# Dördüncü Bölük - Rıfat Ilgaz Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Dördüncü Bölük kimin eseri? Dördüncü Bölük kitabının yazarı kimdir? Dördüncü Bölük konusu ve anafikri nedir? Dördüncü Bölük kitabı ne anlatıyor? Dördüncü Bölük kitabının yazarı Rıfat Ilgaz kimdir? İşte Dördüncü Bölük kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dorduncu-boluk-rifat-ilgaz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-17T04:00:53+03:00
- Güncelleme: 2022-02-17T04:00:53+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/17/rifat-ilgaz-kimdir-rifat-ilgaz-kitaplari-ve-sozleri-154601.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Rıfat Ilgaz 
 Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları 
 İSBN: 9786053604860 
 Sayfa Sayısı: 164 

Dördüncü Bölük Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çağdaş edebiyatımızın büyük ustası Rıfat Ilgaz, Dördüncü Bölük'te de hayatın içinden öyküleriyle bizlerle. Gençliğinin en kayıtsız ve unutulmaz günlerini geçirdiği ve "rütbeler üstü bir çavuş" olarak askerliğini yaptığı bu bölükteki sıra dışı anılarının yanı sıra, Ilgaz'ın mizah anlayışına uygun parça parça bağımsız öyküleri de yer alıyor.

Kitapta "Kongreler" başlığı altındaki diğer öyküleri ise, Süt Verenler Cemiyeti, Yemek Pişirenler Cemiyeti, Yüzyıl Yaşayanlar Cemiyeti gibi aslında var olmayan, ilginç cemiyetlerin ve meslek örgütlerinin düzenledikleri kongrelerde yaşananları anlattığı birer toplumsal taşlama niteliğinde.

Ustanın her eserinde olduğu gibi, Dördüncü Bölük'te de en sıkıntılı zamanlarında dahi neşesini, soğukkanlılığını, yoksunluklar ve olanaksızlıklar içinde, zekâsını, hızını, yaratıcılığını, gücünü yitirmeyen insan halleri, yazarın keskin mizahıyla örülü kendine özgü örnekler olarak öne çıkıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Dördüncü Bölük Alıntıları - Sözleri
"Hiçbir şeyi kötüye kullanmamalısın hayatta..."
"-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz?
-Gövde gösterisi..."
"Sen yol işlerinden anlar mısın!"
Askerlikte "anlamam" yoktu. "Anlarım komutanım!"
"Zaten methini işittim senin. Herkesin subay çıktığı okuldan, ne yapıp yapıp, çavuş çıkmışsın sen!"
Madalya istemiyorduk; ama bu vurdumduymazlık da neydi?
Daha hiçbir zaman zeka bizi kullanmamıştır. Biz zekayı kullandığımız kadar, zeka bizi kullansa... Bizde öyle bir özgürlük anlayışı var ki boyunduruğu kabulleniyoruz da zekanın emrine kendimizi veremiyoruz bir türlü.
" Askerlikte ' anlamam ' yoktur. "
Beyaz gömlekli kongre başkanı:
"Genç meslektaşlardan şikayetçiyim." diye kaşlarını çattı.
"Neden?" diye neşter gibi bir itiraz sivrildi.
"Neden olacak evvela iyi yetiştirilmiyorlar..."
"Yani ham kopuyorlar öyle mi?"
"Evet yetiştirilmiyorlar."
...
Oğlum Necati, hiçbir şeyi kötüye kullanmamalısın hayatta ... Her şeyi yerli yerinde kullanmalısın. Duvar, Ceza Kanunu maddesi değildir. Duvar, mahalle karako­lu değildir. 'Protesto mercii' değildir. Duvar duvardır, o kadar. Duvar aşılmak için yapılmamıştır. Bahçe duvarı, gümrük duvarı, ses duvarı, hararet duvarı gibi ... Sen duvarı ipekböceğinin kozası gibi, kendini uygarlık evrenin­den soyutlamak için kale haline getirdin; çek cezanı!
"Askerlikte "Anlamam!" yoktu."
"Söyle, ne yapıyordun?"
Dursun hiç düşünmeden cevabı yapıştırdı:
"Uyuyordum komutanım!"
"Ne?"
"Uyuyordum!"
"Yaz bunun künyesini! Katıksız hapis!"
Dursun künyesini söyledi, emir subayı yazdı. Komutan fena halde kızmıştı:
"Asker uyur mu?"
"Uyumaz komutanımı"
"Asker acıkır mı?"
"Acıkmaz!"
"Asker üşür mü?"
"Üşümez!"
Sonra emir subayına döndü:
"Sil bunun künyesini," dedi. "Onu ediyorum!"
Anladık, asker yemez, asker içmez, asker uyumaz, ama askerin bu kadar da doğru söyleyeni az bulunur!"
Dursun'da uyku sersemliği kalmamıştı:
"Sağ ol komutanım!" dedi."
"Karşıdan bir filo geliyor. Ortalarında bir uçak var. Büyük bir uçak... Avcı uçaklarının himayesinde olduğu belli! Söyle bakalım, ne uçağıdır bu?"
Adem Çavuş bu sorunun karşılığını verecek kadar bu işlerden anlardı:
"Hava komutanının uçağı!"
"Hayır!"
"Başbakanın uçağı!"
"Olmadı. Ortadaki yolcu uçağı değil, ağır bombardıman uçağı. Söyle, ne vardır bu uçakta?"
"Bomba vardır."
"Canım, bütün bomba uçaklarını muhafaza altına mı alacağız?"
"Hayır komutanımı"
"Peki öyleyse? Ne vardır bu uçakta?"
İş ciddileşiyordu. Ben de düşünmeye başladım. Acaba ne vardı içinde? Önemli bir şeyin olduğunda hiç şüphe yoktu. Sıradan başladı sormaya:
"Ne var içinde?"
"Başkomutan!"
"Olmadı!"
"Milli Savunma Bakanı!"
"Değil!"
"Kurmay Başkanı!"
"Zehirli gaz!"
İşte bu doğruydu."

Dördüncü Bölük İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İnsanların kariyerlerinde çok az yer vardır ki net değişimler görülmemiş olsun. Bunlardan biri de erkekler özelinde şüphesiz askerliktir. Çok gülüp çok eğleneceğimiz bir yer ama sonradan. 3 bölümde incelediğimiz kitabın ilk bölümü askerlik anılarından oluşuyor ki en çok güldüren bölümlerden biridir. Hayatta her insanın başına en çok olayın geldiği kısımdan çünkü. 1 yıl yapan bile 50 yıl anlatacak kadar anı biriktirmiş, her yere uygun anıyı depolamıştır kendinde. Eğlencelidir de bunlar çoğu zaman.

Bunun akabinde kalan iki bölümden biri sivri dille mizah yapılan kongreler bölümüyken son bölüm ise hikayelerin yer aldığı bölümdür. Bu hikayeler: Dayan Oğlum Necati, Semtimize Geldik, Bekçi Kadrosu, Seyreyle Yıldız Sarayını, Doktor Korkusu, Elin İti, Bayramlaşmaya Gidiyoruz, Ben Öldürdüm, Yattı Bu Kanun, Dantelli Mendil isimli 10 kısa yazıdan oluşmaktadır.

Çok keyifli bir yolculuktu. Hepimize iyi okumalar dilerim.. (Sadık Kocak) 
KISIRDÖNGÜ AMA BİRİCİK..: Bu anlatacaklarımı öncelikle kendim için yazıyorum , hatam varsa kusura bakmayın. Kitaplarda anlatılanlar da bizim hayatlarımız değil mi zaten ?

12 aralık 2009 günü birliğime teslim oldum. 8. Piyade Alayı 1. Tabur 4. Bölük.

2012 senesinde bu kitabı gördüğümde kitapçının rafında , tereddüt etmeden aldım. Üstelik Hababam Sınıfı’nın yazarına aitti kitap.
…
Askerlik bir erkeğin hayatını bıçakla kesilmiş gibi ikiye ayırıyor. Artık siz önceki siz değilsinizdir..

Binlerce yıllık ordu geçmişimizde , ne savaşlarda ne kayıplar verdik , şehitler , gaziler , nice insanlar..

Hayata benziyor askerlik , bazı şeyleri seçme şansınız yoktur , mesela dünyaya nerede geleceğinizi seçemediğiniz gibi askeri birliğinizi de seçemiyorsunuz , hangi şehirde asker olacaksınız , karacı mı denizci havacı jandarma mı seçemiyorsunuz.

Yakın tarihimizde yani birkaç sene önce hatırlarsınız belki , Afyon’da ihmalkarlık yüzünden bir askeri birlikte patlama olmuş ve 25 asker ölmüştü. Yine yakın geçmişte Elazığ’da psikopat bir komutanın inadı yüzünden el bombası patlamış ve 4 asker ölmüştü.

Hakkari’nin dağlarında 2 metre kar üzerinde teröristlerle çarpışırken şehit olan asker de insan , Bodrum’da kısa kollu güneşlenerek belki nöbet bile tutmadan askerlik yapan da..
Kimi kime şikayet edeceğiz ? Hayat deyip geçiyoruz..
…
Askere gitmeden birkaç ay önce Kafka ile tanışmıştım. Günlük de tutmuş Kafka senelerce. Ona öykündüm sanırım , hayatta ilk ve son defa günlük tuttum asker olduğumda. Bazıları ;

12.12.2009
Öğle , giriş. Yürüyüş , spor. Silahım yok.
24.12.2009
Revirin önünde , grip.
26.12.2009
İlk nöbet , bot nöbeti koğuşta.
Kahvaltı : Peynir , reçel , tahin pekmez , süt. Çay yok , 2 günde bir veriyorlar.
2 gündür boğazım ağrıyor. 3 çeşit ilaç aldım.
“Düşler aslında tek gerçekliktir.” Edgar Allen Poe
31.12.2009
Yılbaşı. Yat saati 12 (bugüne özel)
11’de yattım.
Evi aradım , hala , dayı , arkadaşları aradım bol bol. Uzun dönemler terhis olduğu için telefonlar rahatladı.
1.1.2010
“Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim
 Olur ya kalp durur akıl unutur
Ben dostlarımı ruhumla severim
O ne durur , ne de unutur.”
Mevlana ( Gazeteden)
…
Artık acemilik bitti , usta birliği aynı kışlada , 4. Bölükten 1. Bölüğe geçtim. Biraz daha günlük ,

2 şubat
İlk gece nöbeti saat 05-07 arası.
6 şubat
İlk çarşı.
11 şubat
Sigarayı arttırdım.
18 şubat
Kantinde pizza yedim.
19 şubat
Saat 07.40 İctimayı beklerken kuşlar ötüyor. Huzur.
21 şubat Pazar
İlk defa Pazar çarşısı. 10 liraya kahvaltı ettim. 2 saat internet. Balık ekmek hamsi yedim.
24 şubat
“Ömründen geçen bir güne seviniyorsan , ya mahkumsundur ya asker.” Asteğmen söyledi.
26 Şubat
Poğaça , çay. Denetleme , dışarıdan albay geldi.
12 Nisan
Kayıt kabulde görevliyim. Benim gibi kısa dönem askerler geliyor.
Gelenlerden bazıları :
Oğuz : Ntv’de yönetmen.
Atakan : Evime yakın börekçinin kardeşi çıktı.
Mihran : Ermeni asıllı diş teknisyeni.
19 Nisan
Şafak 34 : İstanbul özlenmez mi hiç ?
…
Bitse de gitsek dediğimiz günlerin meğer bir anlamı varmış , insan sonradan anlıyor. Başka hiçbir yerde bulamayacağınız tecrübelerle karşılaşıyorsunuz , acı ya da tatlı.
Her erkek için askerlik hatıraları kıymetlidir kendince. Fazla uzatmadan bir tanesiyle bitireyim yazıyı.

Bir gün acemi askerlerin kayıt edildiği kayıt – kabul bölümündeyken , geldi bir acemi ve hepsinde olduğu gibi belli sorular olan bir sayfayı doldurmaya başladım. Adın soyadın , memleket , yaş , vesaire.. Sıra aileye geldi , irtibat telefonu isteniyor bir ev telefonu , sordum yok dedi. Cep telefonu sordum hatırlamıyorum dedi. Herhangi bir akraba , arkadaş birinin telefonunu ver en azından dedim , bilmiyorum dedi. Fena halde şüphelendim elbette. Bizimle birlikte görevli PDR uzmanı asteğmene usulca durumu anlattım. Aldı karşısına askeri , yavaş yavaş çözdü çocuğu. Meğer evden kaçmış bizim asker adayı , buna inanabiliyor musunuz ? Kimseye haber vermeden askerlik başvurusu yapıp nereye gittiğini söylemeden gelmiş.. Filmde görseniz ne dersiniz , kitapta okusanız ne dersiniz ? Abartılı bulmaz mısınız ? İşte ben buna bizzat şahit oldum..

Hayat kitabı , başka hiçbir kitaba benzemiyor. İyi okumalar. (Osman Y.) 
Rıfat Ilgaz'ın 'Dördüncü Bölük' kitabı üç bağımsız bölümden oluşuyor.
-Birinci bölüm; askerlik anılarının yer aldığı, okurken büyük keyif aldığım kitaba da adını veren Dördüncü Bölük.
-İkinci bölüm; aslında var olmayan ama benzerlerinin çok olduğu bir takım uydurma derneklerin kongrelerini mizahi bir dille anlattığı 'Kongreler'.
-Üçüncü bölüm ise; on ayrı öykünün yer aldığı 'Öyküler'.
1992 yılında ilk baskısı yapılan 'Dördüncü Bölük' eğlenceli, zaman zaman yüzünüzde gülücükler oluşturacak bir eser. :) (Zeki Erdem) 

Kitabın Yazarı Rıfat Ilgaz Kimdir?
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu.

Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.

1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.

Rıfat Ilgaz Kitapları - Eserleri
Karartma Geceleri
Halime Kaptan
Hababam Sınıfı
Sarı Yazma
Hababam Sınıfı Uyanıyor
Apartıman Çocukları

Şeker Kutusu
Nerde O Eski Usturalar
Meşrutiyet Kıraathanesi
Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
Pijamalılar
Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
Garibin Horozu

Hababam Sınıfı Baskında
Karadeniz'in Kıyıcığında
Don Kişot İstanbul'da
Yıldız Karayel
Bacaksız Okulda
Sınıf
Bacaksız Paralı Atlet

Bacaksız Kamyon Sürücüsü
Bütün Şiirleri 1927-1991
Dördüncü Bölük
Yokuş Yukarı
Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
Bacaksız Tatil Köyünde
Sosyal Kadınlar Partisi

Bacaksız Sigara Kaçakçısı
Kumdan Betona
Yaşadıkça
Hoca Nasrettin ve Çömezleri
Çalış Osman Çiftlik Senin
Radarın Anahtarı
Öksüz Civciv

Yarenlik
Rüşvetin Alamancası
Nerede Kalmıştık
Cankurtaran Yılmaz
Devam - Şiirler 1953
Cart Curt
Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler

Satılmışlar
Ocak Katırı Alagöz
Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil
Kulağımız Kirişte
Güvercinim Uyur mu
Üsküdar’da Sabah Oldu
Küçükçekmece Okyanusu

Haydi Yolunuz Açık Olsun
Uzak Değil
Durmak Yok
Bunadı Bu Adam
Fedailer Mangası
Krallar ve Kurallar
Şevket Ustanın Kedisi

Çocuk Bahçesi
Altın Ekicisi
Bütün Şiirleri 1937-1983
Çok Küçüğüm Daha Ben
Kesmeli Bunları

Rıfat Ilgaz Alıntıları - Sözleri
Bizim memlekette zeytin o kadar boldur ki... Ama arayınca tanesini bulamazsınız! Yağını dostlarımıza satarlar, çekirdeğini de bize yuttururlar. (Sosyal Kadınlar Partisi)
Topladığımız gönül çiçekleri
Kucağımızda sararıp solar
Utanır da veremeyiz
Sunamayız dilimiz dolaşır
Oysa neler düşlemişizdir geceden. (Ocak Katırı Alagöz)
"Bakın şu miskinlere, Hababam Sınıfı değil, Hababam Taburu be !" (Hababam Sınıfı)
Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!" (Yokuş Yukarı)
Annem kahve! Emrini alinca, hemen sürerdi cezve yi kahve gelince bos zamanlarinda sardığı sigaralardan birini çıkarır hanım ateş.. Emrini verirdi. Ben kibriti kapıp koşarsam beni terslerdi. Annem karşısında süzüm süzüldukce keyiften bayilirdi. Zevk sahibiydi babam Sandalcı Hamit. (Nerde O Eski Usturalar)
Ben ölmedim
Beni öldürmediler de
Yaşıyorum yaşıyorum işte
At kıçında sinek gibi
Tööbe töbe (Uzak Değil)

Neyimize gerek bizim siyaset.! (Haydi Yolunuz Açık Olsun)
Doğru! Dünyanın parası var İsviç­re'de. Bizimkilerin paraları bile orda! (Hababam Sınıfı Baskında)
"...Ben bugüne kadar tavuk bile kesmedim. Hep bizim büyük hanım keser tavukları."
"Tavuğu kadına mı kestiriyorsun?"
"Kime kestireyim ya?"
"Yenmez kadının kestiği tavuk."
"Pişirdiği pilav yenir de kestiği tavuk mu yenmez,haaa?"
"Asla yenmez."
"Ben yedim oldu Muhzır Efendi. Sana buyur edersem yeme!" (Hoca Nasrettin ve Çömezleri)
Ben kaçıyorum anladın mı, resmen kaçıyorum insanlardan. (Şeker Kutusu)
Poker denilen oyun da particilik gibi… Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! (Şeker Kutusu)
Gel, değmeden birbirine ellerimiz,
sen günlük işlerinden konuş,
ben sana masallar anlatayım
gelecek günlere dair. (Yarenlik)
"-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz?
-Gövde gösterisi..." (Dördüncü Bölük)

Açlık ,ekmeğin katığıydı … (Karadeniz'in Kıyıcığında)
Ne demiş en büyük ozanımız
Neden kulak vermiyorsunuz sesine
Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi,
Ve bir orman gibi kardeşçesine? (Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler)
"Okuyamadığım kitaplardan kitaplıklar düzdüm." (Sosyal Kadınlar Partisi)
...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat! (Yokuş Yukarı)
..Yağlı güreşteki dinç güreşçilere benziyordu balık.Ele,avuca sığmıyordu... (Küçükçekmece Okyanusu)
Allah, bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar. (Apartıman Çocukları)
... değişen hiçbir şey yoktu eğitim, öğretim alanında. Her şey olduğu gibi, bütün düzensizliğiyle sürüp gidiyordu. (Hababam Sınıfı Baskında)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dorduncu-boluk-rifat-ilgaz-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)