# Doğumgünü Mektupları - Ted Hughes Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Doğumgünü Mektupları kimin eseri? Doğumgünü Mektupları kitabının yazarı kimdir? Doğumgünü Mektupları konusu ve anafikri nedir? Doğumgünü Mektupları kitabı ne anlatıyor? Doğumgünü Mektupları PDF indirme linki var mı?  Doğumgünü Mektupları kitabının yazarı Ted Hughes kimdir? İşte Doğumgünü Mektupları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dogumgunu-mektuplari-ted-hughes-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-11T11:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-09-11T11:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/11/ted-hughes-kimdir-ted-hughes-kitaplari-ve-sozleri-309521.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ted Hughes 
 Çevirmen: Roni Margulies 
 Çevirmen: Şavkar Altınel 
 Orijinal Adı: Birthday Letters 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789753638116 
 Sayfa Sayısı: 200 
--reklam--
Doğumgünü Mektupları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Yalnızca bir hikâye bu. Senin hikâyen. Benim hikâyem."İngiltere ve Amerika'da büyük yankı uyandırıp best-seller listelerine giren bu şaşırtıcı şiir kitabı, çağımızın en ünlü "hikâye"lerinden birini anlatıyor. Savaş sonrası İngiliz şiirinin devlerinden Ted Hughes ile 1963'te intihar eden eşi Amerikalı şair Sylvia Plath arasındaki fırtınalı ve trajik ilişki konusuna şimdiye dek yazılmış sayısız yazı ve kitap var. Yıllardır bu gürültünün içinde susmayı seçen ve zaman zaman kendisini eş katilliğiyle suçlayan feministlere bile cevap vermeyen Hughes, Doğumgünü Mektupları ile ilk kez bu konuda söz alıyor.Acılı bir hayat dilimini başarıyla sanata dönüştüren bu yapıtı daha önce Hughes'un Seçilmiş Şiirler'ini dilimize kazandıran Şavkar Altınel-Roni Margulies ikilisinin çevirisiyle sunuyoruz.
--reklam--
Doğumgünü Mektupları Alıntıları - Sözleri
Benim yerime becerikli bir büyücü olsaydı,
Seni elleriyle havada yakalayıp
Bir elinden ötekine aktara aktara soğutabilir
Ve tanrısız, mutlu, sakin kılabilirdi sonunda.
Bense
Bir tutam saçını, yüzüğünü, saatini, geceliğini kurtarabildim kurtara kurtara
Ölümünden on yıl sonra
Güncenin bir sayfasında, daha önce hiç görmediğim kadar güçlü
Bir şekilde karşıma çıkıyor bir şok gibi içine dolan sevinç
Bunlar kulağına geldiğinde. Sonra şoku
Dualarının.
Ve onların da altında, duyduğun panik
Ya dua etmek mucizenin gerçekleşmesini sağlamazsa diye.
Sonra da, paniğin altında o karabasan
Seni ezip yok etmek için üstüne gelen,
Mucize gerçekleşmezse sana kalacak seçenek:
Düşünmeye dayanamadığın eski umutsuzlukla yeni bir büyük acının
Birleşip bildiğin cehennemi oluşturması.

Birdenbire okuyorum bütün bunları -
Senin kendi sözcüklerini, yükselip
Boğazınla dilinden sayfalara geçen -
Tıpkı yıllar önce kızının
Sessiz evde
Yalnız başıma çalıştığım odaya
Havada yürürcesine girip yüzüme bakarak
Şaşkınlıklık içinde,
'Baba, annem nerede?' diye sorması gibi.
Saçlarının üşüştüğü şakakların
Duyarlı noktaydı.
Birisi teller bağladı sana.
Birisi kaldırdı şalteri.
Büyük bir patlamayla
Yıldırımı indirdiler kafatasının içine.
İlaçla temizlenmiş önlükler içinde, rengi gitmiş yüzlerle
Dolandılar çevrende
Kayışların altında nasıl olduğunu görmek için.
Bakmak için dişlerinin kırılıp kırılmadığına.
Derece derece işaretlenmiş şalterin üstündeki el
Gördüğüm ilk şiirindi.
Yazdığın tek şiirdi,
Bir yabancı olarak bakıp sevmediğim.
Cılız ve güçsüz gelmişti, dizeleri soğuk.
Bir kapan teoremi gibiydi, kurbanını ezmeye hazır bir kapan.
Bunu görmüştüm. Ve kapanın açık ve boş durduğunu.
İlgimi çekmemişti. Kıpırdanan bir belirti görememiştim
İçinde. O günlerde her işaretten
Benden yana olumlu bir kehanet
Zorlayıp çıkarmaktı âdetim.
Dolayısıyla her şey gözümden kaçtı
Ve bu patlamanın nasıl acı vereceği
Yalnız bir dehşet düşü değil, ince bir ter tabakası da
Birden insanın derisini kaplayan, gerilip hazırlanması sinirlerin
Çoktan olup bitmiş bir şeye.
Hâlâ göçebe - hâlâ yabancıydık
Sahip olduğumuz her şeye.
Eşlik ediyordum
Her adımına o uykuda
Senin uyanmaya çalıştığın
Ama tabii gün be gün belirtmişlerdi sana
Denediğin her şeye karşı duydukları horgörüyü
Mahkûmlar gibiydik, gerçek hayatımız Zorunlu olarak ertelenmişti, gerçek Dünya ve kişiliğimizle birlikte.
Isıtıyordu Sırça Fanusu'nun her köşesini
Uyuşturucu bir gaz sobası.
Ama aynı zamanda memnundun ellerini ısıtmaktan
Kâğıtlarının üstüne koyduğun, ailenden yadigâr cam ağırlığın
--reklam--
Doğumgünü Mektupları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yarım Bir Hikâye: Zamanımızın Romeo ve Juliet’i gibi görüyorum, Ted Hughes ve Sylvia Plath’i. O kadar “olur”un arasında böyle bir “olmaz”lığı nasıl bulmuşlar? Kader çizgisinden bir sapma.. Acaba yolunda devam etse n’olurdu? Sanırım çoğu insan acısıyla tanınmak yerine, başkalarının gözü değmeden yaşanan bir huzuru, mutluluğu tercih ederdi.
 Okurken gözlerimin nemlenmesinden zor, çok zor uzaklaştım. Hem çok başarılı bir yapıt, hem de anı defteri niteliğinde.. (İpek) 
Suç mu suçlu mu?: "Şimdi sizlere Sylvia'ya acı çektiren adamı kötüleyeceğim!"

Hayır! Bunu beklemeyin benden yapmam mümkün değil. Asla!

Daha çok bütünleştim. Daha iyi anladım benzediğimi...
"Empati yapmak" bunu gerçekten ne kadar yapabiliyorsunuz?
Sylvia'ya olan bağlılığım artık birçok arkadaşım tarafından bilinmenin ötesinde olduğu için, Ted'e yaptığım empatinin ne kadar acı verici olacağını tahmin ederler arkadaşlarım ve az çok beni bilenler. Ciddi manada bunu çok önceden yapmıştım. Peki ya şimdi? Kitapla birlikte Ted onu unutamamış. Onunla olan anılar ve hatıralar hafızasında kazık çakmış...Bunları şiirsel bir şekilde de anlatmış...

Kolay değil inanın hiçbir şey... Böyle hastalık derecesinde saplantı ve kıskançlığa sahip bir kadın ile evli olmak. Normal konuştuğun bir kadından bile kıskanan bir eş...

Çok sevmişler gerçekten sevmişler... Her ikisi de. Düşüncesizlik miydi bunlar yaşananlar yoksa başka bir saçmalık mıydı? Bencillik miydi? Belki de... Hayat mıydı zor olan çocukluk muydu gençlik mi? Yoksa tüm suç sevmekte miydi?

Bir hayat biçmişsindir kendine. Hayaller kurmuşsundur her şeyle ayrı ayrı. Belki bunların içinde evlilik de vardır. Bir erkeğe olan( üstelik baba eksikliği de var ise ) güven isteği vardır. Beni sevecek ve sadık kalacak... Beni bırakmayacak... Bunlar standart yaşamın bize dayatılmış olan sisteminin bir parçası haline gelmiştir. Sylvia da olsan Sema da olsan bunu istersin ( bir zamanlar). Sonra gerçekler suratına çarptığında acı ile yüzleşirsin. Hiçbir şey göründüğü gibi değil... Hiç kimse senin büyüttüğün kadar güzel değil. O anda saldırmaya, devirmeye, zarar vermeye başlarsın. Fiziksel değil psikolojik bir savaş açarsın en değer verdiğin kişiye. Paranoyakça düşünceler ve fikirler ile karşındakini de bataklığa çekersin. O ise bu bataklıktan kurtulabilmek için başka dallara tutunmak ile bulur çözümü. Bataklıktaki sevdiğine tutunup sarılmak ve birlikte kurtulmaya çabalamak oldukça güç bir yoldur. Bunu seçen var mıdır? Olsa bile nadir... Bu yolu seçmedi diye kimseyi suçlayamazsın. Çünkü kolay yolu seçmek güçlü de değilsen daha cazip gelir. Kaçıp kurtulmak en iyisidir. Geriye dönüp bakmazsın. Bir süre sesini duyarsın ancak yok sayar kulağını tıkarsın. Sonra zamanla sessizlik oluşur. Kulaklarını açarsın. Geriye şöyle bir göz attığın zaman o artık yoktur... Bu sefer başka bir gerçek ile yüzleşir kaçan. "Ne yaptım ben?" diye sorar kendine. Birlikte gittiği kişiyi uçurumdan yuvarlar şoku atlattıktan sonra. Uçurumla bataklık arasındaki bir kayada, başka taşlarla zaman geçirip öylece sessizce parçalanmayı ve acı içinde yok olmayı bekler...

Olan şey tam olarak bu işte. Ne doğru ne yanlış ben bunu bilemeyecek ve anlayamayacak kadar içindeyim durumun. Öyleydim...
Benzer şeyleri zamanında yaşamış olduğum için ne tarafa hak vereceğim konusunda elbette ki tarafsız olmam mümkün değil. Ancak kendime baktığım zaman, çözümün kendimde olduğunu anlayalı uzun zaman oldu. Bu yüzden olaya duygusal açıdan bakmamamayı bir nebze başarabiliyorum. Kimsenin kimseye bir şey yaşattığı yok kimseleri benliğimize dahil etmedikçe. Dahil edilseler bile yine dahil ettiğimizden dolayı sorumluluk bizde.

Benim en büyük şansım; zor zamanlarımda Sylvia'yı tanımamış olmak. Eğer o zamanlarda tanısaydım şu an yoktum...

" Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir."

Her türlü cehennemdeyiz biz. Cenneti yaşayanlara gülümseyerek ve sevgiyle. (Esther. Sema) 
Tek dostum için kaleme aldığım " 22 Mayıs Mektupları " isimli kitabın ismine ilham kaynağı olan eser... Epey olmuştu aldığım vakit ama şimdi okuma fırsatım oldu. Daha doğrusu kendimi bu eseri okuma üzerine hazırladım diyebilirim. Şiirlerin çoğunluğu - nitekim - deneme havasında ilerliyor. Şiirin, deneme ve mektupla harmanlanabileceğini gösteriyor aslında Ted Hughes... (ᏉᏗᎩ ᏝᏋᎷᎥ ALİKO) 
--reklam--
Doğumgünü Mektupları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ted Hughes - Doğumgünü Mektupları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Doğumgünü Mektupları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ted Hughes Kimdir?
Edward James Hughes, genelde kısaca Ted Hughes, (17 Ağustos 1930 - 28 Ekim 1998), İngiliz yazar ve çocuk edebiyatçısıdır. Eleştirmenler kendisini kendi döneminin en iyi şairleri arasında sayarlar. Hughes 1984'ten ölümüne kadar İngiltere'nin Devlet Şairi (Poet Laureate) olarak yazmıştır.

Şiirin dışında çocuk yazını ile ilgili kitaplar da kaleme aldı.Slyvia Plath ile evlenmiş ve 2 çocuk sahibi olmuş ama sonrasında ayrılmışlardır. Boşanmaları henüz sonuçlanmadan Slyvia Plath'in intihar etmesi sonucu, ünlü şairin mezar taşında "Sylvia Plath" degil "Sylvia Hughes" yazılmıştır. 1998 yılında yayınladığı "Doğumgünü Mektupları" kitabı ile Slyvia Plath ile olan ilişkisini ilk defa şiirine yansıtmış oldu.

( Alıntı )
--reklam--
Ted Hughes Kitapları - Eserleri
Doğumgünü Mektupları
Demir Adam
Balina Nasıl Balina Oldu?
İlk Dünya Hikayeleri
Demir Kadın
Seçilmiş Şiirler-Ted Hughes
Demir Adam / Demir Kadın
Collected Poems
The Iron Man
--reklam--
Ted Hughes Alıntıları - Sözleri
yedi acılar

sonbaharın ilk acısı
yavaş güle-gülesidir
bahçeye, o kadar uzun süren akşamleyin-
başına kahverengi bir gelinciğin,
sapına bir zambağın,
ve hâla gidemez.

ikinci acı
boş olan ayaklarıdır
bir sülünün, bir çengelden asılı duran kardeşleriyle.
altının ormanlığı
katlanmıştır tüylerde
kafası içinde bir torbanın.

üçüncü acı
yavaş güle-gülesidir
güneşin, kuşları toplamış olan ve toplayan
dakikalarını akşamın,
altın ve kutsal
yerini resmin.

dördüncü acı
havuzdur, siyaha dönüşmüş
yıkılmış ve batık şehri suyun-
sarayı kanatlı böceğin,
yeraltı mezarları
uçak böceğinin.

ve beşinci acı
yavaş güle-gülesidir
ağaçlık ülkenin, sessizce bozan kampını.
gitmiştir bir gün.
bıraktı yalnız çöp-
odun, çadır direkleri.

ve altıncı acı
tilkinin acısıdır
sevinci avcının, sevinci av köpeklerinin,
toynakları yeri döğen
yeryüzü kulağını kapatıncaya dek
duasına tilkinin.

ve yedinci acı
yavaş güle-gülesidir
yüzün, kırışıklıklarıyla pencereden bakan
yıl toplanırken
dağınık bir oyun sahası gibi
çocuklar için gelmiş olan.

ted hughes (Seçilmiş Şiirler-Ted Hughes)
Eşlik ediyordum
Her adımına o uykuda
Senin uyanmaya çalıştığın (Doğumgünü Mektupları)
Ve kapandığında ağaçlar sonsuzluğa dek,
Ve kapandığında sokaklar sonsuzluğa dek. (Seçilmiş Şiirler-Ted Hughes)
Saçlarının üşüştüğü şakakların
Duyarlı noktaydı.
Birisi teller bağladı sana.
Birisi kaldırdı şalteri.
Büyük bir patlamayla
Yıldırımı indirdiler kafatasının içine.
İlaçla temizlenmiş önlükler içinde, rengi gitmiş yüzlerle
Dolandılar çevrende
Kayışların altında nasıl olduğunu görmek için.
Bakmak için dişlerinin kırılıp kırılmadığına.
Derece derece işaretlenmiş şalterin üstündeki el (Doğumgünü Mektupları)
Hâlâ göçebe - hâlâ yabancıydık
Sahip olduğumuz her şeye. (Doğumgünü Mektupları)
"Tek bir yıldız görünmüyor camdan:
Daha karanlığa gömülü, ama
Daha yakında bir şey
Adım atıyor ıssızlığa." (Seçilmiş Şiirler-Ted Hughes)
Yeni Ay aslında yüzü olmayan bir Tebessüm'dü. (İlk Dünya Hikayeleri)
Mahkûmlar gibiydik, gerçek hayatımız Zorunlu olarak ertelenmişti, gerçek Dünya ve kişiliğimizle birlikte. (Doğumgünü Mektupları)
Benim yerime becerikli bir büyücü olsaydı,
Seni elleriyle havada yakalayıp
Bir elinden ötekine aktara aktara soğutabilir
Ve tanrısız, mutlu, sakin kılabilirdi sonunda.
Bense
Bir tutam saçını, yüzüğünü, saatini, geceliğini kurtarabildim kurtara kurtara (Doğumgünü Mektupları)
Maaşımı biriktirerek, özgürlüğü seçip
dünyanın öbür ucuna gidebilmek için - boşlukta bir düşüş, (Seçilmiş Şiirler-Ted Hughes)
Ölümünden on yıl sonra
Güncenin bir sayfasında, daha önce hiç görmediğim kadar güçlü
Bir şekilde karşıma çıkıyor bir şok gibi içine dolan sevinç
Bunlar kulağına geldiğinde. Sonra şoku
Dualarının.
Ve onların da altında, duyduğun panik
Ya dua etmek mucizenin gerçekleşmesini sağlamazsa diye.
Sonra da, paniğin altında o karabasan
Seni ezip yok etmek için üstüne gelen,
Mucize gerçekleşmezse sana kalacak seçenek:
Düşünmeye dayanamadığın eski umutsuzlukla yeni bir büyük acının
Birleşip bildiğin cehennemi oluşturması.

Birdenbire okuyorum bütün bunları -
Senin kendi sözcüklerini, yükselip
Boğazınla dilinden sayfalara geçen -
Tıpkı yıllar önce kızının
Sessiz evde
Yalnız başıma çalıştığım odaya
Havada yürürcesine girip yüzüme bakarak
Şaşkınlıklık içinde,
'Baba, annem nerede?' diye sorması gibi. (Doğumgünü Mektupları)
Gördüğüm ilk şiirindi.
Yazdığın tek şiirdi,
Bir yabancı olarak bakıp sevmediğim.
Cılız ve güçsüz gelmişti, dizeleri soğuk.
Bir kapan teoremi gibiydi, kurbanını ezmeye hazır bir kapan.
Bunu görmüştüm. Ve kapanın açık ve boş durduğunu.
İlgimi çekmemişti. Kıpırdanan bir belirti görememiştim
İçinde. O günlerde her işaretten
Benden yana olumlu bir kehanet
Zorlayıp çıkarmaktı âdetim.
Dolayısıyla her şey gözümden kaçtı (Doğumgünü Mektupları)
Isıtıyordu Sırça Fanusu'nun her köşesini
Uyuşturucu bir gaz sobası.
Ama aynı zamanda memnundun ellerini ısıtmaktan
Kâğıtlarının üstüne koyduğun, ailenden yadigâr cam ağırlığın (Doğumgünü Mektupları)
Bu gece yarısı anının ormanını düşlüyorum:
Yaşayan başka bir şey var
Saatin yalnızlığının ve parmaklarımın
Kımıldadığı şu boş sayfanın dışında.

Tek yıldız görünmüyor pencereden:
Daha yakın, karanlıkta
Daha derin bir şey
Yalnızlığın içine doğru ilerliyor (Seçilmiş Şiirler-Ted Hughes)
İnsanların kafasındaki billur
Karardı, parçalanıp dağıldı. (Seçilmiş Şiirler-Ted Hughes)
Aldatmaca yok benim gövdemde:
Baş kopartmak benim kibarlığım, (İlk Dünya Hikayeleri)
Ama tabii gün be gün belirtmişlerdi sana
Denediğin her şeye karşı duydukları horgörüyü (Doğumgünü Mektupları)
Ve bu patlamanın nasıl acı vereceği
Yalnız bir dehşet düşü değil, ince bir ter tabakası da
Birden insanın derisini kaplayan, gerilip hazırlanması sinirlerin
Çoktan olup bitmiş bir şeye. (Doğumgünü Mektupları)
Çığlık,
Kendini kustu. (Seçilmiş Şiirler-Ted Hughes)
"Ayrı gibiyim topraktan ve köklü değil de düşürülmüş gibi
dalgınca boşluktan bağlarım yok
bağlayan beni bir şeylere her yere gidebilirim
özgürlük verilmiş bana besbelli
buralarda neyim o halde ben?" (Seçilmiş Şiirler-Ted Hughes)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dogumgunu-mektuplari-ted-hughes-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)