# Cinsel Şiddeti Anlamak - Diana Scully Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Cinsel Şiddeti Anlamak kimin eseri? Cinsel Şiddeti Anlamak kitabının yazarı kimdir? Cinsel Şiddeti Anlamak konusu ve anafikri nedir? Cinsel Şiddeti Anlamak kitabı ne anlatıyor? Cinsel Şiddeti Anlamak PDF indirme linki var mı?  Cinsel Şiddeti Anlamak kitabının yazarı Diana Scully kimdir? İşte Cinsel Şiddeti Anlamak kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cinsel-siddeti-anlamak-diana-scully-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-03T11:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-09-03T11:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/03/diana-scully-kimdir-diana-scully-kitaplari-ve-sozleri-304116.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Diana Scully 
 Çevirmen: Şirin Tekeli 
 Çevirmen: Laleper Aytek 
 Orijinal Adı: Understanding Sexual Violence 
 Yayın Evi: Metis Yayıncılık 
 İSBN: 9789753420655 
 Sayfa Sayısı: 216 
--reklam--
Cinsel Şiddeti Anlamak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tecavüz, kadınların en çok korktuğu saldırıların başında geliyor. Bu korku, kadınların hayatlarını derinden etkiliyor, kısıtlıyor. Nedense tecavüz, hep "kadınların sorunu" olarak ele alınıyor. Saldırganlarsa "normal dışı", hasta, sapık erkekler, toplumsal normların dışında kalan kişiler olarak görülüyor.

Oysa yazar Diana Scully'nin tutuklu tecavüzcüler üzerine yaptığı araştırma, cinsel şiddetin, kökeni erkek egemen kültürde yatan yaygın bir sorun olduğu sonucuna varıyor. Kısacası cinsel şiddetin sona erdirilmesi için kendini değiştirmesi gereken kadınlar değil, erkeklerdir. Tecavüz, erkeklerin sorunudur.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Cinsel Şiddeti Anlamak Alıntıları - Sözleri
...eldeki veriler, tanıdık erkeklerin kadınlar için, en az yabancılar kadar, saldırı ya da tecavüz, ağır yaralama ve cinayet riski yarattıklarını, hatta cinayet riskinin tanıdık erkekler söz konusu olduğunda, yabancı erkeklerin işledikleri tecavüz suçlarından daha yüksek olduğunu göstermektedir.
" Tecavüz mutlak hâkimiyet duygusuydu. Tecavüzden önce her defasında,kendimi güçlü ve öfkeli hissederdim. Kadınları aşağılayarak kendime, dünyada benden değersiz hiç değilse bir kişinin daha bulunduğunu kanıtlamak istiyordum."
Ve hiçbir kadın, tecavüzden kurtulmayı başaramadığı için suçlanmamalı ya da sorumlu tutulmamalıdır.
Cinsel şiddetten ne kazandıklarını anlattıklarında tecavüzün birkaç "hasta" adam tarafından yapılan kuraldışı bir hareketten daha fazla bir şey olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.
Karşı cinslerden kişiler arasında mesleki bir ilişkinin olabileceği kavramına çoğu yabancıydı. Çünkü cinselliğin daima bu tür ilişkilerin bir parçası olduğuna ya da olması gerektiğine inanıyorlardı.
Özetlemek gerekirse, tecavüzcülerle ilgili psikolojik araştırmaların birbirleriyle tutarlı olmadığı ve belirli bir sonuca ulaşmadığı söylenebilir.
Ve çevre, sorun saldırıya uğrayan kadını desteklemeye geldiğinde, önyargılarla hareket etmeye son vermelidir.
Eğer çocuklukta yaşanan cinsel taciz, yetişkinlikte ensest, çocuk tacizi ve cinsel şiddet gibi davranışlara sebep oluyorsa, bu suçların büyük bir bölümü neden kadınlardan çok erkekler tarafından işlenmektedir? Erkekler neden, kendilerini kurbanlaştıranlar çoğu kez erkek olsa da kurban olarak öncelikle kızları ya da kadınları seçmektedir?
"Taşaklı olduğumu kanıtlamak için ona tecavüz etmeye karar verdim. Tek özelliği orada bulunmasıydı. Orada başka biri de bulunabilirdi."
Cinsel şiddetin sona erdirilmesi için kendini değiştirmesi gereken kadınlar değil erkeklerdir. Tecavüz, erkeklerin sorunudur.
--reklam--
Cinsel Şiddeti Anlamak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
ERKEKLER HADLERİNİ VE YERLERİNİ BİLECEK!: Sosyoloji profesörü Diana Scully, on yıl süren araştırma ve inceleme çalışmaları neticesinde bu kitabı topluma kazandırmıştır. Kendisi bu süreçte tutuklu tecavüzcüler ile ilgili araştırmalarda, Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsü'nün Tecavüzü Denetleme ve Önleme Ulusal Merkezi tarafından desteklenmiştir. Bu merkez ABD'de 1975 senesinde kurulmuştur. Bakın 1975 senesine özellikle dikkat çekmek istiyorum. Bugün bile biz, ülke olarak kendi imzaladığımız İstanbul Sözleşmesine savaş açanlar olarak 2020 senemizde bir durup düşünmüyoruz. Biz düşünmüyoruz ama ABD'nin kurduğu bu merkezde, çocuklara ve yetişkinlere yönelik cinsel şiddet ve istismar alanlarında yapılan araştırmalara kaynak sağlanmakta ve toplumsal bilinçlendirme çalışmaları yapılmaktadır. Neden? Çünkü bu konular toplumun tamamını doğrudan ilgilendirmektedir. Yazar 1980-1982 yılları arasında yaptığı bu araştırma esnasında 89 sayfalık bir soru formu ile, 114 mahkûm tecavüzcü ve 75 diğer grup suçlu ile toplamda 700 saatlik görüşme neticesinde 15 bin sayfalık veri toplamış ve kendi uzmanlık alanı ile bu veriler ışığında analizini gerçekleştirerek elimizdeki kitabı ortaya çıkarmıştır. Bu görüşmeler kitabı alıp okuduğumuz gibi kolay ve basit yürümemiştir. Bu kitabın ne denli zor bir araştırmanın ürünü olduğunu fark ettirmek adına yaşadığı bazı zorluklara değinmek istiyorum. Öncelikle görüştüğü bu erkekler, yazarın "geleneksel erkek rolü" olarak adlandırdığı kişilik özelliklerine sahipler. Yani öfkeli, kaba, sert, kadına atfedilen geleneksel özelliklere karşı mesafeli, duygusallığı kendilerine tehdit olarak algılayan erkekler bunlar. Haliyle bu erkekler ile görüşme yapmak oldukça zor. Görüşmeler gönüllülük esasına dayanarak, karşı tarafı koruyacak ve mağdur etmeyecek şekilde, rızaları dahilinde gerçekleşmiştir. Yazarın bu erkeklere yaklaşımı mesafeli, yargılamadan uzak tavırda, objektif ve güven sağlayıcı şekilde olmuştur ve böylesi suçların sahiplerine bu denli kırılgan davranmak bir kadın için tahmin edersiniz ki oldukça meşakkatlidir. Fakat çalışmanın sağlıklı devam edebilmesi ancak bu erkeklerin güvenini sağlayarak samimi ve güvenilir cevaplar almakla mümkündür. Öte yandan görüşme ortamları için imkanların yetersizliği de bir diğer sorunu yaratmaktadır. Tüm bunların haricinde bir tarafta, diyaloglar sonucunda mahkumların yazarı kendilerini anlayan ve destekleyen bir birey olarak görmeleri ve yakınlık kurma istekleri görülürken öte taraftan da tehdit mektuplarına maruz kalma durumları yaşanmıştır. Tarafsızlık ve korkusuzluk yazar tarafından aynı anda sağlanarak bu çalışma yürütülmüştür.

Bu kitap psikopatolojik modele karşıt bir görüştedir ve bu görüşü destekleyen araştırma, test, anket, deney gibi pek çok argümandan örnekler vermektedir. Psikopatolojik modele göre tecavüzcü erkekler hasta, psikolojik sorunlara sahip, kendi cinsel dürtülerini öz hakimiyetlerine alamayan toplum dışı bireyler olarak tanımlanıyor. Buradaki amaç ataerkil toplum yapısına zarar gelmeden tecavüz dışı "normal" erkeklerin korunması. Fakat bugüne kadar tecavüz eğilimi göstermemiş bir erkeğin yarın bu saldırıyı yapmayacağının garantisi yoktur. Şayet olsaydı yeni tecavüzcüler türemezdi. Psikopatolojik modele göre tecavüz eden erkekler yaptıkları davranıştan sorumlu tutulmaksızın ya az ceza ile kurtulmakta ya da akıl hastalığı teşhisi ile tedavi altına alınmaktadır. Bu amacın dışında bir başka kötü niyet de tecavüzün erkek sorunu değil de kadın sorunu olarak ele alınmasıdır. Burada da amaç bellidir. Ataerkil düzenin sarsılmasını önlemek. Erkek sorunları erkekler üzerinde çözülmek durumundadır fakat tecavüzü kadın sorunu olarak ele alıp tüm algıları erkeklerden uzaklaştırmak yeni tecavüzcülerin doğmasına da fırsat yaratmaktadır.

Bu modelin hatalı olduğunu ispat eden pek çok araştırma ve deney yapılmıştır. Bu araştırmalar kapsamında tecavüzün şiddet eğilimi ile paralel, psikolojik rahatsızlıklara uygunluğu test edilmiştir. Bazı sonuçlara göre tecavüzcüler ile adi suçluların depresyona yatkın, şüpheci, endişeli, kafası karışık ve yüksek enerjili ortak özelliklere sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Bazı deneylere göre ise tecavüzcülerin daha az saldırgan, içe dönük, özgüvensiz ve kendine daha hakim kişiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca tecavüz sonrası yapılan testler neticesinde de bu kişilerin %5 gibi küçük bir kısmında psikotik özellikler belirlenmiştir. İşte bu tür tutarsız sonuçlar tecavüzün hastalık olmadığını defalarca kez gözler önüne sermiştir.

Bir diğer mantıksız teori ise kurban bilimi kapsamında tecavüz suçunun kurbana yüklenmesidir. 1940-1970 yılları arasında ABD'de hem bu konuda hem de psikopatolojik model konusunda diretmeler yaşansa da bu durum 1970'ten sonra pek çok sosyolog, psikolog ve psikiyatr sayesinde değişmeye başlamıştır. Kurban bilimine göre kurbanlar tecavüze istekli, karşı tarafı kışkırtmak için çaba gösteren, davetiye çıkaran mazoşist bireylerdir. Hatta bu iddiayı ensest ve çocuk istismarında dahi kullanacak kadar ileri gitmişlerdir. Bir çocuğun cinsel travmayı arzulayarak kendisine istismarda bulunulmasını teşvik etmesi hangi aklın ürünüdür diye sormak gerekir. İşte bu tür tezler tecavüzü bireysel bir sorun haline getirerek toplumsal yapı analizinin önüne geçmekte ve ataerkil düzeni korumayı tek amaç haline getirmektedir. Bu amaç için tecavüz kurbanları, kurban adayları ve hatta çocuklar bile ateşe atılabilir öyle değil mi?

O dönemlerde Amerika'ya özgü suç olarak tanımlanan tecavüz, esasında yazarın tabiriyle "kadınlara hadlerini bildirme" ve "kadınları denetim altında tutma" mekanizmasıdır. Kadın bedenine sahip olma ilkesi dinsel, yasal, toplumsal anlayışlara dayandırılmakta ve meşrulaştırılmaktadır. Toplumsal çürümüşlüğün analizleri de birtakım deneyler ve anketler ile ortaya konmuştur. En şaşırtıcı olanı ise, üniversite öğrencileri arasında yapılan bir ankette denek erkekler, diğer erkeklerin %37'sinin yakalanmayacaklarını bilseler tecavüz edecebileceklerini, %20'si ise yakalanmayacaklarını bilseler kendinlerinin de tecavüz edebileceklerini belirtmiştir. Bir diğer araştırma da yine üniversite öğrencilerine izletilen cinsel şiddet içerikli yapımların sonucunda bu yayınları izleyenlerin izlemeyenlere göre, anketlere verdikleri yanıtlarda şiddeti daha çok normalleştirdikleri, tecavüzcülere hoşgörü ile bakabildikleri ve bu suçu önemsiz gördükleri tespit edilmiştir. İşte tüm bunlardan yola çıkarak yazarımızın da içinde bulunduğu pek çok uzman ve feminist gruplar, şiddet içerikli yayınların ve özellikle de pornografik yapımların şiddetin normalleştirme sürecine olumlu katkıda bulunduklarını öne sürmektedir. Çünkü bu tarz şiddet içerikli pornografik yapımlarda tecavüze zorlanan kadının ilk başta direnç gösterip ardından bu durumdan daha yüksek oranda cinsel haz aldığı lanse edilmekte ve izleyicilere de bu durumu normal gösterilmektedir. Bu tarz yapımlara uzun süre maruz kalan kişilerde acıma duygusunun azaldığı, kadının bundan zarar görmediğine inanıldığı ve bu kurbanların aslında değersiz kişiler olarak algılandığı tespit edilmiştir. Bu eminim ki ben de dahil pek çoğumuzun aklına bile gelmeyen bir konudur.

Yazara göre tecavüz öğrenilmiş bir davranış biçimi, hastalık dışı normal bir sapmadır. Bu davranışı sekillendiren durum ise toplumsal, ekonomik, politik yapılar ile kadınların değersizleştirilerek toplumda ikincil konuma getirilmesidir. Yazarımız yapmış olduğu araştırma ve testler neticesinde tutuklu tecavüzcülerin yaklaşık bir profilini çıkarmayı başarmıştır. Fakat unutulmaması gereken bir husus vardır. Bu çalışmaya katılan gönüllü tutukluların bir kısmı hapiste bulunduğu süre zarfında kendi eğitimlerini ve okumalarını devam ettirmiş ve zaman içinde kadınlara yönelik düşüncelerinde değişiklikler meydana gelmiştir. Ama buna rağmen eski hallerine yönelik pek çok bilgi toplanabilmiştir.

Bu testlere göre; tutuklu tecavüzcülerin büyük çoğunluğu geçmişlerinde farklı türden pek çok suç işlemiştir. Bu suçlar genel itibariyle maddi kaynaklı suçlar olup şiddet içerikleri de barındırmaktadır. Bunun dışında çocukluk çağlarında tahmin edilenin aksine şiddete ve cinsel istismara tanık olan, çarpık bir ailede yetişen suçlu oranı çok düşüktür. Genel itibariyle maddi olanakları düşük ailelerde eğitim yetersizliği olan kişilerdir bunlar. Yapılan araştırmada diğer grup suçlular ile tecavüzcüler arasında röntgencilik, iktidarsızlık, müstehcen telefon konuşmaları, sürtünme gibi konularda işlenen suçlar hakkında sonuçlar oransal olarak neredeyse aynı çıkmıştır. Yani bu tarz eğilimlerin tecavüzü direk etkileyen bir durumu yoktur. Yine aynı şekilde intihar eğilimleri de tecavüz öncesi ve sonrası da dahil olmak üzere, diğer grup suçlular ile yakındır. Bütün bunlar bize tecavüzün akıl hastalığı olmadığını göstermektedir. Zira yapılan testlerin sonuçları birbirinden uzak olmuş olsa idi psikopatolojik durumlardan söz edilebilirdi.

Gelelim en önemli kısım olan toplumsal etki gücüne. Araştırma esnasında birinci olarak kadınların çalışma hayatında ücret ve eğitim eşitliği, ikinci olarak aile içindeki gelir dağılımı ve maddi haklar, çocuk bakımı ve ev sorumluluğu, üçüncü olarak da kadınların korunması ve erkeğe göre daha iffetli olması hususlarında sorular kullanılmıştır. Sonuçlara göre tecavüzcüler birinci ve ikinci hususta daha modern ve liberal olmalarına rağmen üçüncü hususta tamamen gelenekselci bir düşünce yapısını yansıtmışlardır. Bu insanlar toplumun, geleneklerin ve inançların yansıtmış olduğu erkeklik algısını çok sert bir biçimde benimsemektedirler. Nedir bu "erkek" modeli? Bu modele göre erkekler kadınsı her şeye karşı olmalı, başarı için aşırı hırslı ve her işte şampiyon olmalı, kavgaya her daim hazır olmalı, cinsel ilişki için her daim aşırı doyumsuz olmalı, ve özgüven için güçlü, bağımsız, kararlı ve sakin olmalıdır. Kadınlar ise daima iffetli olmalı, erkeğin otoritesine boyun eğmeli, cinsel ilişkide itaatkar olmalı aksi halde erkeğin şiddet uygulamasını normal karşılamalı, eşi şiddet uygulasa dahi evde kalmaya ve boyun eğmeye devam etmelidir. Bu tıpkı bizim ülkemizde bozulması istenmeyen "meşhur aile yapımıza" da uyan bir modeldir. Bu gelenekselci, modernlikten, vicdandan ve ahlaktan uzak düşünce yapısına göre şayet bir kadın tecavüze uğruyor ise, öncelikli olarak o kadının yaşantısı, ne tarz giyindiği, ne tür mekanlara girip çıktığı, kimlerle iletişim kurduğu gibi etkenler üzerinde durulup, kurban aşağılanarak tecavüz meşru ve haklı gösterilmektedir. Burada da bizim ülkemize çok ama çok uyan bir durum söz konusudur. 2020 yılına gelmiş olmamıza rağmen ilerlemesi gereken vicdani ve zihnî yapımız yerinde saymak şöyle dursun git gide daha da geriye çekilmektedir. Bu davranış ve düşünce modeline "kadın düşmanlığı" denir. Gerici, gelişime karşı dirençli, sadist, vicdani yönden yoksunluk krizi içinde, ahlaki çöküşün dibine vurmuş, kendi çürük dünyasında hapis insanlar sadece bu görüşleri savunabilir. İşte yazarımız da tecavüzün böylesi leş bir toplumda doğup, gelişip ve devam ettiğini savunuyor. Ve bu savunusunu da test sonuçları, araştırma, deney ve analizlerine dayandırıyor.

Peki tecavüzcüler, tecavüz sonrası nasıl bir tavra bürünüyor biraz da ona bakalım.
Bu erkekler kendi eylemlerini, toplumun onlara sunduğu algılardan güç alarak haklı gösterme ya da hafifletme eğilimi sergilemektedir. Onlara göre tecavüz kurbanı kadınlar esasında bu erkekleri kıyafet, hareket, söz ile kışkırtmakta, tecavüzü istemekte, bundan haz almakta, hayallerinde hep arzulamakta ve şiddetten zevk almaktadır. Tecavüze yalnızca erkek bakış açısı ile bakılmakta ve kadınlar üzerine empati kurulmamaktadır. Bunun da temel sebebi tabi ki ataerkil toplum yapısıdır.

Araştırmanın devamında tecavüzcülerin gözünden kendi eylemleri ve kişilikleri aktarılmıştır. Bu erkeklerin bir kısmı yaptığı şeyin tecavüz olduğunu kabul ederek pişmanlık duymuş ve hatta kendilerini kadınların gözünde vahşi hayvanlar olarak tarif etmişlerdir. Bir kısım inkarcılar ise bu eylemin tecavüz olmadığını ve kurbanların istekli olduğunu belirtmiştir. Kabul edenler, eylemlerini affettirmek için alkol ve uyuşturucu kullanmalarına ya da o dönemlerde duygusal sorunlara sahip olmalarına dayandırmışlardır. Fakat yapılan laboratuvar deneyleri sonucu alkolün cinsel şiddet eğilimi yaratma konusunda birinci etken olmadığı, bu eğilimdeki erkeğe sadece duygusal hakimiyetsizlik yaratmada dolaylı olarak rol oynadığı keşfedilmiştir. Öte yandan erkeklerin arkasına sığındığı duygusal problemler de hiçbir şekilde tecavüz sebebi değildir zira ruhsal problemi olan insanların pek çoğu tecavüz eylemi gerçekleştirmemektedir. Kabul edenler ayrıca tecavüzün yanlış bir davranış olduğunu bilmekle beraber bu hatalarının haricinde iyi adamlar olduklarını da iddia etmişlerdir. Fakat inkarcılarda durum tamamen vahşete kaymaktadır. Bu erkekler kurbanlarını tecavüz eylemi ile aşağılayıp, küçültüp, onları değersizleştirmekten büyük haz alarak kadınlara hak ettiklerini verdiklerine inanmaktadırlar. Kadını aşağılayarak ve onlar üzerinde şiddet uygulayarak statü kazandıklarına inanan bu insanlar ataerkil toplumun meyveleridir. Yalnız inkarcılar için de kabul edenler için de geçerli önemli bir ortak yön vardır. Bu iki grup eylemleri esnasında hiçbir şey hissetmeyerek suçluluk duymamışlardır. Yani suça engel olacak vicdani melekeler burada yok edilmiştir.

İşte bu rolleri toplumdan öğrenen erkek niçin tecavüz eder sorusunun da cevabını arıyor Scully. Ona göre tecavüzün erkekler için bir kazanımı vardır. Bu konuda kitapta geçen bir pasajı aynen aktarmak istiyorum:

"Bazı erkekler tecavüzü bir intikam ve cezalandırma yöntemi olarak kullanırken, bazılarının gözünde tecavüz, başka bir suç işlenirken elde edilen fazladan bir kazançtır. Bazı durumlarda tecavüz, isteksiz ya da ulaşılması zor kadınlarla cinsel ilişki kurmaya yarayan bir yol olarak kullanılırken, bazı erkekler tecavüzü, kişisel olmayan bir seks ve güç kaynağı olarak görmektedirler. Bazı erkeklerin gözünde tecavüz bir eğlence ve macera biçimidir; bazı erkekler de, tecavüzün erkeklerin kendilerini "iyi hissetmelerine" yarayan bir hareket olduğunu düşünürler. Bu farklı yorumlara rağmen bütün bu erkeklerin kendi bakış açılarından bize söyledikleri şey, tecavüzün düşük riskli, yüksek ödüllü (getirili) bir hareket olduğudur."

Bakın ne kadar da çeşitli kazanımlar kurgulamış erkekler bu eylemde. Ama bana göre bunların içinde en önemli ikisi intikam ve güç hissidir. Kişisel hayatlarında sorun yaşadıkları kadınlara içlerindeki tüm öfkeyi kusamayan erkekler hiç tanımadıkları kadınlara bu öfkeyi yansıtmakta ve problem yaşadıkları kadınlardan intikam aldıklarına inanmaktadırlar. Ayrıca bu erkeklerin pek çoğu başarısız hayatlarında kendilerini güçsüz hissettikleri için, başka kadınlara cinsel şiddet uygulayarak "benden daha zavallı durumda insanlar da var" inancı ile eylemlerinden zevk almaktadır. Bunların dışında pasajda bahsedilen konular da erkekler için birer kazanım olarak görülmektedir.

Görüldüğü gibi feminist grupların da yazarın da ortak olduğu fikir tecavüzün bir "erkek sorunu" olduğu ve problemi çözmesi gereken grubun da erkekler olduğu ortadadır. Biz kadınlar hayatımızın neredeyse tamamını tecavüz ve şiddet saldırısı korkuları ile her daim temkinli, arkasını kollayan, insanlarla şüpheli ilişkiler kuran, güvensiz ve kuşkucu, kendini gizleme eğilimi gösteren insanlar olarak yaşıyoruz. Erkeğin olan sorunu bizler üstlenip çözmeye ve korunmaya çalışıyoruz. Tecavüze uğrayan kadınlar kurbandır, tecavüze uğramadığı halde tecavüz riskinden kaçmaya çalışan kadınlar ise mağdurdur. Kitapta yazılan her şey sanıyorum ki diğer ülkeler için de geçerlidir. Ama kendi ülkeme baktığımda bunlardan farklı olmadığımızı görüyorum. Her gün kadınlarımız tecavüze, cinayete, şiddete ve en hafif hali ile tacize kurban gidiyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayarak ataerkil düzenin adaletsizliğini yıkmak ve sorunları çözmek için birlik olmamız gerekirken bizler halen daha eşitlik kavramını "anlamayan" ve "karşı çıkan" insanlar ile mücadele etmek zorundayız. Aile ve toplum yapısı bozulmasın diyerek şiddete ve baskıya boyun eğmeyi savunmak aklın işi değildir. Fiziksel ve psikolojik şiddetin var olduğu bir aile zaten bozuktur ve bu aile eğer düzelmiyor ise evlilik akdini feshetmelidir zaten. Toplumun geleneklerine ve inançlarına göre geçmişin kabullerini sürdürmek, gelişime ve ilerlemeye direnç göstermek ne ailevi hayatı ne de toplumsal ilişkileri düzenler.

Ve son olarak şunu söyleyip incelemeyi bitirmek istiyorum.

Biz kadınlar haddimizi bir başka erkekten öğrenmeyeceğiz ama bize haddimizi bildirmeyi erkeklik sayan erkekler HADLERİNİ VE YERLERİNİ BİLECEK! (Ecem) 
Tutuklu Tecavüzcülerin Özet Profili: ...
Erkeklerin kadınlara yönelttiği cinsel şiddeti konu alan bu kitap, yazarın asistanı ile birlikte birkaç yıl boyunca, yarı-açık ve kapalı erkek cezaevlerinde 114 mahkum tecavüzcü ve 75 diğer grup suçluyla gerçekleştirdikleri görüşmelerin sonucu elde ettikleri verileri değerlendirip derlemesi sonucu ortaya çıkmış. Kendi araştırmaları yanı sıra bazı feminist-yazar ve diğer yazarların araştırma verilerini de içermektedir.

Okuması biraz zor ve dili oldukça matematiksel bir yapıya sahip.

Araştırma ve incelemeleri yazarın elde ettiği "Tutuklu Tecavüzcülerin Özet Profili"ni sizinle paylaşmadan önce kitabın başlıklarını paylaşmak istiyorum sizinle:

Kitabın ilk Bölümünde, "İçeriye Bir Bakış"ta yazar/i9118 bu araştırmayı yapmaya nasıl karar verdiğine, kimler tarafından teşvik edilip desteklendiğine değinmekte ve hapishane ziyaretlerinde karşılaştığı zorluklar ile yaşadığı korkuları kaleme almaktadır. Katılımcıların haklarının korunması ile bilgiler vermekte ve "Tutuklular suçlu mudur?" sorusuna cevap aramakta.

"Sorun Tecavüzdür" de ise;

• Kadınların Sorunu Olarak Tecavüz,
• Tecavüzün Tıp Konusu Oluşu,
• Tecavüz Bir Hastalık mıdır?,
• Kurbanı Suçlama,
• Tecavüz Neden Erkeklerin Sorunu Değil?,
• Kültürün Katkısı,
• Amerika'ya Özgü Suç,
• Komşu Oğlan,
• Pornografi ve Tecavüzün Normalleştirilmesi,
• Öğrenilmiş ve Ödüllendirici Bir Davranış Olarak Tecavüz alt başlığı altında incelemelerde bulunmuştur.

3. bölümde ise; tarihi ve geçmiş verilere dayanarak, aile içi ve kadın-erkek ilişkilerini, uyuşturucu ve suça yatkınlığı gözeterek bir profil oluşturmaya çalışmıştır.

Kitabın devamında yazarımız: "Tecavüz Diye Bir Şey Yoktur: Cinsel Şiddetin Haklı Kılınması", "Hiç Kimse Tecavüzcü Değildir: Cinsel Şiddeti Mazur Göstermek", "Tecavüz: Düşük Riskli, Yüksek Ödüllü Bir Suç", "Tecavüz Erkeklerin Sorunu Değil midir?" gibi albaşlıklarda tecavüzü öğrenmek ve inkar etmek, bu konu ile ilgili algı bozukluklarını ve çarpık benlik oluşumunu ele almış. Tecavüzü meşru kılmak ve kabullenmek noktasını irdelemiş, cinsel şiddeti mazur göstermek için öne sürülen kişisel ve toplumsal sebepleri kağıda dökmüş. Bu suçun mahkumlar tarafından keyif verici ve düşük riskli bulunduğuna kanaat getirmiş.

Kitabının en son bölümünde ise yazar/i9118 tecavüz suçu neticesinde oluşan travmalar, korkular üzerinde durmuş. Tecavüzün ve ya cinsel tacizin yabancılar tarafından olduğu kadar yakın çevre ve arkadaşlar tarafından de gerçekleştirilebileceğini öne sürmüş, alınması gereken önlemleri de dile getirmeyi unutmamış...

Şimdi gelelim yazarın oluşturduğu "Tutuklu Tecavüzcülerin Özet Profili"ne:

Bu araştırmada yer alan tecavüzcülerin önemli bir azınlığı dengesiz ve şiddet barındıran evlerde büyümüşlerdi. Babalarıyla ilişkileri zayıftı; bazıları çocukluklarında kötü muamele görmüş ancak birkaç tanesi cinsel olarak taciz edilmişti. Aynı şey diğer grup suçlular için de geçerliydi. Tecavüzcülerin yetişkinler ve gençler olarak yaşadıkları cinsel deneyimler önemliydi, değişkendi ve diğer grup suçlular dan farklı değildi. Büyük bir bölümü tecavüz ettikleri sırada ne cinsel olarak engellenmişlerdi ne de iki tarafın isteğiyle yaşanan cinsel ilişkide bulunma fırsatlarından yoksundular. Kayıtlara geçmiş eş­cinsellik, cinsel anlamda işlevsizlik ve şiddet barındırmayan cinsel sapkınlık, tecavüzcüler arasında diğer grup suçlulara göre fazla yaygın değildi. Her iki grup için bu tür ilişkiler en azından kendileri için önemli olan kadınların arada sırada taciz edilmeleri anlamına gelse de diğer grup suçlular gibi tecavüzcüler de kadınlarla ilişki kurabiliyorlardı. Tecavüz eden erkeklerin "hasta" oldukları yaygın inanışına rağmen, çoğu tecavüzcü akıl hastası değildi ve akıl sağlığı sistemiyle olan ilişkileri diğer grup suçlulardan daha fazla değildi. Diğer grup suçlulara göre daha fazla sayıda tecavüzcünün intihar girişimi kaydı bulunmaktaydı, fakat bu girişimlerin yansı tecavüz etmelerinden sonra gerçekleştiği için, bu veriler tecavüzcülerin mutlaka duygusal sorunları olduğunun bir işareti olamaz. Tecavüzcüler ile diğer grup suçlular suç işlemeyi meslek edinme yönünden de birbirlerine benziyorlardı ve eldeki kanıtlar, suç işlemeye genç yaşta başladıklarını gösteriyordu. Tecavüzcülerin çoğunun geçmişte herhangi bir seks suçuyla ilgili tutukluluğu yoktu ve diğer grup suçlular gibi daha önceki tutukluluklarının çoğu kişilere değil, mülkiyete yönelik bir suçtan dolayıydı.

Tutuklu tecavüzcülerin bu geçmiş profili, işledikleri suçlarla ilgili olarak onları tek bir suç kategorisine aday kılmaz. Daha ziyade, tecavüzcü olmalarını belirlemeyen bir adi suçlu profili çizer. Yani buradaki tecavüzcülerin geçmişleri genel olarak beyaz-yakalı-olmayan suç unsurları içerdiğinden, özel olarak tecavüzle ilgili fazla bir ipucu vermemektedir.

Cinsel şiddeti anlamada tutum ve inançlardan giderek ne tür sonuçlara ulaşabiliriz? Tecavüzcülerle diğer grup suçluların kadınlara karşı tutumları ve düşmanlıkları birbirine benzemektedir ve çifte standartlı saygınlık değerlerine kuvvetle inanan erkekler kadınlara karşı güvensizlik ve sevgisizlik duyguları taşımaktadırlar. Bu örüntü, özellikle uygun kadın davranışıyla ilgili katı ve ahlakçı bakış açıları, kadınlara karşı çok düşmanca olan tutumlarıyla uyumlu olan tecavüzcüler için geçerliydi. Bütün erkekler şiddet unsuru taşıyan uzun suç geçmişleri nedeniyle tutuklu oldukları için, hepsinin bir şekilde kişiler arası şiddeti kabul etmelerinin ortaya çıkması şaşırtıcı değildi, fakat en aşırı olanlar kadınlara en çok düşman olanlardı. Bu şiddet taşıyan ve düşmanca tutumların, tecavüzcüleri diğer grup suçlulardan ayıran bir faktör olarak tecavüz kalıpyargılarıyla ilgisi vardır.

Bu profil ürkütücü ve açıkça tehlikeli bir erkek grubunu ortaya çıkarıyor, fakat acaba tecavüz eden erkeklerin "hasta" olduklarını da gösteriyor mu? Kendimizi tekrarlama riskini göze alarak, tecavüzcüleri ayırt eden faktörlerin ╼ çifte standarda olan inanç, tecavüz kalıpyargılarına olan inanç ve geleneksel erkek rolü ile güçlü bir özdeşleşme ╾ kültürümüzde genel olarak desteklenmekte olduğunu vurgulayalım. Elimizdeki veriler tecavüz eden erkekleri diğer erkeklerden ayıran tektip tutumlardan söz etmeye izin vermezken, bu profile uyan erkeklerin gerek kendileri için önemli, gerekse tanımadıkları kadınlara yönelik cinsel şiddetin iyi birer adayı olduklarını göstermektedir....

 yazar/i9118

Keyifli okumalar demeye dilim varmaz çünkü kitap konu itibari ile çok hassas noktalarda dolaşmış korkunç yüzdeler barındırmakta. Ama verimli okumalar diyebilirim sanırım. Kitapla kalın. (˚ ༘ ⋆saime｡˚ ⁀) 
Kadın: Tecavüz, kadınların en çok korktuğu saldırıların başında geliyor. Bu korku, kadınların hayatlarını derinden etkiliyor, kısıtlıyor. Nedense tecavüz, hep "kadınların sorunu" olarak ele alınıyor. Saldırganlarsa "normal dışı", hasta, sapık erkekler, toplumsal normların dışında kalan kişiler olarak görülüyor.
Oysa yazar Diana Scully'nin tutuklu tecavüzcüler üzerine yaptığı araştırma, cinsel şiddetin, kökeni erkek egemen kültürde yatan yaygın bir sorun olduğu sonucuna varıyor. Kısacası cinsel şiddetin sona erdirilmesi için kendini değiştirmesi gereken kadınlar değil, erkeklerdir. Tecavüz, erkeklerin sorunudur. (Aynur Jafarova) 
--reklam--
Cinsel Şiddeti Anlamak PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Diana Scully - Cinsel Şiddeti Anlamak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cinsel Şiddeti Anlamak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Diana Scully Kimdir?
1976’da Illınois-Chicago Üniversitesi'den doktora derecesini aldı. Kadınlara uygulanan şiddet ve kadın sağlığı konularında birçok çalışması bulunmaktadır. Halen Virginia Commenwealth Üniversitesinde sosyoloji profesörü olarak çalışmaktadır. Yine aynı üniversitede Kadın Çalışmaları’nın başkanlığını yürütmektedir.

Yazarın Men Who Control Women’s Health: The miseducation of Obstetricians-Gynecologists (Kadınların Sağlığını Kontrol Eden Erkekler: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarının Sorunlu Eğitimi) adlı çalışması 1980'de yayımlanmıştır.
--reklam--
Diana Scully Kitapları - Eserleri
Cinsel Şiddeti Anlamak
--reklam--
Diana Scully Alıntıları - Sözleri
Eğer çocuklukta yaşanan cinsel taciz, yetişkinlikte ensest, çocuk tacizi ve cinsel şiddet gibi davranışlara sebep oluyorsa, bu suçların büyük bir bölümü neden kadınlardan çok erkekler tarafından işlenmektedir? Erkekler neden, kendilerini kurbanlaştıranlar çoğu kez erkek olsa da kurban olarak öncelikle kızları ya da kadınları seçmektedir? (Cinsel Şiddeti Anlamak)
Ve çevre, sorun saldırıya uğrayan kadını desteklemeye geldiğinde, önyargılarla hareket etmeye son vermelidir. (Cinsel Şiddeti Anlamak)
Cinsel şiddetten ne kazandıklarını anlattıklarında tecavüzün birkaç "hasta" adam tarafından yapılan kuraldışı bir hareketten daha fazla bir şey olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. (Cinsel Şiddeti Anlamak)
Karşı cinslerden kişiler arasında mesleki bir ilişkinin olabileceği kavramına çoğu yabancıydı. Çünkü cinselliğin daima bu tür ilişkilerin bir parçası olduğuna ya da olması gerektiğine inanıyorlardı. (Cinsel Şiddeti Anlamak)
Özetlemek gerekirse, tecavüzcülerle ilgili psikolojik araştırmaların birbirleriyle tutarlı olmadığı ve belirli bir sonuca ulaşmadığı söylenebilir. (Cinsel Şiddeti Anlamak)
Ve hiçbir kadın, tecavüzden kurtulmayı başaramadığı için suçlanmamalı ya da sorumlu tutulmamalıdır. (Cinsel Şiddeti Anlamak)
" Tecavüz mutlak hâkimiyet duygusuydu. Tecavüzden önce her defasında,kendimi güçlü ve öfkeli hissederdim. Kadınları aşağılayarak kendime, dünyada benden değersiz hiç değilse bir kişinin daha bulunduğunu kanıtlamak istiyordum." (Cinsel Şiddeti Anlamak)
Cinsel şiddetin sona erdirilmesi için kendini değiştirmesi gereken kadınlar değil erkeklerdir. Tecavüz, erkeklerin sorunudur. (Cinsel Şiddeti Anlamak)
"Taşaklı olduğumu kanıtlamak için ona tecavüz etmeye karar verdim. Tek özelliği orada bulunmasıydı. Orada başka biri de bulunabilirdi." (Cinsel Şiddeti Anlamak)
...eldeki veriler, tanıdık erkeklerin kadınlar için, en az yabancılar kadar, saldırı ya da tecavüz, ağır yaralama ve cinayet riski yarattıklarını, hatta cinayet riskinin tanıdık erkekler söz konusu olduğunda, yabancı erkeklerin işledikleri tecavüz suçlarından daha yüksek olduğunu göstermektedir. (Cinsel Şiddeti Anlamak)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cinsel-siddeti-anlamak-diana-scully-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)