# Deyimler ve Öyküleri 1 - Selim Gündüzalp Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Deyimler ve Öyküleri 1 kimin eseri? Deyimler ve Öyküleri 1 kitabının yazarı kimdir? Deyimler ve Öyküleri 1 konusu ve anafikri nedir? Deyimler ve Öyküleri 1 kitabı ne anlatıyor? Deyimler ve Öyküleri 1 PDF indirme linki var mı?  Deyimler ve Öyküleri 1 kitabının yazarı Selim Gündüzalp kimdir? İşte Deyimler ve Öyküleri 1 kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/deyimler-ve-oykuleri-1-selim-gunduzalp-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-30T07:00:15+03:00
- Güncelleme: 2022-05-30T07:00:15+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/30/selim-gunduzalp-kimdir-selim-gunduzalp-kitaplari-ve-sozleri-234082.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Selim Gündüzalp 
 Yayın Evi: Zafer Yayınları 
 İSBN: 9799756836643 
 Sayfa Sayısı: 140 
--reklam--
Deyimler ve Öyküleri 1 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bir gün Köroğlunun atını çalmışlar. At da atmış hani. Çok kıymetli, çok akıllı yağız bir küheylanmış. Biçare Köroğlu, atını bulmak için diyar diyar dolaşmış. Nihayet İstanbulda bir at pazarında kendi atını bulmuş. Satıcılar Köroğlunu tanımıyorlarmış. Köroğlu ata talip olmuş. Hele bir bineyim ama demiş. Bir bakalım bu küheylan rahat mıdır?

Köroğlunu daha yanına varır varmaz, kokusundan tanımış olan hayvan, o üzerine biner binmez şimşek gibi koşup gözden kaybolmuş. Tozun dumanını ardından naralar atan satıcı, öfkesinden köpürmüş de köpürmüş. Etraftaki kalabalık arasından kulağı kesik bir ihtiyar; Atı olan Üsküdar'ı geçti oğul demiş. O, yiğit, bu kısrağın gerçek sahibi olan Köroğlunun ta kendisi idi.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Deyimler ve Öyküleri 1 Alıntıları - Sözleri
“Anladım ama ne?”
ESKi iSTANBUL, şimdikine kıyasla gerçek bir balıkı şehriymiş. Balığı da, balıkçısı da çokmuş. Tutulan balıkların satılması, Yemiş iskelesi ve Balık pazarından başlayan ve bu merkezlerin etrafında semt semt
genişleyerek büyüyen pazarlarda yapılırmış . Balığın
çok fazla tutulduğu günlerde ise, Tophane'den Rumeli
Kavağı'na ve Üsküdar'dan Anadolu Kavağı'na kadar
her yere çeşitli vasıtalarla götürülüp satılırmış.
Rumeli ve Anadolu Kavağı'na kadar balık satıcıları­
nın gitmesi balığın çok bololduğu zamanlarda görülürmüş.
O devirlerden bir günde ihtiyar bir kadın balık ala-
cakmış. Fiyatını sormuş. Balıkçının istediği parayı çok
pahalı bulduğundan "yarısını vereyim iş tamam olsun"
demiş. Biçare balıkçı bu pazarlığa çok içerlemiş ve:
"Hanım teyze" demiş . "O senin dediğin fiyata ancak
balık kavağa çıktığı zaman satarız."
•••
Bu deyim, bir işin hiçbir zaman olmayacağını anlatmak için kullanılır.
ADAMıN BİRİsİ SıkıŞMıŞ, tefeciden borç para al-
mış . Ancak borcunu vaktinde ödeyemediği için insafsız tefeci tarafından mahkemeye verilmiş . Adam,
kendisine mahkemede savunacak bir avukat tutmuş.
Avukat:
"Ben seni kurtarırım, sen mahkemede kadı ne so-
rarsa dilsiz taklidi yaparak 'lo lo' de. Sakın ağzını açıp
konuşma" diye talimat vermiş .
Mahkeme günü kadının bütün sorduklarına lo lo lo
demiş ve avukat; benim müvekkilim dilsizdir, böyle bir
borcu yoktur, haksız bir borç ile zavallıyı mağdur etmek istiyorlar, şeklinde müdafaalarla adamı kurtarmış,
Ertesi gün vekalet ücretini almaya gelen avukata,
adam yine dilsiz taklidi yaparak lo lo lo deyince, avukat kızmış:
"Yahu demiş, herkese lo lo, bize de mi lo lo?"
•••
Bu deyim, "herkesi aldatabilirsin, ancak biz işin aslını biliyoruz!" anlamında kullanılır.
BİR ZAMANLAR, İstanbul'un dirliğini, düzenini de-
netleyen Yeniçeriler, çarşı pazar dolaşıp yolsuz
davranışlarda bulunanları toplar, aralarına katarak kış­
lalarına götürür, bir odaya kapatırlarmış. Suçlu buldukları adamları böylece odaya kapatırken de "Hooop gümm!" diye bağırmak da adetleriymiş. Suçlu diye toplananlar arasında, kurunun yanında yaş da yanar misali, zaman zaman suçsuzlar da olurmuş . Halk, bunlar
için, "günahsız olmasına rağmen götürülüyor" anlamında "adam güme gitti" dermiş .
•••
Bu deyim, boşa gitmek, harcanmak manasında kullanılır.
VAKTİYLE çömlekhanede çalışan bir kalfa, zaman
gelmiş usta çıkmış, kendisi de başka bir yerde
çömlekhane açıp imalata başlamış.
Fakat kendisinin yaptığı çömlekler bir türlü tam parlak ve pırıl pırıl cilalı olmazmış. Yüzleri pürüzlü ve mat
düşermiş. Ustasından öğrendiklerini aynen uyguladığı
halde, bu hatanın nereden kaynaklandığını bir türlü
anlayamazmış.
Bir gün, eski ustasının çömlekhanesine giderek yapılan işleri bir kez daha dikkatle seyretmiş . Ustası kuruyan çömlekleri fırına verirken üzerlerindeki ince tozlara şöyle bir "Püüüüfff" diyerek üflüyor ve elindeki cila fırçasını ondan sonra sürüyormuş. Bunu gören yeni
usta, kendi kendine şöyle demiş :
"Her şeyi öğrendim ama, işin bu püf noktasına hiç
dikkat etmemişim "
•••
Bu deyim, ustalık gerektiren bir işin, dışarıdan bakıldığında zor görünen taraflarını kolayca yapabilecek
yolları anlatmak için kullanılır.
KOZ, CEviz DEMEKTİR. Eskiden, çok eskiden, Kastamonu'nun iki köyü arasında, köylerin ortak malı olan büyükçe bir cevizlik varmış. Ceviz toplama zamanı, gün kararlaştırılır, iki köy halkı bir araya gelerek, cevizleri paylaşırlarmış.
Genellikle, ceviz paylaştırılması sırasında kavga çı­
kar, ahali birbirine girermiş. Bu nedenle iki köyün eli
sopa tutan delikanlıları, koz paylaşma günü için hazır lanır, cevizlerin paylaşılacağı gün kavga çıkacağına ve
güçlü olan tarafın paylaşmadan karlı ayrılacağına inanılırmış.
Bu nedenle bir ana, oğlunun delikanlılık yaşına geldiğini anlatmak ve methetmek için:
"Benim oğlum artık büyüdü, sözünü söyleyecek,
kozu nu paylaşacak yaşa geldi" dermiş .
•••
Bu deyim, aralarında anlaşmazlık bulunan kişi ya
da grupların bu anlaşmazlığı zor kullanarak sona erdirmesi manasında kullanılır.
VAKTİYLE EDİRNE'DE, Aksi Yusuf adında bir peynir tüccarı varmış. İstanbul da peynir fiyatları düşük ve İzmir de yüksek olduğu için İzmir'e götürüp satmak üzere İstanbul dan gemiye peynir yükletmiş.
Ama gemi bir türlü kalkmıyormuş. Kaptana sormuş.
Kaptan hem kendinin, hem tayfalarının parasını peşin
istemiş .
Aksi Yusuf, "nakliye işi tamam olmadan para ver-
mem" demiş. İşini bitir paranı İzmir' de aL."
Kaptan da:
"Bu iş kara nakliyatına benzemez ağa! Geminin hareketi için masraf laz m. Tayfaya para vereceğim. Lafta
peynir gemisi yürümez .. " diye karşılık vermiş .
•••
Bu deyim, yalnız konuşmakla hiçbir iş yapılmaz
manasında kullanılır.
ARAPÇA'DA ekmeğin adı, 'nan'dır. Osmanlıca'da
"nan-ı aziz" diye geçer.
Üç beş medrese talebesi, Ramazan'da köylere teravih kıldırmaya gidiyorlarmış. Köyün birinde muhtardan nan-ı aziz istemişler.
Muhtar:
"O dediğiniz naneden bizim köyde bulunmaz" demiş .
Kamımız aç. bize nan gerek" diyen talebelere;
"Açsanız ekmek getireyim, biz öyle nan e yemeyiz"
deyince, mollalar gülüşmüşler ve nan ın anlamını açık
lamışlar .
•••
Bu deyim, hiç olmadık yerde yanlış bir söz söylemek
ya da yanlış bir iş yapmak manasında kullanılır.
ARApçA GRAMER kaidelerine göre 'Musa' ismindeki 'u' ve 'a' sesi uzatılarak okunur. Ancak, Anadolu halkının bu gramer kaidesine pek uyduğu söylenemez. Vaktiyle medrese tahsili olan biri, adını sorduğu adamdan, Musa cevabını, 'a' ve 'u' sesini kısa olarak söylemesi üzerine, 'u' ve 'a' sesini uzatmasını isteyerek, nasıl söyleyeceğini de göstermiş ve adama adını
tekrar ettirmiş.
o da bu sefer: 'Muuuusaaa .. .' diye uzatarak söyleyince. diğeri dayanamayıp: "O kadar da uzun boylu değil" demiş .
•••
Bu deyim. bir olayı. bir işi anlatırken abartanları
ikaz etmek için kullanılır.
Balık kavağa çıkınca
ESKi iSTANBUL, şimdikine kıyasla gerçek bir balıkı şehriymiş. Balığı da, balıkçısı da çokmuş. Tutulan balıkların satılması, Yemiş iskelesi ve Balık pazarından başlayan ve bu merkezlerin etrafında semt semt
genişleyerek büyüyen pazarlarda yapılırmış . Balığın
çok fazla tutulduğu günlerde ise, Tophane'den Rumeli
Kavağı'na ve Üsküdar'dan Anadolu Kavağı'na kadar
her yere çeşitli vasıtalarla götürülüp satılırmış.
Rumeli ve Anadolu Kavağı'na kadar balık satıcıları­
nın gitmesi balığın çok bololduğu zamanlarda görülürmüş.
O devirlerden bir günde ihtiyar bir kadın balık ala-
cakmış. Fiyatını sormuş. Balıkçının istediği parayı çok
pahalı bulduğundan "yarısını vereyim iş tamam olsun"
demiş. Biçare balıkçı bu pazarlığa çok içerlemiş ve:
"Hanım teyze" demiş . "O senin dediğin fiyata ancak
balık kavağa çıktığı zaman satarız."
•••
Bu deyim, bir işin hiçbir zaman olmayacağını anlatmak için kullanılır.
24

Bize de mi lo lo?

ADAMıN BİRİsİ SIıŞMıŞ, tefeciden borç para al-
mış . Ancak borcunu vaktinde ödeyemediği için insafsız tefeci tarafından mahkemeye verilmiş . Adam,
kendisine mahkemede savunacak bir avukat tutmuş.
Avukat:
"Ben seni kurtarırım, sen mahkemede kadı ne so-
rarsa dilsiz taklidi yaparak 'lo lo' de. Sakın ağzını açıp
konuşma" diye talimat vermiş .
Mahkeme günü kadının bütün sorduklarına lo lo lo
demiş ve avukat; benim müvekkilim dilsizdir, böyle bir
borcu yoktur, haksız bir borç ile zavallıyı mağdur etmek istiyorlar, şeklinde müdafaalarla adamı kurtarmış,
Ertesi gün vekalet ücretini almaya gelen avukata,
adam yine dilsiz taklidi yaparak lo lo lo deyince, avukat kızmış:
"Yahu demiş, herkese lo lo, bize de mi lo lo?"
•••
Bu deyim, "herkesi aldatabilirsin, ancak biz işin aslını biliyoruz!" anlamında kullanılır.
28

Güme gitmek
BİR ZAMANLAR, İstanbul'un dirliğini, düzenini de-
netleyen Yeniçeriler, çarşı pazar dolaşıp yolsuz
davranışlarda bulunanları toplar, aralarına katarak kış­
lalarına götürür, bir odaya kapatırlarmış. Suçlu buldukları adamları böylece odaya kapatırken de "Hooop gümm!" diye bağırmak da adetleriymiş. Suçlu diye toplananlar arasında, kurunun yanında yaş da yanar misali, zaman zaman suçsuzlar da olurmuş . Halk, bunlar
için, "günahsız olmasına rağmen götürülüyor" anlamında "adam güme gitti" dermiş .
•••
Bu deyim, boşa gitmek, harcanmak manasında kullanılır.
58

İşin püf noktası
VAKTİYLE çömlekhanede çalışan bir kalfa, zaman
gelmiş usta çıkmış, kendisi de başka bir yerde
çömlekhane açıp imalata başlamış.
Fakat kendisinin yaptığı çömlekler bir türlü tam parlak ve pırıl pırıl cilalı olmazmış. Yüzleri pürüzlü ve mat
düşermiş. Ustasından öğrendiklerini aynen uyguladığı
halde, bu hatanın nereden kaynaklandığını bir türlü
anlayamazmış.
Bir gün, eski ustasının çömlekhanesine giderek yapılan işleri bir kez daha dikkatle seyretmiş . Ustası kuruyan çömlekleri fırına verirken üzerlerindeki ince tozlara şöyle bir "Püüüüfff" diyerek üflüyor ve elindeki cila fırçasını ondan sonra sürüyormuş. Bunu gören yeni
usta, kendi kendine şöyle demiş :
"Her şeyi öğrendim ama, işin bu püf noktasına hiç
dikkat etmemişim "
•••
Bu deyim, ustalık gerektiren bir işin, dışarıdan bakıldığında zor görünen taraflarını kolayca yapabilecek
yolları anlatmak için kullanılır.
65

Kozunu paylşmak
KOZ, CEviz DEMEKTİR. Eskiden, çok eskiden, Kastamonu'nun iki köyü arasında, köylerin ortak malı olan büyükçe bir cevizlik varmış. Ceviz toplama zamanı, gün kararlaştırılır, iki köy halkı bir araya gelerek, cevizleri paylaşırlarmış.
Genellikle, ceviz paylaştırılması sırasında kavga çı­
kar, ahali birbirine girermiş. Bu nedenle iki köyün eli
sopa tutan delikanlıları, koz paylaşma günü için hazır lanır, cevizlerin paylaşılacağı gün kavga çıkacağına ve
güçlü olan tarafın paylaşmadan karlı ayrılacağına inanılırmış.
Bu nedenle bir ana, oğlunun delikanlılık yaşına geldiğini anlatmak ve methetmek için:
"Benim oğlum artık büyüdü, sözünü söyleyecek,
kozu nu paylaşacak yaşa geldi" dermiş .
•••
Bu deyim, aralarında anlaşmazlık bulunan kişi ya
da grupların bu anlaşmazlığı zor kullanarak sona erdirmesi manasında kullanılır.
77

Lafta peynir gemisi yürümez
VAKTİYLE EDİRNE'DE, Aksi Yusuf adında bir peynir tüccarı varmış. İstanbul da peynir fiyatları düşük ve İzmir de yüksek olduğu için İzmir'e götürüp satmak üzere İstanbul dan gemiye peynir yükletmiş.
Ama gemi bir türlü kalkmıyormuş. Kaptana sormuş.
Kaptan hem kendinin, hem tayfalarının parasını peşin
istemiş .
Aksi Yusuf, "nakliye işi tamam olmadan para ver-
mem" demiş. İşini bitir paranı İzmir' de aL."
Kaptan da:
"Bu iş kara nakliyatına benzemez ağa! Geminin hareketi için masraf laz m. Tayfaya para vereceğim. Lafta
peynir gemisi yürümez .. " diye karşılık vermiş .
•••
Bu deyim, yalnız konuşmakla hiçbir iş yapılmaz
manasında kullanılır.
83

Nane yemek
ARAPÇA'DA ekmeğin adı, 'nan'dır. Osmanlıca'da
"nan-ı aziz" diye geçer.
Üç beş medrese talebesi, Ramazan'da köylere teravih kıldırmaya gidiyorlarmış. Köyün birinde muhtardan nan-ı aziz istemişler.
Muhtar:
"O dediğiniz naneden bizim köyde bulunmaz" demiş .
Kamımız aç. bize nan gerek" diyen talebelere;
"Açsanız ekmek getireyim, biz öyle nan e yemeyiz"
deyince, mollalar gülüşmüşler ve nan ın anlamını açık
lamışlar .
•••
Bu deyim, hiç olmadık yerde yanlış bir söz söylemek
ya da yanlış bir iş yapmak manasında kullanılır.
87

o kadar da uzun boylu değil
ARApçA GRAMER kaidelerine göre 'Musa' ismindeki 'u' ve 'a' sesi uzatılarak okunur. Ancak, Anadolu halkının bu gramer kaidesine pek uyduğu söylenemez. Vaktiyle medrese tahsili olan biri, adını sorduğu adamdan, Musa cevabını, 'a' ve 'u' sesini kısa olarak söylemesi üzerine, 'u' ve 'a' sesini uzatmasını isteyerek, nasıl söyleyeceğini de göstermiş ve adama adını
tekrar ettirmiş.
o da bu sefer: 'Muuuusaaa .. .' diye uzatarak söyleyince. diğeri dayanamayıp: "O kadar da uzun boylu değil" demiş .
•••
Bu deyim. bir olayı. bir işi anlatırken abartanları
ikaz etmek için kullanılır.
89
Ne kadar yaşarsan yaşa
Ölüm bir gün gelir başa
Ya bu deveyi gütmeli
Ya bu diyardan gitmeli
--reklam--
Deyimler ve Öyküleri 1 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir günde kaç deyim kullanıyoruz cümlelerinizde? Bazılarının farkında bile değiliz dilimize yerleşen deyimlerin peki hiç düşündünüz mü bu deyimler nasıl oluşmuş? biri çıkıp bu deyim olsun dememiş herhalde yıllarca kullandığımız dilimize yerleşen bu deyimlerin çıkış yerleri o kadar ilginç ve kullandığımız anlamıyla alakasız olanlar var ki insan başladığı an ne zaman bittiğini farketmiyor hatta serinin tüm kitaplarını okumuş oluyor. Türkçemizin giderek kirlendiği bu zamanda ilginizi çekebilecek bir kitap... (Zeliha KALAY) 
Deyimler ile ilgili oldukça güzel bir kaynak kitap serisi. 7 kitaptan oluşan seride 100lerce deyimin hikayesi ve nasıl ortaya çıktıkları mevcut. Bu tarz kitapların eksikliği göz önüne alındığında bulunursa alınıp okunması gereken kitaplardan. (Emre Şeyda) 
Türkçenin ne kadar zengin bir dil olduğunu herkes bilir herhalde.Bu kitapla bilgimizi iki katlıyoruz.Deyimler ile ilgili hikayeler ve hilayenin sonunda deyimin anlamını anlatıyor.Hikayeler bazen komik bile olabiliyor.Bence her insanın okuması,bilmesi gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. (pharmakos) 
--reklam--
Deyimler ve Öyküleri 1 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Selim Gündüzalp - Deyimler ve Öyküleri 1 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Deyimler ve Öyküleri 1 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Selim Gündüzalp Kimdir?
1951 yılında Adapazarı’nda dünyaya geldi. Sırasıyla Adapazarı Kurtuluş İlkokulu’nu, Adapazarı Merkez Ortaokulu’nu ve Adapazarı Lisesi’ni okudu. 1979 yılında, Marmara Üniversitesi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nden mezun oldu. 1968 yılında, ortaokul öğrencisiyken, günlük bir gazetenin tertip ettiği, bir şiir yarışmasıyla yazı hayatına başladı. Bir müddet basketbol ile ilgilendi. Zafer Dergisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 1977 yılının ilk aylarında ilk sayısı çıkan Zafer Dergisi’nde çalıştı.

“Ölüm ve Ötesi” adlı ilk kitabı 1985’de Cihan Yayınları’nda neşroldu. 1986’da Zafer Yayınları’nda, aile serisinde “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı çıktı. 1991 yılında “Ölüm Son Değildir” adlı kitabı, küçük cep kitabı olarak basıldı. Ölüm Son Değildir 1, 2 ve 3 adlı kitapları, sırasıyla 1999, 2001 ve 2002 yıllarında basıldı. 1991 yılında Zafer Yayınları’nın da kurucusu olan Selim Gündüzalp, 2002’den itibaren toplamı 15 adet olan öykü dizisi kitaplarını çıkarmaya başladı.

2003 yılında “Deyimler ve Öyküleri” dizisini oluşturmaya başladı. 2003 yılında Zafer Yayınları’nın bir alt kuruluşu olan Uğurböceği Yayınları’nın kuruculuğunda da bulundu. Uğurböceği Yayınları’nda birçok kitabın yayına hazırlanmasında katkıda bulunmuştur. Ayrıca bu yayınevinde başka bir müstear isimle, çocuklara yönelik çalışmalar da yapmıştır. “Allah ve Dua”, “Allah ve Ümit” ve “Allah ve Aşk” isimli tefekkür kitaplarının, “Serap” isimli bir romanın da yazarıdır. Ayrıca “Asr-ı Saadetten Öyküler” adıyla bilinen bir diğer öykü dizisine ve daha birçok telif ve derleme kitaba da imza atmıştır.
--reklam--
Selim Gündüzalp Kitapları - Eserleri
Başarı Öyküleri
Sevgi Öyküleri 1
Her Gün Özetidir Ömrün
Deyimler ve Öyküleri 1
Akıl Öyküleri
Neşeli Öyküler 1
Deyimler ve Öyküleri 2
Düşündüren Öyküler
Ümit Öyküleri
Aile Öyküleri
Sevgi Öyküleri 2
Serap
Deyimler ve Öyküleri 3
Deyimler ve Öyküleri 4
Neşeli Öyküler 2
Dostluk Öyküleri
Deyimler ve Öyküleri 5
Yaşanmış Öyküler
Tarih Öyküleri
Peygamberimizin Hayatından Seçilmiş Öyküler
Okul Öyküleri
Deyimler ve Öyküleri 6
Ölüm Son Değildir 1
Allah ve Aşk
Deyimler ve Öyküleri 7
Adalet Öyküleri
Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri 1
Sultan Fatih
Şifa Öyküleri
Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri -1
Allah ve Ümit
Ölüm Son Değildir 2
Allah ve Sen
Mehmet Akif Ersoy
Allah ve Dua
Peygamberimizin Hayatından Seçilmiş Öyküler 3
Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri -2
Peygamberimizin Hayatından Seçilmiş Öyküler 2
Ölüm Son Değildir 3
Allah ve Hayat
Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri - 3
Muzlu Çikolata ve Kargalar
Bir Gül Demeti
Seni Seviyorum Anne
Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri - 2
Kudsi Hadisler
Peygamberimizin Hayatından Seçilmiş Öyküler 4
Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri -3
Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri 4
Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri-5
Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri - 5
Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri - 4
Çağları Aşan Sözler
Allah'a Dair Sözler
Fıkralı Atasözleri
Her Güne Bir Öykü
--reklam--
Selim Gündüzalp Alıntıları - Sözleri
Bu dalgalar, bizi bir ummana ulaştırır.
Biz gibi bir damlayı, yok eder, varlık denizine taşır.

Aşkın gücü de burada.

Bir günde bitiyorsa sevgiler, olmaz olsun.
Hesaba, kitaba, yarın kaygısına dayanan tüccar kalplerle işimiz yok.
Böylesi sevgiler, asla yer etmesin, girmesin hiç
dünyamıza.
Kalplerimiz, kapalı dursun onlara karşı.

Ucuz sevgilerin peşinden koşanlar, kendilerine âşıktırlar aslında (Allah ve Aşk)
“Azrail
Azrail
Azrail,
Sen âdilsin cellât değil.”

Sefâ Kaplan (Ölüm Son Değildir 3)
İman varsa, her şey var. (Allah ve Sen)
''Çoğu insan, kör bir hiddet yüzünden, yanından kolayca geçebileceği engellere çarpıp kalıyor.'' (Ümit Öyküleri)
"En cüz'i hadisat dahi vukua gelmeden evvel hem mukayyeddir, hem yazılmıştır. Demek tesadüf yok, hadisat başıboş gelmiyor, intizamsız değillerdir." (Ölüm Son Değildir 1)
Belki de seni bugünlere getiren, geç kaldığına yandığın o günlerindir. (Serap)
İnsan misafirdir, her yerde misafirdir. Evinde de, dünyada da, hayatta da... (Her Gün Özetidir Ömrün)
ARAPÇA'DA ekmeğin adı, 'nan'dır. Osmanlıca'da
"nan-ı aziz" diye geçer.
Üç beş medrese talebesi, Ramazan'da köylere teravih kıldırmaya gidiyorlarmış. Köyün birinde muhtardan nan-ı aziz istemişler.
Muhtar:
"O dediğiniz naneden bizim köyde bulunmaz" demiş .
Kamımız aç. bize nan gerek" diyen talebelere;
"Açsanız ekmek getireyim, biz öyle nan e yemeyiz"
deyince, mollalar gülüşmüşler ve nan ın anlamını açık
lamışlar .
•••
Bu deyim, hiç olmadık yerde yanlış bir söz söylemek
ya da yanlış bir iş yapmak manasında kullanılır. (Deyimler ve Öyküleri 1)
''Genç kalmanın,mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın üç sırrı vardır.Her gün gülmek,yaşama katacak mizah bulmak ve bir de rüyalarınız.İnsanın bir rüyası muhakkak olmalı.Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz.'' (Başarı Öyküleri)
Anladım ki; insanlar kendilerini düşünerek yaşıyor görünse de, hakikatte onları yaşatan tek şey sevgidir. Kim severse, Allah'a yaklaşır, Allah da ona yaklaşır. Çünkü O, sevgiyi yaratandır!

— Tolstoy (Ölüm Son Değildir 2)
"O, ismi kitaplarda yazılı olan peygamberdir!" (Sahabelerin Hayatlarından Hidayet Öyküleri 4)
Ya bu deveyi gütmeli
Ya bu diyardan gitmeli (Deyimler ve Öyküleri 1)
Hayat nasıl bir şey ki, çekirdekte yok ama ondan çıkan ağaçta var; yumurtada yok ama ondan çıkan civcivde var; bedenimizin inşasında kullanılan yapıtaşlarında eseri yok; ama biz canlıyız!.. (Allah ve Hayat)
İnsan kalbi kadar çabuk değişen ne var ki. (Ölüm Son Değildir 2)
"Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta." (Serap)
Kişi eşyasını taşıyabiliyorsa, kendi taşımalıdır. (Bir Gül Demeti)
“Kalbi imanla dolu olduğu halde inkara zorlananlar müstesna, kim iman ettiksen sonra tekrar kafir olur ve gönül rızasıyla küfrü kabul ederse, öylelerinin üzerine Allah’tan bir gazap vardır. Onların hakkı pek büyük bir azaptır.” ( Nahl Suresi 106. Ayet ) (Kur'an Ayetlerinden Vahiy Öyküleri 1)
İşte dünyanın vaziyeti, programı böyledir:
"Giden gelmez, gelen gider." (Ölüm Son Değildir 1)
Çünkü asıl zehir sizin kafalarınızın içindeydi.. (Sevgi Öyküleri 1)
SERAP NEDİR BİLMEYEN bir delikanlı, kervana katılmış. Sıcak mı sıcak Konya Ovası'nda giderlerken,
çöldeki gibi serap görünmeye başlamış. Delikanlı , ırmaklar, göller, ağaçlar görür olmuş. Oğlancık, bu gördüklerini sahici sanarak, suda ıslanmasın diye paçalarını sıvamaya başlamış .
Onu gören ihtiyardan biri:
"Oğlum, o gördükleri n seraptır, insanı böyle aldatır.
Dereye varmadan, paçaları sıvama demiş."
•••
Bu deyim, "Acele etme, hele bir bekle. İş tam olarak
ortaya çıksın, ondan sonra harekete geç" manasında
kullanılır. (Deyimler ve Öyküleri 3)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/deyimler-ve-oykuleri-1-selim-gunduzalp-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)