# Dehşet Ülkesi - Jack London Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Dehşet Ülkesi kimin eseri? Dehşet Ülkesi kitabının yazarı kimdir? Dehşet Ülkesi konusu ve anafikri nedir? Dehşet Ülkesi kitabı ne anlatıyor? Dehşet Ülkesi kitabının yazarı Jack London kimdir? İşte Dehşet Ülkesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dehset-ulkesi-jack-london-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-21T14:00:16+03:00
- Güncelleme: 2022-02-21T14:00:16+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/21/jack-london-kimdir-jack-london-kitaplari-ve-sozleri-158240.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Jack London 
 Çevirmen: Kemal Kandaş 
 Yayın Evi: Oda Yayınları 
 İSBN: 9789753850698 
 Sayfa Sayısı: 271 

Dehşet Ülkesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Jack London'un yapıtları görkemli ve sürekli bir destandan alınma sürükleyici serüven parçaları gibidir. Issız tropik adaların balta girmemiş ormanlarında, kelle avcıları arasında geçen bir aşk ve serüven romanı olan "Dehşet Ülkesi"nde, yine Jack London'a özgü o sürükleyici anlatımı bulacak, yabanıl doğadaki o dişe diş kavgayı yine yaşar gibi olacaksınız.
(Arka Kapak)

Dehşet Ülkesi Alıntıları - Sözleri
Görüyorsunuz, baskıya gelemiyorum. Savaşılarak elde edilmiş özgürlüklerden vazgeçemiyorum. Dünyayı kendilerinin yarattığını sanan bayların, bana neyi yapıp neyi yapamayacağımı söylemek istemelerine dayanamıyorum.
"Artık sizi sevgimle rahatsız etmeyeceğim.."
Yaşama böylesine bağlı kalmak delice bir şeydi.
Artık sizi sevgimle rahatsız etmeyeceğim.
Üstüne üstlük, siz bir korkaksınız -aslında bütün erkeklerin yüreği korkuyla doludur- ve bu yetmezmiş gibi bir de korkaklığınızı şövalyelik, koruyuculuk gibi soylu deyimlerle adlandırarak gerçek durumu örtbas etmeye çalışıyorsunuz.
Size pes dedirtebilmek olanaksız. Yeniyetme gençliğin mantığı sizinkisi. kimsenin çürütmeye gücü yetmez. Pratik yaşam deneylerinden oluşan bir mantık Gençlik, önce denemek ve yaşamak zorunluluğu duyuyor, sonra da mantığı oluşuyor. Öğrenmenin ve daha iyisini yapmanın tek yolu da bu olmalı.
Siz erkekler, gücünüzü kanıtlamak, davranışlarınızın doğruluğunu onaylatmak için yobazlaşıyorsunuz.
Ona olan öfkelerini ancak o arkasını döndüğünde, suratlarını asarak, kötü kötü bakarak gösterebiliyorlardı.
uzun süre, kızın adını oluşturan harflere dalıp gitti: Jean Lackland. Yan yana dizilmiş, birbirine benzer, sıradan harfler. Ancak, bu harfler toplamında, kendisine heyecan veren, kendisini büyüleyen bir incelik, bir güzellik vardı. O gizlice beynine girmiş, düşüncelerini etkileyip, yeniden biçimlendirmişti.
"İrademi kullanarak sizi istememe engel olamıyorum,siz de iradenizi kullanarak kendinizi benim için istenmeyen biri yapamazsınız."
Görüyorsunuz, baskıya gelemiyorum. Savaşılarak elde edilmiş özgürlüklerden vazgeçemiyorum. Dünyayı kendilerinin yarattığını sanan 'bayların', bana, neyi yapıp, neyi yapamayacağımı söylemek istemelerine dayanamıyorum...
Onu seviyordu. Bu yüzden, olduğu yerde suskun ve üzgün oturuyor, zaman zaman, konuğuna karşı sınırsız bir öfke duymaktan kendini alamıyordu.
Ancak, kemirilip tükenmiş bedeninin gittikçe büyüyen korkuları ölümle çözülebilirdi.
Sana gerekli olmasaydım, belkide seni sevemezdim.
İnsanın içinden çıkamadığı en büyük cezaevi geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarıdır. Yaşadıklarının değil, yaşayamadıklarının yorgunudur insan.

Dehşet Ülkesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yirminci yüzyıl başlarında, Salomon Adaları, sömürgecilerin ve misyonerlerin yani beyaz adamın, pek de uğraşmak istemediği bir ülkedir. Dizanteri ve sıtma gibi şeytani hastalıkların yanı sıra, yerli halkın beyaz adamın etinin lezzetine duyduğu ilgi, bu ülkenin 'Dehşet Ülkesi' olarak anılmasının sebebidir. İşte bu dehşet ülkesinde, Berande isimli adada plantasyon sahibi Sheldon, yerli işçilerle arası bir hayli açıkken, ortağı hayatını katbetmişken, kendisi de dizanteri ile boğuşurken artık ölmenin planlarını yapmaktadır. Böyle bir dönemde tesadüf eseri adaya gelen genç kadın Joan Lackland, Sheldon'ın mahvolmuş hayatına bir düzen getirir, plantasyonun yeni ortağı olur. Sonrasında okuru bekleyen; maceralı, gerilimli aynı zamanda duygusal olan, uzun bir hikayedir. Tavsiye olunur...

Romanın bazı yerlerinde yazarın, yerli halkı aşağıladığı hissedilse de, burada yazar aslında beyaz adamın, yerli halk hakkındaki fikirlerini onların ağzıyla yazıya dökerek, burada bir nevi ırkçılığa karşı eleştiride bulunmaktadır,

Romanın orjinal ismi sadece 'Adventure' yani maceradır. Ülkemizde Oda Yayınları, romana 'Dehşet Ülkesi' başlığını vermek istemiş. Martin Eden, Demir Ökçe, Beyaz Diş gibi klasikleşmiş romanlarıyla ismine yabancı olmadığınız Amerikalı yazar Jack London'ın, güney denizleri temalı hikayelerini ve romanlarını okumanızı tavsiye ediyorum. Bin dokuz yüzlü yılların Salomon Adaları'nı anlatan bu roman ise türünün tek örneğidir... (Black Garden) 
Jack London macera kitaplarından birisiyle daha beraberiz. Bu sefer altın aramak, buzda hayata tutunmak konuları yerine okyanusun ortasındaki bir adada geçiyor olaylar.

Salomon adalarındaki hindistancevizi ticareti ile uğraşan David Sheldon’un burada çalıştırdığı siyahi köleler ile uğraştığı maceralarıdır. Kölelerin her an kendisini yiyeceği korkusuyla yaşarken bir yandan da gemisi batan bir kız gelir adaya. Jean Lackland adındaki bu kadının gelişiyle bir aşk hikayesi de başlıyor. Zaten bir kadınla birlikte çok fazla zaman geçirince aşık olmamak mümkün müdür? Asıl macera da buradan sonra başlıyor zaten.

İyi bir kitap olduğunu düşünüyor, keyifli okumalar diliyorum.. (Sadık Kocak) 
Kitabın ismi Macera olsa da son bölüme kadar pek macera barındırmayan Jack London kitabı bu sefer ki hikayesinde zenci insanlara köle gibi davranıp işkence altında oldukları için ırkçılık barındırdığı söylense de benim pek ırkçılık göremediğim bir kitaptır. Başka yayınevinden çıktı mı bilmiyorum ama Bordo Siyah yayınevinden elime geçen kitap 288 sayfa gözükse de diğer kitaplardan dar olduğu için çabucak bitebilecek kitaplardan olup içinde aşkta burunduran bir kitap olup yer insanın insana yaptığı şiddeti ve bunun sonucunda şiddet görüp yam yam diye nitelendirilen Solomon adalıların ayaklanmasını içeriyor. (Oğuzcan Yeşilyaprak) 

Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.

Jack London Kitapları - Eserleri
Beyaz Diş
John Barleycorn
Martin Eden
Demir Ökçe
Ay Vadisi
Demiryolu Serserileri

Vahşetin Çağrısı
Deniz Kurdu
Uçurum İnsanları
Alın Teri
Şampiyon
Dehşet Ülkesi
Güneşin Oğlu

Yanan Günışığı
Kız, Kar ve Kan
Düş Ülkelerine Yolculuk
Sevginin Katıksızı
Tanrılar ve Köpekler
Suikast Bürosu
Kurt Dölü

Denizin Çağrısı
Midas'ın Müritleri
Yıldız Gezgini
Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
Ataların Tanrısı
Beyaz Sessizlik
Can Yoldaşı

Devrim
Dönek
Gece Doğan
Halk Avcısı
İnsanın Sadakati
Meksikalı
San Fransisco'nun Güneyi

Sınıf Farkı
Makaloa Hasırı Üzerinde
Bana Göre Hayatın Anlamı
Hawaii Öyküleri
Büyük Serüven
Kurt Kanı
Yakalanış

Öyküler
Uzak Diyarlarda
Bir Kuzey Macerası
Gece Geçen Serseriler
Gemide İsyan
Geleceğin Hikayeleri
Beyaz Cehennem

Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
Beyaz Diş - Madam Bovary
Şafak Kızı
Beyaz Diş - Esrarlı Ada
Yumruk
Buzun Çocukları
Bin Düzine Yumurta

Adem'den Önce
Oyun
Ateş Yakmak
Acemi Gece
Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
Kumarbazlar Cenneti
Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş

Ateş Yakmak
Hayatın Kanunu
Demir Yolu Çocukları
Kızıl Veba
Büyük Sorgu
Mapuhi’nin Evi
Ölümcül Dalgalar

Kadın Denen Mucize
İlk Savaş, İlk Zafer
İnsanlığın Sürüklenişi
Kepaze
Çinago
Bütün Dünyanın Düşmanı
Alice Ruhunu Açınca

Kahekili’nin Kemikleri
Dağ Adamı
Bir Dilim Biftek
Kırmızı
Tek Özgürlüğüm
Güneşe Doğru
Lost Face And Other Stories

Theft
Tom Pomplun
Kaval Kemikleri

Jack London Alıntıları - Sözleri
“Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
°• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)

“Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
“Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)

Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
“Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dehset-ulkesi-jack-london-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)