# Ellis Adası - Georges Perec Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ellis Adası kimin eseri? Ellis Adası kitabının yazarı kimdir? Ellis Adası konusu ve anafikri nedir? Ellis Adası kitabı ne anlatıyor? Ellis Adası PDF indirme linki var mı?  Ellis Adası kitabının yazarı Georges Perec kimdir? İşte Ellis Adası kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ellis-adasi-georges-perec-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-05T10:00:13+03:00
- Güncelleme: 2022-04-05T10:00:13+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/05/georges-perec-kimdir-georges-perec-kitaplari-ve-sozleri-193667.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Georges Perec 
 Çevirmen: Ayberk Erkay 
 Yayın Evi: Sel Yayıncılık 
 İSBN: 9786057728517 
 Sayfa Sayısı: 67 
--reklam--
Ellis Adası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tedirgin, heyecanlı, gözü yaşlı bir kalabalık... Korkunun dehşete, beklentilerinse hüsrana dönüşebileceği grotesk, müphem bir karmaşa... Tüm hayatını bir bavula sığdıran kimsesizlerin, zamanın ve mekânın dışına itilenlerin o yepyeni, ümitvar kurtuluş ihtimali: Ellis Adası.

Georges Perec, yoldan çıkanların, isyan edenlerin, kaderine razı gelenlerin önünde uzun kuyruklar oluşturdukları Amerika'ya açılan bu küçük adayı, sırtında sürgünün ağırlığını taşıyarak arşınlıyor. Açlıktan, sefaletten, baskı ve şiddetten kaçarken kimlikler, kökler ve arafta kalma hali benzersiz bir felaketin çamurunda yeni biçimler kazanıyor; karanlık bekleyiş sürüyor...
--reklam--
Ellis Adası Alıntıları - Sözleri
sahip oldukları her şeyi geride bırakmışlardı ve merhametsizlikti gözlerinin içine bakan
"terk edilmiş bir mekâna
terk edilmiş bir mekândan daha fazla benzeyen
hiçbir şey yoktur"
titrek ışıklarıyla birbirlerini aydınlatan, bir türlü ele gelmeyen, yerinde durmayan, iki kırılgan hercai sözcük: göçebelik ve umut.
nasıl yeniden inşa etmeli ?
nasıl okumalı izleri ?
nasıl geçmeli ötesine
ardına,
nasıl görmemeli yalnızca
göreceğimizi bildiğimiz şeyi ?

Nasıl yakalamalı gösterilmemiş olanı,
fotoğraflanmamış olanı, arşivlenmemiş olanı,
onarılmamış olanı, sahnelenmemiş olanı?

Nasıl ulaşmalı sıradan olana, basit olana, gündelik olana, olağan olana, her gün olup bitene?
söz konusu olan acımak değil, anlamak.
geçmişlerinden ve tarihlerinden vazgeçmişlerdi,
Buraya yeni bir şey öğrenmek için gelmediler,
bir şeyleri bulmak için geldiler,
özünde onlara ait olan bir şeyi paylaşmak için
nasıl tasvir etmeli ?
nasıl anlatmalı?
nasıl bakmalı ?

Kupkuru resmi istatistiklerin ötesine,
izci şapkalı rehberler tarafından binlerce defa
tekrarlanmış öykülerin uğultusunun ötesine,
sonsuza dek sabitlendi clary resmi konumlarında,
 müze objelerine, nadir parçalara, tarihi eserlere, süslü resimlere dönüşmüş gündelik eşyaların ötesine,
 siyah beyazlığın aldatıcı aşikarlığına ebediyen mahkum edilmiş fotoğrafların yapmacık sükunetini ötesine geçip
nasıl tanımlamalı bu mekanı?
Nasıl ulaşmalı sıradan olana, basit olana, gündelik olana, olağan olana, her gün olup bitene?
henüz hiçbir şey kazanılmış değildi,
henüz varmamıştı
yola çıkmış olanlar,
henüz hiçbir şeye sahip değildi
her şeyini geride bırakanlar
yepyeni bir yaşamın nihayet başlayabileceği
Yeni dünya, özgür dünya
bir şekilde, bir yerde, " farklıyım" ama başkalarından farklı değil, "bizimkilerden" farklıyım.
yıkılmış doklar, uzun zamandan beri
hiçbir şey üretmeyen fabrikalar, metruk ambarlar,
yabani oylara teslim olmuş silolar
Çürümeye terk edildi
--reklam--
Ellis Adası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
20. yüzyılın ilk yarılarının ortalarına kadar Amerika’ya gelen göçmenlerin bir sürü sağlık taramalarından ve resmi işlemlerden geçmek için zorunlu ikamete tabii tutulan yatakhanelerinde ya da koridorlarında Perec’in satırlarında dolaşırken göç kavramının ne demek olduğunu daha iyi anlamanıza neden olur. Yoksulluktan kaçan fakirler, mezhepçi baskılardan kaçan dindarlar, dini baskılardan kaçan tanrısızlar, yeni bir hayata başlayarak geçmişini silmek isteyen bazı kadınlar, katiller, hırsızlar, eski mahkumlar, sıkıcı gündelik işlere dayanamayacak kadar macera düşkünü maceraperestler; ailesinden, ülkesinden, kendinden kaçanlar, niçin göç ettiğini bilmeyenler ve öylesine takılayım diye bir daha dönmeyenler… yani bugün milyonlarca Amerikalıların ataları… sonuçları iyi olmuştur, kötü olmuştur ayrı konu ama insanlık tarihinin en büyük göçlerinden birisinin de hikayesidir. Yaklaşık 30 yıllık bir süre içinde bu adadan geçen göçmen sayısı 12 milyondur. Bu kadar insanın arasında sadece %2’lik bir kesim sağlık veya kanuni sorunlardan ötürü geri çevrilmiştir. Adadayken ölenlerin sayısı çok değildir (3500 civarı). 1920’lerden sonra göçmen işlemleri yurtdışındaki elçiliklere devredildiğinden bu ada da işlevini yitirmiş ve o günün şartlarını yansıtabilecek şekilde binaları müzeye dönüştürülmüştür.
“ben, Georges Perec, buraya
göçebeliği, dağılmayı diasporayı incelemeye geldim.
Ellis Adası benim için sürgünün mekanı,
Yani
mekanın yokluğunun mekanı, var olmayan mekan,
hiçbir yer. (s.53)”
Bu göçmen olarak nitelendirdiğimiz insanlar aslında Amerika’nın bugünkü haline gelmesinde yeniden inşa edilmesinde rol oynamışlardır. Yine Perec’in ifadeleriyle:
“Battery Park’a ömürlerinde ilk defa ayak
basan göçmenler, kendilerine muhteşem
Amerika hakkında anlatılanların tam
anlamıyla gerçeği yansıtmadığını fark etmekte gecikmediler: toprağın herkese ait
olduğu doğru olmasına fakat ilk
gelenler bu zengin sofradan gönüllerince
faydalanmış, yeni gelenlereyse, Lower East
Side varoşlarındaki penceresiz barakalarda
on kişiyle yaşamak ve günden güne on beş saat
çalışmaktan başka nimet kalmamıştı.
Gökten nar gibi kızarmış hindiler yağmıyordu ve New York’un kaldırımları
altın kaplı değildir. Bırakın altını, döşenmiş
tek bir kaldırım bile yoktu ortada.
İşte o zamanlar anladılar oraya o kaldırımları
döşemek için getirilmiş olduklarını
ve tünel kazmak için ve kanal açmak için,
yol yapmak, köprü yapmak, baraj yapmak
için, demiryolu döşemek için, ormanları
yok etmek için, madenleri kazmak için, taş
ocaklarına inmek için, otomobil üretmek,
sigara üretmek ve tüfek ve takım elbise ve
ayakkabı ve sakız ve konserve ve sabun
üretmek için ve gökdelenler inşa etmek için
güvertede gördüklerinden bile yükseğe
tırmanan.” (Ebru) 
New York girişinde, Hudson Nehri üzerinde, özgürlük heykeli dibinde bir ada düşünün tüm amerikaya göç eden insanların transit geçiş durağı. Hayaller ,özlemler ,umutlar ile yoğrulan bir hayat yolculuğu. Ada giriş kapısı '' golden door'' un. Herkese kucak açan Amerika'nın. (yasin özen) 
göçebelik ve umut: 'Oradaydı, biraz ötede, elini uzatsan dokunacak kadar yakın,
binlerce düşü süslemiş Amerika,
bütün insanların eşit olduğu özgür topraklar,
şansın günün birinde mutlaka herkese güleceği ülke,
yepyeni bir yaşamın nihayet başlayabileceği
yeni dünya, özgür dünya.'

Özgürlük Heykeli'nin hemen yanında olan bu küçük ada, bir zamanların Amerika hayaliyle akın akın insanlarını karşılayan ilk duraktı. Ülkeye burdan kabul edilinir, burdan girilirdi.
Kitap oldukça ama oldukça ince, yarım saate bitirebileceğiniz bir kitap. Şahsen içindeki bilgileri bilmediğimden ötürü, beni oldukça tatmin eden bir okuma oldu. İyi okumalar kitap/ellis-adasi--227235 yazar/Georges-Perec (Dilara B.E.) 
--reklam--
Ellis Adası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Georges Perec - Ellis Adası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ellis Adası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Georges Perec Kimdir?
Şaşırtıcı özgünlükteki yapıtlarıyla, anlatı üslubuna ve şiire getirdiği yeniliklerle edebiyat dünyasında ayrı bir yer edinen Georges Perec, 7 Mart 1936'da Paris'te doğdu, 3 Mart 1982'de Ivry'de öldü. Neredeyse tüm yaşamı boyunca Paris'te yaşadı. İkinci Dünya Savaşı'na katılan babası 1939'da öldürüldü. Almanlar Fransa'yı yavaş yavaş ele geçirirken, Perec akrabaları tarafından kırsal bölgeye götürüldü. 1942 yılı sonlarında Paris'te kaybolan annesinin de daha sonra Auschwitz'de ölmesiyle, altı yaşında öksüz kaldı ve halasıyla eniştesi tarafından büyütüldü. Yahudi kökenli oluşunu ve anne babasını savaşta kaybetmesini hiçbir zaman açıkça irdelemese de, bunlar yapıtlarında alttan alta her zaman var olan unsurlar oldu.

Perec eğitimini tamamladıktan sonra, bazı dergilere yazılar yazmaya başladı. 1965'te ilk romanı Les Choses. Une histoire des années soixante (1965; Şeyler - Altmışlı Yılların Bir Hikayesi, çev.: Sevgi Tamgüç, Metis Yay., 1998) ile Renaudot Ödülü'ne layık görüldü. O tarihten itibaren birbiriyle hiçbir benzerlik taşımayan yirmiden fazla kitap yayımladı.

Perec, 1960'ta Raymond Queneau ve François Le Lionnais tarafından kurulan, Paris merkezli OuLiPo'nun (Ouvroir de Littérature Potentielle-Potansiyel Edebiyat Atölyesi) üyelerindendi. Italo Calvino, Harry Matthews, şair ve matematikçi Jacques Roubaud'nun da üyesi olduğu, matematik, mantık ya da satranç gibi başka alanlardan biçimsel olarak yararlanan, edebiyatı bu alanlardan ödünç aldığı yeni yapılar ve örneklerle genişletmeye çalışan OuLiPo'nun başını çeken edebiyatçılardan biri oldu. 

Perec, romanlardan toplu çapraz bulmacalara, denemelerden taşlamalara, şiirlerden sözcük oyunlarına çeşitlilik gösteren yapıtlara imza attı. Tersinir sözler, evirmeceler, sözcük oyunları Perec'in yapıtlarından hiç eksik olmadı.

1969'da hiç "e" harfi kullanmadığı La Disparition (Kayboluş) adlı romanı yazdı. Kayboluş bir adamın ortadan kayboluşunun hikâyesidir ve adamın kaybolduğu dünyada "e" harfi de kaybolmuştur, ancak romanın hiçbir karakteri dildeki yer değiştirmelerin, benzetmelerin, tahrif etmelerin ve böyle bir evrenin boşluğu doldurmak için giriştiği sonu gelmeyen hilelerin farkına varmaz. Böyle bir dünyada arkadaşları Anton Ssliharf'i boşuna arar ve birer birer yok olurlar.

İnsanın yaşadığı ortamı keşfe çıkan Perec, kimi zaman sivri dilli bir alaycılıkla, kimi zaman da takıntılı bir yöntemcilikle romanlar yazdı. Özel hayatı konusunda her zaman ketum olsa da, yapıtları otobiyografik unsurlarla doludur. 1973 yılında yazdığı La Boutique Obscure, 1975'te kaleme aldığı W ou le souvenir d'enfance (W Ya da Bir Çocukluk Hatırası, çev.: Sosi Dolanoğlu, Metis Yay., 2001), 1978'de yayımlanan Je me souviens, otobiyografik özellikleri daha öne çıkan yapıtlarıdır.

Perec'in en önemli yapıtlarından biri de, 1978'de yayımlanan ve Medici Ödülü'ne layık görülen La vie mode d'emploi'dır (Yaşam Kullanma Kılavuzu, çev.: İsmail Yerguz, Yapı Kredi Yayınları, 2001). 

Harflerle ve sözcüklerle oynamayı çok seven Perec, dili neşeli bir oyun ve keşif alanına, kapıları şiire olduğu kadar derin felsefi düşüncelere de açılan bir laboratuvara çevirmiştir.
--reklam--
Georges Perec Kitapları - Eserleri
Uyuyan Adam
Şeyler
Kayboluş
Doğdum
Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?
Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi
W ya da Bir Çocukluk Hatırası
Saraybosna Suikastı
Yaşam Kullanma Kılavuzu
Paralı Asker
Harikalar Odası
Mekan Feşmekan
Ellis Adası
Karanlık Dükkan
Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi
Olağan-içi
Her Durumda Yapmam Gereken Şeylerden Bazıları
Cantatrix Sopranica L. ve Diğer Bilimsel Yazılar
Kış Yolculuğu
Doğdum
Kış Yolculuğu ve Peşindeki Öyküler
İncelikli Go Sanatını Keşfetmeye Çağıran Küçük Kitap
A Void
--reklam--
Georges Perec Alıntıları - Sözleri
her şey, herkes tehditkar hale geliyor. geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı. (Karanlık Dükkan)
servis şefinizin karşısına geçmiş alçak sesle yaşam koşullarınızın yavaş yavaş bozulmakta olduğunu anlattığınızda sizi sempatik ve neredeyse heyecanlı bir dikkatle dinlemeyeceğini ve size gelecekte bir ücret artışı umudu vermeyeceğini düşünmeniz için hiçbir neden yoktur (Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi)
bir servis şefi astlarından birini hiçbir zaman tebrik etmez. (Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi)
Yaşamak hoşuna gidecek mi? Evet desene. Evet ve yine evet. Güneşte yürümenin hazzı, yağmurda yürümenin hazzı, yolculuğa çıkmanın, yemenin hazzı. Yüzmenin. Tren sesi duymanın? (Paralı Asker)
Saat dördü beş geçiyor. Göz yorgunluğu.
Sözcük yorgunluğu. (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
Binet, kralın perukacısı
Rigaud'ya bir tablo ısmarladı.
Ressam bu işten hiç memnun kalmadı
Çünkü küçümserdi fırçası tarakları
Ama Rigaud, peki ya olmasaydı
Modellerin perukları
Ne renkleri kalırdı ne ruhsarları
O vakit çok arardın perukacıları! (Harikalar Odası)
"Zaman geçiyor, ama sen saati bilmiyorsun..." (Uyuyan Adam)
Herkes ayağa kalkar ve hiçbir şey ol­maz. (Doğdum)
Geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı. (Karanlık Dükkan)
Küçük bir şişe Vittel su içiyorum oysa dün kahve içiyordum (bu durumun meydan üzerinde dönüştürücü bir etkisi var mı?) (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
"Dönüşsüz bu gidiş uzak kadere teslim hep başka kıyılara doğru sürükleniriz bari bir gün sonsuz sularında senelerin demirleyemez miyiz ey göl daha bir sene anca geçti aradan doyamadığı maruf dalgaların başında bak oturduğu taşta yapayalnız bir adam benim o bir başıma." (Saraybosna Suikastı)
Ey edebiyat! Senin o kutsalların kutsalı süreklilik aşkın yüzünden ne ezalar, ne cefalar çekiyoruz!... (Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?)
Anlam ortada aslında. Ortada ama az ya da çok uzağımızda. Az ya da çok bulanık, az ya da çok muğlak ama orada. (Kayboluş)
"Yatak: Tanımlanmamış tehdidin meskeni, tezatların meskeni, fani haremleriyle dolu yalnız bedenin mekânı, arzuya yasak mekân, bağlılığın umulmadık mekânı, düşün ve ödipal özlemin mekânı:

Ne mutlu uyuyabilene korkmadan kahırlanmadan
O heybetli, o kutsal yatağında babanın
Soyundan gelenlere hem beşik hem mezar olan.

José Maria de Heredia
Trophées" (Mekan Feşmekan)
Nasıl ulaşmalı sıradan olana, basit olana, gündelik olana, olağan olana, her gün olup bitene? (Ellis Adası)
Birçok şey değişmemiş, yerinden bile hareket etmemiş (harfler, semboller, çeşme, toprak alan, banklar, kilise vb.), ben de aynı masada oturuyorum (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
“Arkanda maskeler var. İçinde hiçbir şey yok . Yaşama arzusu. Ölme arzusu.Bir boşluk hissi , hoyrat bir anlayışsızlık .Ya sonra ? ” (Kayboluş)
“Mışıl mışıl uyumak burnumda tütüyor. Dalmak, uyumak, top patlasa duymamak istiyorum. Ama imkânsız.” (Kayboluş)
İnsan bir ad, bir sözcük istiyor. Haykırmak istiyor: Çözümü bulduğunu, bunalımının kaynağına indiğini haykırmak istiyor. Bu abuk sabuk karmaşık laf yığınından sıçrayıp çıkmak, bu sözcük bataklığından kaçıp kurtulmak istiyor insan. Ama artık bir sıçrama taşı da yok, tutunacak bir dal da. Hayal gücünün dibini boylamaktan başka yol yok. Bir başlangıç noktası yakalamak istiyor insan: Ama bütün noktalar çok uzaklarda, çok bulanık...

"KAYBOLUŞ" GEORGES PEREC️ (Kayboluş)
Her yapıt başka bir yapıtın aynasıdır. (Harikalar Odası)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ellis-adasi-georges-perec-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)