# Düğün Birahanesi - Behçet Çelik Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Düğün Birahanesi kimin eseri? Düğün Birahanesi kitabının yazarı kimdir? Düğün Birahanesi konusu ve anafikri nedir? Düğün Birahanesi kitabı ne anlatıyor? Düğün Birahanesi PDF indirme linki var mı?  Düğün Birahanesi kitabının yazarı Behçet Çelik kimdir? İşte Düğün Birahanesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dugun-birahanesi-behcet-celik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-15T09:00:15+03:00
- Güncelleme: 2022-05-15T09:00:15+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/15/behcet-celik-kimdir-behcet-celik-kitaplari-ve-sozleri-222751.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Behçet Çelik 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750712586 
 Sayfa Sayısı: 136 
--reklam--
Düğün Birahanesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Denize kaçmıştım. O kocaman suya sığınmıştım. Gecenin bir vakti. Kıyı tehlikeliydi, başka zaman olsa dünyada inmezdim bir başıma. Denizse güvenliydi o gece. Ardımdan gelir sanmıştım. En azından korumak ister, demiştim. Ona bağırmış, kapıyı çarpıp çıkmış da olsam. Denizin beni koruyacağını anlayana kadar içim içimi yemişti. Birileri gelecek, beni görecek diye değil, gelmezse diye. 'Gelmedi işte,' demiştim, 'gecenin bir vakti nereye gittiğimi merak bile etmedi.'"

Düğün Birahanesi, öyküleriyle Behçet Çelik'i yakından tanımak isteyenler için biçilmiş kaftan. Bu kitapta yer alan on üç öykü, yaşantılarını ele vermeyen, ama okuru kendi serüvenlerine ortak olmaya çağıran kişilerle dolu. Çelik, öykülerin ayrıntılarını ustaca dokuyor; bu nedenle birbirine benzermiş gibi görünen mekânlar, kişiler, metinleri zenginleştiriyor. Düğün Birahanesi, Behçet Çelik'in sürprizlerle dolu dünyasının kapılarını açıyor.

"Behçet Çelik'in öykülerindeki sesin demokratikliği, öykü türünün geneldeki yapısına uyuyor. Öykünün yaşamın bütününü kucaklamak, her şeyi kapsamak gibi bir savı yok. Anlattıkları daha küçük ölçekte, daha minimal, daha yalın."
-Mehmet Serdar-, Adam Öykü, Kasım-Aralık 2004
--reklam--
Düğün Birahanesi Alıntıları - Sözleri
Sanki sözcükler asılı duruyorlardı havada, yeri geldikçe olgunlaşıp düşüyorlardı
Sen geceleri hiç uyuma tamam mı? Böyle daha uyanık oluyorsun
"Mesafe" derdin kimi gün. Canım sıkkınsa, kendimle arama mesafe koymamı önerirdin. Aramıza mesafe girdikten sonra, kaç kilometre, kaç insan, kaç hafta, kaç ay olduğunu bilmediğim mesafeler girdikten sonra aramıza; sözcükler yerlerini bulmaya başladı senin sözlüğünde. Kimisi ne kadar farklıymış benimkinde.
"Dışarıdan da tuhaf görünüyordu, ama içerisi daha tuhaftı."
“Sen gittin ve sabitleştin zihnimde. Artık oturduğun yerde değilse bile, gittiğin yerde sabitsin.”
Sevgilisini görmezse ölür insan, ama arkadaşını görmese de olur.
...
Ama sevgilisiz ölmez, arkadaşsız ölür insan.
Babamın, yakın arkadaşları birer birer ölürken ne kadar yalnızlaştığını anladım. Klarnetçi de amma yanık üflüyordu. Ölüm de nereden çıkmıştı? Babamın yalnızlığı nereden gelmişti aklıma?
Kendisi görünmez olmaya çalışırken, çevresinde kendini göstermek için her haltı yiyenlerin cirit atması içini kaldırıyor.
Oğlunun jöleli saçlarına bakıp gülümsedi. Yabancı şarkıcılara mı özeniyordu? Kendisi için en büyük düşlerden birisi yurtdışına gitmek, yabancı yerler, insanlar tanımaktı gençliğinde. Oğlansa yerinden kımıldamadan o yabancılara benzeyerek çözmüştü sorunu anlaşılan.
"Bazen kibirli olduğunu düşünüyorum. Sanki uzaydan gelmiş, biz dünyalıların yapıp ettiklerini yapmaya mahkûm olduğu için mutsuz. Pasif direnişte. 'Yapmam,' diyor, ya da 'bir yere kadar yaparım.'"
"Nasıl işler?"
"Piyasanın durumu işte."
Herkesin dilindeydi bu "piyasa". Yedisindeki çocuklar bile yakında gazoz kapaklarını duvar kenarlarında gezdirirken birbirlerine piyasadan söz edeceklerdi. Piyasa kötü olduğu için kapakların eskisi gibi sağlam yapılmadığından, üretici firmaların ucuza getirmek için tenekenin ayarını düşürüp durduklarından söz edeceklerdi.
Görüşmelerimiz de bu yüzden seyrelmişti. Bana ev içleri, o ikisine dışarısı batıyordu. Kimselerle görüşmediklerini söylemişlerdi bir keresinde. Şikayetçiye benzemiyorlardı bundan. Yalnızca Aytül, insanların her şeyde bir karşılık beklemelerinden bunaldığını söylemişti.

"Bizim ev her zaman, herkese açık, ama her gelen bizim de onlara 'iade-i ziyaret' e gitmemizi bekliyor," demişti. Kendi sözleriyle dolduruşa gelip sesini yükseltmişti ardından. "Ne bu ya? Arkadaş mıyız, diplomatik misyon şefi miyiz, anlamadım!"

Sezai Aytül'e o akşam, "Şefim, büyükelçim" diye takılmıştı sürekli.
Ne zaman evli arkadaşlarımın yanına gitsem, hemen sezerim bunu. Evlilere has bir şey değil, biraz uzamış çoğu ilişkide var sanırım. Hayranlık yerini rekabete, itişmeye bırakıvermiştir. Bu da zamanın bıraktığı bir iz işte! "Çocukla ben ilgilendim sen ilgilenmedin," der biri. Öteki, bir dakika geçmeden, hiç yeri yokken, "Hep senin istediğin oluyor zaten," deyiverir. Bir de şu cümle: "Bir şeyi ne zaman bıraktığım yerde bulacağım Allah aşkına?" Ya da o sessiz bakışlar, ani baş çevirmeler, hırçın bir tonda söylenen "canım"lar, "sevgilim"ler... Daha kötüsü, başkalarına sezdirmemeye çalıştıkça sakilleşen yakınlıklar, sempatiklikler...
Karşılıklı sitem ettik biraz. Sitem olmazsa arkadaşlık olmaz.
"Bir yemeği güzelleştiren yapan değil yiyenlerdir."
--reklam--
Düğün Birahanesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap öyküleriyle yazarı yakından tanımak isteyenler için biçilmiş bir kaftan. Bu kitapta yer alan 13 öykü, yaşantılarını ele vermeyen, ama okuru kendi serüvenlerine ortak olmaya çağıran kişilerle dolu. Çelik, öykülerinin ayrıntılarını ustaca dokuyor; bu nedenle birbirine benzermiş gibi görünen mekanlar, kişiler metinleri zenginleştiriyor. Kitap yazarın sürprizlerle dolu dünyasının kapılarını açıyor. (Arka kapaktan)

Adını duyduğum ve ilk kez okuduğum yazarın üslubunu beğendim doğrusu. Kimi zaman tekrarlara düşse de dili düzgün. Baştaki uzun öykü Ötedeki; yer yer geri dönüşler ve farklı kurgusuyla oldukça dikkat çekici. Bazı hikayelerdeki kadın anlatıcının erkek yazar tarafından gerçekçi dile getirilişi beğeniyi hakediyor. Benzer kurgudaki Ötesi Yok, gelinlerin eski sevgililerinin efkarlarını dengelemek için varoldugunu söylediği Düğün Birahanesi, hayatını sorgulayan fakat doğru tespitler yapabilen kızın anlatıldığı Hepsi Bir ve çocuk oyunlarının ideolojisini tartıştığı Çivi'yi de beğendim.

2008 #saitfaikarmağanı sahibi Çelik'i okuyun, nitelikli edebiyat. Ara vererek #günortasındaarzu eserine geçeceğim. (Hayat Bu) 
Behçet Çelik'in lafı dolandırmayan, söyleyeceğini doğrudan söyleyen, yalın anlatımını çok sevdim.Öykülerdeki ana tema yalnızlık kanımca.Bilinçli seçilmiş ya da şartların getirdiği yalnızlık.Karakterlerin geçmiş ve bugün arasındaki sıkışmışlıkları iç ses kullanımıyla çok güzel verilmiş.Bazı öykülerdeki yan karakteri başka öyküde ana karakter olarak görebiliyoruz. Ya da bana öyle geldi️

"Biliyor musun, genç bir kızken aşkın tanımını yapmıştım bir arkadaşıma.Gençken nasıl da kolaydır sözcüklerden çözümler bulmak.Aşkın dostlukla cinselliğin birbirine karıştığı bir şey olduğunu düşünürdüm.Oysa kocama âşık olduğum günlerde onun dostum olup olmadığı hiç aklıma gelmedi.Seninle görüşmeye deliler gibi can attığım zamanlardaysa cinsellik aklımın ucundan geçmiyordu.O gece hariç... İnsanlar denklemler varmış gibi yaşıyorlar.Çözemeseler de varlığına inandıkları denklemlerde buluyorlar güvenliği.Senin bütün denklemlere kuşkuyla bakarken yaşamayı sürdürebilmenin büyük bir cesaret olduğunu düşünmeye başladım."Hiçbir denkleme güvenmemek eşittir cesaret," diyorsun zihnimde yerleştiğin yerden.Kıkırdıyorsun, dalga geçiyorsun kurduğum yeni denklemle." syf 47
Ötedeki-Düğün Birahanesi (Özlem Akbaş) 
''Çorbacıdan çıktık. Geçtiğimiz her sokak tanıdıktı artık, insanlar akrabamızdı. Döngüyü tamamladık sanmıştım,oysa tahminimden de büyüktü döngü. İç içe geçmiş döngüler vardı içinde. Tamamladığımız bunlardan biriydi sadece. Başımız daha çok dönecek, en iyi bildiğimizi sandığımız sokaklardan geçerken. En yakınımızdakine dokunurken şaşırıvereceğiz. Acemi bulacaklar bizi, tedirgin, kafası karışık, huysuz, umutsuz''
 Adanaya Kar Yağmış kitabından iptilası olduğum yazardır yazdığı çoğu kitap okumaya değer olarak görüyorum..
 Düğün Birahanesi’nde arkadaş olmanın, ferah anların, durup sorguladığımız zamanların, ailenin, şehirlerin kuşatıcılığının ve aşkların; etrafımızda dönüp duran, sıra kendilerine geldiğinde az çok benzer biçimlerde hayatlarımızı yoklayan durumlar olduğunu hatırlatırken, bazen göstermekte zorlandığımız, bazen de istiyerek gizlediğimiz, fakat her zaman var olan farklı ve canlı renklerimize dikkat çekiyor. (Mehmet Sarı) 
--reklam--
Düğün Birahanesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Behçet Çelik - Düğün Birahanesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Düğün Birahanesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Behçet Çelik Kimdir?
Behçet Çelik 1968'de Adana'da doğdu. Adana Anadolu Lisesinden 1986'da, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1990'da mezun oldu. İlk yazısı 1986'da Yeni Adana gazetesinde, ilk öyküsü 1987'de Varlık'ta yayınlandı. Çeşitli dergilerde öykü, yazı ve çevirileri yayınlanan Çelik, Yazılı Günler ve Virgül dergilerini yayınlayanlar arasında yer aldı. 1989'da Akademi Kitabevi Öykü Başarı Ödülünü kazandı; Gün Ortasında Arzu isimli öykü kitabı 2008'de Sait Faik Hikâye Armağanına, Diken Ucu adlı öykü kitabı da 2011'de Haldun Taner Öykü Ödülüne değer bulundu. İki Deli Derviş(1992), Yazyalnızı (1996), Herkes Kadar (2002), Düğün Birahanesi (2004), Gün Ortasında Arzu (2007), Diken Ucu(2010) adlı öykü kitaplarının yanı sıra Dünyanın Uğultusu (2009) ve Soluk Bir An (2012) adlı romanları ile Sınıfın Yenisi adlı ilkgençlik romanı (2011) yayınlandı. Çelik'in doğup büyüdüğü Adana üzerine yazılmış yazılardan oluşanAdana'ya Kar Yağmış (2006) adlı bir de derlemesi ve Ateşe Atılmış Bir Çiçek/ Yazarlar, Kitaplar, Okuma Notları(2012) adlı bir deneme kitabı bulunmaktadır. Behçet Çelik'in "Çok Tanıdık, Çok Bildik" isimli öyküsü ABD'de yayımlanan Istanbul Noir adlı kitapta, "Soğuk Bir Ateş" adlı öyküsü de Hollanda'da yayımlanan Stad en Mens adlı kitapta yer almıştır.
--reklam--
Behçet Çelik Kitapları - Eserleri
Gün Ortasında Arzu
Belleğin Girdapları
Diken Ucu
Dünyanın Uğultusu
Soluk Bir An
Sınıfın Yenisi
Düğün Birahanesi
Herkes Kadar
Kaldığımız Yer
Yolun Gölgesi
Patikaların İyi Yanı
Yazyalnızı - İki Deli Derviş
Çantasızlar Kampı
Ateşe Atılmış Bir Çiçek
Adana'ya Kar Yağmış
Düğün Birahanesi
Dünyaya Baktığımız Yol
--reklam--
Behçet Çelik Alıntıları - Sözleri
her düşüme sindi şu uyanıklık. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
“Seyrelmek istemiyor, yok olmak gibi bir şey bu onun için, dağılmak, ortalığa saçılmak, bir daha toparlanamamak.” (Patikaların İyi Yanı)
“Benim güçsüzlüğüm kendini güçlü hissetmene neden oluyor, biliyorum,” dedi.
“Çok yanlış,” dedim. “Bu çok yanlış.”
“Doğru olan ne peki? Çırpınıyorum karşında, susuyorsun. Daha da zorlarsam, kelimelerin yetmediğini söyleyeceksin hep yaptığın gibi. Takılmışsın buna. Beni üzmekten zevk alıyorsun. Yaşadığını böyle hissediyorsun. Kim bilir, kimin öcünü alıyorsun beni böyle sefil hallere sokunca.” (Gün Ortasında Arzu)
Baykuşun tünediği daldayım. Baykuş değil yarasa - baş aşağı asılıyım. (Gün Ortasında Arzu)
Oysa gitmeyi bilen ne de güzel gidiyordu. (Gün Ortasında Arzu)
çevremizi saran incir ağaçlarının kokusu, yalnızca sarhoş olduğum zamanlar duyduğum bir acıyı depreştirdi. yitip gidenin peşinden bakmaya benziyordu. artık göremeyeceğini bildiğin bir dostu, gece rüyanda görüp, sabah ağlayacak
gibi uyanmaya. haymada oturan adamın ufkuna bir iki incir ağacı yerleştirdim. insan neler düşünür böyle bir haymada, bir yola, bir ufka bakarken? (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
incecik bir yara, hiç iyileşmiyor. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
Her şeyin sonsuza dek değiştiğini ikimiz de anlamıştık, ama tam bize göreydi benim böyle debelenmem ve onun hiçbir şey dememesi. (Diken Ucu)
kardeşim, demezler mi, dostum, canım, bir tanem, nedir bu seni hülyalı hülyalı ortalığa bakmaya zorlayan şey? (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
Neresi olduğunu kestiremediğim bir yerler açıyor içimde. Bedenin mi bana ait olmaktan çıkıyor, acı mı yer değiştiriyor? Kalbim diyorum, karnım diyorum, göğsüm, hepsinin arasında bunca yıldır farkında olmadığım bir boşluk, neresi bilemiyorum. (Yolun Gölgesi)
yaşaya yaşaya, acısını duya duya, uykusuzluğu, açlığı, her şeyi bir umutsuzluğa ulayan karamsarlığıyla bitireceğim bu kederi. bir sabah, belirli ölçekte keder duyup belirli litre gözyaşı akıtınca, aylar yıllar sonra ilk kez, kedere değil de sabah sevincine uyanacağım. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
tek doğru; her şeyin bir kederle birlikte örüldüğü. (Yazyalnızı - İki Deli Derviş)
(...)Dönüp dolaşıp aynı cümleleri yeniden ısrarla peş peşe yineleyen, sanki bütün dünya onlara bir şeyler-para, mülk, unvan, itibar- borçluymuşçasına mağdur ve bundan her daim haklılık, aksilik ve şirretlik almaşığı bir ömür devşiren adamlarla kadınların evreninde sıkışıp kalmış hissetmekten bıkkın, her yanını balçık bataklık kaplamışçasına hareket edememiş olmaktan yorgun, gecenin korkusundan, kaygısından henüz sıyrılamamış halde ağır aksak yürürken tökezleyiverdi, düşer gibiyken doğruldu. (Patikaların İyi Yanı)
"Bir yemeği güzelleştiren yapan değil yiyenlerdir." (Düğün Birahanesi)
Görüşmelerimiz de bu yüzden seyrelmişti. Bana ev içleri, o ikisine dışarısı batıyordu. Kimselerle görüşmediklerini söylemişlerdi bir keresinde. Şikayetçiye benzemiyorlardı bundan. Yalnızca Aytül, insanların her şeyde bir karşılık beklemelerinden bunaldığını söylemişti.

"Bizim ev her zaman, herkese açık, ama her gelen bizim de onlara 'iade-i ziyaret' e gitmemizi bekliyor," demişti. Kendi sözleriyle dolduruşa gelip sesini yükseltmişti ardından. "Ne bu ya? Arkadaş mıyız, diplomatik misyon şefi miyiz, anlamadım!"

Sezai Aytül'e o akşam, "Şefim, büyükelçim" diye takılmıştı sürekli. (Düğün Birahanesi)
Gözyaşlarım kırık şimdi. (Patikaların İyi Yanı)
Kelimeleri boş verelim, can dostlarımdan birinin dediği gibi, bazı anlamlara gelmiyor onlar. (Kaldığımız Yer)
'Herkesin kendini övdüğü bir çağda yaşıyordu.Kimse utanmıyor bundan.' Behçet Çelik - Soluk Bir An (Soluk Bir An)
Başkasının değil senin ne düşündüğün önemli.... (Patikaların İyi Yanı)
Bunca kapkaranlık bir dünyada, bu rezaletler bileşkesi karşısında, içimizi yakan kendilik kuruntularımızdan kurtulmanın yegâne yolunun sencileyin başkalarına, kendimiz gibi olmayanlara, onların acılarına, sızılarına açılmak olduğunu sezmezden geldik de ne oldu, ne elde ettik kızım? (Kaldığımız Yer)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dugun-birahanesi-behcet-celik-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)