# David Lynch - Slavoj Zizek Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> David Lynch kimin eseri? David Lynch kitabının yazarı kimdir? David Lynch konusu ve anafikri nedir? David Lynch kitabı ne anlatıyor? David Lynch PDF indirme linki var mı?  David Lynch kitabının yazarı Slavoj Zizek kimdir? İşte David Lynch kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/david-lynch-slavoj-zizek-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-24T02:00:15+03:00
- Güncelleme: 2022-05-24T02:00:15+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/24/slavoj-zizek-kimdir-slavoj-zizek-kitaplari-ve-sozleri-229760.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Slavoj Zizek 
 Çevirmen: Sabri Gürses 
 Yayın Evi: Encore Yayınevi 
 İSBN: 9789944057639 
 Sayfa Sayısı: 79 
--reklam--
David Lynch Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Felsefi/politik metinlerden oluşan "Tin Kemiktir" ve popüler kültür metinlerini içeren "Bilinmeyen Bilinenler" serisi farkında olmadığımız ya da görmezlikten geldiğimiz, Lacan'ın "kendini bilmeyen bilgi" olarak tanımladığı alanlara odaklanıyor.
"Sanki Lynch bize şunu anlatmaya çalışıyor: işte yaşamınız sonuçta bu, onun üzerine sahte bir hale örten o fantazmatik ekranın içinden geçerseniz görürsünüz. Seçim kötüyle daha kötü arasındaki, toplumsal gerçekliğin steril iktidarsız kasvetiyle kişinin kendini yok eden şiddetin fantazmatik gerçeği arasındaki bir seçimdir."

Tin Kemiktir ve Bilinmeyen Bilinenler serilerinden diğer Zizek kitapları: 1968, Stalinizm, Hitchcock, Kieslowskive Tarkovski.

Tanıtım Yazısı'ndan
--reklam--
David Lynch Alıntıları - Sözleri
Burada yapmak gereken şey, tartışmanın terimlerini önce, klasik femme fatale'ın ataerkil erkek kimliğine bir tehdit olmadığını, ataerkil simge evreninin "içkin ihlali" olarak, mazoşist-paranoyak erkek fantazisi olarak, yani aynı zamanda hem bize egemen olan hem de acı çekişiyle bizi keyiflendiren, onu şiddetle alıp taciz etmeye kışkırtan sömürülmeye açık ve cinsel açıdan doymak bilmez kadın fantazisi olarak işlev gördüğünü hatırlatarak değiştirmektir. (Karşı koyulmaz cazibesi sadece erkek egemenliği için değil, erkek öznenin kimliği için de bir tehdit oluşturan o her
şeye kadir kadın fantazisi, erkek simgesel kimliğinin kendisini tanımlamasını ve desteklemesini sağlayan "temel fantazidir.") Femme fatale tehdidi bu yüzden sahte bir tehdittir: etkin bir şekilde ataerkil egemenliğin fantazmatik desteğidir, ataerkil sistemin kendisinin tehlikeye soktuğu düşman figürüdür.
Evet, kadınlara güven, onlara inan, ama yine de onların ayartmasına çok fazla kapılma - eğer ayartmaya kapılırsan ve sonuna dek gidersen, kendini geri dönüşü mümkün olmayan "kayıp otobanda" kaçarken bulursun.
Femme fatale doğrudan, dilsel ve fiziksel olarak açık sözlü cinsel saldırganlıkla, doğrudan kendi kendini mallaştırma ve kendi kendini kullanmayla, "orospunun bedenindeki pezevenk" zihniyetiyle niteIenir. Ya da filmin tanıtım posterinde yazdıkları şekliyle: "Çoğu kimsenin karanlık bir yanı vardır ... Bu kadının başka hiçbir şeyi yoktu."
Flourens anestezinin sadece belleğimizin nöral şebekesi üzerinde etkili olduğunun kanıtlanabileceğini öne sürer. Kısacası, biz ameliyat masasında canlı canlı kesilip biçilirken, korkunç acıyı tümüyle hissederiz, ama sonra, uyandıktan sonra, onu hatırlamayız. Adorno ve Horkheimer için, bu elbette, doğanın kendisinin baskılanmasına dayanan Aklın yazgısıyla ilgili kusursuz bir metafordur: insanın bedeni, doğanın öznedeki parçası acıyı tam olarak hisseder, ama sadece baskı sayesinde, özne bunu hatırlamaz. Bizim onun üzerindeki egemenliğimize karşı doğanın mükemmel intikamı burada yatar: bilmeden, bizler kendimizin en büyük
kurbanı oluruz, kendimizi canlı canlı kesip biçeriz...
İşte yaşamınız sonuçta bu, onun üzerine sahte hir hale örten o fantazmatik ekranın içinden geçerseniz görürsünüz -seçim kötüyle daha kötü, toplumsal gerçekliğin steril iktidarsız kasvetiyle kişinin kendini yok eden şiddetin fantazmatik gerçeği arasındaki bir seçimdir.
"En büyük endişem önemsiz biri olmak değil kabul görmektir "
Aydınlanmanın Diyalektiği'nin sonunda yer alan fragmanlardan biri olan "Le prix du progres"de, Adorno ve Horkheimer 19. yüzyıl Fransız fizyologu Pierre Flourens'in kloroformla yapılan tıbbi anesteziye
yönelttiği tartışmayı aktarıyorlar: Flourens anestezinin sadece belleğimizin nöral şebekesi üzerinde etkili
olduğunun kanıtlanabileceğini öne sürer. Kısacası, biz ameliyat masasında canlı canlı kesilip biçilirken, korkunç acıyı tümüyle hissederiz, ama sonra,
uyandıktan sonra, onu hatırlamayız. Adorno ve Horkheimer için, bu elbette, doğanın kendisinin baskılanmasına dayanan Aklın yazgısıyla ilgili kusursuz
bir metafordur: insanın bedeni, doğanın öznedeki parçası acıyı tam olarak hisseder, ama sadece baskı
sayesinde, özne bunu hatırlamaz.
Aydınlanmanın Diyalektiği’nin sonunda yer alan fragmanlardan biri olan "Le prix Ju progres"de, Adorno ve Horkheimer 19. yüzyılda Fransız fizyoloğu Pierre Flourens’in kloroformla yapılan tıbbi anesteziye yönelttiği tartışmayı aktarıyorlar: Flourens anestezinin sadece belleğimizin nöral şebekesi üzerinde etkili olduğunun kanıtlanabileceğini öne sürer. Kısacası, biz ameliyat masasında canlı canlı kesilip biçilirken, korkunç acıyı tümüyle hissederiz, ama sonra, uyandıktan sonra, onu hatırlamayız. Adorno ve
Horkheimer için, bu elbette, doğanın kendisinin baskılanmasına dayanan Aklın yazgısıyla ilgili kusursuz bir metafordur: insanın bedeni, doğanın öznedeki parçası acıyı tam olarak hisseder, ama sadece baskı sayesinde, özne bunu hatırlamaz. Bizim onun üzerindeki egemenliğimize karşı doğanın mükemmel intikamı burada yatar: bilmeden, bizler kendimizin en büyük kurbanı oluruz, kendimizi canlı canlı kesip biçeriz... Fakat, bu sahneyi aynı zamanda hiçbir zaman tümüyle öznelleştiremeyen, özne tarafından üstlenilemeyen temel fantazinin o erişilmez Öteki Sahasının mükemmel bir sahnelenişi olarak okumak da mümkün değil mi? Burada en saf haliyle Lynch topraklarında değil miyiz?
Onun ilk filmi olan Eraserhead’in yayınlanmasından sonra, filmin travmatik etkisiyle ilgili tuhaf bir söylenti dolanmaya başlamıştı:
"O dönemde, filmin ses kaydındaki aşırı düşük frekanstan bir vızıltının seyircinin bilinç altı zihnini etkilediği söylentileri yayılmaya başladı. Herkes duyulmuyor olsa bile, bu sesin bir huzursuzluk, hatta bulantı hissi yarattığını söylüyordu. Bütün bunlar on yıl önceydi ve filmin adı da Eraserhead’di. Şimdi dönüp geriye baktığımızda, David Lynch'in ilk uzun metraj filminin insanları açıklamalar uydurmaya yönelten çok yoğun bir sessel ve görsel deneyim olduğunu söyleyebiliriz... bu uydurmalar duyulmayan sesler duyma noktasına dek varmıştı.”
Kimsenin algılayamadığı, ama yine de bize hakim olan ve maddi etkilere (huzursuzluk ve bulantı hisleri) yol açan bu sesin konumu, gerçek olanaksızdır: o, temel fantezinin Öteki Sahasında dile getirildiği için öznenin duyamadığı sestir - ve Lynch'in bütün yapıtı da izleyiciyi "duyulmayan sesler duyma noktasına" getirmeye ve böylece temel fantezinin komik dehşetiyle yüzleşmeye yönelik bir çaba değil mi zaten?
Sanki Lynch bize şunu anlatmaya çalışıyor: işte yaşamımız sonuçta bu, onun üzerine sahte bir hale örten o fantazmatik ekranın içinden geçerseniz görürsünüz - seçim kötüyle daha kötü, toplumsal gerçekliğin steril iktidarsız kasveteliyle kişinin kendini
yok eden şiddetin fantazmatik gerçeği arasındaki bir seçimdir.
Kötülük Lynch'te artık dolayımsız, saydamsız, bizim tutuşumuza direnen nüfuz edilemez tözsel bir kuvvet değildir - o baştan sona "dolayımlanmıştır," düşünümselleşmiştir,
saçma klişelerden oluşmuştur; fakat, Lynch'in filmlerinin eşsiz cazibesi bu global düşünümselleştirmenin
kendi "dolayımsızlığını" ve naifliğini dayatma tarzında yatar.
Bazen bütünüyle açıksözlü olmak ötekini kandırmanın en etkin ve kurnaz yoludur.
Bilmeden, bizler kendimizin en büyük kurbanı oluruz, kendimizi canlı canlı kesip biçeriz...
--reklam--
David Lynch İncelemesi - Şahsi Yorumlar
David Lynch sinemasına eleştirel 70 sayfalık küçük bir kitapçık.
David Lynch sineması tek bir fantaziyle değil, fantazilerin tutarsızlığıyla desteklenir. Yani David Baba paradoks sever. İç dünyamızın kuytularını normalleştirme çabasını anormal şekilde önümüze sunarken bizi bağlayan tüm paradigmaları yakar yıkar.
Anlaşılmayı istemek gibi bir sorunu yoktur. İlgilenmez. David Lynch gezegeni nefsani arzuların gözümüzde büyütülüp, küçümsendiği, kaotik hayatımızın basitleştirildiği gülünç ego tatminidir.
Düş gerçektir ve gerçek düştür. Bizi yüzleştirdiği şey yüzsüzlüğümüzdür. (Esteban) 
Zizek, Kayıp Otoban filmini merkeze alarak David Lynch sinemasının temaları üzerinde geziniyor, bunları çözümlemeye girişiyor. Ufuk açıcı bir deneme. (Gökhan Gök) 
--reklam--
David Lynch PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Slavoj Zizek - David Lynch kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de David Lynch PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Slavoj Zizek Kimdir?
Ljubljana, Slovenya'da (o tarihte Yugoslavya'nın bir parçasıydı) doğdu. Felsefe doktorasını Ljubljana'da aldı ve Paris Üniversitesi'nde Psikanaliz eğitimi gördü. Batı ülkeleri tarafından saygı görmesinden ötürü sosyalist Yugoslavya'da fazla baskıya maruz kalmadığını belirtmektedir. 1990 yılında Slovenya Cumhuriyeti Başkanlığı için Slovenya Liberal Demokrat Partisi'nin adayıydı.
Žižek popüler kültürün yeniden okunmasında Jacques Lacan'ın çalışmalarını kullanmasıyla ünlüdür. Şu konuları da içeren sayısız konuda yazmaktadır; ideoloji, köktendincilik, hoşgörü, politik doğruluk, küreselleşme, öznellik, insan hakları, Lenin, mit, internet, postmodernizm, çok kültürlülük, post-marksizm, David Lynch ve Alfred Hitchcock. Düşünürün sevdiği ve önerdiği filmler Hero'dan Korkunç Ivan'a kadar çeşitlilik göstermektedir. Çağdaş felsefenin görmezden gelinemeyecek önemli bir ismidir.

Žižek Sosyoloji Enstitüsü, Ljubljana Üniversitesi, Slovenya'da uzman araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda, burada sıralanan üniversitelerin yanı sıra başka üniversitelerde de misafir profesör olarak ders vermektedir: The University of Chicago, Columbia, London Consortium, Princeton, The New School, The European Graduate School, The University of Minnesota, The University of California, Irvine and The University of Michigan. Bugünlerde Birkbeck Institute for the Humanities Birkbeck, Londra Universitesi'nde uluslararası yönetici olarak çalışmaktadır.
Žižek 2004 yılında 26 yaşındaki Arjantinli model Analia Hounie ile ikinci evliliğini yaptı, daha önce Renata Salecl ile evliydi.
Žižek mesleğinin başlangıcında 1970'lerin Yugoslavya'sının politik ortamında engellendi. 1975'te master tezinin siyasi açıdan şüpheli görülmesinden sonra Ljubljana Üniversitesi'nde bir yer sahibi olması önlendi. Takip eden yıllarda Yugoslavya Ordusu'nda görev aldı ve sonunda Jacques Lacan'ın psikonalitik teorisine dönük kuramsal odaklanmaları olan bir grup Slovenyalı bilgin ile yakınlaştı.
Žižek'in büyük bir sosyal kuramcı olarak uluslararası tanınması 1989'da İngilizce basılan ilk kitabı The Sublime Object of Ideology'ye kadar sürdü. Žižek'in en dünya çapında en çok tartışılan kitabı The Ticklish Subject (1999), onu açıkça dekonstrüksiyonizmcilerin, Heideggercilerin, Habermascıların, bilişsel işlemlerle uğraşan bilimadamlarının, feministlerin ve Žižek'in New Age "obskürantizmciler" olarak tanımladıklarının karşısına koyar.
Žižek'in çalışma ve düşünceleri belirlemedeki sorunlardan birisi onun kuramsal konumunu çok sık olarak kitapları arasında, hatta bazen aynı kitabın farklı sayfalarında değiştirmesidir (mesela, Lacan'ın yapısalcı mı yoksa post-yapısalcı mı olduğu konusunda). Bu nedenle onu eleştiren bazı kişiler, onu tutarsızlık ve entelektüel düzey eksikliği ile suçlamaktadır. Ne var ki Ian Parker herhangi bir "Žižekyen" felsefe sistemi bulunmadığını öne sürmektedir çünkü Žižek, bütün tutarsızlığıyla beraber, bize, bizim bir tek yazardan neyi almak ve onda neye inanmak istediğimiz konusunda daha derinlemesine düşünmemiz konusunda yardımcı olmaya çalışıyor.(Parker, 2004) Aslında, Žižek'in kendisi, bir felsefecinin tavrının, bizim kendi ideolojik ön kabullerimizi sorgulamak yerine bize dünyayı anlatan Büyük Öteki gibi davranmak olmaması gerektiğini tartışarak, Jacques Lacan'ın kendi kuramlarını sürekli yenilemesini savunmaktadır. Žižek için felsefeci, soruları yanıtlamaya çalışan birisinden daha çok, eleştiren birisidir.
En son olarak Žižek Abercrombie & Fitch için hazırlanan bir katalogda yer alan Bruce Weber'in fotoğraflarına eşlik edecek bir metin yazdı. Büyük bir entelektüelin reklam metni yazmasının uygun olup olmadığı sorulduğunda, Žižek Boston Globe'a şunları söyledi: "Eğer para kazanmak için bu tür işler yapmak veya tam zamanlı çalışan Amerikalı bir akademisyen olarak imtiyazlı bir yer kapmak için kıç öpmek zorunda kalmak arasında bir seçim yapmam istenseydi böyle yerlerde yazı yazmayı seçmekten zevk alırdım!"
Kendisine dönük ters ifadelerden utanmayan ateşli ve renkli bir öğretim üyesi olarak kabul edilmektedir. Üç bölümden oluşan 'The Pervert's Guide to Cinema' belgeseli İngiltere kanalı More4'da Temmuz 2006'da yayınlandı.
--reklam--
Slavoj Zizek Kitapları - Eserleri
Yamuk Bakmak
Tarkovski
Matrix
İdeolojinin Yüce Nesnesi
Zizek'ten Nükteler
Acı Çeken Tanrı
Şiddet
Cinsel Olan Politik midir ?
Ahir Zamanlarda Yaşarken
David Lynch
Antroposen'e Hoşgeldiniz
Günümüz İdeolojisinden Kesitler
Kieslowski
Sanat
1968
İmkansızı İstemek
Hiçten Az
Tehlikeli Rüyalar Görme Yılı
Dünyadaki İsyanların Anlamı
Kırılgan Temas
Bedensiz Organlar
Lacan Hakkında Bilmeyi Hep İstediğiniz Ama Hitchcock'a Sormaya Korktuğunuz Her Şey
Kendini Tutamayan Boşluk
İslam Arşivleri
Kıyametin Versiyonları
Antigone'nin Üç Yaşamı
Lubitsch
Komünist Ufuk
Hitchcock
Önce Trajedi Sonra Komedi
Hegel ve Freud
İdeolojiyi Haritalamak
Gülünç Yücenin Sanatı: David Lynch’in Kayıp Otoban’ı Üzerine
Zaten Yoktular
Umutsuz Olma Cesareti
Avrupa Ne İstiyor?
Olumsallık Hegemonya Evrensellik
Stalinizm ya da Stalin İnsanın İnsanlığını Nasıl Kurtardı
Mimari Paralaks
İdeolojinin Aile Miti
Olumsuzla Oyalanma
Biri Totalitarizm mi Dedi?
Lenin Üzerine
Gıdıklanan Özne
Paralaks
Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol
Hegel ve Bağlı Beyin
Kaybedilmiş Davaların Savunusu Adına
Komünizm : Yeni Bir Başlangıç : Komünizm Fikri II New York Konferansı 2011
Marx Okumak
Ödünç Alınan Irak Çaydanlığı
Evrensel İstisna
Mutlak Geritepme
Lacan: Eine Einführung
Pandemic!
Güpegündüz Hırsız Gibi
Mesih Garabeti
Lacan'ı Nasıl Okumalıyız?
--reklam--
Slavoj Zizek Alıntıları - Sözleri
“Geleneksel düzenin asla geri getirilmemesi gerektiği” düşüncesinde değilsek niye devrim yapalım ki? Mao’nun yaptığı, ihlali ciddiye alarak onu törensi, oyunsu karakterinden yoksun bırakmaktır: Devrim sadece geçici bir emniyet sübabı, ertesi sabah ayılmayla sonuçlanan karnavelesk bir patlama değildir— kalıcı olması için yapılır. Dahası, bu karnavelesk askıya alma mantığı geleneksel hiyerarşik toplumlarla sınırlıdır. Kapitalizmin, özellikle de günümüzün “geç kapitalizminin tamamen kökleşmesiyle bir anlamda hâkim “normal” hayatın kendisi kendinde sürekli devrim yaparak, ters çevirmelerle, krizlerle ve yeniden icatlarla “karnavallaşmaktadır”; bu nedenle kapitalizmi “sabit” bir etik konumdan eleştirmek gittikçe daha istisnai bir hal almaktadır. Hâl böyleyken, temel ilkesi kendinde sürekli devrim yapmak olan
bir düzende nasıl devrim yapacağız? Belki de günümüzün asıl sorusu budur. (Bedensiz Organlar)
Superman III' de (filmde) çok güzel bir ayrıntı vardır : Dünyaya kızan Superman bir anlığına kötülüğe kapılır, Piza' ya uçar ve eğik kuleyi düzeltir. Gerçekte Piza'yı ilgi çekici kılan nedir? Kulenin bir şekilde "kayık" olması ve düz duramaması şeklindeki saçma olgu nedeniyle ilginçtir burası. Yapılacak en kötü şey onu düzeltmektir -bu edim Piza'yı farksızlığa geri götürür ve onu ayırt edici özelliğinden mahrum bırakır. Bu hikâyenin verdiği ders evrenseldir ve temel ontolojik sonuçlar barındırır : Bir şeyin var olması için dengeyi bozan, göze çarpan bir şeye dayanması gerekir. Kuantum kozmolojisinin bize öğrettiği gibi evren boşluktan, dengenin bozulmasından ex nihilo (hiçten) doğmuştur. (Bedensiz Organlar)
Kısacası Amerikalılar saymaya '1'den başlarken, Avrupalılar '1'in halihazırda '0'ın yerinde durduğunu bilirler. (Evrensel İstisna)
“Bir kredi anlaşmasına varılınca borçlu kişinin onu geri ödemesi bile beklenmiyor – borç doğrudan bir kontrol ve hükmetme yöntemi olarak görülüyor.” (Avrupa Ne İstiyor?)
Senin bittiğin ve evrenin geri kalanının başladığı yer neresi? Veya evrenin bitip de senin başladığın yer neresi?
Kendini ve doğayı kesiksiz bir bütün olarak görebilirsen sorun çözülür; özgür iradeye karşı belirlenimcilik karmaşası da böylece biter. (Zaten Yoktular)
Hiç aşık oldunuz mu? Korkunç bir şey, öyle değil mi? İnsanı çok kırılgan yapıyor. Göğsünüzü ve kalbinizi açıyor ve birinin içeri girip sizi mahvetmesine izin veriyor. Hiçbir şeyin sizi yaralayamaması için bütün savunma mekanizmalarını inşa edip, zırhınızı kuşanıyorsunuz, sonra aptal bir insan, diğer aptallardan bir farkı olmayan aptal bir insan hayatınıza giriyor… Onlara kendinizden bir parça veriyorsunuz. Halbuki bunu istememişlerdi. Bir gün sizi öpmek ya da size gülümsemek gibi ahmakça bir şey yaptılar ve sonrasında hayatınız artık sizin olmaktan çıktı. Aşk rehin alır. İçinize girer. Sizi içerden kemirir ve sonuçta karanlıkta ağlamanıza neden olur. “Belki de sadece arkadaş olmalıyız” gibi basit bir ifade kalbinize saplanan bir cam parçasına dönüşür. Acı verir. Sadece hayalinizde değil. Sadece zihninizde değil. Ruhunuzu acıtan, içinize girip sizi parçalayan gerçek bir acıdır bu. Aşktan nefret ediyorum. (Şiddet)
Marksist perspektifte insan üretkenliğinin esas amacı insan ihtiyaçlarının giderilmesi değildir; daha ziyade bir tür aklın kurnazlığı mantığı içinde, ihtiyaçların giderilmesi insan üretkenliğinin genişlemesi için kullanılmaktadır. (Kendini Tutamayan Boşluk)
Başkasının mahremiyetini ihlal etmemeye özen göstermek, kolayca onun acısı karşısındaki duyarsızlığa dönüşebilir. (Kırılgan Temas)
Femme fatale doğrudan, dilsel ve fiziksel olarak açık sözlü cinsel saldırganlıkla, doğrudan kendi kendini mallaştırma ve kendi kendini kullanmayla, "orospunun bedenindeki pezevenk" zihniyetiyle niteIenir. Ya da filmin tanıtım posterinde yazdıkları şekliyle: "Çoğu kimsenin karanlık bir yanı vardır ... Bu kadının başka hiçbir şeyi yoktu." (David Lynch)
Mümkün olduğunca tarafsız, net
ve kesin olarak ne yaptığımızın, ne yapmadığımızın mutlaka hesabını tutmalıyız. Bunu yaparsak kafamız karışık olmayacaktır. Mide bulantısına, yanılsamalara ve moral bozukluğuna katlanmayacağız. (Önce Trajedi Sonra Komedi)
hayati olan şey aynılık beklediğimiz yerde bir farklılık olması degil, farklılık beklediğimiz yerde bir aynılık olmasıdır (Zizek'ten Nükteler)
“Giorgio Agamben bir röportajında, ‘düşünce, umutsuz olma cesaretidir,’ demişti...

En kötümser teşhisin dahi, şu meşhur tünelin sonundaki ışığı ima edip moral vererek sözünü noktaladığı tarihsel anımız için bilhassa geçerlidir bu içgörü.'' (Umutsuz Olma Cesareti)
Huri kelimesini kullanan Kur'an, tatlı niyetine yenen ''beyaz kuru üzüm'' anlamına gelen Aramice hur kelimesini kullanan ilk Hristiyan metinlere yaslanmıştı. Önderinin vaadini sözcüğü sözcüğüne yorumladığından dolayı intihar bombası patlatıp şehit olmaya karar veren genç bir adamın neyi sözcüğü sözcüğüne yorumladığına bakalım: ''Cennet'in kapıları sizler için açılmıştır. Bal ırmaklarının kıyılarında sizleri bekleyen siyah gözlü bakireler vardır.'' ''Kendini kankalarıyla dolup taşan bir cennette bulan'' bu genç adamın ''yetmiş huri yerine bir avuç dolusu beyaz kuru üzüm geldiği'' zaman yüzünde nasıl bir ifadenin uyanacağını hayal edelim. (Zizek'ten Nükteler)
Titanik gerçekten de bir felaketi, geminin buzda­ğına çarpmasını anlatan bir film mi? Tam felaket ânına dikkat edersek: Felaket tam olarak, iki genç aşığın (Leonardo di Caprio ve Kate Winslett), aşklarını cinsel ilişkiyle eksiksiz hale getirmelerinin hemen ardından, geminin güvertesine çıktıkları anda gerçekleşir. Ancak hepsi bu kadar değil: Eğer hepsi bu kadar olsaydı, felaket basitçe ikili ihlale (gayrimeşru cinsel ilişki; sınıfsal ayrımları aşmak) karşı verilmiş Kaderin cezası olurdu. Ayrıca, güver­teye çıktıklarında Kate sevgilisine, tutkuyla, ertesi sabah New York’a vardıklarında, gerçek aşkıyla bir­likte yaşayacağı yoksul bir hayatı, zenginlerin ara­sında yaşayacağı yoz bir hayata tercih edip gemiyi onunla birlikte terk edeceğini söyler. Tam da bu anda gemi, şüphesiz ki gerçek bir felaket olacak olan çiftin New York’taki birlikteliğini engellemek için buzdağına çarpar - gündelik hayatın sefaletinin aşklarının sonunu getireceğini tahmin etmek çok da zor değildir. Dolayısıyla felaket, onların aşklarını korumak için, “sonsuza dek mutlu” yaşayacakları illüzyonunu sürdürebilmek için gerçekleşir... (İdeolojinin Aile Miti)
Birçok tuhaf ve harika şey var, Ama hiçbir şey insandan daha tuhaf bir biçimde harika değil. İnsan konuşmayı ve rüzgâr hızında düşünmeyi öğretti kendine.. (Antigone'nin Üç Yaşamı)
Canavarsı devrim teması, yani devrimin canavar olarak resmedilmesi, muhafazakar bir unsurdur ve romanın formu (ana karakterin ölüm anındaki iti­ rafı) belirgin bir biçimde, Shelley’nin zamanında popüler olan muhafazakar türle ilgilidir. Ve bu za­ manda, tövbekar radikaller, reform önerilerinden vazgeçmelerinin ardından, evrensel özgürlük ve kardeşlik hayallerinin felakete varan sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kaldılar. (İdeolojinin Aile Miti)
Yüce ile gülünç arasında sadece bir adımlık mesafe bulunur. (Zizek'ten Nükteler)
68 sonrasının kapitalizmi özgül bir iktisadi, toplumsal ve kültürel bütünlük yarattığı ölçüde, bu bütünlüğün kendisi “postmodemizm” adını haklı çıkarır. (Mimari Paralaks)
Umarım ki, her şey yoluna girdiğinde, her şey normale döndüğünde, normallik eskisinden farklı bir anlam taşıyor olsun. (Zaten Yoktular)
En büyük korkunuz?
—Öldükten sonra dirilmek.
Canınızı ne sıkar?
—Aptalları mutlu görmek.
Aşk nasıl bir şeydir?
—Büyük bir talihsizlik.
Hayatınızın aşkı?
—Felsefe.
Geçmişinizi değiştirebiliyor olsaydınız, neyi değiştirirdiniz?
—Doğumumu. Sofokles’le aynı fikirdeyim: En büyük şans doğmamış olmaktır.
Hayatın size öğrettiği en büyük ders?
—Hayat, size öğretecek hiçbir şeyi olmayan aptal ve anlamsız bir şeydir. (Zaten Yoktular)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/david-lynch-slavoj-zizek-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)