# Cinsellik ve Cinsel Sapmalar - Erich Fromm Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Cinsellik ve Cinsel Sapmalar kimin eseri? Cinsellik ve Cinsel Sapmalar kitabının yazarı kimdir? Cinsellik ve Cinsel Sapmalar konusu ve anafikri nedir? Cinsellik ve Cinsel Sapmalar kitabı ne anlatıyor? Cinsellik ve Cinsel Sapmalar PDF indirme linki var mı?  Cinsellik ve Cinsel Sapmalar kitabının yazarı Erich Fromm kimdir? İşte Cinsellik ve Cinsel Sapmalar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cinsellik-ve-cinsel-sapmalar-erich-fromm-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-29T19:00:25+03:00
- Güncelleme: 2022-05-29T19:00:25+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/29/erich-fromm-kimdir-erich-fromm-kitaplari-ve-sozleri-233888.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Erich Fromm 
 Çevirmen: Aydın Arıtan 
 Yayın Evi: Arıtan Yayınlar 
 İSBN: 9789757582472 
 Sayfa Sayısı: 124 
--reklam--
Cinsellik ve Cinsel Sapmalar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Günümüz toplumu her konuda olduğu gibi cinsellik alanında da yanlışların içinde. Bastırılan ve yasaklanan cinsellik de insanları mutlu edemiyor, serbest ve özgür bırakılan cinsellik de. Çünkü insanların olaya bakışları yanlış. Karşı cinsi bir rakip, düşman ve en önemlisi bir "yabancı" gibi görüp, ona yararlanılması gereken bir nesne gözüyle bakıyoruz. Tıpkı doğaya ve hayata yaptığımız gibi.

Ne insan, ne de onun cinselliği bir mal, bir meta ve bir tüketim aracı değildir. Ona sahip olunamaz ve o "elde edilemez". Yaşanılması gereken bir süreçtir yalnızca.

Fromm, bu çalışmasında Freud'cu akım ile zirveye çıkan cinsel özgürlük hareketinin nasıl bir tüketim davranışı haline geldiğini ele alıyor ve bunun nasıl olumlu bir yönde değiştirilebileceğinin yollarını araştırıyor.
--reklam--
Cinsellik ve Cinsel Sapmalar Alıntıları - Sözleri
Ahlak, cinselliğin dar sahasına müdahale etmekle sınırlı kaldığı için, insan davranışlarındaki gerçekten önemli etik problemletin üzeri örtülmüş olarak kaldı.
Önemli olan kendini tanımak, dünyadaki görev ve fonksiyonunu iyice tespit etmek ve belirlemek, ondan sonra da "ne varlığa sevinmek, ne yokluğa yerinmek, sadece görevini yapmak."
Gerçek ilişki, insanın ruhunun yüceliğine yakışan bir birleşme, gönülden gönüle oluk gibi akan bir sevgi olmalıdır. İnsanın içini ve yüreğini titreten.
Gerçek ilişki, insanın ruhunun yüceliğine yakışan bir birleşme, gönülden gönüle oluk gibi akan bir sevgi olmalıdır.. İnsanın içini ve yüreğini titreten.
... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur.
Oysa kainatta varedilmiş tüm birimlerin birbirleriyle içten içe bağlı bir bütünlük olduğunu hisseden ve giderek buna düşüncesi ve beyni ile de inanan ve fark eden bir kişi, olayı çok farklı bir biçimde görür.İnsan olmasının zorunlu kıldığı fiziksel özelliklerini abartmaz, büyütmez, söylemez, baş tacı yapmaz.Onları yerinde, gerekli olduğu şekilde ve zmnlarda kullanır.
Aslında herkes kensisi için savaşıyor cinsellikte, sevgiyi de ayıp olmasın diye zorla araya sokuşturmaya çalışıyor.
Tüketme eylemi halindeyken insan, kendi tüketim objelerini açgözlü bir halde emer ve aynı zamanda da kendisi bu objeler tarafından emilir.
dünyaya ilgi duymak ve onunla ilişki halinde bulunmak yerine, dünya bir açgözlülük haline getirilmiştir.
İnsanın ihtiyaçlarının, isteklerinin ve taleplerinin yerine getirilmeleri lazımdır; her ihtiyaç eşit derecededir ve insanın ihtiyaçlarını giderme ya da hakkını tartışılır hale getirmeyecek şekilde yapma hakkına sahip olması, o insanın özgürlüğü demektir.
Sadizm basit olarak bir incitme ve aşağılama isteği değil, bir başka varlık üzerinde mutlak egemenlik talep etmektir.
Genellikle sadizm, toplumsal olarak onaylanmış ve kolayca rasyonalize edilebilecek bir şekilde ortaya çıkar. Egemen olma ile, acı verme arasında birçok geçiş şekli bulunmaktadır. Birisini bağlamak, hareketsiz hale getirmek, boğazını sıkmak ya da içten davranışlarını, çevresine olan uyumunu ve arzularını ifade etme şekillerini baskı altına almak gibi davranışların, bariz bir gaddarlığın sebep olacağından daha az ızdıraba yol açıyor olmaları şart değildir.
--reklam--
Cinsellik ve Cinsel Sapmalar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Cinsellik ve Cinsel Sapmalar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Erich Fromm - Cinsellik ve Cinsel Sapmalar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Cinsellik ve Cinsel Sapmalar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Erich Fromm Kimdir?
Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.
Hayatı 

Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.
30'lu yılların başlarında Almanya'da Nazi hareketinin güçlemesi nedeni ile İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü'nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. 1934 yılında , 1938'e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York'a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği , Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi , New York Üniversitesi Bennington Koleji , Michigan Eyalet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu , 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.
Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre'de öldü.
Marxist ve sosyalist , insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm , batı kapitalizmi ve SSCB komünizmini reddetmiştir.
Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.
Erich Fromm'un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir.
--reklam--
Erich Fromm Kitapları - Eserleri
Kendini Savunan İnsan
Sahip Olmak ya da Olmak
Sevme Sanatı
Özgürlükten Kaçış
Barışın Tekniği ve Stratejisi
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri
İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (İkinci Kitap)
Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları
Hayatı Sevmek
Sağlıklı Toplum
İtaatsizlik Üzerine
Özgürlük Korkusu
Sevginin ve Şiddetin Kaynağı
Umut Devrimi
Psikanaliz ve Din
Psikanalizin Bunalımı
Psikanaliz ve Zen Budizm
Rüyalar, Masallar, Mitler
Çağımızın Özgürlük Sorunu
Marx'ın İnsan Anlayışı
Yaşama Sanatı
Yanılsama Zinciri
Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum
Erdem ve Mutluluk
Cinsellik ve Cinsel Sapmalar
Tanrılar Gibi Olacaksınız
Olma Sanatı
Sigmund Freud’un Misyonu
İsa Dogması
İnsan Bilgisi ve Hümanist Planlama
Çağdaş Toplumların Geleceği
Psikanalize Yeni Bir Bakış
Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması
Dinleme Sanatı
Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları
İnsan Olmak Üzerine
Çağımızda Kişilik Sorunu
İnsanlık Başarabilecek mi?
Die Kunst des Liebens
Kendini Savunan İnsan - Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
Psixoanaliz ve Din
Liebe, Sexualität und Matriarchat
--reklam--
Erich Fromm Alıntıları - Sözleri
Ama eğer yaşamıyorsam nasıl erdemli olabilirim? Ve eğer hiçbir şeyin bilincinde değilsem nasıl iyi bir törelbilincim olabiillir? (Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum)
Peygamber hakikati vahiy eder, Lao-tse ve Buda da böyle yapmıştı. Ancak peygamber aynı zamanda siyasal bir liderdir, siyasal eylem ve sosyal adaletle çok yakından ilgilenmektedir. (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
"... anaerkil ilke; hayat, birlik ve huzurdur... anaerkilliğin ilkesi evrenselliktir." (Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları)
Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever. (Sevme Sanatı)
Verilen şey yitirilmez, tam tersine sıkı sıkıya tutulan şeylerdir biten ve yok olanlar. (Sahip Olmak ya da Olmak)
İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun? (Yanılsama Zinciri)
"Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı." (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
Yoksa zihinsel olarak 20.yüzyılda ama duygusal olarak taş devrinde mi yaşıyoruz? (İnsan Olmak Üzerine)
Erkek kibri neler yapabileceğini, hiçbir zaman başarısız olmayacağını gösterir. Buna karşı kadınlara özgü kibir esas olarak cezp etme ve kendi kendine cazip olduğunu kanıtlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. (İsa Dogması)
Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir . (Sigmund Freud’un Misyonu)
“karakter insanın kaderidir”. (Çağımızın Özgürlük Sorunu)
Özgür insan ölümü, her şeyden az düşünür; onun bilgeliği, ölüme değil yaşama yoğunlaşmasından doğar (Sevginin ve Şiddetin Kaynağı)
Insan bir nesneye dönüştürülüp nesne gibi yönetildiğinde onun yöneticileri de nesne haline gelir; nesnelerin iradesi yoktur, vizyonu yoktur, planı yoktur. (İnsanlık Başarabilecek mi?)
... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur. (Cinsellik ve Cinsel Sapmalar)
İnsan nesnelliğini ne ölçüde geliştirirse, gerçeklikle ne ölçüde ilişki kurabilirse, ne denli olgunlaşırsa, içinde rahat edebileceği insancıl bir dünya yaratmaya o denli yaklaşmış olur. (Sağlıklı Toplum)
“Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır.
Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir.
Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir.
Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.” (Psikanaliz ve Zen Budizm)
Artık yabancılaşma yalnızca el emeği ile çalışan insanlarda görülmüyor; yabancılaşma memurlar, pazarlamacılar ya da profesyonel yöneticiler arasında bile hızla yayılıyor. Hatta bunlar belki de basit bir ustabaşından daha çok yabancılaşmış insanlardır. Çünkü bir ustabaşının emeği, yine de beceri, güvenilirlik ve benzeri kişisel özelliklere bağlıdır. Yetenekli bir ustabaşı; kişiliğini, gülümseyişini ve kendi fikirlerini, demin saydığımız insanların aksine, iş sözleşmeleri nedeniyle satmak durumunda değildir. Öte yandan, insanları ve toplumsal değerleri (simgeleri) etkileyip bunları yönlendirmekle görevli kişiler, kendilerini işverenlerine yalnızca becerileri için satmaz. Ayrıca onlardan uyumlu ve "istenilen kişilik tipi"ni taşımaları, rahat yönlendirilip etkilenebilir olmaları da beklenir. İşte bunlara, "örgütlenmiş (organize edilmiş) insanlar" diyoruz. Bu insanların kendilerine özgü belirli bir idealleri yoktur; idealleri, çalıştıkları şirketlerin çıkarları ve idealleri ile aynı olmuştur. Günümüzde bir el emekçisi ile bir masa başı emekçisinin (çalışanının) tüketim kalıp ve davranışlarında bir benzerlik görülmektedir. Çünkü bu insanların hepsi tek bir arzuyla yanıp tutuşmaktadır. O da, daha yeni eşyalara ya da piyasaya çıkan en son şeylere sahip olmak ve bunları kullanıp tüketmek arzusudur. Bu insanlar; edilgen, kabul edici ve tüketicidir. Onlar, yapay olarak yaratılan ihtiyaçlarını tatmin eden eşyaların buyundurukları altına girmiş olan güçsüz insanlardır. (Marx'ın İnsan Anlayışı)
Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
" Çoğa sahip olabilen değil de, çok şey olabilen insan, bütünüyle gelişmiş ve gerçekten beşeri olan insandır." (Çağımızda Kişilik Sorunu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cinsellik-ve-cinsel-sapmalar-erich-fromm-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)