# Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat - Aytekin Gezici Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat kimin eseri? Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat kitabının yazarı kimdir? Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat konusu ve anafikri nedir? Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat kitabı ne anlatıyor? Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat PDF indirme linki var mı?  Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat kitabının yazarı Aytekin Gezici kimdir? İşte Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dunyayi-yoneten-derin-guc-istihbarat-aytekin-gezici-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-03T05:00:08+03:00
- Güncelleme: 2022-07-03T05:00:08+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/03/aytekin-gezici-kimdir-aytekin-gezici-kitaplari-ve-sozleri-260709.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Aytekin Gezici 
 Yayın Evi: Tutku Yayınevi 
 İSBN: 9786054756346 
 Sayfa Sayısı: 312 
--reklam--
Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İstihbarat 'insanoğlunun bilinmeyeni merak' içgüdüsünden hareketle kişisel, yerel, ulusal ve uluslararası istihbaratın genel bir fotoğrafını çekiyor. İstihbaratın tanımından istihbarat yöntem ve tekniklerine kadar uzanan geniş bir perspektifte Dünyayı yöneten istihbaratın tüm bilinmeyenlerine çeviriyoruz meraklı gözlerimizi.

 Dünyanın en yaygın ve her kesim tarafından tanınan teşkilatlarından, hakkında ismi dışında hiçbir bilgisi bulunmayan 'gizemli' yapılanmalara kadar istihbarat teşkilatları hakkında bilmek istediğiniz tüm detaylar bu çalışmada.

 Osmanlı'dan günümüze Türkiye'deki istihbarat teşkilatlarının da özel bir bölümde incelendiği kitapta JİTEM'den MİT'e, Önemli İşler Dairesi'nden Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'na uzanan süreçte yerel istihbaratçıların ilginç, sıra dışı ancak gerçek öyküleri ilk kez yer alıyor.

İstihbarat, casusluk ve kontrespiyonaj ne demektir?
 Osmanlı'da 'istihbarat'a en meraklı padişah kimdi?
 Türkiye topraklarında istihbaratçılığın temelini ilk kim ve hangi örgütle attı?
İstihbaratçı polislerin 'kendilerini kamuflaj için' kurduğu otel çok para kazanınca nasıl bir kriz çıktı?
KGB nasıl bir örgüttür? KGB'nin 'yalan haber operasyonunun' bilinmeyen detayları nelerdir?
İsrail'in 'kutsal-gizli ve tehlikeli' örgütü MOSSAD hakkında merak ettiğiniz her şey
 Suriye'nin Türkiye'yi de karıştıran eli kanlı istihbarat örgütü El Muhaberat'ın tüm hikâyesi
İran'ın SAVAK ve ETTELAAT örgütlerinin bilinmeyenleri
 Yavuz Sultan Selim '40 bin Aleviyi' nasıl tespit ettirdi?
İstihbarat dünyasının vazgeçemediği 'Bal Tuzağı' nasıl kurulur?
 Uzaktan zihin kontrolü ve metafizik istihbarat nasıl yapılır?
 Türkiye'de İstihbarat Dünyası ve Medya mensuplarının 'kirli ilişkilerinin' bilinmeyenlerini öğrenmek için tek kaynak.
 (Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat Alıntıları - Sözleri
"Bilinmeyeni merak insanoğlunun en doğal hislerinin başında gelir. Öye ki 'yan komşuyu dinleme klişesi hem mizah dergilerinin, hem de aksiyon filmlerinin vazgeçilmezlerindendir. Elindeki bardağı ters çevirerek duvara dayayan "kahramanımızın ' duymaya çalıştığı şey yan daireye taşınan yeni evli çiftin ilk kavgalarına şahit olma' güdüsü de olabilir, haftalardır takip ettiği kişinin o anda tam olarak ne yapıp ettiğini kaydetmeye çalışan bir gizli ajanında.

Istihbarat, kelime manası itibariyle Arapça istihbar kelime sinin çoğulu olarak: haberler veya yeni öğrenilen bilgiler, ha ber alma demektir. Teknik olarak istihbarat, muhtelif imkan ve vasıtaları kullanarak herhangi bir konuda enformatik materyal temini ve temin edilen bilgilerin ham halden kurtarılarak işlen mesi, kıymetlendirilmesi ve yorumlanarak bunlardan bir neti ce çıkarılmasıyla ilgili faaliyettir. Ve insanların fitri bir melekesi olan tecessüs (merak, öğrenme arzusu) ile doğmuştur.

Batı dillerinin bilhassa Ingilizcenin hakim olduğu ülkelerde kelime "intelligence" kelimesiyle karşılanmaktadır. Bu kelime zeka anlamını taşımaktadır. Bu da Batı'da bu meşgalenin hangi seviyede yapıldığını göstermektedir. CIA-Central intelligence Agency (Merkezi Haberalma Teşkilati). MI-Military intelligence (Askeri Haberalma), DIA-Defense intelligence Agency (Savunma Istihbarat Servisi) gibi Casusluk ise Arapça bir kelime olan "tecessus yani merak etme, kendi dışındaki işlere duyulan öğrenme arzusu, gizli şeylere merak menşeinden gelmektedir. Casusluk faaliyeti ve espiyonaj kelimeleri aynı istikamete matuf olmak üzere yabancı lisanlardan ithal edilerek casusluk manasında kullanılmaktadır. Kelime Fransızca kökenlidir. Bizde halk arasında çok kullanılan ispiyon kelimesi de Fransızca aslındaki "espionnage" kelimesinden gelmektedir. Hepsi istihbarat faaliyetini göstermektedir. Kontrespiyonaj kavramı ise istihbarata karşı koyma ve karşı istihbarat manasını taşımaktadır.

Casusluk, dünyanın en eski mesleklerinden biridir. Anılan faaliyet, toplulukların hayatlarını idame ettirdikleri her mecrada daima icra edilmiştir. İstihbarat faaliyeti, gerek güvenlik ve ge rekse ticari, ekonomik, siyasi vb. alanlarda popülaritesini yitir meden, hatta cazibesini çağın teknolojik imkanlarıyla artırarak vazgeçilmez bir alan olma özelliğini sürdürmektedir. Istihbarat faaliyeti kurumsal olarak insanlık tarihinde devletleşme olgu sunun gelişimi ile birlikte mevcudiyetini gösteren, hassas ve devlet güvenliği için elzem bir faaliyettir

M.O 500 yıllarında meşhur Çinli komutan ve filozof Sun Tzu Savaş Sanatı adlı kitabında casusluk faaliyetinin fevkalade önemli olduğunu bariz bir şekilde vurgulamıştır. Sun Tzu'ya göre; bilge hükümdarlarla iyi bir komutanın kolaylıkla savaş kazanıp zafere ulaşması istihbarata bağlıdır. Bu istihbarat ruh çağırmakla, gelmez, tecrübe veya hesaplamayla da üretilmez. Düşmanın durumu ancak başka insanlardan öğrenilebilir.

Dünya tarihinde bir devre mührünü basan askeri liderlerden Napolyon Bonapart'ın "İyi bir mevkide konuşlandırılmış bir casusun temin edebildiği bilgi ve haberlerin, bazen birkaç tümen askerden daha fazla önem arz ettiği" şeklindeki sözleri istihbaratın ne derece önemli bir faaliyet ve hayat sahası olduğunu göstermektedir.

Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın tarihe nam salan meş hur veziri ve bilge devlet adamı Nizamülmülk'un önemli eseri Siyasetname'de de istihbaratın önemi şu sözlerle zikredilmek tedir: "Dünyanın dört bir köşesine tüccar, seyyah, sufi, eczaci ve derviş kılığında casuslar göndermeli, (casuslar) duydukları her şeyi haber olarak getirmeli ve ülkelerin durumları hiçbir şekilde meçhul kalmamalıdır. Çoğu zaman valiler, arazi sahipleri, memurlar ve emirler muhalefete ve isyana kalkışmışlar ve padişaha karşı bağlarını koparmışlardır. Fakat casuslar ulaşıp haber getirdiklerinde, padişah zamanında hazırlık yaparak hareket eder ve aniden isyankarın üzerine çullanır. Böylece isyankarlar tutuklanır, niyetleri akim kalır."

Sultan II. Abdülhamid de istihbaratın gerekliliğini öncelikle anlayan yöneticilerden biri olarak Yıldız Istihbarat Teşkilâtı'm kurmuş ve şöyle demiştir: "Yabancı devletler, kendi emelleri ne hizmet edecek kimseleri Vezir ve Sadrazam mertebesine kadar çıkarabilmişlerse, devlet güven içinde olamazdı. Doğru dan doğruya şahsıma bağlı bir istihbarat teşkilatı kurmaya bu düşünce ile karar verdim, Işte, düşmanlarımın Jurnalcilik dedi ği teşkilat budur. Bu jurnallerin hakiki olanlarının yanında ifti ra mahiyetinde olanlarının da bulunduğunu elbette biliyorum. Ama ben hiçbir jurnale, titiz bir tahkikten geçirmeden inanma- dim ve onun icabına el sürmedim."

Bu ifadeyi tekrar okuyalım. Çünkü yabancı devletlerin kendi emellerine hizmet edecek kimseleri vezir ve sadrazam merte besine kadar çıkarabilmelerinden bahseden II. Abdülhamid'in en yakınına kadar ulaşabilen bir 'ajandan' bahsedeceğiz.

Geçmişten günümüze kadar hakkında sayısız araştırma yapılmış, binlerce bilimsel makale kaleme alınmış ve hatta yaşamındaki en küçük detaylara dair müstakil kitaplar kaleme alınan Abdülhamid'in özel doktorunun 'ajan' olduğunu hiç duymuş muydunuz?

Bu konudaki dikkat çekici tezin sahibi Tarihçi Dr. Hüseyin Ozdemir. Özdemir, daha önce Abdülhamid'le ilgili yazdığı bir makalesinde bilinenin aksine 'veremden değil kalp krizinden olduğuna' ilan ettiği padişahın özel doktorunun 'aslinda bir ajan olduğunu öne sürdü.

Osmanlı devlet sisteminde 'bürokrasi' konusunu araştıran Hüseyin Özdemir'in bu husustaki iddiası şöyle: "1902 yılına kadar Mavroyani Paşa Sultan II. Abdülhamid'in özel hekimiydi. Aynı kişi saray doktoru olarak V. Murad'ın da doktoruydu. Dr. Mavroyani tarihçilere göre çift tarafli ajandi...'

Tanzimat sonrası Osmanlı bürokrasisini belgelerle incele yen araştırmacı ortaya çıkardığı 'bu gerçeğe aslında çok da şaşırmaz. Çünkü kendisi aynı dönemde 'Müslüman memurla rin nasıl geri plana itilip aşağılandığını, gayrimüslim memurla rin nasıl en yüksek mevkilere, en gizli yerlere ulaşabildiklerini görmüştür araştırmalar sırasında. Bu kadar detay yeter mi? Yetmediyse aynı kitaptan bir detay daha; "Gabriel Noradonk yan adında bir Ermeni komitecisi Osmanlı Sarayı'na Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı) yapılır da saray doktorları, gizli polis müdürü niçin ajan, komiteci olmasın? Bunun bariz bir misali Mavroyani'dir."

Osmanlı bürokrasisindeki 'ajan' hatta 'çift taraflı ajan' örneği başlangıç için yeterli geldiyse farklı bir kıtaya örneğin Güney Amerika'ya bir göz atalım mı? Işte henüz dumanı üstünde bir iddia; "Güney Amerika'nın dünyaca ünlü şairi Pablo Neruda'nın bundan 40 yıl önce kanserden öldüğü düşünülüyordu. Ancak Neruda'nın avukatı ve savcılar ünlü şairin diktatör Pinochet'in emriyle öldürüldüğü konusunda israrcı."
Psişik güç zamanın kendisi kadar eski olmakla birlikte, bilimsel çevreler tarafından yeni yeni ciddiye alınmaya başlandı. Artık, bilimsel deneyler psişik güçlerin var olabileceğini, üstelik onları kontrol edebilirsek, düşünce okumak, zamanda yolculuk, geleceği tahmin edebilmek gibi imkânsız olduğunu düşündüğümüz olayları keşfetmemizi sağlar.

Tüm eski inançlarda (Maya, Ketçva ve Inka uygarikları dahil) semavi dinlerde, Islam da insan kainatin bir parçası olarak algılanırken 16. yüzyılda Isaac Newton ve Reune Deskartes tarafından insan bir makine gibi algılanmaya başlanmış ve fizik kurallarına tabi tutulmuştur. Nitekim tüm Ortodoks bilimde bu radan türemiştir.

İnsanı bir makine gibi algılarsak kendi kendine tamir etmesi düşünülemez ve kâinatla bir bütün oluşturması beklenemezdi, Mesela bir makine makinayı yapamazdı. Bu yaklaşım bilimin fermesinde pozitif katkılar sağlarken, en basit bir yara iyiles- esini bile açıklayamamaktadır. Herşeyin maddeyle olmadığı. metafizik olaylarında bu işin içinde olduğu daha sonraki bilimsel çalışmalarda ortaya çıktı. Buna çok sade bir örnek vermek gerekirse Atatürk'ün bakanlarından (4 bakanlıkta bulunmuştur ve Lozan anlaşmasının 3 asil üyesinden birisiydi) Dr. Rıza Nur Hayat ve Hatiratim isimli kitabının ikinci cildinde, çocukken parmağında siil çıktığını ve bunu bir hocainn okuması neticesinde silin iyileştiğini bir cildiyeci ve ateist bir kişi olarak bunun sırrını hala açıklayamadığını belirtmektedir.

Modern bilim artik maddenin atom altı parçacıklanna ine bilmektedir. Orada bir görünüp bir kaybolan işık parçacıklarını foton, kuant) düşünce gücünden etkilendiğinden bahsedilmek te Demek ki bu verilere göre beyin gücü maddeye etki edebu mektedir. Insanın psişik gücünün maddeyi etkilemesi işte bu atom altı boyutta gerçekleşmekte.

Kainatta 11 boyut olduğunu modern bilim kabul ettir. Ve bu boyutların arasında geçiş olabileceğini kabul etmekte.

Insan tipkı bir baliğın denizde veya akvaryumda yüzmesi mbi 4. Boyutta yaşarken, titreşimini yeter seviyeye çıkarttığın ta agar boyutlara da geçebilmekte. Işte bu 11 boyutun hepsine birden KOLLEKTİF BİLİNÇ SAF DATA SAF ENERJI AKLIEVVEL (TASAVVUFTAKİ DEĞİMİYLE). Astral seyahat bu geçişlerden birinin en güzel örneğidir.

Insan gerekli çalişmalarla kollektif bilince ulaşmay yani Ozüne ve Rabbine ulaşmayı) başarabilirse diger insanları, es yalan, olaylan etkileyebilir.

Uzaktaki bir olayda yerden, nesneden, kişiden haber alabilir hale gelebilir.

Beyin, belirli çalışmalarla disiplinize hale getirilecek olur- sa diger alemleri algılamaya yarayacak yeni sinaptik (ki sinir hücresinin birbirine temas ettiği nokta) yollar oluşabilir. Ve kişi diger álemlerin canlılarıyla iletişime geçebilecek kapasiteye ulaşabilir. Bazı kişilerde bu yetenek doğuştan varken, nadiren agir hastalıklar sonucu da elde edilebilir. Ölümden dönen bir insanın göz veya kulak perdesinin açılması gibi.

Aynı şekilde belirli zikirlerle bu yeteneklerde sonradan kazanılabilir. Bu kollektif bilinci yani öze ulaşmak için eski kültürlerde, halisünojen maddelerle birlikte insanı transa sokan davul ve benzeri aletlerde kullanılırdı. Nitekim şaman ritüellerinde bunlara sıkça rastlamaktayız.

Deneyler, DMT (Dimeti Triptofan)insan beyninde epifiz dedi evimiz bezden, gece 01-05 arasında salgılandığını (ki gece 03 de pik yapmaktadır) ve halüsinojen bir madde olduğunu gös teriyor. Bu madde üzerlik otunun tohumu olup, güney Amerika yerleri ve şaman rahipler tarafından transa geçmekle diger boyutların canlılarıyla iletişime geçmek için kullanılmıştır.

Gece ibadetinin ve teheccüt namazının daha eftal olmasının temelinde bu bilimsel gerçeklik vardır.

Aynı zamanda aynı epifiz bezinden melatonin hormonu da salgılanarak insanı derin uykuya sokar.

Nefsini yenip gece ibadetine kalkan kişi, hormonlarının etkisiyle DMT (Dimetil Triptofan) diger boyutlara geçişi hızlana- caktir.

Artik sadece beynimizin değil, kalbimizin de ortamdaki bilgiyi alıp, yorumlayıp beyne sunduğunu biliyoruz.

Aynca genlerimizin değişmez değil çevre faktörleri değiştikçe genlerimizin de buna adaptasyon sağladığını bedenimizin, yeteneklerimizin, algimızın geliştiğini biliyoruz.

LSD, DMT gibi halisünojenler insanların beyinlerini okumak, onları yönlendirmek veya onların güçlerinden faydalanarak istihbarat veya faili meçhul cinayetleri çözmek için kullanılmak tadir. Bu amaçla istihbarat örgütleri sayısız deneyler yapmıştır. Nitekim CIA ve MOSSAD'in bu çalışmalara milyonlarca dolar ödediği kendi raporlarında belirtilmektedir. Bu çalışmaların ba şinda maind kontrol ve brain washing yani zihin kontrolü ve beyin yıkama büyük önem taşımaktadır. Bu konu çok çok geniş bir alani ihtiva ettiği için ayrıntıya giremeyeceğim ama yarın Beyazıtta yazarlar birliği vakfındaki panelde izah etmeye çali şacağım. Şu kadarını özetleyecek olursak, ümmet olarak em peryalistlerin bu kontrolünden kurtulmanın temeli Islamı' yaşamaktan çevremize yaşatmaktan ve haram lokma yememekten geçmektedir. Çünkü haram lokma yiyen kişinin bu tür manyetik taaruzlara yakalanması ve şeytanın tahakkümüne girmesi çok daha kolay olmaktadır.

Nitekim ümmetin küfür karşısındaki en büyük başarısızlık nedenlerinin temelinde bu yatmaktadır.
--reklam--
Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Genel olarak dünyadaki popüler istihbarat teşkilatları ve Türkiye'deki gelmiş geçmiş istihbarat teşkilatlarını anlatan, detaylı bilgiler içeren faydalı bir eser.
Siyasi kitaplar sevenlerin mutlaka okuması gerekenlerden (Serdar Poirot) 
--reklam--
Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Aytekin Gezici - Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Aytekin Gezici Kimdir?
1974 yılında, Adana'da dünyaya geldi. 1993 yılında başladığı gazetecilik yaşamını, Zaman Gazetesi başta olmak üzere çeşitli yaygın ve yerel gazete ile televizyonlarda muhabir olarak sürdürdü. Star TV'de "Teksoy Görevde" ve TGRT'de "Babacan" Haber Programlarında muhabir olarak görev yapan Gezici'nin ilk kitabı, 1997 yılında "Bir Kısım Medya Manzaraları" Gazeteci Geyikleri, Öyküleri, Fıkraları ismiyle yayınlandı. Halen Adana'nın merkez Seyhan İlçe Belediyesi'nde Basın Danışmanı olarak görev yapmakta olan Gezici, evli ve üç çocuk babası.
--reklam--
Aytekin Gezici Kitapları - Eserleri
Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler
Derin Devletin Rengi Yeşil
Dünyayı Yöneten Gizli Örgüt İlluminati
Ülkücülük Tarihi
Derin Baba
Kürt Tarihi
Son Kabadayı Çakıcı
Osmanlı Tarihi
Cengiz Han
Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat
İmamın Ordusu
Atatürk Bu Kadınları Çok Sevdi
Atatürk'ü Kim Öldürdü?
Yoksa Marx Haklı Mıydı?
Son Reis Muhsin Yazıcıoğlu
Türklüğümüzle Gurur Duymamız İçin 1001 Neden
Dersim İsyanları
Atatürk'ün Şifresi
Orhan Pamuk
Mavi Kazaklı Mesih - Ağca
Ergenekon
Soner Efendi
Barack Obama Türkiye Konuşmaları
Süleyman Demirel İslamköy'den Türban Karşıtlığına
Özal'ı Kim Öldürdü?
Gizli A.B.D. Tarihi
Muhteşem Yüzyıl Yalanları (Fitne-i Tarih)
Şemdinli İkinci Susurluk Vakası
Türkan Saylan Kardelen
Suçun Kayıp Kızı Fehriye
Göbeğini Kaşıyan Adam
Yalçın Küçük
Çölaşan Nereye Koşuyor
Atatürk'e Zehir Olan Balayı
Şeytan İmparatorluğu Amerika
Fuat Avni
Cumhuriyet Cuntası
İmralı Firarisi
Darbe Günlükleri
Bülent Ecevit Bir Karaoğlan Masalı
Okyanus Ötesi Gerçeği
Cumhuriyetin Bir Numarası Ziverbey'den Ergenekon'a İlhan Selçuk(Cumhuriyet'in Bir Numarası)
Namlunun Ucundaki Başbakan
Cemaat Fobia
The Cemaat
Operasyon Cemaat
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Kürt İsyanları
Az Gelişmiş Ülkenin Taze Soğanı
--reklam--
Aytekin Gezici Alıntıları - Sözleri
... Diğer taraftan din ve milliyet duygularını her şeye rağmen terk etmeyen çocuklarımızı da birbirine düşürmeyi planlamaktadır.
 Düşman, karşısındaki güçleri parçalayarak, onları birbirine düşürerek, kolay yutulur lokmalar durumuna sokmak ister. Mesela sanki bir insan hem dindar, hem milliyetçi, hem medeniyetçi olamazmış gibi bu değerleri birbirine zıt programlar durumuna sokarak hiç yoktan çatışan güçler meydana getirir. Bu oyunlarını öyle güzel planlarlar ki, tertiplerini anlamak için bazen üzerinden elli veya yüz yıl geçmesi gerekiyor. (Ülkücülük Tarihi)
Ancak adalet ve sağduyu prensipleri ışığında hep hatırlanması gereken gerçek, Siyonist ideolojinin hataları ve haksızlıkları nedeniyle tüm bir yahudi ulusunun veya bir birey olarak yahudilerin eleştirilmesinin son derece yanlış olacağıdır. (Dünyayı Yöneten Gizli Örgüt İlluminati)
İlluminati’nin ilkelerinden en önemlisi ‘Kaostan kaynaklanan düzen’. İlluminati, kendi düzenini çıkarmak için sürekli kaos yaratmak zorunda. (Dünyayı Yöneten Gizli Örgüt İlluminati)
"Birileri büyü mü yaptı sana, gözlerini mi bağladılar, yaşadığın topraklarda neler oluyor? Anlayamıyoruz artık biz bu gördüklerimizi, duyduklarımızı.

Atalarının canları uğruna muhafaza ettiği bayrağına sahip çıkamaz olmuşsun, sokaklarda birkaç kendini bilmez yakıyormuş şanlı bayrağını, paramparça ediyormuş meydanlarda bunlar doğru mu ey Aziz Millet?

Ey Aziz Türk Milleti, bir kez daha titreyip kendine gelmenin vakti geldi de geçiyor bile.

Titre ve kendine dön. Özünü hatırla. Tarihini ve değerlerini unutma, unutturma." (Türklüğümüzle Gurur Duymamız İçin 1001 Neden)
“İçimizde Tanrı Dağı’ndan taşıdığımız Ergenekon seddini eriten ateş, gönlümüzde, zihnimizde Hira Dağı’ndan doğan güneşin ışığı var. Biz Müslüman Türk’ün öz nizamını, milli nizamını temsil eden hareketiz” (Ülkücülük Tarihi)
"Öyle görülüyor ki Mustafa Kemal gerçek deyimiyle hiçbir zaman aşık olamadı. Aşk ki, mutlak bir kendini veriştir." (Atatürk Bu Kadınları Çok Sevdi)
Şunu hiç düşündünüz mü ? Neden popüler kitapların filmi çekiliyor? Buna çoğu kişi "para için olsa gerek" diye cevap verecektir. Elbet de para kazanmak da bu işin bir amacı, ancak temel amaç bu değil. Temel amaç insanları kitap okumaktan uzak tutmak. Çünkü kitap , insana hayal gücü kullandırtır. Olayları,kişileri kendi kafasında canlandırdığı şekilde yaşar. Yanı kısaca , kitap okuyan insan düşünür! Ama deccalin istediği düşünen insan değil,izleyen insandır. O yüzden bugün sinema sektörüne ayrılan para,kitap sektörüyle kıyaslanamaz durumda. (Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler)
Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah'ın vaadi muhakkak haktır. Sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı şeytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın (Dünyayı Yöneten Gizli Örgüt İlluminati)
Bu bayrak öyle bir bayraktır ki; İçinde vardır, dökülen vardır, İki cihan vardır,
 vardır, vardır....!!! (Son Reis Muhsin Yazıcıoğlu)
İster saldırıda, ister geri çekilmede olsun bir kimse savaşta çıkınını, yayını veya eşyasından başka bir şeyi düşürürse, arkasındaki adam attan inmeli ve bunu ona geri vermelidir. Bunu yapmayan ölümle cezalandırılır. (Cengiz Han)
“Açılan büyük bir kapının ardından içeriye girdim. Heyecandan kalbim deli gibi çarpıyordu. Mermer ile döşenmiş yoldan geçerek bahçe içindeki eve doğru yöneldim. Çok büyük bir zeytin ağacı evin girişini gölgeliyordu. Üst kata çıktım. Atatürk, arkası dönük, el işlemesi geniş gürgen bir koltuğa oturmuş, yanındaki masa üzerinde duran nargilesini içiyordu.
 Kırmızı renkli kadife koltuğa -yanına- oturmamı istedi. Büyülenmişcesine Atatürk’ün emrini yerine getirdim. Nargilesinin marpucunu bana doğru uzatıp içmemi söyledi. Dumanı içime çektim. Diğer elinde tuttuğu rakı dolu Zümrüt kakmalı altın kadehi -emrivaki bir tavırla- ellerime tutuşturdu. Kadehteki rakıyı yudumlayarak içtim. Heyecandan titriyordum !
 Atatürk ile beraberliğimin bundan sonrasını ilk defa açıklıyorum! Dans eden dansözlerin odadan çıkmalarını söyledikten sonra ikimiz baş başa kalmıştık. Rakının verdiği sarhoşlukla kendimi rüyada hissediyor, hipnotize olmuş gibiydim. Atatürk şeytanı bir çekicilikle yanıma sokulup benimle deliler gibi sevişmeye başladı. Milyonlarca Türk kadınının hayalini süsleyen o büyük insana. ATATÜRK’E BEKARETİMİ VERDİM. (Atatürk Bu Kadınları Çok Sevdi)
Çoğu yorumcu ikinci Irak savaşının aslında 11 Eylülden de, kitle imha silahları ile ilgili kuşkulardan da çok daha önce planlandığı görüşündeydi. Bu savaş, Ortadoğu’ya yönelik yeni bir Amerikan stratejisinin bir parçasıydı. Bu stratejiyi geliştirenler, henüz 1997 yalında Amerika’nın Saddam’ı vurması ve iktidardan indirmesi gerektiğine karar vermişlerdir. (Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler)
"Türk Milleti'nin tarihi yazılı metin olarak ne kadar doğru aktarıldı? Türk tarihi, tarihçilerin dışında bütün bir milletin öncelikle vicdanlarında, daha sonra da kitaplarında doğru, tarafsız olarak aktarılmaya muhtaçtır. Eğer bu vicdani muhakememizi yeteri kadar yapamazsak, bugun icine düştüğümüz durumları göz önüne alarak gelecekte bizi bekleyen daha büyük felaketlere karşı hazırlksız yakalanacağımız aşikardır." (Atatürk'ü Kim Öldürdü?)
‘Silahların gölgesinde, kurşunların arasında’ süren yaşamı daha da yoğunlaştı. (Son Kabadayı Çakıcı)
Küçük parlayışlarla akıp giden bir zaman, direnmeyen su gibi hayat vardı. (Orhan Pamuk)
İlluminati'nin ilkelerinden en önemlisi "Kaostan kaynaklanan düzen". İlluminati, kendi düzenini çıkarmak için sürekli kaos yaratmak zorunda. (Dünyayı Yöneten Gizli Örgüt İlluminati)
Direniş başladı. Bu hareket yavaş yavaş çevreye yayılmaya başlar. Mart ayının 20'sini 21'ine bağlayan gece zalim Dehak'a karşı bir direniş başlar. O gece kralın sarayı direnişçiler tarafından ele geçirilir. Aynı zamanda bu direniş Dehak'ın egemenliğindeki bütün topraklarda devam eder. Direnişçiler kendi aralarında dağlarda ateş yakarak haberleşmekteydiler. Direniş bittiğinde Kawa'nın halk hareketi Dehak'ı ve yönetimini devirir. Sevinçle dağlara koşan halk bu ateşlerin etrafında oynadılar (Kürt Tarihi)
İllimunati, uzun zamandır hazırlanmış ve düzenlenmiş bir planı yürürlüğe koymak için çalışıyor. Bu plan, bir dünya hükümeti, dünya bankası, dünya ordusu ve global bir bilgisayara bağlı mikroçiplenmiş bir insanlık yaratmaktır. (Dünyayı Yöneten Gizli Örgütler)
Duruşmaya ara verilmesi üzerine salondan cıkarılan Bedirhan şinal Alaattin cakıc ya hitaben ÜLKÜCÜLER SENİNLE AĞABEY KİMSE SANA PUSU KURAMAZ..! (Son Kabadayı Çakıcı)
"Bilinmeyeni merak insanoğlunun en doğal hislerinin başında gelir. Öye ki 'yan komşuyu dinleme klişesi hem mizah dergilerinin, hem de aksiyon filmlerinin vazgeçilmezlerindendir. Elindeki bardağı ters çevirerek duvara dayayan "kahramanımızın ' duymaya çalıştığı şey yan daireye taşınan yeni evli çiftin ilk kavgalarına şahit olma' güdüsü de olabilir, haftalardır takip ettiği kişinin o anda tam olarak ne yapıp ettiğini kaydetmeye çalışan bir gizli ajanında.

Istihbarat, kelime manası itibariyle Arapça istihbar kelime sinin çoğulu olarak: haberler veya yeni öğrenilen bilgiler, ha ber alma demektir. Teknik olarak istihbarat, muhtelif imkan ve vasıtaları kullanarak herhangi bir konuda enformatik materyal temini ve temin edilen bilgilerin ham halden kurtarılarak işlen mesi, kıymetlendirilmesi ve yorumlanarak bunlardan bir neti ce çıkarılmasıyla ilgili faaliyettir. Ve insanların fitri bir melekesi olan tecessüs (merak, öğrenme arzusu) ile doğmuştur.

Batı dillerinin bilhassa Ingilizcenin hakim olduğu ülkelerde kelime "intelligence" kelimesiyle karşılanmaktadır. Bu kelime zeka anlamını taşımaktadır. Bu da Batı'da bu meşgalenin hangi seviyede yapıldığını göstermektedir. CIA-Central intelligence Agency (Merkezi Haberalma Teşkilati). MI-Military intelligence (Askeri Haberalma), DIA-Defense intelligence Agency (Savunma Istihbarat Servisi) gibi Casusluk ise Arapça bir kelime olan "tecessus yani merak etme, kendi dışındaki işlere duyulan öğrenme arzusu, gizli şeylere merak menşeinden gelmektedir. Casusluk faaliyeti ve espiyonaj kelimeleri aynı istikamete matuf olmak üzere yabancı lisanlardan ithal edilerek casusluk manasında kullanılmaktadır. Kelime Fransızca kökenlidir. Bizde halk arasında çok kullanılan ispiyon kelimesi de Fransızca aslındaki "espionnage" kelimesinden gelmektedir. Hepsi istihbarat faaliyetini göstermektedir. Kontrespiyonaj kavramı ise istihbarata karşı koyma ve karşı istihbarat manasını taşımaktadır.

Casusluk, dünyanın en eski mesleklerinden biridir. Anılan faaliyet, toplulukların hayatlarını idame ettirdikleri her mecrada daima icra edilmiştir. İstihbarat faaliyeti, gerek güvenlik ve ge rekse ticari, ekonomik, siyasi vb. alanlarda popülaritesini yitir meden, hatta cazibesini çağın teknolojik imkanlarıyla artırarak vazgeçilmez bir alan olma özelliğini sürdürmektedir. Istihbarat faaliyeti kurumsal olarak insanlık tarihinde devletleşme olgu sunun gelişimi ile birlikte mevcudiyetini gösteren, hassas ve devlet güvenliği için elzem bir faaliyettir

M.O 500 yıllarında meşhur Çinli komutan ve filozof Sun Tzu Savaş Sanatı adlı kitabında casusluk faaliyetinin fevkalade önemli olduğunu bariz bir şekilde vurgulamıştır. Sun Tzu'ya göre; bilge hükümdarlarla iyi bir komutanın kolaylıkla savaş kazanıp zafere ulaşması istihbarata bağlıdır. Bu istihbarat ruh çağırmakla, gelmez, tecrübe veya hesaplamayla da üretilmez. Düşmanın durumu ancak başka insanlardan öğrenilebilir.

Dünya tarihinde bir devre mührünü basan askeri liderlerden Napolyon Bonapart'ın "İyi bir mevkide konuşlandırılmış bir casusun temin edebildiği bilgi ve haberlerin, bazen birkaç tümen askerden daha fazla önem arz ettiği" şeklindeki sözleri istihbaratın ne derece önemli bir faaliyet ve hayat sahası olduğunu göstermektedir.

Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın tarihe nam salan meş hur veziri ve bilge devlet adamı Nizamülmülk'un önemli eseri Siyasetname'de de istihbaratın önemi şu sözlerle zikredilmek tedir: "Dünyanın dört bir köşesine tüccar, seyyah, sufi, eczaci ve derviş kılığında casuslar göndermeli, (casuslar) duydukları her şeyi haber olarak getirmeli ve ülkelerin durumları hiçbir şekilde meçhul kalmamalıdır. Çoğu zaman valiler, arazi sahipleri, memurlar ve emirler muhalefete ve isyana kalkışmışlar ve padişaha karşı bağlarını koparmışlardır. Fakat casuslar ulaşıp haber getirdiklerinde, padişah zamanında hazırlık yaparak hareket eder ve aniden isyankarın üzerine çullanır. Böylece isyankarlar tutuklanır, niyetleri akim kalır."

Sultan II. Abdülhamid de istihbaratın gerekliliğini öncelikle anlayan yöneticilerden biri olarak Yıldız Istihbarat Teşkilâtı'm kurmuş ve şöyle demiştir: "Yabancı devletler, kendi emelleri ne hizmet edecek kimseleri Vezir ve Sadrazam mertebesine kadar çıkarabilmişlerse, devlet güven içinde olamazdı. Doğru dan doğruya şahsıma bağlı bir istihbarat teşkilatı kurmaya bu düşünce ile karar verdim, Işte, düşmanlarımın Jurnalcilik dedi ği teşkilat budur. Bu jurnallerin hakiki olanlarının yanında ifti ra mahiyetinde olanlarının da bulunduğunu elbette biliyorum. Ama ben hiçbir jurnale, titiz bir tahkikten geçirmeden inanma- dim ve onun icabına el sürmedim."

Bu ifadeyi tekrar okuyalım. Çünkü yabancı devletlerin kendi emellerine hizmet edecek kimseleri vezir ve sadrazam merte besine kadar çıkarabilmelerinden bahseden II. Abdülhamid'in en yakınına kadar ulaşabilen bir 'ajandan' bahsedeceğiz.

Geçmişten günümüze kadar hakkında sayısız araştırma yapılmış, binlerce bilimsel makale kaleme alınmış ve hatta yaşamındaki en küçük detaylara dair müstakil kitaplar kaleme alınan Abdülhamid'in özel doktorunun 'ajan' olduğunu hiç duymuş muydunuz?

Bu konudaki dikkat çekici tezin sahibi Tarihçi Dr. Hüseyin Ozdemir. Özdemir, daha önce Abdülhamid'le ilgili yazdığı bir makalesinde bilinenin aksine 'veremden değil kalp krizinden olduğuna' ilan ettiği padişahın özel doktorunun 'aslinda bir ajan olduğunu öne sürdü.

Osmanlı devlet sisteminde 'bürokrasi' konusunu araştıran Hüseyin Özdemir'in bu husustaki iddiası şöyle: "1902 yılına kadar Mavroyani Paşa Sultan II. Abdülhamid'in özel hekimiydi. Aynı kişi saray doktoru olarak V. Murad'ın da doktoruydu. Dr. Mavroyani tarihçilere göre çift tarafli ajandi...'

Tanzimat sonrası Osmanlı bürokrasisini belgelerle incele yen araştırmacı ortaya çıkardığı 'bu gerçeğe aslında çok da şaşırmaz. Çünkü kendisi aynı dönemde 'Müslüman memurla rin nasıl geri plana itilip aşağılandığını, gayrimüslim memurla rin nasıl en yüksek mevkilere, en gizli yerlere ulaşabildiklerini görmüştür araştırmalar sırasında. Bu kadar detay yeter mi? Yetmediyse aynı kitaptan bir detay daha; "Gabriel Noradonk yan adında bir Ermeni komitecisi Osmanlı Sarayı'na Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı) yapılır da saray doktorları, gizli polis müdürü niçin ajan, komiteci olmasın? Bunun bariz bir misali Mavroyani'dir."

Osmanlı bürokrasisindeki 'ajan' hatta 'çift taraflı ajan' örneği başlangıç için yeterli geldiyse farklı bir kıtaya örneğin Güney Amerika'ya bir göz atalım mı? Işte henüz dumanı üstünde bir iddia; "Güney Amerika'nın dünyaca ünlü şairi Pablo Neruda'nın bundan 40 yıl önce kanserden öldüğü düşünülüyordu. Ancak Neruda'nın avukatı ve savcılar ünlü şairin diktatör Pinochet'in emriyle öldürüldüğü konusunda israrcı." (Dünyayı Yöneten Derin Güç İstihbarat)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dunyayi-yoneten-derin-guc-istihbarat-aytekin-gezici-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)