# Dünyayı Bugünde Sevmek - Fatmagül Berktay Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Dünyayı Bugünde Sevmek kimin eseri? Dünyayı Bugünde Sevmek kitabının yazarı kimdir? Dünyayı Bugünde Sevmek konusu ve anafikri nedir? Dünyayı Bugünde Sevmek kitabı ne anlatıyor? Dünyayı Bugünde Sevmek PDF indirme linki var mı?  Dünyayı Bugünde Sevmek kitabının yazarı Fatmagül Berktay kimdir? İşte Dünyayı Bugünde Sevmek kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dunyayi-bugunde-sevmek-fatmagul-berktay-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-24T10:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-10-24T10:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/24/fatmagul-berktay-kimdir-fatmagul-berktay-kitaplari-ve-sozleri-340074.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Fatmagül Berktay 
 Yayın Evi: Metis Yayınları 
 İSBN: 9789753428460 
 Sayfa Sayısı: 256 
--reklam--
Dünyayı Bugünde Sevmek Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dünyayı Bugünde Sevmek, hem Hannah Arendt'in politik düşüncesi "üzerine", hem de politika, özgürlük, 
kimlik, hakikat, dayanışma, eylem gibi kavramlar etrafında Hannah Arendt'le "birlikte" dünyanın bugünü üzerine 
düşünen bir kitap.
Politikanın salt güç, tahakküm ve rant paylaşımıyla özdeşleştirilip itibarsızlaştırılmasına, tıpkı Arendt gibi itirazı var 
Berktay'ın. Sözde hakikatlere ve zorunluluklara dayalı bu "sahte politika"nın karşısına, birincil amacı Özgürlük olan, 
kanaatlere ve olumsallığa hakkını veren "sahici politika" arayışını çıkarıyor. Endoktrinasyona karşı anlamanın, taraf olmaya 
karşı tavır almanın, kardeşliğe karşı dostluğun, kabileye sadakate karşı dışlayıcı olmayan dayanışmanın, kimliklerimiz 
arasında dolaşabilme özgürlüğünün, benliği öne çıkaran moderniteye karşı politik etiğin temeli olarak gördüğü amor 
mundi'nin, dünyaya ihtimam göstermenin önemini vurgulayan Arendt'in bu kavramlaştırmalarına günümüzde feminizm dahil 
tüm özgürlükçü siyasetlerin neden hâlâ çok ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
--reklam--
Dünyayı Bugünde Sevmek Alıntıları - Sözleri
"Bir manastıra çekilip dünyanın kötülüklerine, pisliklerine bulaşmayabilir ve ruhunuzu ‘temiz’ tutabilirsiniz ama, sizin ruhunuzun temizliği dünyayı daha iyi bir yer yapmaz.

Politik kötülüğe, ancak politik eylemle karşılık verilebilir ya da totalitarizme, İsa’yı taklit ederek yanıt verilmez.

Ahlaki kaygılar, kişinin nasıl bir insan olduğu veya olmak istediğini yansıtır; politik kaygılar ise, kişinin kendisinin iyi olmasıyla değil, yapıp ettiklerinin içinde yaşadığı dünya için iyi olmasıyla ilgilidir."
"Felsefe, herkes için olan kamusal bir şeydir, çünkü özünde iletişim vardır."
Düşünme, bir hakikat deneyiminin insanı çarpmasıyla başlar.
İnsan "düşünebilen hayvan" değil, "düşünmeyi seçebilen" ya da "seçmeyebilen" varlıktır.
"hadi tartışmaya katılın da bu dünya için bir şeyler yapın"
“Düşünme, bir hakikat deneyiminin insanı çarpmasıyla başlar.
Eğer çocuk, fabrika işine mahkum edilirse ya da eğer kız çocuğu annesinin zorunlu olarak yaptığı doğurma işini devralmaya zorlanırsa o zaman yeni bir şeyin başlaması değil, sadece eski döngünün devam ettirilmesi söz konusu olur. Doğumlar, bu durumda, alınıp satılabilen malların, metaların, üretilmesi için gerekli emek gücünü yaratmış olur. Gene de, doğum, yeni bir başlangıcı, yeniye ve daha iyiye yönelmeyi simgeleme gücüne sahiptir.
Trabzansız düşünmek...
"peki, kazandığımız zaman ne kaybedeceğiz?"
Türkiye, hem yapısal hem de zihinsel özellikleri bakımından de­rin bölünmeler ve çatışmalar barındıran ama tarihsel otoriter yöne­tim geleneğiyle bu bölünmeleri yok sayan, yok sayamadığı zaman da çoğu kez zulümle bastırmaya çalışan bir ülke...
--reklam--
Dünyayı Bugünde Sevmek İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Olması gerekenin ütopyaya dönüştüğü dünyamızda, Hannah Arendt'in, iyilik, özgürlük, politika, dostluk gibi bir çok kavram üzerinden yapmış olduğu sistem eleştirisini ele alarak kapsamını daha da genişletmiş Fatmagül Berktay.

Özellikle politika merkezli olarak ortaya çıkan dil ve yaklaşımlar eleştirilerek ''karşımızdakine saygı duyma'' ilkesini rayına oturtan, toplumsal ilişkileri yeniden üreten ve en yoğun şekilde de adı kirletilen politikayı zıtlaşmak, kutuplaşmak ve yalana başvurmak tanımlarından kurtararak onu tavır koyma, toplum için iyilikte bulunma aracı olarak yeniden tanımlamaktadır. Esasen Bertay'ın vermek istediği asıl mesaj, insana dair olan her kavramın sistem tarafından nasıl hiçleştirildiği, anlamının değiştirildiği ve bozulduğunu ifşa ederek, olması gereken noktaları sistem dışı bir noktada tutmakta. Yani sistemsel bir devrim ile ancak bu üst yapı oluşturulabilir, topluma yeniden anlatılabilir noktasına okuru getirmektedir.

Konular elbette bildiğimiz, üstüne düşündüğümüz, kavgasını verdiğimiz konular ancak bu kavramların değerini yeniden hatırlamak adına oldukça iyi bir kitap. Sokakta özgürlük kavramını mini etekle, küpeyle bir tutan zihniyet var olduğu için kavramların doğru kullanılışını hatırlamak ve hatırlatmak oldukça önemli diye düşünüyorum.

Kitap adıyla da eşdeğer olarak, insana dair olan kavramların doğru kavranması dünyayı yeniden sevmeye itmektedir insanı. Keyifli okumalar. (Uğur De Molinari) 
Dünyayı Yaşarken Sevmek: Hannah Arendt, Almanya doğumlu, Yahudi kökenli, mülteci olan bir siyaset bilimcidir. Nüremberg Duruşmaları(1945-1946) döneminde yayınlamış olduğu makaleler ile isminden söz ettirmiştir. Kitabımız, Arendt'ın düşünce yapısını ve üretmiş olduğu siyasi kavramları tahlil ederek bize Arendt ile birlikte düşünme fırsatı veriyor.

Okumuş olduğum bu kitap sayesinde Hannah Arendt'a olan ilgilim fevkalâde bir şekilde arttı. Bu kitap sonrasında Arendt'ın birçok kitabını okuma listeme dahil ettim.

Kitap muhteviyatı hakkında biraz daha bilgi verecek olursak, kitabımız politikacılara, gruplara, siyasetin önemine, siyasetin anlam itibariyle nasıl yozlaştırıldığına ışık tutmuştur. Ayrıca kitabımız en doğru yargılara ulaşabilmemiz için bizi trabzansız düşünmeye ve kendimizi aşmaya davet eder.

Kitabımız, içinde bulunduğumuz dönemde yaşanılan politikanın/mezalimliklerin/adaletsizliklerin/endoktrinasyonun/totalitarizmin farkında olmamız gerektiğini ve bu doğrultuda eyleme geçerek(praksis) bunları bertaraf etme adına somut adımlar atmamız gerektiğini büyük bir hassasiyetle anlatmıştır.

Arendt'ın şu sözü beni derinden etkilemiştir;

"Bu dünyadan ayrılırken iyi bir insan olmuş olmaktan çok, ardımda da­ha iyi bir dünya bırakmış olmayı isterim."

Bugüne kadar mütemadiyen iyi bir insan olarak yaşamanın ve iyi bir insan olarak ölmenin insanlık adına yeterli olduğunu düşünürdüm. Bu sözden sonra dünyaya katkı sunmadan, dünyanın daha iyi bir yer olması adına mücadele vermeden "salt pasif iyi insan" olmanın pek bir anlam ifade etmediğini çok iyi anladım.

Kitabın ana teması hakkında önemli mesajlar içeren bazı satırları sizlerle paylaşmak istiyorum;

*"insanlık sevgisi, kendisini, dünyayı başkala­rıyla paylaşmaya ne kadar hazır olduğumuzda" gösterir.

*İyi in­san, kötülük yapmaktansa, kötülüğe maruz kalmayı yeğleyebilir ve böylece kötülüğün ortadan kalkması için eylemde bulunmayabilir. Buna karşılık iyi yurttaş, Macchiavelli'nin dediği gibi, sitenin yara­rını kendi ruhuna üstün tutar; kendisi için duyduğu kaygıdan daha fazlasını dünya için duyar. Bu nedenledir ki Arendt, sürekli olarak bizi ortak dünyamız konusunda sorumluluk üstlenmeye çağırır.

*Yurttaşın görevi, yalnızca haksızlığın yapılmasını önlemek değil, yapılmış olan haksızlığı düzeltmek ve böylece ortak dünya­nın devamını sağlamaktır.

*İnsan "düşünen hayvan" değil, "düşünmeyi seçebilen" ya da Eichmann ve başka birçok örnekteki gibi, "seçmeyebilen" varlıktır. Bu nedenle, insanı belirleyen bir öz­gül nitelik değil, bir eylemdir ve düşünmenin de, düşünmemenin de ahlaki sonuçları vardır. "En büyük kötülükleri yapanlar, hatırlama­yanlardır çünkü konu üzerinde hiç düşünmemişlerdir ve hatırlama olmayınca onları tutan hiçbir şey olmaz"

*kişi bir an "durup düşünmeyi" beceremezse, başkasının bakış açısından düşünme yetisini geliştiremezse, her türlü kötülüğü yapmaya açık hale gelir.

*Çoğulluğun ve farklılığın bastırılması, aslında kamusal alanın yok edilmesi ve bütün ötekilerin boyunduruk altına alınması sonu­cunu getirir.

*Size Yahudi olduğunuz için saldırılıyorsa, kendinizi Yahudi olarak savunmanız gerekir, bir Alman olarak, bir dünya vatandaşı olarak ya da bir insan hakları savu­nucusu ya da başka bir şey olarak değil."

*Türkiye, hem yapısal hem de zihinsel özellikleri bakımından de­rin bölünmeler ve çatışmalar barındıran ama tarihsel otoriter yöne­tim geleneğiyle bu bölünmeleri yok sayan, yok sayamadığı zaman da çoğu kez zulümle bastırmaya çalışan bir ülke...

*Bir meseleyi zihnimde tartarken ne kadar çok in­sanın bakış açısını kafamda canlandırır ve şayet onların yerinde olsaydım nasıl hissedeceğimi ve düşüneceğimi ne kadar iyi tahayyül edebilirsem, temsili düşünce yetimde o kadar güçlenecek, nihai yargılarımın, yani gö­rüşümün geçerliliği o kadar fazla olacaktır. (Murat Türkmenoğlu) 
--reklam--
Dünyayı Bugünde Sevmek PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fatmagül Berktay - Dünyayı Bugünde Sevmek kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dünyayı Bugünde Sevmek PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fatmagül Berktay Kimdir?
1978 yılında Ankara Üniversitesi SBF'ni bitirdi.
1992 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde araştırma görevlisi oldu.

1995 yılında doçent, 2001 yılında profesör oldu.

İÜ SBF'de 'Siyasal Düşünceler Tarihi', İÜ Kadın Sorunları Araştırma Merkezi'nde 'Feminist Teoriler' dersleri veriyor. Türkiye'yi çeşitli uluslararası platformlarda temsil etti. İngilizce ve Fransızca biliyor.

 

Religion: Discourses of Domination and Resistance (Kadınlar ve Din: Baskı ve Direnme Söylemleri) adlı bir tez yazdı.

Doktorasını AÜSBF'de siyaset bilimi dalında tamamlayan yazar, çeşitli gazete ve dergilerde feminist edebiyat eleştirisi, tarih, siyaset ve felsefe alanlarında yazılar yayımladı; yazılarından bir bölümü Kadın Olmak, Yaşamak, Yazmak (Pencere, 1992) adlı kitapta toplandı. Tektanrılı Dinler Karşısında Kadın (Metis, 1996) adlı kitabı İngilizcede 1998 yılında Black Rose Books tarafından yayımlandı. Sonraki kitabı Tarihin Cinsiyeti (Metis, 2003) Arapçaya çevrilerek Dar Kreideh yayınevi (Beyrut) tarafından 2009'da yayımlandı. 

Yazarın Politikanın Çağrısı (İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2010) adlı bir kitabı daha yayımlanmıştır. İÜSBF'de Siyasal Düşünce Tarihi, Siyaset Teorisi ve Feminist Teoriler dersleri veren Fatmagül Berktay'ın ilgi odağını, "politika" ve "politik olan"a ilişkin alışılagelmiş kavramsallaştırmaların ötesine geçmeyi hedefleyen eleştirel teori oluşturuyor.
--reklam--
Fatmagül Berktay Kitapları - Eserleri
Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın
Tarihin Cinsiyeti
Dünyayı Bugünde Sevmek
Kadın Olmak Yaşamak Yazmak
Politikanın Çağrısı
Düşünme Etiği
--reklam--
Fatmagül Berktay Alıntıları - Sözleri
Dünyanın ne olduğunu, onun içinde kendi yerinizin ne olduğunu düşünmek ve sorulara bu temelde yanıtlar bulmak zorundasınız. (Tarihin Cinsiyeti)
Eğer çocuk, fabrika işine mahkum edilirse ya da eğer kız çocuğu annesinin zorunlu olarak yaptığı doğurma işini devralmaya zorlanırsa o zaman yeni bir şeyin başlaması değil, sadece eski döngünün devam ettirilmesi söz konusu olur. Doğumlar, bu durumda, alınıp satılabilen malların, metaların, üretilmesi için gerekli emek gücünü yaratmış olur. Gene de, doğum, yeni bir başlangıcı, yeniye ve daha iyiye yönelmeyi simgeleme gücüne sahiptir. (Dünyayı Bugünde Sevmek)
Özgürlüğün ön koşulu kendini makinenin bir vidası olarak algılayanlar yerine, başlangıç yapma yeteneğine sahip, düşünen ve yargıda bulunan, fail olan insanların varlığıdır. (Düşünme Etiği)
İşte erkekler, kendilerine dayatılan bir erkeklik kalıbına uymak, insan gibi davranmak yerine "erkek gibi davranmak" için bin yıllardır kendilerini helak ediyorlar. Bu da oldukça yorucu bir şey olsa gerek. (Politikanın Çağrısı)
"peki, kazandığımız zaman ne kaybedeceğiz?" (Dünyayı Bugünde Sevmek)
"Felsefe, herkes için olan kamusal bir şeydir, çünkü özünde iletişim vardır." (Dünyayı Bugünde Sevmek)
"Erkeklerin kadınları boyunduruk altına alma arzusunda oldukları ama bunu yapabileceklerinden de kuşku duydukları bir dönemde, kadının cinsel organı tehdit edici bir nitelik kazanır." Fraser Harrison (Tarihin Cinsiyeti)
Kadınlar insanlığın yarısını, bazen daha da çoğunu meydana getiriyorlar ve bilinçli insan varlıkları olarak tarihin yapımına etkin biçimde katılıyorlar; üstelik toplumun varlığının sürdürülmesinde merkezi bir öneme sahipler. Öyle olduğu halde, tarih yazımından böylesine açık bir biçimde dışlanmış olmaları, bu alanın bir iktidar ve egemenlik alanı olduğunun çarpıcı bir göstergesi. (Tarihin Cinsiyeti)
Fransız Devrimi'ne katılan Jironden Olympe de Gouges, "Kadınların giyotine gitme hakları varsa, kürsüye çıkma hakları da vardır" diyordu. Ama "kürsüye çıkmak” istediği için giyotinde can verdi! Suçu, devrim düşmanlığı değildi; "bir politikacı olmak istediği ve cinsine uygun faziletleri unuttupu" için cezalandırılmıştı. Bu "faziletlerin" neler olduğunu da, tabii ki kendi cinsinden olanlar belirlememişti! (Kadın Olmak Yaşamak Yazmak)
Peyami Safa, Fransız tarihçi Elizabeth Badinter'in, "cinselleşmiş düalizm, bütün düalizmlerin paradigmasıdır; dünya tarihinin paradigmasıdır" saptamasını haklı çıkarırcasına, hem Doğu-Batı karşıtlığını, hem de klasik zihin-madde karşıtlığını, kadın-erkek karşıtlığı üzerine kurar. Genelde romanlarında dört baş kişi vardır: Biri Doğu'yu, diğeri Batı'yı temsil temsil eden iki erkek; bunlar arasında bocalayan bir kadın ve bir de yazarı- ve sağduyuyu- temsil eden bilge erkek. Bocalayanın kadın olması doğaldır, çünkü yazara göre, "kadın kalbi dediğimiz tabii sevkler ve şuursuz temayüller mecmuu olan gizli ve muğlak halita" nın ne yapacağı belli olmaz! Kadın, klasik karşıtlığın doğal/duygusal - ve aşağı!- kutbunun dört başı mamur örneğidir. (Tarihin Cinsiyeti)
İtaatsizliği cezalandırmak ve özgürlüğü disiplin altına almak için, aile geleneği, kadınları aşağılayan, çocuklara yalan söylemeyi öğreten ve korku hastalığını yayan bir terör kültürünü sürdürmektedir. İnsan haklarının evde başlaması gerekir. (Eduardo Galeano) (Tarihin Cinsiyeti)
Trabzansız düşünmek... (Dünyayı Bugünde Sevmek)
Toplumsal cinsiyet düşmanlığı en çok, kadına yönelik şiddetin ve LGBTİ+ bireylere saldırıların artmasında ve kazanılmış hakların geri alınması çabasında kendisini gösteriyor. Ekonomik koşullarla ve başka koşullarla baş edemeyen siyasal iktidarlar da buna dört elle sarılıyor. (Düşünme Etiği)
''Weber, insanı ''anlam peşinde koşan hayvan'', Durkheim ise ''topluluk inşa eden hayvan'' olarak tanımlar. (Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın)
...bu noktada, aşırıya varıldığı ve katı biçimde kavrandığı takdirde her erdemin bir kötülüğe dönüşebileceğini söyleyen Montaigne'in sözleri gerçekten anlamlı: ''Erdem, eğer onu fazlasıyla keskin ve şiddetli bir arzuyla kavrarsak bir kötülüğe dönüşebilir.'' (Politikanın Çağrısı)
Ataerkil sistemin doğuşu ve kurumlaşması ile olan etkileşim sonucunda kadını ve erkeği mutlak ve hiyerarşik bir biçimde ikiye bölen katı toplumsal cinsiyet rollerinin vazedilmesi,erkeğin üstünlüğüne dayanan ataerkil aile ilişkisinin kutsanması ve bu bağlamda kadın bedeni üzerindeki denetimin yasallaştırılıp meşrulaştırılması olduğunu söyleyebiliriz . (Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın)
Çünkü Arendt, hangi kimlikle ya da kimliğin hangi yanıyla aşağılanıyorsa gene onunla kendisini savunması gerektiğini daha çocukken öğrenmişti, ama aynı zamanda o kimliğe saygı göstermenin onu-yani bizzat kendisini- eleştirebilmekten ve sabit bir kimliğe çakılıp kalmak anlamına gelen kimlik yüceltmelerine ya da ''mağdur söylemi''ne kapılmamaktan geçtiğini düşünmekteydi. Yahudi konseylerinin tavrına dikkat çekmesinin nedeni Arendt'in ''kendinden nefret eden bir Yahudi'' olması değil, vizyonu belirli bir sabit kimlikle sınırlı olmayan bir düşünürün totalitarizmin sadece suçluları ve muktedirleri değil, mağdurları da dönüştürme potansiyelinin olduğunu saptamasıdır. (Politikanın Çağrısı)
"hadi tartışmaya katılın da bu dünya için bir şeyler yapın" (Dünyayı Bugünde Sevmek)
"Kendi doğumundan önce olanları bilmeyen, sürekli çocuk kalmaya mahkumdur." Cicero (Tarihin Cinsiyeti)
Deneyim, karşılaştırmaya ve anlaşılmaya açıktır, ve karşılaştırma, farklılıklar kadar benzerlikleri aramak için yapılır. (Tarihin Cinsiyeti)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dunyayi-bugunde-sevmek-fatmagul-berktay-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)