# Entelektüel - Edward Said Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Entelektüel kimin eseri? Entelektüel kitabının yazarı kimdir? Entelektüel konusu ve anafikri nedir? Entelektüel kitabı ne anlatıyor? Entelektüel PDF indirme linki var mı?  Entelektüel kitabının yazarı Edward Said kimdir? İşte Entelektüel kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/entelektuel-edward-said-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-01T20:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-07-01T20:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/01/edward-said-kimdir-edward-said-kitaplari-ve-sozleri-260053.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Edward Said 
 Çevirmen: Tuncay Birkan 
 Orijinal Adı: Representations Of The İntellectual 
 Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları 
 İSBN: 9789755390949 
 Sayfa Sayısı: 128 
--reklam--
Entelektüel Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Düşünceyle arası zaten hiçbir zaman hoş olmamış bu topraklarda, düşünceyi ve onu cisimleştiren entelektüeli "terörize ederek etkisizleş-tirmeyi amaçlayan", doğrudan doğruya "vatan hainliği" ile damga-layacak kadar pervasızlaşan bir zihniyet iyice egemenliğini kurmuş durumda. Milliyetçi ve dinsel fanatizm kendisinden başkasına düşüncesini ifade bir yana, yaşama hakkı bile tanımıyor. Bu toprakları "sevme hakkı"nı kendi tekeline almak istiyor. Batı'nın İslam anlayışının ikiyüzlü önyargılarına karşı koymasıyla ünlendiği halde, Salman Rushdie'nin ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunarak gerçek bir entelektüel tavrı sergileyen Edward Said'in bu önemli kitabının Türkiye bağlamında son derece ayrıştırıcı bir yere oturduğunu düşünüyoruz. Said, entelektüeli öncelikle otorite ve iktidara hizmet etmeyi reddedişiyle, sonra da milliyeti, dini, ge-leneği ile arasına koyduğu mesafe ile tanımlıyor. "Artık kişinin evinde, kendini evinde hissetmemesi bir ahlâk meselesidir" diyen Adorno'yu yankılayarak entelektüeli metaforik bir sürgün, bir evsizlik konumuna yerleştiriyor. Sürgün içinde yaşadığı toplumun (ve hatta dünyanın) yerlilerinden olmamayı, orada hep tedirgin, rahatsız ve başkalarını da rahatsız eden bir yabancı olmayı içeren bir konum ona göre. Ama geçmişinin, dilinin, milliyetinin sunduğu ucuz kesinliklerin ötesine geçip evrensellik idealinde ısrar eden entelektüel, hep marjinal kalmayı bir yoksunluk olarak değil, bir özgürlük, bir keşif süreci olarak yaşar. Entelektüel, eskiden olduğu gibi, toplumda bir uzlaşma oluşturacak genel simgeleri yaratan biri değil, bu simgeleri sorgulayan, kutsal sayılan gelenek ve değerlerin ikiyüzlülüğünü, ırkçılığını, cinsiyetçiliğini teşhir eden; hiçbir fikir ayrılığına tahammülleri olmayan kutsal metin gardiyanlarıyla mücadeleden çekinmeyen kişidir. Profesyonelleşmenin baskısı giderek artarken, amatör kalıp kamusal alanda yoksullar, yok sayılanlar, güçsüzler adına kendi görüşünü ve tavrını temsil etmekte ısrar eden bireydir entelektüel. Hiçbir kahramana ve siyasi hiçbir tanrıya inanmaz.

--reklam--
Entelektüel Alıntıları - Sözleri
İnsan yalnız kalır, doğru; ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık.
İnsan yalnız kalır, doğru; ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık.
İnsan yalnız kalır, doğru; ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık.
Benim krallığım, bu dünyanın krallığı değil.
Temelde insan adaletini savunmak istiyorsanız bunu sadece kendi tarafınızın kendi kültürünüzün ve kendi milletinizin onayladıkları için değil herkes için yapmanız gerekir.
“Yanlış hayat doğru yaşanmaz.”
Bir bulvar gazetesiyle New York Times arasındaki fark şudur: Times, sadece bir avuç insanın görüşlerini değil, aynı zamanda bütün bir ulusun hakikatini o ulus adına yansıttığı varsayılan köşe yazılarıyla, ulusal gazete olma özlemindedir (ve genellikle öyle olduğu düşünülür); oysa bir bulvar gazetesinin amacı sansasyonel yazılar ve çarpıcı manşetlerle hemen dikkat çekmektir. New York Times'da yayımlanan bütün yazılar uzun araştırmalara, ciddi değerlendirmelere ve dikkatli yargılara dayandığı izlenimini veren ağırbaşlı bir otorite havası taşırlar.
Gerçek entelektüeller en çok, metafizik tutkunun, çıkar gözetmeyen adalet ve hakikat ilkelerinin etkisiyle yozlaşmayı mahkûm ettikleri, zayıfları savundukları, hatalı ya da baskıcı otoriteye meydan okudukları zaman kendileri olurlar.
Her toplumda...kutsal olana yönelik sıradışı bir duyarlığa sahip, içinde
bulundukları evrenin doğası ve toplumlarını yönlendiren kurallar hakkında
birçok insandan daha fazla düşünen bazı kişiler vardır.
--reklam--
Entelektüel İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Entelektüelin kelime anlamı TDK’ye göre: Anlama ve fikir sorunlarıyla ilgili. Aydın. Latince intellectus(anlamak) kökünden gelir, Türkçeye Fransızcadan geçmiştir.
Birçok tanımından bir diğeri ise: "Bütün düşünceleri ve ürettiği verilerde hiçbir ırk (etnisite)/grup veya tam doğru deyimle insan topluluğu kategorisi çıkarları doğrultusunda duruşu olmayan"

Peki Edward Said bize bu kitapta ne anlatmaktadır, nereye varmak istemektedir?
Kitap, Said’in 1993’teki Reith Konferanslarındaki konuşmalarından derlenmiştir.
Entelektüel kimdir, kimlere göre kimdir?
Entelektüel bizimle midir, yoksa fildişi kulesinde midir?
Entelektüel muhalif midir, yoksa bu durum değişkenlik gösterir mi?
Entelektüel bireyci midir, yoksa kolektif bir ilerleyişin öncüsü müdür?
İktidarın eteklerinde yaşayanlar, entelektüelliklerini kaybeder mi?
Entelektüel halka yol gösterir mi ya da böyle bir görevi var mı?
Said, bu ve daha birçok soruyu cevaplar, ama bunu tek başına yapmaz. Birçok yazar, düşünür ve filozofun düşünceleri ışığında ilerler (yazar/i146’den yazar/i699’a, yazar/i851’tan yazar/i748’ye). Ancak bu soruların cevaplarını bu yazının içine yerleştirmek ve buna da inceleme demek pek mantıklı olmaz. Çünkü bunların cevaplarını okur, bizzat okuyarak öğrenmeli diye düşünmekteyim.

Zaman içerisinde münevver, bugün ise daha çok kullandığımız “aydın” sıfatı entelektüeli karşılamaktadır veya bu anlamda kullanılıyor diyelim. Kendimce aydına yüklediğim misyonu kitapta da görmek güzel oldu; entelektüel, muhalif olmalı. Burada muhalif olmanın entelektüel olmanın bir ön koşulu olduğu sonucunu çıkarmamak gerek. Tarih akışı içinde münevver, aydın ya entelektüelin duruşu, pozisyonu ve ona yüklenen misyon gereği muhalif olması gerektiğidir. Yine belirtmek gerekir ki muhalefet için muhalif olmak ya da gündelik siyasete indirgeyip aydını basitleştirmek değil niyetimiz. İdeal bir iktidarın ortaya çıkması mümkün değildir, o halde onu sorgulayacak ve ayrımları sağlayacak olan da entelektüeldir.
Adalet, özgürlük, demokrasi, eşitlik ile sorunlar dün vardı, bugün var, yarın var olmaya devam edecek.
O halde entelektüelin pozisyonu bellidir. Entelektüel, yerel bir savaşın parçası değil, evrensel savaşımın bir neferidir.

Entelektüel laik olmak zorundadır. Herhangi bir dinin temsilcisi olmamalı, biraz daha genişletirsek şoven bir milliyetçi ya da çıkarcı bir popülist olmamalıdır. Kutsalı yadsır, cinsiyetçiliği, ırkçılığı yerer. İktidarlarla mesafesini her zaman korumalıdır. Entelektüelin herhangi biri ya da birilerinin emrinde çalışmaması gerektiği fikrini pek gerçekçi bulmaz Said.
Sanayi toplumunda bunun mümkün olamayacağını vurgular. Ancak bu demek değildir ki düşünceler kiralanabilir.

Maalesef günümüzde entelektüel ya da aydın dediklerimizin kalemleri satın alınabiliyor, düşünceleri dahil. Büyük şirketlere ya da siyasilere danışmanlık yapabiliyorlar rahatlıkla. Hatta ticari kaygılarla yayınevlerinin kölesi olabiliyorlar. Entelektüel siyasetin dışında kalamaz, siyasetin bizzat içinde olmalı. Ancak buradaki tehlike, siyasi tarafgirliğin içine hapsolup birer şarlatana dönüşmedir. Bunun olmaması için entelektüel: Kamu için ve o kamu adına bir mesajı, görüşü, tavrı, felsefeyi ya da kanıyı temsil etme, cisimleştirme, ifade etme yetisine sahip olan birey olmalıdır. Kısaca hakikati anlatmalıdır.

Kitapta bahsi geçen bir diğer kavram uzmanlaşma, ki bu sadece entelektüel için değil hepimiz için geçerlidir. Uzmanlaşma bir sınırlılık doğurur. Birey, eğitim sistemi içerisinde ne kadar yukarı çıkarsa çıksın o kadar dar bir bilgi alanı ile sınırlanır. Uzmanlık tembelliktir, zira alanınıza göre sizden istenenleri yapar duruma gelirsiniz. Bu yüzden kendi alanlarımızla sınırlı kalmamalıyız.

Bu tür düşünce yazarlarında en sevdiğim özellik; söylediklerinin mutlak doğru olmadığını hissettirerek söylemeleridir. Said de onlardan biri gibi duruyor şimdilik. Her ne kadar kitap boyunca makul entelektüel tanımına en çok ben uyuyorum, o halde entelektüel benim demese de doğru tanım içerisinde kendisinin de yer aldığını hissettirmiş. Bunun doğru olup olmadığını anlamak için diğer kitaplarını okumak gerek. Birçok yazar ve kitaba atıfta bulunduğu için kaynak okuma adına güzel bir liste çıkarılabilir.

Kitap ismi kavramın en geniş haliyle kullanılmış, önüne ve arkasına bir sınırlılık getirilmemiş, sadece entelektüel. Bu yüzden kavramın uzun bir serüvenine tanık olmayı bekliyordum ama genel olarak 19 ve 20. yüzyıl ile sınırlandırılmış. Bir kitaba kolay kolay kısa demem ama bu kitap biraz daha uzun olabilirdi. Dili sade, kolay okunuyor ve akıcı.

İyi okumalar. (Kenan) 
Edward said: Filistinli Hristiyan bir ailenin çocuğu olarak Kudüs’te doğan Edward Said; laik ve dünyevi adını verdiği bir anlatışı savunur. Bu kitabında da 1993 Reith Konferanslarında verdiği 6 bölümden oluşuyor.Entelektüel bir bireyin nasıl olması gerektiği, milletlere ve geleneklere pes etmemesi gerektiğini,göçmenleri-marjinalleri,hakikati söylemenin hiçbir koşulda esnememesi gerektiğini bölüm bölüm açıklıyor okuyucuya.

Entelektüeller sınıfı, ırk ve toplumsal cinsiyet imtiyazlarını sorgulayan kişiler olmalıdırlar diye başlıyor kitabın önsözünde. Entelektüeli sürgün ve marjinal olarak, amatör olarak hakikatı söylemeye çalışan bir dilin müellifi olarak niteliyorum diye devam ediyor.

Günümüz entelektüelleri, garantili bir geliri olan ve dünyayla alakası olmayan kabuğuna çekilmiş bir edebiyat profesörü olup çıkmıştır diye acımasız ama doğru bir tanım getirir Edward Said.

Kitap çok akıcı ve çok derinlikli. Sindire sindire iki gün içinde okudum.O kadar çok altını çizdiğim cümle var ki;
“Nabza göre şerbet vermek, konuşulması gereken yerde susmak, şovenist kabadayılıklara,tantanalı döneklik ve günah çıkarma törenlerine rağbet etmek bir entelektüelin kamusal rolüne en çok gölge düşüren tavırlardır.”

Edward Said’in kitabında adını da verdiği James Joyce’nin kitabından bir alıntı ile bitirelim: “Ne yapacağımı ve ne yapmayacağımı anlatayım sana. İnanmadığım şeye hizmet etmeyeceğim ve kendimi olabildiği kadar özgürce ve olabildiği kadar bütünlükle dile getireceğim bir hayat ya da sanat tarzı bulmaya çalışacağım, kendimi savunmak için de kullanmasını bildiğim silahları kullanacağım: sessizlik, sürgün ve kurnazlık.” (Üvercinka) 
Edward Said'in okuduğum ilk kitabıdır. Onun hakkında okadar şeyler duymuştum ki kitaplarına yakalaşmak bile korkutuyordu,(Amerika ajanı, ingilz ajanı, oryantalist, islam düşmanı, solcu,Filistin davasını baltalyan v.s) bu kitabını okuyunca fikrim değişti diyebilirim Entelektüel kişiliklere bakışı, batıya bakışı, İslam alemine bakışı benim bakışmla bire bir örtüşüyor. Keyifli okumalar. (Enes) 
--reklam--
Entelektüel PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Edward Said - Entelektüel kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Entelektüel PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Edward Said Kimdir?
Edward Wadie Said, 1935 yılında Kudüs’te doğmuştur. Anne ve babası Filistinli olan Said’in önadının (Edward) bir İngiliz ismi olmasında annesinin 1935’lerde Galler Prensi’ne olan hayranlığı etkili olmuştur. Babasının I. Dünya Savaşı sırasında askerliğini Fransa’da, Amerikan Keşif Kuvvetlerinde yaparken ABD vatandaşlığını kazanması, ABD’ye gitmesi ve orada birkaç yıl okuması onun daha sonraki hayatı üzerinde etkili olacaktır.
Kahire Victoria Koleji’nde lise öğrenimine devam ederken sorun çıkardığı gerekçesiyle bu okuldan uzaklaştırılan Said, babası tarafından ABD’deki Massachuttes Mount Hermon School’a gönderildi. Victoria Koleji’inde iyi bir eğitim aldığı için bu okulda dereceye girmeyi başarmıştır. Üniversite öğrenimini Princeton ve Colombia Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı üzerine yaptı. 1963’te Colombia Üniversitesi’nde ders vermek üzere New York’a geldiğinde egzotik ama özel bir dikkat gösterilmesi gerekmeyen Arap kökenli biri olarak görülen Said, 1967 Arap-İsrail Savaşı’ından sonra bir Filistinli olması nedeniyle büyük değişim geçirdi ve az da olsa siyasal olayların içinde yer almaya başladı. 1970’li yıllara geldiğinde hem Batı hem de Araplar adına konuşmak zorunda kalan biri konumuna geldi. Böylesi zor bir durumdan çok sesli bir biçimde düşünmeye ve yazmaya başlayarak kurtulmayı kısmen başardı. Bununla birlikte Arap dünyasında Filistin yüzünden bir çok hakarete maruz kaldı. Yahudi Savunma Konseyi kendisini Nazi ilan etti. Üniversitedeki odası kundaklandı, kendisi ve ailesi sayısız ölüm tehditleri aldı. Bütün bunlara rağmen ünü kötü olan Filistin davasına bağlı olduğunu ilan etmekten çekinmedi. 1977’de Filistin Kurtuluş Örgütü’nün parlamentosu görevini gören Filistin Ulusal Konseyi üyesi seçildi. 1991’de başlayan Oslo, yani İsrail ile masa başında anlaşabilmek için Filistin halkının meşru haklarından taviz verme sürecine şiddetle karşı çıktığından, Konsey’den istifa etti. Filistin halkına desteğini son günlerine kadar devam ettirdi.

Akademik hayatına gelince Said, 1974’te Harvard’da arşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde konuk öğretim üyesi olarak, 1975’te Stanford Davranış Bilimleri İleri Araştırmalar Merkezi’nde burslu araştırmacı olarak, 1979’da John Hopkins Üniversitesi Beşeri Bilimler Bölümü’nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Arab Studies Quarterly’de editörlük yaptı. New York’taki Dış İlişkiler Konseyi, Amerikan Sanatlar Akademisi ve PEN yönetim kurulu üyeliklerini yürüttü. 1976’da Harvard Üniversitesi Bowdoin Ödülü’nü, 1994’de ise Lionel Trilling Ödülü’nü aldı.

Lisans ve lisans üstü eğitiminde edebiyat, felsefe ve müzik dersleri alan Said müzikolog, verimli bir denemeci, düşüncesi ve tavır alışları coşkunluk doğuran bir düşünür olarak tarihteki yerini almıştır.

Said, 24 Eylül 2003 tarihinde uzun süreden beri çekmekte olduğu lösemi hastalığına yenik düşerek 68 yaşında vefat etmiştir.
--reklam--
Edward Said Kitapları - Eserleri
Entelektüel
Şarkiyatçılık
Oryantalizm (Doğubilim)
Yersiz Yurtsuz
Kültür ve Direniş
Medyada İslam
Kış Ruhu
Freud ve Avrupalı Olmayan
Kültür ve Emperyalizm
Hümanizm ve Demokratik Eleştiri
Müzikal Nakışlar
Filistin'in Sorunu
Geç Dönem Üslubu
Başlangıçlar - Niyet ve Yöntem
Joseph Conrad ve Otobiyografide Kurmaca
Oslo''dan Irak''a ve Yol Haritası
Müzik Üzerine Görüşler
Oryantalizm Eleştirileri
Sürgün Üzerine Düşünceler
Paralellikler ve Paradokslar
Haberlerin Ağında İslam
Yeni Binyılda Filistin Sorunu
İktidar, Siyaset ve Kültür
Yazınsal Eleştiri Söyleşiler
--reklam--
Edward Said Alıntıları - Sözleri
Bernard Lewis'in taktiği kötü niyetli gözlemleri ile etimolojiyi, kökenbilimi hileli kullanımıyla kültürleri karalayarak kitleleri sınıflandırmaktır. (Haberlerin Ağında İslam)
Her hakikat, yaşamak için bir maskeye ihtiyaç duyar.
Joseph Conrad (Joseph Conrad ve Otobiyografide Kurmaca)
- "Tüm kültürler birbirinin içine karışmıştır; hiçbiri ferdî ve katıksız değildir..." (Kültür ve Emperyalizm)
- "Chinua Achebe: “Batılı yazarların eserleri, eşyanın tabiatı icabı otomatik olarak evrensellikten etkileniyordur!
Evrenselliğe ulaşmak için çaba göstermesi gerekenler ise, yalnızca ötekilerdir. Sanki evrensellik, Avrupa yahut Amerika yönünde..." (Kültür ve Emperyalizm)
- "Hiçbir içtimâî sistem, hiçbir tarihî vizyon, hiçbir teorik bütüncülleştirme ne denli güçlü olursa olsun, kendi alanı içinde var olan bütün alternatifleri veya uygulamaları kapsama gücüne sahip olamaz!
Onların aşılması ihtimali daima baki kalır..." (Müzik Üzerine Görüşler)
İslamiyet'in genel portresi üzerinde çarpıtmalar ve saptırmalar kanıtlıyor ki; bu insanlar İslamiyeti gerçekten anlamak arzusu içinde değiller. İslamiyet gerçeği hakkında ne görülebilecekleri görmek ne de duyabilecekleri duymak istiyorlar. (Haberlerin Ağında İslam)
Fransız medeniyetinin Asyalılara, ve Doğu Akdeniz ahalisine neden cazip geldiği açık: Esasen Fransız medeniyeti Alman ve ingiliz medeniyetinden daha caziptir ve taklidi de kolaydır. Bir kere gösterişsiz, utangaç İngilizi düşününüz. Yalnızlığını, alışkanlıklarını... Bir de şenşakrak kozmopolit Fransızı düşünün. Hicap nedir bilmez. On dakika önce tanıdığı kimse ile sarmaş dolaştır. Eğitimi yarım olan Doğu'lu: bunlardan birincisinin, samimi, ötekinin ise şamatacının biri olduğunu anlayamaz. İngilizden nefret eder, Fransıza kucak açar.” (Oryantalizm (Doğubilim))
Gördüğüm şeylere karşı,elimden bir şey gelmediği için kendimden nefret ettim, duyulmayan sesimden,delirmeyen aklımdan nefret ettim.' (Joseph Conrad ve Otobiyografide Kurmaca)
Said bu akşam bizlere şunu anlattı: Freud’un kendi Yahudiliğiyle olan kısmi, parçalı, sıkıntılı ve kimi zaman kendi kendini yadsıyan ilişkisi, modern dünyada kimlik için bir model sağlayabilir. (Freud ve Avrupalı Olmayan)
Kendimi bütünlüğü olan, tek bir kişi olarak düşünmüyorum. Ben birçok farklı şeyim. Onlar arasında bir denge tutturma kaygım da yok. Kendimi bütün farklılıkları silmeye çalışan biri olarak görmüyorum. Benim gayretim, farklılıklarımla birlikte yaşamak doğrultusunda. (Kültür ve Direniş)
Batı'ya giden Doğulular oraya hayran hayran bakmak ve ileri bir kültürden nasip almak .için gidiyorlardı. Doğu'ya giden Batılıların derdi, görmüş olduğumuz gibi, hayli sakaydı. Kitapların sayışma gelince: 1800 ile 1950 arasında Batı'da Yakın Doğu ile ilgili 60.000 kitap yazılmış. Doğu'nun Batı hakkındaki kitapları ise bir elin parmakları kadar az (Oryantalizm (Doğubilim))
"Batı"nın Araplara ve İslama karşı duyduğu husumet yüzünden Müslüman dünyanın hayıflanarak kendi haklılıklarının öfkesi içinde oturup geriye yaslanmasının pek bahanesi kalmamıştır. Bu husumetin nedenleri ve "Batı"nın buna destek veren yönleri korkusuzca analiz edildiğinde, bunu değiştirmek için çok önemli bir adım atılmış olacaktır. Ama kesinlikle iş burada bitmez: Bunun İslam karşıtı yeni bir propaganda silsilesine yol açmaması için, husumetin yerine başka bir şey konmalıdır. (Medyada İslam)
İnsan yalnız kalır, doğru; ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık. (Entelektüel)
sevgilin geçmişini sormuyorsa;merak etmediğinden değil,sıranın kendi geçmişine geleceğinden korkmasındandır (Başlangıçlar - Niyet ve Yöntem)
Mevcut Amerikan toplumunun mantıksal oyununda yerli Amerikan Kızılderileri için nasıl çok az yer varsa, İsrail'de de Filistinliler için aynı durum söz konusudur: Onlar oraya âit değil. (İktidar, Siyaset ve Kültür)
“Filistin,” diyordu Said, “nankör bir davadır.... Onun uğruna kendimizden verdikleriniz yetmiyormuş gibi, bir de gördüğünüz aşağılanma, suistimal ve toplum dışına
sürülmeyle kalakalıverirsiniz. ... Kaç dostunuz bu konuya uzak durmayı yeğlemiştir? Kaç meslektaşınız Filistin tartışmasına asla girmemekten yana tavır almıştır? Bırakın Filistin’i ve Filistinlileri, kaç iyi niyetli liberal Bosna’ya, Çeçenistan’a, Somali’ye, Ruanda’ya, Güney Afrika’ya, Nikaragua’ya, Vietnam’a, yeryüzünün başka köşelerindeki ülkelerde yaşanan insan haklan ve sivil haklar
meselelerine vakit ayırmaya gönül indirmiştir?" (Kültür ve Direniş)
Aslında görülüyor ki bugünün islami gruplaşmalarının çoğu Amerika Birleşik devletleri'nin yörüngesinde odaklanıyor.... Açıkça destekleniyor... (Haberlerin Ağında İslam)
- "Sigara kutuları, posta kartları… bir sürü yönlendirici düzenek, emperyal gücü yüceltip, İngiltere’nin stratejik, ahlâkî ve iktisadî iyiliği için imparatorluğun ne denli gerekli olduğunu vurgulamış, aynı zamanda da koyu renkli yahut aşağı ırklara, ıslah olmaz ve yok edilmeyi, sert bir biçimde yönetilmeyi, sonsuza değin boyunduruk altında tutulmayı gerektiren nitelikler yüklemiştir..." (Kültür ve Emperyalizm)
İnsani bilimler eskiden antik Yunan ve Roma ile İbrani kültürlerinin üstün klasik metinlerinin incelenmesi şeklinde anlaşılırken; şimdilerde gerçekten çokkültürlü kökene sahip çok daha rengarenk bir izleyici kitlesinin, evvelden ihmal edilen ya da hiç adı sanı duyulmamış halklar ve kültürlerin, yine eskiden Avrupa kültürlerinin işgal ettikleri 'temizlenmiş alan'a girmeye başlamalarını hareketle destekledikleri evrensel düzeyde kabul gören bir olgudur. Antik Yunan ya da İsrail gibi alanlara tanınan ayrıcalıklar bile, genelde, onların özgünlüğünü büyük ölçüde azaltan uygun gözden geçirmelere maruz bırakılmıştır. (Hümanizm ve Demokratik Eleştiri)
Başlangıç yalnızca bir eylem türü değil, aynı zamanda bir ruh hali, bir çalışma şekli, bir tavır, bir bilinçtir. (Başlangıçlar - Niyet ve Yöntem)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/entelektuel-edward-said-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)