# Denizi Yitiren Denizci - Yukio Mişima Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Denizi Yitiren Denizci kimin eseri? Denizi Yitiren Denizci kitabının yazarı kimdir? Denizi Yitiren Denizci konusu ve anafikri nedir? Denizi Yitiren Denizci kitabı ne anlatıyor? Denizi Yitiren Denizci PDF indirme linki var mı?  Denizi Yitiren Denizci kitabının yazarı Yukio Mişima kimdir? İşte Denizi Yitiren Denizci kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/denizi-yitiren-denizci-yukio-misima-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-25T06:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-05-25T06:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/25/yukio-misima-kimdir-yukio-misima-kitaplari-ve-sozleri-230552.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Yukio Mişima 
 Çevirmen: Seçkin Selvi 
 Orijinal Adı: Gogo no eiko 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750734199 
 Sayfa Sayısı: 156 
--reklam--
Denizi Yitiren Denizci Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Marguerite Yourcenar`ın "İnce, bıçak ağzı gibi dondurucu bir kusursuzlukta," diye tanımladığı Denizi Yitiren Denizci, dehşeti şiirsel bir anlatımla bütünleştiren, benzersiz bir kitaptır. "Kusursuz arınma, ancak yaşamı kanla yazılmış bir şiir dizesine dönüştürerek mümkündür," diyen Mişima bu kitapla görüşünü örneklemiş olur. Mişima`nın en etkileyici eserlerinden biri olan kitap soğukkanlı şiddeti ustalıkla anlatırken, hiç kuşkusuz yazarın çocukluğunda bilinçaltını etkilemiş baskıları da yansıtır.
Roman, dul bir kadın, on üç yaşındaki oğlu Noboru ve kadının ikinci eşi olan denizcinin öyküsünü anlatır. Yaşıtlarıyla bir çete kuran Noboru, ilk tanıştığında denizler fatihi bir kahraman olarak gördüğü denizcinin annesiyle evlenerek sıradan birine dönüşmesinin şokunu atlatamaz.
 
Rakuyo`nun varlığıyla bütünleşmiş olan bu adam, geminin ayrılmaz parçası olan bu adam, kendini o güzel bütünden koparmış, kendi isteğiyle düşlerinden gemileri ve denizi silip atmıştı.
 
Noboru, tatil boyunca Ryuji`nin yanından ayrılmamış ve denizle ilgili hikâyeler dinleyerek, ötekilerin hiç bilemeyecekleri denizcilik bilgileri edinmişti. Ama onun istediği, bu bilgiler değil, günün birinde denizcinin hikâyeyi yarıda keserek, yeniden denize dönerken ardında bırakacağı mavi su damlalarıydı.
Deniz, gemiler ve okyanus seferlerinin hayali ancak bu mavi damlalarda var oluyordu.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Denizi Yitiren Denizci Alıntıları - Sözleri
"Konuşmaya gelince, üstünüze yok. Ama iş başa düşünce, parmağınızı oynatacak cesaretiniz yok."
Gözlerime bakmış olsaydı, ona duyduğum sevginin ne garip, ne anlatılmaz bir şey olduğunu muhakkak anlardı.
Sessiz sorularına anlayışla karşılık verecek olan denizdir gibi geliyordu ona.
Hiç aklına geldi mi? Sahil denizin pes ettiği yerdir. Pişmanlıkları, yorgunluğunu, üzüntüsünü taşıyıp bıraktığı yer.Sahili gördüğü zaman deniz bırakır inanmayi ve söner umutları, tıpkı dalgaları gibi.
Biliyor musun, bana ilgisiz bakan gözlerin benim sahilim oldu.
Yine yalnızdı.
Daldığı düşten ayılmadan, ılık çayı başına dikti. Çay buruktu. Bilirsiniz, buruk olur tadı yüceliğin.
Konuşmaya gelince, üstünüze yok. Ama iş başa düşünce, parmağınızı oynatacak cesaretiniz yok.
Hiç kuşkusuz, yaşamak, varoluşun farklılaştığı bir kargaşadır. Fakat varoluşu her an aslında olduğu düzensiz haline çözümleyip ortaya çıkan endişeden hareketle, her an ilk kargaşayı yeniden yaratmaya çalışan kaçık bir eylemdir yaşamak.
Bu gerçek kırıntılarından göz kamaştırıcı bir saray yapmaya yetecek güç yoktu ortada.
Varoluşun kendinde hiçbir korku ya da hiçbir örtülü yan yoktur, bu korku ve tedirginliği yaratan yaşamak eylemidir. Ve toplum kökende anlamsızdır; kadın erkek bir arada yıkanılan Roma hamamları gibidir. Okul da toplumun minyatürüdür: Bu yüzden bize boyuna buyruk veriyorlar. Bir avuç kör adam, bize ne yapmamız gerektiğini söylüyor, sınırsız yeteneklerimizi paramparça ediyor.
"Artık bu adamlar için hiç umut yok!"
Oysa insan, hiçbir şeyi yenebilecek oranda ufak ya da büyük değildi..
İnsan mükemmel kadına ömründe bir tek kez rastlardı ve mutlak ölüm araya girer, onları yazgılarında belirlendiği gibi kucaklardı.
Erkek, yüce dava adına yola düşer; kadın, arkada bırakılır.
Ölümün doğum anında kök saldığını ve insanın ömür boyu bu kökü sulayıp yetiştirmekle yükümlü olduğunu düşünüyordu. Ona göre, üreme uydurma bir masaldı.
--reklam--
Denizi Yitiren Denizci İncelemesi - Şahsi Yorumlar
zaten buruktur tadı yüceliğin: Hiç uzakdoğu edebiyatına ait bir eser okumamıştım ve bu kitabı yazarın hayat hikayesinden dolayı seçtim. Yazar Japonya’da çok başarılı ve onlarca ödüle layık görülmüş biri. Davası ise Japonya’nın modernleşmesi üzerine. Buna şiddetle karşı çıkan yazar ve arkadaşları bir çete kuruyor. Bu grup askeri bir kurumu basıp bildiri yayınlayıp intihar ediyorlar. Çok başarılı bir yazar için oldukça sansasyonel bir eylem bu. Kitap da aslında yazarın tam da bu hayat felsefesini gözler önüne seriyor. Ölümün yüceliği! Özgürlüğün kanla alınacağına inandıkları için korkunç faaliyetlerde bulunan çete; daha sonrasında çetenin üyesi olan bir çocuğun gözünde kahraman olan birinin yufka yürekli bir babaya dönüşmesini nefretle karşılayıp bunu kendi yöntemleriyle düzeltmeleri gerektiğine karar veriyorlar. Yarım kalmışlık hissiyle bitse de kitap, tüm gerilimi alıyorsunuz aslında. Oldukça ürpertici olan bu hikayede yazarın dilinin sadeliği, kişilerin iç dünyasını yansıtış şekli gerçekten beklediğimden çok daha iyiydi. Uzakdoğu edebiyatıyla tanışmak için biraz korkunç bir kitap seçmiş olsam da yine de bu eseri sevmiş bulunmaktayım. (çağla) 
Japon Edebiyatına dair hiç okuma yapmamış birisi olarak kitaplığımda kitapla göz göze geldikçe Japon Edebiyatına bu kitapla giriş yapmak beni fazlasıyla heyecanlandırıyordu. Bunun en büyük nedeni de ismi elbette.
Denizi Yitiren Denizci…
Kitabın adıyla ilk karşılaştığımda ister metafor olarak kullanılmış olsun ister de gerçek anlamıyla, ben de çok farklı etkiler ve duygular bırakmıştı. Az ama fazlasıyla öz bir şekilde insan bu başlıkla çok derinlere dalabilir ki ben tam anlamıyla bunu yaşamıştım. Kitapla ilgili olarak ağır bir dram, buhran, kasvet, çaresizlik, umutsuzluk gibi birçok duyguyu hissedeceğimi düşündüm fakat böyle bir içerikle karşılaşacağımı bilsem okumayı uzun bir süre ertelerdim.
Kitabın içindeki vahşet okurken beni buz gibi yaptı ve kitaba karşı içimde soğuma durumu meydana geldi. Kitaplıkta elime almak bile istemiyorum. Özellikle de çocukların böylesine acımasız olduğu bir dünyayı okumak ve bunun aslında hayatla iç içe olduğunu fark etmek beni oldukça hayal kırıklığına uğratıyor.
Bu tarz romanlarda işin içine hep duygularımı karıştırıp yargılayıcı bir gözle okuyup eleştirdiğim için objektif bir eleştiri yapamamakla beraber yazarın dilini, edebiliğini ve kurgusunun başarısını es geçtiğimin farkındayım lakin elimde değil.
İsmiyle bu denli bağ kurmuşken kitabın kendisiyle tüm bağlarımı koparmak istemem beni tam bir karmaşaya sürüklüyor. Keşke kitaptan bu ismi çekip alabilsem… (Emel Ormanlıoğlu) 
Farklı bir şey bulmayı ummuş olabilirim. Bu yüzden ne hissettiğimi bilmeden bitirdim kitabı. Belki biraz üzüntü ama bu üzüntü yaşanan olaydan dolayı değil, karakterlerin hissettikleri çoğu şeyin üzüntüsü. Yarım kalmış hissi de var tabii. Bu son ile elde edilebilmiş midir çocukların istedikleri şeyler? Emin değilim, düşüncelerimle ters düştüğü için belki de. Şu an için hitap edemedi bana, belki ilerde hislerim değişir ve evet buydu diyebilirim. (fatma) 
--reklam--
Denizi Yitiren Denizci PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Yukio Mişima - Denizi Yitiren Denizci kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Denizi Yitiren Denizci PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Yukio Mişima Kimdir?
Yukio Mishima (Japonca: 三島 由紀夫, aslı adı: Kimitake Hiraoka 平岡 公威; d. 14 Ocak 1925 Yotsuya / Tōkyō - ö. 25 Kasım 1970 Ichigaya / Tōkyō), Japon romancı ve oyun yazarı. Milliyetçi örgütü Tate no Kai 盾の会 (Kalkan Cemiyeti) başkanı.

Mişima'nın çocukluğunun ilk dönemi onu yakın çevresinden uzak büyüten büyükannesi Natsu'nun gölgesi altında geçmiştir. Büyükannesi Mişima'nın diğer erkek çocuklarıyla oynamasına müsaade etmiyor, sadece kız kuzenleri ve bebekleriyle oynamasını istiyordu.

Natsu, Tokugava dönemi samuraylarıyla ilişkili bir aileden gelmekteydi ve Mişima'nın büyükbabası ile evlendikten sonra bile ailenin aristokratik geleneklerini sürdürmeye devam etmişti. Büyükbabası bir bürokrattı ve işleri sömürge döneminde açılmıştı.

Mişima ailesinin yanına ancak 12 yaşında dönebilmiş ve annesiyle yakın ilişkisi biyografisini yazan kimi yazarlar tarafından ensestliğe yakın bir ilişki olarak tasvir edilmişti. Babası askeri disiplinden keyif alan sert bir adamdı.

Mişima Japonya'nın modernleşmesi ve geleneksel değerlerini yitirmesine karşı sert bir muhalefet tavrı gösterdi ve samuray değerlerini savundu.

25 Kasım 1970'te Mişima ve beraberindeki Tatenokai üyelerinden dördü Japonya Silahlı Kuvvetlerinin Tōkyō'daki Ichigaya Kampını ziyaret etmişler, komutanı sandalyesine bağlamışlar ve İmparatorluğun haklarının yeniden tesis edilmesi için hazırladıkları manifestoyu ve taleplerini okuduktan sonra Mişima seppuku (geleneksel Japon intihar biçimi) yaparak intihar etmiş, Tatenokai üyelerinden Hiroyasu Koga ise intiharın tamamlanması için Mişima'nın başını kılıçla kesmiştir.

Mişima intiharını bir yıl öncesinden hazırlamış Tatenokai üyeleri dışında hiç kimse yazarın intihar hazırlığından haberdar olmamıştı. Mişima'nın kendisi intiharı sırasında hazır bulunacak Tatenokai üyelerinin mahkemedeki kendilerini savunmak zorunda kalacaklarını önceden bilerek onlar için geride nakit bırakmıştı.

Yazarlığı
Mişima ilk romanı Tōzoku'ya (Hırsızlar) 1946 yılında başlamış ve 1948'de yayınlamıştı. Bu eserini Kamen no Kokuhaku (Bir Maskenin İtirafları) adlı otobiyografik çalışması izlemişti. Roman büyük bir başarı kazanmış ve 24 yaşındaki Mişima'ya büyük bir ün kazandırmıştı.

Mişima velud bir yazardı. Romanları haricinde, popüler dizi romanlar, kısa hikâyeler, edebi denemeler, Kabuki tiyatro oyunları, geleneksel Noh drama tiyatrosunun modern versiyonlarıyla ilgili oyunlar kaleme almıştı.

Eserleri dünya çapında üne kavuşmuş ve İngilizce'ye çevirilmiştir. Üç kez (1963,1964,1965) Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilmiş ancak 1968 yılında yakın arkadaşı Yasunari Kavabata ödülü kazanmıştı.

Türkçede Mişima
Bereket Denizi (豊饒の海 Hōjō no Umi) serisi
Bahar Karları (Japonca: 春の雪 Haru no Yuki)
Kaçak Atlar (Japonca: 奔馬 Honba)
Şafak Tapınağı (Japonca: 暁の寺 Akatsuki no Tera)
Meleğin Çürüyüşü (Japonca: 天人五衰 Tennin Gosui)
Dalgaların Sesi (Japonca: 潮騒 Shiosai)
Bir Maskenin İtirafları (Japonca: 仮面の告白 Kamen no Kokuhaku)
Yaz Ortasında Ölüm (Japonca: 真夏の死 Manatsu no Shi)
Denizi Yitiren Denizci (Japonca: 午後の曳航 Gogo no Eikô)
Aşka Susamış (Japonca: 愛の渇き Ai no Kawaki)
Yıldız (Japonca: スタア Sutā)
Altı Çağdaş Nô Oyunu
Altın Köşk Tapınağı (Japonca: 金閣寺 Kinkaku-ji)

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Yukio_Mishima
--reklam--
Yukio Mişima Kitapları - Eserleri
Denizi Yitiren Denizci
Dalgaların Sesi
Bir Maskenin İtirafları
Bahar Karları
Yaz Ortasında Ölüm
Aşka Susamış
Altın Köşk Tapınağı
Kaçak Atlar
Yıldız
Meleğin Çürüyüşü
Şafak Tapınağı
Altı Çağdaş Nô Oyunu
Patriotism
Death in Midsummer and Other Stories
Hagakure Samuray'ın Yolu
Şölenden Sonra
Dojoji et Autres Nouvelles
--reklam--
Yukio Mişima Alıntıları - Sözleri
Mutluluğun kocaman bir fransız ekmeğiymişçesine herkese eşit oranda dağıtılması gerektiği türünden, incelikten yoksun bir inancı vardı. Birinin mutluluğunun, öteki için mutsuzluk demek olduğuna ilişkin sayısal ilkeyi anlayamıyordu. (Meleğin Çürüyüşü)
Bize kalan, o ufacık aralıktan taze yaprak kokularıyla dolu gece havasını koklamak ancak. (Yıldız)
"Aşk olmasa insanlar iyi anlaşabilirlerdi. Aşk olmasa... (Aşka Susamış)
Sessiz sorularına anlayışla karşılık verecek olan denizdir gibi geliyordu ona. (Denizi Yitiren Denizci)
Benim ölümümü kolaylaştıracak şey böyle keskin bir tiksinme olmalı,rahatlık değil!. (Yıldız)
''İzlenme''nin ne demek olduğunu sıradan insanlara anlatmayı ne kadar denesem de faydasız. Çünkü ''izlenme'' denen şeyin çıkış noktası, bizi sıradan insanların arasından çekip sıra dışı kılmasına dayanıyor. (Yıldız)
İnsanın istediği hiçbir şeyi elde edemediği, kararlılığının boşa çıktığı öyle çok duruma tanık olmuştu ki. Bu ka­dar şiddetle istenmeseydi belki ele geçirilebilirdi, denecek şeyler bile salt çok istendiği için insanın elinden kayıp gide­biliyordu. (Şafak Tapınağı)
Ne var ki bizler ümit ettiğimiz şeyler tarafından ihanete uğramanın aksine, hor görmeye çalıştığımız şeyler tarafından ihanete uğrayınca derinden inciniyorduk. (Aşka Susamış)
Geçmiş bizi sadece geçmişe çekip götürmez . Geçmişteki hatıraların sayıları az da olsa baZılarının güçlü çelik telleri vardır ve bugünde yaşayan bizler onlara dokununca bu teller bir anda sımsıkı gerilip bizi geleceğe fırlatırlar . (Altın Köşk Tapınağı)
Kensuke ve karısının, tüm sıkıcı insanlarda olduğu gibi, hastalığa eşdeğer bir cana yakınlıkları vardı. Dedikoducu ve saldırgan bir cana yakınlık: Bu iki özellik, onlar farkında bile olmadan, Kensuke'yle karısına işlemişti bile. Diğer bir deyişle, eleştiri ve öğüt verme denilen üst sınıf kamuflajina. (Aşka Susamış)
YAŞLI KADlN: Bundan seksen yıl sonra ... dünya biraz da­ha gelişmiş olur, değil mi?

ŞAİR: Değişikliğe uğrayacak olan sadece insansı şeylerdir.
Bir gül seksen yıl sonra da yine aynı güldür. (Altı Çağdaş Nô Oyunu)
Onun ülküsü, bembeyaz bir kâğıdın üzerine taze, siyah mürekkeple yazılmıştı. (Kaçak Atlar)
İnsanlar kendi hayallerini diledikleri gibi anlatabiliyorlar fakat herkesin ulaşmak istediği o hayal kişinin kendisi olunca, bu hissi münasip bir biçimde anlatması kesinlikle mümkün değil. (Yıldız)
İnsan, zamanın çeşitli noktalarına dikilmiş olan cam duvarların geri­sini yalnızca eyleme geçerek görebilirdi. (Şafak Tapınağı)
"Bellek, düşsel bir ayna gibidir. Bazen şeyleri görüle­meyecek kadar uzakta, bazen de yanı başımızdaymış gi­bi gösterir." (Meleğin Çürüyüşü)
Gözlerime bakmış olsaydı, ona duyduğum sevginin ne garip, ne anlatılmaz bir şey olduğunu muhakkak anlardı. (Denizi Yitiren Denizci)
Daldığı düşten ayılmadan, ılık çayı başına dikti. Çay buruktu. Bilirsiniz, buruk olur tadı yüceliğin. (Denizi Yitiren Denizci)
Ta boğazına kadar ken­disiyle dolu bir küvetin içindeydi. (Meleğin Çürüyüşü)
Hiç kuşkusuz, yaşamak, varoluşun farklılaştığı bir kargaşadır. Fakat varoluşu her an aslında olduğu düzensiz haline çözümleyip ortaya çıkan endişeden hareketle, her an ilk kargaşayı yeniden yaratmaya çalışan kaçık bir eylemdir yaşamak. (Denizi Yitiren Denizci)
“Ben bir fotoğrafın negatifiydim, o ise aydınlık tarafıydı. Bir kez onun yüreği tarafından süzülmeye görsün, karanlık duygularım, geride tek bir tane bile kalmayacak şekilde, parıldayan duygulara dönüşüyordu, defalarca şaşırarak görmüştüm bunu!” (Altın Köşk Tapınağı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/denizi-yitiren-denizci-yukio-misima-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)