# Dersim'in Kayıp Kızları - Kazım Gündoğan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Dersim'in Kayıp Kızları kimin eseri? Dersim'in Kayıp Kızları kitabının yazarı kimdir? Dersim'in Kayıp Kızları konusu ve anafikri nedir? Dersim'in Kayıp Kızları kitabı ne anlatıyor? Dersim'in Kayıp Kızları PDF indirme linki var mı?  Dersim'in Kayıp Kızları kitabının yazarı Kazım Gündoğan kimdir? İşte Dersim'in Kayıp Kızları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dersimin-kayip-kizlari-kazim-gundogan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-26T21:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-10-26T21:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/26/kazim-gundogan-kimdir-kazim-gundogan-kitaplari-ve-sozleri-342233.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Nezahat Gündoğan 
 Yazar: Kazım Gündoğan 
 Yayın Evi: İletişim Yayıncılık 
 İSBN: 9789750511042 
 Sayfa Sayısı: 608 
--reklam--
Dersim'in Kayıp Kızları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Nezahat ve Kazım Gündoğan, yıllarca uğraşarak, sebatla, Dersim’in bu kayıp kızlarının izini sürdüler. Kendileriyle, yakınlarıyla konuştular. Bu kitapta, yüzü aşkın ‘vaka’ yer alıyor: Ailesinden, kökünden koparılmış insanların çile dolu hikâyelerinden parçalar… Annelerin çocuklarından, hatta bazen kendilerinden sakladıkları sırların hikâyeleri…
--reklam--
Dersim'in Kayıp Kızları Alıntıları - Sözleri
"Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir." Seneca
Kanamakta olan tarihsel ve toplumsal yaralar tedavi edilmeden sağlıklı bir toplumda yaşamak ve geleceği inşa etmek olanaklı değildir.
"Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir." Seneca
Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir

SENECA
"masum insanları öldürmenin utancını kapatacak büyüklükte bir bayrak yoktur ..."
Bütün Dersimlilerden de özür diliyorum. Bütün Dersimliler derken düzeltiyim, bütün mazlum Dersimlilerden özür diliyorum. Başka ne diyeyim yani. Sonuç olarak Dersimliler derken bile bir ayrım yapmış olmanın üzüntüsü içindeyim.
O acılar... gün geçtikçe soruyorum, benim suçum ne, niye çektim o acıları? Annemin suçu ne? Bazen bunlar aklıma geldikçe... şimdi gidip derdini kime anlatacaksın, yaşayan benim. Bunu içinden çıkarmanın imkanı var mı? Kimseye anlatamıyorum, unutayım diyorum, iyi ki alkolik olmadım... Çocuklarım var, torunlarım var onları düşünüyorum. Biraz daha yaşayayım diyorum, kendimi teselli ediyorum, yoksa dayanma gücüm bitmiş... şimdi sizden utanmasam ağlayacağım... kimseye bir şey bir şey demiyorum. O kadar darbelerden sonra hafıza kalır mı? Adam silahını dayamış her yanımızı delik deşik etmiş, başka daha bela varsa tanrı onu da versin kurtulayım. Ailede o darbeyi yiyenlerden bir ben kaldım. Hepsi öldü... dayanmak için mücadele ediyorum...
Ben bir şeyi merak ediyorum biliyor musun? İnsanlara bu kadar aci veren bir zihniyet, kendileri böyle bir acının içine düşse acaba ne düşünürlerdi? Başkalarının çocuklarını çalıp kendilerine evlatlık etmek, hizmetkar etmek..... Acaba kendileri bu duruma düşselerdi ve düşerlerse ne düşünürlerdi bu durumu çok merak ediyorum.
"Okumayı çok istiyordum. Yalvardım 'Abi ne olur beni de okula gönder,' dedim. Göndermedi. 'Seni Kuran okuluna gönderecem,' dedi."
"Asker vurdu o saçımı makineye. İyice beni 'keloğlan' yaptı. Oradan saçımı alınca bir de sıfıra vurdu, hiçbir şey kalmadı.
--reklam--
Dersim'in Kayıp Kızları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
!!! EDEBİ BİR ROMAN DEĞİL !!!
 
 "TOPRAKTIM DAYANDIM, TAŞ OLSAYDIM ÇATLARDIM(s/54)
 
 1925 Şark Islahat Planı'yla siyasal ve toplumsal hedefleri belirlenerek bizzat Başbakan İnönü'nün ağzından şöyle formüle edilmişti, "Vatan toprağı üzerinde yaşayan herkesi Türk ve Türkçü yapacağız. Türk ve Türkçülüğü kabul etmeyenleri sistemli biçimde kesip atacağız " (İsmet İnönü, Vakit gazetesi, 27 Nisan 1925)

 1926 yılında başlatılan 1938 de ise resmen uygulanan sözde "isyan" dedikleri Dersim katliamı. Belgeler açık, tanımlar net, yaşatılan ise asla hayal ürünü değil. Ermenilere, Rumlara Sûryanilere, Kürtlere ve diğer etnik kimliklere,  "Türk olacaksınız ya da kesip atacağız," diyen bir devlet anlayışının olduğu yerde katliam yapmak için kimsenin isyan etmesine gerek yoktu. Ve devletin dinini Sunni-İslam olarak belirleyen zihniyetin aynı dinden olmayanlara yaptıklarını kestirmek zor olmasa gerek. Sosyolog-yazar Mûfid Yüksel'in çevirdiği Dersim belgelerine göre, Dersim'de hareket emri 1926 yılından itibaren başladı. 

  Dersimlilerin bazı bölgelerde "tertelê çêneku" /kızların kıyımı dediği ve kızların askerler tarafından köylerden zorla toplanarak Elazığ Kız Enstitüsü'ne götürülmeleri 1950'li yıllara kadar devam eder. Okulun müdiresi Sıdıka Avar'ın "Dağ Çiçeklerim" dediği kızlara ve okula ilişkin anıları, aynı isimli kitapta yayınlanmıştır.
Peki kız ve erkek çocuklarına ne mi oldu dersiniz? O katliamdan ormana, mağaraya kaçarken kadınlar çocuklarına kıyılmasın diye kendi elleriyle öldürdükleri! hariç. Bunun tarifi yok o anın dehşetin mecburiyetin korkunun... Tecavüz edilmesin diye, gözleri önünde işkence edilmesin, öldürülmesin diye düşündükleri ve uyguladıkları çözümün!
Ailerinden zorla alınıp evlatlık verildi. Ve plan dahilinde. Belirli kesime verildi. Kesimin büyük çoğunluğu askeriyeden. Örneğin, dönemin başbakanı Celal Bayar,  sonraki yılların Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay gibi kişilerin evlerindeki Dersim kızlarının ve Kenan Evren gibi kişilerin eşlerinin, yakınlarının anlattıkları bilinmesi gerekenler kitapta mevcut.

Birleşmiş Milletler soykırım kriterleri;
a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
Dersim'de açıklanan resmi belgelere 13860 kişinin öldürüldüğü kabul edilmektedir gerçek rakamın bunun iki üç katı olabileceği tanık anlatımlarına dayanarak söylenebilir.
b)Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi
c)Grubun bütünüyle veya kısmen fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirmek;
Dersim'de evlerin yıkılıp yakılması ile yaşam alanlarının yok edilmesi ekinlerin yakılarak üretim alanlarının tahrip edilmesi hayvanlara ganimet olarak el konulması ve 14.610 kişinin zorunlu iskan adı altında Türk ve Sünni köyleri serpiştirilerek sürgüne gönderilmesi politikası devletin belgeleri ve tanıkların anlatımı ile açığa çıkmıştır.
d)Grubun içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
Dersim'de aileleri parçalamak amacıyla eşleri ayırarak farklı bölgelere sürgüne gönderilmesi hem yeni açığa çıkan belgeler hem de pek çok tanığın anlatımlarıyla orta yerdedir...
e)Gruba mensup çocukları zorla başka bir gruba nakletmek;
Dersim'de özellikle kız çocuklarının bir politika dahilinde ailelerinden alınarak bir kısmının yatılı okulları götürülmesi ve diğer bir kısmının da rütbeli askerlere ve bürokratlara verilmesi İki tutam saç Dersim'in kayıp kızları belgesel filmi ve elinizdeki bu kitapta okuyacağınız onlarca öykü ile açığa çıkmış ve belgelenmiştir Dersim katliamıyla Birleşmiş milletler'in insanlığa karşı işlenmiş suçlar kriterleri nasıl da örtüşüyor...

"Bunlar (askerler) tüfek çeviriyorlar bana, "Ağlama! Seni vuracağız." İstiyorum, beni vursunlar yani yaşamanın bir anlamı yok. İşkence yapıyorlar, aç bırakıyorlar ama öldürmüyorlar. S/60 
Kürtçe konuşursan seni öldürürüm, seni okula değil Kur'an kursuna göndereceğim, hizmet etmek için buradasınız gibi daha çok baskılayıcı eylem görebilirsiniz okudukça. Asimile edilmişiniz, soyunuz kayıtlardan silinmiş, aileniz göz önünde öldürülmüş ya da sürgüne gönderilmiş, kardeşlerinizden bir haber, hiç bilmediğiniz insanlara verilip onların yanında dilinizi dininizi değiştirilmek zorunda kalmışsınız. O zamanın küçük kız/erkek çocukları şimdinin yaşlı teyze ve amcaları. Yıllarca savaş vermişler kimi sonuç almış kimi hala aslını bulamamış, kimi hala arıyor. O çocukların yaşı 2 yaş ile 10 yaş arasındaydı üstelik. 

Kısaca özetleyemem, uzunca anlatacak iradeye sahip değilim.
 "Masum insanları öldürmenin utancını kapatacak büyüklükte bir bayrak yoktur..." Howard Zınn. (Mühübe) 
Dersim'de yaşanan acılar, sürgünler, ölümler...
Nezahat Gündoğan ve Kazım Gündoğan'ın dönemle ilgili araştırma ve incelemelerinden oluşan bir kitap.
Daha çok dönemi yaşayanların yıllarca sustuktan, anlatamadıktan sonra anımsayabildiklerinden oluşan bir söyleşi, anılar derlemesi.
Henüz kitabın başında "isyan yoktu, yaşananlar bir katliamdı" söylemi yazarların tarafsızlığına gölge düşürüyor. Resmî tarihi tabii ki bir tarafa bırakalım ama Koçgiri, Şeyh Said, Koç Uşağı, Seyit Rıza ayaklanmalarını, Osmanlı'nın yıllarca bölgeye giremediğini, bölgenin feodal yapısını, aşiretlerin hakimiyetini ve bölgede özerk bir yapı oluşturma isteklerini de gözardı etmeyelim.
Sonuçta Osmanlı bitmiş, yeni bir devlet kurulmuş. Kurulan yeni devlet elbette egemen olmak isteyecek, kendisine karşı başkaldırıları cezalandırılacak. Ķeşke bu çatışmada sivil halka zarar verilmeyebilseydi. Ölümler, sürgünler, asimilasyonlar yaşanmasaydı. İsyan eden silahlı aşiretler yok edilip sivil halka güvenli bir ortam sağlansa ve köylerinde, kentlerinde yaşayabilselerdi. Ama olmamış, başaramamışlar.
Son olarak yaşananlar belgelere dayandırılmış deniyor ya. Ben birkaç belge dışında doyurucu bir şey göremedim. Yazılanların daha çok belgelendirilmesini ve bir kaynakçayla bitirilmesini isterdim. Sonuçta yaşananları birinci ağızdan okumak acı veriyor ama tarih yazacaksanız belgelere dayandırmalısınız. Yoksa yazdıklarınız söylenti olur, rivayet olur. Üzgünüm. (İlhan Engin) 
Kayıp kadınlar ve acıları: Bazen sadece susarsın.! Acılara bırakır gidersin kendini o yaşanmışlıklarda sende kendi payına düşeni alırsın. Hayat neydi bu yaşam dediğimiz Kaos neyin nesiydi.? Okudukça her sayfaya göz yaşı döktüğüm tarihin içinden kaybolmuş hayatlara. Dünü bilmiyorsak bugünden kalmakta boş bir yalan gibidir. (Tamara) 
--reklam--
Dersim'in Kayıp Kızları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Kazım Gündoğan - Dersim'in Kayıp Kızları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dersim'in Kayıp Kızları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Kazım Gündoğan Kimdir?
1963 yılında (Tunceli), Ovacıkta doğdu. 1980 askeri darbesiyle birlikte Dersim'den ayrılarak İstanbul'a yerleşti. Politik düşünceleri nedeniyle toplam on yıl değişik hapishanelerde tutuldu. 2002 yılında serbest bırakıldı. Çeşitli gazete ve dergilerde değişik isimlerle makale ve araştırma yazıları yazdı. Munzur Akmazsa, İki Tutam Saç - Dersim'in Kayıp Kızları belgesel filmlerinin araştırmacılığını ve yapımcılığını üstlendi. Araştırmacı ve yapımcı olarak halen tarihsel ve toplumsal konulara dair çalışmalar yapmakta. Evli ve bir çocuk babasıdır.
--reklam--
Kazım Gündoğan Kitapları - Eserleri
Dersim'in Kayıp Kızları
Keşiş'in Torunları
--reklam--
Kazım Gündoğan Alıntıları - Sözleri
Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir

SENECA (Dersim'in Kayıp Kızları)
"Asker vurdu o saçımı makineye. İyice beni 'keloğlan' yaptı. Oradan saçımı alınca bir de sıfıra vurdu, hiçbir şey kalmadı. (Dersim'in Kayıp Kızları)
Bütün Dersimlilerden de özür diliyorum. Bütün Dersimliler derken düzeltiyim, bütün mazlum Dersimlilerden özür diliyorum. Başka ne diyeyim yani. Sonuç olarak Dersimliler derken bile bir ayrım yapmış olmanın üzüntüsü içindeyim. (Dersim'in Kayıp Kızları)
O acılar... gün geçtikçe soruyorum, benim suçum ne, niye çektim o acıları? Annemin suçu ne? Bazen bunlar aklıma geldikçe... şimdi gidip derdini kime anlatacaksın, yaşayan benim. Bunu içinden çıkarmanın imkanı var mı? Kimseye anlatamıyorum, unutayım diyorum, iyi ki alkolik olmadım... Çocuklarım var, torunlarım var onları düşünüyorum. Biraz daha yaşayayım diyorum, kendimi teselli ediyorum, yoksa dayanma gücüm bitmiş... şimdi sizden utanmasam ağlayacağım... kimseye bir şey bir şey demiyorum. O kadar darbelerden sonra hafıza kalır mı? Adam silahını dayamış her yanımızı delik deşik etmiş, başka daha bela varsa tanrı onu da versin kurtulayım. Ailede o darbeyi yiyenlerden bir ben kaldım. Hepsi öldü... dayanmak için mücadele ediyorum... (Dersim'in Kayıp Kızları)
"masum insanları öldürmenin utancını kapatacak büyüklükte bir bayrak yoktur ..." (Dersim'in Kayıp Kızları)
Kanamakta olan tarihsel ve toplumsal yaralar tedavi edilmeden sağlıklı bir toplumda yaşamak ve geleceği inşa etmek olanaklı değildir. (Dersim'in Kayıp Kızları)
"Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir." Seneca (Dersim'in Kayıp Kızları)
Ben bir şeyi merak ediyorum biliyor musun? İnsanlara bu kadar aci veren bir zihniyet, kendileri böyle bir acının içine düşse acaba ne düşünürlerdi? Başkalarının çocuklarını çalıp kendilerine evlatlık etmek, hizmetkar etmek..... Acaba kendileri bu duruma düşselerdi ve düşerlerse ne düşünürlerdi bu durumu çok merak ediyorum. (Dersim'in Kayıp Kızları)
"Okumayı çok istiyordum. Yalvardım 'Abi ne olur beni de okula gönder,' dedim. Göndermedi. 'Seni Kuran okuluna gönderecem,' dedi." (Dersim'in Kayıp Kızları)
"Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir." Seneca (Dersim'in Kayıp Kızları)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dersimin-kayip-kizlari-kazim-gundogan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)