# Cumaya 5 Kala - Mehmed Alagaş Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Cumaya 5 Kala kimin eseri? Cumaya 5 Kala kitabının yazarı kimdir? Cumaya 5 Kala konusu ve anafikri nedir? Cumaya 5 Kala kitabı ne anlatıyor? Cumaya 5 Kala kitabının yazarı Mehmed Alagaş kimdir? İşte Cumaya 5 Kala kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/cumaya-5-kala-mehmed-alagas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T18:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T18:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/mehmed-alagas-kimdir-mehmed-alagas-kitaplari-ve-sozleri-151407.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mehmed Alagaş 
 Yayın Evi: İnsan Dergisi Yayınları 
 İSBN: 9789756062128 
 Sayfa Sayısı: 96 

Cumaya 5 Kala Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Camiye varınca tüccar Arif beyin hediye ettiği saatine baktı.
Cum'aya beş vardı!.
Şimdiye kadar birçok kez, cuma namazına gelirken kelime i tevhidi anlatmayı düşünmüş fakat cumaya beş kala bu düşündüklerinden vazgeçmişti!.

Vakit, yine cumaya beş vardı ve ne konuşacağını yine pek bilmiyordu. Kelime i tevhidi, hapiste olan müslümanları, tüccar Arif beyi, yeni misafir odası takımını, avizelerini, halılarını, karısını, kalbura basmayı ve televizyondaki filmi tekrar düşündü.

Karar vermişti.

Daha erkendi!. Kelime i tevhidin anlatılması için zaman ve zemin müsait değildi. Bu düşünce sanki içini rahatlatmıştı. Zaman ve zemin müsait olsa elbette, elbette anlatırdı.

Hiç kimseden korkmadan kürsüye çıkar, tevhid ve şirkin ne olduğunu açık açık herkese anlatırdı. Çünkü biliyordu, biliyordu bütün bu gerçekleri.

Sahi ya, o bu gerçekleri camilerde değil, kitaplarda öğrenmişti. O halde bu meseleleri bilmek isteyenler de kitablardan öğrenebilirdi. Bu meseleler, böyle bir zamanda camilerde anlatılamazdı ki!

Hatta geçenlerde müftü efendi kendisine vaazda ne anlatacağını sormuş, o da şakadan, şaka olsun diye, Vallahi şaka olsun diye, "Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, onlar kafirlerin ta kendileridir.." mealindeki Maide suresi 44. ayet i kerimeyi cemaate açıklayacağını söylemişti!

Aman Ya Rabbi!.

Sen misin bunu diyen? Müftü öyle kızmış, öyle bağırmıştı ki, o zamandan bu yana değil bu ayet i kerimeyi, Maide suresinden hiçbir ayet i kerimeyi okumaya cesaret edememişti.

Müftü olacaktı sözde, şaka söylediğini nedense anlamamıştı!. Oysa bu gibi ayet i kerimelerin açıkça anlatılmayacağını, geçim sorumluluğu taşıyan her din görevlisi bilirdi!.

Zaman ve zemin müsait olsa, tabi ki bu durum değişebilirdi. Fakat şimdi müsait değildi. Bu gibi gerçekler, cemaat içinde fitne çıkarırdı!.

Cumaya beş kala yine fikrini değiştirmiş ve bu gibi tehlikeli konuları şimdilik anlatmayayım düşüncesiyle camiye girmişti!.

Caminin bahçesinden geçerken, bahçedeki yeni yeni tomurcuklanan ağaçlar dikkatini çekti. Evet, ağaçlardan ve ağaç dikmenin faziletinden bahsedebilirdi. Konuşma konusunu bulduğu için sevindi. Sık sık anlattığı bu konu için hazırlanmasına da gerek yoktu.

Büyük bir huzurla camiye girdi.Cemaatten birisinin hürmetle tuttuğu cübbesini giyerek, kürsüye oturdu. Bu kürsü oldum olası çok hoşuna gidiyordu. Cemaate göz gezdirdi ve kendisinden emin bir sesle konuşmaya başladı.

Müezzin vakit ezanını okurken, cemaat birbirini dürtüklüyor, uyuyanlar birer birer uyandırılıyordu.

Cumaya 5 Kala Alıntıları - Sözleri
insanların bir kısmını imamlar defnederken, bir kısmını analar yeniden doğuruyordu.
Anlatması lazımdı. Çünkü bir insan sadece namaz kılmakla, sadece oruç tutmakla müslüman olmazdı, olamazdı..!
Başkalarının açacağı yoldan bir tren beklemişti
Oysa başkaları yoktu!
Fakat herkes başkanlarından bekliyor ve başkalarından umutlanıyordu...
O başkaları kim' di...?
Diyanet teşkilatından bu haftaki vaaz konusu gönde­rilmediği için Allah'a şükretti. Geçen haftaki bir cümlelik resmi tebliğ, kendisini bin dert içine düşürmüştü. Cuma vaazıyla ilgili olarak gönderilen bu tebliğe göre “Laikliğin dinsizlik olmadığı” anlatılacaktı.

Fakat bunun nasıl anlatılacağı, daha açık bir ifadeyle bu işin nasıl becerileceği hiç belirtilmemişti.

Oysa bu dinin peygamberi, aynı zamanda devlet başkanıydı. Bu dinin asli kayna­ğı olan Kur'an-ı Kerim'de, devlet yönetimiyle ilgili birçok hükümler vardı.

Böyle bir durumda peygamberi ve Kur'an-ı Kerim'i devletten nasıl ayıracak, cemaatin gözüne baka baka “Alemlerin Rabbi olan Allah (c.c.) bir devletin hangi hü­kümlerle idare edildiğine hiç karışmaz!. Bu konuda halkın kaderini, politikacılara ve yöneticilere bırakmıştır!.” ifadesi­ni nasıl söyleyecekti?

Hem sormazlar mıydı kendisine “Peki hocaefendi! Allah devlet başkanlarını madem muhayyer veya başı boş bırakmıştı da, Firavunu neden helak etti?” diye!.
Camideki cemaatın durumunu tekrar gözden geçirdi. Kelime-i tevhidi açıklarsa, cemaatten itiraz edenler olacaktı. Çünkü kelime-i tevhidin gereği olarak, insanlara ilahlık taslayan bütün politikacıların, insanlara ilahlık taslayan bü­tün İdeolojilerin, bütün sistemlerin, bütün devletlerin red­dedilmesi gerekecekti.

Tevhid, sadece ve sadece Allah'a kulluk etmekti.

Hakim olarak, hüküm koyucu olarak sadece Allah'ı kabul etmekti. Allah'ın hükmüne rağmen hüküm koyan kişiler, hüküm koyan merciler varsa, Allah'ın hukukuna tecavüz ederek insanlara ilahlık taslayan bu kişilerin, bu mercilerin redde­dilmesi gerekirdi.
Her fırsatta düşünür ve düşünmekten, düşünür bir in­san olmaktan kıvanç duyardı. Etrafındaki kimseler onun değerini bilmeseler de, o kendi değerini bilir ve düşünme­yen insanlardan iltifat beklemezdi.

Düşünmeyen insanlar, düşünen insanların değerini nereden bileceklerdi ki!.
Açık zannettiği gözlerini bir başka aleme açmaya zorladı.
Ekmeden biçmek istemişti!
Anlatması lazımdı. Çünkü bir insan sadece namaz kılmakla, sadece oruç tutmakla müslüman olmazdı, olamazdı.
- Neden düşünmüyorsun?
- Neden düşünmüyorlar ?
Cumaya bes kala
Cumaya bes kala
Çırpınamadan ölüyoruz ey ahali...!!
 İnsan Hikayelere hakikat gözlüğünü takıp bakabilirsee kendisine çok faydalı olabilir ibretler kıssadan kendisine düşen hisseyi mutlaka alacaktır.
 Hikaye gayet güzel ve etkileyici idi
Allah razı olsun

Cumaya 5 Kala İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bize bizi anlatmıştı: Rahmetli Mehmed Alagaş'ın 1993'te kaleme aldığı,hatta birkaç hikayenin daha önceden dergide yayınladığı,hikayelerden oluşan kitap yazara hayran bıraktı. (Zehra SSM) 
Camiye varınca tüccar Arif beyin hediye ettiği saatine baktı.
Cum'aya beş vardı!.
Şimdiye kadar birçok kez, cuma namazına gelirken kelime i tevhidi anlatmayı düşünmüş fakat cumaya beş kala bu düşündüklerinden vazgeçmişti!.

Vakit, yine cumaya beş vardı ve ne konuşacağını yine pek bilmiyordu. Kelime i tevhidi, hapiste olan müslümanları, tüccar Arif beyi, yeni misafir odası takımını, avizelerini, halılarını, karısını, kalbura basmayı ve televizyondaki filmi tekrar düşündü. (Hüseyin) 
KELİME -i TEVHİT CUMAYA BES KALA: Kalbi daha fazla skstı Hakkimda ne derlerse desinler anlatacagim dedi anlatmasi lazimdi cunku bi insan namaz kilarak oruc tutarak musluman olmazdi islam’in ilk sarti kelime -i tevhit idi. Manasini ve geregini bilmeden bu gercegi tasdik etmeden bi insanin musluman olmasi munkun degildi o halde anlatmaliydi bu gercekleri (Gülcan Kaya) 

Kitabın Yazarı Mehmed Alagaş Kimdir?
Mehmet Alagaş,güzel bir müslüman olmak için nasıl düşünülmesi ve nasıl yaşanılması gerektiği sorusunu Kuran-ı Kerimde arayan ve bulduğu Kurani gerçekleri insanlarla paylaşmaya çalışan Allahın bir kuludur.

Mehmed Alagaş Kitapları - Eserleri
Taş
Alnımdaki Işık
Tapusuz Süleyman
Cumali
Divane
Tevhid ve Şirk

Kimlik Tercihi
Dünden Bugüne Şeytan ve Dostları
Yaşama Fırsatı
Tutsak
Kadının Onuru
Cumaya 5 Kala
Aynalar Ve İnsanlar

Yoldaki Musibetler
Din Gerçeği ve İslam
Şafak Mektupları
Kişiye Özel
İşaret Yazıları
Kur'an'a Yönelirken
İki Fecr Arasında

Şeytanizme Rağmen İslami Uyanış
Tartışılan Sorular
Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 1
Rahmete Yolculuk
Yaşama Fırsatı
Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 2
Vahdete 7 Adım

Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 3
Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık 4
Sona Son Kala
2012 ve İki Deniz Arası
Müteşabih Müslümanlar
23 Mesele

Mehmed Alagaş Alıntıları - Sözleri
Fakat ne gariptir ki, insanlara rızık verici yani Rezzak olan Allah, insanları açlık ile korkutmazken; kendi rızıkları için dahi Allah'a muhtaç olan yaratıklar, insanları açlık ile korkutabilmektedirler! (Kur'an'a Yönelirken)
Size güzel gelen bir kadının ,
Bacaklarına veya göğüslerine hangi duygularla bakıyorsanız, hiç şüpheniz olmasın ki,
Karınızı güzel kabul eden bir erkek de,
Karınızın bacaklarına ve göğüslerine aynı duygularla bakacaktır. (Kadının Onuru)
Hakim ideolojilere bağlı bir yazar değilseniz ve bunun da ötesinde kaleminizle hakim ideolojilerin çürük tahtalan na dokunuyorsanız, mutlaka ve mutlaka dayanıklı bir yazar olmanız gerekmektedir.

Çünkü ne zaman, neyle karşılacağınız pek belli olmaz. Dokunduğunuz çürük tahtalardan ortaya çıkan tahta kurulan "Sen bizim düzenimizi mi yıkmak istiyorsun?" diyerek size hücum edebilirler!. (Aynalar Ve İnsanlar)
Şeytan bir tağuttur,
meydanlara dikilen ve kendisine saygı gösterilmesi istenen putlar ve putperest davetçiler bir tağuttur,İnsanları, Allah'ın hükümlerini inkara dayanan kanunlara çağıran kişi ve kuruluşlar bir tağuttur,İnsanları Allah'a isyana ve kendilerine kulluğa davet eden bütün kişiler, bütün kuruluşlar, bütün devletler birer tağuttur.
İşte tevhid gerçeği,
hakkı kabulle birlikte legal veya illegal olan bütün bu tağutları inkar etmekte ve insanları bu inkara davet etmektedir. (Tevhid ve Şirk)
Bizler dünyaya 'sahip' olmak için değil, 'şahit' olmak için geldik. (Divane)
Netice olarak Allah ile kul arasına giren şeytandan değil de, insanları hakka davet eden salih müslümanlardan rahatsız olan bu çığırtkanlar, böylesi yaklaşımlar ile Allah'ı değil şeytanı memnun etmekte ve şeytanın dostu olmaktadır... (Kimlik Tercihi)

Brüt olarak dağlarca ağırlığı olan nice insanın mal, makam ve şöhrete dayalı darasını çıkarırsanız, ne yazık ki geriye net olarak önemli bir şeyin kalmayacağını göreceksiniz! (Cumali)
Kur'an'ı Kerim'in hayır olduğuna iman eden bütün Müslümanlara şunu sormak istiyoruz:
Başlı başına hayır olan Kur'an'ı Kerim'in, size, sizin yaşantınıza, sizin düşüncelerinize, sizin eylemlerinize şimdiye kadar ne hayrı oldu?
İşte bu soruya yeterli ve olumlu cevap veremeyen kimseler, başlı başına hayır olan Kur'an'ı Kerim'in hayrına ulaşamayan, bu hayırdan nasiplenemeyen kimselerdir. (Kur'an'a Yönelirken)
Yarınlar uzak gerçekten uzak mıdır ?
Oysa uzak olan, yarın değil dündür. Yirmi yıl sonramız değil, yirmi saniye öncemiz uzaktır, uzaklaşmıştır bizden. Yirmi yıl yol gitsek, yirmi saniye öncemize varabilmemiz mümkün değildir.
Fakat yarınlar,
yarınlar durmak bilmeyen adımlarla üzerimize doğru gelmektedir.Yarınlardan kaçmak, yarınlardan uzaklaşabilmek, durmayan zamandan korkanlar için dermansız bir derttir. (Tevhid ve Şirk)
Geçmişteki hıristiyanlar, rahiplerine birkaç kuruş vererek cennet tapusu alıyorlardı. Herkesin yadırgadığı bu durumu, ben pek yadırgamıyorum.
 Hem neden yadırgayım ki!
 Birkaç kuruş menfaat için gerçek cennetlerini satan milyonlarca insanla bir arada yaşarken, onları nasıl yadırgayabilirim?
 Birkaç kuruş karşılığında cennet umudu alanlar mı yadırganmalı,
 yoksa birkaç kuruş karşılığında gerçek cennetlerini satanlar mı? (Tevhid ve Şirk)
Allah için ölmek ne kadar güzel ise Allah için yaşamak da o kadar güzeldir. (Cumali)
Camideki cemaatın durumunu tekrar gözden geçirdi. Kelime-i tevhidi açıklarsa, cemaatten itiraz edenler olacaktı. Çünkü kelime-i tevhidin gereği olarak, insanlara ilahlık taslayan bütün politikacıların, insanlara ilahlık taslayan bü­tün İdeolojilerin, bütün sistemlerin, bütün devletlerin red­dedilmesi gerekecekti.

Tevhid, sadece ve sadece Allah'a kulluk etmekti.

Hakim olarak, hüküm koyucu olarak sadece Allah'ı kabul etmekti. Allah'ın hükmüne rağmen hüküm koyan kişiler, hüküm koyan merciler varsa, Allah'ın hukukuna tecavüz ederek insanlara ilahlık taslayan bu kişilerin, bu mercilerin redde­dilmesi gerekirdi. (Cumaya 5 Kala)
Gözyaşı, yaraları yıkar, mikrop kapmasını engeller, gönül yangınını söndürür. (Kimlik Tercihi)

Dünyanın artık bekleyen değil, beklenen müslümanlara ihtiyacı var (Beklenen Müslümanlara Yaratılış ve İnsanlık Tarihi 1)
"İnsan ölümle karşılaştığı zama geçmişinin bir film şeridi gibi gözünün önünden geçtiği söylenirdi. " (Yaşama Fırsatı)
Müslüman bir erkeğin karısının haklarına riayet etmesi ve onun ihtiyaçlarını gidermesi,
Müslüman bir kadının kocasının haklarına riayet etmesi ve onun hizmetini görmesi ,
Allah'ın rızası gözetilerek yapıldığı sürece ,
Allah'a kulluk içine girmekte ve karşılığı ecir olmaktadır . (Kadının Onuru)
“Mü’minin her yaşı güzeldir” buyuruyor. (Cumali)
"Sınırlı bir menzili ve keyfiyeti olan gôrme duyumuzdan hareket ederek herşeyi hakkıyla gören "Basir'ı" tanımlayacağımız gibi, şimdiki zamana bağlı sabrımız dan hareketle zamandan ve mekandan münezzeh olan Rabbimizin sabrını tanımlayamayız. Rabbîmizi kendimize göre "tanımlamaktan" sakınmamız ise elbetteki bizleri Rahmân olan Allah'ı âyetlerden hareketle tanımaya- anlamaya çalışmaktan alıkoymamalıdır."

23 MESELE // Mehmed ALAGAŞ, sh,74 - Insan Dergisi Yayınları (23 Mesele)
Mesela duyduğu bir rahatsızlıktan dolayı doktora giden ve muayenesi sonucu öleceğini öğrenen insanın durumu ne olur hiç düşündünüz mü?

Bu insanın dünyası ve dünyaya bakışı bir anda değişir! Sevdiği bir çok şeye karşı, sevgisini yitiriverir. Anlamlı gördüğü birçok şey anlamsızlaşıverir. Şu an dert edindiği birçok şey, dert olmaktan çıkar. Korktuğu birçok şeyden korkmaz olur. Elli yıl çalışarak biriktirdiği milyarları, elli gün daha fazla yaşamak için vermek ister.

Bu insan müslümansa, ne yazık ki bu müslümanda da değişiklikler olur. Ölüm haberine her an hazır olan, bu haberi her an bekleyebilen bir müslümanda olmayacak, olmaması gereken değişiklikler, zamanımızdaki birçok müslümanda oluverir.

Ölüm haberini alan bu müslüman bir anda kendisine geliverir. Öldükten sonra hesaba çekileceğini bildiği için, başını arkaya çevirerek hesap vereceği yaşantısına bakar.

Sevdiği Rabbi için yapmadığı, ertelediği, geciktirdiği bütün güzel eylemler bir dağ gibi yığılır gözlerinin önüne!

Ağlamaya, hüngür hüngür ağlamaya başlar..

Öleceği için değil, amel heybesini, güzel amellerle dolduramadığı için, göğsünü ve gönlünü gere gere "Ey güzel Allah'ım, ey güzel Rabbim, bana lûtfettiğin ömrümle sana bu amellerimi getirdim" diyemeyeceği için ağlar ve ağlar ve ağlar...

Tabi ki gecikmiş bir idrak, gecikmiş bir gözyaşlarıdır bunlar.

O halde sizler,
sizler geç kalmayın canlar, geç kalmayın arkadaşlar!
Şimdi gülüp, ölürken ağlayanlardan değil,
şimdi ağlayıp,ölürken gülenlerden olun...

Vakit öldüren ölülerden değil, dipdiri eylemlerle vakitlerini dirilten, dirilerden olun..

Çünkü sizlere bir doktor, bir profosör, bir kahin değil, sizleri yaratan Allah ve O'nun Rasulü bildiriyor.

ÖLECEKSİNİZ...! (Kişiye Özel)
Gündüzleri genellikle başkaları için çalışan geceleri televizyon karşısında başkalarının hayatını izleyip başkalarını dinleyen bu insanlar, yaşayamadıkları kendi hayatlarını başkalarına veren kendilerine başkalaşan insanlardı!. (Yaşama Fırsatı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/cumaya-5-kala-mehmed-alagas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)