# Duvarların Dışında - Adalet Ağaoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Duvarların Dışında kimin eseri? Duvarların Dışında kitabının yazarı kimdir? Duvarların Dışında konusu ve anafikri nedir? Duvarların Dışında kitabı ne anlatıyor? Duvarların Dışında PDF indirme linki var mı?  Duvarların Dışında kitabının yazarı Adalet Ağaoğlu kimdir? İşte Duvarların Dışında kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/duvarlarin-disinda-adalet-agaoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-02T08:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-04-02T08:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/02/adalet-agaoglu-kimdir-adalet-agaoglu-kitaplari-ve-sozleri-191440.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Adalet Ağaoğlu 
 Yayın Evi: Hyperion Kitap 
 İSBN: 9786058599246 
 Sayfa Sayısı: 88 
--reklam--
Duvarların Dışında Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Edebiyatımızın en üretken ve en renkli yazarlarından biri olan Adalet Ağaoğlu'ndan, topluma karşı hissettiği sorumluluk duygusu, sorgulama dürtüsü, günün meseleleri ile yakından ilgilenmesi ve kendi kişiliğindeki muhalif damarın kışkırtmasıyla ortaya çıkan bir kitap; Duvarların Dışında.

On bölümlük bir dizi halinde, Milliyet Gazetesi'nde 3 Mart - 12 Mart 1988 tarihleri arasında yayınlanan ve 1980 darbesinden sonraki toplumsal sessizlik içinde, tutuklu ailelerinin cezaevi kapılarında çektikleri çileler ve günlük hayatlarında karşılaştıkları ekonomik, sosyal ve psikolojik badireler ve zorluklar...

Duvarların Dışında, bir hatırlatma... Hem herkese hem de 2013 yılının 31 Mayıs gecesi Gezi Parkı/Taksim'deki uyanışa paldır küldür dalanlara... Yeter ki akılda bulunsun.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Duvarların Dışında Alıntıları - Sözleri
Ölmüşüm gibi sevme, yaşıyorum.
"Dıştan gelen darbelerin morartısı geçer, kırıklar çıkıklar onarılabilir, fakat ya içte yaşananlar, o oyuklar ?"
Her şey için hep erken...Sonuş:Geç kalmak
" Bir görüşte , orada teller vardır, sık teller , yakınınıza dokunabilmek için zorla aralayabiliyorsunuz ; işte orada bir başka küçük kız , teller arasından babasının parmak ucuna dokununca, dokunan parmağını öpüp, oradaki herkese 'biz açık görüş yaptık,' dedi. Sevinçlerin ölçüleri. Kederlerin ölçüleri. Unutmanın, unutamamanın ölçüleri. Uykuların da... Her şey 'izafi.' "
... çünkü devlet milletin güvencesi olacağı yerde, millet devletin güvencesi olagelmiştir!
Oğlu, iki üç yaşına gelince babayı tanımaya başladı tabii ve hep cezaevi ortamında gördü onu. Babaların ayrı bi evde oturduğunu, o evin de hep demir kapıları olduğunu sanıyordu. Nerede bir demir kapı görse, sevinçten çığlıklar atıyordu, "babamın evinin önünden geçiyorum," diye... Ona gerçeği beş yaşlarına gelince açıkladık.
Ceza çekmek için mutlaka cezaevine girmek gerekmez.
--reklam--
Duvarların Dışında İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Duvarların Dışında PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Adalet Ağaoğlu - Duvarların Dışında kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Duvarların Dışında PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Adalet Ağaoğlu Kimdir?
Adalet Ağaoğlu (d. Nallıhan, Ankara 1929) romanlarıyla ünlü Türk yazar.
20. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli romancılarından biridir. Türkiye'nin değişik dönemlerini ve bu dönemlerin insan hayatlarına etkisini inceleyen eserler vermiştir. Romanları dışında hikaye, oyun, deneme, anı türünde eserler verir.

13 Ekim 1929'da Nallıhan'da dünyaya geldi. Babası, kumaş tüccarı Hafız Mustafa Sümer'dir. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu ve tek kızıdır. Kardeşleri Dr. Cazip Sümer (1925-1975), oyun yazarı, oyuncu Güner Sümer (1936-1977) ve işadamı Ayhan Sümer (1930)'dir.

İlköğrenimini Nallıhan'da tamamladıktan sonra 1938'de ailesi ile birlikte Ankara'ya yerleşti[2] . Ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1950 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

Edebiyata ilgisi lise yaşamında şiirlerle başladı, kısa bir süre sonra oyun yazarlığına yöneldi. İlk defa 1946'da Ulus gazetesinde tiyatro eleştirileri yayımlayarak yazarlığa başladı. 1948-50 arasında Kaynak Dergisi'nde şiirleri yayımlandı.

1951-1970 yılları arasında TRTde çeşitli görevlerde bulundu. Ankara Radyosu'nda göreve başladığı yıl ilk radyo oyunu olan "Aşk Şarkısı'nı" yazdı. Raddyo'da görev yaparken tiyatro oyuncusu ve yönetmen dört arkadaşı (Kartal Tibet, Üner İlsever, Çetin Köroğlu, Nur Sabuncu) ile birlikte Ankara'nın ilk özel tiyatrosu olan "Meydan Sahnesi"'ni kurdu[1]. Meydan Sahne Dergisi'ni çıkardı. 1953 yılında tiyatro konusunda görgü ve bilgisin arttırmak üzere Paris'e gitti[1]. 1953'te Sevim Uzungören'le birlikte yazdığı "Bir Piyes Yazalım" tiyatro oyunu aynı yıl Ankara'da sahnelendi. 1954 yılında mühendis Halim Ağaoğlu ile evlenen sanatçı, ilk romanını yazana kadar oyun yazarlığını sürdürdü. Üst üste yazdığı oyunlarla altmışlı ve yetmişli yılların önde gelen oyun yazarlarından oldu. TRT'nin özerkliğine el konulması gerekçesiyle TRT Radyo Dairesi Başkanlığı'ndan 1970 'te istifa eden sanatçı o tarihten bu yana yazarlıktan başka bir işle uğraşmadı. Edebiyat yaşamının bazı dönemlerinde "Remüs Tealada" ve "Parker Quinck" gibi takma adlar kullanmıştır.

İlk romanı Ölmeye Yatmak, 1973'te yayımlandı. Bu ilk romanından itibaren tüm eserleri yoğun tartışmalara konu oldu. Ölmeye Yatmak, daha sonra yazdığı Bir Düğün Gecesi(1979) ve Hayır (1989) adlı romanlarla bir üçleme oluşturdu ve birçok ödül kazandı. Bir Düğün Gecesi ve Hayır romanları yayınlanır yayınlanmaz, ikinci romanı olan Fikrimin İnce Gülü, dördüncü basımında toplatıldı[3]. "Fikrimin İnce Gülü" romanı hakkında, "askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif (küçük düşürmek)" suçlamasıyla hakkında 1981 yılında dava açılan Ağaoğlu, iki yıl süren davanın ardından aklandı. "Düğün Gecesi" ise soruşturma aşamasında kaldı[4]. Dönemin üç önemli roman ödülüne layık görülmüş olan Bir Düğün Gecesi adlı roman için ayrıca Aldous Huxley'den aşırma olduğu suçlaması ortaya atıldı ve uzun tartışmalara sebep oldu.

Öykü kitapları, denemeler, anı-roman türünde eserler de yayımlayan Ağaoğlu 1991 yılında Çok Uzak Fazla Yakın'la oyun yazarlığına döndü. 1983 yılından beri İstanbul'da yaşayan Ağaoğlu, halen yazmayı sürdürüyor.

Adalet Ağaoğlu'ile ilgili yazıları bir araya getiren arşiv eşi Halim Ağaoğlu tarafından hazırlanmış ve 2003'te Adalet Ağaoğlu'nun yazarlığının 55. yılı anısına Herkes Kendi Kitabının İçini Tanır adı ile basıldı.

1996'da ciddi bir trafik kazası geçiren ve iki yıl hastande yatan Adalet Ağaoğlu[6] için Can Yücel'insöylediği "Sen Türkiye'nin en güzel kazasısın" sözü [kaynak belirtilmeli], Feridun Andaç'ın Adalet Ağaoğlu ile yaptığı nehir söyleşi tarzında bir kitabın adı oldu. Kitap, 2006'da basıldı.

Ağaoğlu, 1986'da kurulan İnsan Hakları Derneği'nin kurucuları arasında yer almış ancak Temmuz 2005'de İHD'nin tek yanlı ırkçı-milliyetçi bir tutum takındığını belirterek ve "PKK yanlısı politika izliyorlar" diyerek istifa etti. Son olarak Ermenilerden özür dileme kampanyasına katılmıştır.

Eserleri

Tiyatro ve Radyo Oyunları
Yaşamak - 1955
Evcilik Oyunu - 1964
Sınırlarda Aşk - 1965
Çatıdaki Çatlak - 1965
Tombala - 1967
Çatıdaki Çatlak 1967
Sınırlarda Aşk-Kış-Barış 1970
Üç Oyun: Bir Kahramanın Ölümü, Çıkış, Kozalar 1973
Kendini Yazan Şarkı 1976
Çok Uzak - Fazla Yakın 1991
Duvar Öyküsü - Çocuklar ve Büyükler için Müzikli Danslı Oyun 1992
Çağımızın Tellalı 2011

Roman

Ölmeye Yatmak 1973
Fikrimin İnce Gülü 1976
Bir Düğün Gecesi 1979
Yazsonu 1980
Üç Beş Kişi 1984
Hayır... 1987
Ruh Üşümesi 1991
Romantik Bir Viyana Yazı 1993

Öykü

Yüksek Gerilim (1974)
Sessizliğin İlk Sesi 1978
Hadi Gidelim 1982
Hayatı Savunma Biçimleri 1997

Deneme

Geçerken 1986
Karşılaşmalar 1993
Başka Karşılaşmalar 1996
Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar 2002
Yeni Karşılaşmalar 2011
Mektup [değiştir]
Mektuplaşmalar (Mehmet Baydur ile birlikte) 2005

Anı
Göç Temizliği 1985
Gece Hayatım 1991
Günlük - Günce [değiştir]
Damla Damla Günler 2004
Damla Damla Günler I-II-III 2007

Ödülleri

1974- TDK Tiyatro Ödülü
1975- Sait Faik Hikaye Armağanı, Yüksek Gerilim ile
1979- Sedat Simavi Edebiyat Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile
1980- Orhan Kemal Roman Armağanı Bir Düğün Gecesi ile
1980- Madaralı Roman Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile
1991- Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü, Çok Uzak Çok Yakın ile
1997- Aydın Doğan Roman Ödülü, Romantik Bir Viyana Yazı ile
--reklam--
Adalet Ağaoğlu Kitapları - Eserleri
Ölmeye Yatmak
Bir Düğün Gecesi
Fikrimin İnce Gülü
Hayır...
Ruh Üşümesi
Üç Beş Kişi
Yüksek Gerilim
Yazsonu
Romantik
Sessizliğin İlk Sesi
Dar Zamanlar
Düşme Korkusu
Dert Dinleme Uzmanı
Hadi Gidelim
Göç Temizliği
Hayatı Savunma Biçimleri
Gece Hayatım
Damla Damla Günler I
Damla Damla Günler
Karşılaşmalar
Çok Uzak Fazla Yakın
Geçerken
Başka Karşılaşmalar
Toplu Oyunlar-2
Duvarların Dışında
Toplu Oyunlar - 1
Yeni Karşılaşmalar
Kendini Yazan Şarkı - Evcilik Oyunu
Duvar Öyküsü
Damla Damla Günler 2
Çağımızın Tellalı
Sessiz Bir Adam
Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar
Toplu Oyunlar 3
Damla Damla Günler 3
'An'ların Uzun Soluklu Yazarı
Halim'e İthaflar
Damla Damla Günler 1 / 2
Damla Damla Günler 4
Mektuplaşmalar
Okurunun Yazarı
Toplu Oyunlar
Gece Hayatım
Sessizliğin İlk Sesi
Toplu Öyküler 2
Toplu Öyküler 1
Şiir ve Sinek
Damla Damla Günler - 3
Göç Temizliği
--reklam--
Adalet Ağaoğlu Alıntıları - Sözleri
Sevinç, yaratıcı değildir. Acı, dürter. (Geçerken)
Şöyle üç gün üç gece, yerimden kıpırdamadan uyumak istiyorum. Kendimi öyle yorgun hissediyorum ki.. (Çağımızın Tellalı)
İnsan özlemdir. Kavuşmak için bir aranıştır. Bu yüzden, kendi varlığını tanır tanımaz kişi, bir eş ya da dosttan yoksun kaldığını anlar... (Üç Beş Kişi)
İnsan kendisinin yabancısıdır. (Damla Damla Günler)
Tarihe sorulsa çiğ ve çok atılgan elektrik ışığının bir aydınlık körlüğüne yol açtığını da söyleyebilir bize. Öyle olmasa, Batı Uygarlığı 2000'e artık sadece yedi yılın kaldığı günümüzde din ve ırk kavgalarını görmezlenir miydi? (Başka Karşılaşmalar)
Hem sürekli unutulmak, hem sürekli göz önünde tutulmak. (Üç Beş Kişi)
"Geçmişin kokusu yoktur. Geçmiş erir; kan ve alınteri buharlaşır, havaya karışır gider. Elle tutulur, gözle görülür biçimde geriye kalacak olan sadece taşlardır. Yoksullara seyirlik bir cennet sunmak için zenginlerin yaptırdığı işte bu taştan, mermerden saraylar, duvarlar, heykeller, kiliseler, manastırlar, surlar ve kalelerdir." (Romantik)
Genç Kadın: Ölmek mi? Niçin ölmek? İnsanca yaşamak ve yarınların daha güzel olacağına inanırken ölümü düşünmek niye?
 Ressam: Geçmiş artık çekici değil. Gelecekten de bir şey umulamaz. Her şey gülünç, çirkin, kaba ve budalaca. (Sessiz Bir Adam)
Hak var, hukuk yok. Hukuk var, hak yok. Yazar var, kitap yok. Kitap var, yazar yok. Satış var, okur yok. Okur var, satış yok. (Geçerken)
Gece hayatı gerçek bir yalnızlıktır. Kimse elinden tutamaz, sen kimsenin elinden tutamazsın; asıl yalnızlık gece hayatlarının yalnızlığıdır... (Gece Hayatım)
Yaşam, onun cebinde, hiç bozdurulmamış paralar gibi bütün bütün, yepyeni
duruyordu. (Hadi Gidelim)
Yarın bu düzen değişince, ülkenin yine ekonomistlere, mühendislere, mimarlara, yargıçlara gereksinimi olacak. Ama siz bu alanları size karşı olanların eline bırakmak niyetindesiniz. Gerçekçi bir tutum değil bu. (Bir Düğün Gecesi)
Özgürlük yolu bitmez ve çok pahalı. (Yeni Karşılaşmalar)
Ben de roman yazıyordum ve bu arada kurup kaldırdığım sofraları, ocakta unutup yaktığım yemek tencerelerini; günlük hayatla yaratı sancıları arasında açılan uçurumu bile düşünmüyordum. Romanlık bir rüya sahnesine romanlık bir final arıyordum ve hep gökte arıyordum. (Gece Hayatım)
"Kadını özgür olmayan ülkenin erkeği de özgür değildir" (Ölmeye Yatmak)
"İnsanları sevindirmek, onları biraz gülümsetmek, onların kaygılı yaşamlarını ta içten, yürekten patlayan gülüşlere dönüştürmek isterdim," diyor. "Ama çiçeklerimiz bir demet hüzünken..." (Sessizliğin İlk Sesi)
Düşünüyorum da, çok değil, ama bize gerekli üç beş sağlam değer ölçüsünden giderek yoksun kalan toplumumuzda, yani “her şeyin bunca belirsizleştiği, temel değerlerin üstünü yoğun bir sisin kapladığı” şu ortamda bizim de kurcalamamız gereken nice sorun, üstünden örtüsünü kaldırmamız gereken ne kadar çok hayat var... Ve ölüm... (Geçerken)
"Derin sessizlik. Kuyu gibi. Şimdi beni artık bu sessizlik korkutmakta." (Gece Hayatım)
Bir fikri olmakla bir fikir olmanın hiç de aynı şey demeye gelmediğini anlatan fırsatlar... (Ölmeye Yatmak)
Ne oluyorsa benim içimde oluyordu.Dışımdaki hiçbir şeye egemen değildim.. (Yazsonu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/duvarlarin-disinda-adalet-agaoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)