# Eskimez Yeni - M. Hayri Kırbaşoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Eskimez Yeni kimin eseri? Eskimez Yeni kitabının yazarı kimdir? Eskimez Yeni konusu ve anafikri nedir? Eskimez Yeni kitabı ne anlatıyor? Eskimez Yeni PDF indirme linki var mı?  Eskimez Yeni kitabının yazarı M. Hayri Kırbaşoğlu kimdir? İşte Eskimez Yeni kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/eskimez-yeni-m-hayri-kirbasoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-12-04T15:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-12-04T15:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/12/04/m-hayri-kirbasoglu-kimdir-m-hayri-kirbasoglu-kitaplari-ve-sozleri-352012.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: M. Hayri Kırbaşoğlu 
 Yayın Evi: Otto Yayınevi 
 İSBN: 9786059621526 
 Sayfa Sayısı: 224 
--reklam--
Eskimez Yeni Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu eser, hadisleri bugün nasıl yorumlayabileceğimize dair birtakım pratik örnekler sunmaktadır. Eserde, hemen herkesin okuyabileceği bir dil ve üslup kullanılmış ve her metin rahatlıkla okunabilecek hacimde tutulmuştur. Hadis rivayetlerinden İslam dünyasının günümüz gerçekleriyle ilgili olanları seçilmiştir. Seçilen rivayetlerin yorumları masa başında akla gelenlerin kâğıda dökülmesinden ibaret değildir. Çoğunluğu çağdaş pek çok ilim ve fikir adamının eserlerinden süzülmüş bir hülasa da sizlere dolaylı olarak sunulmaktadır. Zaman, “Ey iman edenler! İyilik ve Allah'ın yasaklarından sakınma konusunda yardımlaşın, kötülük ve düşmanlık konusunda yardımlaşmayın” ayetini hayata geçirme zamanıdır ve bu kitap bu yolda yapılmış bir davettir.
Eskimez Yeni Alıntıları - Sözleri
Müslüman Allah'tan bir şeyler beklerken buna mukabil bazı şeyleri de yapmalıdır ki, istemeye yüzü olsun.
Müslümanlık çoğumuzun anladığı ve düşündüğü gibi namazla bitmez, tam aksine namazla başlar.
Kur'an ölülerden ziyade yaşayanlar içindir ve yaşanmak içindir.
Ancak maddi ilerlemeyi sağladığı kadar, insanın manevi ihtiyaçlarını da tatmin edebilen bir sistem, insanlığı gerçek saadete ulaştırabilir.
Hz. Muhammed (sas) halkı nezdinde, herhangi bir devlet başkanıyla mukayese edilemeyecek kadar yüksek bir mevkiye sahip bir peygamber olma özelliği bir yana, siyasi bir lider olarak dahi o, geçmiş ve gelecek bütün liderler içerisinde eşsizdir. O, ne debdebesi, ne merasimi ya da kıyafeti, ne evi, konuşma tarzı vs. ile diğer insanlardan ayırt edilirdi. Ona 'Ey Allah'ın Rasulü' veya 'Ey Allah'ın peygamberi' diye hitap edildiği gibi, 'Ey Muhammed' de denilebilirdi. Onun zamanında herkes onunla senli benli konuşabiliyordu. Savaş hali ve yabancı istila hariç, evinin kapısında bekçi veya muhafız bile yoktu. Onun kendine mahsus bir köşkü veya sarayı da yoktu. Bir devlet başkanı olmasına rağmen herkesle hemhal olur, en sıradan bir insan bile, hiçbir güçlükle karşılaşmadan ona yaklaşıp, onunla görüşebilirdi. Yollarda veya şehrin çarşılarında halktan biri gibi dolaşırdı. Kendisine ziyaretçileri haber vermek için bir hizmetkar bulunurdu, fakat bu onun için bir ayrıcalık değildi, zira o zaman, çok fakir olanlar hariç, hemen herkesin bir hizmetçisi vardı.
İyilik sadece Allah'tan istenir; yaratılmışlardan, Allah adına aracılık iddiasında bulunan yalancılardan değil!
Toplumsal Otokontrol: İyiliği emretmez, kötülüğü yasaklamazsak gemide hepimiz batarız.
Bugün ferdiyle toplumuyla Müslümanların, İslam'ı yeniden ve Kur'an'ın anlattığı şekilde anlamalarına, Müslümanlık anlayışlarını yeniden gözden geçirmelerine şiddetle ihtiyaç vardır.
Her gün kıldığı namazlarda okudugu Fatiha suresinde "Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım dileriz." diyen bir Müslümanın, öte yandan, ne kadar faziletli, ne kadar büyük olursa olsun, isterse kendilerine veli, evliya veya ermiş denen insanlar olsun, Allah'ın dışındaki varlıklardan yardım dilemesi, onlardan medet umması, onların kendisine dünyevi veya uhrevi bir fayda verebileceğine ya da bir zaran defedebilecegine inanması, hem Kur'an'a, hem de Sünnet'e aykırıdır ve aynı zamanda açık bir çelişkidir.
"İslam'ın şartı kaçtır?" denilecek olursa, buna verilecek cevap şudur: Bir kimsenin Müslüman olabilmesi için onun Kuran'da emredilen her hususa uyuması, yasaklanan her husustan da kaçınması en birinci şarttır. Ancak, bu oldukça genel bir şart olup, incelendiğinde birçok şartı da ihtiva ettiği görülür.
Eskimez Yeni İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Modern Bir Seçki Hadis Şerhi Örneği: M. Hayri Kırbaşoğlu'nun günümüzün ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak oluşturduğu, içindeki yazıların sıralamasını önemine göre yaptığını belirttiği "Eskimez Yeni" adlı eseri, aslında bazı hadis ve konular üzerinde yapılan ve sayısı 52'yi bulan yorumları içermektedir. Ayrıca yazar bu kitabın önceki baskılarında adının "Sünnet'te Çağa Elli İki Mesaj" olduğunu da söylemektedir.

Hayri Hoca, ön sözde böyle bir kitaba ihtiyaç bulunduğunu düşünerek kendi hadis projesinde sıralama değişikliğini yaptığını belirtmektedir. Bu kitabı daha çok İslami ilim tedrisinde bulunan insanlar için değil de, halk için yazdığını da yine aynı yerde söylemektedir. Zaten söz konusu edilen kitaptaki yazılar okunduğunda bunların kısa ve sohbet havasında yazıldığı da anlaşılıyor.

M. Hayri Kırbaşoğlu, halk için yazdığını belirttiği bu eserinde konuların sırasını da özenle seçmiş ve belli bir sisteme göre düzenlemiştir. İslam'ı anlamak adına bazı yorumlarda bulunduktan sonra cahiliye ve tevhid hakkında yorumlarda bulunmuş, daha sonra Allah anlayışı, Hz. Peygamber'i anlamak, Kur'an'ı anlamak, ihsan, takva, cihad, emri bil maruf, sosyal dayanışma, işçi hakları, adil gelir dağılımı, tevekkül, besmele, İslâm'ın ilme bakışı, kadın meselesi ve ibadetleri anlamak başlıkları ile kitabı noktalamıştır. Mezkur dizilime dikkat edilirse burada aslında bir mesaj olduğu ve bir bilinç verilmeye çalışıldığı ortadadır. Hayri Hoca, önceliklerimizi yeniden düzenlenmemizi istemekte, bozulan anlayışımızın ıslahı için çabalamaktadır.

Kitaptaki yazılara gelecek olursam birçoğunu başarılı bulduğumu belirtmem gerek. Bu yazıların birçoğunda kelime tahlili yapılmakta, konuya dair günümüzden örnekler verilmekte ve şimdi bu konu için neler yapabileceğimiz araştırılmaktadır. Özelikle az sonra isimlerini vereceğim yazıları yeniden okunmaya değer görüyorum: "Cahiliye ve İslam", "Tevhid'i Anlamak", "İbadet Kavramını Anlamak", "Hz. Peygamber'in Doğum Gününü Anlamlandırmak", "İslâm'ın Orijinalitesini Muhafaza Etmek", "Takvayı Anlamak; Takva, Ahiret Merkezli Bir Kavramdır" ve "Sosyal Dayanışma: Dertler Paylaşıldıkça Azalır".

Sonuç olarak modern bir hadis şerhi okumak isterseniz bu eseri okumanızı tavsiye ederim.

Bu kitaptan yaptığım alıntıları bir arada görmek için tıklayınız:
https://sametonurr.medium.com/eskimez-yeni-i%CC%87nceleme-ve-al%C4%B1nt%C4%B1lar-63e323c05c61 (Samet Onur) 
Muhammed İkbal Hz Peygamber(sav) için şöyle demektedir: "İslam peygamberini Eski dünya ile modern dünyanın ortasında durmuş görmekteyiz Hz Peygamber sallallahü ve sellem bildirmiş olduğu Vahyin kaynağı bakımından eski dünyaya, fakat bildirmiş olduğu Vahyin ruhu bakımından modern dünyaya bağlıdır." yazar Muhammed Abduh 'un bu sözünden esinlenerek Hz Peygamberin (sav)sünnetinin her çağda ,yeniden yorumlanması gerektiğini bildirmektedir. Kitapta sünnetin 21. yüzyıl şartlarında yaşanılabilir bir hale getirilmesi ve hayata geçirilmesi konusunda teorik ve pratik deneme çabaları anlatılmaktadır. (Şaşkan#) 
Eskimez Yeni PDF indirme linki var mı?
--reklam--
M. Hayri Kırbaşoğlu - Eskimez Yeni kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Eskimez Yeni PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı M. Hayri Kırbaşoğlu Kimdir?
İlahiyat profesörü, akademisyen, yazar. 1 Haziran 1954, Manisa doğumlu. Ali Rıza Çevik İlkokulu (1965), Manisa Lisesi
(1972), Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi (1978) mezunu. Doktorasını Ankara Üniversitesi SBE’de “Ashabu’l Hadis’e Göre
Allah’ın Sıfatları Problemi” (1983) adlı tezi ile tamamladı. Akademik kariyerini tamamlayarak profesör oldu. DİB Başkan
Danışmanlığı (1988-1989) yaptı. Çalışmalarını AÜ İlâhiyat Fakültesi öğretim üyesi olarak sürdürdü.
Makaleleri, kurucuları arasında yer aldığı İslâmi Araştırmalar (editör yardımcılığı ve yayın kurulu başkanlığı), İslâmiyat,
Bilgi ve Hikmet, İslâmiyat (yayın kurulu başkanlığı, yazı kurulu üyeliği), AÜ İlâhiyat Fakültesi Dergisi, İlim ve Sanat, Diyanet
Gazetesi, Liberal Düşünce, Yeni Türkiye’de yayımlandı. OSTİM TV ve TRT’de birer yıl haftalık dini programlar hazırlayıp sundu.
Çok sayıda bilimsel toplantıya katıldı. Özellikle hadis, sünnet gibi konulardan hareketle çağdaş İslâm düşüncesi üzerine
yorumları oldu. Çok sayıda mezuniyet, yüksek lisans, doktora tezi yönetti.
--reklam--
M. Hayri Kırbaşoğlu Kitapları - Eserleri
İslam Düşüncesinde Sünnet
Ahir Zaman İlmihali
Eskimez Yeni
İslam Düşüncesinde Hadis Metodolojisi
Alternatif Hadis Metodolojisi
Destursuz Çağa Girenler
Sünnet'ten Çağa Elli İki Mesaj
Müslüman Kalarak Yenilenmek
Namazların Birleştirilmesi
Üçüncü Yol Mukaddimesi
İslam'ın Kurucu Metni
İslami İlimlerde Metot Sorunu
Ehl-i Sünnetin Kurucu Ataları
Sünni Paradigmanın Oluşumunda Şafii'nin Rolü
Sünneti Çağa Taşımak
--reklam--
M. Hayri Kırbaşoğlu Alıntıları - Sözleri
Bu denge meselesinin ne kadar hayati önemi haiz olduğunu daha iyi görmek için, İslam dünyasında, son zamanlarda yaşanan dünyevileşme süreçlerine şöyle bir göz atmak bile tek başına yeterli olacaktır.

Fakat yine de hiçbir İslam ülkesinde yaşananlar, bu konuda ülkemizde yaşananlar kadar çarpıcı bir örnek teşkil edemez.

Ezici çoğunluğu Müslüman olan ülkemizin bilhassa dindar kesimlerinin son on-yirmi yılda siyasi ve ekonomik alanda giderek güçlenmeleri, beraberinde gözden kaçmayan bir bozulma ve çürümeyi de getirmiştir.

Aslında Allah'a daha iyi bir kul olma hedefiyle yola çıkan birtakım tarikat, cemaat, grup ve partilerin, bu dönemde amaçlarından saparak birer ekonomik işletme ve şirkete dönüştükleri, güç ve iktidar tutkusunun esiri oldukları, daha sonra holdingler hâline geldikleri, bunu da dinî duygulara ve dindar kesimlerin dindarane hassasiyetlerine dayanarak, hatta istismar ederek yaptıkları herkesin malumudur.

Yine bu dünyevileşme sürecinde, "iman davası”nı kimseye bırakmayan bazı çevrelerin başörtüsü meselesinde attıkları geri adımlar, sözüm ona İslami işletmelerin başörtülü çalışanlarını işten çıkarmaları, yine sözüm ona İslami televizyon kanalların da kadının cinselliğini ön plana çıkarmaktan geri kalmayan reklam ve benzeri yayınlarıyla, bu konuda laik-seküler kanallardan herhangi bir farklarının kalmaması, yine İslami sermayenin reklamlarında seküler-kapitalist zihniyetten farkı olmayan bir çizgiyi benimsemeleri, kapitalist mantıkla hareket ederek, bir yandan tüketim kültürünü teşvik ederken, öte yandan çalıştırdıkları işçileri –daha sonra daha düşük ücretle yeniden sözleşme yapmak veya sigorta vb. yükümlülüklerden kurtulmak için hileli yollara başvurmak amacıyla, işten çıkarmaları, dindar söylemlerle yola çıkıp iktidara gelen hükümetlerin, zenginlerin %200-300 oranında servetlerini artırmalarına yarayacak politikalar izlerken, dar ve sabit gelirlilere %10 zammı bile çok görmeleri, bütün siyasi söylemlerini ekonomi (para) merkezli maddi bir bakış açısına endekslemeleri, ama ahlak ve maneviyattan, İslami değerlerden tek kelimeyle bile söz etmemeleri, bu gibi gelişmeler sonucunda âdeta bir “abdestli kapitalistler” sınıfının, “abdestli bir burjuvazinin" ve gömlek çıkarır gibi "değerlerinden” soyunan pragmatist bir "abdestli politikacı ve bürokratlar” zümresinin doğmakta olması, tüketim kültürünün, iktidar ve güç tutkusunun İslami kesimlerde de egemen olmaya başlaması, bu sebeple âdil olmayan bir gelir dağılımının bu gibi kesimler tarafından dert edinilmemesi ve gündeme bile alınmaması, keza finans alanında faaliyet gösteren birtakım İslami kurumların faiz yasağı kapsamında değerlendirilebilecek birtakım işlemlere karşı dirençlerinin kırılması ve sonunda daha önce "finans kurumu" olan adlarından vazgeçip “banka” şeklinde değiştirerek faizci kapitalist sisteme eklemlenmeleri; yine bir zamanlar sigortaya haram diyen aynı dindar çevrelerin benzer şekilde sigortacılık alanında mevcut kapitalist sisteme eklemlenmeleri, dinî kavram, sembol ve unsurların -mesela tekbir ve ihlas gibi-markalaştırılarak ticarete âlet edilmek suretiyle istismar edilmesi vb. daha sayılamayacak kadar çok sayıdaki örnekler, bu dünyevileşme sürecinin hangi boyutlara vardığını gözler önüne sermektedir.

Tam da bu noktada, bütün bu dünyevileşme çabalarının, hatta bazı Müslümanların “masa-kasa-nisâ” uğrunda “şehvet-şöhret-rüşvet” şeytan üçgeninde kıskıvrak yakalanmalarının, Kur'an'ın dikkat çektiği "ahiret yurdunu arama" idealinden bir kopuş anlamına geldiğini itiraf etmekten de çekinmemek gerekir.

Öte yandan, servet, kâr, güç ve iktidarın bizatihi bir amaç hâline geldiğini, malum çevrelerin aslında bunları İslam'a hizmet yolunda talep ettikleri yolundaki iddialarıyla başkalari kadar kendilerini de aldattıklarını aynı şekilde vurgulamakta yarar vardır.

Zira İslami dünya görüşünden ve bu dünya görüşünü oluşturan temel ilkelerden taviz verilerek sürdürülen ekonomik, sosyal ve politik faaliyetlerin, tam da Kur'an'ın yukarıdaki ikazının muhatabı olan bir bozulmanın, yani dünya-ahiret dengesinin dinin aleyhine olarak bozulmasının bir göstergesi olduğunda asla şüphe yoktur.

Dolayısıyla Kur'an'ın bu ikazları doğrultusunda Müslümanların kendilerini fert, cemaat, tarikat, grup veya parti olarak ciddi bir biçimde sorgulamaları ve ortaya çıkan bu sapmalardan süratle vazgeçip, İslami ideallerden taviz vermeyen bir iktisadi, sosyal ve politik faaliyetin mümkün ve herkes için gerekli olduğunu ortaya koymaları gerekir. (Ahir Zaman İlmihali)
Denizde boğulmak üzere olan birisinin canhıraş feryatlarla yardım istemesine aldırmaksızın, Allah'ın emrini yerine getiriyorum diyerek birinin namaza durması ve adamı kurtarmak için kılını kıpırdatmayan onu o halde bırakması nasıl, Akıl mantık, İslam, Vicdan ve ahlak dışı ise başta Irak Müslümanları olmak üzere bütün müslümanların yani bizlerin gözleri önünde kardeşlerimizin katledilmelerini seyrede seyrede ya da olan bitenleri görmezden duymazdan gelerek, gözünü kulağını işlenen katliamlara kapatarak, Müslüman kardeşlerinin katledilmelerini engellemek için hiçbir şey yapmaksızın sadece Allah'tan alacağımız sevapların hesabını yaparak huzur ve mutluluk içerisinde Hac ve umreye gitmekte beis görmemesi de öyle bir şeydir.. (Destursuz Çağa Girenler)
İslam toplumunda hırsızlık vb. cezaları uygulamaya geçmeden önce toplumun refah seviyesinin yükseltilmesi gerekir. Bu yapılmadan fakirliğin hüküm sürdüğü bir toplumda, bu gibi cezaları ugulamaya girişmek hata olur. (İslam Düşüncesinde Sünnet)
İslam da din adamı ya da ruhbanlık yoktur herkes din adamıdır daha doğrusu herkes dinin adamıdır. (Sünnet'ten Çağa Elli İki Mesaj)
Şunu Unutmamak gerekir ki "iman ve İslam" dış dünyayı değiştirmeye, yeryüzündeki her türlü kötülükle mücadeleye yönelmedikce, kötülükleri iyiliklere çevirmek amacıyla yola koyulmadıkça, harekete ve eyleme geçmedikçe, iman davası ispatlanamayan bir iddia olmaktan öteye geçmeyecektir... (Destursuz Çağa Girenler)
Müslüman Allah'tan bir şeyler beklerken buna mukabil bazı şeyleri de yapmalıdır ki, istemeye yüzü olsun. (Eskimez Yeni)
Âhâd hadislerin Kur'an'ı hiçbir şekilde tahsis ve takyit edemeyeceği veya bazı şartlar dahilinde tahsis ve takyit edebileceği görüşünde olanlar açısından ise, birtakım hadiselerin, Kur'an'a aykırılığı ortaya çıktığında reddedilmesi pekala mümkündür.
Özellikle recm cezası, mürtedin öldürülmesi gibi insan hayatının söz konusu olduğu durumlarda, bu konuları, Kur'an da ele aldığı ve ölüm cezası öngörmediği için, Kur'an esas alınıp bu tür rivayetler ona ters düştüğü gerekçesiyle reddedilebilir ki, ihtiyata muvafık olan da budur. (Alternatif Hadis Metodolojisi)
Kur'an ölülerden ziyade yaşayanlar içindir ve yaşanmak içindir. (Eskimez Yeni)
"İslâm Peygamberini eski dünya ile modern dünyanın ortasında durmuş görmekteyiz. Hz. Peygamber (as.) bildirmiş olduğu vahyin kaynağı bakımından eski dünyaya,fakat bildirmiş olduğu vahyin ruhu bakımından modern dünyaya aittir."
Muhammed İkbal (Sünneti Çağa Taşımak)
Asrımızda ulema dediğimiz zevata, nazar-ı dikkatle bakılır ve bu hadîs-i şerîfin meali dahi düşünülüb hatırlanır ise, adı geçen ulemaya aktarıcı, anlatıcı veya tarihçi diyebiliriz, âlim diyemeyiz; çünkü, "Filan böyle demiş"ten başka bir sermayeye mâlik değillerdir. Pek çoklarıyla görüştüm ve en meşhurlarıyla dostluk kurdum, onların içinde, "Ben de böyle diyorum, mesleğim (yolum) da şudur," diyen görmedim. Bunları nasıl uyarmalı ki canım ! Maksâd-ı seniyye-i Muhammediyye bildiğiniz gibi değil ! Yürüdüğünüz yolla onun hiç münasebeti yok. Açık açık dudakları oynatarak, salavat-ı şerîfe sözünü çok söylemek hüner değildir. Çünkü ucunda cisimle, malla, canla bir fedâkarlık yok. Sadece dudak oynatmakla kazanılacak sevabın neticesi olan hazır cennete kim olsa gitmez ! Salavat-ı şerîfeyi kavlen çok tekrarladığımız gibi, fiilen de yapmalıyız. (Alternatif Hadis Metodolojisi)
Son yüzyılda İslam dünyasında gerçekleşen ve ülkemizde de çeşitli şekillerde yansıyan pek çok ilmi ve fikri mesele, "Musâdeme-i efkârdan barîka-i hakîkat doğar" anlayışıyla bir hakikat arayışı ruhuyla tartışılacağı yerde, karşılıklı kuşku ve ithamların havada uçuştuğu paranoyak bir atmosferde ele alınmaya çalışılmakta, daha doğrusu ele alınamamaktadır. (Müslüman Kalarak Yenilenmek)
Bugün islam toplumlarını ve İslami ilimler çevrelerini pençesinde kıvrandıran bu ‘aydınlanmamış muhafazakarlık’ yerini tenkitçi zihniyete dayalı ‘aydınlanmış muhafazakarlığa’ bırakmak zorundadır. (Alternatif Hadis Metodolojisi)
Özelikle hadisler konusunda iyi bir eğitim görmemiş, hatta hiç eğitim almamış bazı heveskar kimselerin dini konularda yazdıkları eserlerin büyük çoğunluğunun, kullanılan hadisler açısından tam bir felaket olduğu acı bir gerçektir. (İslam Düşüncesinde Hadis Metodolojisi)
Bugün ferdiyle toplumuyla Müslümanların, İslam'ı yeniden ve Kur'an'ın anlattığı şekilde anlamalarına, Müslümanlık anlayışlarını yeniden gözden geçirmelerine şiddetle ihtiyaç vardır. (Eskimez Yeni)
İslamın diğer dinlerken önemli bir farkı, hakikat adına konuşma tekelini elinde bulunduran,ayrıcalıklı ve dokunulmazlığı olan bir din adamı sınıfına bu dinde yer olmayisidir. (Müslüman Kalarak Yenilenmek)
..ümidin beslendiği kaynakların başında ise hiç şüphesiz "dinler" gelmektedir. (Müslüman Kalarak Yenilenmek)
Bir kimse Allah yolunda savaşmadan veya en azından savaşmayı içinden geçirmeden ölürse, kendisinde münafıklıktan bir parça olduğu halde ölmüş olur.
Sahih i Müslim (Sünnet'ten Çağa Elli İki Mesaj)
... Kur’an’ın ölüler için değil, diriler için indirildiği ,inşallah, giderek daha iyi anlaşılacaktır. (Alternatif Hadis Metodolojisi)
Hakikati bulan , başkaları farklı düşünüyor diye, onu haykırmaktan çekiniyorsa , hem budala hem de alçaktır. Bir adamın" benden başka herkes aldanıyor " demesi güç şüphesiz ; ama sahiden herkes aldanıyorsa o ne yapsın ? (İslam Düşüncesinde Sünnet)
Müslümanlık çoğumuzun anladığı ve düşündüğü gibi namazla bitmez, tam aksine namazla başlar. (Eskimez Yeni)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/eskimez-yeni-m-hayri-kirbasoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)