# Ebedi Dönüş Mitosu - Mircea Eliade Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ebedi Dönüş Mitosu kimin eseri? Ebedi Dönüş Mitosu kitabının yazarı kimdir? Ebedi Dönüş Mitosu konusu ve anafikri nedir? Ebedi Dönüş Mitosu kitabı ne anlatıyor? Ebedi Dönüş Mitosu PDF indirme linki var mı?  Ebedi Dönüş Mitosu kitabının yazarı Mircea Eliade kimdir? İşte Ebedi Dönüş Mitosu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ebedi-donus-mitosu-mircea-eliade-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-06T11:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-05-06T11:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/06/mircea-eliade-kimdir-mircea-eliade-kitaplari-ve-sozleri-215797.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mircea Eliade 
 Çevirmen: Ümit Altuğ 
 Yayın Evi: İmge Kitabevi 
 İSBN: 9789755330594 
 Sayfa Sayısı: 189 
--reklam--
Ebedi Dönüş Mitosu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türkçede "İmgeler ve Simgeler", "Kutsal ve Dindışı" yapıtlarıyla tanınan ünlü din tarihçisi Mircea Eliade, geleneksel toplumların tarih anlayışları, tarihin getirdiği acılara direnme ve katlanma yöntemleri ve arketipik tekerrür anlayışını incelediği "tarih felsefesine giriş" niteliğindeki bu denemesi "Ebedi Dönüş Mitosu" için şunları söylüyor:
"Eserlerimin hangi sırayla okunması gerektiğini soranlara bu kitaptan başlamalarını salık veriyorum."
(Arka Kapak)
--reklam--
Ebedi Dönüş Mitosu Alıntıları - Sözleri
Halk hafızası farklı yapılara göre işler; olaylar yerine kategoriler, tarihî şahıslar yerine arketipler vardır. Tarihî karakter mitsel modeliyle (kahraman, vs.) özdeşleştirilir, diğer yandan olay mitsel eylemler (bir canavara, düşman kardeşe, vs. karşı mücadele) kategorisine taşınır.
Alçakgönüllülük sadece bir erdemdir; fakat Kurtarıcı'yı örnek alarak alçakgönüllü olmak dinî bir eylem ve kurtuluşun yoludur: "Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin."
(...) acı nedeni bilinmediği ölçüde huzursuzluk vericidir. Büyücü ya da rahip çocukların ya da sürünün ölümünün, kuraklığın sürmesinin, yağmurun durmayışının, av hayvanlarının kayboluşunun, vs. altında yatan nedeni bulur bulmaz, "acı" tahammül edilir hâle gelmeye başlar; bir anlamı ve bir nedeni vardır, dolayısıyla bir sisteme dahil edilip açıklanabilir.
Helen-Doğu dünyasında yaygın olan bütün döngüsel sistemleri birbirine yaklaştıran ortak bir özellik vardır: Bunların her biri açısından, çağdaş tarihî an (kronolojik konumu ne olursa olsun) önceki tarihî anlara göre bir gerilemeyi temsil eder. (...) Çağdaş anı değersizleştirme eğilimi kötümser bir iz olarak görülmemelidir. Tam aksine, aşırı bir iyimserliği gösterir, çünkü çağdaş durumun kötüleşmesinde, insanların en azından bir kısmı akabinden gelecek yenilenmenin haberci işaretlerini görürler. (...)

Bununla birlikte, insanın olası duruşu ne kadar çeşitli olursa olsun, hepsi ortak bir özellik sergiler: Bir anlamı olduğu için ve son tahlilde gerekli olduğu için tarihe tahammül edilir. Bu yüzden, bütün hâlinde kozmik döngünün yinelenmesine inananlar için olduğu kadar sonuna yaklaşan tek bir döngüye inananlar için de, çağdaş tarihin yaşadığı dram gerekli ve kaçınılmazdır.
Allah sürekli olarak yaratılışı gerçekleştirir.
"Sadece hayvan masumdur" Hegel
Son felaket tarihe son verecektir, dolayısıyla insanı ebediliğe ve sonsuz mutluluğuna kavuşturacaktır.
Ne dış dünyadaki nesnelerin, ne de insan faaliyetlerinin tek başlarına değeri yoktur. Bir nesne ya da bir eylem değer edinir ve bunu yaparken gerçek olur. Onca taş arasında, sadece bir taş kutsal olur. Dolayısıyla o an varlıkla dolar.
Halkın hafızası tarih dışıdır ve tarihî olay ve kişiler arketipe dönüştürülmediği takdirde ortak bir hafıza oluşturulamaz.
A.Jeremias'ın tercüme ettiği bir Babil metni kıyameti şöyle tasvir eder:
"Gökyüzünde bunlar gerçekleştiğinde ,o zaman saydam olan ışık gerçirmez olur,temiz olan kirlenir,karışıklık bütün ulusları kuşatır,artık dualar işitilmez olur,koşullar kötüleşir..." "Böyle bir hükümranlıkta insanlar birbirini yiyecekler ve ÇOCUKLARINI PARA İÇİN SATACAKLAR,koca karısını ve kadın kocasını terk edecek,anne kapısını KIZINA kapatacaktır.
Mesih geldiğinde, dünya kesinbve nihai olarak kurtulacaktır ve tarih var olmayı bırakacaktır.
Tarih ister gezegenlerin gidişatı tarafından, ister kökensel bir bütünleşmeye bağlı kaçınılmaz bir dağılmayı gerektiren ya da Tanrı'nın iradesine -peygamberlerin görebildikleri iradeler- boyun eğmiş kozmik bir süreç tarafından yönetilsin, nihayetinde sonuç aynıdır: Tarihte görülen hiçbir felaket keyfi değildir. İmparatorluklar kurulup yıkılır, savaşlar sayısız acılara yol açar, ahlâksızlık, örf âdetlerin bozulması, toplumsal adaletsizlik, vs. her şey sürekli kötüye gider, çünkü bütün bunlar gereklidir, yani kozmik ritim, demiurgos, yıldızlar ya da Tanrı'nın iradesi tarafından istenmişlerdir.
(...) iman her türlü doğal "yasa"dan tamamen kurtuluş ve dolayısıyla insanın hayal edebilmiş olduğu en yüksek özgürlük anlamına geliyor: Evrenin bizzat ontolojik statüsüne müdahale edebilme özgürlüğü. Dolayısıyla, tam anlamıyla yaratıcı özgürlüktür bu. Başka bir deyişle, bu özgürlük, insanın, arketiplerin ve yinelemenin geleneksel ufkunun aşılmasından beri sunulmuş ilk ve aynı zamanda tek yaratılışa yeni bir işbirliğinin formülünü oluşturur. Yalnızca böyle bir özgürlük (kurtuluş bilimi ve dolayısıyla dar anlamda dinî değeri dışında) modern insanı tarih korkusuna karşı koruyabilir: Yani kaynağını, güvencesini ve desteğini Tanrı'da bulan bir özgürlük. Başka her tür modern özgürlük, sahip olana her ne türden bir tatmin hissi verse de, tarihi açıklamaya yetersiz kalır; bu da, kendisine karşı dürüst olan her insan için tarih korkusuna karşılık gelir.

(...) Kelimenin Yahudi-Hıristiyan anlamında imanın (=Tanrı için her şey mümkündür) "icadı"ndan beri, arketiplerin ve yinelemelerin ufkundan kopan insan artık bu korkuya karşı ancak Tanrı düşüncesi ile kendini koruyabilir.
--reklam--
Ebedi Dönüş Mitosu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mircea'nın "beni okumaya bu kitaptan başlayın" dediği eseri: Ebedi Dönüş Mitosu. Diğer adıyla Eternal Return.

Tarih Felsefesi 101 kitabı sayılabilecek nitelikte bir kitap. "Ebedi dönüş", Mircea Eliade tarafından, dini davranışları yorumlamak için ortaya atılmış bir fikirdir; yani, davranışlarla ifade edilen bir inançtır (bazen dolaylı, ancak çoğu zaman açıkça): Kişinin, efsanelerde anlatılan olayların gerçekleştiği zaman olan "mitik çağ" ile ya 'modernleşebileceği' ya da ona 'dönebileceği' inancı.

Eliade kitabında, 'arkaik' insanın tarihdışı bağlamında var olduğuna işaret ettiği bir tür tarih felsefesine giriyor: tarih, bizim anlayışımızın aksine geçmiş değil günümüzdür, sadece geçmiş olay ve arketiplerin taklidinden ibarettir, tekerrürdür.

Bu kitabı okurken, bu ilkenin, her insanın en derin çekirdeğinde bile var olup olmadığını ve “modern” her şeyin kaçınılmaz bir şekilde bu kadar ucuz, basit, anlamsız ve hatta aldatıcı görünmesinin nedeni olup olmadığını merak etmeden duramadım.

Kitap, kimin daha özgür olduğunu tartıştıkları 'arkaik' ve 'modern' insan arasındaki hayali bir diyalog ile son bulur. Modern insan, insanın tarihi kendi başına yaratamayacağını düşündüğünden, hayatı, geçmişin tekrarı olarak nitelendirecektir. Öte yandan, 'arkaik' adam, 'modern insanın tarih yazabileceği konusunda giderek daha fazla şüphe duyduğuna' cevap verebilir: çünkü ya tarih kendini yazar ya da gitgide azalan sayıda insan tarafından yazılır. “Arkaik” adam der ki, eğer kendisi ve toplumu, tarihe hapsolmuşlarsa, nasıl evrimleşmişlerdir?

Kitabın yazım tarzı bilimseldir. Eliade, hem eski hem de 'modern' benzer kaynaklara referanslarla fikrini desteklemiş ve çeşitli kültürlerden örneklerle de güçlendirmiştir. Kitap eski olduğu için çeviriye çok takılmamak lazım, konu ilgi çekici olduğu için çeviri, yazım hataları vs. katlanılabilecek bir durum.

Keyifli okumalar. (orpheus) 
Bengi dönüş kavramındaki gizli kaderin olumlanmasından çok ebedi tekrarın ve ''yeniden'in dinselliği'' üzerinden modern insan ile arkaik insan tanımlaması yapılmakta, tarihyazımı ve özgürlük eksininde farklılıkları işlenmekte.

Aslında önemli bir tartışma konusu var burada. Ebedi dönüş dinsel midir, bilimsel mi, tarihsel mi?

Nietzsche bu konuda tarih-bilimsel bir noktada dururken Eliade hem tarihsel hem dinsel olarak yorumlamakta. Kitapta yaratılış teorisinin de tekrarı üzerinden mistik insanın tanımı yapılmakta ve her tekrarda insanın sonsuzlaştığı anlatılmaktadır. Bunu hint ve uzak doğu felsefeleri örnekleriyle de açıklayan Eliade, bir eve girmenin dahi ebedi tekrarın ve dinselliğin bir anlatımı olduğunu ifade etmekte.

Ebedi dönüş mitosunu modern insana uzak bir kavram olarak tutarken, modern insanın arkaikleşmesiyle buna ulaşabileceği de ayrıca belirtmem gereken konu. Bu anlamda oldukça eleştirdim yazarı. Ebedi dönüş (bengi dönüş) mitosundan çok farklı bir çıkarım yapmış. Kanaatimce bu farklılık konuyu ebedi dönüşten uzaklaştırmıştır. Yenidenin felsefesi, arkaikleşmek değil, yaratıcılığı tetikleyen yegane güç anlamına gelmektedir. Anlamsızlık denizinde (din alanında) ebedi tekrar elbette arkaik insana yöneltir insanı ancak anlamın dünyasında yeniden* yaratmak demektir. Kitap bunun dışında oldukça faydalı anekdotlar içeriyor. Tarih felsefesi okurları için birebir bir kitap. Keyifli okumalar dilerim. (Uğur De Molinari) 
Kozmos - Kaos: Mitoloji konusunda merakı olanların öncelikli olarak okuması gereken, mitolojinin temelini anlatan giriş mahiyetindeki bir kitap. Mitlerin temel mantığı “kaos” ve “kozmos” dünyaları arasında hareket eder. İlk yaratılış kozmostur. Kozmos bozulmamış olanı, sağlıklı olanı tarif eder. Kaos ise bozulmuş düzeni, hastalığı yansıtır. Mitolojik mantıkta amaç çeşitli ritüellerle birlikte bozuk olanı (Kaos), bozuk olmayan (kozmos)a çevirebilmektir. Kitapta bunun mantığı ve uygulamalarından bahsedilir. (Hüseyin Karakaya) 
--reklam--
Ebedi Dönüş Mitosu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mircea Eliade - Ebedi Dönüş Mitosu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ebedi Dönüş Mitosu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mircea Eliade Kimdir?
Mircea Eliade, 13 Mart 1907'de Bükreş - Romanya'da doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. Fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir. Bu yüzden felsefe eğitimi alır. 1928 yılında Bükreş Üniversitesi'nde felsefe dalında yüksek lisans yapar. Master tezinin konusu İtalyan Rönesans dönemi filozoflarıdır. Aynı yıl Sanskritçe ve Hint felsefesi okumak için Kalküta'ya gider. Eliade burada ders aldığı Surendranath Dasgupta'dan etkilenmiştir. Ayrıca altı ay Himalayalar'daki Rişikeş aşram'ında yaşadı. Eğitimini bitirip, dört yıl sonra, 1932'de Bükreş'e geri döndü. 1933 yılında daha sonra Fransızca "Yoga: Essai sur les origines de la mystique Indienne" adıyla yayımlanacak olan doktora tezini verdi. Adından da anlaşılacağı gibi doktora tezi Yoga'nın farklı açılardan analizi niteliğindeydi. 1933'den 1939'a kadar Bükreş Üniversitesi'nde felsefe ve din tarihi konuları başta olmak üzere birçok farklı konuda ders verdi.

Savaş yıllarında İngiltere'de bulundu ve savaş sonunda Romanya Sovyet kontrolüne geçince Romanya'ya dönüşü imkânsızlaştı. Gençliğinde birçok aşırı sağcı eğitim görevlisiyle yakın ilişkileri olmuştu. 1945'de Paris'e geçti, konuk profesör olarak École des Hautes Études`de çalıştı. 1951'de en ünlü eserlerinden biri olan "Şamanizm" yayımlandı. 1956 yılında ise aldığı tekliflerden ötürü Paris'ten Amerika'ya geçti ve Chicago Üniversitesi'nde ders verdi. Daha sonra 1958 yılında Chicago Üniversitesi'nde Dinler Tarihi kürsüsünün başına geçti. 1961'de History of Religions dergisini kurdu. 22 Nisan 1986'daki ölümüne kadar Chicago Üniversitesi'nde çalışmaya devam etti ve birçok önemli eser kaleme aldı.
Bugün eserleri birçok farklı dile tercüme edilen Mircea Eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur.
--reklam--
Mircea Eliade Kitapları - Eserleri
Dinler Tarihine Giriş
Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt I)
Mitlerin Özellikleri
Şamanizm
Ebedi Dönüş Mitosu
Kutsal ve Kutsal-Dışı
Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt II)
İmgeler ve Simgeler
Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar
Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III)
Matmazel Christina
Babil Simyası ve Kozmolojisi
Mitler, Rüyalar ve Gizemler
Demirciler Ve Simyacılar
Arayış
Yoga
Dinin Anlamı ve Sosyal Fonksiyonu
Asya Simyası
Mistik Hint Erotizmi
Dinler Tarihi Sözlüğü
Dinler Tarihi
Zalmoksis'ten Cengiz Han'a
Bengal Geceleri
Doğuş ve Yeniden Doğuş
Yaşlı Adam ve Bürokratlar
Mefisto ile Erdişi
Avustralya Dinleri
Mistik Öyküler
--reklam--
Mircea Eliade Alıntıları - Sözleri
şu inanış vardır: İnsan ilk yaratıldığında Tanrı ona ruh bahşetmiştir, bedenini veren ise yeryüzüdür. Ölüm anında bu iki unsur da doğal olarak kendi kaynaklarına döner: beden yeryüzüne ve ruh da semavi yaratıcısına. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
İnsan mitleri "yaşarken", kutsal olmayan, kronolojik özellikteki zamanın dışına çıkar, nitelik açısından farklı bir zamana, hem en eski hem de sonsuza dek yakalanabilecek olan "kutsal" bir zamana açılır. (Mitlerin Özellikleri)
İnsan ancak ölümü doğru anlayarak kendisini ele geçirir ve dolayısıyla kendisini Varlığa açar. Gerçekten de insan ölümün kaçınılmazlığını idrak edip ölüme doğru özgürlüğün farkına vardığında, varoluş sahici hale gelir; yani tamamen insanca olur. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
Dinsel insan:
Her yerde bir "şifre" keşfeder. En alışılmış davranış bile tinsel bir mana taşıyabilir. Yol ve yürüyüş dinsel değerlere dönüştürülebilir, çünkü her yol "hayat yolu"nu, her yürüyüş de bir "haccı", yani Dünyanın merkezine yapılan bir yolculuğu simgeleyebilir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
... tuhaf ve olağanüstü olan, genelde kaygı ve uzaklaştırma duygularını getirmektedir. Bazı tabu örnekleri ve tabu olan davranışlar, canlılar ya da nesneler bize tuhaf, uğursuz, gizemli vs kratofanilerin normal deneyimler sisteminden ayrıldığı mekanizmayı açıklar. (…)Böylelikle çirkinlik ne biçimsizlik, bu nitelikleri taşıyanları ötekilerden ayırıp kutsal kılar. (Dinler Tarihine Giriş)
Örneğin inşaat ayinlerini ele alalım; bu yolla kurbanın ''yaşamı'' ya da ''ruhu'' binaya aktarılmış olur, bina da aynı nedenle sunulan kurbanın yeni bedenidir. (Demirciler Ve Simyacılar)
Antik kozmolojilerin (Mezopotamya, Hindistan, Çin) "dünya"sı çok büyük, kapalı bir yuvarlak olarak tahayyül ediliyordu. Tapmak bu dünyanın imge'siydi, somut modeli hava kabarcığı ya da su damlası, "kozmik yumurta"ydı. (Mistik Hint Erotizmi)
Türk-Moğolların yıldırım gibi istilaları -
IV. yüzyılda Hunlardan Timur'a kadar (1360-1404)- Avrasya'nın ilkel avcılarının
mitsel modelinden esinleniyordu: bozkırda avını kovalayan yırtıcı etobur. Hareket-
lerinin apansızlığı ve hızı, toplulukları kitlesel olarak katletmeleri, yerleşik kültü-
rün dışsal işaretlerini (kentler ve köyler) yok etmeleri; Hun, Avar, Türk, Moğol at-
lılarını bozkırda geyikleri avlayan veya göçebe çobanların sürülerine saldıran kurt
sürülerine benzetir. Askeri önderlerin, bu davranış tarzının stratejik önemini ve si-
yasal sonuçlarını çok iyi bildiğine kuşku yoktur. Ama örnek avcının -yırtıcı eto-
bur- mistik saygınlığı da hatırı sayılır bir rol oynuyordu. Birçok Altay boyu, atala-
rının doğaüstü bir kurt olduğunu iddia ediyordu (Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III))
"John Cotton şöyle yazıyordu: Ne kadar kültürlü ve zekiysen, Şeytanın emrine girmeye o kadar yakınsındır." şey mi dostum :)) (Arayış)
"Schmidt ilkel insanın Tanrı fikrini mantıksal bir neden arayışı kapsamında keşfettiği sonucuna ulaşıyordu. Dinin çok karmaşık bir fenomen olduğu gerçeğini göz ardı ediyordu-" (Arayış)
Tarihi kişiler arketipleri olan tanrıları ve
mitsel kahramanları taklit etmeye çalışıyorlardı. (Mitler, Rüyalar ve Gizemler)
...dinsel deneyim yaşayanlar açısından tüm Doğa kozmik bir kutsallık olarak belirmeye müsaittir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
Upanişadlar'daki bilge, Neti! neti! diye haykırır: "Hayır! Hayır! Sen bu değilsin, sen şu da değilsin!" (Yoga)
Ancak Mezopotamyalılarda gelenek bir bütündür: Marduk’un yalnızca toprağı değil aynı zamadan kendi kanını da kullanması gerekmiştir:
Kanımı pıhtılaştıracağım, kemik yapacağım ondan.
İnsanı ayağa kaldıracağım, gerçekten bir insan olacak...
İnsanı yapacağım, yeryüzünde yaşayacak... (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
"İnsan, kendi ördüğü anlam ağlarında asılı kalmış bir hayvandır." (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
Freud "Tanrı'nın, insanların fiziksel Babasının yüceltilmesinden başka bir şey olmadığını savunur; bu nedenle, toteme kurban verilirken, öldürülen ve kurban edilen bizatihi Tanrı' nın kendisidir.Baba-Tanrı'nın katledilmesi insanlığın ilk günahıdır.Bu öldürme suçunun kefareti İsa' nın kanlı ölümüyle ödenir." (Arayış)
Hitit büyüsü, makrokozmos (Evren)-mikrokozmos (insan bedeni) benzeşimince belirlenmiştir. İnsanın başı Göğe tekabül eder, elleri toprağa, gözleri suya benzemektedir. (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
Tuhaf, tek, yeni, eşsiz ya da korkunç olan her şey büyüsel-dinsel güçlerin toplanması için mükemmel bir zemindir ve koşullara göre kutsalın neden olduğu iki yönlü duygu nedeniyle ya tapınılan ya da kaçınılan bir nesneye dönüşür.
A.C. Kruyt şöyle yazmaktadır: “Bir köpek avda her zaman şanslıysa, bu bir measadır( kötüye işaret, uğursuzluk). Avda çok başarılı olmak Toradjaları endişelendirir. Hayvanın avını yakalamasını sağlayan büyüsel güç, efendisine ölümcül sonuçlar getirecektir. (Dinler Tarihine Giriş)
Dünyada yaşamak için, onu kurmak gerekir ve hiçbir dünya, kutsal-dışı uzamın göreliliğinin ve türdeşliğinin "kaos"u içinde doğamaz. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
Modern insanın bilincinin en soylu kısmı, çoğu zaman sanıldığından daha az manevidir. Hızlı bir çözümleme, bilincin bu soylu ve yüksek küresinde, bazı kitabi kalıntıların, çok miktarda ve çeşitli düzlemlerde önyargının; hayatın anlamı, en yüce gerçek vb. konularında tamamen basmakalıp birkaç düşüncenin canlılığını açığa çıkartacaktır. Uyanıkken görülen düşlerde, melankolilerde, imgelerin bilincin oyun saatleri esnasındaki serbest oyunlarında, her türden vakit geçirme ve eğlencede. Bu mitsel hazine burada laikleşmiş ve modernleşmiş bir şekilde devam etmektedir. Freud'un cinsel gerçeklere ilişkin oldukça ham imalarla gösterdiği üzere, bu tür imgelerin biçim değiştirdikleri olmuştur. İmgeler ayakta kalabilmek için, çok tanıdık hale gelmişlerdir. Ancak kullanımları hiç de azalmış değildir. Çünkü bu gerilemiş imgeler, modern insanın manevi yenilenmesinin mümkün olabilecek başlangıç noktasını gösterirler. (İmgeler ve Simgeler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ebedi-donus-mitosu-mircea-eliade-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)