# Enver Paşa'nın Sultanı - Melike İlgün Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Enver Paşa'nın Sultanı kimin eseri? Enver Paşa'nın Sultanı kitabının yazarı kimdir? Enver Paşa'nın Sultanı konusu ve anafikri nedir? Enver Paşa'nın Sultanı kitabı ne anlatıyor? Enver Paşa'nın Sultanı PDF indirme linki var mı?  Enver Paşa'nın Sultanı kitabının yazarı Melike İlgün kimdir? İşte Enver Paşa'nın Sultanı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/enver-pasanin-sultani-melike-ilgun-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-30T09:00:10+03:00
- Güncelleme: 2022-05-30T09:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/30/melike-ilgun-kimdir-melike-ilgun-kitaplari-ve-sozleri-234123.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Melike İlgün 
 Yayın Evi: Alfa Yayıncılık 
 İSBN: 9786051063522 
 Sayfa Sayısı: 311 
--reklam--
Enver Paşa'nın Sultanı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Onu bu kadar sevmeseydi tarih böyle yazılmazdı.

Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecit'in torunu Naciye Sultanla Hürriyet Kahramanı' İttihatçı Enver Paşa'nın dillere destan aşk öyküsü...
Vatanına duyduğu aşkla Naciye'sine duyduğu aşk arasında kalan Enver Paşa'nın dramı...
Sarayın yaşamına alışkınken küçük yaşta evlenip üç çocuk doğurarak onları tek başına büyüten Naciye Sultan'ın zor yaşamı...
Üç yıl boyunca birbirlerinin yüzünü görmeden aşk yaşadılar.
Birbirlerine yazdıkları mektuplarla bu aşkın ateşini canlı tuttular.
Savaş, siyasi gelişmeler ve ölüm tehditleri yüzünden birbirlerine hasret kaldılar.
İki aşığın hasret, acılar ve ayrılıklarla dolu hayatlarını okurken Osmanlı İmparatorluğu'nun .çöküşüne ,ye cumhuriyetin kuruluş yıllarına ela tanık olacaksınız.
--reklam--
Enver Paşa'nın Sultanı Alıntıları - Sözleri
Yorgundu artık, kurmaktan, kendi kendine konuşmaktan, her şeyden bir anlam çıkarmaya çalışmaktan yorgundu.
Kağıtların içine bazen kopardığı bir çiçeği koyuyordu, bazen şeklini beğendiği bir taş parçasını.

İstiyordu ki Naciye de onu hissetsin, hep onu düşündüğünü bilsin, ondan vazgeçmesin.
İki kırgın ruh... İkisi de kendisine hapsolmuş, ikisinin de anahtarı birbirinde...
Ne tuhaf şeydi yaşamak. Üzüntüyle mutluluk art arda giden tren katarları gibiydiler. Üzülmeden sevinilmiyordu sanki...
Siz ruhumdan, değil böyle kıymetli eşya, belki yalnız ellerinizin temas ettiği kağıt parçası gelmiş olsa bile yeniden hayat bulmuşa dönüyorum.
İnsan elinde olmayanın yerine ne çabuk bir yenisini koyuyordu. Eskiden her bunaldığında denize bakmak ferahlatırdı onu, şimdiyse çölü her seyrettiğinde arınıyordu sanki.
Binbir düşünceyle girdiği kapıdan rahatlamış olarak çıktı Enver. Artık rahat rahat Naciye’yi düşünebilirdi. Zaten artık çalışmadığı zamanlarda yaptığı tek şey vardı, Naciye’yi düşünmek..
Ah! Naciyeciğim o hıçkırıklarını hala işitiyorum. O yanaklarını ıslatarak dükülen gözyaşlarını hala dudaklarım içiyor.
Gözlerini sımsıkı kapadı, kapadı ki Naciye dolsun içine...
O vakte kadar büründüğü kimlikleri düşündü Enver. Balkanlar'da dağa çıkarken dağ köylüsü, Trablusgarp'ta Suriyeli dilsiz tüccar, Letonya'da sıhhiye neferi, şimdi de Musevi kominist... Oysa onun tek kimliği vardı, tek gerçek kimlik:Naciye'nin aşığı...
Demek büyümek, gitmek isterken kalmak, bağırmak isterken susmaktı.
Derin mavi gözleri vardı Naciye'nin. Uzun bakmaya korkacağınız kadar mavi, korksanız da gözlerinizi alamayacağınız kadar derin...
"Bu güzel saçları hakiki olarak öpüp koklamak için başınızı ellerim arasına alıp, kalbim üzerinde istirahat ettirmek nasip olacak mı?"
İşte efendiciğim, şu son satırlarımı yazarak mektubumu kapıyorum. İçine, buranın her gün sana yolladığım yabani çiçeklerinden başka, kaç gecedir altında yattığım karaağaçtan kopardığım ufak bir dalı da gönderiyorum. Seni Hüda'nın birliğine yavrularımla beraber emanet ederim;ruhum, efendiciğim...
"Karaağaca çakımla ismini yazdım"
"Ah be Enver, sen o çakıyı benim kalbime sapladın."
--reklam--
Enver Paşa'nın Sultanı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Onu bu kadar sevmeseydi tarih böyle yazılmazdı...: Öncelikle benim için özel bir kitap olduğu için kitabı önceden bitirmeme rağmen incelemesini doğum günümde yazmak istedim. Kitabı Enver Paşa hayranı olduğum için almıştım fakat gördüm ki burada hayran olunacak bir kişi daha var, o da yazarı Melike İlgün. Yazarı şimdiye kadar hiç okumadığım için bazen kendime kızıyorum bazen de yeni bir özel kalem ile tanıştığım için seviniyorum. Melike İlgün kalemi, o kadar güzel kullanıyor ki durakta beklerken, telefona dalmışken, rüyanızda hala o kitabı ve sihirli sözcükleri düşünüyorsunuz. Yazarın diğer kitaplarını okumadığım için kendimi dünyanın en şanslı insanı gibi hissediyorum ve yeni kitapları, yeni bölüm bekler gibi sabırsızlıkla bekliyorum.
Kitaba gelecek olursak Enver Paşa’nın bir hayranı olarak onlarca Enver Paşa ile ilgili kitap okudum ama bu okuduğum, yüreğimi en çok etkileyendi. Çünkü Paşa’nın siyasi kişiliğinin yanı sıra Naciye’ye duyduğu aşka, aşık olan biriyim. Bu kitapta bu aşkı iliklerime kadar hissettirdi. Kitapta bir insanın iki şeye duyduğu aşktan bahsediliyor. Bunlardan biri “Ruhum” diye hitap ettiği Naciye Sultan diğeri uğruna canını feda ettiği vatanı.
Enver paşa Naciye’ye daha görmeden âşık oluyor. Onca savaşın arasında ona öyle güzel iltifatlar ediyor ki bu sözcüklerin bir askerden çıktığına inanamazsınız. Dışarıda kimsenin korkudan gözüne bakamadığı Enver Paşa ailesine karşı adeta bir pamuğa dönüşüyor. Paşa, sultanını dünyada hiç öyle bir insan yaratılmamış edasıyla seviyor. Şehit edildiği zaman Sultanın fotoğraflarının Paşa’nın göğsünden çıkması bize bu aşkı tarif ediyor. Savaşın içinde ne kadar dinlenme fırsatı buluyorsa bütün dinlenme fırsatlarında sevdiğine mektuplar yazıyor, çocuklarını soruyor ve sevdiğinin ruhunu okşayacak kelimeler kullanıyor. Enver Paşa sadece aşık olmakla kalmamış bir insan, gerek sadakatini gösteriyor gerek fedakarlık yapıyor gerekse babalık vazifelerini yerine getiriyor. Tabi bir de Paşa’ya bu mektupları yazdıran Sultanımız Naciye Sultan var. Daha küçük yaşta büyüyenlerden o. Sultan benim karşılaştığım en güçlü kadınlardan birisi. Daha küçük yaşta, bu aşka karşılık vermeyi başarabilen bir insan o. Sultan bir asker ile evli olmanın yaratacağı bütün olumsuzlukları yaşıyor ama tek bir gün bile pişmanlık duygusunu içinden geçirmiyor. Çocuklarını yalnız büyütüyor, küçük yaşta yıllarca yalnız yaşıyor ama aşkından hiçbir zaman vazgeçmiyor. Demek ki böyle bir sevgiye layık olabilmek için Naciye Sultan olmanız gerekiyor.
Kitap oluşturulurken Enver Paşa’nın torunlarından bilgi alınması kitabın orjinalliğine değer katıyor. Enver paşa ile ilgili araştırmalar yapan bir insan olarak bu kitaptan yeni bilgiler de öğrendim. Yani kitabın sadece duygusal değil öğretici bir tarafı da var. Yazar sade ama derin hisler barındıran bir dil kullanmış. Kelimeleri öyle güzel kullanmış ki her cümle de kalbinizden oku yiyorsunuz. Tarihi bir roman olmasına rağmen kitap o kadar akıcı ki bazen uyumayı unuttuğum günler oldu. Bu güzel aşk hikâyesinin üzerine en sonda bu aşkın fotoğrafları verilmiş, bu da insanda fotoğrafları ve okuduklarını birleştirerek, kafasında bir film gibi o anı canlandırmasını sağlıyor. Ayriyeten kitap çok güzel mesajlarda veriyor. Sevginizi ne kadar yoğun olursanız olun gösterebileceğinizi ve sevdiklerinizin gönlünü alıp kıymetini bilmemiz gerektiğini bize aşılıyor. Tabi ki kitabı ağlamadan bitirmek mümkün olmadı. Enver paşanın iki aşkının da yarım kalması hayallerine ulaşamaması beni derinden üzerken onu da kalbimin fatihi yaptı. Son olarak İnşallah siz de Enver gibi sevin Naciye gibi sevilin diyerek sözlerimi tamamlıyorum. (Kadir Eskicioğlu) 
Vatanına duyduğu aşkla eşine ( Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecit'in torunu Naciye Sultan) duyduğu aşk arasında kalan Enver Paşa'nın hikayesi.Eser bende Enver Paşayı başka kitaplardan da okuma isteği uyandırdı. (Cansu A.) 
Naciye'm, ruhum Efendim...: Enver Paşa'nın ve Naciye Sultan'ın mektuplarından oluşan kısımlar ve sohbetleri, iç konusmaları harika... O kadar güzel sevmiş ki Enver paşa , mektuplarında ona ruhum , sevgilim , Naciye'm demesi... Enver Paşa'nın yıllarca onu beklemesi bir resmi bile olmadan.. . Kesinlikle alın okuyun. Enver Paşa'nın torunlarının , Enver paşa ve NACİYE Sultan'ın albümlerini ve hatıralarını paylaşması da çok hoş.. kitabın arkasında bir albüm var... Anlatımı hoş sade ve olay örgüsü akıcı... Sıkılmadan okudum. Başladığım gibi ara vermeden bitirdim. Harika diyorum HARİKAAAAAAA... (Melisa lc) 
--reklam--
Enver Paşa'nın Sultanı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Melike İlgün - Enver Paşa'nın Sultanı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Enver Paşa'nın Sultanı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Melike İlgün Kimdir?
Kanal E, Kanal 6, Radikal Gazetesi, Kanal D ve Show TV'de muhabir olarak çalıştı. Kanal 6'da haftasonu ana haber bültenini, Show TV'de hafta içi her gece yayınlanan Melike İlgün ile Son Haber programını sundu. Kanaltürk'te ana haber bültenini sundu ve haber editörlüğü yaptı. Gazeteport'ta köşe yazıları yazdı. İlk kitabı Kemal'e Eren Kadınlar 2009'da, Enver Paşa'nın Sultanı 2011'de, Bir Başvekil Sevdim 2013'de yayınlandı.

Evli, Ayşe ve Yasemin'in annesi
--reklam--
Melike İlgün Kitapları - Eserleri
Bir Başvekil Sevdim
Fikriye ile Latife
Enver Paşa'nın Sultanı
Kemal'e Eren Kadınlar
Paramparça
Beni Hep Böyle Hatırla
Arı Vızkafa
Salyangoz Sali
Uğur Böceği Uçuç
--reklam--
Melike İlgün Alıntıları - Sözleri
Yorgundu artık, kurmaktan, kendi kendine konuşmaktan, her şeyden bir anlam çıkarmaya çalışmaktan yorgundu. (Enver Paşa'nın Sultanı)
Ah! Naciyeciğim o hıçkırıklarını hala işitiyorum. O yanaklarını ıslatarak dükülen gözyaşlarını hala dudaklarım içiyor. (Enver Paşa'nın Sultanı)
"Keşke şimdi bir otobüste olsaydı. Çocukluğunun uzun otobüs yolculuklarından birinde... Yanından önce elektrik direkleri geçseydi art arda, sonra onlara kavaklar karışsaydı. Muavin koltuğunun üstünde bir kasanın içinde duran küçük televizyonda Kemal Sunal filmi oynasaydı, kimse filmin sesini doğru düzgün duyamasaydı ama herkes her espriyi ezbere bildiği için yeri geldiğinde hep beraber gülüşselerdi. Sonra muavin topkek dağıtsaydı, yanında da isteyene çay, isteyene limonata..." (Beni Hep Böyle Hatırla)
"İnsan onun yanında kendini huzurlu hissederdi. Sanki ocağa çay, kucağa kedi koymuşsun gibi bir huzur." (Beni Hep Böyle Hatırla)
"Eskiyi insanlar hep özlemle anıyor, hayırla yad ediyordu ama eski zaman dediğin de bugün gibiydi işte, iyi de vardı kötü de. Eskiden yaşanılan her ev mutlu değildi ki azizim." (Beni Hep Böyle Hatırla)
Biri Mustafa’yı, diğeri Kemal’i sevdi. İki kadın, bir kahraman, bir büyük hesaplaşma. Öbür dünyada en büyük düşmanınız olduğuna inandığınız bir kadınla aynı odaya kapatıldığınızı düşünün. Hiç kimse yok, O, siz, ve kininiz. O kadar ! (Fikriye ile Latife)
Atlamak kolay, atlamak isteyip de kıyısında durmak zor. (Paramparça)
Bazen garip bir sıcaklık dolar içinize. Bilirsiniz o anın fotoğrafını çekmiştir belleğiniz. Daha sonra, çok sonra hiç ummadığınız bir anda ruhunuza hatırlatmak için... (Paramparça)
“Susmuş kadınların çilesi vardı Fikriye’nin yüzünde. Susmuş, kanayana kadar susmuş, tek bir kişi için avaz avaz susmuş, ama o tek kişiye sesini duyuramamış kadınların mağrur acısı.” (Fikriye ile Latife)
Mutsuzluğu herkes paylaşırdı, mühim olan mutluluğu paylaşmaktı. (Bir Başvekil Sevdim)
"Şairin dediği doğruydu, gökyüzü gibi bir şeydi çocukluk, hiçbir yere gitmiyordu." (Beni Hep Böyle Hatırla)
Demek büyümek, gitmek isterken kalmak, bağırmak isterken susmaktı. (Enver Paşa'nın Sultanı)
"Değişmek mi istiyorsun, git değiş. Kendine mana mı arıyorsun, git bul. Ben senin günah çıkardığın papaz, içini döktüğün psikolog, akıl sorduğun yaşam koçu, maziyi yad ettiğin sıkı dostun değilim. Ben senin bitki çayın değilim. Ben senin yara bandın değilim. Ben senin ayna çiziğin değilim. Ben senin hiçbir şeyin değilim." (Beni Hep Böyle Hatırla)
Gözlerini sımsıkı kapadı, kapadı ki Naciye dolsun içine... (Enver Paşa'nın Sultanı)
... nasıl bir elektrik , parmak uçlarımdan ense köküme kadar nasıl bir karıncalanma , anlatamam sana. Birden al bastı yüzümü , damarlarımda kan değil , ateş dolaşıyordu sanki ... ( Fikriye ) (Kemal'e Eren Kadınlar)
Bir şiir okudum, bedelini kaç hayat ödedi! (Paramparça)
Siz ruhumdan, değil böyle kıymetli eşya, belki yalnız ellerinizin temas ettiği kağıt parçası gelmiş olsa bile yeniden hayat bulmuşa dönüyorum. (Enver Paşa'nın Sultanı)
"Sustum ve bekledim. Taş olana kadar sustum. İnsana bazen ne garip bir güç geliyor, değil mi? İçinde depremler olurken o kadar sessiz kalabilmek ne garip! Taş olmak, duvar olmak, içi boşaltılmış bir çuval gibi öylece kalakalmak... İçinde sürekli bağırıp dururken susabilmek, dudakların kanayıncaya kadar susabilmek... İnsan kararıyor öyle zamanlarda. İçindeki karanlık, yüzüne, ellerine, bakışlarına vuruyor." (Fikriye ile Latife)
"Doğruydu, bambaşka biriydi artık. Masumiyetini özlemişti en çok. Hayatı siyah ve beyaz gördüğü zamanları. Oysa şimdi o kadar griydi ki her şey." (Bir Başvekil Sevdim)
"Bu güzel saçları hakiki olarak öpüp koklamak için başınızı ellerim arasına alıp, kalbim üzerinde istirahat ettirmek nasip olacak mı?" (Enver Paşa'nın Sultanı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/enver-pasanin-sultani-melike-ilgun-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)