# Dünyadan Aşağı - Gaye Boralıoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Dünyadan Aşağı kimin eseri? Dünyadan Aşağı kitabının yazarı kimdir? Dünyadan Aşağı konusu ve anafikri nedir? Dünyadan Aşağı kitabı ne anlatıyor? Dünyadan Aşağı PDF indirme linki var mı?  Dünyadan Aşağı kitabının yazarı Gaye Boralıoğlu kimdir? İşte Dünyadan Aşağı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dunyadan-asagi-gaye-boralioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-27T07:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-08-27T07:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/27/gaye-boralioglu-kimdir-gaye-boralioglu-kitaplari-ve-sozleri-299112.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Gaye Boralıoğlu 
 Yayın Evi: İletişim Yayınları 
 İSBN: 9789750523601 
 Sayfa Sayısı: 274 
--reklam--
Dünyadan Aşağı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Önümde belki bir dakika var, belki bin dakika.Belki bir gün var, belki bin gün... Geride ise yüzlerce hatayla, çok eksiklerle, dile gelmemiş suçlarla, telafi edilmemiş ihmallerle dolu bir hayat. Hangisini, ne ara düzelteceğim? Nereden başlayacağım kendi cennetimin yolunu döşemeye? Zamanla yarıştan galip çıkan var mıdır? Kader, insanın başına gelen değil midir? Bu sonsuz ihtimalli dünyada, Allah katında mükemmel bir düzenek kurmak mümkün müdür? Çok zor... İşim çok zor. En iyisi, çekyatta derin bir uyku.
--reklam--
Dünyadan Aşağı Alıntıları - Sözleri
Çünkü yalın gerçek çekilmez bir şeydir, edebiyat gerçeğe katlanmak için vardır.
İnsanoğlunun ne acayip bir tabiatı var ki bazı şeylerin kıymetini ancak onları kaybettiğinde anlıyor. Her zaman yanında olana, el altındakine karşı daima ihmalkâr ve hoyrat…
Kurumuş bir yaprak gibi dünyadan aşağı düşüyorum.
Bunca yoksulluğun ve kötülüğün ortasında insan felaketi unutarak niye umutlanır?
Ben orada onun istediği kadar vardım istediği sürece ve istediği şekilde vardım, yani aslında yoktum.
Bir çocuğu kemiren ya bir babadır ya da yokluğu.

Özge Dirik
İnsan bir anda bütün ömrü boyunca çabaladığı şeyin beyhude olduğunu anlayıveriyor ve bu hayal kırıklığı onun hayatla olan bağları tümden zayıflatıyor.
… herkes kendi meşrebince sever bu dünyada.
İnsan durup dururken daha iyi olayım demez. Dese de olamaz zaten. İyilik içten gelir. Kendi iyiliğini başkasından isteyemezsin.
İnsan yaralı bir hayvandır.
--reklam--
Dünyadan Aşağı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dünyadan Aşağı: Gaye Boralıoğlu'nun Dünyadan Aşağı adlı kitabı uzun zamandır takip ettiğim ve okumak istediğim bir kitaptı, çok şükür okudum.

Garip bir şekilde bu kitaba karşı daha okumadan önce bir çekim hissediyordum ki ,okumaya başlayınca, kitaptaki hikayenin benim doğup büyüdüğüm yer olan İstanbul'un en eski ve en kozmopolit yerleşim yerlerinden olan Balat'ta geçtiğini görünce kitabın beni neden bu kadar çektiğini anlamış oldum.

Kitaba gelecek olursak; Hilmi Aydın'ın hikayesini okuyoruz kitap boyunca. Hilmi Aydın'la alnının ortasında bir silahtan çıkan kurşunun açtığı bir delikle yerde yatarken tanışıyoruz, sonrasında kitap boyunca karakterimizin hayatının her evresine tanıklık ediyoruz. Bazı bölümleri Hilmi Aydın'dan bazı bölümleride yazardan okuyoruz. Yazar derken burada belirtmek gerek kitapta başka bir yazarımız daha var.

Hilmi Aydın hayata çok da tutunamamış bir adam. İlişkilerinde, iş hayatında, aile hayatında, hatta karısını aldattığı ilişkilerinde bile bir türlü dikiş tutturamamış bir karakter. Babası ile hiç bir zaman yıldızı barışmamış, genç yaşta annesini kaybetmiş, hayatın içinde kaybolmaya yüz tutmuşken Nihan'la evlenerek bir nebze de olsa tutunmayı becermiş bir adam.(Tabii ne kadar tutunduğu tartışılır.)

Ne zaman ki ölümle burun buruna gelmesine sebep olan vurulma olayı meydana geliyor; hayati tehlikeyi atlatıp da, iki dünya arasında küçük bir yolculuk yapınca , bunun kendisine verilen ikinci bir şans olduğuna inanıyor ve birden hayatına çeki düzen verme, eski hataları telafi etme, iyi bir insan olma, eşi Nihan'ı aldattığı için biten evliliğini kurtarma, babasından kalan lokantayı nezih bir restorana çevirme ve herşeyden önemlisi bir hesaplaşma çabası içerisine giriyor. Hilmi Aydın'ın hayatı boyunca hesaplaşamadığı bir kişi var o da babası Selim Aydın.

"İnsan dediğin yaralı bir hayvandır." diyor yazar. Evet herkesin yaraları vardır, sizin başkaları tarafından açılan yaralarınıza karşılık sizin de başkalarında bilerek yada bilmeyerek açtığınız yaralar vardır. Bazı yaralar bir kez açıldı mı kapanmaları, tamir edilmeleri için hayat her zaman cömert davranmaz malesef bizlere. Hilmi Aydın belki de bu konuda şanslı olanlardan, ancak elde ettiği bu şansı kullanabilecek mi? Yoksa düzeltmek istediklerini geri dönülmez bir şekilde kayıp mı edecek? Bunu öğrenebilmek için bu güzel kitabı okumanız gerekecek. Bu arada kitabın sonunda beklenenin aksine sürpriz bir son bekliyor okuyacakları.

Dünyadan Aşağı, Gaye Boralıoğlu ile tanışma kitabımız oldu. Uslubu, dili, kurgudaki ustalığı ile sevilenler listesindeki yerini aldı bile.

Keyifli okumalar. (Filiz) 
Meraklısına...: Yani... Evet... Bir romandır nihayetinde... Dili çok kötü diyemeyeceğim... Konunun orijinal olduğunu ve birtakım ilginçlikleri olmadığını söyleyemeyeceğim gibi... Yine de... Ne bileyim... Süreli bir hayatta okunacak o kadar şey varken... (Haydudu) 
--reklam--
Dünyadan Aşağı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gaye Boralıoğlu - Dünyadan Aşağı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dünyadan Aşağı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gaye Boralıoğlu Kimdir?
Tam adı Jülide Gaye Boralıoğlu olan yazar, Gönül ve Güneş Boralıoğlu’nun kızı olarak 22 Ekim 1963’te İstanbul’da dünyaya geldi. 1980’de Ataköy Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1984’te mezun oldu. Yüksek lisansını yine aynı bölümden Sistematik Felsefe ve Mantık alanındaki çalışmasıyla 1986’da aldı. Gazeteci, reklam yazarı ve senaryo yazarı olarak çalışan yazar, ağırlıklı olarak senarist kimliği ile tanınmaktadır.

1999’da Atıf Yılmaz yönetmenliğinde gösterime giren “Eylül Fırtınası”nın senaristliğini üstlenen Boralıoğlu, bu deneyiminden sonra televizyonun senaryo yazarına daha fazla kontrol imkanı verdiği düşüncesiyle, televizyon dizileri için yazmaya ağırlık verdi. Çeşitli kanallarda yüksek reytinglerle yayınlanan “Bir İstanbul Masalı”, “Hırsız-Polis”, “Üzgünüm Leyla”, “Zerda”, “Bıçak Sırtı,” “Bir Çocuk Sevdim” ve “Kapalıçarşı” gibi dizilerin senaryolarını yazdı. Eğitim seviyesi birbirinden çok farklı, geniş bir kitleye hitap edecek derinlikli senaryolar yazmanın kendisi için öncelikli olduğunu belirten yazar, aynı zamanda Senaryo Yazarları Derneği’nin (SEN-DER) kurucularındandır.

Hepsi Hikâye, Meçhul, Aksak Ritim isimli üç eseri bulunmaktadır. On bir öyküden oluşan ilk eseri Hepsi Hikâye, Ekim 2001’de yayımlanmıştır. İsimsiz, tek bir kadın karakterin ağzından yazılmış bu öyküler, bu karakterin gündelik hayatla, yetişkin olma durumuyla, ilişkilerle ve kendine çizilmiş kimlik sınırlarıyla baş edemeyişini, absürde kayan bir mizah ile konu edinir. Hepsi Hikâye, Boralıoğlu’nun yeni dönem eserleri Meçhul ve Aksak Ritim’den farklı olarak görece iyi eğitim görmüş, orta gelir düzeyinde bir karaktere odaklanır.

Meçhul ve Aksak Ritim, toplumun alt sosyo-ekonomik düzeyini oluşturan varoşlardaki akıllı ve çekici bireylerin bu özellikleri dolayısıyla içinde yaşadıkları topluluklar tarafından cezalandırmalarını konu edinir. Mart 2004’te yayımlanan Meçhul, Gaye Boralıoğlu’nun yakın arkadaşı ünlü fotoğrafçı Manuel Çıtak’ın 24 fotoğrafından yola çıkılarak soruların metne dökülmediği bir röportaj formunda yazılmıştır. Bu fotoğraflarda yer almayan, varoşlarda yoksulluk içinde büyümüş ve bir gün gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuş İbrahim’i bulmak amacıyla yola çıkan iki gazetecinin İbrahim’in yakınları ile yaptığı hiç yayımlanmamış röportajlarından oluşur. İbrahim karakterine yakınları ve tanıdıklarının yüklediği doğaüstü özellikler itibariyle büyülü gerçekçiliğe, romanın başındaki “bulunmuş metin” takdimindeki dil itibariyle de masala yaklaşır. İbrahim’in uğradığı tacizler üzerinden ele alınan cinselliği, bastırılmış eşcinsel karakterlerin kurbanı olarak dışlanması ve içine karışmaya çalıştığı her topluluk tarafından cezalandırılması dolayısıyla da bir melodram olarak da okunabilir. Nisan 2004’te Selda Asal tarafından sanatçılara kendi sergilerini açabilme ve disiplinlerarası ortak sanat projeleri gerçekleştirebilme şansı vermek amacıyla kurulmuş Apartman Projesi’yle ortak olarak gerçekleştirilen bir etkinlik kapsamında Meçhul’de yer alan fotoğraflar Asmalımescit’te on beş gün boyunca projeksiyonla sergilenmiş, Zuhal Olcay ve Altan Erkekli ziyaretçilere kitaptan bölümler okumuştur.

2009 Ekim’inde yayımlanan ve yine varoşlardan bir karakterin, on beş yaşındaki çiçekçi çingene Güldane’nin öyküsünü anlatan Aksak Ritim, Güldane’nin kendi cinselliğini keşfetmesini ve taksi şoförü Halil ile yaşadığı aşk/nefret ilişkisini konu edinir. Ölüm, kaza gibi konulara yaklaşımında büyülü gerçekçilik öğeleri barındıran roman, Güldane’nin cinselliğinin kontrolünü mahallenin genç erkeklerine düzenlediği mum ışığında soyunma gösterisi ile kendi eline alması açısından Meçhul’den farklılaşır. Ancak bu sefer de Güldane farkındalığının kurbanı olur, Meçhul’deki İbrahim gibi güzelliği, çekiciliği ve en önemlisi de aklıyla içinde yaşadığı topluluktan farklı olduğu için yine o topluluk tarafından yok edilir. Aksak Ritim, Notre Dame de Sion tarafından 2011 yılında Edebiyat Ödülü Mansiyonu’na layık görülmüştür.
--reklam--
Gaye Boralıoğlu Kitapları - Eserleri
Dünyadan Aşağı
Alâmetler Kitabı
Mübarek Kadınlar
İçimdeki Ses
Aksak Ritim
Meçhul
Hepsi Hikâye
Haysiyet
--reklam--
Gaye Boralıoğlu Alıntıları - Sözleri
"Bunlar, onların hikâyeleri, bizim değil. Gerçek diye bir şey yok bu dünyada, yazdığımız, yakıştırdığımız hikâyeler var yalnızca... Kendimize yeni bir hikâye yazacağız..." (Alâmetler Kitabı)
Safiye daha da deliriyor, üstünü başını paralamaya başlıyordu. Kimi gün ağzına lokma koymuyor, kimi gün on günün yemeğini tek öğünde tüketiyordu. (Aksak Ritim)
Sonra kadın döndü. Bir manken profesyonelliği ve zarafeti ile kapıya doğru, yani Necmettin'e doğru yürümeye başladı. Necmettin'in yüreği ağzındaydı. Ya kapıyı açarsa?
Ama kadın kapıyı açmadı, onun yerine göğüslerinin üzerinden bağladığı havlunun düğümünü açtı ve ayaklarının dibine bıraktı. İşte o anda Necmettin aklının ucundan bile geçmeyecek bir gerçekle burun buruna geldi. Anahtar deliğinden gördüğü şahane kadın, bir erkekti! (Alâmetler Kitabı)
Ah ruhumun ince sesi, Ah rüyasına yattığım.Sen ve ben ikimiz, kayıp bir ülkenin mahzun çocuklaryız. Birbirimize yaslandık, böylece katlandık. Katlandık, katıldık, katılıp kaldık. Yıkıntılar arasında bulduk birbirimizi, toz duman. Senin gözyaşında çakıl taneleri, benim karnımda bir hançer. Ağrılarımıza yüz sürdük, terimizle şifa bulduk. İkiyken bir, birken çok olduk. (Alâmetler Kitabı)
“Eski sevgili, eski sevgilidir. Eskide kalması lazım. Yanında taşırsan birikir. İnsanın hayatta bir sürü eski sevgilisi oluyor.” (Hepsi Hikâye)
İnsan yaralı bir hayvandır. (Dünyadan Aşağı)
Ben orada onun istediği kadar vardım istediği sürece ve istediği şekilde vardım, yani aslında yoktum. (Dünyadan Aşağı)
Eski sevgili, eski sevgilidir. Eskide kalması lazım. Yanında taşırsan birikir. (Hepsi Hikâye)
Hayal etmek, yalnızlık gerektirir. (Alâmetler Kitabı)
"Zamanın ağırlığını meğer başkaları kaldırıyormuş insanın üzerinden..." (Alâmetler Kitabı)
Bazı insanlar hiç bir şey yapmazlar;sadece beklerler.Öyle kendilerini oradan oraya atmazlar,çabalayıp üzülmezler,kimsenin kapısını çalmazlar.Bu yüzden de hiç suratlarına kapı kapanmaz.Sadece beklerler.Öylece beklerler.Bekledikleri her ne ise genellikle hiç beklemedikleri zamanlarda onların ayaklarına gelir.Beklemedikleri bile gelir.Çalmadıkları kapılar durduk yerde açılır.Ben onlardan değilim. (Hepsi Hikâye)
Kalbin çok yumuşak Noni (Meçhul)
Ölümle doğum kolaydır. Bir anda doğarsın, bir anda ölürsün. Asıl mesele ikisinin arasında geçen zamanda. (Meçhul)
Ortalıkta dolaşan bir söz var, kime ait, bilmiyorum açıkçası: "Şöhret, insanın avam nezdindeki değeridir; itibar, seçkinler nezdindeki değeridir;
haysiyet de kendi gözündeki değeridir." Genel olarak doğru görünüyor. (Haysiyet)
Yüzsüzlük öyle bir şey ki, ilk ortaya çıktığında başını ezmezsen salgın bir hastalık gibi yayılıveriyor insanlar arasında. Bir de baştakiler, büyükler böyle davranınca, diğer insanlar da şevkle taklide başlıyor. Normal şartlarda infiale neden olması gereken erdemsizlik, ahlâksızlık, üzerinde pek durulmayan, sıradan bir davranış oluveriyor. Haysiyet, nezaket, diğerkâmlık neredeyse tedavülden kalktı. (Mübarek Kadınlar)
"Derler ki her canlının kendi kokusu varmış. Çiçekler ayrı kokarmış, hayvanlar ayrı. Hele kadınlar... Her biri ayrı bir çiçeğin rayihasını taşırmış.' (Mübarek Kadınlar)
Yine de ikimiz bir noktalı virgül gibi bütünleşmiştik işte...
Ben noktaydım; dünya hali içinde pek de kayda değer olmayan minnacık bir mühür.
O virgüldü; durmadan arkasına yeni vagonlar eklenen, yoldan çıkmış bir cazibe treni. (Mübarek Kadınlar)
Birlikte hayallerimiz oldu. Hiçbir zaman gerçekleşmeyecek olan, gerçeğin o kadar uzağında ama yalnızca bizim olan, başka hiç kimsenin bilmediği ve ve bilemeyeceği hayallerimiz oldu. Aşk gibi bir şey işte. (Meçhul)
Ben hiç konuşmazsam ve bütün dünya gözlerini kaparsa o zaman, kimse ben var mıyım yok muyum bilemez. (Meçhul)
Koca kanatlı iki kuşun bir olup dünyanın başkentindeki iki büyük kuleyi yerle bir ettiği, Kandaharlı Fatima'nın burkasının altından hayatında ilk defa dudağına ruj sürdüğü, Filistinli Ziyad'ın karaciğerinin dört parmak altından vurulduğu, Picasso'nun Dört Kulaklı adlı tablosunu Diyarbakır'dan Kayseri'ye getiren getiren trenin raydan çıktığı, bütün lolita mankenlerin rüyalarında saçlarının arasına karafatmalar dolduğunu gördüğü gecenin sabahında, İbrahim ortadan kayboldu... (Meçhul)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dunyadan-asagi-gaye-boralioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)