# Çin Tarihi - Wolfram Eberhard Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Çin Tarihi kimin eseri? Çin Tarihi kitabının yazarı kimdir? Çin Tarihi konusu ve anafikri nedir? Çin Tarihi kitabı ne anlatıyor? Çin Tarihi PDF indirme linki var mı?  Çin Tarihi kitabının yazarı Wolfram Eberhard kimdir? İşte Çin Tarihi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cin-tarihi-wolfram-eberhard-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2023-01-24T17:00:11+03:00
- Güncelleme: 2023-01-24T17:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2023/01/24/wolfram-eberhard-kimdir-wolfram-eberhard-kitaplari-ve-sozleri-383107.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Wolfram Eberhard 
 Yayın Evi: Türk Tarih Kurumu 
 İSBN: 9789751607248 
 Sayfa Sayısı: 415 
--reklam--
Çin Tarihi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
TÜRK TARİH KURUMUNUN NOTU
ÖNSÖZ

GİRİŞ

ÇİNİN COĞRAFÎ DURUMU

BİRİNCİ BÖLÜM

TARİHTEN ÖNCEKİ ZAMANLAR

I. Kaynaklar

II. İlk insanlar

III. İlk taş devri

IV. Cilalıtaş devri

V. Doğu Asyanın en mühim prehistorik kültürleri

VI. Yan-shaou kültürü

VII. Lung-shan kültürü

VIII. Shanside ilk proto_tarihî küçük devletler

İKİNCİ BÖLÜM

SHAN SÜLÂLESİ

I. Shangların kültürü

II. Shangların yazıları ve dinleri

III. Shang devletinin etnik kuruluşu

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

CHOU SÜLÂLESİ

I. Chouların kanun-u esasiyeleri

II. Doğu Chou devletinde değişiklikler

III. Chou devrinin zihnî kültürü (Konfüçyüz)

IV. Chou devrinin zihnî kültürü (Lao-tse)

V. Muharpi devletler zamanında iktisadî ve sosyal değişiklikler

VI. Muharip devletler zamanında zihnî değişiklikler

VII. Dış âlemle münasebetler

VIII. Eski zamanlarda Çinde mitoolji edebiyat ve sanat sahalarındaki en mühim gelişmelere bir bakış

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

CHİN SÜLÂLESİ

I. Yeni cemiyetin teşekkülü: Chinların reformları

II. Dış siyaset

III. Çökme

BEŞİNCİ BÖLÜM

HAN SÜLÂLESİ

I. Genty devletinin gelişmesi

II. Hsiung-nu devletinin sosyolojik kuruluşu: Çin ile çarpışmalar

III. Gentrynin sağlamlaşması

IV. Wu-tinin Türkistan siyaseti

V. Dış siyasetin neticeleri

VI. Wang Mang hükümeti

VII. Sonraki Han sülalesinin yeni dış siyaseti

VIII. Hsiung-nu siyaseti

IX. Çinde ekonomik durum

X. Han devrinin edebiyatı ve sanatı

ALTINCI BÖLÜM

ÇİNİN PARÇALANMA DEVRİ

I. Üç devlet devri

II. Batı Chin sülâlesi

III. Tobaların zuhuruna kadar Kuzey Çindeki devletler

IV. Kuzey Çinde Toba devleti

V. Kuzey Çinde Tobaların halefleri olan devletler

VI. Doğu Chin sülâlesi ve mütebaki Güney sülâlesi

YEDİNCİ BÖLÜM

SUİ VE TANG DEVLETİ

I. Sui sülâlesi

II. Tang sülâlesi

SEKİZİNCİ BÖLÜM

ÇİNİN İKİNCİ BÖLÜNME DEVRİ

I. Beş sülâle devri

II. Kuzey Sung sülalesi

III. Kuzeyde Liao sülalesi

IV. Kuzeyde Hsi-Hsia devleti

V. Güney Sung sülâlesi devlit

VI. Kuzeyde Ju-chen devleti

DOKUZUNCU BÖLÜM

MOĞOL DEVRİ

I. Yeni zamanların başlangıcı

II. Moğol devrinin özellikleri

III. Moğolların dış siyaseti

IV. İç durum

V. Kıyımlar ve Moğol devrinin sonu

ONUNCU BÖLÜM

MİNG DEVRİ

I. Ming devrinde iç siyaset meseleleri ve sosyla durum

II. 1426ya kadar dış siyaset

III. Klik mücadeleleri ve inkırazın başlangıcı

IV. Kıyamlar ve Mançularla savaşlar

V. Moğol ve Ming devrinde edebiyat ve sanat

ONBİRİNCİ BÖLÜM

MANÇU SÜLÂLESİ

I. 17nci yüzyılda iç siyasetin esas problemleri

II. Çin devletinin genişlemesi

III. Türkisatn savaşları ve inkırazın başlaması

IV. Avrupa tesirinin başlaması ve Çin üzerindeki aksülâmeli

V. Sülâlenin inhilâli ve sonu; büyük isyanlar

VI. Mançu devletinde edebiyat ve sanat

ONİKİNCİ BÖLÜM

CUMHURİYET (1912DEN İTİBAREN)

I. Chiang Kai-shekin ortaya çıkmasına kadar en mühim olaylar

II. En mühim kültürel, sosyal ve siyasi problemler

III. Chiang Kai-shek hükümetinin ilk devri (1927-1937)

IV. İkinci dünya harbinde Çin (1937-1945)

LİTERATÜR

HARİTALAR
Çin Tarihi Alıntıları - Sözleri
Çayın kullanılması, 3 üncü yüzyılda Güneydoğu Çin'e gelerek, orada yayılan bir eski Tibet ådeti olmalıdır. Bu zamandan itibaren iki istihsal merkezi vardı : Sih-ch'uan ve Güney-doğu Çin. 11'inci yüzyıla kadar Sih-ch'uan istihsalde başta gelmektedir. Bu, Çin'de çayı bu zamana kadar Tibet tarzında içmelerinden de anlaşılıyor: Bunlar, önceleri çayı un, tuz ve zencefil ile karıştırırlardı. Ancak bundan sonra saf çay içmeğe başladılar.
12 Şubat 1912'de Mançu hükümeti, Çin tahtından vazgeçip cumhuriyeti kanuni devlet şekli olarak kabul ettiğini bildiren bir ferman neşretti.
Avrupalılar Pekin'i zaptettiler (1900)
1898'de Çin'in durumu, birçok bakımdan Türkiye'nin, Osmanlı İmparatorluğu'nun sonlarındaki durumuna çok benzemektedir.
Meiji teceddüdü ile Japonya'nı feodal devri hiç olmazsa zahiren nihayet bulmuştu. Japonya süratli bir tempo ile avrupaileşiyor ve aynı zamanda emperyalist siyaset takip etmeye başlıyor.
Müslüman olan Çinlilere Dunganlar deniyordu. Tabii bu Dunganlar artık saf Çinli değildiler. Bunlar Müslüman olduklarından, Müslüman ve Çinli olmayanlarla, yani Türklerle yahut Moğollarla evlenmesini tercih ederlerdi.
Çinliler dindar olmayan bir halk olarak dini, siyasi bir iş telakki ediyorlardı, bunun için her vatandaştan resmi Çin dinine iştirak etmesini istiyorlardı.
Avrupa'da 14. Lui icra-yı saltanat ettiği ve 30 yıl harbi nihayete erdiği, Cromwell İngiltere'de reform yaptığı zaman, Mançular Çin'i zaptettiler.
Ming devrinin başlangıcında nüfusun ne kadar olduğunu kat'i bilmiyoruz: 1500'de 53.280.000 olarak takdir ediliyor
Çin tarihinde yalnız üç defa bir adamın köylüden imparatorluğa yükseldiği ve hanedan kurduğu görülmüştür. Birincisi Han sülalesinin kurucusu; ikincisi Beş sülalenin, ilkini kuran ve üçüncüsü de Chu'dur.
Çin Tarihi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap gerçekten bilgilendirici size Çin tarihi hakkında çok şey katabilir coğrafya kısmını okurken biraz sıkılabilirsiniz ama onun dışında güzel bir kitap (Hasan Samancı) 
Eberhard Üstadımız: Yine Türk Tarih Kurumu'nun hizmeti ile 11 liraya okuduğum en kaliteli tedkik eseri. Hem de öyle Anadolu, Mezopotamya gibi on bin defa yazılmış bir coğrafya değil, bahis mevzuumuz Çin!

Eserden evvel muharrirden bahsetmek zorundayız çünkü Wolfram Eberhard tarih camiasında dediği kural olarak telakki edilen büyük isimlerden biri. Sinoloji ve Orta Asya tarihi üzerine sayısız tedkikleri arasında, mezkur eseri haricinde Türkçe neşredilmiş Uzak-Doğu Tarihi ve Çin'in Şimal Komşuları'nı zikretmek gerek. Üstelik Eberhard, Almanya'dan muhaceret edip Türkiye'de de uzun dönem dersler vermiş büyük bir bilgin zaten bu kitabı da 1947 yılında Türkiye'de basılıyor. İngilizceyi öğrenirken dahi ağlayan bir millet olarak 8000 karakterli bir dili inceleme altına alan üstadlara saygıyı eksik etmemeliyiz.

Çin, Yangt-se, Wei, Huang-ho nehirleri pek çok nehirlerle biribirine bağlanan bir labirenttir. Bu nehirler Çin coğrafyasını en eski devirlerden itibaren Kuzey ve Güney olarak ikiye ayırmaktadır. Kuzey ciheti, M.Ö. II. binden M.S. 1600 tarihlerine dek esas Çin tarihinin geçtiği yer olarak nitelendirilir. Nitekim güneyde yapılan pirinç tarımına göre kuzeyde yapılan buğday tarımı Çin ahalasine çok daha kolay gelmiş olsa gerek; bunun yanında kuzey yönünde yine çok eski dönemlerden beridir Çinliler, gelişmiş kavimlerle, Hiung-nu'lar Türkler, Tunguzlar, Yüeçiler, Hsien-piler gibi, komşu olarak yaşamışlar ve bilhassa askerî teşkilat-siyasî teşkilat gibi konularda bu kavimlerin etkisi altında kalmışlardır.

Eberhard M.Ö. 2500 dolaylarında zuhur eden muhtelif kültürlerden Çin'de cumhuriyet rejiminin ilan edildiği 1912 tarihine dek geniş bir yelpazeyi mercek altına alıyor. Bu tarz uzun dönemleri konu edinen tarih eserleri okuyucu tarafından sıkıcı olarak düşünülse de Çin tarihi hakkında Türkçedeki en olgun eser olma özelliği, Çin Tarihi'ni özel kılmaya yetiyor.

Son olarak neredeyse cumhuriyet dönemi kadar Çin'i Çinlilerin idare etmediğini ve Çin coğrafyasının münbit ve geniş arazileriyle istilacıların sık sık Çin'i işgal altına aldıklarını belirtelim. Bugün kahvehane olarak isimlendirdiğimiz mekanlara benzer olarak Çin'de çayhanelerin bulunduğu, bizim Türklerin buralarda çay içip hesabı ödemeden sahiplerini tartaklayıp gitmeleri gibi ayrıntılar sosyo-tarih cihetinden mühim! :) (Furkan Gedik) 
Çin Hanedanlıklar: Okul yıllarında bir hocamızın tavsiyesi ile okuduğum bir kitap oldu. Beklentilerimi karşılamadı daha çok fantastik olaylar beklerken çok detaya inmiş tamamen akademik bir eser. Hanedanlıklar arası mücadeleler neticesinde şehir devletleri halinde yaşayan Çin'in buna rağmen dış dünyaya karşı uzun bir süre kapalı kalması çok ilginç bir durum idi. Belirttiğim gibi işin daha çok akademik yönüne giriyor eser, sıkıcı gelebilir. (Fatih Beyazkaya) 
Çin Tarihi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Wolfram Eberhard - Çin Tarihi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çin Tarihi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Wolfram Eberhard Kimdir?
Wolfram Eberhard

 
Wolfram Eberhard, 17 Mart 1909’da Almanya’nın Potsdam kentinde dünyaya geldi. Anne ve baba tarafı astrofizikçi ve astronomdu. Ailesinin bu özelliği ilerleyen yıllarda, Eberhard’ın bilimsel çalışmalarında kendini gösterdi. Bu yöndeki çalışmalarının en önemlileri “Çin’in Han Hanedanlığı’nın Astronomisi ve Astrolojisi” adlı doktora tezi ve dayısı Rolf Müller’le birlikte yazdığı “Han ve Üç Krallık Dönemleri Astronomisi (MÖ. 2 yy. – MS. 3.yy.)”dir. Bu çalışmalar Eberhard’ın tüm denemelerini bir araya getiren Sterkunde und Weltbild im alten China (1970) adlı kitabın dördüncü cildinin tekrar basımında da yayımlandı.

Lise tahsilini Potsdam’daki Victoria Gymnasium’da yaptı ve bu dönemde Latince, Yunanca, Fransızca ve iki yıl da İngilizce öğrenimi görür. 1927 yılında Berlin Üniversitesi’ne girer. Burada klasik Çince ve sosyal antropoloji öğrenimi görür. Ayrıca Mançuca, Moğolca, Japonca ve Sanskritçe dersleri de alır. Bu dönemde en önemli hocaları Otto Franke ve Erich Hauer’dir. Wolfram Eberhard klasik Çince’nin yanı sıra Çince konuşma dilini de öğrenmek istemektedir ancak o yıllarda Berlin Üniversitesi’nde klasik Çince öğrenimine ağırlık verilmekteydi. Eberhard bu nedenle hocalarına haber vermeden Doğu Dilleri Semineri’ne kaydolur ve Çince konuşma dilini öğrenir. Bu sırada Ferdinand D. Lessing ile çalışmıştır. İlginçtir; Eberhard’ın klasik Çince hocaları Çince konuşma diline, Çince konuşma dili hocaları ise klasik Çince’ye ilgi göstermemişlerdir. Ancak Eberhard onlardan farklı olarak her ikisini de öğrenmiştir. 1929’da seminerden diplomasını alınca F. D. Lessing yönetimindeki Berlin Antropoloji müzesinde çalışmaya başlar. 1933 yılında doktorası kabul edilen Eberhard, 1934 yılında Çin’e ilk seyahatini gerçekleştirir. Bu seyahatin amacı çalıştığı müzeye etnografik malzemeler toplamaktır. Zheijang eyaletinin köylerini gezer, tapınaklarda çalışır ve halk öyküleri toplar. Eberhard, iyi iletişim becerileri sayesinde gittiği her yerde iyi dostluklar kurmuştur. Çin’deki ilk dostlarından biri, Ts’ao Sung-yeh’tir. Çin’deki çalışmalarında Sung-yeh’in önemli yardımları olmuştur. Yine arkadaşlarının desteğiyle çeşitli üniversitelerde Almanca ve Latince dersleri vermiştir. Çin’de geçimini bu sayede sağlamıştır. Eberhard ve ona çalışmalarında -özellikle İngilizce çeviri ve düzeltmelerde- yardımcı olan ilk eşi Alide Eberhard Pekin’de iki yıl beraber kalmışlardır. 1934 yılında Eberhard çiftinin ilk oğulları Rainer, Çin’de dünyaya gelmiştir.

Eberhard’lar 1936 yılında Almanya’ya dönmüşlerdir. 1936-1937 yıllarında Wolfram Eberhard, Leipzig’deki Grassi Müzesi’nde Asya Bölümü yöneticisi olarak çalışmıştır. Bu dönemde Almanya’da Nazi etkisi gittikçe artmaktadır ve Eberhard da bundan nasibini alır. Naziler Eberhard’ın kendilerine katılmasını isterler. Arkadaşı Adam von Trott, 1937 yılında Eberhard’a bir Amerikan bursu olan Moses Mendelssohn bursunu almasına yardımcı olur. Bu burs Eberhard’a aynı zamanda bir dünya turu bileti almasını sağlar. Eberhard bu sayede Almanya’yı terk etmiş ve Nazi baskısından kurtulmuştur. Eberhard Almanya’dan ayrılır ve ABD’ye gider. Burada bazı müzeleri gezer, Berkeley’de Kaliforniya Üniversitesi’nde iki konferans verir. Aynı yıl Amerika’dan ayrılan Eberhard, Çin’e gider ancak o yıllarda devam eden Japon işgali nedeniyle Hong Kong’a geçer. Gerekli belgelerinin ve vizesinin olmaması nedeniyle dolaylı yollardan Türkiye’ye gelen Eberhard, Almanya’dan gelen ailesiyle Türkiye’de buluşur. Ankara’da iken ikinci oğlu Anatol dünyaya gelir (1938).

Türkiye Yılları

1937-1948 yılları arası Türkiye’de çalışan ve Sinoloji araştırmalarının Türkiye’de başlayıp gelişmesini sağlayan Eberhard, 1948 yılında, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden bir yıllık Rockefeller bursu alır. Ertesi yıl aynı üniversiteden kendisine sosyoloji bölümünde kalıcı görev teklif edilir. O günlerden, emekli olduğu 1978 yılına kadar Batı, Doğu ve Orta Asya kültürleri ve toplumları ile ilgili dersler verir. Emekli olduktan sonra da yayınlar yapmaya, araştırmalarına, çalışmaları için gezmeye, konferanslar vermeye devam eden Eberhard, uzun bir hastalık döneminden sonra, evinde ikinci eşi Irene’in yanında, 15 Ağustos 1989 günü hayata veda etmiştir.

Kaynak: Wikipedia
--reklam--
Wolfram Eberhard Kitapları - Eserleri
Çin Tarihi
En Eski Devirlerden Zamanımıza Kadar Uzak Doğu Tarihi
Çin Denemeleri
Çin'in Şimal Komşuları
Çin Simgeleri Sözlüğü
En Eski Devirlerden Zamanımıza Kadar Uzak Doğu Tarihi
--reklam--
Wolfram Eberhard Alıntıları - Sözleri
"Kalbi buzdan gibidir..." (Çin Denemeleri)
Beyaz renk simgesel olarak Batı'yla bağlantılıdır; böylece 'beyaz kaplan' bir Batı hayvanıdır ve Mavi ejderhaysa bir Doğu yaratığıdır. Beyaz, Shang Hane­danı'nın (MÖ 1050 yıllarına doğru so­na ermiştir) simgesel rengi olduğun­dan o dönemde beyaz giysiler giyildiği söylenir. VII yüzyılda tayinleri henüz çıkma­mış bilginler beyaz giyerlerdi. Toprak Tanrısı Ye Guan Ping beyaz yüzlü yaşlı bir adam olarak tasvir edilir. (Guan Ping'in babası Guan Yu sonraları Savaş Tanrısı Guan Di olmuştur). Beyaz, aynı zamanda yaşlılığın sim­gesı sonbaharın rengidir. Cin tiyatro­sunda beyaz yüzlü oyuncular tam ola­rak kötü olmasa da kurnaz ve hilekar adam rollerini oynarlar. Bunun bir di­ğer adı 'doufu-yüz'dür, çünkü doufu adlı bu yemeğin rengi beyazla sarı arası bir renktir. Bir tanrıça için düzenlenen bir geçit töreni sırasında, erkek çocuk sahibi ol­mak isteyen kadınlar geçit törenine eş­lik eden kişinin taşıdığı vazodan bir beyaz çiçek alırlar. Ancak 1. ayın 15. gunünde kutlanılan Fenerler Bayramın­ da, beyaz çiçek kız çocuğu isteyenler tarafından alınır, erkek çocuk isteyen­lerse sarı çiçek alırlar. Saça herhangi beyaz bir şey takmak uğursuzluk getirir. Beyazın Çin'de ma­tem rengi olduğu sıklıkla ileri sürülür. Aslında bu tam olarak doğru değildir: burada söz konusu olan su'dur. Bu bir tür beyazlatılmamış çuval bezidir ve bu malzemeden yapılan matem giysile­ri beyazdan çok kahverengimsidir. 'Saf beyaz' (qing-bai) bekareti tanım­layan bir deyimdir. Adet dönemi sıra­sında ve doğumdan sonra kadınlar cin­sel açıdan 'kirli' sayılırlar. Erkekler kendilerini hadım ettirdiklerinde, 'ken­dilerini yıkayarak ve keserek arındır­dıkları' söylenir. 'Beyaz Lotus,' 12. yüzyılın başların­ da ortaya çıkan güçlü bir gizli örgüttü; Ming sülalesinin kurucusu bu örgütün bir üyesiydi. 'Beyaz Lotus' adı daha iyi, daha saf başka bir dünyayı çağrıştırır. (Çin Simgeleri Sözlüğü)
Müslüman olan Çinlilere Dunganlar deniyordu. Tabii bu Dunganlar artık saf Çinli değildiler. Bunlar Müslüman olduklarından, Müslüman ve Çinli olmayanlarla, yani Türklerle yahut Moğollarla evlenmesini tercih ederlerdi. (Çin Tarihi)
" Benim tutulduğum sevgiye tutulmuş olanların sayısı ne kadardır?" (Çin Denemeleri)
"Dünyada her şey için bir anahtar vardır." (Çin Denemeleri)
Çin Burçlar Kuşağı'nın 7. hayvanıdır. Eski Çince'de, değişik renk ve büyüklükte atlar için çok sayıda ke­lime kullanılırdı. Bu kelimelerin günü­müzde kullanılmamasına bakarak atın yakın tarihte önemini kaybettiğini çı­karabiliriz. Çin'de atlar her zaman pahalı hay­vanlardı. En güçlüleri Moğolistan'dan, daha küçük ancak dayanıklı ve güveni­lir olanları Tibet'ten gelirdi. Ancak, çoğu zaman en iyi atlar Batı Asya'dan getirtilirdi: bunlar 'kanterledikleri' söylenilen Arap atlarıydılar. Antik Çağ'da, kendisine kurban adanan bir tür tanrı olan bir 'ecdat atı' kültü var­dı. Yi-Jing'de, ejderha (erkek) ve at (dişi) iki cinsiyeti temsil etmek için se­çilmiş hayvanlardır; ama daha sonra ki dönemde mitolojide, at eril ilkeyi (yang) temsil ederken, dişil ilke (yin) inek tarafından temsil edilir.
Sekiz atlı bir sürü, MÖ X. yüzyılda yaşamış olduğu varsayılan Kral Mu'nun ünlü atlarını ifade eder. Önem­li bir Ming öykü kitabı olan 'Batı'ya Yolvulukta", (xi-you ji) hırçınlık ve karar­sızlık anlamında kullanılan yi ma = 'ira­de atı' deyimine rastlıyoruz. Dörtnala giden bir yağız at, General Guan Yu'nun (gelecekte Guan-Yi adını almış­tır.) 'Kırmızı tavşan-at' adındaki atına gönderme yapar. Budist metinlerinde sıkça rastlanılan beyaz at, saflık ve sa­ dakati simgelemektedir. Sırtında değerli eşyalar taşıyan bir at ve bir erkek resmi, devlet memurlu­ğu ve bunun sağlayacağı rahat hayat di­leğini simgeler. Ata binen bir may­mun resmi hediye etmek, hediyeyi alanın hemen (ma shang kelimesi keli­mesine 'at sırtında') asalet unvanıyla (hou) ödüllendirilmesini dilemektir. Günümüzde Tayvan'da, 'at' 'kız ar­kadaş' yerine kullanılan bir deyimdir; ancak bir genç kızdan kabaca söz etmek için kullanılan 'at' sözcüğü çok eskilere dayanır. XVI. yüzyıldan itibaren, Yang­zhou şehrinde 'sıska atlar'ın (ou-ma) sa­tıldığı bir pazardan söz edilir. Aslında bu pazarda müşteriler, yüzden fazla ha­yat kadını satın alabilir ve kadınlarla bır aracı tarafından rahatsız edilmeden, doğrudan pazarlık edebilirlerdi. 'Attan inmek,' kendisini ziyaret et­meleri için tanrıları çağıran bir şamana gönderme yapar. Hayat kadınları arasında 'ata binmek' adet görmek, bir 'at kovası' (ma-tung) evlilik törenlerinde bebekleri simgeleyen bir tuvalet kova­sıdır. 'At gözü,' penisin deliğini simge­ler ve 'at toynaklarını, nallarını sallı­yor' otuz cinsel ilişki pozisyonundan biridir. (Çin Simgeleri Sözlüğü)
Çayın kullanılması, 3 üncü yüzyılda Güneydoğu Çin'e gelerek, orada yayılan bir eski Tibet ådeti olmalıdır. Bu zamandan itibaren iki istihsal merkezi vardı : Sih-ch'uan ve Güney-doğu Çin. 11'inci yüzyıla kadar Sih-ch'uan istihsalde başta gelmektedir. Bu, Çin'de çayı bu zamana kadar Tibet tarzında içmelerinden de anlaşılıyor: Bunlar, önceleri çayı un, tuz ve zencefil ile karıştırırlardı. Ancak bundan sonra saf çay içmeğe başladılar. (Çin Tarihi)
'Arka Avlu' anüs anlamında ve 'Arka Avlunun Çiçeği' ise genellikle anal ilişki anlamında kullanılır. (Çin Simgeleri Sözlüğü)
" Halkın hâli kötü ise devlet de içi boş bir kap gibidir..." (Çin Denemeleri)
İmparatorun bir emrini alırsınız, Ona dikkatle itaat edin!
İmparatorun gök, teb'a topraktır.
Gök herşeyi örter, toprak herşeyi tutar......
Bunu için hükümdar ağzını açarsa, teb'a itaat etmeli, yukarıdaki harekete geçerse , aşağıdaki iştirak eylemlidir. (En Eski Devirlerden Zamanımıza Kadar Uzak Doğu Tarihi)
1872'de memleketin ilk demiryolu Tokyo-Yokohama demiryolu açıldı. 1873'te Avrupa takvimi ve mecburi tedrisat kabul edildi (zorunlu eğitim). (En Eski Devirlerden Zamanımıza Kadar Uzak Doğu Tarihi)
Meiji teceddüdü ile Japonya'nı feodal devri hiç olmazsa zahiren nihayet bulmuştu. Japonya süratli bir tempo ile avrupaileşiyor ve aynı zamanda emperyalist siyaset takip etmeye başlıyor. (Çin Tarihi)
"Okuduğu bir yer hoşuna gittiği vakit o derece sevinirdi ki, yemeyi içmeyi unuturdu..." (Çin Denemeleri)
Eski zamanlarda, ağustos böceği ölüm­süzlüğü veya ölümden sonraki hayatı simgelerdi. Yeşim taşından yapılmış bir ağustos böceği ölen kişinin ağzına konurdu. Daha sonraları, bu törenlerde ağustos böceği yerine balık kullanıl­mıştır. Bir efsaneye göre, Doğu Çin'in Qi derebeyliğinin kraliçesi ölümünden sonra bir ağustos böceğine dönüşür ve bunun için ağustos böceğine 'Qi'nin genç kızı'da denilirmiş. Bir başlığın üzerinde bir ağustos böceği resmi, prensip sahibi, dürüst bir adamı sim­geler. (Çin Simgeleri Sözlüğü)
Avrupalılar Pekin'i zaptettiler (1900) (Çin Tarihi)
Armut ağacı, çok uzun yaşadığı için uzun ömür simgesi olarak geçer. Bir Çin operasında, bir meyve satıcısı ar­mutlarının mutlu bir evlilik sağlayaca­ğını iddia eder; ancak sevgililer armudu hiçbir zaman kesmemeli veya parçalara ayırmamalılar, çünkü armut (i) sözcü­ğü ayrılık (ii) sözcüğüyle eşseslidir. Ay­nı nedenle, akrabalar veya arkadaşlar aralarında armut bölüşmemelidir. Özellikle de 7. ayın 15. gününde, hiç kimseye armut hediye edilmemeli­dir, çünkü bunlar ölülerin ruhlarının yeryüzüne indiği günlerdir ve armut sevdiklerimizi kaybetmekten dolayı duyduğumuz acıyı artırır. Dindarlığıyla tanınan, Konfüçyüs'un en sevdiği öğrencisi Zheng-zi, karısını ev yemeklerinde armudu yete­rince pişirmediği için suçlamıştır. 'Ar­mut ağacının çiçekleriyle yağmur dam­laları güzel, eşsiz bir manzara meydana getirirler,' cümlesi güzel bir kadını ta­rif etmek için kullanılır. (Çin Simgeleri Sözlüğü)
"Şiir fakir kılmaz ancak, fakir olan iyi şiir yazar..." (Çin Denemeleri)
Çin tarihinde yalnız üç defa bir adamın köylüden imparatorluğa yükseldiği ve hanedan kurduğu görülmüştür. Birincisi Han sülalesinin kurucusu; ikincisi Beş sülalenin, ilkini kuran ve üçüncüsü de Chu'dur. (Çin Tarihi)
"Şiir fakir kılmaz abcak fakir olan iyi şiir yazar." (Çin Denemeleri)
Japonya 1850 senesinde ağır bir buhran içinde bulunuyordu. Memleketin kapalı olmasına rağmen yabancıların bu durumdan haberleri vardı. Batıda hakim olan kanaate göre Japonya'nın askeri kuvveti az silahları da eskimiş olduğundan bu memleketin işgali zor bir şey olmayacaktı. (En Eski Devirlerden Zamanımıza Kadar Uzak Doğu Tarihi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cin-tarihi-wolfram-eberhard-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)