# Eski Şiirler Yeni Türküler - Vedat Türkali Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Eski Şiirler Yeni Türküler kimin eseri? Eski Şiirler Yeni Türküler kitabının yazarı kimdir? Eski Şiirler Yeni Türküler konusu ve anafikri nedir? Eski Şiirler Yeni Türküler kitabı ne anlatıyor? Eski Şiirler Yeni Türküler kitabının yazarı Vedat Türkali kimdir? İşte Eski Şiirler Yeni Türküler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/eski-siirler-yeni-turkuler-vedat-turkali-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T06:00:19+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T06:00:19+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/vedat-turkali-kimdir-vedat-turkali-kitaplari-ve-sozleri-150954.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Vedat Türkali 
 Yayın Evi: Gendaş Kültür 
 İSBN: 9789753083324 
 Sayfa Sayısı: 145 

Eski Şiirler Yeni Türküler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Haliç'inde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniye'nde güneş
Hey sen ne güzelsin kavgamızın şehri.

Eski Şiirler Yeni Türküler Alıntıları - Sözleri
...haktan bahseden namuslu insanları
yağmurlu bir mart akşamı topladılar
karanlık mahzenlerinde şehrin
cellatlara gün doğdu...
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin İstanbul

Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Plajlarında karaborsacılar
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
Meyvesini birlikte devşirirler
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Et tereyağı şeker
Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
Hürriyet yok
Ekmek yok
Hak yok
Kolların ardından bağlandı
Kesildi yolbaşların
Haramilerin gayrısına yaşamak yok

Almış dizginleri eline
Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
Onların kemik yalayan dostları
Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
Ve sen
Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
Seni öldürürler
Seni sürerler
Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
İpek şiltelerin istakozların
ve ahmak selameti için
Hakkında idam hükümleri verilir

Haktan bahseden namuslu insanları
Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
Karanlık mahzenlerinde şehrin
Cellatlara gün doğdu
Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
Bir kalem yazın vardır
Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
Söylenmez

Haramiler kesmiş sokak başlarını
Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
Haramilerin elinde
Ve mahzenlerinde insanlar bekler
Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bulutların ardında damla damla sesler
Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
Arkadaşlar çıktı karşıma
Dindi şakalarımın ağrısı

Bir kadın yoldaş tanırdım
Bir kardeş karısı
Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
Gebeliğin dokuzuncu ayında
Aç kurtların varoşlara saldırdığı
Tipili bir gece yarısı
Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
Otuzbeş kiloluk sırrımızı
Zafer kanlı zafer kıpkırmızı

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanıtını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın
"Ne diye yüzümüze güler durur
Düşman düşmanlığını bilsin"
“ Bu denizli çiçekli kuşlu dünyada
bir tek acılar mıdır payımıza düşen”
...et tereyağı şeker
padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
yumurta masalıyla büyütülür çocuklar
hürriyet yok
ekmek yok
hak yok
kolların ardından bağlandı
kesildi yolbaşların
haramilerden gayrısına yaşamak yok...
...almış dizginleri eline
bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
onların kemik yalayan dostları
onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
ve sen esnaf sen köylü sen memur sen entellektüel
ve sen
ve sen haktan bahseden ortaköy'ün cibali'nin işçisi
seni öldürürler
seni sürerler...
...haramiler kesmiş sokak başlarını
polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
haramilerin elinde
ve mahzenlerinde insanlar bekler
gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer...
...boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
bekle bizi...

...
(eylül 1944,akşehir)
...bekle zafer şarkılarıyla caddelerden geçişimizi
bekle yumruklarımız
haramilerin saltanatını yıksın...
...yüreğimde burkulma
ülkede karanlık
ülkede ölümün kahredici soluğu...

...
(harbiye cezaevi, kasım 1953)
...yerin altında uğul uğul kurtuluşun sesidir
hücrelerde serilmiş insanlar
ayaklar kanlı paramparça
karanlığın arkasında bekleyen
yurdumun yarınında doğacak şafak
işçi sınıfının gerçek partisidir...
...çelik canavarlar gibi tanklar değil
caddelere yakışan özgürlük ekmek türküleridir...
...beni aldıkları gün oğlan iki buçuk aylıktı
ağlayıp duruyordu annesinin kucağında
bugün oğlan yedisinde kız on dördünü sürüyor
biz böyle yıllardır vatanı
cezaevlerinden seyrediyoruz
tarihin en aydınlık çağında
ıpıssız bir adada unutulmuş gibiyiz...
...bir seçim oyununda daha dün antep'te
namuslu halkımıza tanklarla saldırdılar...

...
(adana cezaevi, 1958)
...papatya tarlaları gibi insanlar
ellerinde silah karanlığa karşı
gülmesini öğrendiler
karanlık şaşkın
çaresiz karanlık...
...sırtlarımızda silah karnımızda açlık
yarın madrid'e kaçıyoruz
günde üç öğün yerine
pantolon kemerlerine
üç delik açıyoruz
kan ölüm ateş
kopmuş kelleler insan etleri
serpilmiş şehrin sokaklarına
bu ölüler diyarına
ölümü tepeden indiriyor tayyareler
caddelerde fareler
insan eti yemekten adolf hitler'e benzedi
bu diyarda karnı toklar karnı açları yedi...

...
(beyazıt, 1938)
...biz bütün ispanya
bütün barselona
bütün biz
evvelki gece bu meyhanede yemin ettik
bu patron kullarına
bu itoğullarına
göstereceğiz
günü gelecek
kanımızı emen akbabaları
yerlere sereceğiz...

Eski Şiirler Yeni Türküler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sana da merhaba Vedat Türkali
İlk önce şiirleri ile tanışmak istedim. Mücadeleci ruhunun yansıdığı şiirlerini okudum ve en güzeli tabi ki İstanbul (esra mayda) 
Bu kitabın Ayrıntı yayınlarından çıkan yeni baskısını okudum.özenli,güzel bir çalışma.Hapishanede yaşadıklarının anlatıldığı İlk bölümün ikinci şiiri hepimizin bildiği Bekle Bizi istanbul .İkinci bölümde iki perdelik oyunlarındaki türkülerden seçmeler var.Sonunda da Ataol Behramoğlu'nun yazarla söyleşisi yeralıyor.Hep romanıyla tanıdığım yazarı bir de böyle okumak çok iyi oldu.İlk bölümde sadece yazarın hapishane günlerini okumuyor,Türkiye'nin yakın geleceğinde yaşanılan haksızlıkları bir kere daha hatırlıyorsunuz. Şiirler yer yer Nazım Hikmet, Ahmed Arif şiirlerini andırsa da kendine özgü tarzını da koruyor.İkinci bölümdeki türküler yergi dolu hem acıtan hem gülümseten türküler.Vedat Türkali'yi sadece romanlarından değil birey olarak tanımak adına iyi bir başlangıç kitabı. (ÜMİT YILMAZ) 
Son kısımdaki iki perdelik oyunlar epey eğlenceliydi. Şiirler arasında da çok beğendiğim kısımlar oldu.
Şiirlerden yazıldığı dönemin durumu da anlaşılıyor. Duygusal pekçok kısım da vardı. Okuduğum birkaç şiir kitapları arasında diğer pekçoğundan daha düzgün şiirler okuduğum için mutluyum. Beğendim. (Oldpr) 

Kitabın Yazarı Vedat Türkali Kimdir?
Vedat Türkali (doğumu. 13 Mayıs 1919, Samsun) Abdülkadir Demirkan 'ın (1950'li yıllarda Abdülkadir Pirhasan olmuştur) yazılarında kullandığı ismidir. Senarist, şair ve romancı olan Türkali, liseyi Samsun Lisesi'nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun olmuştur. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan'la evlenmiştir.

Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951'de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklanmış; 9 yıl ceza almış 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kalmıştır. Gar Yayınları'nı Rıfat Ilgaz ile kurduktan sonra, 1960'da Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başlamıştır. Senaristliğine devam eden Türkali, 1965'de yönetmenliği denemiştir.

Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık gibi romanları Türk edebiyatının en büyük eserleri arasına girmiş; daha sonra da Yeşilçam Dedikleri Türkiye ve Tek Kişilik Ölüm romanlarını da yazmıştır.

Mihri Belli'nin yakın arkadaşı ve Atıf Yılmaz'ın arkadaşı ve akrabasıdır. TKP'nin eski üyelerindendir. 2002 seçimlerinde DEHAP'dan aday olarak aktif siyasete atılmıştır.

Vedat Türkali, oyuncu Deniz Türkali ve yönetmen Barış Pirhasan'ın babası, Deniz Türkali'nin kızı şarkıcı Zeynep Casalini'nin dedesidir.

Vedat Türkali Kitapları - Eserleri
Fatmagül'ün Suçu Ne?
Güven - Cilt 1
Güven - Cilt 2
Bir Gün Tek Başına
Mavi Karanlık
Özgürlük İçin Kürt Yazıları

Şeytanın Kaşık Oyunları
Tüm Yazıları Konuşmaları
Yalancı Tanıklar Kahvesi
141. Basamak
Bu Ölü Kalkacak
Dallar Yeşil Olmalı
Eski Filmler

Eski Şiirler Yeni Türküler
Üç Film Birden
Yeşilçam Dedikleri Türkiye
Komünist
Ölmedikçe
Kayıp Romanlar
Tek Kişilik Ölüm - Komünist

Tüm Yazıları Konuşmaları 2
Özgürlük İçin Kürt Yazıları 2
Bitti Bitti Bitmedi
Tek Kişilik Ölüm
Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler
Bu Gemi Nereye
Yanıtlar

Güven (4 Cilt Takım)
Güven - Özel Baskı(Birinci Kitap)
Güven - Özel Baskı(İkinci Kitap)
Güven - Özel Baskı(Üçüncü Kitap)
Güven - Özel Baskı(Dördüncü Kitap)
Mavi Karanlık
Eski Şiirler Yeni Türküler

Tiyatro Oyunları

Vedat Türkali Alıntıları - Sözleri
Kitap rüzgâr olmalı, perdeyi kaldırmalıdır. (Komünist)
Bedenini söküp atabilseydi, yaksaydı onu, başka bir beden giyinebilseydi... (Fatmagül'ün Suçu Ne?)
Dünyanın en acımasız canavarı yatıyor içimizde. (Mavi Karanlık)
Evlenmek, işte böyle bir eve tıkılmak, yemek pişirip çocuk doğurmak, erkeğini beklemek, bir süre sonra da sevişmenin tadını tuzunu yitirmek olmalı. (Güven - Cilt 1)
"Kirlendik mi, hiçbir yağmur arıtmıyor bizi!" (Mavi Karanlık)
En güzel dünya çocuklarla delilerin dünyası ! (Tek Kişilik Ölüm)

Nazım'ın dizelerindeki gibi. ''Nereden ,nasıl geleceğini bilmeden gelecek dehşetli güzel günlere inanıyorduk!..'' (Tek Kişilik Ölüm - Komünist)
Enişte sözü çirkin. Keşke hiç olmasaydı Türkçede böyle bir söz daha iyiydi! (Güven - Cilt 1)
Korkuyorum yalnızlıktan; senin olmadığın her yerde yalnızım. (Mavi Karanlık)
"Itri'yi de dinleyeceksin,Bach'ı da .Marks'ı da bileceksin,Bedrettin 'i de .

Nâzım'ın şiiri olmasa nerden bilecektik Bedrettin'i?" (Güven - Özel Baskı(Birinci Kitap))
Bir bilsen dostunu düşmanını kardeş
Bir bilsen nedendir çektiklerimiz
Nasıl da başka olacak yaşamanın tadı (Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler)
Yıkılamaz, görkemli sosyalist toplum, bu sindirilmiş aydınlarla, "depolitize" edilmiş emekçi sürüleriyle mi kurulacaktı? (Komünist)
Dünya tatlı da, birbirlerine çirkin yazgılar oluşturmak için insanlar yaratıyor tatsızlıkları! (Bitti Bitti Bitmedi)

...yönetmen hamit akınlı ''bu ölü kalkacak''ı şehir tiyatrosu'nda sergilemek için bana başvurduğunda, elimde oyunun teksti bile yoktu. sağolsun, seçici kurul üyesi iken edinip sakladığı oyunla çalışmalara girişebilmişti sayın akınlı.
oyun fatih şehir tiyatrosu'nda oldukça iyi karşılandı. yılın ikinci yarısında üsküdar şehir tiyatrosu'na geçirilince nerdeyse kapalı gişeye gidiyordu ki, bir ''ihbar'' sonucu savcılık kararıyla oyun durduruldu...

...
(vedat türkali) (Bu Ölü Kalkacak)
- Kolay ne var bu dünyada? Sen bunları kolay mı yaşadın? (Bitti Bitti Bitmedi)
İngiliz kompradorları olan Ermeni varsılları üstüne Kürtler'in saldırtılması, kıyıma uğratılması, ittihatçılarca da benimsenip sürdürülen bir Abdülhamit kalıtıdır.. Ancak Kürtler'i sindirip yok etmenin de yollarını ararlar. I. Dünya Savaşı başlarında, Ermeni saldırısından korunması gerekçesiyle, Kürtler'i yerlerinden, yurtlarından ayırıp yoğun Türk bölgeleri arasında dağıttıkları bilinir. Bu göçlerde, açlıktan, soğuktan, hastalıktan ölenlerin sayısı belli değildir. 1920 yılındaki Koçgiri Kürt halk başkaldırısını canavarca kıyım, kırımla bastıran Sakallı Nurettin Paşa'nın "Türkiye'de Zo' diyenleri yok ettik, 'Lo' diyenleri de ben kökünden temizleyeceğim!" sözleri ulusalcılık savındaki ittihatçı kafasının göstergesi gibidir. (Özgürlük İçin Kürt Yazıları)
...boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
bekle bizi...

...
(eylül 1944,akşehir) (Eski Şiirler Yeni Türküler)
Şu para denen pisliği bulanın... Kes zevzekliği de işine bak! Bin yıllardır dünyayı o pis para değiştiriyor; sövgülere şerbetli! (Yalancı Tanıklar Kahvesi)
"Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz" diyor Başbakan. Desen ne olacak, demesen ne olacak. Devletin tüm önemli koltuklarını bölüşüp oturmuş faşistler. (Yalancı Tanıklar Kahvesi)
Alıştık, dedi. Herkes kendi acısını yaşıyor sonunda.. (Kayıp Romanlar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/eski-siirler-yeni-turkuler-vedat-turkali-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)