# Çöl - Jean-Marie Gustave Le Clezio Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Çöl kimin eseri? Çöl kitabının yazarı kimdir? Çöl konusu ve anafikri nedir? Çöl kitabı ne anlatıyor? Çöl PDF indirme linki var mı?  Çöl kitabının yazarı Jean-Marie Gustave Le Clezio kimdir? İşte Çöl kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/col-jean-marie-gustave-le-clezio-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-10T11:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-05-10T11:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/10/jean-marie-gustave-le-clezio-kimdir-jean-marie-gustave-le-clezio-kitaplari-ve-sozleri-218804.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Jean-Marie Gustave Le Clezio 
 Çevirmen: Ela Güntekin 
 Orijinal Adı: Desert 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789755109152 
 Sayfa Sayısı: 349 
--reklam--
Çöl Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Jean-Marie Gustave le Clezio, kuşağının yazarları arasında Fransız edebiyat dünyasına kendini en erken kabul ettirmiş yazardır. Daha önce bu değerli yazarın Göçmen Yıldız adlı bir romanını yayımlamıştık. Daha yirmi üç yaşındayken 1963 'Renaudot Ödülü'nün kazanan bu değerli yazardan Çöl adlı bu ikinci kitabı sunuyoruz. Romanın başkişisi genç Lalla, çöl kökenli güzel bir genç kızdır. Ataları, çöl savaşçılarıdır; 'Mavi Adamlar' olarak anılırlar. Lalla, büyük bir kentin gecekondu kesiminde yaşamaktadır. Doğanın ve efsanelerin gücü, dilsiz bir genç çoban olan Hartani'ye duyduğu aşk, onunla buluşmak adına gizlice çöle kaçışları, yine ele geçirilip Marsilya'ya postalanışı, bir otelde iş buluşu, gebe kalışı, sonunda ünlü bir kapak kızı oluşu, bütün bunlar Lalla'ya çöl tutkusunu, atalarının yaşamını unutturamaz.
--reklam--
Çöl Alıntıları - Sözleri
....yalnızca yiyeceğe duyulan açlık değildi bu,topyekun açlıktı;umut ve özgürleşme açlığı,yeryüzünde eksik olan her şeye duyulan,baş döndüren,sersemleşmiş sürülerin arasında insanı ileri doğru iten açlık...
"Burası bir bakıma insan yasalarının geçersiz olduğu tek, belki de son özgür ülkeydi.Taşlar ve rüzgar için yaratılmış bir ülke,bir de akrepler ve yabani tavşanlar için; güneş yakarken,gece dondururken kaçıp gizlenmeyi bilenlerin ülkesi."
Burasi bi bakim insan yasalarinin gecersiz oldugu tek ozgur ulkeydi
Erkek çocuklar yürümeyi, konuşmayı, avlanmayı ve savaşmayı öğreniyorlardı, bütün bunlar kumun üzerinde ölmeyi öğrenmek için.
Bir gün
Ah, bir gün,
Karga beyaz olacak,
Deniz kuruyacak,
Kaktüs çiçeği bal verecek,
Akasya dallarında bir döşek yapılacak,
Ah bir gün,
Yılanın ağzında zehir kalmayacak
Ve tüfek kurşunları ölüm saçmayacak
İşte o gün,yanından ayrıldığım gün olacak.

Bir gün, ah bir gün,
Çölde rüzgar esmeyecek,
Kum taneleri şeker kadar tatlı olacak,
Her beyaz taşın altında beni bekleyen bir kaynak olacak,
Bir gün ah bir gün,
Arılar benim için şarkılar söyleyecek,
Ve o gün yarimi yitirdiğim gün olacak...
--reklam--
Çöl İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Roman iki ayrı uşağın - Lalla və Nurun hekayəsindən bəhs edir. Hər ikisi səhrada yaşayan ayrı-ayrı qəbilələrdə doğulub və həyatlarına davam edirlər. Hər ikisinin yaşadığı əziyyətlərdən, çəkdiyi əzablardan bəhs edilir. Mən heç sevmədim Nə hekayə olaraq maraqlı deyildi,  nə də axıcılıq yox idi. Oxusaz kiçik bir neçə şey qazanarsız bəlkə amma oxumasaz heç nə itirmərsiz) (Xəyal) 
Bu kitabı altı yıl önce okuma fırsatı bulmuştum. Kitap kıyaslamayı pek yapmam ama şu ana kadar okuduğum kitaplar içerisinde en çok beğendiğim kitaptır. Çöle aşık bakır tenli bir kızın kente yerleşmek zorunda kalıp yaşadığı zorlukları anlatır. Öncelikle kitabın beni etkileyen yönü yazarın doğayla bütünleşmiş gözlem gücü ve betimlemedeki üstün başarısı oldu. Bir taşın altından tutun rüzgarın, arıların seslerine, sineklerin vızıltısına kadar siz sanki ordaymışçasına bir anlatım tarzı vardır. Açıkçası çölde yaşamayıp bu denli duygu yoğunluğunu nasıl yakalayabildiğini anlayamadım. Okumanızı tavsiye ederim.. (Aphelia) 
Derin,uzun betimlemelerle dolu romanda iki farklı hikaye var. Biri Nur'un diğeri Lalla'nın. Bu iki hikayenin ortak noktaları her iki karakterin de çöl kökenli olması ve soylarının aynı kişiden gelmesi. Onun dışında bir bağlantıları yok. Le Clezio okurlara bu iki hikayeyi vermesinin sebebi bence Nur'la alakalı olan kısımda çöl hayatını ve sömürgeciliği, Lalla'nın hikayesinde ise Marsilya'daki şehir hayatının farklılıklarını ve hikayenin sonunda özüne yani çöl hayatına dönmesini anlatmak istemesi.Üstelik çöl hayatında betimlemeleri abartırken, şehir hayatını gerçekçi yalın bir dille anlatmış.
Anlatım şeklinin farklılığı ve dili ustaca kullanmasından ötürü de bu Nobel ödülünü almış olabilir. Çünkü bazı okurlara sıkıcı gelebilecek türden bir kitap. Ama ben genel itibariyle beğendim. Lalla'nın cesaret dolu kişiliğini sevdim. Kitap farklı kültürlere ait şeyler de kattı bana. Betimlemelerin fazla olması çölde yürüyormuşsunuz gibi veya başınızdan aşağı kumlar dökülüyormuş hissine kaptıracak sizi haberiniz olsun :) (Elifçe) 
--reklam--
Çöl PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jean-Marie Gustave Le Clezio - Çöl kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Çöl PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jean-Marie Gustave Le Clezio Kimdir?
Jean-Marie Gustave Le Clézio, (d. 13 Nisan 1940), Fransız yazar ve çevirmendir. 2008 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibidir.

Nice Üniversitesi'nde edebiyat okuyan Le Clézio, edebiyat doktorası yaptı. Çok sık seyahat etmek zorunda kalmasına rağmen yedi yaşından beri hep yazan Le Clézio'nun ilk kitabı Le Procès-verbal (Türkçe: Tutanak), 1963'te yayınlandı ve Renaudot Ödülü'nü kazandı. 1980'de Désert (Türkçe: Çöl) isimli romanı sayesinde L'Académie Française tarafından verilen Paul-Morand Ödülü'ne layık görüldü. 1994'te "Yaşayan En Büyük Fransız Yazar" seçildi.

Yeni roman akımının etkisinde kalan yazar, daha sonra, düşçülük izi taşıyan ve özellikle Amerikan yerlilerinin kültürlerinden gelen mitlerle beslendi.
--reklam--
Jean-Marie Gustave Le Clezio Kitapları - Eserleri
Çöl
Göçmen Yıldız
Okyanus Kokusu ve Angoli Mala
Açlığın Şarkısı
Ağaçlar Ülkesine Yolculuk
Tutanak
Ourania
Altın Balık
Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler
Çin'de On Beş Sohbet
--reklam--
Jean-Marie Gustave Le Clezio Alıntıları - Sözleri
Yanıt vermemek, kayanın ardına saklanmak hoşuna gidiyor, böylece kendi yaşamına tek başına egemen olduğuna ve başına gelecek her şeyi kendisi kararlaştırdığına inanıyordu. Bu bir oyundu, ancak hiç kimseye söz etmiyordu bundan. Kim anlayabilirdi ki?
...
Ancak, kimi zaman, kasabaya yalnız dönüyor, evine gidip yatağına atıyordu kendisini, yüzünü yastığa gömerek ağlıyordu. Nedenini bilmeden. (Göçmen Yıldız)
Fotoğraf çektirmek kötüdür insanın yüzünü eskitir. (Altın Balık)
"Burası bir bakıma insan yasalarının geçersiz olduğu tek, belki de son özgür ülkeydi.Taşlar ve rüzgar için yaratılmış bir ülke,bir de akrepler ve yabani tavşanlar için; güneş yakarken,gece dondururken kaçıp gizlenmeyi bilenlerin ülkesi." (Çöl)
Başının çaresine bakmak, korkuyu, tembelliği, uzaksılığı sevmek gerekiyordu; durmadan yuvalar kazıp buralara sığınmak, iyice kabuğuna çekilmek gerekiyordu; tıpkı çocukken eski yüklük örtüsünün iki kanadı arasından içeri girdiği günlerdeki gibi. (Tutanak)
Güneş herkes için parlamıyor mu ? (Göçmen Yıldız)
''Gürültülü kıyamet sona erdiğinde, arkadan çöken sessizlik hayatta kalıp sersemleyenler için korkunç oluyor.'' (Tutanak)
Bizden önce başlamış düşü, biz düşledikten sonra sona ermesi gereken düşü sürdürüp sürdürmediğimizi de asla bilmiyoruz. (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
İnsanların kötülüğü sıradan bir olaydır, ama bu, onun hafife alınmasını gerektirmez. (Okyanus Kokusu ve Angoli Mala)
Mösyö Soliman suratını buruşturarak şöyle dedi: "Ölmek o kadar zor ki... çok uzun, çook." (Açlığın Şarkısı)
Kuşkusuz hala bir yerlerde var ama yasak, artık kimse onu kullanmıyor. (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
Önemli olan, her zaman yazılabilecek şeyleri söylemektir; böylece özgür olmadığını hissedersin. İnsan, kendisiymiş gibi konuşmakta özgür değildir. Böyle daha iyi kaynaşır insanlar. Artık insan yalnız değildir. İnsan; 2,3 ya da 4 faktöriyeliyle, dahası şu şeytansı 1 faktöriyeliyle varlığını sürdürür. Anlıyor musun? (Tutanak)
Hayat geçiyor, insan maceralar yaşıyor, unutuyor.Ama koku kalıyor, bazen hiç beklenmedik bir anda ortaya çıkıveriyor ve onunla birlikte de hatıralar, çocukluktaki uzun zamanlar,savaş zamanı geri geliyor. (Ourania)
Bravito ormanda, jaguarın izinden giderken alt tarafı güçlü dişler tarafından kemirilmiş bir ağaç gövdesi bulmuştu. Bravito da acı kabuğu kemirmiş ve hummadan kurtulmuştu. Ona ağacı jaguar göstermiş ve Bravito buna hiç şaşırmamıştı. Burası başka bir dünyaydı, hayvanların henüz konuşmayı bildiği, kötülükten önceki dünya.... (Okyanus Kokusu ve Angoli Mala)
"Fotoğraf çektirmek kötüdür, insanın yüzünü eskitir." (Altın Balık)
Sabunlu gözleriyle o pis perdeye dolanıp kendini duştan dışarı atmasına, bağırmaya başlamasına Moguer değil, duş bölmesinin duvarının dibinde kıvrılarak ilerleyen ölmüş yaprak rengindeki o uzun kalın kordon neden olmuştu. (Okyanus Kokusu ve Angoli Mala)
“ Kitap sadık bir dosttur.” (Çin'de On Beş Sohbet)
"Ben düşüncenin içinde yaşıyorum, senin gibi şu anın içinde değil." (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
İnsan yalnız doğar, yalnız ölür, yalnız uyur. Kesin olan tek şey bu. (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
Gerçekliğin bir sır olduğunu ve insanın ancak hayal kurarak dünyaya daha yakın olacağını ondan öğrendim. (Ourania)
...giderken geride bırakılanlar, bir daha bulunabilir miydiki?... (Göçmen Yıldız)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/col-jean-marie-gustave-le-clezio-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)