# Dün - Agota Kristof Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Dün kimin eseri? Dün kitabının yazarı kimdir? Dün konusu ve anafikri nedir? Dün kitabı ne anlatıyor? Dün PDF indirme linki var mı?  Dün kitabının yazarı Agota Kristof kimdir? İşte Dün kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dun-agota-kristof-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-16T05:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-10-16T05:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/16/agota-kristof-kimdir-agota-kristof-kitaplari-ve-sozleri-334627.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Agota Kristof 
 Çevirmen: Ayşe İnce Kurşunlu 
 Orijinal Adı: Hier 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789750819957 
 Sayfa Sayısı: 72 
--reklam--
Dün Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tobias önemsiz bir ülkenin ismi olmayan bir köyünde doğmuştur. Annesiyle yokluk içinde yaşar. Annesi köyde dilenir; un, mısır veya süt karşılığında erkeklerle yatar; tarlalardan, bahçelerden meyve sebze toplar, bazen de çiftliklerden tavuk çalar. Küçük Tobias bir gün annesi bir erkekle yatarken ikisini de bıçaklar ve köyünden, ülkesinden kaçarak başka bir ülkeye sığınır. Yeni bir ülkede yeni bir hayata başlar. Adı artık Sandor Lester’dir. Bir fabrikada işe girer. Yazar olma hayalleri kurar. Ama ilkokuldaki kız arkadaşı Line’i unutamaz, onun bir gün yanına geleceğini umut eder... Ve günün birinde Caroline’le karşılaşır...

Agota Kristof, “Büyük Defter – Kanıt - Üçüncü Yalan” üçlemesinin ardından bu kez okuru “Dün”de baş döndürücü bir hikâyeye davet ediyor.
--reklam--
Dün Alıntıları - Sözleri
Ne yaşam ama?
Tekdüze iş.
Acınası maaşlar.
Yalnızlık.
Kimi zaman iş için mi yaşadığımı yoksa yaşamak için mi işe gittiğimi düşünürdüm.
Ne yaşam ama?
Tekdüze iş.
Acınası maaşlar.
Yalnızlık.
Meğer bu kapı hep açıkmış, ben hiç bu kapıdan çıkmayı denememişim.
Kimi zaman iş için mi yaşadığımı yoksa yaşamak için mi işe gittiğimi düşünürüm.
"Gerçekten mi? Hayatının sonuna kadar işçi kalmak, senin için fark etmez mi? "

"Seninle fark eder. Sensiz hiçbir şey fark etmez bana. "
"Koridor boyunca yürüdüm. Kapı açıktı.
Meğer bu kapı hep açıkmış, ben hiç bu kapıdan çıkmayı denememişim."
Jean soruyor: "Neden bu kadar kötü davranıyorsun Sandor?"
"Kötü değilim, yorgunum. Beni rahat bırak."
İşte böyle öldüm ben. Kısa süre sonra bedenim toprağa karıştı.
Kimi zaman iş için mi yaşadığımı yoksa yaşamak için mi işe gittiğimi düşünürüm.
Ne yaşam ama?
Tekdüze iş.
Acınası maaşlar.
Yalnızlık.
Ve sonra soruyor: "Bu ülkeye nasıl katlanıyorsunuz?"
"İnsan alışıyor."
--reklam--
Dün İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Şöyle kısacık bir kitap okusam da uzun süre etkisinde kalsam" diyorsanız 'Dün' sizin için müthiş bir seçenek. Küçük bir şehirde sefil bir hayat süren Tobias'ın öyküsünü okuyoruz. Gerçekleri öğrenen Tobias tıpkı yazarın kendi yaşam öyküsündeki gibi başka bir ülkeye kaçıp gider. Artık yoluna Sandor olarak devam eder ya da etmeye çalışır diyelim. Çünkü geçmişten gelen misafirler peşini bırakmaz. Sıradan bir aşk hikayesi gibi gözüken kitapta yalnızlık, yoksulluk, mültecilik, özgürlük gibi kavramlar metine müthiş yedirilmiş. Baskısı şu an yok ama ikinci el kitap sitelerinde ya da sahaflarda denk gelirseniz mutlaka bir bakın. (Zuhal) 
göçmen bir adamın hikayesi.
nereye göç ettiği önemli olmayan bir adamın, çocukluk aşkını her kadında araması, takıntısı. dün'le yaşanamayacağını dün'ün insana vurduğu yükün ağırlığı çok güzel hissettirilmiş. ayrıca 3-4 satırla iş hayatının, hayatımızı yok ettiğini çok güzel anlatmış. kendi çocukluğuyla bugünkü halini konuşturduğu anlatı da aynı şekilde etkileyiciydi. sırf buralar için bile okunur.

yazar ne yazsa okurum dedirtti bu eser bana. büyük bir hikaye değil ancak yazarın dildeki sadeliği, minimum sözcükle kendini aktarabilmesi beni çok etkiledi. yazarın bana kalırsa güçlü bir 'kendi' dili var. diğer kitaplarına da şans vereceğim. (Gökhan Kahya) 
"Gelecek, geçmişin bok yemesinden başka bir şey değildir zaten biliyorsunuz; ne yaparsak yapalım, bir mucize olmadığı sürece bu gerçeği asla değiştiremeyiz."
Hasan Ali Toptaş
İncelemeye bu alıntı ile neden başladım bunu daha sonra yazacağım.

Bir zaman dilimi olarak "Dün"

Yazara göre, daha doğrusu yazarın oluşturduğu karakter Tobias'a (ya da Sandor mu demeliyim acaba? Siz okuyup ne diyeceğinize karar verin. Ben Tobias Sandor diyeceğim. Çünkü tek olarak düşünmek mümkün değil. Dün ve Bugünü) göre sadece şimdiki zamanın varlığı önemli olan.

Şimdi gelelim üstteki alıntıya;
Peki ya gelecek?
Dün geçmişte kalsa da yaşadığımızı biliyoruz değil mi? İyi veya kötü tecrübeler edinip eğer ömrümüz varsa bugüne geliyoruz. Dünü yok sayıp sadece bugün de yaşamak pek mümkün değil gibi sanki hee, ne dersiniz?
Geleceği ise en basit tabirle; var olmamış bir zaman dilimini kafamızda canlandırma olarak tanımlarsak, geleceğin, dün ve bugün yaşadıklarımızdan daha farklı olması mümkün müdür acaba? diye de düşünüyorum ve neden olmasın diye de ekliyorum, sonrasında da olamaz mı diye soruyorum?
Dünü anlayıp, bugünü yaşayıp, geleceği kurmak dileğiyle...

Kristof ile yaklaşık 2.5 yıl önce kitap/buyuk-defter-kanit-ucuncu-yalan--29512 üçlemesi ile tanıştım. Bir zamanlar az bilinen değerli kitaplar araması yaparken karşıma çıkmıştı. Aynı kitap/onca-yoksulluk-varken--11942 kitabı gibi. Basımı falan da yoktu. İyice merak etmiştim. Zor da olsa temin edip tanışmıştım yazarla ve sevdiğimi, ayrı bir tat aldığımı hatırlıyorum. Bu iki kitabı da, daha doğrusu karakterlerin çocuklukta yaşadığı durumları, annelerinin hayatlarını birbirine benzettim biraz.

Çocuklukta yaşadığı aşkını, yaşadığı şimdiki zamanda arayan, gelecekte de sadece onunla olacağını düşünen, her gördüğü kadında onu gören bir adam ve bundan dolayı da yaşadığı zamanın farkına varamayan, sıkıcı, tekdüze bir hayat yaşayan veya yaşadığını düşünen bir karakter.
Kitabın bölüm bölüm oluşu ve okudukça parçaları birleşiyor hissi çok güzeldi. Yazarın karakterin kendi çocukluğu ile şimdiki zamandaki halini konuşturduğu bölüm de çok iyiydi.
"Ben gelecekten geldim" diyorum ona yavaşça, "gelecekte çamurlu, ölü tarlalar var yalnızca."
Yazarın yalın dili ve anlatımı da bunda büyük etken.

İlerleyen bölümlerde dünden çıkıp şimdiki zamana gelen ve o aşkını gerçekten buluyor ama tabii ki hiçbir şey eskisi gibi değildir.

Zaman zaman çalışma hayatının acımasızlığı, tekdüzeliğine de vurgu yapıyor yazar ve bunu yaparken uzun uzun cümleler kurmuyor aralara serpiştirdiği birkaç cümle ile özetliyor her şeyi. Örneğin
"Her sabah beşte uyanmak, yürümek, otobüse yetişmek için koşmak, kırk dakikalık yol, dördüncü köye varış, fabrikanın dört duvarının arasına sıkışmak. Gri önlüğü giyme telaşı, itiş kakışlar arasında kart basmak, makineme doğru koşmak, makineyi çalıştırmak, deliği mümkün olduğunca çabuk delmek, delmek, delmek, hep aynı tür parçaya aynı deliği delmek, mümkünse günde on bin kez, maaşlarımız bu hıza bağlı, tıpkı hayatlarımız gibi."
Çok şey anlatıyor değil mi?

Burada yazarın hayatından da izler bulmak mümkün, çünkü yazar da savaş dolayısıyla ülkesinden göç etmek durumunda kalmıştır. Göç ettiği ülkede de yaşamını sürdürmek için fabrikalarda çalışmıştır. Kitapta da olduğu gibi yazar olma düşüncesi de vardır kafasında.
Bu yazarı ve kitabı okuyun. Zaten Türkçeye çevrilmiş üçleme ile birlikte bu kitabı var. Umarım geriye kalan kitapları da çevrilir.
Herkese keyifli okumalar. (Selman Ç.) 
--reklam--
Dün PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Agota Kristof - Dün kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dün PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Agota Kristof Kimdir?
Agota Kristof 1935’te Macaristan’da doğdu. 1956’da Sta­lin karşıtı sosyalist işçilerin rejimi devirmek için çıkardığı ayaklanma, Sovyet ordusu tarafından bastırılınca, siyaseten faal olan kocası ve dört aylık çocuklarıyla Macaristan’dan kaçıp İsviçre’ye yerleşti. Bir yandan fabrikada çalışan, bir yandan da Fransızca öğrenen Kristof 1970’li yıllarda tiyatro oyunları yazdı. 1986 yılında yayımlanan, üçlemesinin ilk ki­tabı Büyük Defter ile büyük başarı kazandı. Üçlemenin ikinci kitabı Kanıt 1988’de, son kitabı Üçüncü Yalan ise 1991 yılında yayımlandı. Kristof halen İsviçre’de yaşamaktadır.

Diğer Kitapları: Hier (1995), L’analphabète (2004), C’est égal (2005), Où es-tu? Mathias? (2006)

27 Temmuz 2011 tarihinde vefat etti.
--reklam--
Agota Kristof Kitapları - Eserleri
Dün
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan
Üçüncü Yalan
Büyük Defter
Kanıt
--reklam--
Agota Kristof Alıntıları - Sözleri
"Ölenlerle gidenler arasındaki tek fark bu, değil mi? Ölmeyenler geri döner. (Kanıt)
Buraya geri dönmeyeceğim. .
 ..burada ölmek istemiyorum (Üçüncü Yalan)
Meğer bu kapı hep açıkmış, ben hiç bu kapıdan çıkmayı denememişim. (Dün)
“Bazı anne babalara çocuklarının öldüklerini söylemişsin. Niçin bunu yaptın?”
“Hoşlarına gitsin diye.”
“Neden?”
“Çünkü insanlar çocuklarının ölümünü sakat olmalarına yeğler.”
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Biliyorum işte, o kadar.” (Üçüncü Yalan)
Bolluk ve mutluluk içinde yüzüyoruz. (Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan)
Bu kadar taş yürekli olduğunu bilseydim..
Seni asla aramazdım.. (Üçüncü Yalan)
"Bir kitap ne kadar hüzünlü olursa olsun bir hayat kadar hüzünlü olamaz." (Üçüncü Yalan)
Ne yaşam ama?
Tekdüze iş.
Acınası maaşlar.
Yalnızlık. (Dün)
“İnsan yapayalnız olduğu zaman hastalanmak çok kötü.” (Kanıt)
“Ölüler hiçbir yerde ve her yerdedir.” (Kanıt)
.

Çocuklar büyük mutluluk getirir..

. (Üçüncü Yalan)
Kendim icin bir şey istediğim yok ..
"Çocuklarımın bu savaştan canlı çıkmalarını istiyorum " (Büyük Defter)
“Uyumak için ideal yer, diyordu, insanın sevdiği kişinin mezarıdır.” (Kanıt)
“Evet. En hüzünlü kitaplardan bile daha hüzünlü hayatlar vardır.” (Üçüncü Yalan)
“Artık ne kızarmak ne titremek istiyoruz, küfürlere, bizi yaralayan sözlere alışmalıyız.
Mutfaktaki masanın başına karşılıklı oturuyoruz, göz göze, en ağır sözleri söylüyoruz.” (Büyük Defter)
"Bu sözcüğün anlamını bilmiyorum ..
 ..kimse bilmiyor . (Kanıt)
"Artık ölü bir ağacım ama canlı olduğum günlerdeki gibi seni seviyorum " (Kanıt)
"İnsan birini giysilerinden, ayakkabılarından, ellerinden ya da saçlarından da tanıyabilir." (Kanıt)
"Koridor boyunca yürüdüm. Kapı açıktı.
Meğer bu kapı hep açıkmış, ben hiç bu kapıdan çıkmayı denememişim." (Dün)
“Duyguları tanımlayan sözcükler çok belirsiz, bunları kul­lanmaktan kaçınıp nesnelerin, insanların kendileriyle, yani olayların sadık betimlemeleriyle yetinmek lazım.” (Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dun-agota-kristof-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)