# Davranışlarımızın Kökeni - Serol Teber Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Davranışlarımızın Kökeni kimin eseri? Davranışlarımızın Kökeni kitabının yazarı kimdir? Davranışlarımızın Kökeni konusu ve anafikri nedir? Davranışlarımızın Kökeni kitabı ne anlatıyor? Davranışlarımızın Kökeni PDF indirme linki var mı?  Davranışlarımızın Kökeni kitabının yazarı Serol Teber kimdir? İşte Davranışlarımızın Kökeni kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/davranislarimizin-kokeni-serol-teber-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-04T01:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-07-04T01:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/04/serol-teber-kimdir-serol-teber-kitaplari-ve-sozleri-261282.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Serol Teber 
 Yayın Evi: Say Yayınları 
 İSBN: 9789754680126 
 Sayfa Sayısı: 310 
--reklam--
Davranışlarımızın Kökeni Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Davranış Psikolojisi (Tepki Psikolojisi, veya Nesnel Psikoloji) iç gözlemi bir yana bırakarak, insan veya hayvanın belli şartlar altında nasıl davranacağını nesnel olarak inceleyen bir metotur. Bu metot XIX.yüzyılın sonunda Thomdike, Watson ve Becterev'in çalışmaları sonunda ortaya çıktı. Davranışçılık, psikolojide metafizik görüşü ve psikolojinin fizyolojiden ayrılmasını kesinlikle reddeder. İnsan ve hayvan davranışlarını bir ayrım gözetmeden, deneyler yoluyla inceler. 

Serol Teber Davranış Psikolojisi'nden hareketle oluşturduğu Davranışlarımızın Kökeni adlı bu kitabında, insan evrim sürecini, insan içgüdülerini, insan ve ayvan arasındaki davranış benzerliklerini vb...konularını incelemektedir.
(Arka Kapak)

--reklam--
Davranışlarımızın Kökeni Alıntıları - Sözleri
Yeter ki tüm bu niceliksel gelişimleri sağlayabilecek niteliksel zorlamalar oluşabilsin.
Madde bilinçten önce var olduğu gibi, bilinç maddenin ancak evrim süreci içindeki belli bir anını yansıtmaktadır. Bilinç, maddenin en yüksek düzeyde organize olmuş biçimidir. Salt doğa ürünü değildir. Çalışma ve toplumsallaşmayla başlayan tarihsel kültürel (ve de psişiye ait) bir üründür.
Evrim süreci içinde saptanan genel bir yasaya göre canlılarda gelişme, basitten karmaşığa doğru olmakta ve her gelişen yeni örgütlenme, kendinden öncekilerini denetletip yönetmektedir.
Genel olarak bütün sinir sistemi hastalıklarında da bu evrimsel gelişimin tersi bir çözülme saptanır. Yani ilk kez en son gelişen, en karmaşık yapıların işlevleri bozulmakta, ve sonucu olarak da bunların, daha alt yapılar üzerindeki denetim yetenekleri azalmaktadır.
(...)
Bu nedenledir ki korku, sıkıntı ile özgür ve yaratıcı düşüncenin bir arada bulunmaları pek olası değildir.
Ergin maymunlar, yavrularının her türlü yaramazlıklarını insanlarda bile az rastlanan bir hoşgörüyle karşılarlar. Genellikle bebeğe kötü davranılmaz.
Ayağa kalkmak, yürümek zorunda kaldığından, denge organı beyinciği içeren arka kafa bölgesinin şempanzeye oranla büyüdüğü saptanmıştır.
Beyin hacmi, şempanzeyle hemen hemen aynı, gorilinkinden biraz daha az olmasına karşılık beynin beden ağırlığına oranı, diğer bütün maymuninkilerden daha büyüktür.
Erkek-dişi ve çocuklardan oluşan küçük aile yaşamı sürdüren ve eşlerine görece sadık olduğu söylenen kırmızı orangutan maymunlarının dişilerinin (bile) uygun koşulları bulduklarında sıklıkla çevrelerinde dolanan diğer gruplara ait genç erkeklerle buluştukları ve özellikle geceleri uzun aşk saatleri yaşadıkları tespit edilmiştir. Kimi muhafazakâr yorumcuların "kötü örnek olmaması için" orangutan dişilerinin, çocuklarına yönelik olası bir saldırıyı önlemek için bu genç erkeklerle birlikte olduklarını söylemeye çalışmalarına en başta Sumatra Adalı dişi orangutanlar gülmektedir.
Canlıların beyni, günlük yaşam savaşında en fazla kullandıkları duyu organlarının oluşturduğu analizatörlerin doğrultusunda gelişir. Örneğin arıların ya da kuşların beyinlerindeki görme duyusuyla ilgili bölümlerin diğer alanlara oranla daha fazla gelişme göstermelerine karşılık, köpeklerde koku duyusuyla özelleşmiş sinir sistemi hücrelerinin daha geniş yer kapladığı görülür.
İnsanlardaki iki ayak üzerinde yürüme, çenenin ufalması, hacimli görme, başparmağın gelişimi ve pençenin ele dönüşmesi gibi yapısal / işlevsel değişimlerin uzantısındaki en önemli aşama kuşkusuz beynin evrimidir.
Şaman rahipler çeşitli dualar okuyup şarkılar söyleyerek ağızları köpük içinde kalıp bayılana kadar danslarını sürdürürler ve ayıldıklarında çeşitli gökyüzü katlarına kadar çıktıklarını, Tanrıyla buluşup konuştuklarını ve günlük yaşam pratiğinin çeşitli somut sorunlarına Tanrı katından hazır çözümler getirdiklerini söylerler.
--reklam--
Davranışlarımızın Kökeni İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Adı gibi davranışlarımızın altında yatan etkenleri irdeleyen kitap bölüm bölüm bu konuyu çeşitli yönlerden bize sunuyor. Evrimsel süreçten başlayarak, insanın bilinçli, içgüdüsel, bireysel veya toplumsal davranışlarını özellikle sinir sistemi üzerinden anlamlandırmaya çalışıyor.
--İnsan evrimleşirken çeşitli değişimler ve dönüşümler geçirdi. Bu dönüşümler ile insanoğlu daha kompleks davranışlar sergilemeye başladı. Özellikle uzuvların kullanılmaya başlamasıyla sinir sistemi gelişmeye, merkezileşmeye ve kompleks bir yapıya dönüştü. Yazara göre bu gelişimlerin en büyük etkenleri çevresel etkenlerdir. Yaşam koşulları ve diğer çevresel etkenler uzuvlarımızın değişimi konusunda etkili oldu; sinir sistemimiz daha karmaşıklaşmaya zorlandı; beynimiz büyüyerek bu karmaşık yapının yönetimi için yeterli hale gelmeye çalıştı. Böylece sonsuz sayıda davranış şeklimiz oluşmaya başladı.
--Sinir sistemi evrimsel süreç boyunca dış etkenlerin koşullamasıyla gelişim gösterdi. Tek hücreli canlılarda belli bir sinir sistemi bulunmuyorken(Basit canlılarda çoğunlukla şartsız refleksler mevcuttur.) gelişmiş canlılarda gelişmiş bir sinir sistemi mevcuttur. En küçük sinir birimine nöron denir. Nöronların bir araya gelmesi sinir hücrelerini oluşturur. Bu hücrelerin bir araya gelmesiyle merkezi sinir sistemi olan beyin oluşur. Dış etkenlerin etkisiyle uyarılar beyinde anlam kazanır böylece beynin verdiği cevaplarla davranışlarımız meydana gelir. Sinir sistemimizin ilk davranış şekli çevrenin koşullanması iç güdülerimizdir.
İç güdülerimiz sinir sistemimizin limbik bölgesini ilgilendirir. İç güdülerden sorumlu limbik bölge ile ilgili yapılan deneylerde; dışarıdan yapılan uyarılarla hayvanlar ve insanlar aynı şekilde koşullandırılabilmişlerdir. İçgüdülerimiz hayvani yönümüzü temsil eder ve sadece dürtü ile ihtiyaçlarımızı kapsar.Bizi insan yapan beyin kabuğudur. Hayallerimiz beyin kabuğu ile mümkündür. İç güdülerimiz ise sinir sisteminin koşulladığı ilk şartlı yönelimlerimizdir.
--Davranışlarımızın irdelenmeye devam edildiği bu bölümde ise maymunlardan hareket edilir. Maymunların grup içindeki davranışları, koşullara verdikleri tepkiler, beslenme şekilleri, cinsel yaşamları, savunma sistemleri vb. biz insanlarla mukayese edilir ve çok yakın veriler elde edildiği belirtilir. Örneğin İMO adında bir maymunun arkadaşlarına beslenmeyle ilgili pratik yollar öğrettiği; ya da yeni doğan bebeğin yaşlılar tarafından mutluluk ile karşılandığı ve anneyi tebrik ettikleri gibi örnekler mevcut. Maymunlarda iletişim insan kadar olmasa da kompleks bir yapıya sahip. Örneğin mimik ile ve ses ile iletişim şekilleri karmaşık bir yapıya sahip. Tabi bu iletişim, beslenme, savunma, cinsellik gibi edimleri doğal ortamında yaşayan maymunlar için daha geçerli. Çünkü doğal ortamında yaşamayan canlının koşullanması farklı olacağından türdeşleri gibi davranışlar sergileyemez. Daha önceden de belirtildiği gibi dış etmenler asıl belirleyicilerdir.
--Oluşan davranışların süreklilik kazanması içinse bunların bir yerlerde kaydedilmesi ve nesilden nesilde aktarılması gerekir. Bu bölümde yazar, belleği DNA ve RNA ile irdelemiş. DNA ve RNA nın yapısı hakkında bilgi vermiş. Bellek için önce öğrenmek gerekir sonrasında bu öğrenilen depolanır. İçgüdülerimizin, davranışlarımızın binlerce yıldan bu zamana gelmesinin en büyük etkeni bellektir. Böylece kazanılan her türlü davranış sonraki nesile aktarılarak evrimsel düzey arttırılır. İnsanlaşma sürecinde kalıtsal mekanizma daha karmaşık hale gelir ve depolanan bilgi çok daha fazla artar.
Ayrıca yazar çeşitli deneylerin sonucunu irdeleyerek belleği anlamaya çalışmış. Örneğin kurtçuklarla yapılan deneylerde belleğin nesilden nesilde aktarıldığı tespit edilmiştir.
Diğer bir bellek ise bağışıklık sistemdir. Bu bellek otonom bellektir. Bizden bağımsız hareket eder.
Kısacası bellek davranışlarımızın sürekliliği için olmazsa olmazdır.
--Bu bölümde biyolojik ritmimizden bahsedilir. Biyolojik saatimizin hangi koşullarda şekillendiği ve hangi koşullarda değişime uğrayıp uğramayacağını anlatmaya çalışır. Yazara göre basit canlılardan insana gelindikçe çevresel etkilere direnç artar ve biyolojik mekanizma çevreye daha dirençli olur. Basit canlılarda ise özellikle ışık biyolojik mekanizmalardan etkilidir. Örneğin bitkilerin yaşamının büyük çoğunluğu ışık sayesinde devam eder.
Biyolojik düzen için öncelikle çevreyle olan etkileşim sonucu uyum yani denge sağlanmalıdır. Uyum sağlandıktan sonra biyolojik bir düzenden söz edebiliriz.
Bu bölümde ayrıca uyku ve uyanıklık irdelenmiş. Uykunun evreleri ve bu evrelerde ne gibi olayların geliştiği açıklanıyor. Yazara göre uyanıklık, duyularımız tarafından koşullanır. Eylemlerimiz üzerinde hakimiyet kurabiliriz. Uyku durumunda ise bunun tam tersi mevcuttur. Ancak uykunun paradoks evresinde uyanıklığa yakın bir durum söz konusudur. Rüyalarımızı bu evrede görürüz. Bu evre basit canlılarda görülmez. Kuşlardan itibaren vardır.
Yavaş uyku evresi ise uyanıklık durumunun sona erme safhasıdır. Bu ise bütün canlılarda mevcuttur.
--Son olarak sinir sistemimizin kurduğu denge ve bu dengenin bozulma nedenleriyle sonuçları, bilinç gibi konular iirdeleniyor. Sık sık davranışlarımızın kökeninden bahsedilirken Pawlow'dan yararlanılır.
Sinir sistemimizin amacı çevreyle denge kurmaktır. Buna çevreyle uyum denir. Canlılar bunu gerçekleştirmek için refleksler geliştirmiş ve bu refleksler bir araya gelerek karmaşık davranış yapıları oluşturmuştur. Bu karmaşık yapının dengesi için iki kısım etkilidir. Biri uyarım kısmı diğeri de inhibisyon kısmı.. Bilindiği üzere gelen uyarı beyinde şekillenir ve uyarı eylem olarak çevreye yansır. Bu uyarı inhibisyon ile dengelenir. Sinir sistemi çeşitli nedenlerle yıpranmış canlılarda bu denge bozulur ve nevrotik, psikoz gibi davranışsal bozukluklar gözlenir. Yazara göre sinir sistemimiz sabit bir yapıda değildir. Çevresel, kültürel, tarihsel bütün etkenler sinir sisteminin şekillenmesinde ve sağlığında önemli yere sahiptir.
Ve! Kitap güzel bir Nazım dizesiyle son buluyor. İyi okumalar. (gregor samsa) 
Psikolojiye başlangıç için ideal olmasının yanında psikoloji ile ilgili olmayanların da çok sey bulabileceği bir kitap. Serol hocanın kitapları oldukça seçkindir. (Berfin Sarıkaya) 
Kitabın %80'inden sonra hangi kelimelerle hangi cümlelerle anlatabilirim diye düşünmeye başlamıştım bile. Kitap az önce bitti. Yaklaşık bir sene önce almıştım kitabı çok değerli bir arkadaşımın tavsiyesi ile. Fakat duruyordu öylece kitaplığımda. Psikolojik anlamda buhranlı süreçlerden geçerken psikoloğumun "bilimsel bir şeyler okumalısın" cümlesinin hemen ardından başladım kitaba.
İnsan mutlu olmak için bilgi edinir aslında. Neredeyse her sayfasıyla mutlu eden bir eser. Yeri geldi yatağımdan fırlayıp odanın içinde kalem arattı yeri geldi varolan bilgiden dolan gözlerimi arkadaşıma anlattırıp boşalttırdı. Sorunumun ne olduğunu neyi neden yaptığımı ya da neyi neden yaptığınızı anlamama yardımcı oldu.
En sonunda ise Nazım Hikmet (en sevdiğim şairdir) dizeleriyle veda etti bana. En değerli kitaplarım arasında çoktan yerini aldı.
Bu kitabı alın ve koyun kütüphanenize. Bir gün ihtiyaç duyduğunuz bir süreçten geçecek olursanız şayet hiç tereddüt etmeden başlayabilin. (Derin Özkan) 
--reklam--
Davranışlarımızın Kökeni PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Serol Teber - Davranışlarımızın Kökeni kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Davranışlarımızın Kökeni PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Serol Teber Kimdir?
Serol Teber 1938 yılında İstanbul'da doğdu, 2004'te yine İstanbul'da öldü. Haydarpaşa Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeokududuktan sonra Nöro-Psikiyatri Kliniği'nde uzmanlık eğitimi aldı. Almanya'daki çeşitli kliniklerde psikiyatr olarak görev yaptı. Son olarak DüsseldorfÜniversitesi'ne bağlı bir öğretim kliniği olan Landensklinik Viersen'de çalıştı.

Çeşitli dergilerde yazıları yayımlanan Serol Teber, bir dönem Açık Radyo'da "Didik Didik Freud" adlı bir program hazırladı.
--reklam--
Serol Teber Kitapları - Eserleri
Davranışlarımızın Kökeni
Bilimsel Bir Peri Masalı
Melankoli
"Tutunamayanlar"ın Politik Psikolojisi
Doğanın İnsanlaşması
Didik Didik Freud
Aşiyan'daki Kahin
Politik - Psikoloji Notları
İlk Toplumların Değişimleri
İnsanın Hiçleşme Serüvenine Giriş
Toplama Kampı Sendromu
Picasso
Melankoli
İşkence Sonrası Yaşam
Nükleer Savaş ve Gezegenimizin Biyolojik-İklimsel Değişimi
Mehmet, Reşat ve Nuri Beyler - Paris Komünü'nde Üç Yurtsever Türk
--reklam--
Serol Teber Alıntıları - Sözleri
Toplumsal yaşamda ortaya çıkan kriz ve bunun getirdiği korku huzursuzluk-güvensizlik-kuşku oluşturan olaylar karşısında bu tür kişiliklerin hızla savunma konumuna çekildikleri ve dogmatik reaksiyoner tutumlar gösterdikleri belirlenmiştir. Bu süreç içinde, tutucu kişilikler kendilerini güvence altında duyumsayacakları toplumsal ve politik ve de psikolojik alanlara kadar geri çekilirler ve bu gerileme (regresyon) sürecinde yapamayacakları "fedakarlık" yoktur... Bu durumlarda -genel olarak- toplumsal dengeyi düzenleyecek (uyarına gelirse karizmatik) bir otorite aranır; ve böylesi otoriter düzenler ve otoriter kişiler her zaman her yerde bolca bulunur. (İnsanın Hiçleşme Serüvenine Giriş)
Bu korkutucu ama aynı zamanda çekici bir durumdur. Çünkü değişmek insanın kendisine yabancılaşması demektir. Fakat amaç canlının bütünlüğünü korumak olunca yabancılaşma pahasına da olsa değişme, benliğin bütününü savunan sistemin bir parçası olur. ("Tutunamayanlar"ın Politik Psikolojisi)
Henry Ford , " ideal bir fabrika işçisi iyi yetiştirilmiş bir maymundur. Halklar , sonsuz sayıda sıfırdır, ancak ciddi bir şekilde düşünen bir tamsayı, bir kahraman tarafından yönetildiğinde olumlu bir toplam haline gelebilirler," demiştir. (Doğanın İnsanlaşması)
Padişahların sarayına en güç giren şey doğruluktur. (Mehmet, Reşat ve Nuri Beyler - Paris Komünü'nde Üç Yurtsever Türk)
"Bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında/Canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını." (Melankoli)
Ayağa kalkmak, yürümek zorunda kaldığından, denge organı beyinciği içeren arka kafa bölgesinin şempanzeye oranla büyüdüğü saptanmıştır.
Beyin hacmi, şempanzeyle hemen hemen aynı, gorilinkinden biraz daha az olmasına karşılık beynin beden ağırlığına oranı, diğer bütün maymuninkilerden daha büyüktür. (Davranışlarımızın Kökeni)
tüm toplum üyelerine, toplumsal çalışmalara katılma ya da katkıda bulunma zorunluluğu getirilmiştir... Çalışanlardan toplanan artık değerler
çoğaltılmış, bunların bir kısmı kanal-Tapınak-yol baraj-Saray gibi kamu hizmetlerinin yapımı için kullanılırken, çoğu
küçük bir sömürücü katmanın lüks tüketimine harcanmıştır. (İlk Toplumların Değişimleri)
Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip
«bu benimdir» diyebilen, ve buna inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun gerçek kurucusu olmuştur. (İlk Toplumların Değişimleri)
Avrupa’nın hemen her tarafında amele sınıfı yürekler dayanmıyacak bir haldedir. Bir fabrikacı mâlik olduğu sermayesi kuvvetiyle birkaç bin kişiyi esir gibi kullanıyor. Gördükleri işin onda birine mukabil olacak derecede bile ücret vermiyor. Öyleyse niçin çalışıyorlar? Ya ne yapsınlar? Ameleden biri ücretin kılletinden (azlığından) dolayı bir fabrikayı terkettiği takdirde başka fabrikaya kabul olunmaması için fabrikacıların ittifakı var. (Mehmet, Reşat ve Nuri Beyler - Paris Komünü'nde Üç Yurtsever Türk)
"Zavallı bir çocuk gibi minnetle ağlasam... Ah ağlasam, seninle dudak dudağa ağlasam; Bir kez olsun bunda sevinçle ağlasam!" (Aşiyan'daki Kahin)
Sömürgeciler, Avustralya yerlilerine gerçek bir soykırım uygulamışlardır. İngiltere, daha 1783 yılında, kaptan
Artlıur Phillip denetiminde, 757 adi suçluyu Avustralya’ya
göndererek, bu anakaranın tüm güzelliklerini sistemli bir biçimde tahrip ettirmiştir. (İlk Toplumların Değişimleri)
Ergin maymunlar, yavrularının her türlü yaramazlıklarını insanlarda bile az rastlanan bir hoşgörüyle karşılarlar. Genellikle bebeğe kötü davranılmaz. (Davranışlarımızın Kökeni)
"Neden, ister felsefede ya da politikada ister şiir ya da sanatta olsun olağanüstü kişiliklerin hepsi melankoliktir?" (Melankoli)
Çok vicdanlıymış gibi görünenlerin gerçekte günaha eğilimli oldukları için çok fazla vicdandan söz ettiklerinin ya da çok fazla ibadet ettiklerinin altını çizer.￼ (Didik Didik Freud)
“Babamızın biz çocuklarına sunduğu en büyük özgürlük, kendisinden istediğimiz kadar korkabilme özgürlüğüydü.” (Didik Didik Freud)
Mutlu bir insansınız siz. Bu denli kolay mutlu olmanızdan dolayı acıyorum size Mösyö.
Bir insanın kendisini mutlu sanacak kadar alçalması mı gerekir!
Mut­lusunuz siz... Demek ki kolayca hoşnut oluyorsunuz? Acı­yorum size ve kendi keyifsizliğimi sizin üstün mutluluğunuzdan daha değerli buluyorum. (Aşiyan'daki Kahin)
Sanatlar içinde sadece müziğin insan ruhunun en derin noktalarına kadar ulaşıp, en yoğun duyguları bile evrensel harmoniyle bütünleştirebileceği öngörülmüştür. (Melankoli)
Zavallı bir çocuk gibi minnetle ağlasam... Ah ağlasam, seninle dudak dudağa ağlasam; Bir kez olsun bunda sevinçle ağlasam! (Aşiyan'daki Kahin)
Bu koşullarda birazcık olsun bir şeyler bilen ya da bilmek isteyen bir insanın çıldırmadan, en azından şizofreni olmadan bu toplumda tutulabilmesi (artık) olanaksızlaşmıştır. Bir anlamda insanlar tutunamamaya mahkûm olmuşlardır. Kuşkusuz bütün bunlara karşın sonlarının ne olacağını bile bile de olsa böyle insanlar her zaman ortaya çıkacaklar ( hiç olmazsa kendi konumlarını göstererek) ve bir anlamda tutunanların ( bir kısmına olsun) yaşamlarını zindan edeceklerdir. Bunu yapmak onları üzmek için değil, başka türlü yaşamak ellerinden gelmediği için yapacaklardır... Tıpkı başka türlü dilenmeyi bilmeyen Beyaz Mantolu Adam gibi... ("Tutunamayanlar"ın Politik Psikolojisi)
Evrim süreci içinde saptanan genel bir yasaya göre canlılarda gelişme, basitten karmaşığa doğru olmakta ve her gelişen yeni örgütlenme, kendinden öncekilerini denetletip yönetmektedir.
Genel olarak bütün sinir sistemi hastalıklarında da bu evrimsel gelişimin tersi bir çözülme saptanır. Yani ilk kez en son gelişen, en karmaşık yapıların işlevleri bozulmakta, ve sonucu olarak da bunların, daha alt yapılar üzerindeki denetim yetenekleri azalmaktadır.
(...)
Bu nedenledir ki korku, sıkıntı ile özgür ve yaratıcı düşüncenin bir arada bulunmaları pek olası değildir. (Davranışlarımızın Kökeni)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/davranislarimizin-kokeni-serol-teber-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)