# Düşünceler 1 - Kavramlar - Sezai Karakoç Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Düşünceler 1 - Kavramlar kimin eseri? Düşünceler 1 - Kavramlar kitabının yazarı kimdir? Düşünceler 1 - Kavramlar konusu ve anafikri nedir? Düşünceler 1 - Kavramlar kitabı ne anlatıyor? Düşünceler 1 - Kavramlar kitabının yazarı Sezai Karakoç kimdir? İşte Düşünceler 1 - Kavramlar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/dusunceler-1-kavramlar-sezai-karakoc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T00:00:15+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T00:00:15+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/sezai-karakoc-kimdir-sezai-karakoc-kitaplari-ve-sozleri-150751.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sezai Karakoç 
 Yayın Evi: Diriliş Yayınları 
 İSBN: 2880000066637 
 Sayfa Sayısı: 67 

Düşünceler 1 - Kavramlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap, 1983 yılında Günlük Diriliş Gazetesi'nde yayınlanmış düşünce konulu yazılardan oluşmuştur.
(Tanıtım Bülteninden)

Düşünceler 1 - Kavramlar Alıntıları - Sözleri
Birkaç yüzyıldır içine girdiğimiz bunalım, medeniyetimizi yitirme biçiminde süreklice gelişmektedir. Medeniyet yitince, onun taşıdığı inanç, duygu, düşünce ve duyarlık da, başta dediğimiz gibi ayakta duramıyor.
İnsanoğlu, öbür canlılardan farklı olarak hayalperest ve olağanüstüye eğilimli bir yaratıktır. (…) Yüzyılımızda dinden kopan insan ruhu ve zekası, yaradılışımızda var olan fizikötesi ihtiyacını, olağanüstüye olan tutkunluğunu efsanelerle gidermek yoluna saptı. Ütopyalar, milli rüyalar, toplum malihülyaları, ta uzak ve karanlık geçmişe uzanarak oradan kozmik enerjiler kapmak istedi.
Efsaneleri rahat bırakalım. O devi uyandırmayalım. Çünkü, o devi bir kere uyandırıp sırtına binenler, kısa zamanda aldandıklarını anlayacaklardır. O dev, kendilerini kaldırıp yere çalacaktır. EFSANELER YANLIŞ YERDE KULLANILDIKLARININ İNTİKAMINI ALACAKLARDIR.
İslam dünyası, medeniyet açısından ölüm sularında yüzüyor…
Bugün de küçük çapta, geçmiş efsane dönemini esas alan Megalo İdea’yla Yunanlar, tahrif edilmiş Tevrat’a dayanarak Ortadoğu’yu kan ve ateşle zapta çıkan ve bu hayal uğrunda Amerikan gücünü de harcayan yahudiler, efsanelerin tesiriyle büyülenmiş gibi.
Efsanelerin hakkını yemeyelim. 20. Yüzyılı böylesine çılgın girişimlerle kana boğan bu hülya ve hayallerin sorumlusu elbette efsaneler değildir. (…) Ama efsaneler, tüm aklı eleştirisiz ve denetimsiz egemenliğine aldığı anda, bir halk, bütünüyle bir sabit fikrin saplantısında çılgınca bir girişimle son aşamaya kadar giderse, beklenecek tek bir son vardır, o da şüphesiz trajik bir sondur…
Biz bugün islam ülkeleri olarak sadece kendi bunalımımızı yaşamakla kalmıyor, bizi içten dıştan kuşatmış Batı’nın bunalımını da yaşıyor, onunla da
ta ruhumuzun derinliğinden sarsılıyoruz.
Maddi faktörün şu ya da bu sebeple ağır basması, bir an için asıl amacı unutturabilir ya da geciktirebilir. Ama bu geçicidir. Tatminden sonra insan yine arayışına döner ve asıl amacı buluncaya kadar da aramaya devam eder.
Bizim araç olarak gördüğümüzü, materyalistler amaç olarak görürler. Marksizm, ayrıca, bu amaca belli bir yöntemle varmayı şart koşar.
Medeniyetlerin kaynağı tek bir medeniyettir; o da Hakikat Medeniyetidir.
Teknik gücün tahmin edilen sınırları bile geride bırakmasından mıdır nedir, 20. Yüzyılda bazı ülkeler, efsanelerinin etkisinde birtakım çılgın girişimlerde bulundular. Mussolini’nin eski Roma’yı diriltme denemesi, Hitler’in Alman efsanelerine dayanan üstün ırk nazariyesinden hareketle dünya hakimiyetine kalkışması, bunu fırsat bilen karşıtlarının da kamçılamasıyla, Dünya Savaşı’na sebep oldu.
Medeniyeti ırkla açıklayan rasist teoriler varsa da kabulü mümkün değildir. Çünkü: medeniyet, tanımı itibariyle bütün insanlara hitap eden tarih olgusudur.
Bu düşüncelerin ışığında diyebiliriz ki, Medeniyet, temelde tektir ve medeniyet meşalesi ilk insandan bugüne elden ele taşınarak gelmiştir. Dallara
ayrılmış, varyasyonları olmuştur. Kimi zaman ekseninden sapmış, mecrasından çıkmış bozulmuş yozlaşmıştır. Meşale sönmeğe yüz tutmuş zaman zaman. Ama, Allah, tekrar parlatmış ve yükseltmiş meşalesini. Kiyamete kadar da bu böyle sürecektir.
Efsaneler ve hakikatler, ancak kendi dünyaların
da etkindirler. Efsaneleri hakikatin yerine yerleştirmeye kalkarsanız, o vakit, görülmemiş bir şey olur.
Hakikat, bir efsane kahramam gibi çıkar gelir ve bütün işleri alt üst eder insan aklına gereken dersi verir.
İnsan ancak, Tanrı’yla var olur. Bu bakımdan insanın ideali ve amacı, ilahî kaynaklıdır. Bu amaç, Tanrı’nın istediği yaratık olmaktır.

Düşünceler 1 - Kavramlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Saygıyla eğiliyorum üstad…: Şu hayatın bana getirdiği en güzel şeylerden biri de Sezai Karakoç’u anlama ve onun gibi düşünebilme fırsatıdır. Beni üzen kısmı ise, Montaigne’nin Denemeler’i kadar hatta daha fazla okunup anlaşılması gereken bir kitapken, çoğu insanın kitaptan haberinin bile olmaması… Medeniyet kavramından tutun da turizme, eğitime, üniversitelere kadar birçok fikir ve bakış açısı gösteriyor insana. Ustaca değindiği noktalar, pek çok soruna kendi üslubunca bulduğu çözümler, insana ‘gidilecek alternatif bir yol her zaman vardır’ dedirtiyor. Söylenecek başka söz yok. Bir Sezai Karakoç kitabıysa rafınızdaki, mutlaka okuyun. (Uzatmalı Çocuk) 
Hemen her toplumda sık sık tanımlanmaya çalışılan, kimi zaman net bir tanımının mümkün olmadığı bazı kavramlar vardır: Medeniyet ve kültür gibi.
Yazarımız, bu iki kavramı doğru bir tanımla ortaya koyar. Kültüre ve medeniyete kendi boyasını vuran ideolojilerin dışından bakar her iki kavrama da.
Kitabın önemli bir bölümü "öğretim" kavramına ayrılmıştır. Bir öğretmen olarak, her bir cümlesini "gerçekten de çok haklı" diyerek okudum bu bölümlerin.
Donmuş, yaşamdan kopmuş, heyecanını yitirmiş bir öğretim programının milletlerin hem maddi hem de manevi gelişmesine nasıl ket vurduğunu izah etmiş.
Mitler, Darwinizm, turizm gibi içerik bakımından birbirinden oldukça uzak kavramları da tam bir isabetle ele almış.
Kitabın üzerinde çokça durulan bir diğer kavramı da turizmdir. Turizme sırf ekonomik girdi sağlayan bir sektör olarak bakılmaması gerektiğini öne sürer.
Son bölümde üniversitelerimizin yeniden teşkili, foksiyonellik kazandırılması üzerinde durmuş. Sezai Karakoç, hem teşhiste hem de tedavide çok başarılı bir doktor gibidir. O, sorunu hem çok iyi tanımlıyor hem de en pratik ve sağlıklı çözümleri ortaya koyuyor.
Özellikle öğretmenlerin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Tavsiye ederim. (Pınar Mi) 
Kitap altmış beş sayfadan oluşuyor. Bir nefeste bitirilecek türden yani. Ama içerisindeki yazıların içerdiği ve ortaya koyduğu çözümlere bakınca bir medeniyetin inşasında temel meselelerden birkaçını zikrettiğini anlıyorsunuz. Eğitim hakkındaki önerileri fevkalade, turizm meselesindeki tespitlerini Turizm bakanlığının çoktan inceleyip hayata geçirmesi gerekirdi. Bildiğimiz Sezai Karakoç işte, Yazım tarzıyla, meseleleri ele alırken biraz fikir adamlığıyla biraz şairliğiyle en önemlisi de Müslümanca düşünmesiyle Fikir Adamı sıfatının üzerine günümüzde en çok yakışan adamı... (Fâtih) 

Kitabın Yazarı Sezai Karakoç Kimdir?
Rivayetlere göre babası Yasin Efendi'nin Muhammed Sezai adını verdiği, ancak ismi nüfus kayıtlarına yanlışlıkla Ahmet Sezai olarak geçirilen Karakoç, 1933'te Ergani'de dünyaya geldi.

İlkokul ve ortaokulu Diyarbakır ve Maraş'ta parasız yatılı okuduktan sonra, lise öğrenimini Gaziantep'te tamamladı.

Ahmet Sezai Karakoç, liseyi bitirdikten sonra çok istediği felsefe bölümünde okumak üzere İstanbul'a geldi, ancak bu bölüme kayıt yaptırdığı halde, maddi zorluklar nedeniyle girdiği sınavını kazandığı Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne burslu öğrenci olarak yerleşti ve 1955'te Mülkiye'den mezun oldu.
Karakoç, 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu, vatani görevini yedek subay olarak yaptı, 1973'te memurluk görevinden ayrıldı ve ayrıca 1967 yılında ''İslamın Dirilişi'' adlı kitabından dolayı yargılandı.

Sezai Karakoç Kitapları - Eserleri
İslam
Yitik Cennet
Gün Doğmadan
Monna Rosa - Şiirler 1
Samanyolunda Ziyafet
Düşünceler 1 - Kavramlar

Düşünceler 2 - Kurumlar
Diriliş Muştusu
Ruhun Dirilişi
Diriliş Neslinin Amentüsü
Mevlana
Hızırla Kırk Saat - Şiirler III
Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler

Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV
Ayinler / Çeşmeler - Şiirler VI
Leyla ile Mecnun - Şiirler VII
Ateş Dansı - Şiirler VIII
İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü
Edebiyat Yazıları 1
Edebiyat Yazıları 2

Edebiyat Yazıları 3
Çıkış Yolu 1
Çıkış Yolu 2
Çıkış Yolu 3
Zamana Adanmış Sözler
Yunus Emre
Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 1

Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2
Unutuş ve Hatırlayış
Tarihin Yol Ağzında -İki Röportaj
Piyesler 1
Meydan Ortaya Çıktığında - Hikayeler 1
Mehmed Akif
Makamda

Kıyamet Aşısı
İslamın Şiir Anıtlarından
İnsanlığın Dirilişi
Portreler - Hikayeler II
Gündönümü
Dirilişin Çevresinde
Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 1

Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 2
Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3
Armağan
Batı Şiirlerinden
Çağ ve İlham 1
Çağ ve İlham 2
Çağ ve İlham 3

Çağ ve İlham 4
Alınyazısı Saati - Şiirler IX
İslamın Dirilişi
Çağdaş Batı Düşüncesinden
Günlük Yazılar 2 - Sütun
Ölümden Sonra Kalkış
Varolma Savaşı 1

Günlük Yazılar 1 - Farklar
Günlük Yazılar 3 - Sûr
Günlük Yazılar 4 - Gün Saati
Üç Kaside
Körfez
Mağara ve Işık
Sesler

Sezai Karakoç Alıntıları - Sözleri
Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara... (Monna Rosa - Şiirler 1)
"İnsan öldükten sonra nasıl dirilecekse, ölmeden önce de dirilebilir." (Günlük Yazılar 2 - Sütun)
İçimde Nuh'un en yeni tufanı
Dünyaya ayak basıyorum yeniden.. (Körfez)
Bir gün öleceğim düşüncesi ve ondan ötesinin muamması, şuurumu alt üst ediyor, kökünden sarsıyor... (Çağdaş Batı Düşüncesinden)
"Siz bilmezsiniz, size anlatmak da istemem. " (Gün Doğmadan)
Divan Edebiyatını tanımayan, divanları okumamış bulunan kişilerin Osmanlı tarihini de hakkiyle bildikleri söylenemez.. (Edebiyat Yazıları 3)

Özgürlük isteyenler, özgürlüğü yok edecek, bağımsızlık! diye bağıranlar, esaretin en koyusuna gömecek öğreti ve güçlerin fedaisi kılınıp cepheye, ölünceye kadar savaş! cephesine sürülüyorlar. (Çağ ve İlham 3)
Selam, gönlü gamlarla dolu olan sana. Selam, tahammül edilmez çileleri yüklenmiş olana! (Armağan)
Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde
Bir kış güneşliğinde
Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir
Tabiatı aşan bir bildiriştir
Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır
Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır
Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil
Görünüşte öç hakikatte değil
Faninin sonsuzla barışması
Affın mağfiretle yarışması
Yaprağın düşüşü değil bu toprağa (Ölümden Sonra Kalkış)
Namık Kemal’in, bütün batıcılığına ve tanzimatçılığına rağmen, yazılarında kimi kez İslâm birliğinden bahsetmesi ve genellikle İslama karşı saygılı
görünmesi hususu oldu. (Edebiyat Yazıları 3)
Kaç aç varsa hepsi ben
Kaç hasta varsa hepsi ben
Kaç liman önlerinde dönen
İşsiz hamal hepsi ben

Kaç aşktan ters yüz edilmiş
Aşık varsa hepsi ben
Bütün çiçeklerle donanıp
Bütün insanlarla ölen
... (Körfez)
Umutsuzluk geleceği, umursamazlık geçmişi unutturur. (Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3)
Bu dünya, kışların geçmesi gibi geçer. Ve öbür dünya, yazların gelmesi gibi gelir. İnsanlar, sararıp toprağa karışan,çöl otları gibi ölürler... (İslam)

İslam dünyası, medeniyet açısından ölüm sularında yüzüyor… (Düşünceler 1 - Kavramlar)
İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür. (Diriliş Neslinin Amentüsü)
“Derdim vardır inilerim.” (Yunus Emre)
Oku okuyabildiğin kadar ölüm dersinden (Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV)
Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin (Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler)
İdealini yitirmiş ruh,
yetersiz beslenen bir vücut gibi, giderek pörsür, solar ve ölür. (Çağ ve İlham 3)
Ne olup ne bitiyor
Gün nereye gidiyor (Alınyazısı Saati - Şiirler IX)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/dusunceler-1-kavramlar-sezai-karakoc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)