# Demirciler Ve Simyacılar - Mircea Eliade Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Demirciler Ve Simyacılar kimin eseri? Demirciler Ve Simyacılar kitabının yazarı kimdir? Demirciler Ve Simyacılar konusu ve anafikri nedir? Demirciler Ve Simyacılar kitabı ne anlatıyor? Demirciler Ve Simyacılar PDF indirme linki var mı?  Demirciler Ve Simyacılar kitabının yazarı Mircea Eliade kimdir? İşte Demirciler Ve Simyacılar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/demirciler-ve-simyacilar-mircea-eliade-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-06T11:00:10+03:00
- Güncelleme: 2022-05-06T11:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/06/mircea-eliade-kimdir-mircea-eliade-kitaplari-ve-sozleri-215797.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mircea Eliade 
 Çevirmen: Mehmet Emin Özcan 
 Yayın Evi: Kabalcı Yayıncılık 
 İSBN: 9789758240852 
 Sayfa Sayısı: 264 
--reklam--
Demirciler Ve Simyacılar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Eliade bu kitabında madencilik, demircilik ve metal işçiliği gibi mesleklere özgü bazı mitleri, ayin ve simgeyi dinler tarihi açısından ele alıyor. Yazarın amacı, bilim tarihini inceleyen uzmanlarınkinden tümüyle farklı. Eliade burada arkaik toplumların madde karşısındaki tavırlarını inceliyor; insanoğlunun cevherlerin varoluş biçimini değiştirebilme gücüne sahip olduğunu anlayınca yaşadığı tinsel maceraların izini sürmeye çalışıyor.
Yazar, maden cevherlerinin tıpkı embriyonlar gibi Toprak Ana'nın rahminde "büyüdükleri" fikrine çok erken çağlarda rastlandığına dikkat çekerek metalurji ile doğum arasındaki ilişki üzerinde duruyor. Bu bağlamda madenci, maden filizlerinin büyüme ritimlerini hızlandırır, doğanın işleyişine destek olur ve "daha hızlı doğurmasını" sağlar. Doğayla işbirliği yapmak, gittikçe hızlanan bir tempoyla üretmesine yardım etmek, maddenin varlık biçimini değiştirmek, bunlar Eliade'ye göre simyanın temel unsurlarından bazılarıdır.
--reklam--
Demirciler Ve Simyacılar Alıntıları - Sözleri
Kimya simyadan doğmuştur; daha doğrusu kimya simya ideolojisinin bozulmasından doğmuştur.
Bu "demir nefretine" ek olarak Asurların mitolojisi, fırınlara insan kurban edilmesi gerekliliğini bildirir. Hatta alıntılanan mitlerde insan kurban edilmesi metalurji işinin demonlara özgü yönü gibi görünmektedir. Metalin eritilmesi insan kurban edilmesini gerektiren korkunç bir işlem olarak görülür.
Bitkilerin üremesiyle ilgili gerçek olgular değil, dünya ile mistik bir sempati deneyiminin sonucu ve ifadesi olan, "nitelikle ilgili" morfolojik bir sınıflandırma söz konusudur burada. Kozmos üzerine yansıdığında onu "cinsiyet sahibi yapan" Yaşam fikridir bu. Kesin, "nesnel," "bilimsel" gözlemler meselesi değildir, yaşam bakımından ve cinselliği, doğurganlığı, ölümü ve dirilişi kuşatan antropokozmik kader bakımından çevremizdeki dünyanın değerini tespit edebilme meselesidir.
Örneğin inşaat ayinlerini ele alalım; bu yolla kurbanın ''yaşamı'' ya da ''ruhu'' binaya aktarılmış olur, bina da aynı nedenle sunulan kurbanın yeni bedenidir.
Embriyonun oluşması ve doğum, en derindeki yeraltı mağara-rahimden yüzeye çıkma olarak düşünülen insanoğlunun ilksel doğumunu yineler. Avrupa'da her bölgenin nerdeyse her kentin, her köyün bebek getiren bir kayası , bir kaynağı vardır. Kinderbrunnen, kinderteiche, bubenquellen
Onlar fırını yaparken, onları izleyecek ve sende fırın evinde çalışacaksın. zamanından önce doğmuş embriyonları getireceksin, bir başkası bir yabancı girmemelidir, temiz olmayan birkişide onların önünden geçmemelidir. önlerinde gereği gibi saçı saçmalısın: madeni fırına koyacağın gün embriyonların önünde bir kurban keseceksin, çam tütsüsü ile bir tütsülük koyacaksın, önlerinde kurunna birası saçacaksın.
Anlattıklarına göre eskiden insanlar demiri kullanmayı henüz bilmezken hayvanları taşlarla öldürüyorlardı etini dişleriyle parçalayarak yiyor ve derileriyle iyi kötü örtünüyorlardı vb. O zaman Tengriler iyi demirci Boşintoyu yeryüzüne insanlara metalurjinin yararlarını öğretsin diye kızı ve dokuz oğluyla birlikte gönderdi. Eğer bu aileden gelmiyorsa kimse demirci olamazdı. Buryatların şamanları ak ve kara (iyi ve kötü) olarak ayrılır.
"Bir şarkının sözlerinin büyük bir yaratıcı gücü vardır: Nesneler gerekli sözlerin "söylenmesiyle" yaratılır. Väinämöinen bir tekne "terennüm eder," yani büyülü sözlerden oluşan bir şarkı söyleyerek onu inşa eder; son üç söz eksik kalınca akıl danışmaya ünlü büyücü Antero Vipunen'e gider. Bir şeyi "yapmak" onu "icat etmeyi" ya da kendiliğinden "ortaya çıkmasını" sağlayacak büyülü sözleri bilmek demektir. Böylelikle zanatkâr sırları bilir, bir büyücüdür -bu yüzden bütün mesleklerde bir erginlenme vardır ve içrek bir gelenekle aktarılır. Etkili şeyler yapan kişi bunları yapmanın sırlarını bilen, bu sırları tanıyan kişidir. "
"...çok zaman önce, özellikle deneysel bilimlerin zaferinden sonra kozmos kutsallıktan arındırılmıştır. Modernler madde ile olan ilişkilerinde kutsallığı deneyimleyemezler; en fazla düşsel ya da estetik düzeyde bir deneyim sahibi olabilirler. Madde onlara göre olsa olsa "doğal bir görüngü" olarak tanımlanabilir. Ancak böylesi bir arkaik dinsel deneyim ile "doğal görüngülere" ilişkin modern deneyimi birbirinden ayırmak için yalnızca ekmek ve şarapla sınırlı kalmayan ama "cevherin" her türüyle temas kuran bir evharistiya âyini hayal etmek yeterlidir."
Arkaik toplum insanının, Doğanın sayısız "mistik katılımcılarından" kendini ayırt edemeyerek "Doğa içine gömülü" kaldığını, kısaca mantıksal düşünceden ya da bugün bizim anladığımız anlamda faydalı işten yoksun olduğunu söylemek istemiyoruz. O çağların "ilkelleri" hakkında bildiklerimiz bu keyfî imgeleri ve yargıları geçersiz kılıyor. Ancak kozmolojik simgeciliğin egemen olduğu bir düşüncenin modern insanın sahip olduğu bir "dünya deneyiminden" farklı bir deneyim yaratması doğaldır. Simgesel düşünceye göre dünya hem "canlıdır" hem de "açık": Bir nesne asla yalnızca kendisi değildir (modern bilinç de öyledir), başka bir şeyin, nesnenin varlık düzlemini aşan bir gerçekliğin göstergesi ya da zarfıdır."
Bazı anlatılara göre Cengiz Han eskiden basit bir demircidir, ayrıca Moğolların boy efsaneleri demirciliği hükümdar hanedanına bağlar. İran geleneğinde demirci Kavi, Kavya hanedanının atasıydı; bir gün "deri önlüğünü bir mızrağın ucuna asmış ve ejder-krala karşı isyan
bayrağını açmıştı. Basit bir deri önlük İran'ın bayrağı haline gelmişti.
--reklam--
Demirciler Ve Simyacılar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Demirciler Ve Simyacılar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mircea Eliade - Demirciler Ve Simyacılar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Demirciler Ve Simyacılar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mircea Eliade Kimdir?
Mircea Eliade, 13 Mart 1907'de Bükreş - Romanya'da doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. Fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir. Bu yüzden felsefe eğitimi alır. 1928 yılında Bükreş Üniversitesi'nde felsefe dalında yüksek lisans yapar. Master tezinin konusu İtalyan Rönesans dönemi filozoflarıdır. Aynı yıl Sanskritçe ve Hint felsefesi okumak için Kalküta'ya gider. Eliade burada ders aldığı Surendranath Dasgupta'dan etkilenmiştir. Ayrıca altı ay Himalayalar'daki Rişikeş aşram'ında yaşadı. Eğitimini bitirip, dört yıl sonra, 1932'de Bükreş'e geri döndü. 1933 yılında daha sonra Fransızca "Yoga: Essai sur les origines de la mystique Indienne" adıyla yayımlanacak olan doktora tezini verdi. Adından da anlaşılacağı gibi doktora tezi Yoga'nın farklı açılardan analizi niteliğindeydi. 1933'den 1939'a kadar Bükreş Üniversitesi'nde felsefe ve din tarihi konuları başta olmak üzere birçok farklı konuda ders verdi.

Savaş yıllarında İngiltere'de bulundu ve savaş sonunda Romanya Sovyet kontrolüne geçince Romanya'ya dönüşü imkânsızlaştı. Gençliğinde birçok aşırı sağcı eğitim görevlisiyle yakın ilişkileri olmuştu. 1945'de Paris'e geçti, konuk profesör olarak École des Hautes Études`de çalıştı. 1951'de en ünlü eserlerinden biri olan "Şamanizm" yayımlandı. 1956 yılında ise aldığı tekliflerden ötürü Paris'ten Amerika'ya geçti ve Chicago Üniversitesi'nde ders verdi. Daha sonra 1958 yılında Chicago Üniversitesi'nde Dinler Tarihi kürsüsünün başına geçti. 1961'de History of Religions dergisini kurdu. 22 Nisan 1986'daki ölümüne kadar Chicago Üniversitesi'nde çalışmaya devam etti ve birçok önemli eser kaleme aldı.
Bugün eserleri birçok farklı dile tercüme edilen Mircea Eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur.
--reklam--
Mircea Eliade Kitapları - Eserleri
Dinler Tarihine Giriş
Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt I)
Mitlerin Özellikleri
Şamanizm
Ebedi Dönüş Mitosu
Kutsal ve Kutsal-Dışı
Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt II)
İmgeler ve Simgeler
Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar
Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III)
Matmazel Christina
Babil Simyası ve Kozmolojisi
Mitler, Rüyalar ve Gizemler
Demirciler Ve Simyacılar
Arayış
Yoga
Dinin Anlamı ve Sosyal Fonksiyonu
Asya Simyası
Mistik Hint Erotizmi
Dinler Tarihi Sözlüğü
Dinler Tarihi
Zalmoksis'ten Cengiz Han'a
Bengal Geceleri
Doğuş ve Yeniden Doğuş
Yaşlı Adam ve Bürokratlar
Mefisto ile Erdişi
Avustralya Dinleri
Mistik Öyküler
--reklam--
Mircea Eliade Alıntıları - Sözleri
şu inanış vardır: İnsan ilk yaratıldığında Tanrı ona ruh bahşetmiştir, bedenini veren ise yeryüzüdür. Ölüm anında bu iki unsur da doğal olarak kendi kaynaklarına döner: beden yeryüzüne ve ruh da semavi yaratıcısına. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
İnsan mitleri "yaşarken", kutsal olmayan, kronolojik özellikteki zamanın dışına çıkar, nitelik açısından farklı bir zamana, hem en eski hem de sonsuza dek yakalanabilecek olan "kutsal" bir zamana açılır. (Mitlerin Özellikleri)
İnsan ancak ölümü doğru anlayarak kendisini ele geçirir ve dolayısıyla kendisini Varlığa açar. Gerçekten de insan ölümün kaçınılmazlığını idrak edip ölüme doğru özgürlüğün farkına vardığında, varoluş sahici hale gelir; yani tamamen insanca olur. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
Dinsel insan:
Her yerde bir "şifre" keşfeder. En alışılmış davranış bile tinsel bir mana taşıyabilir. Yol ve yürüyüş dinsel değerlere dönüştürülebilir, çünkü her yol "hayat yolu"nu, her yürüyüş de bir "haccı", yani Dünyanın merkezine yapılan bir yolculuğu simgeleyebilir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
... tuhaf ve olağanüstü olan, genelde kaygı ve uzaklaştırma duygularını getirmektedir. Bazı tabu örnekleri ve tabu olan davranışlar, canlılar ya da nesneler bize tuhaf, uğursuz, gizemli vs kratofanilerin normal deneyimler sisteminden ayrıldığı mekanizmayı açıklar. (…)Böylelikle çirkinlik ne biçimsizlik, bu nitelikleri taşıyanları ötekilerden ayırıp kutsal kılar. (Dinler Tarihine Giriş)
Örneğin inşaat ayinlerini ele alalım; bu yolla kurbanın ''yaşamı'' ya da ''ruhu'' binaya aktarılmış olur, bina da aynı nedenle sunulan kurbanın yeni bedenidir. (Demirciler Ve Simyacılar)
Antik kozmolojilerin (Mezopotamya, Hindistan, Çin) "dünya"sı çok büyük, kapalı bir yuvarlak olarak tahayyül ediliyordu. Tapmak bu dünyanın imge'siydi, somut modeli hava kabarcığı ya da su damlası, "kozmik yumurta"ydı. (Mistik Hint Erotizmi)
Türk-Moğolların yıldırım gibi istilaları -
IV. yüzyılda Hunlardan Timur'a kadar (1360-1404)- Avrasya'nın ilkel avcılarının
mitsel modelinden esinleniyordu: bozkırda avını kovalayan yırtıcı etobur. Hareket-
lerinin apansızlığı ve hızı, toplulukları kitlesel olarak katletmeleri, yerleşik kültü-
rün dışsal işaretlerini (kentler ve köyler) yok etmeleri; Hun, Avar, Türk, Moğol at-
lılarını bozkırda geyikleri avlayan veya göçebe çobanların sürülerine saldıran kurt
sürülerine benzetir. Askeri önderlerin, bu davranış tarzının stratejik önemini ve si-
yasal sonuçlarını çok iyi bildiğine kuşku yoktur. Ama örnek avcının -yırtıcı eto-
bur- mistik saygınlığı da hatırı sayılır bir rol oynuyordu. Birçok Altay boyu, atala-
rının doğaüstü bir kurt olduğunu iddia ediyordu (Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III))
"John Cotton şöyle yazıyordu: Ne kadar kültürlü ve zekiysen, Şeytanın emrine girmeye o kadar yakınsındır." şey mi dostum :)) (Arayış)
"Schmidt ilkel insanın Tanrı fikrini mantıksal bir neden arayışı kapsamında keşfettiği sonucuna ulaşıyordu. Dinin çok karmaşık bir fenomen olduğu gerçeğini göz ardı ediyordu-" (Arayış)
Tarihi kişiler arketipleri olan tanrıları ve
mitsel kahramanları taklit etmeye çalışıyorlardı. (Mitler, Rüyalar ve Gizemler)
...dinsel deneyim yaşayanlar açısından tüm Doğa kozmik bir kutsallık olarak belirmeye müsaittir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
Upanişadlar'daki bilge, Neti! neti! diye haykırır: "Hayır! Hayır! Sen bu değilsin, sen şu da değilsin!" (Yoga)
Ancak Mezopotamyalılarda gelenek bir bütündür: Marduk’un yalnızca toprağı değil aynı zamadan kendi kanını da kullanması gerekmiştir:
Kanımı pıhtılaştıracağım, kemik yapacağım ondan.
İnsanı ayağa kaldıracağım, gerçekten bir insan olacak...
İnsanı yapacağım, yeryüzünde yaşayacak... (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
"İnsan, kendi ördüğü anlam ağlarında asılı kalmış bir hayvandır." (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
Freud "Tanrı'nın, insanların fiziksel Babasının yüceltilmesinden başka bir şey olmadığını savunur; bu nedenle, toteme kurban verilirken, öldürülen ve kurban edilen bizatihi Tanrı' nın kendisidir.Baba-Tanrı'nın katledilmesi insanlığın ilk günahıdır.Bu öldürme suçunun kefareti İsa' nın kanlı ölümüyle ödenir." (Arayış)
Hitit büyüsü, makrokozmos (Evren)-mikrokozmos (insan bedeni) benzeşimince belirlenmiştir. İnsanın başı Göğe tekabül eder, elleri toprağa, gözleri suya benzemektedir. (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
Tuhaf, tek, yeni, eşsiz ya da korkunç olan her şey büyüsel-dinsel güçlerin toplanması için mükemmel bir zemindir ve koşullara göre kutsalın neden olduğu iki yönlü duygu nedeniyle ya tapınılan ya da kaçınılan bir nesneye dönüşür.
A.C. Kruyt şöyle yazmaktadır: “Bir köpek avda her zaman şanslıysa, bu bir measadır( kötüye işaret, uğursuzluk). Avda çok başarılı olmak Toradjaları endişelendirir. Hayvanın avını yakalamasını sağlayan büyüsel güç, efendisine ölümcül sonuçlar getirecektir. (Dinler Tarihine Giriş)
Dünyada yaşamak için, onu kurmak gerekir ve hiçbir dünya, kutsal-dışı uzamın göreliliğinin ve türdeşliğinin "kaos"u içinde doğamaz. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
Modern insanın bilincinin en soylu kısmı, çoğu zaman sanıldığından daha az manevidir. Hızlı bir çözümleme, bilincin bu soylu ve yüksek küresinde, bazı kitabi kalıntıların, çok miktarda ve çeşitli düzlemlerde önyargının; hayatın anlamı, en yüce gerçek vb. konularında tamamen basmakalıp birkaç düşüncenin canlılığını açığa çıkartacaktır. Uyanıkken görülen düşlerde, melankolilerde, imgelerin bilincin oyun saatleri esnasındaki serbest oyunlarında, her türden vakit geçirme ve eğlencede. Bu mitsel hazine burada laikleşmiş ve modernleşmiş bir şekilde devam etmektedir. Freud'un cinsel gerçeklere ilişkin oldukça ham imalarla gösterdiği üzere, bu tür imgelerin biçim değiştirdikleri olmuştur. İmgeler ayakta kalabilmek için, çok tanıdık hale gelmişlerdir. Ancak kullanımları hiç de azalmış değildir. Çünkü bu gerilemiş imgeler, modern insanın manevi yenilenmesinin mümkün olabilecek başlangıç noktasını gösterirler. (İmgeler ve Simgeler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/demirciler-ve-simyacilar-mircea-eliade-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)