# Dert Dinleme Uzmanı - Adalet Ağaoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Dert Dinleme Uzmanı kimin eseri? Dert Dinleme Uzmanı kitabının yazarı kimdir? Dert Dinleme Uzmanı konusu ve anafikri nedir? Dert Dinleme Uzmanı kitabı ne anlatıyor? Dert Dinleme Uzmanı PDF indirme linki var mı?  Dert Dinleme Uzmanı kitabının yazarı Adalet Ağaoğlu kimdir? İşte Dert Dinleme Uzmanı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dert-dinleme-uzmani-adalet-agaoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-02T08:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-04-02T08:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/02/adalet-agaoglu-kimdir-adalet-agaoglu-kitaplari-ve-sozleri-191440.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Adalet Ağaoğlu 
 Yayın Evi: Everest Yayınları 
 İSBN: 9786051417271 
 Sayfa Sayısı: 256 
--reklam--
Dert Dinleme Uzmanı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türkiye Cumhuriyeti'nin analizi niteliği taşıyan "Dar Zamanlar" serisinin dördüncü kitabı Dert Dinleme Uzmanı, Adalet Ağaoğlu'nun on sekiz yıl aradan sonra yazdığı roman.

Ağaoğlu, her dert dökümünün simgesel anlam ve çağrışımları olduğunun altını çizerek, toplumsal ahlakın bozulması, yozlaşması ve sonunda bireyin kendisinin bile farkına varamadığı değişim ve dönüşümünü muzip bir dille anlatıyor.

Yayınevinde çalışan bir editör, başkalarının kitaplarını titizlikle düzeltirken, içinden geçtiği çağrışım, anı ve hesaplaşma karmaşasıyla boğuşur ve bu süreçte yaşadıklarını defterine hatırında kaldığı gibi çalakalem kaydeder. Sonuçta, metinlerin ve gündelik dilin birbirine karıştığı yepyeni bir anlatım çıkar ortaya.

Dert Dinleme Uzmanı'nda isim, zaman, mekân belirsiz; çünkü günümüzde kalıcı olan adlar değil görsellik. Hayatımız şifreler üzerinden akıp gitmekte, ta ki kendimize tamamen yabancılaşıncaya kadar.

"Büyük incelik ve iyilik hassasiyeti, kötülüğün kötüsünden daha mı beterdir acaba? Ömrüm bunun yanıtını aramakla geçecekti ve öyle oldu galiba.

Kırmızı kaleme paydos

Hayattan ânlık sıçrayışlar

Defter kâğıtlarının tersine geç bakalım:
Bilmiyorsunuz ama sizin de sonunuz yaklaşıyor önlü arkalı sayfalar!.."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Dert Dinleme Uzmanı Alıntıları - Sözleri
Büyükbabamın babama en sık öğüdü: "İncitilirsen de incitme..." olurmuş.
Kitap! Okunduğunda kimsenin hayatı pat diye değişmiyor ama, gelecek adına "hayat" lar kayda geçiyor.
Kişisel haklarımızmış, sevsinler. Kadının en büyük düşmanı bunun gibi kadınlardır.
Sustum. Sustu. Sustular.
Adım ortalıkta dolaştıkça kitaplarım satar oldu; sen de bu kaideyi hiç aklından çıkarma: Nerde kasıtlı taşlama, orda daha yukarı fırlama.
Kimbilir belki de kendimizden yek parmak aşağıdakiler beni hiyerarşi düşkünlerinden biri sanmasın, kendilerini küçük gördüğüm zehabına kapılmasınlar diye taksilerle hiç arkaya yangelip oturarak çek şuraya, git buraya, kaç paraya, yok paraya'cıların borçlarını ödeyebilecekmişim gibi, hep şoförün yanıbaşında oturmayı huy edinmişimdir.
Tertemiziz: Birlikte yaşanmış bir ardımız yok, dolayısıyla önümüz de...
Kitap! Okunduğunda kimsenin hayatı pat diye
değişmiyor ama, gelecek adına "hayat"lar kayda geçiyor.
Gitgi­ de seni ne kadar beğeniyorum bilemezsin, ah ne olur sözleştiğimiz gün ve saat gelsin artık, deyip duruyorum. Senin yanında olmaya canatıyorum. Fikirlerini dinlemek, yani işte, açıkça söyleyeyim, ki­ tabım üstüne yaptığın son derece yararlı öneriler sayesinde inan ki kendimi sevmeye bile başladım."
o hoş gülümsemesi yok mu, hiç aklımdan çıkmıyor.
Bir de kızım vardı;var yani çok şükür.Şimdiki erkekler erkek mi ,diye diye hiç evlenmedi ;halbuki okudu;yüksek diploma bile aldı ;lakin o da kalktı memleketin taa öteki ucundaki üniversite mi neyse,oraya,ezilen kadınları uyandırmaya gitti.Sanki annesi tek başına ezilip durmuyor da.
Halkımız şu, halkımız bu deyip geçmekteyiz ama, bir marangozcuk bile, ya fotoğraftaki yazarı ya da dizeleri bir kağıda yazılarak duvara asılmış şairimizi tanımakta!
Sustum. Sustu. Sustular.
--reklam--
Dert Dinleme Uzmanı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dert Dinleme Uzmanı: Ağır bir dili olduğu için çok rahat bir kafa ile okumak ve her satırı hatırlamak gerekiyor. Bir editörün hem düzenlediği kitaplardan hem başına gelenlerden oradan oraya atlayarak aldığı notların kurgusu (Deniz Süerkan) 
Dert Dinleme Uzmanı, Adalet Ağaoğlu’ndan okuduğum dördüncü kitaptı. Adalet Ağaoğlu’nun kitapları hakkında genel bir fikre henüz sahip olabilmiş değilim, bir kitabını çok beğeniyorsam diğerini çok zor bitirebiliyorum. Dert Dinleme Uzmanı da yavaş ilerleyebildiğim kitaplardandı.

Öncelikle kitabın kapak tasarımını, özelikle de kapakta yer alan resmi (Meret Oppenheim, Object, Paris, 1936), çok beğendiğimi belirtmek isterim. Vikipediye erişimin serbest olduğu zamanlarda bu resim ile ilgili şurdan bilgi almıştım: https://en.m.wikipedia.org/...A9jeuner_en_fourrure)
Şimdi ise eğer bilgi almak isterseniz şu sayfaya bakabilirsiniz: https://www.moma.org/learn/moma_learning/meret-oppenheim-object-paris-1936

Kitap, yakın çevresinde adı ‘‘Dert Dinleme Uzmanı’’na çıkmış olan bir editörün, yaşam öyküsünü, yakasına yapışıp ona dert döken insanlardan dinlediği dertleri, düzeltme yaptığı kitaplara dair izlenimlerini yazdığı bir defterde anlatılanlardan oluşmaktadır.

Kitabın kahramanı olan editörümüzün etrafındaki herkes -eski kayınvalidesinden tutun da her zaman gittiği kahvede karşılaştığı profesöre kadar- yakasına yapışıp ona derdini döküyor. Editörümüz ise hiç sesini çıkarmadan herkesi aynı incelikle dinliyor. Bu yönü itibariyle Dert Dinleme Uzmanı isminin hakkını sonuna kadar veren bir eser. Ancak editörümüzün geçmiş yaşantısı da acılarla ve kayıplarla dolu yani kendi derdi de başından aşmış durumda. Bir de üstüne dinlediği dertler de eklenince çözümü bütün bunları yazmakta bulmuş olacak ki ortaya böyle bir defter(elimizdeki eser) çıkmış.

Adalet Ağaoğlu’nun kendine özgü üslubunu, inceden inceye verdiği topluma, aydın veya zengin kesime, kadın erkek ilişkilerine dair eleştirilerini bu kitapta da bulmak mümkün. Oldukça uzun cümlelere yer vermesi, olaylar arasında geçişlerin çok hızlı olması, anlatılan kişilerin çoğunlukla isimleriyle değil de kişisel özellikleriyle(ya da editörümüzün onlara taktığı isimlerle) anlatılması kitaptan sıkılmama neden oldu ama yine de sonunu getirebildim.

Az da olsa beğendiğim bir kitaptı. Ancak, benim gibi yazarın tüm kitaplarını okumak gibi bir hedefiniz yoksa eğer, okuma listenizde gereksiz yer kaplamamasını ve okumayı daha çok istediğiniz başka kitaplar varsa onlara ayıracağınız vakti bu kitap ile harcamamanızı tavsiye ederim. (•••MERVE•••) 
Dar zamanlar üçlemesini çok sevmiştim, bu 4.imiş, diğer üçünden çok farklı. tema aynı, dönem dönem Türkiye analizi, değişim, dönüşüm eleştiriler vs. Farklı üslup, aslında bu daha kişisel bir kitap olmuş sanki adalet Ağaoğlu kendi kişisel hesaplaşmalarını oldukça şifreli biçimde neredeyse hayatını bilmeyenlerin hiç çözemeyeceği şekilde yazmış. O yüzden okuması hayli zor, kitabı çözmek benim için imkansız ( adalet Ağaoğlu okumaya başlamak isteyenler için en kötü seçim) #adaletağaoğlu #dertdinlemeuzmanı (Fk) 
--reklam--
Dert Dinleme Uzmanı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Adalet Ağaoğlu - Dert Dinleme Uzmanı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dert Dinleme Uzmanı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Adalet Ağaoğlu Kimdir?
Adalet Ağaoğlu (d. Nallıhan, Ankara 1929) romanlarıyla ünlü Türk yazar.
20. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli romancılarından biridir. Türkiye'nin değişik dönemlerini ve bu dönemlerin insan hayatlarına etkisini inceleyen eserler vermiştir. Romanları dışında hikaye, oyun, deneme, anı türünde eserler verir.

13 Ekim 1929'da Nallıhan'da dünyaya geldi. Babası, kumaş tüccarı Hafız Mustafa Sümer'dir. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu ve tek kızıdır. Kardeşleri Dr. Cazip Sümer (1925-1975), oyun yazarı, oyuncu Güner Sümer (1936-1977) ve işadamı Ayhan Sümer (1930)'dir.

İlköğrenimini Nallıhan'da tamamladıktan sonra 1938'de ailesi ile birlikte Ankara'ya yerleşti[2] . Ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1950 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

Edebiyata ilgisi lise yaşamında şiirlerle başladı, kısa bir süre sonra oyun yazarlığına yöneldi. İlk defa 1946'da Ulus gazetesinde tiyatro eleştirileri yayımlayarak yazarlığa başladı. 1948-50 arasında Kaynak Dergisi'nde şiirleri yayımlandı.

1951-1970 yılları arasında TRTde çeşitli görevlerde bulundu. Ankara Radyosu'nda göreve başladığı yıl ilk radyo oyunu olan "Aşk Şarkısı'nı" yazdı. Raddyo'da görev yaparken tiyatro oyuncusu ve yönetmen dört arkadaşı (Kartal Tibet, Üner İlsever, Çetin Köroğlu, Nur Sabuncu) ile birlikte Ankara'nın ilk özel tiyatrosu olan "Meydan Sahnesi"'ni kurdu[1]. Meydan Sahne Dergisi'ni çıkardı. 1953 yılında tiyatro konusunda görgü ve bilgisin arttırmak üzere Paris'e gitti[1]. 1953'te Sevim Uzungören'le birlikte yazdığı "Bir Piyes Yazalım" tiyatro oyunu aynı yıl Ankara'da sahnelendi. 1954 yılında mühendis Halim Ağaoğlu ile evlenen sanatçı, ilk romanını yazana kadar oyun yazarlığını sürdürdü. Üst üste yazdığı oyunlarla altmışlı ve yetmişli yılların önde gelen oyun yazarlarından oldu. TRT'nin özerkliğine el konulması gerekçesiyle TRT Radyo Dairesi Başkanlığı'ndan 1970 'te istifa eden sanatçı o tarihten bu yana yazarlıktan başka bir işle uğraşmadı. Edebiyat yaşamının bazı dönemlerinde "Remüs Tealada" ve "Parker Quinck" gibi takma adlar kullanmıştır.

İlk romanı Ölmeye Yatmak, 1973'te yayımlandı. Bu ilk romanından itibaren tüm eserleri yoğun tartışmalara konu oldu. Ölmeye Yatmak, daha sonra yazdığı Bir Düğün Gecesi(1979) ve Hayır (1989) adlı romanlarla bir üçleme oluşturdu ve birçok ödül kazandı. Bir Düğün Gecesi ve Hayır romanları yayınlanır yayınlanmaz, ikinci romanı olan Fikrimin İnce Gülü, dördüncü basımında toplatıldı[3]. "Fikrimin İnce Gülü" romanı hakkında, "askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif (küçük düşürmek)" suçlamasıyla hakkında 1981 yılında dava açılan Ağaoğlu, iki yıl süren davanın ardından aklandı. "Düğün Gecesi" ise soruşturma aşamasında kaldı[4]. Dönemin üç önemli roman ödülüne layık görülmüş olan Bir Düğün Gecesi adlı roman için ayrıca Aldous Huxley'den aşırma olduğu suçlaması ortaya atıldı ve uzun tartışmalara sebep oldu.

Öykü kitapları, denemeler, anı-roman türünde eserler de yayımlayan Ağaoğlu 1991 yılında Çok Uzak Fazla Yakın'la oyun yazarlığına döndü. 1983 yılından beri İstanbul'da yaşayan Ağaoğlu, halen yazmayı sürdürüyor.

Adalet Ağaoğlu'ile ilgili yazıları bir araya getiren arşiv eşi Halim Ağaoğlu tarafından hazırlanmış ve 2003'te Adalet Ağaoğlu'nun yazarlığının 55. yılı anısına Herkes Kendi Kitabının İçini Tanır adı ile basıldı.

1996'da ciddi bir trafik kazası geçiren ve iki yıl hastande yatan Adalet Ağaoğlu[6] için Can Yücel'insöylediği "Sen Türkiye'nin en güzel kazasısın" sözü [kaynak belirtilmeli], Feridun Andaç'ın Adalet Ağaoğlu ile yaptığı nehir söyleşi tarzında bir kitabın adı oldu. Kitap, 2006'da basıldı.

Ağaoğlu, 1986'da kurulan İnsan Hakları Derneği'nin kurucuları arasında yer almış ancak Temmuz 2005'de İHD'nin tek yanlı ırkçı-milliyetçi bir tutum takındığını belirterek ve "PKK yanlısı politika izliyorlar" diyerek istifa etti. Son olarak Ermenilerden özür dileme kampanyasına katılmıştır.

Eserleri

Tiyatro ve Radyo Oyunları
Yaşamak - 1955
Evcilik Oyunu - 1964
Sınırlarda Aşk - 1965
Çatıdaki Çatlak - 1965
Tombala - 1967
Çatıdaki Çatlak 1967
Sınırlarda Aşk-Kış-Barış 1970
Üç Oyun: Bir Kahramanın Ölümü, Çıkış, Kozalar 1973
Kendini Yazan Şarkı 1976
Çok Uzak - Fazla Yakın 1991
Duvar Öyküsü - Çocuklar ve Büyükler için Müzikli Danslı Oyun 1992
Çağımızın Tellalı 2011

Roman

Ölmeye Yatmak 1973
Fikrimin İnce Gülü 1976
Bir Düğün Gecesi 1979
Yazsonu 1980
Üç Beş Kişi 1984
Hayır... 1987
Ruh Üşümesi 1991
Romantik Bir Viyana Yazı 1993

Öykü

Yüksek Gerilim (1974)
Sessizliğin İlk Sesi 1978
Hadi Gidelim 1982
Hayatı Savunma Biçimleri 1997

Deneme

Geçerken 1986
Karşılaşmalar 1993
Başka Karşılaşmalar 1996
Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar 2002
Yeni Karşılaşmalar 2011
Mektup [değiştir]
Mektuplaşmalar (Mehmet Baydur ile birlikte) 2005

Anı
Göç Temizliği 1985
Gece Hayatım 1991
Günlük - Günce [değiştir]
Damla Damla Günler 2004
Damla Damla Günler I-II-III 2007

Ödülleri

1974- TDK Tiyatro Ödülü
1975- Sait Faik Hikaye Armağanı, Yüksek Gerilim ile
1979- Sedat Simavi Edebiyat Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile
1980- Orhan Kemal Roman Armağanı Bir Düğün Gecesi ile
1980- Madaralı Roman Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile
1991- Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü, Çok Uzak Çok Yakın ile
1997- Aydın Doğan Roman Ödülü, Romantik Bir Viyana Yazı ile
--reklam--
Adalet Ağaoğlu Kitapları - Eserleri
Ölmeye Yatmak
Bir Düğün Gecesi
Fikrimin İnce Gülü
Hayır...
Ruh Üşümesi
Üç Beş Kişi
Yüksek Gerilim
Yazsonu
Romantik
Sessizliğin İlk Sesi
Dar Zamanlar
Düşme Korkusu
Dert Dinleme Uzmanı
Hadi Gidelim
Göç Temizliği
Hayatı Savunma Biçimleri
Gece Hayatım
Damla Damla Günler I
Damla Damla Günler
Karşılaşmalar
Çok Uzak Fazla Yakın
Geçerken
Başka Karşılaşmalar
Toplu Oyunlar-2
Duvarların Dışında
Toplu Oyunlar - 1
Yeni Karşılaşmalar
Kendini Yazan Şarkı - Evcilik Oyunu
Duvar Öyküsü
Damla Damla Günler 2
Çağımızın Tellalı
Sessiz Bir Adam
Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar
Toplu Oyunlar 3
Damla Damla Günler 3
'An'ların Uzun Soluklu Yazarı
Halim'e İthaflar
Damla Damla Günler 1 / 2
Damla Damla Günler 4
Mektuplaşmalar
Okurunun Yazarı
Toplu Oyunlar
Gece Hayatım
Sessizliğin İlk Sesi
Toplu Öyküler 2
Toplu Öyküler 1
Şiir ve Sinek
Damla Damla Günler - 3
Göç Temizliği
--reklam--
Adalet Ağaoğlu Alıntıları - Sözleri
Sevinç, yaratıcı değildir. Acı, dürter. (Geçerken)
Şöyle üç gün üç gece, yerimden kıpırdamadan uyumak istiyorum. Kendimi öyle yorgun hissediyorum ki.. (Çağımızın Tellalı)
İnsan özlemdir. Kavuşmak için bir aranıştır. Bu yüzden, kendi varlığını tanır tanımaz kişi, bir eş ya da dosttan yoksun kaldığını anlar... (Üç Beş Kişi)
İnsan kendisinin yabancısıdır. (Damla Damla Günler)
Tarihe sorulsa çiğ ve çok atılgan elektrik ışığının bir aydınlık körlüğüne yol açtığını da söyleyebilir bize. Öyle olmasa, Batı Uygarlığı 2000'e artık sadece yedi yılın kaldığı günümüzde din ve ırk kavgalarını görmezlenir miydi? (Başka Karşılaşmalar)
Hem sürekli unutulmak, hem sürekli göz önünde tutulmak. (Üç Beş Kişi)
"Geçmişin kokusu yoktur. Geçmiş erir; kan ve alınteri buharlaşır, havaya karışır gider. Elle tutulur, gözle görülür biçimde geriye kalacak olan sadece taşlardır. Yoksullara seyirlik bir cennet sunmak için zenginlerin yaptırdığı işte bu taştan, mermerden saraylar, duvarlar, heykeller, kiliseler, manastırlar, surlar ve kalelerdir." (Romantik)
Genç Kadın: Ölmek mi? Niçin ölmek? İnsanca yaşamak ve yarınların daha güzel olacağına inanırken ölümü düşünmek niye?
 Ressam: Geçmiş artık çekici değil. Gelecekten de bir şey umulamaz. Her şey gülünç, çirkin, kaba ve budalaca. (Sessiz Bir Adam)
Hak var, hukuk yok. Hukuk var, hak yok. Yazar var, kitap yok. Kitap var, yazar yok. Satış var, okur yok. Okur var, satış yok. (Geçerken)
Gece hayatı gerçek bir yalnızlıktır. Kimse elinden tutamaz, sen kimsenin elinden tutamazsın; asıl yalnızlık gece hayatlarının yalnızlığıdır... (Gece Hayatım)
Yaşam, onun cebinde, hiç bozdurulmamış paralar gibi bütün bütün, yepyeni
duruyordu. (Hadi Gidelim)
Yarın bu düzen değişince, ülkenin yine ekonomistlere, mühendislere, mimarlara, yargıçlara gereksinimi olacak. Ama siz bu alanları size karşı olanların eline bırakmak niyetindesiniz. Gerçekçi bir tutum değil bu. (Bir Düğün Gecesi)
Özgürlük yolu bitmez ve çok pahalı. (Yeni Karşılaşmalar)
Ben de roman yazıyordum ve bu arada kurup kaldırdığım sofraları, ocakta unutup yaktığım yemek tencerelerini; günlük hayatla yaratı sancıları arasında açılan uçurumu bile düşünmüyordum. Romanlık bir rüya sahnesine romanlık bir final arıyordum ve hep gökte arıyordum. (Gece Hayatım)
"Kadını özgür olmayan ülkenin erkeği de özgür değildir" (Ölmeye Yatmak)
"İnsanları sevindirmek, onları biraz gülümsetmek, onların kaygılı yaşamlarını ta içten, yürekten patlayan gülüşlere dönüştürmek isterdim," diyor. "Ama çiçeklerimiz bir demet hüzünken..." (Sessizliğin İlk Sesi)
Düşünüyorum da, çok değil, ama bize gerekli üç beş sağlam değer ölçüsünden giderek yoksun kalan toplumumuzda, yani “her şeyin bunca belirsizleştiği, temel değerlerin üstünü yoğun bir sisin kapladığı” şu ortamda bizim de kurcalamamız gereken nice sorun, üstünden örtüsünü kaldırmamız gereken ne kadar çok hayat var... Ve ölüm... (Geçerken)
"Derin sessizlik. Kuyu gibi. Şimdi beni artık bu sessizlik korkutmakta." (Gece Hayatım)
Bir fikri olmakla bir fikir olmanın hiç de aynı şey demeye gelmediğini anlatan fırsatlar... (Ölmeye Yatmak)
Ne oluyorsa benim içimde oluyordu.Dışımdaki hiçbir şeye egemen değildim.. (Yazsonu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dert-dinleme-uzmani-adalet-agaoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)