
Ne zaman mutlu etsen, mutlu ettiğinden daha fazla canımı yakıp beni yerle bir ediyorsun. (Aşk Her Şeyi Affeder mi?)
"Seni seviyorum, " ve devam etti genç kız. "Seni tanıyana dek aldığım nefesin gerçek bir soluk olmadığını biliyorum. Yaşamaya seninle başladığımı ve bundan sonra da yalnızca seninle sürdürebileceğimi biliyorum. İstediğim tek şeyin, tek dileğimin böylece kollarında olmak olduğunu artık biliyorum." (Bir Günah Gibi)
Kalbim, artık orada başka hiçbir şey bulamayacağım kadar seninle dolu. (Bir Günah Gibi)
İnsan bazen birine verdiği değeri, onu kaybettiğinde anlardı. O zamana dek inkar edilmiş her şey önemini yitirir, geriye kaybın sızısı ve dile getirilmemiş sözlerin, yaşanamamış saniyelerin pişmanlığı kalırdı. (Çilek Mevsimi)
"Sen de tıpkı benim gibisin. Senin için hiçbir duygunun sınırı yok. Ya sıcacık bir güneşsin, ya da şiddetli bir fırtına. Ya hep, ya hiç..." (Çilek Mevsimi)
“Sevmek mi?” diye gürledi Kuzey onun kollarındaki çırpınışına dayanamayarak. “Sevmek, hedefine herhangi birini koyabileceğin boktan bir kelime!” Şiddeti, hiddeti, öfkesi, tutkusu ve kaybetme korkusu daha fazla kabına sığamıyordu. “Kardeşimi severim. Hem de çok... Annemi de öyle... Ya da babamı... Kuzenlerimi, arkadaşlarımı...” Eliyle onun yüzünü kavrayıp ateş saçan bakışlarını ıslak gözleriyle birleştirdi. “Bir erkek, etrafında kıymet verdiği birçok insanı sevebilir,” diye hırladı dişlerinin arasından. “Ama yalnızca tek bir kadın için hayatını bile hiç düşünmeden feda edebilir.” Çenesini sıktı. Şakağında atıp duran damar, nasıl zorlandığının kanıtıydı. Selin’in başına silah dayanmış görüntüsü bir daha asla unutamayacağı şekilde aklına kazınmıştı. “Ben orada... Sahip olduğum her şeyin, canımın üzerinde saydığım bir kadın uğruna ölmeye hazırdım!” derken sesi cehennemden farksızdı. Tüm benliğini kaplayıp her şeye galip gelen o büyülü hissi artık özgür bırakmanın zamanıydı. “Sevmek çok kolay ve sıradan, sarışın! Sana karşı hissettiklerimin kolay ve sıradan olmakla en ufak bir ilgisi bile yokken, eğer seni kaybetseydim bu dünyayı yakardım!” (Cezayir Menekşesi)
"Aşkın ken­disi zaten çok da mantıklı bir şey değil. " (Bir Günah Gibi)
Tereddüt, bir uçurumun üzerinde ipte yürümek gibiydi. Ancak Yağız'ın tüm benliği sonsuz bir cesaretle sarılmış, o dipsiz uçuruma düştüğü anda paramparça olacağını önemsememişti. (Çilek Mevsimi)
"Eski bir efsaneye göre....." diye mırıldandı saçlarını hafifçe kavrarken . "Zamanın birinde , bir yerlerde , idam mahkumlarının boynuna bir çiçek aşarlarmış. " Parmakları onun bakmaya doyamadığı gözlerinin kenarında dolaştı . "Hem umudu ..... Hem de ölümü simgeler gibi....Hem kurtuluş , hem de yenilgi..." dedi dudaklarını onunkilere sürterken. Rengi ,senin gözlerinin renginde......Ne mor, ne mavi.....Ismi , Cezayir Menekşesi ....." (Cezayir Menekşesi)
Ya sıcacık bir güneşsin, ya da şiddetli bir fırtına. Ya hep, ya hiç... (Çilek Mevsimi)
Intikam, koynuna sızan sinsi bir yılan gibidir; seni yiyip bitirir. (Aşk Her Şeyi Affeder mi?)
Aşk, bazen mis kokulu bir mevsimde çıkagelip yerleşme de kalplere; terk edilişler, hayal kırıklıkları ve özlemleri de ardından sürükler; hazan renginde hüzünlere boyardı bir fırtına misali esip dağıttığı hayatları... (Çilek Mevsimi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cilek-mevsimi-burcu-buyukyildiz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)