# Düş Ülkelerine Yolculuk - Jack London Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Düş Ülkelerine Yolculuk kimin eseri? Düş Ülkelerine Yolculuk kitabının yazarı kimdir? Düş Ülkelerine Yolculuk konusu ve anafikri nedir? Düş Ülkelerine Yolculuk kitabı ne anlatıyor? Düş Ülkelerine Yolculuk kitabının yazarı Jack London kimdir? İşte Düş Ülkelerine Yolculuk kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dus-ulkelerine-yolculuk-jack-london-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-21T14:00:17+03:00
- Güncelleme: 2022-02-21T14:00:17+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/21/jack-london-kimdir-jack-london-kitaplari-ve-sozleri-158240.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Jack London 
 Çevirmen: Nuriye Yiğitler 
 Yayın Evi: Oda Yayınları 
 İSBN: 2789785957850 
 Sayfa Sayısı: 231 

Düş Ülkelerine Yolculuk Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Jack London'un yapıtları görkemli ve sürekli bir destandan alınma sürükleyici serükleyici serüven parçaları gibidir.
Jack London, Düş Ülkelerine Yolculuk adlı romanında, San Francisko'da yaptırdığı Snark adlı teknesiyle, Güney denizlerinin yakıcı güneşi altında iki yıl süren yolculuğunu sürükleyici bir dille anlatıyor. Yer yer fantastik öğelerle süslü nefes kesici bir roman...

Düş Ülkelerine Yolculuk Alıntıları - Sözleri
Her şeyi kendi elleriyle yapmak, kimseye bağımlı olmamak da soylu bir spor değil midir?
Konuşmakla dilim aşınmaz ki.
Yaşayan kişi, yaşamdan galip çıkan kişidir ve bu sürekli zafer, soluk aldığı hava kadar ona gereklidir. Güç, bir çabayı iyiye götürmek, düşmanca bir çevreye alışmak demektir. İş ne kadar güç olursa zafer sevinci o kadar büyük olur.
İnsan denen güçsüz yaratık; bu benim işte. Biraz canlı madde, yüz yetmiş beş librelik et, kemik, sinir ve beyin yığını. Tabii bunların tümü de güçsüz, dayanıksız ve incinebilir şeyler...
"Benim canım nasıl isterse öyle olsun!"
İlkel adama gelince, o şarkı söylemeye, sanki bir şey olmamış gibi dans etmeye devam ediyor. Gecelerini, kendisini yargılayanları düşünerek canını sıkmakla geçirmiyor artık. Kendini üzecek zamanı olmadığından, bütün sıkıntıları zorbalarına bırakmış durumda. Dünyaya mutlu olmak için geldiğini sanıyor ve buna alışmak için elinden geleni yapıyor.
Dayanıksız ve nazik, çarpan bir yaşam kırıntısıyım ben.
"Ruhunuz sağlamlaşmışsa, nereye demir atarsanız atın başarılı olursunuz."
Benim canım nasıl isterse öyle olsun! Bu sözcüklerle her şey özetleniyor. Felsefeden daha güçlü bir şekilde sarhoşu içmeye, keşişi de çile gömleğini giymeye yöneltiyor onlar. Birini zafere iterken, ötekini altın peşinde koşturuyor, bir başkasını aşk için yaşamaya, dördüncüyü de Tanrı'ya vermeye kendini... İnsan için felsefe, genellikle özlem ve isteklerini anlatmaya yarayan kişisel bir çaredir.
Gururdan söz edersiniz! Yıldızların dili benimki değil miydi? Göklerin uçurumunda onların bana yol gösterişini dinliyordum.
" Beni hiç tanımıyorlar; vicdansız, acınası, ahlâksız yaratıklar onlar. "
"Kendini Tanrı ile eşit gibi duyan jelatinsi bir yaşam parçacığı, kutsallığının bilincinde olan bu Tanrı'dan daha çok gurur duyar."
İnsan denen güçsüz yaratık; bu benim işte. Biraz canli madde, yüz yetmiş beş librelik et, kemik, sinir ve beyin yığını. Tabii bunların tümü de güçsüz, dayanıksız ve incinebilir şey ler. Elimin tersiyle kişneyen bir atın burnuna vurursam, elimin bir kemiği kırılır. Başımı beş dakika suyun içine sokarsam, boğulurum. metre yüksekten düşünce, yaralanırım.

En küçük iklim değişiklikleriyle etkilenen bir yaratığım ben. Sıfırın altında birkaç derecelik isida kulaklarım, parmak larım moranır ve birbirinden ayrılır. Birkaç derece üstünde ise, derimin üzerinde kaşınan, pul pul dökülen kabarcıklar oluşur. Belli sıcaklıkta ya da soğukta, varlığımın ışığı söner gider. Şinnga ile vücuduma verilen bir damla zehir, bütün hareketle rimi söndürür. Kafama giren bir parça kurşun, beni sonsuz karanlığa götürür.
Benim canım nasıl isterse öyle olsun!

.
Gecelerini, kendisini yargılayanları düşünerek canını sıkmakla geçirmiyor artık.
Dünyaya mutlu olmak için geldiğini sanıyor ve buna ulaşmak için elinden geleni yapıyor...

Düş Ülkelerine Yolculuk İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Hükümsüz Eleştiriler: Jack London'ın 'Kız, Kar ve Kan' romanına getirilen eleştirilere söylediğim gibi, bu kitaba getirilen eleştiriler de geçerli bir nedene bağlanmadığı için veya böyle bir neden belirtilmediği için, bu eleştirilerin de hükümsüz olduğunu söyleyeceğim. Zaman zaman, makale tarzında da yazılmış olan bu gezi yazılarını, sürükleyicilik kaygısıyla 'Martin Eden' ve 'Demir Ökçe' romanlarıyla kıyaslayan okuyucuların, konudan bu denli uzak olamlarına rağmen, kitabı yerme girişimlerini de haliyle de ben eleştiriyorum...
Ülkesinde ilk 1911 senesinde yayınlanan kitabın, ülkemizdeki ilk basımı 1990 senesinde Oda Yayınları tarafından gerçekleşmiş ve çevirmeni Nuriye Yiğitler'dir. İkibinli senelerde bu kitabı yayınlayan bir başka yayınevinin, edebiyat ilgisi bir hayli şüpheli görünüyor. Yayınladıkları kitabın, kapak görseli bu şüpheyi ziyadesiyle destekliyor...
İyi okumalar.. (Black Garden) 
Jack London'ın gerçekten kendine has bir tarzı olduğunu düşünüyorum. Vermeye çalıştığı mesajlar, kitaplarından alınan dersler ve kendi inandığı ideoloji ve öğretileri işleme şekli çok güzel.

Jack London, bu kitabı arkadaşlarıyla 15 metrelik bir gemiyle okyanus aşılır mı muhabbeti yaparken gerçekten çıktığı bir yolculuğu kaleme almak için yazıyor. Ondaki macera tutkusu harika. Alain Gerbault da Jack London'dan esinlenerek Atlantikte Tek Başına adlı kitabı yazıyor. Jack London'ın eşi Charmain de bu gemideki anılarını Snark Günlüğü isimli kitapta ele alıyor.

Hele bu kitapta sayfa130'da ilkel adamla Jack London arasındaki diyalog çok manidar geldi bana. Tüm modern hayat saçmalıklarından arınmış bir adam komünizm savunucusuydu ve hayattan tat alıyordu. Bu gerçekse güzel bir tesadüf ama kurguysa da zekice. (Sefa Acar) 
Jack London Baba'nın bende hatırı olmamış olsa bu kitabı çoktan yarıda bırakmış olurdum ammaaa yazara olan saygım ve sevgimden dolayı okumak zorunda kaldım...

Hani küçükken salya sümük hasta olup,
Bi an evvel iyileşelim diye annelerimizce tadı acımsı Bi şurup verilir,
Onu içmemek için ne kadar diretirsek diretelim sonunda içmek zorunda kalırdık ya,
Ahhh işte o öksürük şurubu gibi ne kadar bu kadar kitabı okumamak için dirensemde yapamadım,
Edemedim,
Yarıda bırakmaya gönlüm razı olmadı.
Okuduk işte.
Kötü mü ettik okuyarak?
Tabi ki hayır,
Amaaaa
Ne yalan ben beğenmedim bu eseri,
Jack London Baba'nın başka eserleri varken bu kitabın okunulmasını tavsiye etmem...
"Ya sana inat gidip bu kitabı alıp okuyacağım arkadaş" diyen varsa da, o arkadaşa cevabım :
Hadi git al da göreyim :)
Bu kitap piyasa da yok,
Satışı yok...
Bi bende var.
Bende de okuduğu kitabı kimseye hediye etmeme gibi kötü Bi huy var.
Herkese,
İyi okumalar, güzel paylaşımlar ‍️ (M.G) 

Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.

Jack London Kitapları - Eserleri
Beyaz Diş
John Barleycorn
Martin Eden
Demir Ökçe
Ay Vadisi
Demiryolu Serserileri

Vahşetin Çağrısı
Deniz Kurdu
Uçurum İnsanları
Alın Teri
Şampiyon
Dehşet Ülkesi
Güneşin Oğlu

Yanan Günışığı
Kız, Kar ve Kan
Düş Ülkelerine Yolculuk
Sevginin Katıksızı
Tanrılar ve Köpekler
Suikast Bürosu
Kurt Dölü

Denizin Çağrısı
Midas'ın Müritleri
Yıldız Gezgini
Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
Ataların Tanrısı
Beyaz Sessizlik
Can Yoldaşı

Devrim
Dönek
Gece Doğan
Halk Avcısı
İnsanın Sadakati
Meksikalı
San Fransisco'nun Güneyi

Sınıf Farkı
Makaloa Hasırı Üzerinde
Bana Göre Hayatın Anlamı
Hawaii Öyküleri
Büyük Serüven
Kurt Kanı
Yakalanış

Öyküler
Uzak Diyarlarda
Bir Kuzey Macerası
Gece Geçen Serseriler
Gemide İsyan
Geleceğin Hikayeleri
Beyaz Cehennem

Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
Beyaz Diş - Madam Bovary
Şafak Kızı
Beyaz Diş - Esrarlı Ada
Yumruk
Buzun Çocukları
Bin Düzine Yumurta

Adem'den Önce
Oyun
Ateş Yakmak
Acemi Gece
Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
Kumarbazlar Cenneti
Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş

Ateş Yakmak
Hayatın Kanunu
Demir Yolu Çocukları
Kızıl Veba
Büyük Sorgu
Mapuhi’nin Evi
Ölümcül Dalgalar

Kadın Denen Mucize
İlk Savaş, İlk Zafer
İnsanlığın Sürüklenişi
Kepaze
Çinago
Bütün Dünyanın Düşmanı
Alice Ruhunu Açınca

Kahekili’nin Kemikleri
Dağ Adamı
Bir Dilim Biftek
Kırmızı
Tek Özgürlüğüm
Güneşe Doğru
Lost Face And Other Stories

Theft
Tom Pomplun
Kaval Kemikleri

Jack London Alıntıları - Sözleri
“Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
°• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)

“Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
“Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)

Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
“Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dus-ulkelerine-yolculuk-jack-london-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)