# Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet - Halil İnalcık Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet kimin eseri? Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet kitabının yazarı kimdir? Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet konusu ve anafikri nedir? Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet kitabı ne anlatıyor? Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet PDF indirme linki var mı?  Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet kitabının yazarı Halil İnalcık kimdir? İşte Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/devlet-i-aliyye-ayanlar-tanzimat-mesrutiyet-halil-inalcik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-19T22:00:08+03:00
- Güncelleme: 2022-05-19T22:00:08+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/19/halil-inalcik-kimdir-halil-inalcik-kitaplari-ve-sozleri-226506.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Halil İnalcık 
 Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları 
 İSBN: 9786053328971 
 Sayfa Sayısı: 584 
--reklam--
Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Devlet-i 'Aliyye'nin birinci cildi Osmanlı Devleti'nin bir beylikten Balkanlar ve Ortadoğu'ya hükmeden güçlü bir imparatorluğu dönüşümünü konu alır. İkinci cilt padişah otoritesinin zayıfladığı ve yok olduğu 17. yüzyılın ilk yarısındaki iktidar mücadelesini inceler. Üçüncü cilt ise merkezi devlet otoritesinin yeniden kurulduğu Köprülüler dönemini, Orta- Avrupa'da Habsburglarla süren uzun iktidar mücadelesini, mali ve siyasi bunalıma karşı çözüm arayışlarını ayrıntılarıyla ele alır.

Devlet-i 'Aliyye'nin dördüncü cildi, Osmanlı Devleti'nin geçirdiği askeri ve mali dönüşümü mercek altına alarak başlıyor. 18. yüzyılda güç kazanan âyânların kurduğu düzene karşı merkezi otoritenin yeni yöntem arayışlarıyla devam ediyor.
--reklam--
Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet Alıntıları - Sözleri
O zaman bu şartlar, bizzat saray çevresinde saltanat bağımsızlığına aykı­rı, yani padişahın mutlak otoritesini sınırlayıcı mahiyette görülmüştü. Fakat fiilen bir diktatör olan Alemdar'ın idaresine karşı gelmeye kim­se cesaret edemedi. Sarayca şimdilik onaylanması, sonra kaldırılması kararına varıldı. Nihayet vergilerin, padişahın vükelası ile hanedan­lar arasında müzakere yolu ile kararlaştırılacağı maddesi, padişahın  otoritesini sınırlayıcı niteliği bakımından özellikle kayda değer.
Etnik kökenini deşmek isteyenlere karşı Ziya Gökalp'in cevabı açıktır: "Atalarım Türk olmayan bir bölgeden( Çermik) gelmiş olsa bile, kendimi Türk sayarım, çünkü bir adamın milliyetini tayin eden ırki menşei değil, terbiye ve duygularıdır." Ziya'nın milli kimlik hakkında bu görüşü,modern Türkiye'nin millet-vatandaş anlayışına esas olmuştur.
'Siyasî iktidar, dürüst seçimler sonunda işbaşına geçenlerin anayasa ile bağlı olarak kullanmakla ödevli oldukları yetkiler bütünü mü idi, yoksa bu meclis çoğunluğunun her isteğini yapabilme kuvveti miydi?' Muhalif gazetecilerin katli, tehditler, işkenceler, baskı altında yapılan seçimler, hükümet darbesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin başvurduğu başlıca kanunsuz işlerdi.
Tanzimatçılar devleti laikleştirme, dini devletten ayırma hareketinde ilk adımı atmış bulunuyorlardı. Onlar evvelce yalnız Şeriatın idare ve kontrolü altında olan birçok kamu hizmetlerini gittikçe laik Batı kanun ve nizamlarına tâbi tutmuşlar, ulemânın faaliyet alanını gittikçe daraltmışlar, gayrimüslim cemaatler için olduğu gibi dini hukuku, miras, evlenme gibi şahsi hukuk sahasına indirgemeye çalışmışlardır.
Jön Türklerin temsil ettiği siyasi felsefe, Fransız devrim prensiplerini benimsemiştir. Devlet, Tanrı'nın bir hanedana bağışla­dığı bir imtiyaz değil; halkın hür iradesinin yarattığı bir kuruluştur.
Ayanlar ile kadılar arasındaki anlaşmazlıklarda ise devlet genellikle ayanların yana olma eğilimindeydi.
Balivet: “Türklerin anadolu ve Rumeli de hıristiyan çoğunluk içinde nasıl olup da egemen bir grup olarak yaşadığını sorgular. İstilanın bir yok etme ve yerine geçme değil bir uzlaşma ve özdeşleşme olduğu sonucuna vardık
Abartısız söylenebilir ki, bugünkü Avrupa'nın siyasî coğrafyası Osmanlı etkisi hesaba katılmadan anlaşılamaz.
Sened-i İttifak, bir savaş ve ihtilal ortamı içinde iktidarı ele alan ayanlar tarafından padişahın mutlak otoritesi karşısında açıkça ken­dilerinin durumlarını garanti altına almak amacıyla kabul ettirilmiş bir belgedir.
Modern Avrupa'nın yalnız siyasi çehresi değil, dini haritasının yerleşmesinde de bugün tarihçi, Osmanlı faktörüne önemli bir yer vermektedir. Almanya'da Protestanlığın yerleşmesinde Osmanlı tehdidi, kuşkusuz en önemli faktörlerden biridir.
Damat İbrahim Paşa, Yirmisekiz Mehmed Çelebi'yi 1720'de Paris'e gönderdiği zaman, ona verdiği talimatta, "Avrupa'daki yeni keşifleri öğren ve onları bize bildir" diye talimat vermiştir. Bu belge, bizde Batılılaşmanın ilk manifestosu sayılabilir.
Osmanlı toplumunda cami kürsülerinde cumaları halka hitap eden vaizler, hutbeleri ile halk üzerine daima etkili olmuş; ayaklanmalara önayak olmuşlardır.
'Devlet, Tanrı'nın bir hanedana bağışladığı imtiyaz değil, halkın hür iradesinin yarattığı bir kuruluştur.'
Gelenekçi Osmanlı devlet anlayışında hükümdarın şahsında toplanan devlet otoritesi, devletin özünü teşkil eder ve bir gayedir. Gülhane Hattı'nda da devletin güvenliği askere, asker paraya, para da reaya için adil bir idere kurulmasına bağlı olarak görülmüştür.
--reklam--
Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Osmanlı'da yüzyıllardır hakim olan toprak düzeninin bozulmasına ve savaşlarda ateşli silahlara ihtiyacın artmasına bağlı olarak, kırsalda Ayanların varlığı ortaya çıkmış ve her geçen zaman da güçleri artmıştır. Mukaata arazilerinin sık sık yaşanılan savaşlar nedeniyle nakit paraya ihtiyacın artmasının sonucunda, kira usulü ile verilen toprakların Malikâne usulü ile verilmesi bunda büyük pay sahibi olmuştur. Öyle ki 2. Mahmud'u tahta çıkaran Alemdar Mustafa Paşa da bu özellikte biriydi. Yine bu Paşanın etkisi ile 2. Mahmud ile Ayanlar arasında Senedi İttifak imzalanmış ancak sonrasında 2. Mahmud'un Ayanları bertaraf etmesi ile bu sözleşme unutulmustur. Böylelikle 2. Mahmud yeniden merkezi yönetimi güçlendirerek kısa süreli ademi merkeziyetciligi bertaraf etmiş olmaktadır.

2. Mahmud sıkı bir yenilik teşebbuslerine başlamış hatta bu yüzden adı Gavur Padişaha çıkmıştır. Oldukça zorlu bir dönemden geçen devleti, bu dönemde özellikle Yunan İsyanı ve Kavalali Mehmet Ali Paşa yogun bir şekilde ugrastirmistir. Devlet çaresiz kalarak denize düşen yılana sarılır diyerek Ruslara yanaşmış ve Hünkar İskelesi Antlaşması ile Boğazlarda son kez egemen devlet olarak davranmıştir. Akabinde Rusların sıcak denizlere inerek güçlenmesini istemeyen İngilizler devreye girerek Londra Konferansı ile Boğazlar meselesini uluslararası arenaya taşımıştır. Yine İngiltere ile Balta Ticaret sözleşmesi yapılarak Osmanlı açık pazar haline gelmiştir.

Aslında 2. Mahmud'un planı olan Tanzimat Fermanı onun ölümü nedeniyle oğlu Abdülmecid zamanında ilan edilerek ilk defa bir Osmanlı padişahı yasalara uyacagini taahhüt ederek, yasaların gücünü kendi gücünden üste koymuştur. Bu ferman ile halkın can ve mal güvenliği kesin bir şekilde sağlanmak, mahkemelerin halka açık hale gelmesi, cezaların hukuk çerçevesinde verilmesi, askerlik hizmetinin düzenlenmesi, reayada din farkı gözetmeksizin bir vergi düzeni kurulması, yerel yönetimlerde farklı dinden reayanin da içinde bulunduğu meclislerin olacağı bir düzen teşkil edilmek istenmiştir. Fermanı hazırlayan Mustafa Reşid paşa, devlet yönetimde bürokrasinin gücünü artırmak istemiş, bunun için ulemanin yönetimdeki gücünü kırmak istemiştir; bundan dolayi ulemadan da yoğun tepki almıştır. Lakin Paşanın kurmak istediği düzende temeli toprak yönetiminde ve vergi sisteminde atacağı reformlar teşkil etmektedir. Bunu başaramayip Balkanlarda çıkan isyanlar ile de Paşa görevini bırakmıştır. Buna karşın Tanzimat Fermanı ile Osmanlı'da yeni bir dönem başlamıştır.

Yine Abdülmecit zamanında Kırım savaşı akabinde İslahat Fermanı ilan edilmiştir. Bu ferman ile özellikle azınlıkların durumlarının iyileştirilmesi hedeflenmis ve bu yüzden de Müslüman ahalinin yogun tepkisi alınmıştır. Bu iki ferman ile Osmanlı'da aydınlar arasında olsun devlet kademesinde olsun, devleti dağılmadan kurtarmak için Osmanlilik fikri temel alınmıştır. Jön Türkler vasıtasıyla Abdülhamid'e 1. Meşrutiyet ilan edilmiştir, nitekim Abdülhamid bunu ilan edeceği sözü verdiği için tahta geçirilmiştir. Hemen ardından Ruslar ile 93 harbi yaşanmıştır. Bu savaşta Osmanlı çok ağır bir şekilde mağlup olmuştur. Rusların her istediğinin kabul edilmek zorunda kalindigi Ayastefanos Anlaşması imzalanarak, imparatorluk doğuda, Elviye Selase adı verilen Kars, Ardahan, Batum'u ve buna ek olarak Doğu beyaziti kaybetmiş. Batıda, Romanya, Sırbistan, Karadağ kaybetmiş, Bosna Hersek Avusturya'ya bağlanmıştır. Rusya azınlıkların koruyucusu olarak kabul edilerek Osmanlının iç işlerine müdahale etme hakkını hukuken kazanmıştır. Buna ek olarak Balkanlarda büyük Bulgaristan krallığı olusturulacaktir. Zaten İngilizler için dananın kuyruğu burada koptugundan dolayi, hemen devreye girerek tarafları ve birtakım Devletleri toplayarak Berlin Konferansını vermiştir. Burada Ayastefanos'tan farklı olarak Doğu beyazit Osmanlı'ya verilmiş, büyük Bulgaristan'a müsaade edilmemiştir. Ermeniler için İslahatlar yapılması öngörülerek Ermeni meselesi uluslarası alana taşınmıştır. İngilizler, Rus tehdidini bahane ederek 1878 ve 1882'de Kıbrıs ve Mısır'ı almıştır. Böylelikle de uzun zamandır politikası olan, Osmanlının toprak bütünlüğü politikasını terk etmiştir. Çünkü artık bu iki önemli mevkiye kendisi hakim olduğu için, sömürgelerine giden yolları koruyacak bir Osmanlıya ihtiyacı kalmamıştır. Bu nedenle Abdülhamid, Batı'dan yani İngiltere'den uzaklasmistir. Mebusan Meclisini dağıtıp Istibdat rejiminde odak noktasını Almanya'ya yaklaşmak üzerine kurmuştur. Buna ek olarak resmi politikası İslamcilik olmuştur. Bu nedenle Hint Müslümanlarına destek olmaya çalışmış, Orta Afrikaya yolladığı görevlilerle o bölgede İslamın yayılmasına neden olmuştur. Buna ek olarak İngiltere'ye muhalif olan İrlandalılari desteklemistir. Almanlara yaklaşma ile politikası ile beraber demiryolları büyük ölçüde onlara verilmiş, Duyuni Umumiye kurulmuş ve Osmanlı yarı sömürge haline gelmiştir. Abdülhamid İslamcilik politikası ve yoğun bir istibdat uygulamasına karşın batı tarzı okullara açmış ve bu okullardan ileride Cumhuriyeti getirecek kadroyu yetiştirmis olmuştur bir nevi.

1908'deki Reval görüşmelerinin patlak vermesini de kullanarak halihazırda örgütlenmis konumdaki İttihat ve Terakki, Enver Paşa önderliğinde Abdülhamid'den Meşruiyeti yeniden ilan etmesini istemiştir ve Abdülhamid de buna mecbur kalarak 2. Meşruiyeti ilan etmiştir. Bunun için Osmanlı'da halk ilk defa Hürriyet için ihtilale kalkismistir. Bu olay halk nezdinde yogun sevinç ile karşılanmıştır. Bu esnada ise fırsattan istifade Girit'i Yunanistan, Bosna Hersek'i Avusturya ilhak etmiş, Bulgaristan da bağımsızlığını ilan etmiştir. 31 martta gerici ayaklanma yaşanmıştır ancak Mahmut Şevket paşa kumandasindaki hareket ordusu İstanbula gelerek ayaklanmayi bastırmistir. İlerleyen süreçte ise İTC her geçen gün otoritesini artırmıştır. Özgürlük için gelen İTC bir nevi dikta yönetimi kurmuştur. Balkan harbi patlak vermiş ve çeşitli nedenlerle Osmanlı büyük mağlubiyet almıştır. Öyle ki böylesine bir mağlubiyeti Avrupa bile beklemiyordu hatta Avrupada açılan bahislerde Osmanlının kısa sürede galip geleceği tahmin edilmiş.

Sonrasında 1. Dünya harbi yaşanıyor. Almanlar yenildiği için yenik sayildik demeyeceğim tabiki, bildiğin çoğu cephede mağlup olduk. Ardından İTC üçlüsü yurttan kaçar, Mondros imzalanır. İzmir'in işgali ile halk yavaş yavaş uyanmaya başlar. Mustafa Kemal Paşa, Samsun'a görevli olarak çıkar ancak görevinin dışına çıkar çünkü halihazırda hedef bağımsız Türkiye'dir. Bunun için Kemal Paşa oldukça stratejik davranır, 1920de meclisin açılması ile yönetime geçene kadar halifeyi kurtarma söylemi ağır basar lakin ondan sonra ulusal egemenlik fikri giderek daha çok ağır basmaya başlar. Sakarya Savaşı ile yurdu kurtaran Paşa olarak Gazi unvanı verilir ve bu saatten sonra Mustafa Kemal Paşa'nın otoritesi yüksek sesle bir daha sorgulanmaz. Yunan'in denize dökülmesi ve akabinde Lozan'da büyük zafer ile kurtuluş tamamlanır. 1923'te Cumhuriyet ilan edilerek 1700'den beri 200 senedir Osmanlı'nın yenilesme çabası sonuçlanır.

Bu esnada kitapta, Osmanlilik,İslamcilik, Türkculuk gibi dağılmaktan kurtulma fikirleri ele alınmış. En büyük pay da Türkculuke verilmiş, çünkü Cumhuriyeti kuran fikir budur. Özellikle Ziya Gökalp'in fikirleri Atatürk için önemli bir yer teşkil etmiştir. Buna ek olarak Garpcilarin modernleşme fikirlerinden de etkilenen Mustafa Kemal Paşa, kurtuluşu getiren isim olarak sahip olduğu karizma ve güç ile bu fikirlerini hayata geçirmek için yoğun bir çalışmaya başlar. (Garpcilar, İslam'ın 7. yy yasaları olduğu ve bunun günümüze uyamayacagi ve İslam'da reform yapılması gerektiğini ve ekonomik, sosyal vs konularda modernlesmeyi savunmuslardir. Gelen tepkiler üzerine İTC zamanında yayın organları İçtihat kapatılmıştir)

Mustafa Kemal Paşa'nın yogun inkilaplari ile ülke yönünü Batıya çevirmiştir. Halifeligin kaldırılması, laiklik gibi yenilikler ile bu percinlenmistir. Afganistan ve İran'da da kimi liderler Mustafa Kemal Paşa'yı örnek alsalar da istedikleri İnkilaplari onlar yapamamislardir. Atatürk'ün yeniliklerinin yüzyıllarin getirdiği bir sürecin sonucu olduğu üzerinde durulmustur ve artık bu yoldan geri dönmeye çalışmanın yanlış olduğu asikardir. Buna rağmen devrimler, yenilikler tam olarak halkın tamamına yayılip ozumsenme aşamasının saglanamamasindan dolayi malesef gericilik, kul kafası zihniyetleri ülkenin yönünü yine eskiye çevirmeye çalışmıştır. Bu sürecin devam ettiğini sonun ne olacağının kestirilemedigi vurgulanmistir.

gonderi/54016274

gonderi/54016461

İyi okumalar.. (Kaan) 
Kitap ayanlar tanzimat ıslahat fermanı meşrutiyet dönemine etki eden unsurları kişileri ayrıntılı olarak anlatmıştır. Kitapta çok hoşuma giden kısım ayanlar kısmındaki Osmanlıların iltizam sistemi ile düştükleri hatalar çok güzel çıkarsamalarla mükemmel şekilde anlatılmıştır. Ayanlarla ilgili birazcık ön bilgim olmakla birlikte
Bu kitapla birlikte bilgilerim hem tazelendi hem de daha detaylı bir şekilde bu ayanlık sisteminin eksiklerini görebildim Kitaptaki beğenmediğim nokta ise Müellif için çok objektif bir yazardır denmesine rağmen objektif olmayan ifadelere rastlamamdır örneğin Ziya gökalp için Türk düşünürü demek objektiflik için yeterliyken Büyük Türk düşünürü diyerek Büyük ifadesini kullanması objektifliğe zarar vereceği kanısındayım. Müellif ülkemizde hatırı sayılır bir tarihçi olmasına karşın İslam medeniyetini tam bir şekilde tanıyamamış olması ya da tanımış olmasına rağmen bunu kitabında belirtmemiş olması beni kendisine karşı hayal kırıklığına uğrattı. Buna örnek verecek olursak kitabında Avrupa’daki pozitivist akımının sanki tek başına kurtuluş reçetesiymiş gibi aktarılırken Doğu insanının dini hassasiyetlerini kadercilik bağlamında düşünerek sanki İslam terakkiye karşıymış engelmiş intibaı oluşturarak İslam’ı geleneksel(gericilik) bağlamında ele almıştır. Bu bağlamda şunu derim ki Müellif Fatih Sultan Mehmet Han’ın mükemmel bir ilerici olduğuna Çağının önde gelen âlimleri ülkesine getirdiğine değinmiştir. Burası çok güzel ama Müellife şu soruyu sormak gerekir peki ￼ Fatih bu gücü nereden alıyordu ya da İslam terakkiye karşı olsa bu kadar dinine bağlı olan Fatih tüm bu terakkileri ülkesinde gerçekleştirir miydi. Nitekim Fatih’in şu şiirinden anlıyoruz ki
“Cihad-ı fillah oluptur niyyetum
Dini İslam’ın mücerret gayretüdür gayretüm￼”
Fatih İslam’ın gayesini gaye edinmil halis bir mü’mindir. İslamın emirlerini yaşayan ve İslamın yaşanması için gayret eden bir kişiliğe sahiptir
Müellifin tüm bunları bildiğini varsayarsak bilmesine rağmen bunlara değinmemesi tarafgir olduğunu gösterir ki Bu da objektiflik kitabının hiçbir yerinde yazmaz.Temennim o dur ki tüm bunları müellifin bilmemesinden yanadır (Ahmet Karaağaç) 
Devlet-i 'Aliyye Osmanlı Imparatorluğu Üzerine Araştırmalar- IV & Halil İnalcık +
● Bu önemli tarihi eser özellikle 1699 tarihinde imzalanan Karlofça Antlaşması sonrasında Osmanlı'nın geçirdiği askeri, mali ve siyasi anlamda dönüşümünü mercek altına almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna kadar olan sürecin tüm etkenleri detaylarıyla ele alınmıştır. 17. yüzyılda askeri ve mali dönüşümü, Âyân rejimi ve merkezi yönetimin etkinliğini yitirmesinin sonuçlarını detaylarıyla görüyoruz. 1700'lü yıllarda Avrupa'nın gerisinde kalan ve bu nedenle batılılaşma kararı alan ancak bunu ne hukuki ne de askeri olarak başaramayan Osmanlı'nın Lâle devrinde yaşadığı kültürel değişimi ve sonrasında Zorbalar idaresinin sonuçlarını okuyunca tarihimizin acı gerçeklerine ulaşıyorsunuz. 1800'lü yıllarda Tanzimat ve ilk Meşrutiyet ile yaratılmaya çalışılan Osmanlılı olgusunun özellikle Niş ve Vidin isyanlarına nasıl sebep olduğunu ve neticesinde ilk Kânun-i Esasi'nin çıkarılma gayelerini analiz ediyorsunuz. Elbette bu tarihi seyirde Osmanlı'nın Avrupa ülkelerinin oluşmasında etkisini göz ardı edemeyiz. Buna karşın gerek dini amaçların çatışması gerekse de jeo-politik engel olması nedeniyle Osmanlı'nın çöküşü için Avrupa ülkelerinin birlikte nasıl ortak gayede buluştuğunu, çıkar birlikteliğinin 1. Dünya savaşını hazırladığını görebilmektesiniz. Özellikle Osmanlı-Rus ve Osmanlı-Fransa ilişkilerin kültürel ve siyasi değişikliklere verdiği ivme oldukça şaşırtıcı. Ardından modern Türkiye oluşurken fikir hareketlerinin Türkçülüğü ortaya çıkarmasını, Ismail Gaspıralı, Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp gibi şahsiyetlerin düşüncel etkilerini görmekteyiz. Böylesine kıymetli tarihi eseri mutlaka okumalısınız. Unutmayın ki tarih her daim günümüze ve sonrasına ışık tutmuş, yorum yapma ve fikir üretme şansını bizlere sunmuştur. O halde. Hadi okuyun!

#devletialiyye #halilinalcık #ziyagökalp #ismailgaspıralı #yusufakçura #osmanlıveavrupa #osmanliimparatorluğu #ayanlar #tanzimat #meşrutiyet #abdulhamid #turkiyeisbankasiyayinlari #kitapokumakgüzeldir #kitap #kitapönerisi #kitaptavsiyesi #hadiokuyun (Nuri Bülent Aytemiz) 
--reklam--
Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Halil İnalcık - Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Halil İnalcık Kimdir?
İnalcık, aslen Kırım Tatarı'dır. Balıkesir Muallim Mektebi'ni tamamladı. 1935 yılında Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yükseköğrenimine başladı. 1942 yılında "Tanzimat ve Bulgar Meselesi" adlı doktora tezini verdi. Uzun yıllar aynı Fakültede Osmanlı ve Avrupa tarihi üzerine dersler verdikten sonra 1972 yılında Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü'ne "Osmanlı Tarihi Üniversite Profesörü" olarak davet edildi.

1973 yılında meşhur kitabı The Ottoman Empire The Classical Age 1300-1600 yayımlandı. Yurtiçi ve dışında çeşitli üniversitelerden fahri doktora payeleri aldı. 1993 yılında Bilkent Üniversitesi'ne davet edildi ve burada Tarih bölümünü kurdu. Yazdığı makale ve kitaplarla Osmanlı İmparatorluğu tarihi üzerinde tartışılmaz bir otorite haline gelen Prof. Dr. Halil İnalcık Bilkent Üniversitesi Osmanlı Tarihi Bölümü'nde yüksek lisans ve doktora ögrencilerine seminerler verdi.

Hayatı ve tarihçiliğini anlattığı Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık Kitabı adlı söyleşi kitabı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından 2005 yılında yayımlanmıştır.
--reklam--
Halil İnalcık Kitapları - Eserleri
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606)
Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler
Devlet-i Aliyye - Tagayyür ve Fesâd (1603-1656)
Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)
Atatürk ve Demokratik Türkiye
Osmanlı'da Devlet, Hukuk ve Adalet
Şâir ve Patron
Devlet-i Aliyye - Köprülüler Devri
Devlet-i Aliyye - Âyânlar, Tanzimat, Meşrutiyet
Osmanlılar
Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı
Rönesans Avrupası
Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet
Osmanlı ve Modern Türkiye
Osmanlı ve Avrupa
İmparatorluktan Cumhuriyete
Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481)
Kuruluş - Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
Tarihçilerin Kutbu
Fatih Sultan Mehemmed Han
Halil İnalcık'ın Merceğinden Osmanlı
Has-Bağçede Ayş u Tarab
Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci
Osmanlılar ve Haçlılar
Tarihe Düşülen Notlar
Tanzimat ve Bulgar Meselesi
Osmanlı İmparatorluğu
Tanzimat
Türklük Müslümanlık ve Osmanlı Mirası
Doğu Batı-Makaleler 1
Osmanlı İmparatorluğu: Toplum ve Ekonomi
Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 1
Akademik Ders Notları
Söyleşiler ve Konuşmalar
Adalet Kitabı
Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar 1
Osmanlı Hakimiyetinde Ortadoğu ve Balkanlar
Kırım Hanlığı Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700
Doğu Batı-Makaleler 2
Osmanlı İdare ve Ekonomi Tarihi
The Ottoman Empire and Europe
İstanbul Tarihi Araştırmaları
Osmanlı İmparatorluğunun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 2
Devlet-i ‘Aliyye
Gazavât-ı Sultân Murâd b. Mehemmed Hân
Halil İnalcık Seti
Türkiye Tekstil Tarihi Üzerine Araştırmalar
Bursa Araştırmaları
Kemal Atatürk Değişim ve Uluslaşma Süreci
The Ottoman Empire
Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar 1
The Survey of Istanbul 1455
Osmanlı İmparatorluğu (2CİLT)
Tarih ve Akademi
Osmanistik Bilimi’ne Katkılar
--reklam--
Halil İnalcık Alıntıları - Sözleri
Bahar geldi, bahar geldi
Sevinelim sevinelim
Dallarda hep bülbüller çağlar
Gelincikler, papatyalar
Uçuşur nazlı kelebekler
Sevinelim sevinelim
Neşe ile bu baharı yad edelim. (Tarihçilerin Kutbu)
Leibnitz'in planı şu şekilde hazırlanmıştı: Osmanlı tehdidi karşında geleneksel Avrupa Hıristiyan birliğinin sağlanması, Doğu'da savaşın devamı. (Osmanlılar)
In Mustafa Nuri Pasha's view, during the third stage (that is, broadly speaking, the 16th century), the love of luxury increased, moral qualities were lost, and the first signs of decline appeared. But if the real decline set is after the repulse before Vienna in 1683, the stage from 1595 to 1683 must be counted as belonging to the period of maturity. (The Ottoman Empire)
Cizye artışları ve tahsilatının, on altıncı yüzyıl sonlarından itibaren
Hıristiyan nüfusun Osmanlı rejimin den soğumasının temel nedenleri
arasında yer aldığını; daha sonraki yüzyıllarda Balkanların çeşitli
bölgelerinde görülen kitlesel ihtida(dininden dönerek Müslüman olma.)olaylarının da ardında cizye artışlarının
yattığını rahatlıkla söyleyebiliriz. (Osmanlı İmparatorluğu'nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi - Cilt 1)
"Fatih ,tahta ciktiğinda henüz memede olan kardesi Ahmed'i "nizâm-ı âlem " uğruna bogdurmustur ." (Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606))
İstanbul’un fethinden sonra Akşemseddin, fethin evliyanın eseri olduğunu söylediği zaman Fatih, “Bu şehir kılıcımla alınmıştır.” Yanıtını vermiştir. (Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet)
"Hükümdarın gücü askeri güce ,askeri güç hazineye , hazine reayanın ödediği vergilere ,vergilerin artışı adalete bağlıdır .Bu nedenle akıllı hükümdar ,kendi egemenliğini korumak ve gücünü arttırmak istiyorsa ,reayaya adaletle muammele etmeli ,zulümden kaçınmalıdır :"Adalet mülkün temelidir." ." (Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet)
Ulug-kent beyi der ki " halk mutlu olmalıdır, halkın mutlu olması için karnının doyması lâzımdır " ( b. 5353-55 ). Zira " Kara budunun kaygısı hep karnıdır...Onların yiyecek ve içeceklerini eksik etme " ( b. 4330, 4327 ). (Osmanlı Hakimiyetinde Ortadoğu ve Balkanlar)
Alp Arslan'ın Malazgird meydan muharebesine başlamadan evvel beyazlar giyinmesi ve atının kuyruğunu bağlaması,eski Şâmanî ananelerinin devamını kat'iyetle göstermektedir. (Adalet Kitabı)
Bugün bilim toplumunda hükümet adamları, siyasiler, herhangi bir meseleyi ele almadan önce, bir hüküm vermeden önce tarihe bakarlar, bu meselenin evveliyatını araştırırlar. Bu ileri devletlerde siyasete yardım eden, siyasileri aydınlatan ve atacakları adımda en emin yürümelerini temin eden bir kurumdur. (Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci)
Osmanlı Devleti,kocası ölen kadının erkek evladı yoksa,elinden tarla arazisini alır ve başka bir köylüye aktarır. Eğer dul kadın, oğulları çalışma çağına gelinceye kadar,ırgatla idare edebilirse, onu "bive"adıyla işletmenin sahibi tanıyabilir. (Osmanlı İmparatorluğu)
Savurganlık ve irrasyonellik maalesef halkımız arasında da caridir. Türkiye'de devlet, sonsuz tüketim imkanlarına kavuşan bir azınlık, hatta sıradan halk, kredi kartı zihniyeti ile yaşamaktadır. Hiç kimse giderlerini kaynaklarına göre ayarlamıyor, harcamalarını bitmez tükenmez sandığı kredi kartına göre yapıyor, böylece devlet de, birey de borç, faiz, kısır döngüsü içine düşmüş bulunuyor. (Söyleşiler ve Konuşmalar)
Tüm hayatımı arşivlerde, kütüphanelerde milletimin belgelere dayanan doğru bir tarihini anlatmak için harcadım. Buy benim için yerine getirilmesi gerekli bir şükran borcu idi. (Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci)
"İnsan akıl ile yükselir, bilgi ile büyür. Her ikisi ile insan itibar görür."

Yusuf Hâs Hâcib (Osmanlı'da Devlet, Hukuk ve Adalet)
Yaşamını yalnız bir bilgi dalına adayan kişi, ilahi gerçeğin uzağına düşer. (Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600))
Herhangi bir tarih döneminin yorumunda, kurum ve davranışları, günümüz üslup ve kavramlarına indirgeyerek anlatmak, ileri modern kurum tarihçilik gibi algılanır olmuştur. Meselâ; gazâ (ganimet akını), sipahi timarı (fief sahibi atli), ayanlık (feodal düzen) gibi. Modernist yazarlara göre mesela gaza, gazi, fetih gibi tarihi terimlerin kullanılması ulusalcılık, bağnazlıktır. Unutuluyor ki tarih, müşahhasın, (actual/somut olanın) bilgisidir. Osmanlı savaşçısı, savaşırken İslam'ın belli bir inanç ve zihniyetiyle savaşmaktadır; o gelişigüzel bir akıncı değil bir gazidir, aldığı ganimet onun için, dinin kutsallık verdiği bir kazançtır

Cami yaptırmaya niyet eden sultanlar, gazâ seferi düzenler ve ganimet malıyla camisini yapardı; reâyâ vergisinin haram içerdiğine inanilirdi.

Tarihçi, bu inancı, bu ruh haletini, bu zihniyeti görmezlikden gelirse, tarihî müşahhas olanı göz ardı etmiş olur; o zaman yaptığı şey tarih değildir. (Doğu Batı-Makaleler 2)
Herhalde ilk Kırım Hanı sayılan Hacı Giray'dan evvel, atalarının 15. yüzyıl başlarında Kırım'da hâkim oldukları muhakkaktır. (Kırım Hanlığı Tarihi Üzerine Araştırmalar 1441-1700)
Osmanlılar, kendilerini Allah'ı kılıcı saymakta idiler ve bu görüş Palamas'a ait kayıtların ortaya koyduğu cici, yalnız arasında değil, Bizanslılar arasında da yayılmıştı. İleride Martin Luther de, Osmanlılar hakkında aynı şeyi düşünecek, Allah'ın onları, Hıristiyanları günahlarından dolayı cezalandırmak için gönderdiğini söyleyecektir. (Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606))
Azerbaycan'ın işgal ettikten sonra Şâhruh, I.Mehmed'i uyararak Kara Yusuf'un oğlu İskender'in Osmanlı topraklarına sığınması halinde ona yardım etmemesini istedi (Aralık 1420). Uyarıya cevabında I.Mehmed tam bir teslimiyet ifade etti. Bu sırada Osmanlılar, büyük endişe ile doğu cephesindeki gelişmeleri izliyordu. Akkoyunlu Kara Osman'ın İskender tarafından mağlup edilmesi üzerine (Nisan 1421) Şâhruh, Doğu Anadolu'ya girmiş ve İskender'e karşı ezici bir zafer kazanmıştı (Temmuz 1421). Bu ortamda I.Mehmed, Şâhruh tarafından tehdit edilen Memlükler'le dostane ilişkilerini sürdürmeye çalışıyordu. (Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481))
Kosova savaşı Osmanlı kuvvetlerinin kesin galibiyetiyle sonuçlandı. Başlangıçta Osmanlı sol kolu çöktü, fakat sağ koldaki Yıldırım Bayezid'in büyük gayreti sayesinde zafer kazanıldı. Gazânâme'ye göre I.Murad, birkaç hasekisiyle gelip cesetler arasında dolaşırken, kendisini cesetler arasına saklamış bulunan Miloş Kobilovic tarafından hançerle yaralandı ve az sonra öldü. İç organları çıkarıldıktan sonra şehid düştüğü yerde gömüldü; daha sonra, Yıldırım Bayezid'in tahta çıktığı sırada idam ettiği oğlu Yakub Bey'in cesediyle Bursa'ya götürülüp Çekirge'deki türbesine defnedildi. Yaralandığı ve öldüğü yere Hudâvendigâr Meşhedi denilen bir türbe yapıldı.

(Yakub Bey : I.Murad'ın oğlu) (Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları (1302-1481))

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/devlet-i-aliyye-ayanlar-tanzimat-mesrutiyet-halil-inalcik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)