# De ki İşte - Oruç Aruoba Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> De ki İşte kimin eseri? De ki İşte kitabının yazarı kimdir? De ki İşte konusu ve anafikri nedir? De ki İşte kitabı ne anlatıyor? De ki İşte kitabının yazarı Oruç Aruoba kimdir? İşte De ki İşte kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/de-ki-iste-oruc-aruoba-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-15T00:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-02-15T00:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/15/oruc-aruoba-kimdir-oruc-aruoba-kitaplari-ve-sozleri-152582.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Oruç Aruoba 
 Yayın Evi: Metis Yayınları 
 İSBN: 9789753421256 
 Sayfa Sayısı: 160 

De ki İşte Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ölüm yaşamdan daha belirgindir.
Ölüm yaşamdan daha kesindir.

Yaşam belirsizdir; oysa ölüm,
belirgin ve kesindir.

Hep bir süreç olan yaşam, ölüm anında,
sonunu değil, sonucunu bulur: Ölüm
yaşamın sonucudur - kişinin nasıl bir
yaşam yaşadığı, öldüğü ölümden bellidir.

Ölümü bilen, onun bilincinde olan bir yaşam,
yaşam sürecinin her anında ölümü yaşama katarak,
yaşamı bilinçli kılar - ölümü yaşamdan koparmadan,
ama ölümün yaşamı kaplamasına da izin vermeden,
ölümü, her an, yaşam kılar.

De ki İşte Alıntıları - Sözleri
"İnsan insanın" değil, insan kendinin kurdu...
Felsefe yapmak, kişinin gelmeyeceğini bildiği birisini beklemesine benzetilebilir.
Yaşamı düğümlemeden çözemezsin.
Yaşam ne denli gecikirse geciksin,
ölüm hep zamanında gelir
ölüm gecikmez.
Yaşamında, en çok yakınlaşma isteği duyacağın kişiler,
senden uzaklaşma gereksinimini en çok duyan kişiler olacaklar.
Yaşamı düğümlemeden çözemezsin.
Nietzsche'nin Zerdüşt'ün başına yazdığı söz, bütün felsefe metinleri için geçerlidir : "Herkes ve hiçkimse için"... Bu da şu demek : Anlayabilecek durumda olan herkes anlayabilir; ama, işte, hiçkimse o durumda değil...
Kitap, "onu anlayarak okuyan birine [yani tek bir kişiye] haz verebilirse", amacı da yerine gelmiş olacaktır.
Bazen de, uzunca bir zaman dilimi boyunca yaşadıklarını yeniden tartmak zorunda kalacaksın : ne kadarı ne kadar değerdi, değdi, diye...
Yaşamında, en çok yakınlaşma isteği duyacağın kişiler, senden uzaklaşma gereksinimini en çok duyan kişiler olacaklar.
Yaşam, yazarı da, sahneye koyanı da, başoyuncusu da sen olan; ama senin yalnızca seyircisi olduğun bir oyundur.
Yaşam gidince ne yapacağını bilemediğin, ama gitmek
istediğin yerlere doğru katettiğin yollardan oluşacak.
Yaşadığın her an,
her yaşadığın an,
yaşar.
"Ne beklediğini bilerek -ama, beklemeden- yaşayacaksın: en çok beklediğinin de, gelse bile bir gün, hiçbir zaman beklediğin anlamda gelmeyeceğini bilerek...
Yaşamın bir bekleme olacak -ama, beklemeden yaşayacaksın."
İnsan, eninde sonunda,
ancak kendi kurdunu besler.

Hobbes

De ki İşte İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap güzel olmasına rağmen son kısımla arasında bağlantı kopukluğu var. Oruç Aruoba yı çok severim ama başlangıçta şairane başladığı bir kitabı felsefeye girip düz yazı şeklinde bitirmesi çok da hoş olmamış. Yine de kısa ve tat veren bir kitap. (Saliha Akyol) 
Herkese merhabaa
Yine bir Oruç Aruoba kitabından bahsetmek istiyorum. Yazarın kelimelere yüklediği anlam ve o anlamların çağrıştırdığı kavramları çeşitli boyutlarıyla ele almasıyla, kullandığı noktalama işaretleri ve “dil” in aktarımını felsefi şekilde  sunmasıyla, benim daima her satırını çizdiğim bir yazardır.

Kitabı giriş kısmı haricinden 3 başlık altında toplamıl yazarımız
I. ÖLÜM (de)
II. YAŞAM (ki)
III. FELSEFE (işte)

Konu olarak; ele almış olduğu ölüm  ve  yaşamı yaşadıklarımız, yaşamak istediklerimiz, yaşamaya çalıştıklarımız, yaşamak için verdiğimiz,
hayallerimiz/ mücadele/ayakta duruş/ direnme/ pes ediş/ tekrar direnme için ayağa kalkış...
Bütün bunları bu bölümlerde, her satırda okuyarak yaşıyorsunuz.

Hayatı ve hayatın içindekilerini felsefe içinde aktararak yaşam-ölüm kavramlarını kullanıp, yaşam ve ölüm karşısında neler yapmamız gerektiğini neleri yaptığımızı neyi farklı düşündüğümüzü, asıl ‘öz amacını’ bizlere sunan yazar, bir nevi yaşam ve ölüm için bilinen tek düze kavramları yok edip farklı boyutları sunmayı başarmış.

Son kısım felsefe kısmında ise, daha çok felsefe öğrencilerine yönelik, felsefecilere yönelik anlamlar ve yönelişlerin bulunduğunu düşünmekteyim. Çok yoğun anlamlar var ve bu insanı bazen çok yoruyor açıkçası o yüzden bu bölümü biraz daha kafa patlatarak okunması gerektiği kanısındayım.

Genel olarak kitap sevdim evet ama ''Her şeyin fazlası zarar''  bu kitapta çok uzatılan cümleler vardı. "Ölüm yok olmadır , ölüm var olmamadır , ölüm silinip gitmedir."Gibi sürekli kısır döngüyle tekrara düşen kelimeler vardı. Yazarımız muhtemelen okuyucuyu ayakta tutmak ve anlatımın kavranması için bu tür kelime oyunlara başvurdu fakat bu kitapta bir miktar fazla olmuş.

Eğer felsefeye ilginiz varsa ve bununla ilgili bir şeyler okumak istiyorsanız Oruç Aruoba'nın kitapları tam size göre.
Herkese iyi okumalar dilerim (Canan G.) 
Geçen günlerde kaybettiğimiz ve ülkemizin önde gelen felsefecilerden sayılan yazarın bu eserini, yayınevinin ilk başlayacaklara önerisi olduğu için okudum. Her şeyden önce şunu dile getirmeli: Şiir formunda mısralar var ama şiir kitabı değil, aforizma tadında tümceler mevcut ama yeni fikirler değil. Pek çok yerli ve yabancı üniversitede felsefe dersleri vermiş yazar, 1983'te adeta inzivaya çekilip bu tür metinleri yazmaya başlıyor.
Ki; kitabında da belirttiği gibi, felsefe veya özdeşleştirdiği şiir yazacak kişilerin yalnız ve sessiz ortamda bulunmaları gerekir ve bence Haklıdır.

Kitap; yalnızlık ve yazma dürtüsüne hazırlık aşamasının anlatıldığı ANLAMA-RAYIŞ (0), ölüm temasının yaşamdaki öneminin vurgulandığı ÖLÜM (de), yaşam olgusunun nihilist boyutlarda nitelendiği YAŞAM (ki) ve felsefe ve felsefeci kavramının çoğunlukla ünlü felsefecilerden (#nietzsche #wittgenstein #socrates #platon #kant gibi) alıntılarla açıklandığı FELSEFE (işte) bölümlerinden oluşmakta.

 Edebiyattan şiirle felsefenin bağdaştırılması ilginç ve olanaksızlıktan bir şeyler yaratılması ortak payda olsa da, edebiyatın yaratacağı ufuk ve etkiler o kadar çoktur ki, çıkan sonuçlardan bunu kolayca sezinlersiniz. Felsefenin vardığı son nokta, hâlâ bir kaç Fransız'ın #kafka'nın eserleri hakkında yaşamsal çıkarımlar yapmasıdır: yani BİTTİ denilen felsefeyi (yeni diyalektler gerekli) bilemem ancak sanat (edebiyat) asla bitmez ve sonsuzdur.

Kitap için, sonundaki Felsefe açıklamaları olmasa sıkıcı denilebilir fakat alıntılar göz kamaştırıcı doğrusu. (Hayat Bu) 

Kitabın Yazarı Oruç Aruoba Kimdir?
Ortaöğrenimini Ankara TED Kolejinde tamamladıktan sonra, Hacettepe Üniversitesine devam eden Aruoba, psikoloji bölümünden lisans ve yüksek lisansını aldı. Yine aynı üniversitede felsefe bilim uzmanı oldu. 1972 ve 1983 yılları arasında öğretim üyesi olarak görev yapan yazar, felsefe bölümünde doktorasını da tamamladı.

Aruoaba, 1976 yılında başlamak üzere bir yıl süreyle Almanyadaki Tübingen Üniversitesinde felsefe semineri üyeliği yaptı. Ayrıca 1981de Yeni Zelandaya giden yazar, Victoria Üniversitesinde konuk öğrenim üyeliğinde bulundu. 1983 yılında akademisyen olarak çalışmayı bırakıp üniversiteyle ilişiğini kesti. Bu dönemde İstanbul'a yerleşti ve çeşitli basın organlarında yayın yönetmenliği, yayın kurulu üyeliği ve yayın danışmanlığı yaptı. Ağırlıklı olarak yazı ve çeviri işleriyle uğraşan Aruoba'nın çalışmaları saygın edebiyat dergilerinde yer aldı.

Akademisyen olarak başladığı kariyerine yazar ve çevirmen olarak devam etmiş, edebiyata ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli düşünürlerden biridir. Hume, Rilke, Wittgenstein, Nietzsche, Von Hentig, Başo ve Celanın eserlerini Türkçeye çevirerek literatüre kazandırmıştır. Özgün ve yalın bir stille yazdığı haiku tarzındaki şiirleri yediden yetmişe bir çok okuyucuya ulaşmış ve sevilmiştir. Aruoba, aforizmalara dayalı felsefi metinleri oldukça başarılı bir biçimde kaleme almış ve Türkiye'nin Nietzschesi olarak anılmıştır.

Epistemoloji, etik, Hume, Kant, Kierkegaard, Nietzsche, Marx, Heidegger ve Wittgenstein konuları üzerine çalışmalar gerçekleştiren Aruoba, bu çalışmalarına günümüzde devam etmekteydi. Özellikle şiir sanatına yönelmiş ve Heidegger’in şiire yaklaşımını; “Ona göre insanın temel sözü şiirdir. Çünkü insan yaşayan, dünyanın içinde olan, diğer insanlarla ilişkisini dil aracılığıyla kuran varlıktır. İnsanın bütün etkinliklerinde yer alan, içinde yaşadığı dil ile (tarihsel olarak da) içinde yaşadığı varoluş arasında kurduğu temel anlam ilişkisi, şiirde ortaya çıkar. İnsanın bilinen bütün tarihi boyunca çeşitli biçimlerde görülen “şiir” adı verilen dilsel kuruluşlar, bu temel ilişkiyi ortaya koymaya (dile getirmeye) çalışan insan yöneliminin ürünleridir. Heidegger de buna ulaşmaya, (anlamlandırmaya, yorumlamaya) insanın dünya ile ve diğer insarlarla olan ilişkisini ilk biçimiyle yeniden kavramaya çalışır.” sözleriyle açıklamıştır.

Aruoba, Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rainer Maria Rilke, Von Hentig, Paul Celan ve Matsuo Bashō gibi düşünür, yazar ve şairlerin eserlerini de Türkçeye kazandırmıştır. Bir dönem Açık Radyoda Filozof Dedikoduları isimli programı da hazırlayıp sunan Aruoba, Wittengstein'ın eserlerini Türkçeye ilk çeviren kişi olarak da bilinmektedir. Aynı zamanda Aruoba, Japon edebiyatı kökenli bir şiir türü olan haiku’nun, Türk edebiyatındaki temsilcilerinden de biridir. Yazar, Nietzsche’nin “Antichrist” eserini de Almanca’dan Türkçe’ye kazandırmıştır

Felsefe Sanat Bilim Derneği’nin her yıl düzenlediği “Assos’ta Felsefe” etkinliklerine konuşmacı olarak katılan yazar, “Felsefenin Hayvanına Ne Oldu?”, “Bilim ve Din” gibi birçok başlıkta sunumlar gerçekleştirmektedir. Ayrıca, Füsun Akatlı Kültür ve Sanat Ödülü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen sempozyuma da konuşmacı olarak katılmıştır.

Oruç Aruoba, 2006 ve 2011 yıllarında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü yarışmasında Füsun Akatlı, Ahmet Cemâl, Doğan Hızlan, Nüket Esen, Orhan Koçak, Nilüfer Kuyaş ve Emin Özdemir ile birlikte seçici kurulda yer almıştır.

Aruoba’nın şiirlerinde kullandığı üslup ve noktalama işaretlerinin edebiyat kurallarının dışında olmasına rağmen bu durum akademik çevrelerce sanatçının üslubu olarak değerlendirmiştir.

ESERLERİ

Tümceler, Bir Yerlerden Bir Zamanlar, 1990, Metis Yayınları
De ki İşte, 1990, Metis Yayınları
Yürüme, 1992, Metis Yayınları
Hani, 1993, Metis Yayınları
Ol/An, 1994, şiir, Metis Yayınları
Kesik Esin/tiler, 1994, şiir, Metis Yayınları
Geç Gelen Ağıtlar, 1994, şiir, Metis Yayınları
Sayıklamalar, 1994, şiir, Metis Yayınları
Uzak, 1995, Metis Yayınları
Yakın, 1997,Metis Yayınları
Ne Ki Hiç, 1997, haikular, Varlık Yayınları
İle, 1998, Metis Yayınları
Çengelköy Defteri, 2001, Metis Yayınları
Zilif, 2002, Sel Yayınları
Doğançay’ın Çınarları, 2004, şiir, Metis Yayınları
Benlik, 2005, Metis Yayınları
Meşe Fısıltıları 2007, Metis Yayınları
David Hume’un Bilgi Görüşünde Kesinlik, 1974
Nesnenin Bağlantısallığı (Hume – Kant- Wittgenstein), 1979
A Short Note on the Selby-Bigge Hume, Tebliğ, Edinburgh, 1976
The Hume Kant Read, Tebliğ, Marburg, 1988

Oruç Aruoba Kitapları - Eserleri
Yürüme
De ki İşte
Yakın
İle
Uzak
Sayıklamalar

Ol / An
Hani
Benlik
Meşe Fısıltıları
Kesik Esin/tiler
Geç Gelen Ağıtlar
Tümceler

Çengelköy Defteri
Zilif
Olmayalı
Doğançay'ın Çınarları
Ne ki Hiç
Ne
101 Soruda Nutuk

Oruç Aruoba Alıntıları - Sözleri
- Tersi : ateşini ne kadar kolaylıkla yakmışsan, o kadar geçici olur o da; seni
de o kadar az ısıtır ...
Şunu bil: ancak zorlukla yakılan ateş, temelden, gerçekten, yanar- ve ısıtır ...
Ateşinin kolayına kaçamazsın.. (Yakın)
Yorgunuz artık
Göremeseniz de
Yapraklarımız ağır
Dallarımız bezgin (Doğançay'ın Çınarları)
"Aşk

Ney
in
göl
ge
si?" (Geç Gelen Ağıtlar)
Yabancı bir ülkenin güdümüne girmeyi istemek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü, uyuşukluğu benimsemekten başka bir şey değildir. (101 Soruda Nutuk)
O, şimdi uyumuyor mu : uyumuyorsa, beni düşünüyor olsa (Uzak)
"Bitirmek istemiyorum; ama, belki, sürdürdüğüm, bitmiş birşeydir" diye düşünmüştüm. (İle)

Ben, çünkü, yaşamamam gereken bir yaşam yaşamışım, demek ki.
Aykırı yaşamışım. (Benlik)
İlişki,bağlılık olmalıdır;bağımlılık değil... (İle)
Toprağı sorun bize
Karanlığı, acıyı, hiçi
İsterseniz ölümü de
Hepsini çekinmeyiz

Ya da kendinizi sorun.
Kimiz biz, neyiz diye
Nereden geldik buraya
Niye buradayız, diye

Yanıt veririz size
Niçin, neden, niye
Tam bize uygundur
Uzun soruya uzun yanıt

Yeter ki sorun
Ama sormuyorsunuz
Susuyoruz biz de
Susarız sorulmayınca (Doğançay'ın Çınarları)
Yaşamı düğümlemeden çözemezsin. (De ki İşte)
Ama içinde iğrenç bir boşluk vardı, artık hiçbir kaygı duymuyordu, hiçbir arzu; varoluşu zorunlu bir yüktü ona. Öylesine yaşayıp gitti. (Uzak)
Benim umutsuz yolum
bittiği yerde başlar (Sayıklamalar)
"Hey koca şehir- uzaktan ne güzelsin; yakındansa,..." (Çengelköy Defteri)

Son satır: O yok –
onun gelmeyişinde de
ne karlar var. (Ne ki Hiç)
Her günümüz
son günümüzdür. (Yürüme)
Sözlerimiz seni aradı
ama duvarda bir yazı vardı.
Güneşten düştü bir ışın karardı.
Bir kapı çarpıldı karanlıkta, kapandı (Geç Gelen Ağıtlar)
Yitsinler artık –
kafanda boşluklar
içinde hiçlikler. (Ne ki Hiç)
Sevişerek
batırdık Güneş'i –
Ay karşıladı bizi. (Ne ki Hiç)
YOK
UŞTAN
İN
ERKEN

Yavaş inersin yokuştan
Kar taneleri irileşirken
Kimler bakmış uzaktan
Yolunda hızla gelişirken

Hep ileri yürürken
Gözü kapalı güvenirken
Boyuna düştüğün tuzaktan
Sürünüp çıkmağa çalışırken

Adımların kısalmış
Işığını gece almış
Zamanın geçişirken
Artık anısı kalmış. (Geç Gelen Ağıtlar)
İnsan
yeryüzünün
döküntüsüdür. (Sayıklamalar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/de-ki-iste-oruc-aruoba-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)