# Çılgın Üçlü - Henry Miller Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Çılgın Üçlü kimin eseri? Çılgın Üçlü kitabının yazarı kimdir? Çılgın Üçlü konusu ve anafikri nedir? Çılgın Üçlü kitabı ne anlatıyor? Çılgın Üçlü kitabının yazarı Henry Miller kimdir? İşte Çılgın Üçlü kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cilgin-uclu-henry-miller-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-11T00:46:27+03:00
- Güncelleme: 2022-02-11T00:46:27+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/11/henry-miller-kimdir-henry-miller-kitaplari-ve-sozleri-149277.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Henry Miller 
 Çevirmen: Püren Özgören 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789755104362 
 Sayfa Sayısı: 232 

Çılgın Üçlü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Henry Millerin ikinci karısı olan June Smith, lezbiyen sevgilisiyle 1927de Avrupaya kaçtığında, yazar çok uzun süren bir ruhsal çöküntü yaşar. Beş parasız ve aşağılanmış bir durumda baba evine döner, umutsuz ve huzursuzdur. Bir gün daktilonun başına oturur ve hiç ara vermeden yazmaya başlar. Bu yazılar daha sonra Henry Millerin üçüncü romanı olan "Çılgın Üçlü"ye dönüşecektir. Romanlarının konusunu her zaman kendi yaşamından alan Miller, bu romanında da ikinci karısıyla olan fırtınalı evliliğini ve Juneun lezbiyen arkadaşıyla olan ilişkisini yansıtmıştır. Gizemli, şaşırtıcı, soluk kesici güzellikteki June, Henryyi bir anda çarpmıştı; yazar "Çılgın Üçlü"de, Juneun yansıması olan kadın kahraman Hildredi şöyle tanımlar: "İkiyüzlülükten oluşan, gerçek bir pal peteği." Hildred, lezbiyen arkadaşı Vanya ve yazar Tony Bringin oluşturduğu üçlünün üç üyesi de doğuştan dengesizdir: Vanya ruhsal tedavi görmüştür, June deliliğin sınırlarında gezinmektedir, ikisi de uyuşturucu kullanırlar, Tony ise deli olup olmadığını gerçekten merak etmektedir. "Çılgın Üçlü", Millerin çektiği acıların bir derlemesi olduğu için oldukça etkileyici; bu roman, boyun eğmeyle başkaldırı, özlemle nefret arasına incecik bir çizgi çekiyor ve yirminci yüzyılın en anlaşılmaz, en karmaşık erkeklerinden birinin görmezden gelinemeyecek sanatsal başarısını simgeliyor.rn(Arka Kapak)

Çılgın Üçlü Alıntıları - Sözleri
Yüzünde çok güzel, kadavralara özgü bir ışıltı vardı; aynada kendini incelerken güzelliğinden sarhoş olmuştu; gömm ek üzere olduğu cesedin ne kadar güzel olduğunu ansızın ayrımsayan bir mezarcı gibi.
Sonbahar kentlerinin insanı için geriye bir tek, ulu orospunun görüntüsü, fahişelerin anası ve yeryüzünün iğrençlikleri kaldı. 'Orospudan nefret etsınler, onu çıplak ve yalnız bıraksınlar, onun etini yiyip onu ateşte yaksınlar.' Kitabı Mukaddesin son bölümündeki son cüzdü bu ... ruhu ölenler için.
Hava gevrek, canlandırıcıydı... Bedavaydı. Kimse onun için tek kuruş ödemiyordu ...
"Seni doğduğum günden beri tanıyor gibiyim."
Dev boyutlu, turuncu çıplaklar, balçık ve kan sızdıran memelere geçmiş pençeler,
mumya gibi, sargı bezleriyle sımsık sarılmış odalıklar, İsa'nın bile görmediği yaralarını gözler önüne seren havariler, onların kangrenli kolları ve bacakları, kabarmış şehvetleri. Aziz Sosima ile Aziz Savatyi, Savaşçı Yahya ile Müjdeci Yahya. Madonnalarını nilüfer yapraklarıyla,
altın hani balıklarıyla, cinlerle, iri, tamamlanmamış balık yumurtalarıyla çevreledi.
Her şey biter ve bittiği yerden yeniden başlar, tıpkı bir daire ya da kuyruğunu kovalayan bir köpek, ya da anlaşılamayan, kavranamayan ama kesinlikle yok sayılamayan sonsuzluk gibi.
Parlak, kırmızı, akıcı kan: Duruyken insana kendini dinç hissettiren, onu zeki, kavrayışlı, akıllı yapan; sulandırıldığı zaman gevşekliğe, aşırı duygusallığa, kuşkuculuğa, umutsuzluk ve melankoliye neden olan; pıhtılaşınca tekbenciliğin pullu albenisini, sara ve koleranın dehşetini, sınıf hiyerarşisini, kişilik bölünmesinin kavranamayan yüceliğini oluşturan. Bir tek alyuvarda bütün bilim adamlarının kafasını karıştırmaya yetecek kadar bilinemezlik vardı. İnsanlar kan içinde doğuyor, kan içinde ölüyordu. Kan güçlü, verimli, büyülüydü. Kan acıyla güzellikten oluşan bir esrime, yaratıcı yıkımı gerçekleştiren bir mucize, tanrısal özün bir zerresi, belki de özün kendisiydi. Kanın aktığı yerde yaşam güçlü bir biçimde sürüyordu. Şarkının olduğu yerde kan vardı, tapınmanın olduğu yerde kan vardı. Gündoğumunda kan, tarladaki çiçeklerde, manyakların ve peygamberlerin gözlerinde, değerli taşların alevinde kan vardı. Yaşamın ve şarkının ve sarhoşluğun ve tapınmanın ve zaferin olduğu her yerde kan vardı.
Romana, akla ve sağlığa elveda! Meleklere merhaba!
Karşı cinsten beklediği tek şey, doyuma ulaşması için gereken organlara sahip olmalarıydı. Bundan ötesi pek de önemli değildi; Zenci ya da beyaz, şaşı ya da sağır, hastalıklı ya da geri zekalı, hiç fark etmezdi.
" Şu anda olduğu gibi gelecekte de, kendimi hem yaratan hem de yok eden bir güç gibi hissedeceğim; gerçek bir değer taşıdığımi, insanların arasında bir hakkım, bir yerim ve bir görevim olduğunu biliyorum. "

Ansızın içinde bir dinamo patladı; hiçbir engelle karşılaşmadan, herhangi bir uyarıda bulunmadan. Erimiş varlığının her zerresi tüyler ürpertici esrimelerle sarsılıyordu. Benekli sözcükler onu zehirli bir şehvetle uyuşturdu... Her şeyde, yuce ya da alçak, her şeyde bir çalkantı, yaşamsal bir güç, bir anlam be bir güzellik olduğunu hissetti; en parlak, en göz alıcı sanat eseri bile bunun soluk bir yansımasından başka bir şey değildi. " Yaşamak istiyorum! " diye fısıldadı bir çılgın gibi. " Yaşamak istiyorum. "
Yaşam bir şiirken, sonsuz düklerin ve yarınların uyuşturucusu, türküsüyken yanıtlanacak ne olabilir?
" Şu anda olduğu gibi gelecekte de, kendimi hem yaratan hem de yok eden bir güç gibi hissedeceğim; gerçek bir değer taşıdığımı, insanların arasında bir hakkım, bir yerim ve bir görevim olduğunu biliyorum. "
Bir an, nefretinin boyunu bütünüyle ölçecek uzunlukta bir hakaret bulmakta zorlandı.
Dudaklarından soğuk, neşeden yoksun bir kahkaha döküldü – yalnızca ıssızlığın ortasında duyulabilecek bir kahkaha. İnsanca şakaları anlayabilecek biçimde eğitilmiş bir köpeğin salıvereceği türden bir kahkaha.
Hiçbir şey hakkında hiç kimse, hiçbir şey bilmiyormuş gibi yapan biri kadar çok konuşamaz.

Çılgın Üçlü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazar, karısını lezbiyen arkadaşı ile paylaşmak ve hangi tarafın kaybedeceğini beklemekle geçirdiği yılları yazmıştır. Duygusal şiddetin hangi boyutlara varabileceğini göstermesi açısından muazzamdır. Yasaklamalar sebebiyle, diğer kitaplarında olduğu gibi, yazımından çok sonra okurla buluşabilmiştir. (immorasko) 

Kitabın Yazarı Henry Miller Kimdir?
Henry Valentine Miller, yaşadığı dönemdeki edebiyat formlarının dışına çıkarak roman, otobiyografi, felsefe ve mistizmi karıştırarak kendi tarzını yaratmıştır. Kendi hayatından aldığı gerçekleri tekrardan kurgulayarak kitaplarına aktarmıştır.

Alman göçmeni katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası terzi Heinrich Miller, annesi ise Louise Marie Neiting'di. Çocukluğu Brooklyn'de geçti. Gençliğinde çeşitli işlerde çalıştı ve kısa bir süre New York Şehir Üniversitesi'nde okudu. 1928 ve 1929 yıllarında ikinci karısı June Edith Smith (June Miller) ile birlikte birkaç ay Paris'te geçirdi. 1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı. Bu dönemde meteliksiz bir şekilde arkadaşlarından geçinerek avare bir hayat sürdü. Anais Nin, Alfred Perles, ve Lawrence Durrell gibi yazarlarla dostluk kurdu. 1931'in sonbaharında Alfred Perlés vasıtasıyla Chicago Tribune'un Paris baskısında bir iş buldu. Sevgilisi Anais Nin'in desteğiyle 1934 yılında ilk kitabı Yengeç Dönencesini (Tropic of Cancer) yayımladı. Ardından Kara İlkbahar (Black Spring) (1936) ve Oğlak Dönencesini (Tropic of Capricorn) (1939) yazdı. Kitapları ABD'de müstehcen bulunduğu için yasaklandı. Ancak elden ele ulaştırılan kitapları ona belli bir ün kazandırdı.

1940'da ABD'ye döndü ve California'da Big Sur'a yerleşti. ABD'nin kültürel değerlerine ve ahlâkî tavrına meydan okuyan çalışmalarına devam etti. Hayatının son yıllarını Pacific Palisades'de geçirdi.

Yengeç Dönencesi'nin 1961 yılında ABD'de yayımlanması bir müstehcenlik davasına neden oldu. 1964 yılında ABD Yüksek Mahkemesi kitabın bir edebiyat çalışması olduğuna karar verdi. Bu olay cinsel devrimin kilometre taşlarından biriydi. Kitabın basılmasını savunan avukat Elmer Gertz ve Miller sonraki yıllarda yakın arkadaş oldular.

Edebiyat çalışmalarının yanında Miller bir ressam ve amatör bir piyanistti.

Henry Miller Kitapları - Eserleri
Uykusuzluk
Yengeç Dönencesi
Oğlak Dönencesi
Seksus
Clichy'de Sessiz Günler
Neksus

Pleksus
Kara İlkbahar
Cinsellik Dünyası
Merdivenin Dibindeki Gülümseyiş
Cennette Bir Şeytan
Marousi'nin Devi
Çılgın Üçlü

Aşk Mektupları
Rimbaud ya da Büyük İsyan
Hatırlamayı Hatırlamak
Edebi Bir Tutku
Big Sur ve Hieronymus Bosch'un Portakalları
The Time of the Assassins

Henry Miller Alıntıları - Sözleri
Kayıtsız, anlık da olsa duygulanma yetisine sahip, kerterizden yoksun, asıl merkezinden her an kopabilen bir yürek. Kendine yarattığı dünya ne kadar iğrenç ve kısıtlı olursa olsun, mükemmelce yaşıyordu içinde. Güç veren bir şeydi bu basbayağı. (Yengeç Dönencesi)
.
Uzağa bakma. Her şeye düz bak. İyisiyle kötüsüyle gözünün içine bak.

... (Aşk Mektupları)
Now it is either heaven or hell, no in between is possible any longer.
And by all indications we will choose hell. (The Time of the Assassins)
İnsan ne kadar dönüp dolaşırsa dolaşsın, daima yine olduğu yerde kalıyor. Bir türlü kabul edilemiyen 'şimdi'nin olduğu yerde. (Neksus)
Ay gibi ölü bir gezegene ulaşma düşüncesi insanlara, dünya üzerindeki diğer insanlarla iletişim kurma düşüncesinden daha heyecan verici geliyor.
Dünyayı kurtarmak, hatta kendi kendimizi kurtarmak bizi ilgilendirmiyor.
Bizi ilgilendiren bu gezegenden kaçmak.
Bize sunduğu vaadi yitirinceye kadar yeryüzünü kuruttuk. (Hatırlamayı Hatırlamak)
"Asla kendini kaybetme!" (Uykusuzluk)

Bana kollarında birkaç gün huzur ver,buna çok ihtiyacım var.
Yıkıldım,yıprandım,yoruldum.Ondan sonra dünyayla yüzleşebilirim. (Edebi Bir Tutku)
What devils are these who look like you and talk like you, who wear the same dress, eat the same food, and who hound you like dogs? Are these not the worst enemies a man can have? The others I can find excuses for, but for one's own kind I can find no excuse whatever. (The Time of the Assassins)
...kitabın açılışında bir dünya yatıyordu
ne denli kendine özgüdür büyük yapıtların sayfalarının açılışları... (Neksus)
"Senin suskunluğunun hiçbir anlamı yok benim için; benim suskunluğum seninkini bastıracak" (Uykusuzluk)
Dudaklarından soğuk, neşeden yoksun bir kahkaha döküldü – yalnızca ıssızlığın ortasında duyulabilecek bir kahkaha. İnsanca şakaları anlayabilecek biçimde eğitilmiş bir köpeğin salıvereceği türden bir kahkaha. (Çılgın Üçlü)
Dünyada bir başınasın! Yalnızsın... Yalnız... Yalnız. Acı bir şey yalnız olmak... Acı, acı, acı, acı. Sonu yok, akla hayale sığmıyor ve dünyadaki her insanın yazgısı böyle.. (Oğlak Dönencesi)
Unwittingly and unconsciously we have made the world one, but one in nullity. We must go through a collective death in order to emerge as genuine individuals. (The Time of the Assassins)

Kendin olmak, yalnız kendin olmak çok büyük bir şey. (Merdivenin Dibindeki Gülümseyiş)
"Çevremdeki insanlar harika göründüğüm, gittikçe gençleştiğim
ve bunun gibi bir dolu zırva laf ediyordu. Ruhumdaki kıymıktan haberleri yoktu." (Uykusuzluk)
Yoluma çıxan insanlar, hər gün baş verən və başqası üçün boş şey kimi görünə bilən hadisələr - hamısını mənim düşüncəmdə xüsusi bir məna kəsb edirdi. (Cennette Bir Şeytan)
Sizin objektifinize nasıl göründüğümden bana ne? (Big Sur ve Hieronymus Bosch'un Portakalları)
"Dünyayı sarsan ulusal ve ırksal dramların dışında, daha büyük bir oyun sahneleniyor;dünya dramı." (Cinsellik Dünyası)
...Uzun, upuzun 1zaman geçiyordu;
bildiğim tüm sessizliklerden daha an­lamlı 1sessizlik içinde.
Söyleme gücünü kendi­mizde bulamadığımız herşey, bu karşılıklı dilsiz oyu­nunda dile geliyordu... (Cinsellik Dünyası)
Sonunda her şey tek bir gerçeğin içinde erir: Hatırlayış. (Hatırlamayı Hatırlamak)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cilgin-uclu-henry-miller-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)