# Geç Gelen Ağıtlar - Oruç Aruoba Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Geç Gelen Ağıtlar kimin eseri? Geç Gelen Ağıtlar kitabının yazarı kimdir? Geç Gelen Ağıtlar konusu ve anafikri nedir? Geç Gelen Ağıtlar kitabı ne anlatıyor? Geç Gelen Ağıtlar kitabının yazarı Oruç Aruoba kimdir? İşte Geç Gelen Ağıtlar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/gec-gelen-agitlar-oruc-aruoba-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-15T00:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-02-15T00:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/15/oruc-aruoba-kimdir-oruc-aruoba-kitaplari-ve-sozleri-152582.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Oruç Aruoba 
 Yayın Evi: Metis Yayıncılık 
 İSBN: 9789753425094 
 Sayfa Sayısı: 104 

Geç Gelen Ağıtlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Metis'te 1990 yılında de ki işte ile başladığımız Oruç Aruoba koleksiyonunu felsefe kitaplarının yanı sıra şiir ve şiirsel metinleriyle sürdürüyoruz. Geçen yıl Doğançay'ın Çınarları'nı yayımlamıştık ilk olarak. Kolleksiyona yeni basımlarını yaptığımız dört kitap ile devam ediyoruz. ol/an, kesik esin/tiler, Geç Gelen Ağıtlar ve sayıklamalar.

Geç Gelen Ağıtlar Alıntıları - Sözleri
Gülümsemen üzgün gibiydi, biraz küskün...
Tepe karanlıkta.
Kuşlar yüksekte
Çalı yorgun.
Yaprak kuru.

Deniz akar.
Hava soguk.

Su koyu.
Işık az.

Geçti.
Gitti.
orada ne kadar yağmur yağarsa yağsın
silik yüzünde gülümseme ıslanmayacak
Pırıltın şimdiden erişti karanlığıma uzaklardan..
"Aşk

Ney
in
göl
ge
si?"
"Biraz önce derinlere dalan bakışını gördüm.
Hüzünlerin içinde bir sevgi, lekesiz yatıyor"
Dok
un
dün
ya
ya
düş
ün
ce
nle
renk
ler
in
dok
usu
na
dok
un
"Hep sen miydin
her bahar gelen."
nasıl da
kayıp
gidiyor
her şey
bizi beklemeden
" Dok
un
dün
ya
ya
dü
şün
ce
nle"
YOK
UŞTAN
İN
ERKEN

Yavaş inersin yokuştan
Kar taneleri irileşirken
Kimler bakmış uzaktan
Yolunda hızla gelişirken

Hep ileri yürürken
Gözü kapalı güvenirken
Boyuna düştüğün tuzaktan
Sürünüp çıkmağa çalışırken

Adımların kısalmış
Işığını gece almış
Zamanın geçişirken
Artık anısı kalmış.
Sonra solgun renkleriyle geldi hüzün
Hızla geçip yammdan yitiyordu yüzün.
Sözlerimiz seni aradı
ama duvarda bir yazı vardı.
Güneşten düştü bir ışın karardı.
Bir kapı çarpıldı karanlıkta, kapandı
Sözlerimiz seni aradı
ama duvarda bir yazı vardi.
Güneşten düştü bir ışın, karardi.
Bir kapı carpıldı karanlıkta, kapandi.
Gozlerimiz bulandi.
Sevgimiz
kala
kal
di.
Sanki tek iççekişle tüm dünyayı dolduran
hüzünlü nefessin.

Geç Gelen Ağıtlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Birlikte güneşi batırmıştık seninle
Artık damlalarla, iniltiyle gelecek gece
Sildim bütün renkleri incecik elinle
Kaldım kara sözcüklerle, hece hece
he
ce
le
dim -
ke
ke
le
dim:
Din
me
di-----"

Bitmeyen bir sızı hissettiriyor bu hecelemeler okurken. Bilinmedik bir iletim haliyle aktarıyor okura kendini Aruoba. Kelimeler üzerine düşünüyor, onlarla oynuyor, bölüyor, yeni anlamlara, yeni biçemlere uyduruyor kafasında dönüp duran kışları ve güneşleri. Farklı bir şiir anlayışı ile hazırlanmasına rağmen okumaya değerdi ve içindendi hayatın. (Ebru) 
"Heceleme beni artık Allah'ım. Bırak okunaksız kalayım" diyen kitap: Ben
bu
ya
zı
şek
lin
den
hiç
bir
şey
ANLAMADIM ...

Şiir...
Söylenmesi ne kadar kolay bir kelime değil mi? Tek nefeste çıkıyor insanın ağzından. Peki ya aynı şekilde tek nefeste de yazılabilir mi dersiniz bir şiir? Diyelim ki yazıldı, ona şiir demeye diliniz varır mı sizin?
Benim varmaz.

Nedir şiir?
Nasıl olmalıdır?
En güzel nasıl yazılır?
diye sorsam belki de cevap veren sayısı kadar farklı tarifler atılır ortaya. Herkes kendi edebiyat anlayışına göre tanımlar yapar, güzel anlayışını yansıtır, estetik zevkine göre yorumlarda bulunur. Peki tanımı bile tek bir cümleyle kısıtlandırılamıyorken, tek bir kalıba sığdırmak mümkün müdür şiiri?

Bir kalıba sığdırmak bence şiirin mantığına ters, mümkün değil ama bir tanım yapmada da mahsur yoktur umarım diye düşünerek ufak bir tanım da ben ekleyeceğim.

Şiir kelimesi Arapça'da şe'a'ra kökünden gelir, yaygın olarak "hissetmek" ve "anlamak" manalarında kullanılır. Yani hissedilerek okunan, yazılan şeydir.
Bu yüzdendir ki şiirde yapıdan önce her zaman bir yaşantı arıyorum. Ufacık bir yaşantı sezdiğimde ise birden şiirin içinde buluyorum kendimi. "Hissediyorum". Mısralar elimden tutup beni bir şiir sokağında gezintiye çıkarıyor sanki. Ruhum besleniyor o esnada. Bundan dolayı da en değer verdiğim kitap türüdür. Yapısal olarak ise ister nesir şeklinde olsun, ister dörtlük, isterse beyitler halinde; yaşantıyı hissettiğim an bunların hiç birisi gözüme gelmez. Ancak bu kitapta ilk kez şöyle bir şey yaşadım, alt alta yazılmış heceleri yan yana getirip cümleler oluşturmaya çalışırken, şiirdeki manadan uzaklaştım ve tek odak noktam hecelerden cümle kurmak oldu.

Kitabın yarıdan fazlası şu şekilde şiirlerden oluşuyor.
"Al
dan
ma
dan
al
dat
ma
dan
ne
ne
re
de
n "

Sıra dışı bir teknik olduğu için kimilerinin çok hoşuna gitmiş olabilir, ancak ben gerçekten okumakta çok zorlandım ve okuduğum cümleleri ikişer üçer defa okumak zorunda kaldım ki anlamlandırabilmek için. Zor bir yazım şekli olduğunu düşünüyorum ve hoşlanmadım. Kelimeleri tek tek alt alta dizerek yazılan şiir türlerinden bile hoşlanmazken hecelerin bu şekilde yazımı beni çok yordu. Şiirlerdeki içerik hakkında da yorum belirtmek isterdim ama yazı şeklinin beni anlamdan kopardığı için ona yorum yapamayacağım. Okuyacak olanlara kolaylıklar dilerim.

Şunu da eklemek istiyorum, Aruoba'nın elimdeki diğer kitaplarında böyle bir yazı türüne rastlamadım, yalnızca bu kitabında bu denli yoğun olduğunu gördüm. Farklı bir tarzı var, yalnızca göz gezdirmeme rağmen diğer kitapları oldukça ilgimi çekti. Okunmaya değer bir isim olduğunu düşünüyorum. Okumak isteyenlere başka kitaplarından başlamalarını tavsiye ederim.
Keyifli okumalar... (Büşra T.) 
Oruç Aruoba ile tanıştığım ilk kitabı. Sabah okumaya başladım, bu akşam bitti. 2 parçada okunabilecek bir kitap. Fakat benim tercihim, bu tarz kitapları vakit buldukça -bazen 5 dakika olur bazen 1 saat- açıp açıp tekrar tekrar okumak. O mısraları tekrar yaşamak.

Oruç Aruoba'nın daha önce şiirlerine rastlamıştım. Ve fazlasıyla beğenmiştim. 5-6 kelimelik şiirlerinin içinde boğulmuştum. Tekrar tekrar okuyup içinden derin anlamlar çıkartıyorken bulmuştum kendimi. Bu kitabında, önceden okuduğum o satırları kadar yoğun duygular yaşayamadım. Galiba "İle", "De ki İşte", "Yakın" gibi diğer eserlerini de okumam gerekiyor.

Şunu da söylemek gerek. Genelde okuduğumuzun, alışılagelmişin dışında bir üslubu, yazım şekli var. O sebeple ilk başta bir "ne oluyoruz ya" havası yaşatıyor okuyucuda. Felsefeci ve akademisyen olmasıyla alakalı bir durum olsa gerek. İçinde olan birkaç şiir var ki beni defalarca kez düşünmeye itti. Bazı şiirler vardır okuduğunuzda derin bir duygu yaşarsınız ve anlatılmak istenen şey size saniyeler içinde yansır. Bu öyle değil işte. En azından benim için öyle olmadı. Okudum. Hissettim. Ve içinde farklı anlamlar buldum. Sonra tekrar okudum. Hissettim. Ve yine bir anlam peşinde buldum kendimi. O açıdan benim hoşuma gitti.

"Nasıl da çabucak git
ti
bit
kiler doya
madan
şimdi aydınlık
cılız pembeler
de
renk
siz

orada
in
ce
ci
k

ge
ce
ge
l
se

se
n." (silvio palth) 

Kitabın Yazarı Oruç Aruoba Kimdir?
Ortaöğrenimini Ankara TED Kolejinde tamamladıktan sonra, Hacettepe Üniversitesine devam eden Aruoba, psikoloji bölümünden lisans ve yüksek lisansını aldı. Yine aynı üniversitede felsefe bilim uzmanı oldu. 1972 ve 1983 yılları arasında öğretim üyesi olarak görev yapan yazar, felsefe bölümünde doktorasını da tamamladı.

Aruoaba, 1976 yılında başlamak üzere bir yıl süreyle Almanyadaki Tübingen Üniversitesinde felsefe semineri üyeliği yaptı. Ayrıca 1981de Yeni Zelandaya giden yazar, Victoria Üniversitesinde konuk öğrenim üyeliğinde bulundu. 1983 yılında akademisyen olarak çalışmayı bırakıp üniversiteyle ilişiğini kesti. Bu dönemde İstanbul'a yerleşti ve çeşitli basın organlarında yayın yönetmenliği, yayın kurulu üyeliği ve yayın danışmanlığı yaptı. Ağırlıklı olarak yazı ve çeviri işleriyle uğraşan Aruoba'nın çalışmaları saygın edebiyat dergilerinde yer aldı.

Akademisyen olarak başladığı kariyerine yazar ve çevirmen olarak devam etmiş, edebiyata ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli düşünürlerden biridir. Hume, Rilke, Wittgenstein, Nietzsche, Von Hentig, Başo ve Celanın eserlerini Türkçeye çevirerek literatüre kazandırmıştır. Özgün ve yalın bir stille yazdığı haiku tarzındaki şiirleri yediden yetmişe bir çok okuyucuya ulaşmış ve sevilmiştir. Aruoba, aforizmalara dayalı felsefi metinleri oldukça başarılı bir biçimde kaleme almış ve Türkiye'nin Nietzschesi olarak anılmıştır.

Epistemoloji, etik, Hume, Kant, Kierkegaard, Nietzsche, Marx, Heidegger ve Wittgenstein konuları üzerine çalışmalar gerçekleştiren Aruoba, bu çalışmalarına günümüzde devam etmekteydi. Özellikle şiir sanatına yönelmiş ve Heidegger’in şiire yaklaşımını; “Ona göre insanın temel sözü şiirdir. Çünkü insan yaşayan, dünyanın içinde olan, diğer insanlarla ilişkisini dil aracılığıyla kuran varlıktır. İnsanın bütün etkinliklerinde yer alan, içinde yaşadığı dil ile (tarihsel olarak da) içinde yaşadığı varoluş arasında kurduğu temel anlam ilişkisi, şiirde ortaya çıkar. İnsanın bilinen bütün tarihi boyunca çeşitli biçimlerde görülen “şiir” adı verilen dilsel kuruluşlar, bu temel ilişkiyi ortaya koymaya (dile getirmeye) çalışan insan yöneliminin ürünleridir. Heidegger de buna ulaşmaya, (anlamlandırmaya, yorumlamaya) insanın dünya ile ve diğer insarlarla olan ilişkisini ilk biçimiyle yeniden kavramaya çalışır.” sözleriyle açıklamıştır.

Aruoba, Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rainer Maria Rilke, Von Hentig, Paul Celan ve Matsuo Bashō gibi düşünür, yazar ve şairlerin eserlerini de Türkçeye kazandırmıştır. Bir dönem Açık Radyoda Filozof Dedikoduları isimli programı da hazırlayıp sunan Aruoba, Wittengstein'ın eserlerini Türkçeye ilk çeviren kişi olarak da bilinmektedir. Aynı zamanda Aruoba, Japon edebiyatı kökenli bir şiir türü olan haiku’nun, Türk edebiyatındaki temsilcilerinden de biridir. Yazar, Nietzsche’nin “Antichrist” eserini de Almanca’dan Türkçe’ye kazandırmıştır

Felsefe Sanat Bilim Derneği’nin her yıl düzenlediği “Assos’ta Felsefe” etkinliklerine konuşmacı olarak katılan yazar, “Felsefenin Hayvanına Ne Oldu?”, “Bilim ve Din” gibi birçok başlıkta sunumlar gerçekleştirmektedir. Ayrıca, Füsun Akatlı Kültür ve Sanat Ödülü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen sempozyuma da konuşmacı olarak katılmıştır.

Oruç Aruoba, 2006 ve 2011 yıllarında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü yarışmasında Füsun Akatlı, Ahmet Cemâl, Doğan Hızlan, Nüket Esen, Orhan Koçak, Nilüfer Kuyaş ve Emin Özdemir ile birlikte seçici kurulda yer almıştır.

Aruoba’nın şiirlerinde kullandığı üslup ve noktalama işaretlerinin edebiyat kurallarının dışında olmasına rağmen bu durum akademik çevrelerce sanatçının üslubu olarak değerlendirmiştir.

ESERLERİ

Tümceler, Bir Yerlerden Bir Zamanlar, 1990, Metis Yayınları
De ki İşte, 1990, Metis Yayınları
Yürüme, 1992, Metis Yayınları
Hani, 1993, Metis Yayınları
Ol/An, 1994, şiir, Metis Yayınları
Kesik Esin/tiler, 1994, şiir, Metis Yayınları
Geç Gelen Ağıtlar, 1994, şiir, Metis Yayınları
Sayıklamalar, 1994, şiir, Metis Yayınları
Uzak, 1995, Metis Yayınları
Yakın, 1997,Metis Yayınları
Ne Ki Hiç, 1997, haikular, Varlık Yayınları
İle, 1998, Metis Yayınları
Çengelköy Defteri, 2001, Metis Yayınları
Zilif, 2002, Sel Yayınları
Doğançay’ın Çınarları, 2004, şiir, Metis Yayınları
Benlik, 2005, Metis Yayınları
Meşe Fısıltıları 2007, Metis Yayınları
David Hume’un Bilgi Görüşünde Kesinlik, 1974
Nesnenin Bağlantısallığı (Hume – Kant- Wittgenstein), 1979
A Short Note on the Selby-Bigge Hume, Tebliğ, Edinburgh, 1976
The Hume Kant Read, Tebliğ, Marburg, 1988

Oruç Aruoba Kitapları - Eserleri
Yürüme
De ki İşte
Yakın
İle
Uzak
Sayıklamalar

Ol / An
Hani
Benlik
Meşe Fısıltıları
Kesik Esin/tiler
Geç Gelen Ağıtlar
Tümceler

Çengelköy Defteri
Zilif
Olmayalı
Doğançay'ın Çınarları
Ne ki Hiç
Ne
101 Soruda Nutuk

Oruç Aruoba Alıntıları - Sözleri
- Tersi : ateşini ne kadar kolaylıkla yakmışsan, o kadar geçici olur o da; seni
de o kadar az ısıtır ...
Şunu bil: ancak zorlukla yakılan ateş, temelden, gerçekten, yanar- ve ısıtır ...
Ateşinin kolayına kaçamazsın.. (Yakın)
Yorgunuz artık
Göremeseniz de
Yapraklarımız ağır
Dallarımız bezgin (Doğançay'ın Çınarları)
"Aşk

Ney
in
göl
ge
si?" (Geç Gelen Ağıtlar)
Yabancı bir ülkenin güdümüne girmeyi istemek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü, uyuşukluğu benimsemekten başka bir şey değildir. (101 Soruda Nutuk)
O, şimdi uyumuyor mu : uyumuyorsa, beni düşünüyor olsa (Uzak)
"Bitirmek istemiyorum; ama, belki, sürdürdüğüm, bitmiş birşeydir" diye düşünmüştüm. (İle)

Ben, çünkü, yaşamamam gereken bir yaşam yaşamışım, demek ki.
Aykırı yaşamışım. (Benlik)
İlişki,bağlılık olmalıdır;bağımlılık değil... (İle)
Toprağı sorun bize
Karanlığı, acıyı, hiçi
İsterseniz ölümü de
Hepsini çekinmeyiz

Ya da kendinizi sorun.
Kimiz biz, neyiz diye
Nereden geldik buraya
Niye buradayız, diye

Yanıt veririz size
Niçin, neden, niye
Tam bize uygundur
Uzun soruya uzun yanıt

Yeter ki sorun
Ama sormuyorsunuz
Susuyoruz biz de
Susarız sorulmayınca (Doğançay'ın Çınarları)
Yaşamı düğümlemeden çözemezsin. (De ki İşte)
Ama içinde iğrenç bir boşluk vardı, artık hiçbir kaygı duymuyordu, hiçbir arzu; varoluşu zorunlu bir yüktü ona. Öylesine yaşayıp gitti. (Uzak)
Benim umutsuz yolum
bittiği yerde başlar (Sayıklamalar)
"Hey koca şehir- uzaktan ne güzelsin; yakındansa,..." (Çengelköy Defteri)

Son satır: O yok –
onun gelmeyişinde de
ne karlar var. (Ne ki Hiç)
Her günümüz
son günümüzdür. (Yürüme)
Sözlerimiz seni aradı
ama duvarda bir yazı vardı.
Güneşten düştü bir ışın karardı.
Bir kapı çarpıldı karanlıkta, kapandı (Geç Gelen Ağıtlar)
Yitsinler artık –
kafanda boşluklar
içinde hiçlikler. (Ne ki Hiç)
Sevişerek
batırdık Güneş'i –
Ay karşıladı bizi. (Ne ki Hiç)
YOK
UŞTAN
İN
ERKEN

Yavaş inersin yokuştan
Kar taneleri irileşirken
Kimler bakmış uzaktan
Yolunda hızla gelişirken

Hep ileri yürürken
Gözü kapalı güvenirken
Boyuna düştüğün tuzaktan
Sürünüp çıkmağa çalışırken

Adımların kısalmış
Işığını gece almış
Zamanın geçişirken
Artık anısı kalmış. (Geç Gelen Ağıtlar)
İnsan
yeryüzünün
döküntüsüdür. (Sayıklamalar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/gec-gelen-agitlar-oruc-aruoba-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)