# Edebiyat ve Sanat Yazıları - Marcel Proust Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Edebiyat ve Sanat Yazıları kimin eseri? Edebiyat ve Sanat Yazıları kitabının yazarı kimdir? Edebiyat ve Sanat Yazıları konusu ve anafikri nedir? Edebiyat ve Sanat Yazıları kitabı ne anlatıyor? Edebiyat ve Sanat Yazıları PDF indirme linki var mı?  Edebiyat ve Sanat Yazıları kitabının yazarı Marcel Proust kimdir? İşte Edebiyat ve Sanat Yazıları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/edebiyat-ve-sanat-yazilari-marcel-proust-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-08T05:00:17+03:00
- Güncelleme: 2022-05-08T05:00:17+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/08/marcel-proust-kimdir-marcel-proust-kitaplari-ve-sozleri-217048.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Marcel Proust 
 Çevirmen: Roza Hakmen 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789750832192 
 Sayfa Sayısı: 144 
--reklam--
Edebiyat ve Sanat Yazıları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Modern romanın öncülerinden Marcel Proust bu kez eleştiri, deneme, inceleme, açıklama, mektup biçiminde kaleme aldığı “Edebiyat ve Sanat Yazıları”yla karşımıza çıkıyor. “Edebiyat Yazıları”nda Flaubert, Baudelaire, Chateaubriand, Goethe, Dostoyevski, Tolstoy, sem­bolist şairler, şiir ya da esrarengiz yasalar, vb. yorumlanırken; “Sanat Yazıları”nda Chardin, Rembrandt, Watteau, Moreau, Monet gibi ressamlar; Saint-Saëns, Reynaldo Hahn gibi müzisyenler; ve John Ruskin gibi bir sanat tarihçisi değerlendiriliyor.

Proust severler, onun yorumlarının ve üslubunun tadına şimdi de deneme ve eleştirileriyle varacaklar.
--reklam--
Edebiyat ve Sanat Yazıları Alıntıları - Sözleri
Özlem şüphesiz fiziksel bir hastalıktır, ama fiziksel hastalıklar arasında bedeni ancak hafıza aracılığıyla etkileyenleri ayırmak gerekir.
Roman yazarı karşısında hepimiz imparatorun karşısındaki köleler gibiyizdir. Tek bir kelimeyle bizi azat edebilir. Onun sayesinde eski toplumsal konumumuzdan sıyrılıp generalin, dokumacının, şarkıcının taşra soylusunun konumunu, köy hayatını, kumarı, avı, nefreti, aşkı, ordugah hayatını tanırız. Onun sayesinde sırayla Napoleon, Savonarola, bir köylü, daha da önemlisi-asla tanışmayabileceğimiz bir hayatı yaşayarak kendimiz oluruz. O yığınları, yalnızlığı, yaşlı kilise adamını, heykeltıraşı, çocuğu, atı, ruhumuzu dillendirir. Onun sayesinde sırayla bütün canlıların kılığına giren gerçek Proteus oluruz Art arda bütün bu kılıkları değiştirirken, müthiş bir çeviklik ve güç kazanmış ruhumuz için hepsinin bir oyundan, acıklı ya da hoş, ama gerçeklikten yoksun bir maskeden ibaret olduğunu hissederiz. Talihsizliğimizin ya da talihimizin baskısından bir anlığına kurtuluruz, onunla ve başkalarının talihiyle oynarız. İşte bu yüzden de, güzel bir romanın son satırını okuduğumuzda, hüzünlü bir roman da olsa, büyük bir mutlulukla dolarız.
"... Talihsizliğimizin ya da talihimizin baskısından bir anlığına kurtuluruz; onunla ve başkalarının talihiyle oynarız. İşte bu yüzden de, güzel bir romanın son satırını okuduğumuzda, hüzünlü bir roman da olsa, büyük bir mutlulukla dolarız."
Alışkanlık her şeyi zayıflattığı için, bir insanı bize en iyi hatırlatan şey, önemsiz olduğu için unuttuğumuz şeydir aslında.
Dostoyevski tutukluluk hayatının en korkunç zorlukları arasında dört yıl boyunca yalnız kalamamış olmayı da sayar.
Oysa, insan etrafında her an birileri olsa bile kendini tecrit edebilir. Bu herkes için mümkündür, herkesten çok Dostoyevski için mümkün olması gerekirmiş gibi geliyor insana..
Büyük ihtimalle kürek cezası Dostoyevski için bir şans olmuş, içsel hayatının kapılarını ona açmıştır.
İnsan ancak hatırladığı şeye sadık kalabilir ve ancak bildiği şeyi hatırlar.
Ay ışığı herkesin üzerinde yumuşacık ışıldamasına rağmen doğa sadece görüp,duyabilenler için asırladır, mehtapta karanlığı kullanarak ışık yaratmakta,sessizliği flüt gibi çalmaktadır.
Kitaplarımızda genel olarak bahsettiğimiz şeyler bizde ilhamı neyin tetiklediğini gösterir, çok geçmeden zihnimize bütün gücüyle hakim olan şeyi görürüz.
Bizi aynı anda hem daha şüpheci, hem kandırılması kolay kılmak (...) aşka mahsustur.
“Dostoyevski’nin bütün romanlarının adı Suç ve Ceza olabilirdi. Hayatında bir suç ve (belki o suçla ilgisi olmayan) bir ceza olduğu kesindir; ne var ki o bunları ikiye bölüp gerektiğinde ceza izlenimlerini kendine (Ölüler Evi), suçu başkalarına yüklemeyi tercih etmiştir.” Proust
Şairlerin bedenini şeffaflaştırıp ruhlarını görmemizi sağlayan şey, gözleri ya da hayatlarındaki olaylar değil, kitaplarıdır.
--reklam--
Edebiyat ve Sanat Yazıları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu inceleme de Edebiyat ödüllerinin nasıl ve kime verildiği üzerine yazmak istiyorum. Neden ve nasıl oluyorsa büyük yayınevleri tüm ödülleri (bir yolunu bularak) kendisinde topluyor. Kalibreli ödüllere bakın. Çoğunun yazarı Can, iletişim, yky, metis gibi yayınevlerinde çıkıyor. Bu tesadüf mü yoksa danışıklı dövüş mü?
Örneğin geçen yıl Vedat Türkali edebiyat ödülleri bu şekilde dağılmış. Yani sanki böyle bir bizon ölmüşte, güçlü aslanların her biri birer parçasını koparıp köşesinde yemeye çekilmiş. Bu ödül kişiye mi yoksa yayınevine mi veriliyor inanın anlamadım!!!!! . Bu törenlerde vasat yayınevlerinde çıkan bir kitap dahi görememek beni üzdü. Çünkü bu şu anlama geliyor: Sanatın ne olduğunu, neye sanat denileceğini büyük yayınevlerinde görev yapan 3 4 namı şüpheli editör belirliyor. Ne diyeyim... Yiyin efendiler yiyin... Bu sofra sizin..... (Azize hallan) 
Marcel Proust büyük bir entelektüel ve isminden de anlaşılacağı üzere iki bölümden oluşan bu kitabında;

-"Edebiyat Yazıları" bölümünde Kayıp Zamanın İzinde serisine dair birtakım açıklamalar yapmakla birlikte Dostoyevski, Tolstoy ve Goethe gibi bazı yazarlar hakkında da değerlendirmeler yapıyor.

-"Sanat Yazıları" bölümünde bazı sanatçıların eserleri hakkında değerlendirmelerde bulunuyor. Bu bölümde sanki Proust'la sanat galerilerini birlikte geziyormuşsunuz ve o eserlerin hissettirdiklerini dönüp yanındaki biz okurlara edebî bir dille açıklıyormuş izlenimine kapılıyorsunuz. Yani okurların nispeten daha az anladığı "sanat eseri dili"ni daha aşina oldukları "edebiyat dili"ne çevirerek tercümanlık yapmış oluyor.

Eğer Proust'un ağır diline aşinaysanız bu kitabı tavsiye ederim aksi takdirde biraz sıkıcı gelebilir. Keyifli okumalar... (Jean Valjean) 
Podcast: Edebiyat ve Sanat Yazıları, Marcel Proust: Podcasti dinlemek için YouTube linki:
https://www.youtube.com/watch?v=QgPvNRGgAOA&t=46s

Selam kitapçokseverler. Bu bölümümüzde üslubuyla kalemine hayran bırakan yazar Marcel Proust'un, göstergebilimci ve eleştirmen Mehmet Rifat tarafından hazırlanan Edebiyat ve Sanat Yazıları'nı, Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak yapıtını ve Proust'un Sainte-Beuve'e Karşı eserini konuşuyoruz.

Edebiyat Yazıları'nda Flaubert, Baudelaire, Chateaubriand, Goethe, Dostoyevski, Tolstoy, sembolist şairler ve şiir hakkında Proust'un yorumlarını ve Sanat Yazıları'nda Chardin, Rembrandt, Watteau, Moreau, Monet gibi ressamlara, Saint-Saëns, Reynaldo Hahn gibi müzisyenlere dair Proust'un fikirlerini, onun üslubuna etkileri hakkında sohbet ediyoruz.

Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak yapıtı çerçevesinde roman türünde devrim yaratan Proust’un ve Kayıp Zamanın İzinde adlı başyapıtı ve romana dair görüşleri hakkında fikirlerimizi paylaşıyoruz.

Son olarak Proust'un Sainte-Beuve etrafında Balzac, Baudelaire, Gérard de Nerval okumalarını, onun sanata ve romana bakışını yansıtan yazıları üzerine tartışıyoruz.

Keyifli dinlemeleriniz olması dileğiyle. (Okur Sohbetleri) 
--reklam--
Edebiyat ve Sanat Yazıları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marcel Proust - Edebiyat ve Sanat Yazıları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Edebiyat ve Sanat Yazıları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcel Proust Kimdir?
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı.

1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri.

Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu.

1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu.

1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı.

Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi.

Eserleri
Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919)
Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)
--reklam--
Marcel Proust Kitapları - Eserleri
Hazlar ve Günler
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
Okuma Üzerine
Kayıp Zamanın İzinde
Swann'ların Tarafı
Guermantes Tarafı
Sodom ve Gomorra
Mahpus
Albertine Kayıp
Yakalanan Zaman
Sainte-Beuve'e Karşı
Swann'ın Bir Aşkı - I
Edebiyat ve Sanat Yazıları
Swann'ın Bir Aşkı
Üst Kat Komşusuna Mektuplar
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I
Swann'ın Bir Aşkı - II
Aşk Karşılıklı İşkencedir
Kayıp Zamanın Etrafında
Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde
Lemoine Vakası
Prenses'e Mektuplar
Swann'ların Tarafı - Combray
Kalan Son Güzel Kağıdım
Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - II
Swann'ların Tarafı - Memleket İsimleri: İsim
Kıskançlık
Swann'ların Semtinden 2. Cilt
Vikont’un Ölümü
--reklam--
Marcel Proust Alıntıları - Sözleri
".. hangi aşkın yarası
Öldürdü sizi terk edildiğiniz o sahillerde!”
______ (Hazlar ve Günler)
Hayatta önemli olan, neyin sevildiği değil, sevmektir. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - I)
Kuşlar gelene dek ağaç, panjurları kapalı,
boş, ölü bir ev gibidir. (Kayıp Zamanın Etrafında)
"Ya acı çekmekten ya da sevmekten vazgeçmeliydim." (Kıskançlık)
“Saçma sapan izler peşinde değerli zamanlar yitirirken hiç farkına varmadan gerçeği ıskalarız.” (Kıskançlık)
Bizler, başkaları için konuşup kendimiz için susarız. Ayrıca sessizlik, konuşmanın aksine kusurlarımızın ve yapmacıklığımızın izlerini taşımaz. (Okuma Üzerine)
Kıskançlık, bir türlü kovulamayan, türlü türlü biçimlerde hortlayan bir iblistir. (Kıskançlık)
Ne yazık ki onları kendi içimde aramak zorundaydım, çünkü insanları değiştiren zaman, onların içimizde sakladığımız suretlerini değiştirmez.
_____ (Yakalanan Zaman)
İnsanın birini kendine âşık edebilmek için ne içtenlik göstermesine hatta ne de yalanı iyi kıvırabilmesine ihtiyaç var. Burada aşk derken karşılıklı bir işkenceden bahsediyorum. (Kıskançlık)
Başkalarının ne düşündüğünden bana ne? Duygulara ilişkin konularda başkalarıyla ilgilenmek bence çok abes. İnsan kendisi için hisseder, elâlem için değil. (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde)
.. Araba beni, tek gerçek olduğuna inandığım, beni gerçekten mutlu edebilecek şeyden uzağa sürüklüyordu; hayatım gibi.

_____ (Kibarlar Âlemi - Kayıp Zamanın İzinde)
(...) çünkü aşkla ölüm birbirine benzer; her ikisi de bizi gerçekliğini kavrayamamaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya iter. (Swann'ın Bir Aşkı - II)
Bütün iyi kitapları okumak, bu kitapların yazarı olmuş geçmiş yüzyılların en değerli insanlarıyla konuşmak gibidir. (Okuma Üzerine)
Hor görülseler bile fikirlerin,sokuldukları zihinlerde hemen ölmediklerini,etkilerini orada sürdürdüklerini biliyorum… (Prenses'e Mektuplar)
"Mutluluğumuz sadece kaygımızın bitişine bağlıdır." (Albertine Kayıp)
"Allah hikmeti dilediğine verir."

Bakara 269 (Üst Kat Komşusuna Mektuplar)
Kitaplarımızda genel olarak bahsettiğimiz şeyler bizde ilhamı neyin tetiklediğini gösterir, çok geçmeden zihnimize bütün gücüyle hakim olan şeyi görürüz. (Edebiyat ve Sanat Yazıları)
Tıpkı bazı mutluluklar gibi bazı felaketler de fazlasıyla gecikirler ve bir süre önce gelseler içimizde ulaşacakları boyuta ulaşamazlar. (Albertine Kayıp)
"Soluk aynalar ve sönmüş alevler" en değerli lütuf; ve kuşkusuz hâlâ o aleve boyun eğerek (bu defa Baudelaire'den değil Hugo'dan bir alıntı: "O (kadın) yarı canlıydı, ben yarı ölü") (Prenses'e Mektuplar)
“Çoğunlukla nefret ederiz kendimize benzeyenden, kendi kusurlarımızı dışarıdan görmek bizi çileden çıkarır.” (Kıskançlık)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/edebiyat-ve-sanat-yazilari-marcel-proust-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)