# Esenlik Yurdunun Çağrısı - Celaleddin Vatandaş Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Esenlik Yurdunun Çağrısı kimin eseri? Esenlik Yurdunun Çağrısı kitabının yazarı kimdir? Esenlik Yurdunun Çağrısı konusu ve anafikri nedir? Esenlik Yurdunun Çağrısı kitabı ne anlatıyor? Esenlik Yurdunun Çağrısı PDF indirme linki var mı?  Esenlik Yurdunun Çağrısı kitabının yazarı Celaleddin Vatandaş kimdir? İşte Esenlik Yurdunun Çağrısı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/esenlik-yurdunun-cagrisi-celaleddin-vatandas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-04T02:00:13+03:00
- Güncelleme: 2022-04-04T02:00:13+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/04/celaleddin-vatandas-kimdir-celaleddin-vatandas-kitaplari-ve-sozleri-192763.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Celaleddin Vatandaş 
 Yayın Evi: Pınar Yayınları 
 İSBN: 9789753521024 
 Sayfa Sayısı: 216 
--reklam--
Esenlik Yurdunun Çağrısı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bugünün kitleleri, belirsiz bir hayat tarzını benimseyerek, onun ilke ve özelliklerine göre yaşamayı,o hayat tarzını belirleyen(ler)e ibadet manasına geldiğini düşünmez kılmış, ibadetten bir varlığın önünde secdeye varmayı anlar olmuşlardır. Arka Kapak Yazısı Bugünün kitleleri, belirsiz bir hayat tarzını benimseyerek, onun ilke ve özelliklerine göre yaşamayı, o hayat tarzını belirleyen(ler)e ibadet manasına geldiğini düşünmez kılmış, ibadetten bir varlığın önünde secdeye varmayı anlar olmuşlardır. Oysa ibadet, Kurani manasıyla daha farklı olup doğrudan hayat tarzıyla ilgilidir. Elbetteki birisine secde etmekte ibadettir; bunda tereddüt yok. Ancak bu, ibadetin küçük bir bölümüdür. İbadet, esas itibariyle bütün bir hayatı kapsar ve hayatın tüm özelliklerini etkisi altına alır. Bu kitap, ilk vahyolunan ayetlerden hareketle Kuranın insanı ve toplumu değiştirmesinin, değişimin usulünü açıklamasının örneklerini açıklamaya çalışır.
--reklam--
Esenlik Yurdunun Çağrısı Alıntıları - Sözleri
“Uyanın artık! Çektiğiniz tüm sıkıntıların nedeni, sizlere huzur, adalet, refah va’deden ve sizleri kendi kurallarıyla yönetip, her fırsatta fedakarlık isteyenlerdir.”
İslâm'ı tebliğ etmeyi kendisine görev edinen müslümanlar tebliğe önce kendilerinden baslamalidirlar, evvela nefislerini her türlü pislikten temizleyip arindirmalidirlar.
“Kuran’ı kum saçar gibi saçmayın ve şiir okur gibi hızlı hızlı okuyup geçmeyin. Harikaları karşısında durun ve onunla kalpleri harekete geçirin! Hiçbirinizin amacı sûrenin sonuna gelmek olmasın.”
Şurası bir gerçektir ki iman, baskı ve işkenceyle yok edilemez; bilakis daha da güçlenir, mükemmelleşir.
..birileri Kur'an'dan korkuyorlar. Aynen, selefi olan diğer Kitaplardan da eski zamanlarda korkanlar gibi; çünkü, Kur'an bazılarının oyunlarını bozuyor, onların çeşitli gerekçe ve usullerle aldatıp tuzaklarına düşürdükleri insanları uyarıyor, düzenbazların oyunlarını gözler önüne seriyor. Bu da insanları sömürerek saltanat sürenlerin, halkı aldatarak zulüm ve zorbalıklarını meşru gösterenlerin işine gelmiyor. Onlar gerçeği haykıran bu ilahi sesi, bu sesin aracısı olan insanları susturmaya , kurdukları hile düzenlerini devam ettirmeye çalışıyorlar.
Esenlik yurdunun rehberi olan peygamberlerin sonuncusu, olan MS VII. yüzyılın ilk çeyreğini gösterdiği bir zamanda gönderilir. Onun aracılığıyla, o dönemin ve sonraki çağların tüm insanlarına; sürekli karşı karşıya kaldıkları ve filozofların, idarecilerin, ekonomistlerin, hukukçuların, sosyologların, psikologların, pedagogların... insanlığı kurtarmaya çalıştıkları -ancak tarihin de şahitliğiyle bilindiği üzere çözemedikleri- yaratılışlarına ve varlıklarına ilişkin temel problemleri çözüş yöntemi bildirilip, gerçek huzur ve saadeti sağlayacak yol gösterilir.
"Allah size (bilmediklerinizi) açıklamak ve sizi, sizden önceki (iyi)lerin yollarına iletmek ve günahlarınızı bağışlamak istiyor. Allah hakkıyla bilicidir, yegane hikmet sahibidir." (Nisa, 4/26)
Uyanın artık!
Çektiğiniz tüm sıkıntıların nedeni,sizlere huzur,adalet, refah va'deden ve sizleri kendi kurallarıyla yönetip, her fırsatta fedakarlık isteyenlerdir.Onlar her seferinde birşeyleri bahane ederek malınızı,canınızı, namusunuzu feda etmenizi huzurlu günlere ancak bu fedakârlıklarla kavuşacağınızı söylerler. İnanmayın onlara!
Sizler hep bir şeyleri feda ettiniz,ancak onlar hiçbir şey feda etmediler.Sizler her geçen gün biraz daha fakirleştiniz,  biraz daha sefilleşip, biraz daha zayıfladınız ;onlarsa aynı süre içinde biraz daha zenginleştiler, biraz daha lüksleşip, biraz daha Semirdiler. Şunu görün artık bütün sıkıntılarınızın, sahip olduğunuz dertlerin sebebi üzerinizde zorbalaşan o  sahte rablerdir.Asıl rab yalnızca bir tanedir ve O rablığını hiç kimseye devre etmemiştir. Ancak O'na kul olur, hayatınızı aranızdan bazılarının kurallarına göre belirlemekten vazgeçer ve Allah'ın istediği gibi yaşarsanız huzura kavuşur dertlerinizden sıkıntılarınızdan uzaklaşırsınız..
Örneğin: Toplumu iki ana gruba ayıran bunlardan birisini oluşturan İsrailoğulları'nı saltanat idaresinin ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla en zor şartlarda çalıştıran ve saltanatlarının potansiyel tehlikesi olarak gördükleri için erkeklerini öldüren veya kısırlaştıran Fir'avnî idareyi yanlışından vazgeçirmek ve oradaki mustaz'afları bu müstekbirlerin her türlü zorbalığından kurtarmakla görevlendirilen Hz. Musa peygamberler silsilesinden sadece birisidir. Putlarla meşrulaştırılan ve kutsanan bir sömürü sistemini kaldırmada
vazifelendirilen Hz. İbrahim; cinsel sapkınlığı hayat tarzlarının odağı kılan bir topluma güzel ahlâkın yüceliklerini hatırlatmak ve göstermekle görevlendirilen Hz. Lût ile ticarî dalavereyi, soygunculuğu bireysel ve toplumsal hayatlarının temeli kılmış toplumları adalete, hakka, iyiliğe, dürüstlüğe, doğruluğa çağırmak üzere gönderilen Hz. Salih sözkonusu peygamberlerden diğer bazılarıdır.
Ancak bütün bunlar birilerini rahatsız ediyor. Evet birileri
Kur'an'dan korkuyorlar. Aynen, selefi olan diğer Kitap'lardan da eski zamanlarda korkanlar gibi; çünkü, Kur'ân bazılarının oyunlarını bozuyor, onların çeşitli gerekçe ve usûllerle aldatıp tuzaklarına düşürdükleri insanları uyarıyor, düzenbazların oyunlarını gözler önüne seriyor. Bu da, insanları sömürerek saltanat
sürenlerin, halkı aldatarak zulüm ve zorbalıklarını meşru gösterenlerin işine gelmiyor. Onlar, gerçeği haykıran bu ilâhî sesi, bu sesin aracısı olan inananları susturmaya, kurdukları hile düzenlerini devam ettirmeye çalışıyorlar. Belki bir süre için de bu
hilelerini geçerli kılıyorlar; fakat biliyorlar ki, hileleri bir seraptan daha güvenilir ve sağlam değil. Hakikatın sesi, en ufacık fısıltısıyla dahi, serabın o aldatıcı görüntülerini darmadağın etmeye yetiyor. Bu yüzden de gerçeğin yegâne sesi olan Kur'ân, onlan korkutuyor, çılgına çeviriyor.
Sahte rabler sürekli isterler, istekleri hiç bitmez. Kitleler ise mutamediyen verirler ve hiç alamazlar; güzel günlere kavusacaklari hayaliyle hep vermeye devam ederler. Ancak ne yazık ki, o güzel günler bir türlü gelmek bilmez.
--reklam--
Esenlik Yurdunun Çağrısı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Elhamdülillah: Okuyun ve okutun!
"birbirinize hakkı ve sabrı tavsiye edin"
Denilmektedir ki: “Ey mü'minler! Bilin ki, mü'min olmakla diğer insanların üstlenmek istemeyecekleri bir yükün altına girdiniz. Kan, gözyaşı, yalanlanma, kötü muamele, işkence, zulüm, baskı, yoksulluk, aşağılanma, alay, hakaret... ayrılmaz parçanız haline gelecek. Yine öylesine sıkıntılarla karşılaşacaksınız ki size belinizi çatırdatan yük gibi ağır, dayanılmaz gelecek (bkz. İnşirah,94/3); çünkü sizler haksızlığın, zorbalığın, sömürünün, baskının, zulmün, işkencenin, sahtekarlığın, dalaverenin, kötülüklerin, ahlaksızlıkların, sapıklıkların... hakim olduğu bir dünyada, bütün bunlara meydan okuyan şahsiyetler olacaksınız. Meydan okumanız ise sadece sözle değil, daha ziyade ve bilhassa tutum ve davranışlarınızla olacak; yaşantınızla gerçekleşecek. Sizler bütün bu olumsuz özelliklere karşı hakkın, adaletin, iyiliğin, ahlakın, doğruluğun... temsilcileri olacak ve çoğu zaman da sayı itibarıyla insanların arasında azınlıkta bulunacaksınız. Elbetteki bütün bunlar kolay şeyler değildir". (raskolnikov) 
Dün ve bugün arasında o kadar çok fark var ki; gözle görülmez, anlatmakla bitmez. Zaman değişti, insanlar değişti, toplum değişti, sahip olduğumuz eşyalar değişti, cebimizdeki kağıdın değeri bile değişti, dünden bugüne…

Değişimin bu kadar hızlı yaşandığı bir dönemden geçiyoruz fakat değişmeyen bir tek şey var diyor Celaleddin Vatandaş, Esenlik Yurdunun Çağrısı’nda. Hep özlem olarak kalan o şey; zulmün, sömürünün, kötülüğün olmadığı adaletin ve esenliğin hakim olduğu bir dünya isteğidir.

Yazar, Esenlik Yurdunun Çağrısı’nda ayetlerden hareketle Kur’an’ın insanı ve dolayısıyla toplumu değiştirmesinin, değişimin usulünün örnekleriyle açıklıyor. Sadece açıklamıyor yolu da gösteriyor Vatandaş. Dünyayı esenlik yurdu yapmanın mümkün olduğunu ifade ediyor.

Yazarın ifadesiyle işte yapılması gereken: “Yeter ki, esenliğin ilkelerine ve modeline sahip olunsun. Bunun ilkeleri ve esenlik yurdunun modeli ise uzaklarda değil. Elinizi uzattığınız zaman değecek kadar yakınınızda duran kitaplığın raflarında. O raflara hapsedilmiş esenlik yurdu rehberinin sayfalarında.” (Aynı Adam) 
Kitapı ilk elime alınca sanki aynı şeylerden bahsediyor gibi geldi ama okudukca yüce kitabımizdaki ayetler ışığında peygamberimizin risalet süreci, toplumların içinde bulunduğu durumlar, peygamberimizin karşılaştığı güçlükler ve bunların hepsiyle günümüz insanının hedef alınarak harmanlanmasi çok hoşuma gitti. Fatiha ve Asr sürelerinin açıklanmasi ve yine günümüz insanın bu sürelerin âyetleri ışığında neler yapması gerektiğinin açıklanması musluman bir insanın kendini sorgulaması açısından değerli. (Ersin) 
--reklam--
Esenlik Yurdunun Çağrısı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Celaleddin Vatandaş - Esenlik Yurdunun Çağrısı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Esenlik Yurdunun Çağrısı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Celaleddin Vatandaş Kimdir?
Celalettin Vatandaş (d 1962, Kırşehir) Sosyolog İlk ve orta öğrenimini Kırşehirde tamamladı 1980 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü kazandı 1985 yılında Milli Eğitim bünyesinde Felsefe Grubu dersleri öğretmeni olarak çalışmaya başladı Bir süre Besni, Adıyaman ve Bozkır, Konyada öğretmenlik yaptı Öğretmenliği sırasında sosyoloji alanında yüksek lisans ve doktora programlarını tamamladı Yüksek Lisans ve Doktora tezlerini Türk Modernleşmesi üzerine yaptı Yüksek Lisans tezinde Türk Modernleşmesinin Osmanlı dönemini, Doktora tezinde Türk Modernleşmesinin Cumhuriyet dönemini araştırdı Bir süre Kanadada bir toplumsal uyum politakası olarak çokkültürlülük üzerine araştırmalar yaptı Doç Dr Celalettin Vatandaşın yayınlanmış çok sayıda makalesinin yanısıra Aile ve Şiddet (Türkiyede eşler arası şiddet), Çokkültürlülük ve Ulusal Kimlik (Türk Ulusçuluğunun Doğuşu) isimli kitapları bulunmaktadır
--reklam--
Celaleddin Vatandaş Kitapları - Eserleri
Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 1
Vahiyden Kültüre
Modern Çöküş
Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 2
Tevhid ve Değişim
Cumhuriyetin Tarihi
Kur'an ve Hayat
Yol Ayrımı
Tevhid ve Toplum
Esenlik Yurdunun Çağrısı
Hz. Muhammed (s)'in Hayatı
Hz. Muhammedin Hayatı ve İslam Daveti
Hz. Muhammed'in Hayatı
Bilim ve Ahlak
Ulusal Kimlik
Aile ve Şiddet: Türkiye'de Eşler Arası Şiddet
Çok Kültürlülük
Hz. Muhammed (s)'in Hayatı
--reklam--
Celaleddin Vatandaş Alıntıları - Sözleri
Gazali'ye göre hakka kısmen yakın olanları bulunsa bile filozoflara
"Küfür ve ilhad damgasını vurmak gerekir."
Bu özellikle Farabi ve İbni Sina için gereklidir. (Vahiyden Kültüre)
'Rabb'in için sabret' (Hz. Muhammed (s)'in Hayatı)
Hz. Ali şöyle der:
"Dünya arkasını dönmüş gidiyor. Ahiret yüzünü dönmüş geliyor. Her bireyin kendine has çocukları var. Siz ahiret çocuklarından olun, dünya çocuklarından olmayın!
Bugün çalışma günüdür, hesap günü degil. Yarın hesap günüdür, çalışma günü değil." (Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 1)
Peygamber elbette ki bir insandır; ama herhangi bir insan değil, seçilmiş bir insandır. İnsanların arasından Allah tarafından seçilip, insanların ebedî modeli kılınmıştır. Ancak O’nun seçilmişliği ve seçkinliği, O’nun İlâhî irade ile özel bir irtibatının bulunması, O’nun hiçbir zaman sıkıntıya, zorluğa, acıya, üzüntüye uğramayacağı anlamına gelmez. O, istemediği, hoşlanmadığı, beğenmediği şeyleri yok edecek bunların yerine istediği güzel, iyi, kolay, şeyleri koyacak iradeye sahip değildir. Çünkü o bir kuldur. Elçi olmasının, Allah tarafından beğenilip getirdiği farklılıklar olabilir ve olması da beklenir; ancak onlar O istediği için değil Allah istediği için gerçekleşir. O zor durumda kalınca durumunu kolaylığa dönüştüremez; O çaresiz kalınca durumunu esenliğe ulaştıramaz; O bir el hareketiyle bir sözle kendisine yönelenleri defedemez, düşmanları yok edemez, uçamaz veya ateşte yürüyemez, gayb alemine hükmedemez. Bu nedenle bir şey yemezse acıkır ve açlıktan zayıf düşer; düştüğü zaman yaralanır, taş çarpınca yüzü parçalanır, dişi kırılır; çok hareket edip çabalayınca gücü kaybolur yere yığılıp kahr ve ancak bir başkalarının yardımıyla doğrulabilir. O hâlde Müslümanlar bilmelidirler kî Muhammed’in Allah’ın elçisi olması O’nu insan üstü bir varlık kılmamaktadır. O elçidir ama insan olan bir elçidir. O’na ve O’nun şahsında Müslümanlar verilen nimetler, başarılar, yardımlar, O istediği ve irade ettiği için değil, Allah istediği ve irade ettiği için gerçekleşir; bunların ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini de sadece ve sadece Allah bilir. (Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 2)
..diğer ilahlara kulluk etmek âsiliktir ama kişinin kendisini ilah mevkiîne koyarak başkasını kendisine kulluk ettirmesi isyanın ta kendisidir. (Tevhid ve Değişim)
Gerçekten peygamberlerin kıssalarında akıl sahipleri için büyük bir ibret vardır. (Tevhid ve Toplum)
Kur'an, herhangi bir kitap gibi değildir. O'nda herhangi bir konu, herhangi bir kitapta olduğu gibi, ana başlıklar halinde, ana başlıklar da alt başlıklara bölünerek ele alınmış değildir. Kitaplarda bulunan bildik yazım usülleri Kur'an'da bulunmaz. Konuların önce genel hatlarıyla ele alınıp, sonra ayrıntılarına inerek açıklanması ve daha sonra da bir sonuca bağlanma süreci Kur'an'da söz konusu değildir. Bütün kitaplar, ilk sayfalarından son sayfalarına kadar bir konu dahilinde bütünlüğe sahiptirler. Bunun için de o kitaplar ortasından okunmaya başlanırsa ilk bölümler de anlatılanlar, yarısına kadar okunursa sonucu anlaşılmaz. Böylelikle de okunan kısmın çok fazla bir anlamı olmaz.
Fakat Kur'an böyle değildir. Kur'an'la ilk defa muhatap olup, O'nu okumaya başlayan kişi önce çok şaşırır. O zamana kadar hiç görmediği bir sistem ve hiç duymadığı bir üslup karşısında şaşkın ve hayran bir şekilde kala kalır. Çünkü O'nun sistematiği, kitaplarla ilgili olarak alışılmışın dışında ve oldukça farklı, fakat bir o kadar etkili ve önemlidir. Zira o 'dosdoğru' bir hayatın kendisi, 'dosdoğru' bir hayatın yegane rehberidir. Onu okuyan ilahi iradenin sesini duyar, gerçek ilmin ışığını fark eder 'dosdoğru' hayat yolunun siluetini fark eder. Ondaki ilahi ses, kalbi ve kafayı en ücra köşelerine kadar etki altına alır. Üstelik onu baştan sona okumak veya belirli bir kısmını okumak da zorunlu değildir. Okumaya nereden başlanırsa başlansın, ilahi iradenin insana yönelik hitabı, insanı 'dosdoğru' bir inanç ve hayata sevk eden gücü bütün yüceliğiyle açığa çıkar. Hatta bir veya birkaç ayeti dahi okumak, ilahi sesi duymak ve 'dosdoğru' olanlarla 'doğru görünme gayretinde olanlar' arasındaki farkı anlamak için büyük oranda yetip artacaktır bile. (Kur'an ve Hayat)
... Elbiseni temiz tut. (74:4)
'Elbiseyi temiz tutmak' , Araplar arasında kullanılan ... bir deyimdi. Araplar, yalan söyleyen veya sözünde durmayan kimse için ''elbisesini kirletti 'derlerdi. Yine aynı şekilde olmak üzere, iffetli kimseler için de 'eteği/elbisesi temiz' derlerdi. Bu ayetle, Rasûlullah (s)'e, her türlü ahlâksızlıktan, ... yüz kızartıcı davranışlardan uzak durulması emredildi. (Hz. Muhammed (s)'in Hayatı)
Doğal olmayan, başka bir değişle kimyasal yapıları bozulmuş transgenik ürünlerin insan metabolizmasında nelere yol açabi­leceğini kestirmek şimdilik pek mümkün değildir. Bu kuşku bütün dünya tarafından paylaşılmaktadır. Ağır bir açlığın pen­çesinde kıvranan Zimbabwe'de hükümetin ABD'nin transgene­tik tohumla üretilmiş tahıl yardımı önerisini kesin bir dille red­detmesi ve İngiltere Gıda Standartları Temsilciliği tarafından yapılan bir seri araştırmada, GDO'lu ürünleri tüketen kişilerin çoğunda gut hastalığının belirtilerine rastlanması ve Japonya'da genetik değişimli bir bakteriye bağlı olarak meydana gelen bir sendromun, 37 kişinin ölümüne neden olması GDO'lar konu­sunda birçok ülkede büyük kuşkulara yol açmış ve tepkilere neden olmuştur. (Modern Çöküş)
"Fakat her şeye rağmen dönemin bütün tasavvufi düşüncesini bir kalıp içerisinde düşünemiyoruz..." (Vahiyden Kültüre)
Vallahi ağlamakla hüznümün azalacağını bilseydim ağlardım. (Hz. Muhammed'in Hayatı)
Hatice, ilk zamanlar hiç aklında olmadığı halde, zaman geçtikçe yakından tanıdığı ve ahlakına hayran kaldığı Muhammed'in aradığı hayat arkadaşı olabileceğini düşünmeye başladı. Onun bu düşüncesi kavminin kendisi için bir sıfat olarak kullandığı 'Tahire' isminin gereğine uygundu. Tahire'ye uygun olan ancak bir 'tahir'di ve' tahir' de Muhammed'den başkası değildi. (Hz. Muhammed (s)'in Hayatı)
Bağlarına sığınmış iki yabancıyı uzaktan seyreden bahçe sahipleri, kim olduklarını bilmedikleri bu kişilere köleleri ile yemeleri için bir miktar üzüm gönderdiler. Köle kanlar içerisindeki iki yabancıya çekinerek yaklaşıp üzümü ikram etti.

Resulullah, kanlı elini üzüme uzatırken 'Bismillah dedi. Köle şaşırdı; şaşkın bir halde bakakaldı. Köleye dönen Resulullah sordu: 'Nerelisin?" Hala şaşkınlıgını üzerinden atamamış köle, 'Ninova'dan' dedi. Resulullah sakinliğini hiç kaybetme den, sanki biraz önce taşlanmış, hâlâ vücudundan kanlar akan kişi kendisi değil miş gibi, aynı sakinlikle; 'Ninova mı? Salih insan Yunus b. Metta'nın şehrinden öyle mi?' dedi. Köle daha da şaşırdı: 'Sen Yunus b. Metta'yı nereden biliyorsun?' diye sordu. Resulallah; 'O benim kardeşimdir. O bir peygamberdi, ben de peygamberim' dedi. (Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 1)
"Vallahi, eğer Allah hidayet etmeseydi biz doğru yolu bulamazdık." (Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 2)
Eşcinsel sapması 1960'lardan sonra politik ve yasal desteklerle kendisini meşrulaştırma sürecine girerken ilginç bir şey yaşanmaya başlamıştır. Eşcinsel zihniyet, eşcinsel olmayan insanları cinsel hayatları nedeniyle suçlayamamış, ama kendisini normal eksine oturtarak diğerlerini sapkın olarak nitelemeyi başarmıştır. Bu yapılırken de psikolojinin bazı bulguları ve kavramları çok ustalıkla kullanılmıştır. Artık eşcinsel olmayan ve eşcinselliği olumlu değerlendirmeyenler hastadır, sapkındır.

Eşcinsel olmayanları sapkın ve hasta gösterme çabalarının temel kavramı fobidir. Eşcinselliğe ve eşcinsellere yönelik olumsuz duygu ve düşüncelere sahip olanlar fobik olmakla itham edilmişlerdir. Bu bağlamda homoerotikfobi (1967), antihomoseksüellik (1976), heteroseksizm (1978), homonegativizm (1980) gibi çeşitli kavramlaştırmalara gidilmiştir. Ancak yaygın şekilde tercih edilen kavram homofobi olmuştur. Bu da ilginç bir kavramlaştırmadır; çünkü insandan korkmak anlamına gelmektedir ve böylelikle vurucu etkisi hayli artırılmıştır. (Modern Çöküş)
Günümüz dünyası ; modern zamanlar cehaletin zirveye ulaştığı, cahileyenin belkide tüm insanlık tarihi boyunca hiç olmadığı kadar sistemlestiği ve güç kazandığı bir dönem olarak anlam kazanmaktadir. (Yol Ayrımı)
Bireylerin sekülerleşmemesi, dinin bireylerin üst kimliğini oluşturmaya ve hayatlarında etkin olmaya devam etmesi, Baü’daki anlam ve biçimiyle laikleşmenin oluşmasına engel teşkil etmiştir. Çünkü, İslam, Hıristiyanlıkla kıyaslanamayacak kadar bireysel ve toplumsal hayatın içerisine köklerini salmış durumdadır. “Halka rağmen”ci programlar kadar, “İslam’a rağmen”ci programların da sorun oluşturucu olduğu görülmüştür. (Cumhuriyetin Tarihi)
"İdrakimi gideren, benden aşağısını bana güldüren bir şeyi içmem...." (Kur'an ve Hayat)
Fâtıma ile Ali’nin ilk çocukları doğduğunda, yiğit bir savaşçı olan Ali, bu özelliğinin etkisiyle oğluna ‘Harb’ ismini vermek istedi. Resulüllah isimler konusunda hassastı. Kan, kin, şiddet, kötülük, felaket çağrıştıran isimlerden hoşlanmazdı. Bu nedenle Ali’nin seçtiği ismi beğenmedi. Anne ve babanın iznini alarak doğumuna çok sevindiği torununa kendisi isim verdi. Ünce torununun kulağına ezan okudu ve o güne kadar Araplar arasında hiç rastlanmayan bir ismi torunu için seçti. Torunu için seçtiği isim Hasan idi.
Anlamı güzellik demekti. (Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 2)
"Ancak bugün gelinen aşamada, Kur'an'ı anlamamak esas aldı." (Yol Ayrımı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/esenlik-yurdunun-cagrisi-celaleddin-vatandas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)