# Eski Ahbap - Reşat Nuri Güntekin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Eski Ahbap kimin eseri? Eski Ahbap kitabının yazarı kimdir? Eski Ahbap konusu ve anafikri nedir? Eski Ahbap kitabı ne anlatıyor? Eski Ahbap kitabının yazarı Reşat Nuri Güntekin kimdir? İşte Eski Ahbap kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/eski-ahbap-resat-nuri-guntekin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-08T21:40:35+03:00
- Güncelleme: 2022-02-08T21:40:35+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/08/resat-nuri-guntekin-kimdir-resat-nuri-guntekin-kitaplari-ve-sozleri-147709.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Reşat Nuri Güntekin 
 Yayın Evi: İnkılap Kitabevi 
 İSBN: 9789751015426 
 Sayfa Sayısı: 96 

Eski Ahbap Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yaşımı soran olursa kırk deyip geçiyorum amma hemen hemen elliye yanaştım. Bu yaşta adam için karısının ölmesi kadar büyük felaket olmuyor. Daha gençlikte başa gelse insan, yine sarsılır. Ev bark yıkımı kolay şey değil. Amma bir cihetten de bir ümit yeri kalır. Adam belki yeniden bir yuva tutar; sönük ocağa şöyle üç, beş kasım dalı atar. Daha ihtiyarlıkta olursa onun da o kadar zararı yok. Adam, altmışından sonra karıyı neylesin; insan, o vakit keenne vapur bekleyen yolcuya benzer. (Kitabın İçinden)

Eski Ahbap Alıntıları - Sözleri
"Bazı tesadüfler insana elli senede öğrenemeyeceği şeyleri iki dakikada öğretiyor."
Madem ki yüreğim ağlıyor, gözünü ağlatmaktan menetmişsin ne çıkar, ne değişir! Görülüyor ki yemek, içmek, uyumak gibi bu da bir ihtiyaç... Kimden sıkılıp da tatlı canını sıkıntıya sokuyorsun a budala... Bırak şu musibet göz yaşlarını kana kana aksın. Belki biraz da ferahlarsın...
Madem ki yüreğim ağlıyor, gözünü ağlatmaktan menetmişsin ne çıkar, ne değişir! Görülüyor ki yemek, içmek, uyumak gibi bu da bir ihtiyaç... Kimden sıkılıp da tatlı canını sıkıntıya sokuyorsun a budala... Bırak şu musibet göz yaşlarını kana kana aksın. Belki biraz da ferahlarsın...
"Bazı tesadüfler insana elli senede öğrenemeyeceği şeyleri iki dakikada öğretiyor."
İnsan ne anlaşılmaz bir mahluk.Şantajcı,çingene falan gibi sıfatları bile icabına göre hazmediyor.Tek enayi demesinler diye.
Dert gider yerini boş bırakmaz.
"Bazı tesadüfler insana elli senede öğrenemeyeceği şeyleri iki dakika da öğretir."
Allah adamın aklıyla beraber arını, namusunu da alıyor.
İnsan yüz yaşına gelse nafile halini bilemiyor
Büyük idealistler için ölümün gecikmesi bir felakettir.
Şaşkınlık da teessürün bir şekli
“Adam, dünyaya bir kere gelir diye rezalet içinde gitmeye mânâ yoktu..”
Bazı tesadüfler insana elli senede öğrenemeyeceği şeyleri iki dakikada öğretiyor.
- Ayıp, gülünç ne demek. Asıl ayıp ve gülünç olan şey böyle uydurma fikirlere kapılarak yüreğimizden gelen halis bir duyguyu boğmaya uğraşmaktadır. Madem ki yüreğim ağlıyor, gözünü ağlatmaktan menetmişsin ne çıkar, ne değişir! Görülüyor ki yemek, içmek, uyumak gibi bu da bir ihtiyaç... Kimden sıkılıp da tatlı canını sıkıntıya sokuyorsun a budala... Bırak şu musibet göz yaşlarını kana kana aksın. Belki biraz da ferahlarsın...
Yemek pişirmekten ne kadar hoşlanıyorsa bulaşık yıkamaktan da o kadar tiksiniyordu.

Eski Ahbap İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Eski kelimeler, eski dünya, nostaljik İstanbul manzaraları. Sene 1917 burada olan hiç kimse bilmez yaşamamıştır ama bu kitabı okuyunca Reşat Nuri Güntekin'in eşsiz tasvirleriyle insan yaşıyor o devri.

Elimde beyaz dantelli şemsiyem, suratımda tül işlemeli peçemle faytona binip bir güzel turladım Beyoğlunu, Şişliyi. Bana göz kırpan bir İstanbul beyefendisinin yanından geçerken mendilimi bıraktım gelip penceremin dibinde serenat yaptı. Eskiden aşklar bile masumdu. (DUA) 
Eski Ahbap ve Boyunduruk isimli 2 hikayeden oluşan kitabın ilk hikayesinde 50lerine yaklaşan eşini kaybetmiş bir adamın, 2. hikayesinde yaklaşık yine aynı yaşlarda evli bir adamın öyküsünü okuyoruz. Ikisinde de erkekler duygusal, masum, akıllı ama bir şekilde tufaya getirilen adamlar. Kadın karakterlerse çıkarcı ve oyuncu.
Kitapta bir sürü eski kelime var, cümlenin akışına göre az çok tahmin ediliyor ama betimlemek için kullanılan kelimelere bakmak zorunda kalınıyor. İş bankası yayınları gibi günümüz Türkçesi halini ya da dipnotlarla belirtilmesini tercih ederdim. (Belki güncel baskılar farklıdır, elimdeki 2000 baskısı)

Öyküler Bursa ve İstanbul'da geçiyor.
İlk öykü Eski Ahbapta karakter eşini kaybediyor, çok üzülüyor ve birkaç ay sonra kafa dağıtmak için İstanbul'a gidiyor. Çocukları orda gezip eğlenip paralarını harcayacak diye gitmesini istemiyorlar. Kaldığı pansiyonda nasıl haber alıyorsa çok eski bir ahbabı onu buluyor acısını paylaşıyor ve o günden itibaren İstanbul'da birlikte vakit geçiriyorlar sonra olaylar başlıyor.

2. öykü Boyunduruk, ailesini kaybetmiş ve büyük teyzesinin izole hayatı içinde büyütülmüş kimyageri anlatıyor. Teyze de adamın eşi de çok baskın karakterler sürekli Celil Hıfzı beyi yönlendiriyorlar. Teyzesinin baskısıyla, duygu sömürüsüyle evleniyor ama teyze de evlendirdiğine pişman oluyor çünkü gelinimiz eli maşalı eviyle, çocuğuyla, eşiyle ilgilenmeyen, sonradan görme, sürekli para harcayıp akşamlara kadar gezen, komşuculuk oynayan ama hiçbir davetten geri kalmayan şirret bir kadın.
Teyzesi vakti zamanında namussuzluk etmemişse bir kadın asla kapıya konmaz dediği için her şeye göz yuman bir adam var. Onun bu evlilik içinde git gellerini okuyoruz.
Iki öykü de o eski zamanların ders verici öykülerinden. Kısacık bir kitaptı, okurken sıkılmaya vakit olmuyor sadece kelime anlamlarına bakmak zaman alıyor .
Nostaljik hava hoşuma gitti. Kadınların çevirdiği dolaplar biraz tahammül zorlayıcı olabiliyordu yine de keyifliydi, sevdim. Denk gelen okusun ama illa okunmalı demiyorum.
İyi okumalar. (c.canik) 
Şu halde kala kala bir tek çare kalıyordu: Kadınlik cilvelerinden istifade etmek. Kadin gözü, kadin sesi, kadin kokusu öyle bir kuvvetli ki, degil boyle insan sifatindaki öküzlerin, yedi düvele meydan okuyan tığ gibi babayigitlerin gözünü, elini, dilini bağlardı. Kadin ne ister de olmazdi ? (Elifce Kitap) 

Kitabın Yazarı Reşat Nuri Güntekin Kimdir?
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889;, İstanbul - 7 Aralık 1956; Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Geceve Anadolu Notları gibi önemli eserlere imza atmış romancı, öykücü ve oyun yazarıdır.

Hayatı

1889'da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Babası, askeri tabip Nuri Bey, annesi Kars valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'dır. Reşide adlı kız kardeşi çok genç yaşta hayatını kaybetti, tek çocuk olarak büyüdü. Babası askeri doktor olduğu için öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Reşat Nuri, ilköğrenimine Çanakkale'de başladı. Çocukluk yıllarında dinlediği Fatma Aliye Hanım’ın Udi isimli romanı hayatına iz bırakıp,sanata heveslendiren eserleri arasına girdi. Babasının Çanakkale’deki evlerinde zengin bir kütüphanesinin olması onu kitaplara iten ve yazı yazma kültürünün gelişmesini sağlayan bir araç oldu. İzmir'deki Frerler okulunda bir süre öğrenim gördükten sonra İstanbul’da Saint Joseph Lisesi’nde öğrenim gördü. Yükseköğrenimini Darülfünun Edebiyat Şubesi'nde 1912'de tamamladı. Böylece öğrenim hayatını yirmi üç yaşında bitirmiş oldu.

1927'ye kadar Bursa ve İstanbul’da çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmeni ve müdür olarak görev yaptı. Görev aldığı okulların bazıları Bursa Sultanisi, İstanbul Beşiktaş İttihat Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı Kebir Mektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, Osman Gazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy Kız Lisesi'dir. 1927’de Erenköy Lisesi’nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlendi.

Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra edebiyatla uğraşan Reşat Nuri, Halit Ziya’nın eserlerinden aldığı ilhamla hikâye yazma hevesi duymaktaydı . Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı. Yazı hayatına I. Dünya Savaşı sonlarında başladı. Başlangıçta “Eski Ahbap” (1917) gibi uzun hikayeler, “Hançer”(1920) ve “Eski Rüya” (1922) gibi sahne eserleri, “Gizli El” (1924) gibi romanlar yazan, tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlayan sanatçı “Çalıkuşu” adlı romanının 1922’de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilmesiyle şöhrete kavuştu.

Güntekin, 1931'de maarif müfettişi oldu ve bu arada Dil Heyeti'yle birlikte bazı çalışmalarda bulundu. Anadolu’yu baştan başa dolaşmasına neden olan müfettişlik görevi sayesinde ülkenin gerçeklerini yakından görme ve tanıma imkânı buldu.

1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. 1941’de tek çocuğu olan kızı Ela dünyaya geldi.

1947'de, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Güntekin daha sonra müfettişlik görevine geri döndü ve 1950'deBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gitti. Paris kültür ataşeliği yaptı. 1954'te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kaldı.

Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatrosu edebi heyeti üyeliği yaptı. Güntekin'e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü, Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü.

Levent’te oturduğu sokağa “Çalıkuşu” ismi, Kadıköy’de ve İzmir’de bir ilköğretim okuluna ve Fatih'te bir tiyatro sahnesine Reşat Nuri Güntekin ismi verilmiştir.

Eserleri Hakkında Bilgiler

Yazar, öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir.

Anadolu insanını iyi tanıdığını eserlerinden anlaşılır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır.

Çalışma Yöntemi Hakkında

Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar:

"Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma imkânını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."

Reşat Nuri Güntekin Kitapları - Eserleri
Çalıkuşu
Acımak
Yaprak Dökümü
Anadolu Notları 1-2
Yeşil Gece
Leyla ile Mecnun

Kan Davası
Damga
Dudaktan Kalbe
Akşam Güneşi
Bir Kadın Düşmanı
Değirmen
Kızılcık Dalları

Olağan İşler
Miskinler Tekkesi
Eski Hastalık
Ateş Gecesi
Gökyüzü
Gizli El
Harabelerin Çiçeği

Sönmüş Yıldızlar
Tanrı Misafiri
Kavak Yelleri
Son Sığınak
Hadiye'ye Mektuplar
Salgın - Madalyonun Ters Tarafı
Eski Ahbap

Balıkesir Muhasebecisi - Tanrıdağı Ziyafeti
Hülleci
Eski Şarkı / Yaprak Dökümü
Bir Kır Eğlencesi
Gizli El - Sahne Işıkları
Bir Köy Öğretmeni
Roçild Bey

Çalıkuşu
Madalyonun Öteki Yüzü
Yeşil Gece

Reşat Nuri Güntekin Alıntıları - Sözleri
"Ben sevmeyi onların hepsinden daha iyi biliyorum.." (Olağan İşler)
Ne bileyim, insan kalbi, öyle anlaşılmaz bir şey ki!.. (Çalıkuşu)
— Bu acı, zamanla geçer mi acaba enişte?
 — Her yara gibi o da kapanır kızım,.. Bahusus sen, hemen hemen çocuksun... Önünde bütün bir hayat var... izi bile kalmaz...
       Bu teselli sözleri onu bilâkis daha ziyade meyus etti.
   — Ne fena bir şey söylediniz enişte...
 - Niçin?
    — Çünkü ben, bu yarayı çok seviyorum. (Akşam Güneşi)
Fakat hiddet, insana neler yaptırmaz? (Gökyüzü)
Uzun uzun yüzüme baktıktan sonra gülümseyerek: "Züleyha, senin ne kadar çok susacak şeyin varmış!" dedi. (Eski Hastalık)
Aynı duayı birbirimden habersiz eden iki insan, er ya da geç birbirlerine kavuşurlar. (Çalıkuşu)

Tevekkeli dememişler, deli bir kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramaz diye... (Değirmen)
O mesut olursa ben ziyan olan gençliğime acımayacağım. (Dudaktan Kalbe)
Atalarımızın "Ar ve hayâ perdesi yırtılmak" diye pek düşündürücü bir tâbirleri vardır... İnsanın öyle şeyleri saklayıp bir anda ortaya çıkardığı oluyor ki... (Kavak Yelleri)
" Benim derdim başka... Herkesin bir şeyden şikayeti var; benimki belli değil... Düşünmek, istemek... Hoş bir şey olacağını tahmin ediyorum. Ben, o kadar fukarayım ki..." (Son Sığınak)
"Meğer ben seni ne kadar severmişim..." (Dudaktan Kalbe)
"Benim asıl davam kendi kendimle.." (Gökyüzü)
Gülmesini biliriz biz yalandan. (Damga)

Sevda, tatlı şeydi. Fakat ne çare ki vefa ile bir arada yaşayamıyordu. (Sönmüş Yıldızlar)
İnsan, sırası geldikçe eğlenmeli, ama bütün aklını da eğlenceye vermemeli! (Kızılcık Dalları)
Kurdun çocuğu nihayet kurt olur. (Kızılcık Dalları)
Bazı tesadüfler insana elli senede öğrenemeyeceği şeyleri iki dakikada öğretiyor. (Eski Ahbap)
İnsanların paradan başka şeylerle de mesut olacaklarına inanarak yaşadım.O kanaatle öleceğim. (Eski Şarkı / Yaprak Dökümü)
İlim para ile satılmaz... (Kavak Yelleri)
Bu dağ tepesinde bütün dünya ile alakasını kesmiş garip, fakir köylülerin cehaletlerinden başka ne günahları olur? (Salgın - Madalyonun Ters Tarafı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/eski-ahbap-resat-nuri-guntekin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)