# Dinin Zaferi - Jacques Lacan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Dinin Zaferi kimin eseri? Dinin Zaferi kitabının yazarı kimdir? Dinin Zaferi konusu ve anafikri nedir? Dinin Zaferi kitabı ne anlatıyor? Dinin Zaferi PDF indirme linki var mı?  Dinin Zaferi kitabının yazarı Jacques Lacan kimdir? İşte Dinin Zaferi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dinin-zaferi-jacques-lacan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-08T09:00:19+03:00
- Güncelleme: 2022-06-08T09:00:19+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/08/jacques-lacan-kimdir-jacques-lacan-kitaplari-ve-sozleri-241252.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Jacques Lacan 
 Çevirmen: Deniz Kurt 
 Yayın Evi: Altıkırbeş Basın Yayın 
 İSBN: 9786055150990 
 Sayfa Sayısı: 112 
--reklam--
Dinin Zaferi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Altıkırkbeş yayım hem özel serisine hem de lacan metinlerine devam ediyor. Fallusunun anlamı sonrasında yayınevinin lacan serisinin ikinci kitabı dinin zaferi. Kitabın dünyanın politik gidişatıyla da manidar bir zamanlama yakaladığını düşünüyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Dinin Zaferi Alıntıları - Sözleri
En iyi insanlar kendilerinden en çok şey bekleyenlerdir.
Dil ne kadar niyetten  arınmışsa, gerçek ve akıl ermez haliyle hakikatin ta kendisiyle karıştırılmaya o kadar müsait olur.
Bilinçdışının var olmasının asıl nedeni insanın varlığını bir cahillik halinde sürdürdüğünün içten içe farkında olmasıdır. Bu demektir ki iştah, sempati veya zevk gibi insanda uyanan her türlü duygu zihnindeki bir bölmeyi pas geçer ve insanın maruz kaldığı her deneyimin önceden olumlanmış bir gösterenin rehberliğinde  yöneldiği Şey'den kaçınır.
İnsan hayali formlarıyla özdeşleşebilmesi nedeniyle yanıltıcı olsun olmasın özyeterlilik kılığına kaçınılmaz bir şekilde aldanır ve varlığının özünü ayırt edebildiğini sanırısına kapılır, ne var ki bu imge katiyen kişinin kendisini içermez.
İnsanlar kendilerini diğerlerinin yaşamak için onların yardımına ihtiyaç duyduğuna inandırır ve ellerindekileri onlara vermenin zevki için kendilerini harap ederler...faydalı (utile) nesne şaşırtıcı şekilde en fazla sayıda kişiyle paylaşma fikrine götürür, çünkü daha en başında insanlara bu fikri veren fazla sayıda kişiye duydukları ihtiyaçtır.
Gerçek diye bir kavram varsa, son derece komplekstir ve bir bütün oluşturacak şekilde kavranması imkansızdır. Gerçeğin bir bütün oluşturduğunu düşünmek fazla iyimser bir beklenti.
Bir kadın hem ihtiyacını hem de eksikliğini gideren kişiden içten içe hoşnut olabilir. Fakat ihtiyaçlarının giderilmesi bir kadınınkinden daha garanti olsa da erkek onun ötesinde olmak-isteğini arar ve bu nedenle değişkenliğe ya da daha kesin olmak gerekirse arzu nesnesini çoğaltmaya meyillidir.
Bana göre insanın yazgısı ananke'sinin, yani zorunluluğun olduğu her yerdeki bir logos tarafından belirlenir. Bu logos bir üstyapı değildir. Daha çok bir altyapıdır; niyeti besler, insan olmanın eksikliklerini ortaya koyar ve hayatı çile ve fedakarlıkla yontar.
Arzu basit bir şey değildir. Ne ilkeldir, ne de hayvanca, hele bayağı hiç değildir.
Bu kadar hızlı ilerleme konusunda daha ihtiyatlı olmalıyım!
Şüphesiz kendimi yaşamın doyumsuzluk ve kararsızlığıyla çalkalanan, kabarıp alçalan daimi bir tutkuyla seviyor, bir yandan da bu tutkunun dibinde, bütünlüğünü tuzla buz edip etrafa saçarak devamlı yenileyen yaranın pansumanını yapıyorum.
Arzu basit bir şey değildir. Ne ilkeldir ne de hayvanca, hele bayağı hiç değildir!
Evet,Hegel'e göre gerçek olan her şeyin rasyonel olduğunu biliyorum. Ancak ben bunun tam tersinin ,rasyonel her şeyin gerçek olduğu fikrinin de küçümsenmemesi gerektiğini düşünenlerdenim.
Eminim beni burada durduracaksınız. Bir düşün,ne diyorsun sen? Olumsuzun olmadığı yerde mantık mı olur?
--reklam--
Dinin Zaferi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap aslında iki farklı seminerden oluşturulmuş. Her zamanki gibi Lacan'ın bir anlaşolmazlığı kitaplara sinmiş durumda. Psikanaliz konusunda okumaların ilk evreleri için çok güç olacaktır. Kitap genel olarak psikanaliz ve dinin ortak paydaları üzerinde durmaya çalışmış. Bunun bir kısmı, psikanalizin Katolik öğretilerin bazıları için bir doğrulama kaynağı olması, bir kısmı ise, Katolikliğin felsefesine psikanalitik bir gözle bakıştan oluşuyor. Kitaba adını veren ikinci makale ise dinin yok olacağı şeklindeki Aydınlanmacı görüşe bir itiraz olarak ortaya çıkmış ve ruhu açıklaması yönüyle psikanalizin buna katkıda bulunduğu özellikle katı ateist Freudyen yaklaşıma getirilmiş bir yorum olarak özetlenebilir. (Benji) 
İrticalen yapılan ve Lacan'ın o pek ünlü anlaşılmazlığı ile de bezeli seminer notlarından derlenmiş bi mini kitap dinin zaferi. Lacan sözlüklerini bile anlaşılmaz bulan benim gibiler için elbette okunması, muradının anlaşılması zor. Ne ki bi tür ilhamla ilerleyen bu anlam dünyasında el yordamıyla Lacan'dan devşirdiğini sandığın bi kaç şey de bütünün kavranılmamasından doğan huzursuzluğu maalesef dindirmiyor. Ama Lacan, bilinçle inşa ettiği bu dilin sezgisel kavrayışı güçlendirdiğini ve bunun enetelektüel bilinçte daha sağlam bir zemin teşkil ettiğini düşündüğünden olsa gerek, çetrefil tarzını, âtide bir gün mutlaka anlaşılacağına dönük inancıyla bu seminerinde de inatla sürdürüyor.
Psikanalistin günah çıkaran bir papaza nazaran daha az avantajlara sahip olduğunu, bir ömür biçtiği psikanalizin, tüm yararlarına rağmen günlük yaşama dair soruların yanıtlanmasında, dinin sunduğu olanaklara sahip olmadığını savunduğunu söyleyebilirim. Bilimin insana sunduğu soluk ve soğuk yanıtların dine kaçışı hızlandıracağını ve (dijital çağı ıskalayarak) televizyonun hakimiyetini insanlık için temel sorun saymasını, tv den kopuşun insanları dine daha çok yönelteceği gibi görece fos çıkan öngörülerinin tutmamasını da, kendisini filozofiyle ilgili görmediğini söyleyen Lacan için mazur görülebilir bir uzgörü noksanlığı sayabiliriz. (Rodeon) 
--reklam--
Dinin Zaferi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jacques Lacan - Dinin Zaferi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dinin Zaferi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jacques Lacan Kimdir?
Jacques Marie Émile Lacan (d. 13 Nisan 1901 – ö. 9 Eylül 1981), "Freud'dan bu yana en tartışmalı psikanalist" olarak anılan Fransız psikanalist ve psikiyatr.

Geliştirdiği psikanaliz kuramlarının yanısıra 20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biri olan Lacan, yapısalcılık, postyapısalcılık, eleştirel teori, feminist teori, sinema, kültürel çalışmalar gibi pek çok alanda ve çağdaş kıta felsefesinde oldukça etkili olmuştur.

Her ne kadar Lacan kendi çalışmalarını "Freud'a bir şerh" olarak sunsa da, döneminin dilbilim, antropoloji ve felsefe gibi geniş bir literatürünü Freud'un psikanaliz teorileriyle birlikte yorumlayan ve kullanan Lacan, oldukça özgün bir düşünce sistemi ortaya koymuştur.

Michel Foucault, Gilles Deleuze, Felix Guattari, Luce Irigaray, Julia Kristeva, Alain Badiou, Louis Althusser, Slavoj Žižek gibi pek çok düşünür kendi düşüncelerini, destekleyerek ya da karşı çıkarak, Lacan'ı temel alarak geliştirmiştir.

1977'de Fransız parlamentosuna rıza yaşına ilişkin birkaç maddenin yürürlükten kaldırılması için verilen bir dilekçede Jean Paul Sartre, Foucault gibi isimlerle birlikte Lacan'ın da imzası vardı.

Asıl ve tam adı Jacques-Marie Emile Lacan’dır. Jacques Lacan olarak bilinir. 13 Nisan 1901'de Paris’te doğmuş, 9 Eylül 1981 de aynı yerde ölmüştür. Tıp eğitimi aldıktan sonra, 1932'de "Kişilikle İlişkileri Açısından Paranoyak Psikoz" adlı doktora teziyle psikiyatr olur. Daha sonraki çalışmaları da yine özellikle kuramsal-felsefi alanda yoğunlaşacak ve yeni bir Freud okumasıyla psikanalizi yeniden temellendirmeye yönelecektir.

Lacan’ın genel teorik şeması ve argümanları anlaşılmakla birlikte, genelde sözlerinin oldukça karmaşık, belirsiz ve anlaşılması güç bir niteliğe sahip olduğu bilinir. Dolambaçlı ve çetrefilli söz oyunları, eğretilemeler, anlaşılması ve yorumlanması güç göndermeler sürekli olarak bu dile hakimdir. Lacan güç bir yazardır, ama Lacan’ın yazmaktan çok konuşmuş olduğunu da belirtmek gerekir. Onun yazıları daha çok öğrencileri ve izleyicilerinin tuttuğu notlar ve ses kayıtlardan oluşur. Konuşmaları, daha doğrusu seminerleriyle ünlüdür. Dönemin Fransız aydınları seminerlerinin sıkı bir takipçisi olmuşlardır. Başlıca çalışması Ecrits (Yazılar) 1966'da yayımlanmıştır. Bu dönem, bir yandan yapısalcılığın Fransa’da çok etkili ve güçlü olduğu, bir yandan da postyapısalcı düşüncenin kendini geliştirmekte olduğu bir zamandır. Dolayısıyla Lacan’ın konuşmaları dönemini derinden etkilemiş ve sonrasında da sürekli yeniden yorumlanmıştır.

Kuramsal psikanaliz alanındaki çalışmaları Sigmund Freud’un yeniden yorumlanmasıyla yapısalcılık'tan postyapısalcılığa (Yapısalcılık ötesi) uzanan bir yol izler. Dolayısıyla Lacan, yalnızca önemli bir psikanaliz kuramcısı olarak değil, daha başlangıçta psikanaliz, dilbilim, antropoloji ve felsefe alanındaki geçişkenliği sağlamasıyla ve ardından da geliştirdiği formülasyonların ve kavramların felsefi düzlemde yol açtığı sarsıcı sonuçlarıyla 20. yüzyıl felsefesinin önemli isimleri arasında yerini almıştır.

Kaynak ve detay:https://tr.wikipedia.org/wiki/Jacques_Lacan
--reklam--
Jacques Lacan Kitapları - Eserleri
Fallus'un Anlamı
Psikanalizin Dört Temel Kavramı
Baba-nın-Adları
Benim Öğrettiklerim
Televizyon
Yine/Hâlâ
Dinin Zaferi
Çalınan Poe
Psikanalizin Temel ilkeleri
Los Escritos Técnicos de Freud
--reklam--
Jacques Lacan Alıntıları - Sözleri
İnsan kendi bakışıyla dış dünyasını, ötekileri görebilir ancak o bakış kendini kendine göstermez. Öznenin kendine yönelik bu körlüğü, sadece ayna dönemiyle sınırlı kalmayıp ömür boyu sürecektir. “Ben”in yansımasının da içinde yer aldığı bir toplu görüntü olarak "imago öznenin kendine bakınca göremediği vücut bütünlüğüne ulaşmayı sanal bir yansımanın içinde ona vaat eden, çocuğun davranışlarını ötekilere benzetmesini sağlayan bir güç etkisinde bulunur. Bu gücü Lacan makalede Simgesel bir etki olarak vurgulamıştır. Bu Simgesel etki sayesinde çocuk, dağılmış bir vücut algısından kurtularak yürümeyi, ayakta durmayı, nasıl bakması ve nasıl davranması, dış dünyayla ağzı yoluyla değil diğer iletişim biçimlerini kullanarak iletişim kurması gerektiğini öğrenir. Bu açıdan imagonun küçük çocuk üzerinde Simgesel açıdan yapılandırıcı bir etkisi vardır. Bu nokta Simgesel'in dilden çok önce öznenin üzerinde görsel yoldan yapılandırıcı bir etkide bulunduğunu göstermesi açısından önemlidir.

"Çocuğun gerçekliği bu noktadan itibaren, kendisinin karşıdan görünüşünü içermeyen ama doğrudan gözüne görünen bir görüntüyle kendi dışındaki bir aynada oluşan ve kendinin karşıdan görünüşünü de içeren başka bir görüntü arasında ikilenecektir. Bu ikilenme anından itibaren çocuğun başta gelen uğraşı, elindeki iki farklı gerçeklik arasındaki örtüşmeyi sağlamaya çalışmak olacaktır." (Psikanalizin Temel ilkeleri)
''Özne arzu ettiğine inanır çünkü kendini arzulanan olarak görür ve başka*'nın ondan koparıp almak istediği şeyin onun bakışı olduğunu görmez.'' (Baba-nın-Adları)
Dünya, sadece bir düştür, konuşan bedenin bir düşü. Zira, bilen özne yoktur.'' (Yine/Hâlâ)
Bazıları der ki, sanatçı tabloda özne olmak ister ve resim sanatını öteki sanatlardan ayıran da sanatçının yapıtta kendini bize bir özne, bir bakış olarak kabul ettirmek istemesidir. Başkaları sanat ürününün nesne yönünü vurgulayarak karşılık verir. Her iki istikamette de az çok geçerli bir yan vardır, ama muhakkak ki meseleyi bütünüyle açıklamaz.
Ben şu iddiada bulunuyorum tabloda her zaman mutlaka ba kışla ilgili bir şey kendini açığa vurur. Ressam bunu gayet iyi bilir, sanatçının ahlakı, araştırması, arayışı, çalışması, ona bağlı kalsın kalmasın, gerçekten de belli bir bakma biçimini seçmeye dayanır. (Psikanalizin Dört Temel Kavramı)
Lacan’da kastrasyon sadece -imgesel- bir penisin kesilmesi tehdidi değildir; "fallus olmak"tan, yani her iki cins için de Öteki’nin arzusunun nesnesi olmaktan yoksun olmaktır. (Fallus'un Anlamı)
Freud'un kavramları -psikanalistler dışında kimsenin okumadığı- psikanaliz literatürü denen o sıkıcı, bıktırıcı, caydırıcı silsile içindeki her türlü kuramsal tartışmanın merkezinde tutulduğu halde, gene de onların çok gerisinde duruyoruz; bu kavramların çoğu çarpıtılmış, değerden düşürülmüş, parçalanmış durumda; çok zor olanları da bir kenara atılmış. (Psikanalizin Dört Temel Kavramı)
Kadın olsun erkek olsun insan "eksik"tir, ''kastre"dir; yani narsistik açıdan yaralıdır. Çünkü kadın olsun erkek olsun fark etmez, insan Öteki’nin arzusunun nesnesi olacak şey değildir. (Fallus'un Anlamı)
Dışarısını gördüğüm gayet açıktır, algı benim içimde değildir, kavradığı nesnelerin üzerindedir. Algıladığım anda temsillerim bana ait hâle gelir. (Psikanalizin Dört Temel Kavramı)
"Herkesin bildiği gibi haseti doğuran genellikle haset duyanın hiçbir işine yaramayacak mallara bir başkasının sahip olmasıdır; üstelik o bunların hakiki niteliğinin farkında bile değildir." (Psikanalizin Dört Temel Kavramı)
Çoğu insanın yakınının iyiliğini, bunu onun için çok fazla isteyerek sağlayamadığını bilmesi sağlığa yararlı olacaktır. Bu iş görürdü. (Benim Öğrettiklerim)
... dilin, sessizce elden ele geçen silinmiş paraya benzediğini söyler Mallerme.. (Baba-nın-Adları)
Dindar kesinlikle nevrotik değildir. Dindardır. Ama nevrotiğe benzer, çünkü o da aslında Başka'nın arzusu olan [şey] etrafında bir şeyleri bir araya getirir. Yalnız, bu var olmayan bir Başka olduğu için -çünkü Tanrı'dır-kanıt göstermek gerekir. O zaman, o bir şey talep ediyormuş, örneğin kurbanlar istiyormuş gibi yapılır. İşte bu
yüzden yavaş yavaş nevrotiğin, özellikle de takıntılı nevrotiğin tavrıyla karışmaya başlar. Bu tüm kurban törenlerinde kullanılan tekniklere çok benzer. (Benim Öğrettiklerim)
Dil ne kadar niyetten  arınmışsa, gerçek ve akıl ermez haliyle hakikatin ta kendisiyle karıştırılmaya o kadar müsait olur. (Dinin Zaferi)
"Öncelikle, analiz edilebilir bir fenomen olması için, bir fenomenin bir yer değiştirmeyi temsil etmesinin, başka bir deyişle imgesel fenomenler için­de yer almasının yeterli olmadığı anlamına gelir. Öte yandan, bir fenomenin ancak kendisinden başka bir şeyi temsil ederse analiz edilebilir olduğu anlamına gelir." (Baba-nın-Adları)
Çünkü kadın olsun erkek olsun fark etmez, insan Öteki’nin arzusunun nesnesi olacak şey değildir. Nitekim fallus penis biçimiyle erkeğin "sahip olduğu' bir şey olmakla beraber, fallus olamamanın narsistik acısını en çok yaşantılayan yine erkektir. Bu bakımdan Narcissus söylencesinin bir erkeği konu alması ilginçtir. (Fallus'un Anlamı)
Bilinçdışı daima öznedeki bir kesintiye bir bocalama gibi kendini gösterir. (Psikanalizin Dört Temel Kavramı)
Kaygı, öznenin etkilenimleri arasında, aldatmayandır. (Baba-nın-Adları)
İnsan türünü karakterize eden şey, tam da cesedi, bu insanın yaşamış olduğu gerçeğini muhafaza eden ve bir kabir oluşturan bir şeyle çevrelemesidir. Mezarın üstündeki toprak yığını ya da kabirdeki herhangi başka bir işaret kesinlikle “simge” adına layıktır. Bu insanileştiren bir şeydir. (Baba-nın-Adları)
“Bir düşünceyi düşünmemenin yegane yolu, başka bir düşünceyi düşünmektir." (Fallus'un Anlamı)
Özneye kendi kendinin efendisi olma vaadini sunan özgür dünya, onu esaretin katmerlisine sürükleyen bir psikoterapi biçimini temel almıştır. (Psikanalizin Temel ilkeleri)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dinin-zaferi-jacques-lacan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)