# Geç Kalmış Ölü - Mehmet Eroğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Geç Kalmış Ölü kimin eseri? Geç Kalmış Ölü kitabının yazarı kimdir? Geç Kalmış Ölü konusu ve anafikri nedir? Geç Kalmış Ölü kitabı ne anlatıyor? Geç Kalmış Ölü kitabının yazarı Mehmet Eroğlu kimdir? İşte Geç Kalmış Ölü kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/gec-kalmis-olu-mehmet-eroglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-02T06:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-03-02T06:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/02/mehmet-eroglu-kimdir-mehmet-eroglu-kitaplari-ve-sozleri-165308.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mehmet Eroğlu 
 Yayın Evi: İletişim Yayıncılık 
 İSBN: 9789750516184 
 Sayfa Sayısı: 282 
--reklam--
Geç Kalmış Ölü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ayhan, Zafer'i arıyor. Issızlığın Ortasında romanının ertesindeyiz. İskenderun gibi büyülü bir şehirde. Ayhan, yine hatırlıyor, intiharı düşünüyor, arkadaşını soruyor. Gece, günbegün koyulaşıyor. Devrime inananlar ve inanır gibi görünenler. Parayı konuşanlar, mağluplar ve debelenenler. Nemli gözlü kadınlar, türlü hoyratlıklar, hayatın bitmez tükenmez pisliği…Mehmet Eroğlu, devrimcilerin büyük romanını anlatmayı sürdürüyor. Kaderini, memleketin kaderiyle bir gören, hayatını ancak ve sadece kurtarıcılıkla anlamlandıran devrimciler... Geç Kalmış Ölü, 1985 yılında Madaralı Ödülü'nü ve Orhan Kemal Armağanı'nı kazanan bir roman.Geç Kalmış ÖlüSonun başlangıcı! Bu basmakalıp, ama trajik olmaya özenmiş benzetmeye sessizce gülüyorum. Trajik olmak; eski huyum. Yine de her şeyin bir başlangıcı ve sonu olmalı. Sonun başlangıcı, Ankara'dan ayrılmam. Sonun sonu ise, bu sabaha karşı, saat beşte, İskenderun'da bu otel odasında noktalanacak...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Geç Kalmış Ölü Alıntıları - Sözleri
Huzur veren bir karanlığa muhtaçtım..
“Evet kahraman bendim. Kaderimi, bilincimi, inancımı zorlayan bendim. Kaderimle kendimi, evrenle beynimi karşı karşıya bıraktım. ”
“Her şeyi dramatikleştirip büyüterek, kavganın büyüklüğüne, hayatımın gerçekliğine kendimi inandırdım. Bir neden! Artık bir nedenim var. Ancak şimdi de kaçmak isteyen bir beynin, sıradan bir serüvene dönüşen hayatın tutsağıyım.”
Şimdi bile gözlerimi kapasam yüzünü hatırlayabileceğimden emin değildim. Ama yine de ona baktığımda, sanki onu çok önceden tanıyormuşum gibi garip bir duyguyla ürperiyordum.
Huzur veren bir karanlığa muhtaçtım.
"sınıfı, kültürü, kökü meçhul biri olmak." bilmiyorum. ama yine de teslim olmamam gerektiğini hissediyorum. direnecek gücüm kalmamışken teslim olmamak, alçaklığı kabullenmemek?
Kendimi zamanın her şeyi unutturan kollarına bıraksam beynimdeki sorulardan kurtulabilir miydim?
Huzur veren bir karanlığa muhtaçtım.
Işığı perdeleri kapattıktan sonra açtım.
Bakışlarımı çığlık üzerine çığlık savuran gözlerinden alamıyordum.
Siz hangi gerçeği arıyorsunuz?Yaşanan gerçeğimi,yoksa duymak istediğinizi mi?
Bense gittikçe belirsizleşen, bilinci ve yaşama içgüdüleri kaybolmuş bir hayaldim.
Her çılgınlığımın ince,anlaşılması zor olsa da bir tutarlığı vardı.
Hayatı beynin kıvrımlarından koparıp bir şimşeğin çakıp sönmesi kadar kısa süren düşüncelere sığdırmak mümkün değil. Hayat, beynimin kıvrımlarından daha geniş. Her seferinde, her sınavda birdenbire önümde beliren, yüksek ve aşılmaz duvara benzeyen gerçekler bunu kanıtlamadı mı? Ama ben hayatı düşüncelerimde şekillendirdiğim gibi yaşamaya kalktım. Düşündüğüm, istediğim ve düşlediğim gibi.
Oysa çöldeki insanlar yapayalnızdır;yeryüzündeki bütün insanlardan daha çok birine muhtaçtır.Arap ırkı binlerce sene böylesine bir yalnızlığa dayanmıştır.
--reklam--
Geç Kalmış Ölü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"ŞİMDİYE AİT DEĞİLİM BEN..": Ayhan'ım,Zafer 'i arıyorum.
Ya da Zafer belki de ismim..
Kaybedilmiş kavgaları yeniden kazanmak için..
Sırtımda dayanılmaz bir ağrıyla, Iskenderun'da, bir otel odasında..
Ya da Adana -Antep arası sefer yapan eski bir otobüste..
Insanların ortasında ama yapayalnız, onu mu arıyorum kendimi mi?..

Içimde dalga dalga büyüyen intihar mı devrim mi ?
Geçmişimi kaybetmişken geleceğimi bulamıyorum.
Bildiğim tek bir şey var; artık dünyaya sığamıyorum..
Çözdüğümü sandıkça zorlaşan bir bilmecenin tam ortasındayım.
"Şimdiye ait değilim ben. Sonsuzluğa varmalıyım.."

Tanrı olmaya çalışırken Tanrı'dan sürekli yardım isteyen çaresiz, ölçüsüz bir adamın, tutkularının sınırsızlığında yuvarlanışının hikayesi.

12 Mart sonrası.
Kurulan yarı askeri bir yönetim, kırpılan özgürlükler, insanlığın yüz karası olarak hatırlanacak idamlar, işkenceler, kaybolan (!) insanlar.. farklı bir zaman diliminden yüreğimize ulaşan hikayeler..

Mekan olarak baş rolde Iskenderun var.

Derin karakter tahlillerine pek rastlamadım. Buna rağmen diyaloglardan oldukça keyif aldığımı söyleyebilirim. Bu okuduğum ikinci kitabıyla net olarak anladım ki, yazarın dilini çok beğeniyorum. Kurgu, sonlara doğru vurucu hâle gelse de tuhaf bir şekilde kendini okura bağlayan satırları var.

1985 yılında hem Orhan Kemal Armağanı'na hem de Madaralı Roman Ödülü'ne layık görülen kitap ,içerisinde oldukça zengin etnik ve kültürel motifler barındırıyor. Iskenderun bu anlamda çok başarılı bir seçim olmuş. Farklı karakterler, inançlar, hayatlar çok keyifli bir şekilde iç içe boy gösteriyor.

"Ben hep Ayhan 'dım, hiç Zafer olmadım.."

Keyifli okumalar..:) (Liliyar) 
Arkadaşını aramak için yola çıkan Ayhan’ın öyküsü..
Evet, kitap böyle başlıyor, ama bu arayışın yolculuğu korkunun ve cesaretin kokusuyla tütüyor..
Öyle bir arayış yolculuğu ki, insanın kendisiyle yüzleşmesi, hesaplaşmasıyla birlikte, kendi arayışına dönüşmesini ve ardından kendini bulmasını anlatan derin, duygulu bir yolculuk öyküsü...
Aslında henüz okumadığım Issızlığın Ortasında adlı romanın devamı niteliğindeymiş.
Uzun zamandır beni böylesine etkileyen bir kitap olmamıştı, hiç bitmesin istedimmm..
Yeni okumaya başladığım Eroğlu, aynı zamanda hem müzik adamı hem de senaryo yazarı. Oniki Eylül ertesinde yasaklı yazarlar arasında yer almış olmasına rağmen, sonrasında birçok romanı ödül almış. Bu kitabı da; 1985 Orhan Kemal Roman Armağanı ve 1985 Madaralı Roman ödülü almış.
Roman okurlarına kesinlikle tavsiye ediyorum.

Kitap ile ilgili bana göre muazzam bir yorum yapan @C3R3LE okurun incelemesine mutlaka bir göz attın. Muazzam bir yorum... (AsiRuh) 
Issızlığın ortası adlı ilk romanın devam kitabı olan geç kalmış ölü mehmet eroğlunun okuduğum ilk kitabıdır... uzun yıllar sonra tekrar okumak Ayhan'ın kendi iç hesaplaşmasını daha iyi anlamam bakımından iyi oldu...araya giren uzun yıllardan sonra kitaba daha farklı bir gözle bakmamı sağladı... (Ali K.) 
--reklam--
Kitabın Yazarı Mehmet Eroğlu Kimdir?
Mehmet Eroğlu (d. 2 Ağustos 1948, İzmir) Türk yazar, senarist, romancı.

Yazar, 2 Ağustos 1948 günü İzmir'de dünyaya geldi. Edebiyat öğretmeni olan babası Farik Eroğlu'nun tayinleri sebebiyle ilkokul döneminde birkaç şehir ve okul değiştirdikten sonra İzmir Karşıyaka'daki Ankara İlkokulu'nu 1960 yılında bitirdi. Daha sonra İzmir Maarif Koleji'nde (bugünkü adıyla Bornova Anadolu Lisesi) 7 yıl boyunca kesintisiz olarak yatılı okudu. Liseyi bitirdiği 1967 yılında ODTÜ Müh. Fak. İnşaat Mühendisliği Bölümüne girdi; öğrenciliği sırasında Öğrenci Derneği Başkanlığı yaptı.

1971 yılında üniversiteden mezun olan Eroğlu, mezun olduğu sırada 12 Mart Darbesi sonucu kurulan sıkıyönetim mahkemesinde Dev-Genç Davası nedeniyle yargılanmaya başladı. 1972 yılında dava devam etmekteyken evlendi. İki yıl süren dava sonucunda TCK'nın 141-142 maddesine muhalefetten 8 yıl ağır hapis ve 2 yıl sürgün cezasına mahkûm edildi. Sonuç kesinleşmeden 1974 genel affıyla mahkumiyeti ortadan kalktı. Bu tarihten sonra mühendislik yapmaya ve roman kaleme almaya başladı, 1974 yılında bir kızı dünyaya geldi. 1989 yılında bir devlet bankası olan Turizm Bankası'ndaki 15 yıl sürdürdüğü görevinden siyasi baskılar sonucu ayrıldıktan sonra mühendislik kariyerine ve yazarlığa devam etti. Sadece yazmak ve bir sivil toplum örgütünde gönüllü çalışmak amacıyla mühendislik yaşamını 1999'da noktaladı. 1999'dan bu yana Uğur Mumcu Gazetecilik Araştırmaları Vakfı'nda yazarlık seminerleri vermeyi sürdüren yazar, romanlarının yanı sıra televizyon dizisi ve sinema filmi senaryoları yazmıştır.

İlk romanı Issızlığın Ortasında 1976 yılında tamamlandı ve 1979'da Milliyet Roman Ödülü'nü kazandı ancak 1980 Darbesi sonucunda kitap sakıncalı bulunarak yayınevi tarafından basımına son verildi. Birincisinin devamı niteliğindeki ikinci kitabı Geç Kalmış Ölü de aynı gerekçeyle uzn süre basılamadı. Her iki kitap da 1984 yılında yayımlandı ve ikisi birlikte hem Orhan Kemal Roman Armağanı'na hem de Madaralı Roman Ödülü'ne layık bulundular.

Yazar, 1968 kuşağını anlatmaya "Yarım Kalan Yürüyüş" (1968); "Adını Unutan Adam"(1989) kitaplarıyla devam etti. 1994'te yayımlanan "Yürek Sürgünü" adlı romanından sonra roman yazmaya 5 yıl ara verdi, senaryo yazmaya eğildi ancak senaryo çalışmalarının sonuçlarından memnun kalmadığını ifade etmiştir. 2000 yılından itibaren art arda romanlar yayımlamayı sürdürdü.

Yazar, kendisini "İnsan yaratılışının gölgeli alanlarında boy atan temaları yazan bir yazar olarak tanımlamaktadır."
--reklam--
Mehmet Eroğlu Kitapları - Eserleri
Adını Unutan Adam
Issızlığın Ortası
Kusma Kulübü
Belleğin Kış Uykusu
Düş Kırgınları
Yüz: 1981
--reklam--
Fay Kırığı - 1: Mehmet
Zamanın Manzarası
Yarım Kalan Yürüyüş
İyi Adamın On Günü
Geç Kalmış Ölü
Kıyıdan Uzakta
Fay Kırığı - 2: Emine
--reklam--
Fay Kırığı - 3: Rojin
Yürek Sürgünü
9,75 Santimetrekare
Kötü Adamın On Günü
Meraklı Adamın On Günü
Mermer Köşk
Edebi Aforizmalar
--reklam--
Kendi Hayatında Ölme Vakti
Devlet Adamı ve Güvenilirlik
--reklam--
Mehmet Eroğlu Alıntıları - Sözleri
Sürekli bir eksiklik duygusu, zaman zaman akla gelen, uysal bir diş ağrısına benzeyen acı: Unutmak buydu. (Yarım Kalan Yürüyüş)
"Budalalarla bozuk saatler birbirlerine benzerler," dedim. "Doğruyu bulmaları sadece bir rastlantıdır." (Kusma Kulübü)
"Sözcüklerin önce seslerini, ardından anlamlarını yitirdim; tıpkı ateşin üstüne dökülen su damlaları gibi beynimde buharlaşıp
yok oldular.." (Yürek Sürgünü)
Her insan ,sanki yazgisina hukmedecekmis gibi ,kendi hayatinin en önemli varlığı olmayı dener !!!! (Yüz: 1981)
Işığı perdeleri kapattıktan sonra açtım. (Geç Kalmış Ölü)
"Bazı psikologlar cesaretin, ki cesaret bir anlamda insanın hayatını sürekli tehlikeye atmasıdır, özünde intihar dürtüsü olduğuna inanırlar." (Yarım Kalan Yürüyüş)
--reklam--
"Yalnızlığa katlanamayan birisinin Tanrı’yı kıskanmaya yeltenmesi affedilmez bir budalalık değil mi sence?" (Kusma Kulübü)
Çoğu aşkın büyüsü, cinsel merakın giderilmesiyle sona erer (Fay Kırığı - 3: Rojin)
“Amaçsız bir insan eninde sonunda değersiz insana mı dönüşür? Bizleri insan yapan nedir?” (Belleğin Kış Uykusu)
Yalnızlıkla yoğrulmuş bir ıssızlığın ortasındaydım.. (Kusma Kulübü)
"Anlamını çözdüğümüzde bir işe yaramadığını keşfettiğimiz yararsız bir
bilmece. " (9,75 Santimetrekare)
İnsan kendine acımaktan vazgeçince gerçek acımayı öğreniyor olmalıydı. (Kusma Kulübü)
Geçmişin sessizliği, servi ağaçlarının arasında -belki de her şeye rağmen yaşayabileceğimizi hatırlatırcasına- öylece duruyor. (Kıyıdan Uzakta)
--reklam--
“Ya leyn, ya ayn”
“Karışmış birbirine gecem ve düşüncem, demek. Hatırladın mı?” (Adını Unutan Adam)
Saklamayacaktım: Eninde sonunda her insan kalbi kırık bir palyaço değil midir? (İyi Adamın On Günü)
İnsanın en değerli şeyi özgürlüğüdür. Bu yüzden herkes ona saldırır. (Kıyıdan Uzakta)
Bazen birini o kadar çok severiz ki, kendimizi sevmeyi unuturuz. (Edebi Aforizmalar)
Dilsiz sanılır ama ruh kendini hep beden yoluyla ifade eder (Fay Kırığı - 3: Rojin)
Kendimi zamanın her şeyi unutturan kollarına bıraksam beynimdeki sorulardan kurtulabilir miydim? (Geç Kalmış Ölü)
İnsan mezarının yerini seçince yurdunu da seçmiş olur.. (Zamanın Manzarası)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/gec-kalmis-olu-mehmet-eroglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)