# Emek (1 Cilt) - Emile Zola Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Emek (1 Cilt) kimin eseri? Emek (1 Cilt) kitabının yazarı kimdir? Emek (1 Cilt) konusu ve anafikri nedir? Emek (1 Cilt) kitabı ne anlatıyor? Emek (1 Cilt) kitabının yazarı Emile Zola kimdir? İşte Emek (1 Cilt) kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/emek-1-cilt-emile-zola-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-19T06:00:08+03:00
- Güncelleme: 2022-02-19T06:00:08+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/19/emile-zola-kimdir-emile-zola-kitaplari-ve-sozleri-156459.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Emile Zola 
 Çevirmen: Çiğdem Büyükataman 
 Orijinal Adı: Travavil 
 Yayın Evi: İlya Yayınları 
 İSBN: 9789756070581 
 Sayfa Sayısı: 347 

Emek (1 Cilt) Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Doğalcı okulun önderi kabul edilen büyük Fransız yazarı Emile Zola, edebiyata bilimin yöntemlerini getirmek istemiş, gözlemle yetinmeyerek, deneye de yönelmiştir. Halk kitlelerini çok iyi incelemiş, hayal gücünün enginliği ve destansı anlatımıyla görülür dünyanın ötesine gitmeyi başararak günümüzde de ilgiyle okunan bir yazar olarak kabul ettirmiştir kendisini.

Betimlemeler ve tanımlamalar açısından olağanüstü zenginlikte bir yapıt olan "Emek" doğalcı olmaktan çok düşsel bir roman olarak kabul edilmiştir. Ütopik sosyalizme yöneldiği bu yapıtında toplumun düzenlenmesi için emeğin düzenlenmesinin şart olduğunu öne süren Zola sermaye, emek ve yeteneğin birleştiği bir dünya tasarlar. İşçileri çalıştıkları fabrikaya ortak eder. Daha sonra köylüler de ortak çalışmaya katılırlar. Para yerine mal değişiminin geçerli olduğu bir düzen kurulur.

Emek (1 Cilt) Alıntıları - Sözleri
Tek gerçek emektedir. Dünya bir gün emeğin ona verdiği şekle girecektir.
Azizim, herkes bütün gün çalışma ile sersemleşmek için yaratılmamıştır. Hem de parası olanların, üstün bir yaşantının eğlencelerinin tadını çıkarmaları haklarıdır.
Bütün emek vermeyenler, toplumsal fesatla içinde insanların can çekiştikleri sürekli savaş durumuyla beslenen sayısız mantarlar, bir tırpanda kökünden kesilip atılacaktı. Artık ne ordu kalacaktı, ne mahkemeler, ne hapishaneler.
..., havadan kazançlarıyla yoksulları sömüremeyecekleri gün toplum çatırdayacak, yıkılacaktı.
Bu hep böyle sürüp gitmeyecek, hep bir yanda patronlar, bir yanda işçiler bulunmayacak, bir gün gelecek dünya yalnız, özgür ve neşeli insanlarla dolu olacak!
"Evlendirin; eğer onlar aileleriyle böyle çekişmeye, bütün engelleri aşmaya yönelten büyük bir aşkla birbirlerini seviyorlarsa evlendirin. Mutluluğu ancak sevgi sağlar."
Emek! Emek! Bundan başka güç yoktur. İnsan, emeğe inancını katarsa yenilmez duruma gelir...
Ah, kutsal emek! Yaratıcı ve kurtarıcı emek! O benim yaşamımdır, yaşamımın biricik nedenidir!
Kötülüklerle zayıflar tükenirken çevrelerindeki en katıksız, en mert insanların bile, çoğu zaman, bu suçta payları yok mudur?
Devinen bir kişilik karşısında, hiçbir şey dayanamaz, dağlar devrilir, denizlerin suyu çekilir.
Kölelik işte buydu, başkalarının emeğini sömüren sermayenin ta kendisiydi.
Biricik ödev, var olan şeyi, yani akılla deneyimin gide gide düzen verdiği kölelik örgütünün işleyiş biçimini, olduğu gibi korumaktı. Pratik bütün gerçek bundaydı, bunun dışında ancak günahlı düşlemler vardı.
Düşünce bir devinimdir, hem de yeryüzünde nüfuz yapabilen en verimli devinimdir.
"Bir çocuk ekmek çalmış!.."
Elindeki minik demeti, büyük bir hazla kokladı. Evet! İşte kardeşlik bağının getirdiği iyilik, bir başına mutluluk yaratan sevgi, evreni kurtararak, yeni baştan kuracak olan aşk!

Emek (1 Cilt) İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitaba güzel başaldım ama sonrasında bitirmek için devam ettim.Kitabı okurken odaklanma sorunu yaşıyordum.İki,üç sayfa okuyup bir şey anlamadığımı farkedip tekrar okuyordum.Bana çok hitap etmedi. (Çetin) 
Emekçi aslında hep zorluk çekmiştir.Ne zamandan beri?Çok eskiden bu yana.Öyle yüz yıllar filan değil.Hera'nın oğlu olan Hephaistos annesi tarafından sevilmez,Zeus tarafından tekmelenir.Ölümlülerin arasına dek düşer.Hor görülür.Neden derseniz; bir emekçidir.Tanrılar arasında tek emekçidir,tanrılara tahtlar yapan,banyolar sunan,oturacakları yerleri yapandır,kahramanlar için zırhlar üretendir.Demek ki emekçinin zor hayatı, değerinin bilinmemesi kendisi tanrılardan bile olsa değişmiyor.

Gelelim romana.Luc,ne güzel bir dünya hedefledin,hayal ettin,olması için çabaladın.Ne güzel bir ütopya idi.E tabii romanın yazarı Zola olunca ütopya bilimsel bir zemin üzerine kuruluyor.Bu bilimsel zemin Natüralizm ayrıntısından kaynaklanıyor.Roman adını aldığı kavramı çok farklı bir bakış açısıyla işler.Aslında emeği her açıdan ele alır.Beni benden alan en güzel düşüncelerden biri şu oldu : İnsan ilişkilerinin de özgür bir emek ile sağlanabileceği...Özgür emek!Bu konuyu burada kesiyorum açıklaması romanda ki en çok tat aldığım bölümlerdi.

Romanda ulaşılmaya çalışılan düzen sosyalizm ,komine hayat gibi görünse bile bence bu iki kavramı aşan bir düzen.

Bence ütopya eserler arasında yer almaz,zira kurduğu dünya çok doğaldır.Bu dünyada topraktan gelen servetin adilce bölüştürülmesi vardır.Kapitalizmin kölelik olduğunu,emek özgür değilse bir ücrete tabi ise bunun kölelikten bir farkı olmadığını vurgular ve takas sistemine göz kırpar.Luc,ücretli köleliğin kalkmasını hedefler.Ona göre eski dünyada toprak yeni dünyada ücretli kölelik vardır.Servetin adaletle dağıtıldığı toplum ideal toplumdur.Her insan genelin çalışmasında kendi payına düşen oranda çalışmalıdır.Sevgi için verilen özgür emek ve bu emeklerin düzenlenmesi gerekir.Tüm romanın çıkış noktasını ve seyrini belirleyen bu düşüncelerdir.Bakmayın böyle umutlu cümlelere,roman hayli kara bulutlu bir havada geçiyor.Her şeyden önce romanda geçen yer ve o yerde yaşayan işçi sınıfı hayli zor bir durumda.Romanın başında yer alan grev sonrası gelen yoksulluğun işlenmesi,romanın o ağır havasına birden sizi dahil ediyor.Çok beğendiğim fakat hayli zor bir romandı. (hernevikitap) 
gerçeği gömmeniz boşuna, toprağın altında yol alıyor; bir gün, her yandan fışkıracak, öç bitkileri olarak açılacaktır. yalnız, kişiliğim ve yapıtım üstüne çıkarılmış kaba ve çirkin yargıları kabul etmeden önce romanlarımı okumak, anlamak, onları bütünüyle apaçık görmek gerekir. ah! halkı uyutmak için çıkarılan uyuşturucu masalın dostlarımı nasıl güldürdüğünü bir bilseler! (Birsu Gnl) 

Kitabın Yazarı Emile Zola Kimdir?
Émile François Zola (2 Nisan 1840 – 29 Eylül 1902), Fransada natüralizm akımının öncüsü olan ünlü bir yazardır. Zolanın edebiyat dışındaki şöhreti ise, Dreyfus Davasında takındığı aydın tavrından kaynaklanmaktadır. 1897 yılında Fransız ordusunda Yahudi olması nedeniyle askeri yargının duyarsızlığına kurban giden yüzbaşı Dreyfus’u hükümetin bütün baskılarına rağmen savunan ve Fransa devlet başkanına hitaben “İtham Ediyorum” makalesini yayınlayan Zola, baskılardan dolayı Fransayı terkedip bir süre Londrada yaşamak zorunda kaldı. Çabaları sonucunda Dreyfus Davasının yeniden görülüp adaletin yerini bulması sonucu yurduna döndü. Émile Zola, 1902 sonbaharında,kaldığı otelin yatak odasında duman zehirlenmesinden öldü. “Nana”, “Germinal” ve “Meyhane” en tanınmış romanlarıdır.Tüm romanlarında,doğal ve gerçekçi bir tarzla,hayatın zorluklarından bahsedilir.Örneğin Nana adlı romanda yokluktan dolayı batağa sürüklenen bir genç kızın dramı,büyük bir gerçekçilik ve dramla anlatılır.

Emile Zola Kitapları - Eserleri
Paris Yıldızı
Nana
Meyhane
Yaşama Sevinci
Therese Raquin
Hulya

Suçluyorum
Bir Aşk Sayfası
Gerçek
Emek (1 Cilt)
Döl Bereketi - 1
Döl Bereketi - 2
Apartman

Germinal
İtiraf
Hayvanlaşan İnsan
Paris'in Karnı
Toprak 1
Rahip Mouret'nin Günahı
Sel

Bir Gecelik Aşk Uğruna
Doktor Paskal
Para
Plassans Papazı
Marsilya'nın Gizemleri
Medan Geceleri
Aşk Bitmesin

Toprak 2
Emek 2. Cilt
Deneysel Roman
Değirmene Hücum
Canlı Ölü
Başyapıt
Germinal

Nana
Captain Burle
Yıkılış
Döl Bereketi 3
Seçilmiş Əsərləri
Nasıl Ölünür
Meyhane (II. Cilt)

Rougon'ların Yükselişi
Rougon'ların Yükselişi 2.Cilt
Bir Aşk Sayfası 2
Aşkların En Güzeli
Bir Aşk Gecesi
Beşerdeki İfrit

Emile Zola Alıntıları - Sözleri
Bu adamlar sevmiyorlar, sevmekten âciz insanlar, bunlar! Para, iktidar, ihtiras, zevk, evet, bunlar ellerinden gelir, fakat aşk onların kârı değil! (Döl Bereketi - 1)
Sonra, tek bir sözcükle sürükledi Pauline'i içeri:
"Gel, pis çocuk." (Paris'in Karnı)
Elindeki minik demeti, büyük bir hazla kokladı. Evet! İşte kardeşlik bağının getirdiği iyilik, bir başına mutluluk yaratan sevgi, evreni kurtararak, yeni baştan kuracak olan aşk! (Emek (1 Cilt))
''Bu acının tesellisi yok. Yardım istemiyorum.'' (Sel)
"Evlendirin; eğer onlar aileleriyle böyle çekişmeye, bütün engelleri aşmaya yönelten büyük bir aşkla birbirlerini seviyorlarsa evlendirin. Mutluluğu ancak sevgi sağlar." (Emek (1 Cilt))
Bütün ihtilaller burjuvalar için yapılıyor. (Paris'in Karnı)

Gene hasta sandı kendini, sağlığının tama­men yerine gelmesi için son bir şeye gereksinimi vardı:
Nerede arayacağını, nerede bulabileceğini bilmediği bir bütünlük gereksinimi, eksiksiz bir doyum gereksinimiy­di bu. (Rahip Mouret'nin Günahı)
Therese'nin odasındaydı ve bu içini mutlulukla doldurdu. Sonra bir anda, bir adamın cesedinin de orada olduğu, nişin oyuğundaki perdelerin tenine dediği aklına geldi. Tüyleri ürperdi, bayılacak gibiydi. Therese bu ufak tefek adamı sevmişti, Aman Tanrım! Bu mümkün müydü? Adamı öldürdüğü için kızı affedebilirdi; asıl kanını kaynatan şey , Colombel'in çıplak ayaklarının dantelli yatak örtülerinin ortasında uzanıyor oluşuydu. (Bir Gecelik Aşk Uğruna)
... sonunda sahidende pis bir hal alıyor bu iş. Ben peşleri sıra bir sürü çocuk sürükleyen insanlar gördüğüm zaman sarhoş bir aile görmüş gibi tiksiniyorum. Ondan hiç farkı yok, hatta daha pis. (Döl Bereketi - 1)
-İstemiyorum! Kimse gelmesin! (Apartman)
Boşa harcanan paradan söz edildiğini ne zaman duysa acı çekiyor, bu konuda yapılan şakaları bile anlamıyordu. (Medan Geceleri)
Savunma artık savaşı,savaştan kirli bir şey yok bu dünyada ! (Yıkılış)
insan güçlü olmadığı zaman akıllı olmak zorundadır. (Germinal)

İnsan tehlikenin gözüne bakarsa ona meydan okur. Kahramanlık denen şey de budur, bundan daha gizemli ya da daha fazla bir şey değil. (Yıkılış)
Fakat insanlar gerçekleri bildikleri halde, bunu itiraf etmek istemezler. Bu nedenle suçu daima talihe yüklüyorlar, Tanrı 'nın gazabına uğradıklarını ileri sürüyorlardı. (Meyhane)
Kentleri ateşe verin, insanları kırıp geçirin, her şeyi kökünden kazıyın, bu çürümüş dünyadan hiçbir şey kalmadığı zaman yerine daha iyisi biter belki. (Germinal)
İşte böyle… Tutku denen şey kaçınılmazdı… (Bir Aşk Sayfası)
Ben sözcükleri sevmem... İnsan birini sevdi mi, yapabileceği en iyi şey onu göstermektir. (Apartman)
"Beni olduğum gibi kabul etmelisin." (Nana)
Evet, modern konuyu ele alıyorlar. Aydınlık renklerle boyuyorlar, fakat bayağı ve düzgün resim tarzını, herkesin yaptığı göze hoş görünür tertibi, hasılı, beri tarafta burjuvalar beğensin diye öğrenilen formülü muhafaza ediyorlar... Sonra işin kolayına bakıyorlar, tahtadan oyuncak boyar gibi çırpıştırma iş görüyorlar. Bu el çabukluğu, bu rahat iş görme tarzı başarı kazandırıyor. Halbu ki kürek cezasına layık görülmeli... Anlıyor musunuz? (Başyapıt)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/emek-1-cilt-emile-zola-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)