# Cin Aynası - Ercan Kesal Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Cin Aynası kimin eseri? Cin Aynası kitabının yazarı kimdir? Cin Aynası konusu ve anafikri nedir? Cin Aynası kitabı ne anlatıyor? Cin Aynası PDF indirme linki var mı?  Cin Aynası kitabının yazarı Ercan Kesal kimdir? İşte Cin Aynası kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cin-aynasi-ercan-kesal-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-02T22:00:15+03:00
- Güncelleme: 2022-06-02T22:00:15+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/02/ercan-kesal-kimdir-ercan-kesal-kitaplari-ve-sozleri-237213.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ercan Kesal 
 Yayın Evi: İletişim Yayıncılık 
 İSBN: 9789750520358 
 Sayfa Sayısı: 292 
--reklam--
Cin Aynası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“‘Kimsenin birbirine acımadığı, herkesin kolayca birbirinden nefret ettiği, birinin ötekine yardım etmeyi aklından dahi geçirmediği soğuk ve umutsuz bir dünya’da yaşıyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz ama sürekli yalnız kalmaya çalıştığımız, yalnızlığımızın yetmediği ve bitmediği bir çağdayız.
(...)

Galeano’dan ilham alırsam; birlikte kurtulmak için ve yeniden buluşabilmeyi ümit ettiğim için yazıyorum. Kederlerimi, iç sıkıntılarımı ve başkalarında da fark ettiğim acıları anlatmak için yazıyorum. Kendime acı vereni açıklamak, içimde büyüyen sevinci ve coşkuyu da hemen paylaşmak için yazıyorum.
(...)

Sokaktan duyduğum cümleleri ‘cesaret ve kehanetle bezeyip yeniden asıl sahiplerine gönderdiğimde’ onlardan gelecek işaretin merakıyla yazıyorum.”

Ercan Kesal “kendi kendimizle derdimizin” sır kâtipliğini yapıyor. Peri Gazozu kitabının izinde, insan halleri üzerine sohbet ediyor okuruyla. Ahlâkın “utanmayı bilmek” demek olduğunu bilerek, “çocuk aklının” safiyetini severek, rüyalarını kalbine sorarak…

Ölüm, zulüm, acı, kötülük üzerine… Direnmek, insan onuru, devrimci inat üzerine… “Adamı adam eden analar” üzerine… İyilik, güzellik, çocuklar, insanlık ve sinema üzerine yazılar. Kederli ve yine de ümitli.
--reklam--
Cin Aynası Alıntıları - Sözleri
"İnsanın kaynağı kendi ruhudur."
"Kimse haberdar değil çocuklardan ve kimse sormuyor onlara ne olduğunu."
"Hırsızların, eğer biz istemezsek çalamayacakları tek şey rüyalarımızdır."
"Yalnızlıktan korktuğumuz ama sürekli yalnız kalmaya çalıştığımız, yalnızlığımızın yetmediği ve bitmediği bir çağdayız."
"İnanç bir deli çay ki yeşertir bir gün çölü."
"Ahlak, en olmaz zamanlarda "Ben buradayım arkadaş." diyebilmektir."
"Evet, devrim gibidir bazı başlangıçlar, inanır ve vazgeçmezseniz eğer, mutlak gerçekleşir."
"Hayat, tam olarak sizin ona verdiğiniz değerdir. Ne kadar yaşadığınız değil , nasıl yaşadığınız önemlidir."
"Kıyamet koptu da henüz biz mi fark etmedik acaba? Çocukların bir eşya, bir çanta, bir paket gibi çalındığı yeryüzü bize cehennem değilse nedir?"
"Bazılarına göre 'kuvvet' para ile organizasyonun çarpımına eşittir, bize göre de kuvvet ivme ve kitleyi ilgilendiren bir büyüklüktür."
-Mustafa İnan
Anılarımı yazmak içimdeki tortulları temizlerken, hayatım bir yandan yeni tortullar biriktirmeye de devam ediyor, farkındayım!
"Bazen başka bir hayatın mümkün olduğu rüyasını yaşadığın bir meydanı terk etmezsin, ki bu direnme sanatıdır."
--reklam--
Cin Aynası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ercan Kesal'ın okuduğum ikinci kitabıydı, ilk kitabı peri gazozu; gerçekten çok güzel gözlemlerle yazılmış kendi hayatından ders niteliğinde anadolu hikayelerinden oluşan küçük tatlı bir kitapken nedense cin aynasında bunu alamadım. Benim için altını çizdiğim cümlelerden ibaret ve onların da birer alıntı olduğu bir kitap olmaktan ötesine gidemeyecek ne yazık ki.
Kitabın içine girdiğimizde yine aynı şekilde kendi hayatından ders vermeye çalışır nitelikte kendi siyasi ideolojisini dayattığı ve filmi olan Bir Zamanlar Anadolunun da bol bol reklamını yaptığı hikâyelerinden oluşuyordu, bunu da kötü mânâ da demiyorum kesinlikle güzel pazarlamış kendisini kültürüyle ve bi iki alıntı güzel sözlerle kitap yazmayı ele almak ne üzücü, okuduğuma pişmanmıyım; değilim bi kere başlamıştım yarıda kalsın istemezdim ama bana da güzel dersleri oldu ne okuduğumuzu bilmemiz gerektiği hakkında çok güzel düşünceler edindim...
İlgilenenlere keyifli okumalar diliyorum... (Abdullah Serter) 
Canım Ercan Kesal, iyi ki varsın ve yazmışsın. Daha çok şeyler yazacağım altını çizdiklerim ve daha fazlası için. Söylediğin gibi bizi anlayamazsınız, böyle hissettiğimiz için bizi anlayamazlar. Ne güzelsin... (Sinem tüdeş) 
Kitap, Ercan Kesal’ın çoğu daha önce çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmış yazılarından oluşuyor. Yazıların ilk yarısı (belki yarıdan biraz fazlası) ülkemizin makûs tarihine ait insan hikâyelerini ve trajedileri barındırıyor: cinayetler, darbeler, işkenceler, yoksulluk, intiharlar... Bu kısmı okumak her ne kadar iç bunaltıcı olsa da acıları yaşayanlar unutulmasın ve benzer acılar bir daha yaşanmasın diye okumak, anlamak ve aktarmak sadece yazarın değil okur olarak bizlerin de gelecek nesillere vazifesidir diye düşünebiliriz. Özellikle yazarın bir yazıda ısrarla vurguladığı “Bu insanlar bunları hak edecek ne yaptılar?” sorusunu herhangi bir olayda taraf olmadan önce kendimize sorabilmek, cevabını arayabilmek herhâlde ülke barışı ve huzuru için edinebileceğimiz en büyük marifetlerden biri olacaktır.

Kitabın ikinci yarısı daha çok sinema yazılarına, yazarın kendi başından geçen sinema hikâyelerine, Tarkovski, Kieslowski, Haneke, Metin Erksan, Lütfi Akad, Yılmaz Güney gibi yönetmenlerin eserlerine ve bu yönetmenlerin sinema hakkındaki görüşlerine ayrılmış. Bu bölümde sinemanın aslında Ercan Kesal’ın çocukluğundan beri kaderine ilmek ilmek işlenmeye başlandığına dair izler bulmak da mümkün. Özellikle 1970’li yıllarda, kendisinin çocukluğuna denk gelen zamanlarda Nevşehir’de çekilen üç yabancı filme dair anılarını anlattığı “Pasolini ve Hasan Hüseyin Abi” başlıklı yazısı buna örnek gösterilebilir. 1963 yılından beri devam ederek dünyanın en uzun soluklu televizyon dizisi ünvanına sahip olan “Doctor Who” dizisinin kötü karakteri Master’ı ilk canlandıran oyuncu Roger Delgado’nun 1973’te Nevşehir’de çekilen bu filmlerin birinde trafik kazası geçirerek öldüğü bilgisini de gene bu yazıdan öğreniyoruz.

Hemen hemen tüm yazılarda ortak olan ve belki Ercan Kesal’ın mütemmim cüzü de diyebileceğimiz yan ise çoğunlukla yazıların başında bulunan ve zaman zaman sonu bir yere bağlanmıyormuş hissi de veren, bir film sekansı tadında tasvirler içeren sinematik anlatılardı. Bu kısımlar sanki az sonra oynanacakmış gibi yazılmış film sahnelerini andırıyor. Kimi zaman Nevşehir’de ailenin küçük oğlunun, kimi zaman İzmir’de bir tıp öğrencisinin, kimi zaman da Balâ’da veya Keskin’de mecburi hizmetini tamamlamaya çalışan bir doktorun gözünden yazılmış bu küçük sahneler, Sait Faik’in bazı hikâyelerinden sonra gelen (özellikle “Plajdaki Ayna” hikâyesinden sonra bu hissi aldığımı iyi anımsıyorum) “hiçbir olay yaşanmamış olsa da mutlaka bir şeyler yaşandı” duygusunu yaşatıyor.

Son olarak, kimseyi yanıltmamak adına söylemek isterim ki yukarıda yazmış olduklarımla kitaba çok yüksek bir edebî değer atfetmek niyetinde değilim (yazarın kendisinin de bu niyette olmadığını sanıyorum). İlk cümlede dediğim gibi yazıların çoğu süreli yayınlar için yazılmış, dolayısıyla en baştan edebî eser olarak tasarlanmamışlar. Kitabın bir hikâye kitabı olarak da görülmesi çok doğru olmaz kanısındayım. Okuyacak kimselerin beklentilerini buna göre ayarlamaları yerinde olacaktır.

NOT: Bu kitap vesilesiyle yazarla kısa bir iletişim kurma imkânım da oldu. Kendisini daha önce verdiği röportajlardan ve yaptığı konuşmalardan zaten takip ediyor ve samimi duruşunu takdir ediyordum. Benimle olan iletişimi de o konuşmalarda olduğu gibi yapmacıklıktan uzak, naif ve içtendi; kendisine duyarlı duruşu ve inceliği için teşekkür ederim. (Şahin Kürekci) 
--reklam--
Cin Aynası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ercan Kesal - Cin Aynası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cin Aynası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ercan Kesal Kimdir?
1959 Avanos doğumlu olan Dr.Ercan Kesal, ilk ve orta öğrenimini Avanos’ta, lise öğrenimini Nevşehir’de tamamladı. 1976-77 yıllarında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, 1977-78 yıllarında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde okuduktan sonra 1984 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu.1984-89 yıllarında Ankara - Keskin Devlet Hastanesi, Ankara - Bala ve köylerinde Sağlık Ocağı hekimliği, Sağlık Merkezi Başhekimliği ve Sağlık Grup Başkanlığı yaptı. Türkiye’deki sağlık sistemindeki aksaklıkları bizzat görme imkanı bulduğu Keskin ve Bala ilçelerinde, sorunların çözümünün Sosyalizasyon Sistemi ve Koruyucu Hekimlikte olduğunu tespit etti.1997 yılında Özel Okmeydanı Hastanesi’ni kuran Dr.Ercan Kesal, halen Hastanenin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmektedir. 2002 yılının ilk yarı döneminde Yön FM’de hazırlayıp sunduğu ’Mahalle Meydanı’ isimli program sırasında sıkça gündeme getirilen ve çözüm aranan arazi-tapu sorununu çözmek için bir araya gelenlerle Tapu Alma Girişimi’ni kurdu.Nuri Bilge Ceylan'ın "UZAK" filmindeki oyunculukla başlayan sinema serüveni "ÜÇ MAYMUN" da ve "BİR ZAMANLAR ANADOLU' DA" da senarist ve oyuncu, "VAVİEN" , "DERİN", "SAÇ","ALBATROSUN YOLCULUĞU" ve "KÜF" filmlerinde oyuncu olarak devam etmektedir.
--reklam--
Ercan Kesal Kitapları - Eserleri
Peri Gazozu
Nasipse Adayız
Cin Aynası
Velhasıl
Evvel Zaman
"Aslında..."
Bozkırda Bir Gece Yarısı
Kendi Işığında Yanan Adam
--reklam--
Ercan Kesal Alıntıları - Sözleri
Utanma duygumu hızla kaybetmiştim galiba. Bu böyle aniden olan bir şey miydi yahu? Ne bileyim, önceden bir belirti vermez mi? Kişiyi uyaran. ‘Bak, böyle bir durumun var senin; dikkat et, haline tavrına.’ Ya da, ‘şansını zorlama’ falan gibi. O da olmadı birtakım hafif bulgular da mı göstermez? Biraz kaşıntı, belki biraz bulantı; tam kusma olmasa da yani. Ya da temelde zaten böyle bir patolojim hep vardı da benim mi haberim yoktu? Aileden gelen bir şey olabilir mi? Irsi mi? Gerçi dedemde, babamda, anne tarafımda hiç rastlamadım bugüne kadar ama. Sonradan çıkabiliyor demek ki! Hani ülkede yaygın bir hastalık olarak ezelden beri var olduğundan, vakti zamanı gelince bende de ortaya çıkmış olmasın? Yine de önceden engellenemez miydi bu tatsız durum?

Gerçi bunun farkında olmak neye yarayacak ki? Sonuçta utanmaz bir herif oluyorsun işte.

İşin kötüsü ilerde bunun arlanmazlık safhası da olacaktır. Oraya ne zaman geçecektim acaba? (Nasipse Adayız)
İnsanın yazgısı onun kişiliğidir ya da kişiliği onun kaderidir. (Evvel Zaman)
Umutuz ve kötümser bir dünyaya inanmanın can sıkıntısının ,insanı hayvana çevirebileceğini iddia eden Dostoyevski gibiyim... ("Aslında...")
Şehirleri kent , Mekanları da yer olmaktan çıkaran içine doldurduğunuz anılar ve onları yaşadığınız kişilerdir. (Velhasıl)
Utandım mı? Bilmiyorum. Artık utanmıyorum galiba. Aday adayıyım çünkü. (Nasipse Adayız)
İnsan iyiyi kötülükten ayırt etmeye başlamasıyla birlikte cennetten kovuldu. Sonsuz bir arayış, kuşku ve yetmezlik duygusu cehennem değil de nedir? (Kendi Işığında Yanan Adam)
Ne kadar güçlü olursa olsun bir acıyı kaldıracak ya da tek bir adaletsizlik ânını dönüştürebilecek bir şarkı veya bir şiir yoktur" ("Aslında...")
Gece yarısı Fellini filmlerinin ortasına düşmüş şaşkın Anadolu köylüsü gibiydim. (Bozkırda Bir Gece Yarısı)
"Sosyalist, kendi aç kalsa da önündeki yumurtayı arkadaşının önüne doğru iten adamdır. " (Peri Gazozu)
Hiç birileriyle aynı dünyada yaşamaktan utanç duyduğunuz anlar oldu mu? (Peri Gazozu)
Bardağı suyla doldurursunuz.
Dolar ama taşmaz.
Ağzına kadar doldurursunuz, yine taşmaz.
Ama bir damla daha koyarsanız, işte o zaman taşar. Sadece bir damla. Biliyor musunuz, bardağın taşmasına bir damla kaldı! (Peri Gazozu)
Utanma duygumu hızla kaybetmiştim galiba. Bu böyle aniden olan bir şey miydi yahu? Ne bileyim önceden bir belirti vermez mi?... Bulaşıcı falan olmasın? Hani ülkede yaygın bir hastalık olarak ezelden beri var olduğundan, vakti zamanı gelince bende de ortaya çıkmış olmasın? (Nasipse Adayız)
Hiçbir şeyin mümkün olmadığını bildikleri halde , her şeyin hala mümkün olduğunu anlatan iki karamsar .... (Velhasıl)
Sanatla, filmle, yaratıcılıkla hemhal olmak, dışarıdaki dünyaya karşı insanı daha ilgisiz ama aynı zamanda daha güçlü kılıyor. (Evvel Zaman)
Ne olursa olsun, nasıl olursa olsun, ama yeter ki bitsin istiyorum artık şu yürüdüğüm yolculuk. (Nasipse Adayız)
Gerçek neydi ? Başımdan geçenler mi, yoksa hayal ettiklerim mi ? (Evvel Zaman)
Edebiyat hiç beklemediğiniz sonuçlara da sebep olur, tahmin bile edemezsiniz .
Sizi "Geçici olarak zamandan çeker alır, sonra daha iyi bir biçimde geri verir."
İyileştirir, tahammül gücünüzü ve cesaretinizi artırır. (Velhasıl)
Doğru ve namuslu olduğunu ne olduğunu bilsek bile bazen onu seçemeyiz.
Özgür olmadığımızı düşünüyorum.
Hep bir çeşit özgürlük için mücadele ediyoruz ve belli bir oranda bu özgürlüğü, özellikle de dışsal özgürlüğü yakalamayı başarıyoruz...
Bence bizler tutkularımızın, fizyolojimizin ve elbette ki biyolojimizin esiriyiz.
Tıpkı 1000 yıl önce olduğu gibi.
Daha iyi olanla biraz daha iyi olan; ve yine biraz daha iyi olanla, biraz daha kötü olan arasındaki karmaşık ve göreceli ayrımın tutsağı olduğumuzu düşünüyorum.
Hep bir çıkış yolu bulmaya çalışıyoruz, bundan kurtulma şansımız yok.

-Kieslowski (Kendi Işığında Yanan Adam)
Bazı şeyler insana geri dönülmez yollar çizer. Bir sarsıntı, bir kırılma olur hayatınızda ve sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz... (Peri Gazozu)
İti öldürene taşıtırlar. (Bozkırda Bir Gece Yarısı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cin-aynasi-ercan-kesal-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)