# Dünya Nimeti - Knut Hamsun Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Dünya Nimeti kimin eseri? Dünya Nimeti kitabının yazarı kimdir? Dünya Nimeti konusu ve anafikri nedir? Dünya Nimeti kitabı ne anlatıyor? Dünya Nimeti kitabının yazarı Knut Hamsun kimdir? İşte Dünya Nimeti kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dunya-nimeti-knut-hamsun-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-05T00:37:08+03:00
- Güncelleme: 2022-02-05T00:37:08+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/05/knut-hamsun-kimdir-knut-hamsun-kitaplari-ve-sozleri-144367.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Knut Hamsun 
 Çevirmen: Behçet Necatigil 
 Editör: Ayşe T. Ayman 
 Tasarımcı: Barış Şehri 
 Orijinal Adı: Growth of the Soil 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9786051142630 
 Sayfa Sayısı: 432 

Dünya Nimeti Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dünya Nimeti (Markens Gröde) 1917’de çıktı. Issız toprakları canlandırmak için insan gücünün verdiği imtihanları, tabiat kuvvetleri ile çetin savaşları hikâye eden bu roman, katı ve boş topraklara düşen alın terlerinin önce kıt kanaat, giderek cömert hasadını, bu başarıdaki büyük hazzı dile getirir. Bu kitapta Hamsun yirminci yüzyıl insanın destanını yazmış, önüne bir model almadan başaran insanın büyüklüğünü gözler önüne sermiştir. İçtenlik, sadelik, güzelliktir bu kitabın sanatsız sanatı! 

Bu kitap için Selma Lagerlöf, Hamsun’a şunları yazmış: “Dünya Savaşı olurken, milletler, ordular, yüzyıllardan miras bunca emeği kırıp parçalarken; yapıcının, çiftçinin, göçmenin yaratmaktan duyduğu hazla dolu kitabın çıktı. Liderlerin, milletlerin yakıp yıkarak, kesip biçerek yeni topraklar, ülkeler peşinde kızıştıkları bir sırada, sen basit bir adamı, eline bir balta, bir de saban vererek kutsal bir savaşa yolladın; evvelce hiçbir kalemin tasvir etmediği bir savaştı bu; toprakla savaş! Senin bu kitabın, dünya kuruldu kurulalı insanoğlunun gönlüne ferahlık veren tek şeyin; zahmetli yorgunluklar, sabırlı çalışmalar olduğunu; insanoğlunun ancak böyle çalışmalarla vücudunu zindeliğe, hayatını mutluluğa, ismini saygıya ve hatırasını ölümsüzlüğe ulaştıracağını ispat etti.” Roman, cahil bir göçmen olan Isak’ın basit, cahil karısı Inger’le birlikte çorak ve haşin toprakları sabırla nasıl bereketli, yeşil bir yurt parçası haline getirdiğini anlatır. 
-Behçet Necatigil
 

Dünya Nimeti Alıntıları - Sözleri
Mecburiyetler insana akıl öğretir.
"Kadına seçim hakkı vermeli, kadın kendi kaderini tayinde özgür olmalı."
Aşk akıllıyı aptal eder;
Aşk, aptalı akıllı eder.
Buğdaysa ekmek demekti; buğday veya buğdaysızlık, hayat veya ölüm demekti.
Seneler çabuk mu geçiyor? Evet, ihtiyarlayan için.
Zaman neyi düzeltmez ki; zaman bütün yaraları sargılarla, tükürüklerle, uykularla, yemeklerle iyi eder.
Sözün kısası küçüklü büyüklü bir sürü dert.
Buğdaysa ekmek demekti; buğday veya buğdaysızlık, hayat veya ölüm demekti.
"zaman neyi düzeltmez ki; zaman bütün yaraları sargılarla, tükrüklerle, uykularla, yemeklerle iyi eder."
Fakat insan şu dünyada değerine göre mükafatlanmıyor ki!
Şimdi her yerde kendisini gurbette hissediyordu.
İyilikler çokluk iz bırakmadan gider, kötülükler peşleri sıra cezaları sürükler.
Aşk akıllıyı aptal eder...
Şeytan olsa bile ne çıkar, şeytanda yüce kuvvet yoktu ki.
...Ah, şu dünya ne kadar büyüktü; Isak'ın tohum ektiği şu minicik tarla ise her şeyin merkezi oluyordu...

Dünya Nimeti İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Nazar etme ne olur çalış seninde olur " cümlesinin cuk oturduğu bir kitap.
Bir dağın başında tek başına yaşamaya başlayan İsak.
Ve ardından yanına yardımcı olarak gelen inger ile evlenerek kendine o dağ başında sıfırdan bir hayat kurmasının mücadelesi anlatılıyor kitapta.. (Songül) 
Öncelikle böylesine gerçekçi ve güzel bir üslubu olan bir kitabı bu kadar az kişinin okumuş olmasına şaşırdığımı belirterek yorumuma başlıyorum.
Bence yazar kitabın konusuna göre müthiş bir betimleme ve açıklama tekniği kullanmış çünkü romanda öyle ahım şahım güzel mekanlar bulunmuyor ve buna rağmen betimlemeler oldukça uzun ve doyurucuydu diyebilirim.
Kitap emeğin, çalışma hırsının ve vazgeçmemenin sonucunda insanın mutlaka kazanacağını vurgulattığından dolayı bendeki tesiri büyüktür.

Spoiler
Adamın biri bir dağ başına geliyor, amacı artık burada yaşamak ve yanlış hatırlamıyorsam yanında hiçbir şeyi yoktu.
Öncelikle kendine bir barınak kuruyor ve daha sonra aynı onun gibi olan ve herhalde tesadüf eseri (tam hatırlamıyorum) oradan geçen bir kadınla kendi aralarında nikah kıyarak evleniyorlar.
Ve bunlar çalışarak yaşamlarını daha iyi bir hale getiriyorlar hatta bir çiftlikleri olacak kadar zenginleşiyorlar. Adam malı mülkü,
çocukları ve özellikle çalışması sayesinde yaşadıkları çevreden itibar görüyor.

İşin vurucu tarafı adamın bunları sadece kendi el emeğiyle yapmış olması. Knut Hamsun'un okuduğum tek kitabı ama kesinlikle yazar iyi yazıyor. Kitabın bende bıraktığı duygu 'azmin zaferi'. (Furkan) 
Yazarın okuduğum 2.kitabı. İlk kitabını da “açlık” çok sevmiştim.
Bu kitapta entrika, aksiyon, aşk, heyecan yok. Öyle basit ve sade bir hayat anlatılıyor ki.. ilk sayfadan itibaren bu kadar sakin bir kitabın bu kadar sizi sürüklemesine şaşıracaksınız. İnsanın okurken içi ısınıyor.
Hiçbir şeyi olmayan bir adamın, bir dağın başına gelip yerleşmesi ile başlayan, sonra kalabalıklaşan ailesi, etrafı, komşuları ile birlikte geçen yaşamı, günlük kırsal hayat, gündelik olaylar anlatılıyor ama nasıl güzel 450 sayfa 5 günde bitti. Dingin bir kitap okuyayım kafam sakinleşsin derseniz kesin tavsiye ederim. (rabia öztürk) 

Kitabın Yazarı Knut Hamsun Kimdir?
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.

Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi.

Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti.

İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti.

Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı.

Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu.

Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu.

Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile.

"Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı.

Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı.

Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu.

Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı.

Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü.

Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti.

Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti.

Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı.

Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi.

Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti.

Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı.

Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü.

Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı.

1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi.

Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı.

"Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle.

Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm."

Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir.

Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı.

Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır.

19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.

Knut Hamsun Kitapları - Eserleri
Açlık
Dünya Nimeti
Pan
Rosa
Uçarı
Victoria

Göçebe
Hüzünlü Havalar
Son Mutluluk
Sonbahar Yıldızları Altında
İstanbul'da İki İskandinav Seyyah
Benoni
Gizemler

Son Bölüm
Nağıllar Diyarında
Oğlum Oğlum & Victoria
Dünya Nimeti 2. Cilt

Knut Hamsun Alıntıları - Sözleri
Böyledir bu: Yaşamak bile başlı başına bir nimettir; hayatın ayrı ayrı bütün mahrumiyetlerini karşılayan, peşin ve bol bir ödemedir yaşamak nimeti. (Göçebe)
Üff çekingen insanlar ne zor! Onların yanında her şeyi bizim yapmamız, bizim söylememiz gerek; hiç de yardım etmezler bize. (Açlık)
Hakikatı bilmek güç. Bunun nedeni belki de bize hakikatı anlatacak olan Avrupa basınının tek sesliliğidir. İnsan biraz şüpheleniyor doğrusu. Sesini duyurması lazım gelen taraf ta­mamiyle dilsiz. (İstanbul'da İki İskandinav Seyyah)
Tatlı sarhoşluğum hala devam ediyordu, dünyanın en kıymetli mektubunu almıştım, onu şuracıkta iç cebimde taşıyordum , o bana yazılmışa. Yazmayınız. Hayır, yazmam, pekala, ama kalkıp gelebilirim. Ve cümlenin sonunda üç nokta bulunuyordu. (Sonbahar Yıldızları Altında)
Hayat zevk almaktır! (İstanbul'da İki İskandinav Seyyah)
"Mesele ne harflerde, ne de kelimelerde!"
"Ya neyde?"
"Manasında!" (Benoni)

Hayatından hep memnun olabilmesi; üstelik yeni yeni mutluluklar besleyebilmesi için, insanın az çok basit olması gerekir. (Göçebe)
" Öyle, şu yeryüzünde avare kimseleriz. Yollar çöller aşar, kâh sürünür kâh yürür ve çiğner geçeriz birbirimizi. Daniel gibi, o da çiğnedi ve çiğnendi." (Son Bölüm)
İnsanlar hep aynı telden çalamazlar, bazı teller kopar. Ara sıra sonuncu teli tıngırdatmak gerek. (Son Bölüm)
Buğdaysa ekmek demekti; buğday veya buğdaysızlık, hayat veya ölüm demekti. (Dünya Nimeti)
Ölüm, hayatta bata çıka yürür çamurlu bir batakta gibi... (Son Bölüm)
Bu yeryüzünde tek başıma ve meçhul dolaşıyorum. Benim kaderim de böyleymiş. İçimde neler olduğundan kimsenin haberi yok; benim de bir şeyler mırıldandığımı kimse duymadı. (Victoria)
Dünyalığa gelince, her çeşit dünyalıktan nefret etmen gerekir. (Açlık)

"Aşk bir insanı yere yıkabilir, onu tekrar ayağa kaldırabilir, onu yeniden rezil edebilirdi... Ve aşk; dünyanın kaynağı, dünyanın sultanı oldu ama aşkın yolları çiçek ve kanla doldu, çiçek ve kanla." (Victoria)
Gün bitti. Her şey iyiydi, canımı sıkacak hiçbir şey olmadı.Çevremdeki büyük sessizlikte. yetişkin, göçebe tek insanım ben. Bununla büyüyor, daha bir önem kazanıyor, gittikçe yaklaşıyorum Allah’a. İçimde tavlanan demirlerin de rahatı, sanırım iyidir; çünkü Tanrı, kendine yakın olanlara inayetini ihsan eder. (Son Mutluluk)
Tanrı insanın gönlüne göre verir. (Pan)
Gençlikten kalma bir sevginin böyle yer etmesi, arada bir kendini göstermesi tuhaf. (Gizemler)
Aşk akıllıyı aptal eder... (Dünya Nimeti)
Ölüm için hayat ucuz bir eşyadır. (Son Bölüm)
Sevda da cinayet kadar tehlikelidir. (Göçebe)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dunya-nimeti-knut-hamsun-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)