# Fransızca Bilmiyorum - Katherine Mansfield Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Fransızca Bilmiyorum kimin eseri? Fransızca Bilmiyorum kitabının yazarı kimdir? Fransızca Bilmiyorum konusu ve anafikri nedir? Fransızca Bilmiyorum kitabı ne anlatıyor? Fransızca Bilmiyorum PDF indirme linki var mı?  Fransızca Bilmiyorum kitabının yazarı Katherine Mansfield kimdir? İşte Fransızca Bilmiyorum kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/fransizca-bilmiyorum-katherine-mansfield-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-28T15:00:15+03:00
- Güncelleme: 2022-05-28T15:00:15+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/28/katherine-mansfield-kimdir-katherine-mansfield-kitaplari-ve-sozleri-233147.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Katherine Mansfield 
 Çevirmen: Nihal Yeğinobalı 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750748226 
 Sayfa Sayısı: 48 
--reklam--
Fransızca Bilmiyorum Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
KATHERINE MANSFIELD, 1888’de Yeni Zelanda’nın Wellington kentinde doğdu. Yazar olmak amacıyla on dokuz yaşında İngiltere’ye yerleşti. İlk düş kırıklıklarını, karamsar öykülerinin yer aldığı In a German Pension (Bir Alman Pansiyonunda, 1911) adlı kitabında dile getirdi. Yeni Zelanda’daki aile anılarıyla çok güzel çağrışımlar içeren öyküsü “Prelüd”, Virginia ve Leonard Woolf’un yayınevi Hogarth Press tarafından yayımlandı. 1922’de yayımlanan Bahtiyarlık adlı kitabıyla yeteneğinin doruğuna ulaştı. 1923’te Fransa’nın Fontainebleau kentinde veremden öldü. Son öyküleri ölümünden sonra The Dove’s Nest (Kumru Yuvası, 1923) ve Some-thing Childish (Çocukça Bir Şey, 1924) adlı kitaplarda toplandı.
--reklam--
Fransızca Bilmiyorum Alıntıları - Sözleri
Bir şey elden gittiyse gitti demektir. Sona ermiş, bitmiştir. O zaman bırakın gitsin!
"Ben, insanların seyahat çantalarına benzediğine inanırım; içlerine bazı şeyler yerleştirilmiş, yola çıkarılmış, havaya fırlatılmış, yere çakılmış, kaybolup bulunmuş, ansızın yarı boşaltılıvermiş ya da tıka basa doldurulup büsbütün şişirilmiş, ta ki nihayet Sonuncu Hamal tarafından Sonuncu Tren'e bindirilerek tangır tungur yola düzülünceye kadar..."
Pişmanlık korkunç bir enerji israfıdır.
Ben, insanların seyahat çantalarına benzediğine inanırım; içlerine bazı şeyler yerleştirilmiş, yola çıkarılmış, havaya fırlatılmış, yere çakılmış, kaybolup bulunmuş, ansızın yarı boşaltılıvermiş ya da tıka basa doldurulup büsbütün şişirilmiş.
“Hayatta en sevdiğim şey balkonda çiçek görmektir madam.”
“Öyle bir öpüşme ki insanın üzgünlüğünü salt yatağa yatırmakla kalmaz, okşar, ısıtır, üstünü örter, iyice uykuya daldırıncaya dek kucağından bırakmaz. Oh! Nasıl da güzeldir böyle öpüşmeler!”
Ben,insanların seyahat çantalarına benzediklerine inanırım;içlerine bazı şeyler yerleştirilmiş,yola çıkarılmış,havaya fırlatılmış,yere çakılmış,kaybolup bulunmuş,ansızın yarı boşaltılıvermiş ya da tıka basa doldurulup büsbütün şişirilmiş,ta ki nihayet Sonuncu Hamal tarafından Sonuncu Tren’e bindirilerek tangır tungur yola düzülünceye kadar…
"Hayatta en sevdigim sey balkonda cicek görmektir madam."
"Görünmek... var olmak değil midir? Ya da var olmak... görünmek? Daha doğrusu kim, "Hayır, değildir," diyebilir?"
"Bir şey elden gittiyse gitti demektir. Sona ermiş, bitmiştir. O zaman bırakın gitsin! Görmezden gelin onu, eğer avunmaya ihtiyacınız varsa, yitirilen şeylerin asla geri gelmediğini düşünerek avutun kendinizi: Gelse bile yeni bir şeydir artık, her seferinde yeni, başka bir şeydir. Elinizden çıktığı anda değişime uğramıştır."
Esas yapmak istediğim şey olmayacak biçimlerde davranmaktı; soytarılar gibi.
Pişmanlık korkunç bir enerji israfıdır.
Yaşam konusunda neden böyle acı duygular besliyorum?
hem zaten ben bir şeylerin yakasını bırakamayan, peşlerinden koşup bağıran insanları hiç çekemem. bir şey elden gidince gitti demektir. sona ermiş, bitmiştir. o zaman bırakın gitsin! görmezden gelin onu, eğer avunmaya ihtiyacınız varsa, yitirilen şeylerin asla geri gelmediğini düşünerek avutun kendinizi: gelse bile yeni bir şeydir artık, her seferinde yeni, başka bir şeydir. elinizden çıktığı anda değişime uğramıştır.
İnsan ruhuna inanmam ben. Hiçbir zaman da inanmadım. Ben, insanların seyahat çantalarına benzediğine inanırım; içlerine bazı şeyler yerleştirilmiş, yola çıkarılmış, havaya fırlatılmış, yere çakılmış, kaybolup bulunmuş, ansızın yarı boşaltılıvermiş ya da tıka basa doldurup büsbütün şişirilmiş..
--reklam--
Fransızca Bilmiyorum İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Parisli Bir Gencin Hayatına Kısa Bir Bakış: Fransızca Bilmiyorum: "Düşünülürse, insanın çektiği acının sınırları yoktur.”
– Katherine Mansfield

1888’de Yeni Zelanda’da doğan yazar/Katherine-mansfield, dünya edebiyatının önde gelen öykücüleri arasında gösterilmektedir. Yazar olma hayalleriyle okyanusları aşıp İngiltere’ye yerleşen ve kısa bir süre içinde hayallerine kavuşan Mansfield, ne yazık ki erken denebilecek bir yaşta, henüz 35 yaşındayken yakalandığı verem hastalığından hayata veda etmiştir. Ardında çok sayıda öykü bırakan yazarın ayrıca 1904-1922 yılları arasında tuttuğu ve “kitap/bir-huzun-guncesi--30973” ismiyle dilimize de kazandırılan günlükleri mevcuttur.

İngiltere’de yazarlığa ilk adımlarını atmasının ardından İngiliz edebiyatının değerli yazarlarından yazar/Virginia-Woolf’un da dikkatini çeken Mansfield’ın “Prelüd” isimli otobiyografik öğeler içeren öyküsü Woolf’un eşiyle birlikte kurduğu Hogart Press Yayınevi tarafından yayımlanmıştır. Woolf’un yazar/james-joyce ve yazar/marcel-proust'la birlikte yazış şeklini beğendiğini söylediği nadir yazarlardan biridir ayrıca. kitap/bahcede-eglence--7346, kitap/olu-albayin-kizlari--7348, kitap/cocuksu-bir-sey--31571, Parker Ana’nın Hayatı gibi nispeten daha meşhur öykülerine ek olarak, başka birçok başarılı öyküsü bulunan Mansfield’i çok sevdiği yazar/anton-cehov'un halefi olarak görenler de çoğunluktadır.

Türkiye’de birçok yayınevi tarafından öykü kitapları yayımlanan yazarın bütün öykülerinin toplandığı “kitap/katiksiz-mutluluk--7347” isimli kitap İş Bankası Kültür Yayınları’nın Hasan Ali Yücel klasikler dizisi kapsamında yayımlanmıştır fakat güncel bir baskısı bulunmuyor (yeniden basılması dileğiyle). Can Yayınları ise daha önce yazarın birkaç öykü kitabını yayımlamıştı. Kısa bir süre önce ise Lacivert Klasikler dizisi içinde Katherine Mansfield’e 3 kitapla yer verdi. Fransızca Bilmiyorum isimli bu kitabın çevirmeni yazar/nihal-yeginobali . Diğer 2 kitap ise şunlar: kitap/1919--262081 ve kitap/gunes-ile-ay--261967 .

Mansfield, romandan uzak duran ve öyküyle aşk yaşayan yazarlardan biridir. Bu kadar fazla öyküsü olan nadir kadın yazarlardandır ayrıca kendisi. Öykülerinin birçoğunda kadın karakterler başroldedir ve okurlar olarak bizler o kadın karakterlerin türlü türlü dünyalarına girip çıkarız. Bazen hüzünlü bir öykü anlatır Mansfield bize bazen eğlenceli, kimi zaman da sıra dışı şeyler karşılar bizi öykülerinde, değişmeyen tek şey ise yazmadaki ustalığı. Yazarak kendini geliştiren ve kendisini usta öykücüler arasında anmamızı sağlayan yazarın başrolünde bir erkeğin olduğu öykülerinden birindeyiz bu kez.

Fransızca Bilmiyorum isimli bu öykünün başlığı Fransızca. Fransız Raoul Duquette isimli bir adam karşılıyor bizleri öykünün hemen başında. Kendisi bir cafede oturmuş bir şeyler içmekte ve çevresinde olan biteni izlemektedir. 26 yaşında, Parisli bir genç olan Raoul, ailesi ve çocukluğu hakkında pek fazla bir şey hatırlamayan ve geçmişini ardında bırakıp geleceğe bakmayı kendine hedef edinmiş bir karakterdir. Çaya düşkünlüğüyle bilinen Mansfield’in birçok öyküsünde birçok karakterin yaptığı gibi çay keyfi yapıp insanları gözlemlemektedir.

Hayat hikâyesinde büyük boşluklar olan ve sadece onu tanımamız gerektiği kadarını bizlere anlatan Raoul, ilginç bir kişiliktir ve büyük ihtimalle de bir eşcinseldir. Hatta bu sebeple bu karakteri, Mansfield’in başarısız erkek arkadaş girişimlerinden Francis Carco ile özdeşleştiren eleştirmenler mevcuttur.

Onun İngiliz arkadaşı Dick Harmon ise öykünün bir diğer karakteri. Londra’dan Paris’e gelen bu genç adam tıpkı Raoul gibi edebiyatla ilgilenmektedir. Tanışan ikilinin arasındaki ilişki kısa bir şekilde anlatılır ve ayrıklarının ardından yaşanan bir dizi olay da yine Raoul’un bakış açısından okura aktarılır. Dick’in yıllar sonra sevgilisi ile Paris’e geri dönmesi ve aralarında yaşanan ilginç olaylar silsilesine Raoul’un bütün kayıtsızlığıyla şahit olması ve tüm bu yaşananları öyküleştirmesi garip bir anlatı çıkarıyor ortaya.

Onlarca kısa öyküsü bulunan Katherine Mansfield’in öykü antolojilerini okumadan önce tekil olarak yayımlanan bu gibi kitaplarını okuyup yazım dili hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Fakat bu öyküden çok daha üst düzey öykülerinin bulunduğunu da belirtmek gerek.

Keyifli okumalar dilerim. (Bahri Doğukan Şahin) 
Genç yaşlardan öyküye ilgi duyan ve hayatı boyunca merkezine öyküyü alan bir yazar olan Katherine Mansfield’ın yazdığı öykülerden biri olan “Fransızca Bilmiyorum” yazarın üslubuyla ön plana çıkıyor. Post modern anlatılara yakın bir dil kullanımı ve yazarın tüm alanlarda kendi etkisini hissettirmesi, adeta bir kukla sanatçısı gibi karakterlerle oynaması, dikkat çekiyor.
 Öyküde belirtilmese de homoseksüel olduğu tahmin edilen bir erkeğin, heteroseksüel bir erkeğe karşı duyduğu umutsuz bekleyiş gerek benzetmelerle gerekse de iç konuşmalarla ustalıkla verilmiş.
 Yer yer Paris sokaklarında, cafelerinde bir gezinti edası da veren öyküde aidiyet, sadakat gibi metafizik ögeler hem mekanlar üzerinden hem de kişilerin diyaloglarıyla verilmiş. Özellikle mekanlardaki üslup çok etkileyici.
 Olay hikayesi ve durum hikayesinin tam arasında hafif postmodern anlatının da hissedildiği bu hikayeyi, iyi bir çeviriyle taçlandırılmış ustaca yazılmış bir öykü okumak isteyen herkese öneririm. (mete) 
Gerçekten çok fazla edebi, kurgu roman okumama rağmen bu kadar akıcı bu kadar hayattan cümleleri bu kadar içime işleyen bir kitap okumamıştım. Tesadüfi olarak okuduğunuz her cümlede kafanızı sallıyorsunuz. (Melissa Bodur) 
--reklam--
Fransızca Bilmiyorum PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Katherine Mansfield - Fransızca Bilmiyorum kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Fransızca Bilmiyorum PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Katherine Mansfield Kimdir?
Katherine Mansfield, 1888’de Yeni Zelanda’nın Wellington kentinde doğdu. Yazar olmak amacıyla 19 yaşında Yeni Zelanda’dan ayrılarak İngiltere’ye yerleşti. İlk düş kırıklıklarını, karamsar öykülerinin yer aldığı In a German Pension (1911, Bir Alman Pansiyonunda) adlı kitabında dile getirdi. Yeni Zelanda’daki aile anılarıyla çok güzel çağrışımlar içeren bir dizi öyküyü Prelude (Başlangıç) adıyla 1918’de yayınladı. Bunları ve öteki öykülerini bir araya getiren Bliss (1920, Mutluluk) ününü pekiştirdi. 1922’de yayınlanan The Garden Party (Garden Parti) adlı kitabıyla yeteneğinin doruğuna ulaştı. Yaşamının son beş yılında veremle mücadele ettikten sonra 1923’te Fransa’nın Fontainebleau kentinde öldü. Son öyküleri ölümünden sonra The Dove’s Nest (1923, Kumru Yuvası) ve Something Childish (1924, Çocukça Bir Şey) başlıklı kitaplarda toplandı.Şiirsel öğelerle süslü farklı bir düzyazı üslubu geliştiren Mansfield, psikolojik çatışmalar üzerinde odaklanan, incelikle işlenmiş öyküleriyle kısa öykünün bir edebiyat türü olarak gelişmesine önemli katkıda bulundu.
--reklam--
Katherine Mansfield Kitapları - Eserleri
Bahçede Eğlence
Koyda
Güneş ile Ay
Bahtiyarlık ve Diğer Öyküler
1919
Fransızca Bilmiyorum
Çocuksu Bir Şey
Ölü Albayın Kızları
Katıksız Mutluluk
Bir Hüzün Güncesi
Albüm Yaprağı
Yazgımı Öğrenmeliyim
Sinirsiz Adam
Bir Gece Vakti
Şarkı Söyleme Dersi
Ah Bu Rüzgar
Seçme Hikayeler
Yolculuk
Selected Stories
The Fly
Seçme Mektuplar
--reklam--
Katherine Mansfield Alıntıları - Sözleri
“İkimiz de öylesine bencil, öyle ben merkezli, kendi kendimizle öyle meşguldük ki kalbimiz de başka birine verecek tek bir köşe bile yoktu.” (Güneş ile Ay)
Görev edinme kararlılığında acıklı bir yan vardı. (Bahçede Eğlence)
En koyu karanlık güneş doğmadan az öncekidir. (Ölü Albayın Kızları)
Saklanabileceği, kendi başının çaresine bakabileceği, istediği kadar kalabileceği, kimseyi tedirgin etmeyeceği, kimsenin de onu huzursuz etmeyeceği hiçbir yer yok muydu yani? Şu dünyada hiçbir yer yok muydu doya doya ağlayabileceği - en sonunda? (Bahçede Eğlence)
.
O kadar derinlerdeyim ki, bir daha hiçbir şeyin beni yakalayabileceğini hayal edemiyorum.

... (Seçme Mektuplar)
ikimiz de öylesine bencil, öyle benmerkezli, kendi kendimizle öyle meşguldük ki kalbimizde başka birine verecek tek bir köşe bile yoktu (Güneş ile Ay)
Onun gözünde her şey öyle doğal ve öylesine kaçınılmazdı ki... (Bahtiyarlık ve Diğer Öyküler)
"Keşke," dedi alçak, dertli bir sesle, "keşke zehir içseydim de ölmek üzere olsaydım – şimdi, buracıkta!"
"Ama neden böyle diyorsun? Ben hayatta böyle bir şey söyleyemem."
"Seni çok fazla seveceğimi biliyorum da ondan – hesapsızcasına seveceğimi. Müthiş acı çekeceğimi de biliyorum Vera; çünkü sen beni asla, dünyada sevmeyeceksin." (Bahtiyarlık ve Diğer Öyküler)
“Bu hafızanızın iyi olduğunun kanıtı zarif bayan. Şimdi merak ettim, ayrıca bu oldukça ilginç bir tartışma konusu, -hafıza bir lütuf mudur, yoksa, bu kelimeyi kullandığım için affedin, bir lanet mi?” (Bir Gece Vakti)
"Ah, neden erkekler bu kadar güçlü?" diye bağırdı Viola. (Albüm Yaprağı)
"Ben, insanların seyahat çantalarına benzediğine inanırım; içlerine bazı şeyler yerleştirilmiş, yola çıkarılmış, havaya fırlatılmış, yere çakılmış, kaybolup bulunmuş, ansızın yarı boşaltılıvermiş ya da tıka basa doldurulup büsbütün şişirilmiş, ta ki nihayet Sonuncu Hamal tarafından Sonuncu Tren'e bindirilerek tangır tungur yola düzülünceye kadar..." (Fransızca Bilmiyorum)
"Güllere gelin! Zambakiara gelin!
Menekşelere gelin!" (Çocuksu Bir Şey)
Why did the photographs of dead people always fade so? wondered Josephine. As soon as a person was dead their photograph died too. (Selected Stories)
“kadınların içindeki iyilik ruhu kolay kolay ölmez…” (Güneş ile Ay)
Şu dünyada hiçbir yer yok muydu doya doya ağlayabileceği – en sonunda? (Katıksız Mutluluk)
İnsan ruhuna inanmam ben. Hiçbir zaman da inanmadım. Ben, insanların seyahat çantalarına benzediğine inanırım; içlerine bazı şeyler yerleştirilmiş, yola çıkarılmış, havaya fırlatılmış, yere çakılmış, kaybolup bulunmuş, ansızın yarı boşaltılıvermiş ya da tıka basa doldurup büsbütün şişirilmiş.. (Fransızca Bilmiyorum)
“İnsan yazar/lev-tolstoy’un kitap/anna-karenina--357’sını düşününce, yazar/ivan-sergeyevic-turgenyev’in bütün o kışkırtıcı omuzlu genç kadınları siliniyor, bir hiç oluyorlar.” (1919)
Niçin insan geceleri böyle değişik duygulara kapılır? (Bahçede Eğlence)
hem zaten ben bir şeylerin yakasını bırakamayan, peşlerinden koşup bağıran insanları hiç çekemem. bir şey elden gidince gitti demektir. sona ermiş, bitmiştir. o zaman bırakın gitsin! görmezden gelin onu, eğer avunmaya ihtiyacınız varsa, yitirilen şeylerin asla geri gelmediğini düşünerek avutun kendinizi: gelse bile yeni bir şeydir artık, her seferinde yeni, başka bir şeydir. elinizden çıktığı anda değişime uğramıştır. (Fransızca Bilmiyorum)
İnsanların elbise sandığına benzediğine inanırım - içine belli şeyler tıkılmış, yola çıkartılmış, ortalığa savrulup atılmış, fırlatılmış, saçılmış, yitirilmiş, bulunmuş, ansızın yarısı boşaltılmış, ya da şimdiye kadar olmadığınca tepeleme doldurulup şişirilmiş, taa en sonunda En Son Görevli onları kollarından tuttuğu gibi En Son Trene savuruncaya ve onlar takır takır uzaklaşıncaya kadar... (Katıksız Mutluluk)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/fransizca-bilmiyorum-katherine-mansfield-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)